Enbiyâ suresi

Enbiyâ suresi, 46. ayet

Enbiyâ suresi, 46. ayet. وَلَئِن مَّسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِّنْ عَذَابِ رَبِّكَ لَيَقُولُنَّ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

veleim messethüm nefḥatüm min `aẕâbi rabbike leyeḳûlünne yâ veylenâ innâ künnâ żâlimîn.

Diyanet İşleri

Andolsun, onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa, muhakkak "Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik" diyeceklerdir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enbiyâ 43–49 · surenin 46. ayeti / 112

Konu Her nefis ölümü tadacak; adalet terazileri Enbiyâ 34–47 3

  1. Enbiyâ 43

    Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilahları mı var? O ilah edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. Zaten onlar bizden de yardım görmezler.

  2. Enbiyâ 44

    Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O halde, onlar mı galip gelecekler?

  3. Enbiyâ 45

    De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum." Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.

  4. 46

    Andolsun, onlara Rabbinin azabından hafif bir esinti dokunsa, muhakkak "Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik" diyeceklerdir.

  5. Enbiyâ 47

    Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirip ortaya koyacağız. Hesap görücü olarak biz yeteriz.

  6. Enbiyâ 48

    Andolsun, biz Musa ile Harun'a, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkan'ı (Tevrat'ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik.

  7. Enbiyâ 49

    Onlar, görmedikleri halde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

46. “Eğer Rabbinin azabından onlara azıcık bir şey” çok küçük bir bölüm dahi “dokunacak olsa elbette: Yazıklar olsun bize! Biz gerçekten zalimdik” diyeceklerdir. Yani onlar, kendilerine beddua etmek, ölümün gelmesini isteyip pişmanlık duymak, zulümlerini ve küfürlerini kabul etmek ve o azabı hak ettiklerini itiraf etmek dışında hiçbir şey yapmayacaklardır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul- Rabbinin azabından nasibi olan bu aceleci kimselere azap isabet etse o zaman şöyle derler:Yazık bize. Helak ve hüsranımız pek yakındır. Şüphesiz ki biz Allah'a şirk koşarak ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in getirdiğini yalanlayarak zalimlerden olduk.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَئِن velein ve eğer
  2. مَّسَّتْهُمْ messethum onlara dokunsa kök: مسس
  3. نَفْحَةٌۭ nefhatun bir esinti kök: نفح
  4. مِّنْ min -ndan
  5. عَذَابِ azabi azabı- kök: عذب
  6. رَبِّكَ rabbike Rabbinin kök: ربب
  7. لَيَقُولُنَّ leyekulunne derler kök: قول
  8. يَـٰوَيْلَنَآ ya veylena eyvah bize
  9. إِنَّا inna biz gerçekten
  10. كُنَّا kunna olmuşuz kök: كون
  11. ظَـٰلِمِينَ zalimine zalimler kök: ظلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş)

    Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer…

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş)

    Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü'minler,…

  • Aynı kök: مسس (61 geçiş)

    Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu durumda) -eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

80 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlara Rabbinin azabından ufak bir esinti dokunsa, elbette "Ah, eyvah bize! Şüphesiz ki biz zalimlermişiz!" derler.

Mustafa İslamoğlu

Fakat, Rabbinin azap rüzgarından onlara bi efilti dokunsa, hemen "Yazıklar olsun bize!" derler, "Meğerse biz, zulmü karakter haline getirmişiz!"

Muhammed Esed

Yine de, kendilerini Rabbinin azabından bir esinti yoklasa, hiç şüphe yok, hemen, "Vah bize!" derler, "Doğrusu, zalim kimselerdik biz!"

Ahmed Hulusi

Yemin olsun, eğer onlara Rabbinin azabından bir esinti dokunsa elbette: "Yazık bize! Doğrusu biz zalimlermişiz" derler.

Ali Bulaç

Andolsun, onlara Rabbinin azabından 'bir ufak esinti' dokunacak olsa hiç tartışmasız; "Eyvahlar bize, gerçekten bizler zulme sapanlarmışız" diyecekler.

Ali Özek ve heyeti

Andolsun, onlara Rabbinin azabından ufak bir esinti dokunsa, hiç şüphesiz, «Vah bize! Hakikaten biz zalim kimselermişiz!» derler.

Ali Rıza Safa

Efendinin cezasından onlara bir esinti dokunsa, kesinlikle, şöyle derler: "Vay başımıza gelene! Demek ki, gerçekten haksızlık yapmışız!"

Bayraktar Bayraklı

Andolsun, Rabbinin azabı onlara hafifçe dokunsa, "Vah bize! Doğrusu, biz haksızlık yaptık" derler.

Edip Yüksel

Kendilerine, Efendinin azabından bir esinti dokunsa, "Vay bize, biz gerçekten zalimlermişiz" derler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerine, Rabbinin azabından bir esinti dokunsa, 'Vay bize, biz gerçekten zalimlermişiz,' derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yemin olsun ki, Rabbinin azabından çok az birşey onlara dokunursa, muhakkak diyeceklerdir ki: "Vay bizlere, biz gerçekten zalimlerdik"

Elmalılı Hamdi Yazır

Maamafih kasem olsun rabbının azabından onlara bir nefha dokunursa muhakkak diyeceklerdir ki vay bizlere! Bizler cidden zalimler idik

Erhan Aktaş

Eğer onlara, Rabb'inin azabından bir nebze dokunsa, "Eyvah bize! Biz kendimize haksızlık edenleriz." diyecekler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer onlara, Rabb'inin azabından bir nebze dokunsa, "Eyvah bize! Biz kendimize haksızlık edenleriz." diyecekler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer onlara, Rabb'inin azabından bir nebze dokunsa, "Eyvah bize! Biz kendilerine haksızlık edenleriz." diyecekler.

Gültekin Onan

Andolsun, onlara rabbinin azabından "bir ufak esinti" dokunacak olsa hiç tartışmasız; "Eyvahlar bize, gerçekten bizler zulme sapanlarmışız" diyecekler.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki Rabbinin azabından onlara edna bir şey dokunsa muhakkak: "Yazıklar olsun bize. Biz gerçekden zaalimlermişiz" diyeceklerdir.

İbni Kesir

Andolsun ki Rabbının azabından onlara bir esinti dokunsa; eyvahlar bize, doğrusu biz gerçekten zalimlermişiz, diyeceklerdir.

Mehmet Alagaş

(30-47) Kafirler, göklerle yer , birbirine yamalı halde / dikili halde iken onları ayırdığımızı /söktüğümüzü, her diri şeyi sudan yaptığımızı görmediler mi? hâlâ iman etmiyorlar mı? Arzda sarsılmasınlar diye sabiteler yaptık , yol olsun diye orada vadiler /geçitler yaptık , böylelikle belki yol bulurlar , semayı korunmuş bir çatı / dam / tavan yaptık , onlar da ayetlerimizden sırt çeviriyorlar! O ki geceyi gündüzü güneşi ve ayı yarattı , hepsi de bir yörüngede / felekte yüzüyor. Senden önce, hiçbir beşeri kalıcı yapmadık, şimdi sen eğer ölürsen, onlar kalıcı mı olacaklar? Her kişi / her nefis ölümü tadacaktır, sizi hayır ve şer fitneler ile / sınamalar ile imtihan edeceğiz (hayrı mı seçtiniz şerri mi seçtiniz gözükecek) ve bize döndürüleceksiniz. Kafirler seni gördükleri vakit sadece seninle alay ediyorlar, sizin ilahınızı hatırlatan işte bu mu? Diyorlar, Rahmanın zikrini inkâr edenler de onlardır. İnsanı acele üz ere yarattık, size ayetlerimi ilerde göstereceğim , acele etmeyiniz , diyorlar ki doğru sözlü isen bu vaadettiğin ne zaman? Kafirler, yü zlerinin ve arkalarının ateşle savamadıkları zamanı, yardımda edilmeyeceği zamanı bilselerdi, bilakis onlara aniden gelecek ve onları şaşırtacak, onu reddetmeye güçleri de yetmeyecek, bekletilmeyecekler de. Kesin olan şu ki senden önce de Resullerle alay edildi / dalga geçildi, onları alay ettikleri şey kuşattı / onlara hak oldu. Peki sizi gece ve gündüzde Rahman’dan kim koruyacak? Bilakis onlar Rablerinin zikrinden / kitabından sırt çevirenlerdir. Onlar için bizim dışımızda onlara mâni olacak ilahlar mı var? Onların kendilerine yardıma güçleri de yetmez, onlardan bir sahip çıkmada göremezler. Evet onları da babalarını da biz nemalandırdık / metalandırdık onlara ömür de uzadı, kesinlikle bizim arza müdahil olup etrafından kısalttığımızı görmüyorlar mı? Onlar mı yenecekler / galip gelecekler? Deki sizi vahiy vasıtasıyla uyarıyorum, uyarıldığı vakit, çağrıyı sağırlar işitmez, Rabbinin azabının hafif bir esinti, onlara dokunsa onlar diyecekler ki yazıklar olsun bize ki zalimlerden olduk. Kıyamet günü için teraziler / mizanlar kuracağız, Hiçbir ki şiye zulmedilmez, hardal tohumu ağırlığında dahi olsa biz onu getiririz, biz hesaba çeken olarak yeterliyiz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlara Rabbinin azabından hafif bir şey dokunsa, muhakkak “Eyvah bize! Gerçekten biz zalim kimselerdik” diyeceklerdir.

Süleyman Ateş

Andolsun, onlara Rabbinin azabından bir esinti dokunsa, "Eyvah bize, biz gerçekten zalimlermişiz," derler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Rabbinin en ufak azabına bile çarpılsalar hemen şunu derler: "Yazıklar olsun bize! Biz yanlışlar içindeyiz."

Şaban Britch

Onlara Rabbinin azabından bir esinti dokunsa: Eyvah, biz gerçekten zalimlerden idik, derler.

Şaban Piriş

Onlara Rabb'inin azabından bir esinti dokunsa: -Eyvah, biz gerçekten haksızlık edenler idik, derler.

Yaşar Nuri Öztürk

Rabbinin azabından onlara bir esinti dokunsa, yemin olsun şöyle diyecekler: "Vay bizlere, biz zalimlermişiz!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And if afflicted with a slight touch of your Creator's retributive punishment they -the infidels- shall say: "Woe betide us, we were indeed wrongful of actions".

Abdul Haleem

yet if a mere breath of your Lord’s punishment touches them, they will be sure to cry, ‘Woe to us! We were wrong!’

Abdullah Yusuf Ali

If but a breath of the Wrath of thy Lord do touch them, they will then say, "Woe to us! we did wrong indeed!"

Abul A'la Maududi

Were only the slightest whiff from your Lord's punishment to touch them, dipnot 1 they would cry out: "Woe to us; we were indeed wrong-doers."

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, the same scourge which they are demanding to be hastened and of which they are making fun.

Aisha Bewley

If even a single waft of the punishment were to touch them, they would say, ‘Alas for us! We were indeed wrongdoers. ’

Al-Hilali & Khan

And if a breath (minor calamity) of the Torment of your Lord touches them, they will surely cry: "Woe unto us! Indeed we have been Zâlimûn (polytheists and wrong-doers)."

Ali Quli Qarai

Should a whiff of your Lord’s punishment touch them, they will surely say, ‘Woe to us! We have indeed been wrongdoers!’

Amatul Rahman Omar

And if the slightest punishment of your Lord befalls them they would surely cry out, `Ah, Woe to Us! We were indeed unjust. '

Arthur John Arberry

If but a breath of thy Lord's chastisement touched them, they would surely say, 'Alas for us! We were evildoers. '

Bijan Moeinian

When they are subjected to the slightest punishment of the Lord, they (the same people who jokingly ask for the punishment of God) cry: "Pity on us. We were indeed wrong."

E. Henry Palmer

But if a blast of the torment of thy Lord touches them, they will surely say, 'O, woe is us! verily, we were wrong-doers!'

Edip-Layth

If a breath of your Lord's torment touches them, they will say, "Woe to us, we have been wicked!"

George Sale

Yet if the least breath of the punishment of thy Lord touch them, they will surely say, alas for us! Verily we have been unjust.

Hamid S. Aziz

Say, "I only warn you by inspiration;" but the deaf hear not the call when they are warned.

Mahmoud Ghali

And indeed in case a gust of your Lord's torment touched them, indeed they would definitely say, "O, woe to us! Surely we were an unjust (people). "

Marmaduke Pickthall

And if a breath of thy Lord's punishment were to touch them, they assuredly would say: Alas for us! Lo! we were wrong-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

Even if a whiff of the Lord's chastisement were to touch them they would surely say: "Ah woe, alas, we were surely sinful. "

Muhammad Asad

And yet, if but a breath of thy Sustainer’s chastisement touches them, they are sure to cry, "Oh, woe unto us! Verily, we were evildoers!"

Mustafa Khattab

If they were touched by even a breath of your Lord’s torment, they would certainly cry, "Woe to us! We have really been wrongdoers."

Progressive Muslims

And if a breath of your Lord's torment touches them, they will Say: "Woe to us, we have been wicked!"

Rashad Khalifa

When a sample of your Lord's retribution afflicts them, they readily say, "We were indeed wicked."

Sahih International

And if [as much as] a whiff of the punishment of your Lord should touch them, they would surely say, "O woe to us! Indeed, we have been wrongdoers. "

Sam Gerrans

And if there touch them a hint of the punishment of thy Lord, they will say: “Woe is us! We were wrongdoers.”

Shabbir Ahmed

And if a breath of your Lord's retribution were to touch them, they would say, "Oh, woe unto us! Verily, we were wrongdoers!"

Syed Vickar Ahamed

And if only a breath of the punishment from your Lord touches them, they will then say: "Misery to us! Truly, we did wrong!"

Taqi Usmani

If a whiff of your Lord’s torment were to touch them, they would certainly say, "Alas to us! We were wrongdoers indeed."

The Monotheist Group

Andif a trace of the torment of your Lord touches them, they will say: "Woe to us, we have been wicked!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 46. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 46. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enbiyâ suresi, 46. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩