Enfâl suresi

Enfâl suresi, 32. ayet

Enfâl suresi, 32. ayet. وَإِذْ قَالُوا۟ ٱللَّهُمَّ إِن كَانَ هَٰذَا هُوَ ٱلْحَقَّ مِنْ عِندِكَ فَأَمْطِرْ عَلَيْنَا حِجَارَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِ أَوِ ٱئْتِنَا بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

veiẕ ḳâlü-llâhümme in kâne hâẕâ hüve-lḥaḳḳa min `indike feemṭir `aleynâ ḥicâratem mine-ssemâi evi-'tinâ bi`aẕâbin elîm.

Diyanet İşleri

Hani onlar, "Ey Allah'ım, eğer şu (Kur'an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir" demişlerdi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Enfâl 29–35 · surenin 32. ayeti / 75

Konu Mekkelilerin tuzağı ve Mescid-i Harâm Enfâl 30–40 3

  1. Enfâl 29

    Ey iman edenler! Eğer Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir.

  2. Enfâl 30

    Hani kafirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke'den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.

  3. Enfâl 31

    Onlara karşı ayetlerimiz okunduğu zaman, "Duyduk, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir" dediler.

  4. 32

    Hani onlar, "Ey Allah'ım, eğer şu (Kur'an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir" demişlerdi.

  5. Enfâl 33

    Oysa sen onların içinde iken, Allah onlara azap edecek değildi. Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir.

  6. Enfâl 34

    Onlar Mescid-i Haram'dan (mü'minleri) alıkoyarken ve oranın bakımına ehil de değillerken, Allah onlara ne diye azap etmesin? Oranın bakımına ehil olanlar ancak Allah'a karşı gelmekten sakınanlardır. Fakat onların çoğu bilmez.

  7. Enfâl 35

    Onların, Ka'be'nin yanında duaları ıslık çalıp el çırpmaktan ibarettir. Öyle ise (ey müşrikler) inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

32. “Hani (yine) şöyle demişlerdi: “Ey Allahım! Eğer” Muhammed’in kendisine davet ettiği “bu (Kur'ân), gerçekten senin katından (indirilmiş) hak (bir kitap) ise artık bizim üzerimize gökten taş yağdır yahut bize can yakıcı bir azap gönder.” Onlar, bu sözlerini kendi batıllarının kesin olarak doğru olduğunu kabul ederek ve bu durumda ne söylenmesi gerektiğini bilmeyecek kadar cahil oldukları için söylemişlerdi. Eğer onlar, birtakım şüphelerden ve göz boyamalardan ibaret batılları hakkında basiret sahibi ve onun doğruluğundan yana emin olmalarını gerektirecek bir seviyede olsalardı bile kendileri ile tartışan ve haklı tarafın kendisi olduğunu ileri süren birine: “Eğer hakkı getiren sen isen haydi bizi ona ulaştır” demeleri, onlar hakkında daha iyi ve zulümleri için de daha örtücü olurdu. Ancak onlar: “Ey Allahım! Eğer bu (Kur'ân), gerçekten senin katından (indirilmiş) hak (bir kitap) ise...” dediler ki sırf bu sözleri ile onların akılsız, ahmak, cahil ve zalim oldukları da anlaşılmış oldu.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Resul! Müşriklerin: "Allah'ım! Eğer Muhammed'in getirdiği senin katından bir hak ise gökten üzerimize bizi helak edecek taş yağdır veya bize şiddetli bir azap ver dediği zamanı hatırla."Onlar inkâr, reddetme ve aşırı gitmeleri sebebi ile böyle söylemişlerdi.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذْ ve iz ve hani
  2. قَالُوا۟ kalu demişlerdi kök: قول
  3. ٱللَّهُمَّ llahumme Allah'ım kök: اله
  4. إِن in eğer
  5. كَانَ kane ise kök: كون
  6. هَـٰذَا haza bu
  7. هُوَ huve (kişi)
  8. ٱلْحَقَّ l-hakka bir gerçek kök: حقق
  9. مِنْ min
  10. عِندِكَ indike senin yanından gelmiş kök: عند
  11. فَأَمْطِرْ feemtir yağdır kök: مطر
  12. عَلَيْنَا aleyna başımıza
  13. حِجَارَةًۭ hicaraten taş kök: حجر
  14. مِّنَ mine
  15. ٱلسَّمَآءِ s-semai gökten kök: سمو
  16. أَوِ evi yahut
  17. ٱئْتِنَا 'tina bize getir kök: اتي
  18. بِعَذَابٍ biazabin bir azab kök: عذب
  19. أَلِيمٍۢ elimin acıklı kök: الم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kök: حجر (21 geçiş)

    (82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar…

  • Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kök: حجر (21 geçiş)

    Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

  • Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kök: الم (75 geçiş)

    O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, "Bu, bize yağmur getiren bir buluttur" dediler. Hud, "Hayır, o sizin acele gelmesini…

  • Aynı kök: حجر (21 geçiş)

    Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.

  • Aynı kök: حجر (21 geçiş)

    Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı…

  • Aynı kök: حجر (21 geçiş)

    Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…

  • Aynı kök: الم (75 geçiş)

    Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…

  • Aynı kök: الم (75 geçiş)

    Ey iman edenler! "Ra'ina (bizi gözet)" demeyin, "unzurna (bize bak)" deyin ve dinleyin. Kafirler için acıklı bir azap vardır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hani (o kâfirler) bir zaman da şöyle demişlerdi: "Ey Allah'ım! Bu (Kur'an) senin katından ise üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem verici bir azap getir!"

Mustafa İslamoğlu

Bir zaman da tuttular şöyle dediler: "Allah'ım! Bu eğer senin katından gelen bir hakikatse, o zaman gökten üzerimize taş yağdır; ya da bize can yakıcı bir azap gönder!"

Muhammed Esed

Ve bir de şöyle derlerdi: "Ey Allahımız, eğer bu gerçekten Senin katından (indirilen) hakkın kendisi ise, o zaman gökten taş yağdır başımıza, yahut (daha) can yakıcı bir azap çıkar karşımıza!"

Ahmed Hulusi

Hani, "Ey Allahım. . . Eğer bu senin indinden Hakk'ın kendisi ise, (o takdirde) gökten üstümüze taşlar yağdır! Yahut bize acı bir azap ver" demişlerdi.

Ali Bulaç

Bir de: "Ey Allah'ımız, eğer bu (Kur'an) bir gerçek olarak Senin katından ise, gökyüzünden üstümüze taş yağdır veya acı bir azab getir (bakalım)." demişlerdi.

Ali Özek ve heyeti

Hani (o kâfirler) bir zaman da: Ey Allah'ım! Eğer bu Kitap senin katından gelmiş bir gerçekse üzerimize gökten taş yağdır, yahut bize elem verici bir azap getir! demişlerdi.

Ali Rıza Safa

Bir de şöyle dediler: "Allahım! Eğer O, Senin katından gelen bir gerçek ise üzerimize gökten taş yağdır veya bize acı dolu bir ceza getir!"

Bayraktar Bayraklı

Hani yine onlar, "Allahımız! Eğer bu kitap senin katından gelen gerçek ise, gökten üzerimize taş yağdır veya bize elem verici bir azap ver!" demişlerdi.

Edip Yüksel

Hatta, "Efendimiz, bu senden gelen bir gerçek ise, üstümüze gökten taşlar yağdır veya başımıza acıklı bir azap getir" diyorlardı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Hatta, 'Rabbimiz, bu senden gelen bir gerçek ise, üstümüze gökten taşlar yağdır, veya başımıza acıklı bir azap getir,' diyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir zaman da onlar: "Ey Allah, eğer senin tarafından gelmiş bir hak kitap ise, durma üzerimize gökten taşlar yağdır veya bize daha acı bir azap ver!" demişlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir vakıt da ey Allah, eğer bu, senin tarafından gelmiş hak kitab ise durma üzerimize gökten taşlar yağdır veya bize daha elim bir azab ver demişlerdi

Erhan Aktaş

Bir de dediler ki: "Allah'ım! Eğer bu Senin tarafından gelen bir gerçekse, dipnot 1 gökten üzerimize taş yağdır veya bize can yakıcı bir azap ver."

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mademki Senden geldiği iddia ediliyor.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bir de dediler ki: "Allah'ım! Eğer bu Senin tarafından gelen bir gerçekse dipnot 1 , gökten üzerimize taş yağdır veya bize can yakıcı bir azap ver."

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mademki Senden geldiği iddia ediliyor.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bir de dediler ki: "Allah'ım! Eğer bu Senin tarafından gelen bir gerçekse dipnot 1 , gökten üzerimize taş yağdır veya bize can yakıcı bir azap ver."

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mademki Senden geldiği iddia ediliyor.

Gültekin Onan

Bir de: "Ey Tanrı'mız, eğer bu (Kuran) bir gerçek olarak Senin katından ise, gökyüzünden üstümüze taş yağdır veya acı bir azab getir (bakalım)" demişlerdi.

Hasan Basri Çantay

Hani bir zaman da: "Ey Allah, eğer bu, Senin katından (gelmiş) hak (kitab) ın kendisi ise durma bizim üstümüze gökden taş yağdır, yahud bize (daha) acıklı bir azab getir" demişlerdi.

İbni Kesir

Hani demişlerdi ki: Ey Allah'ımız; eğer bu, gerçekten Senin katından ise; bize gökten taş yağdır, yahut acıklı bir azab getir.

Mehmet Alagaş

(31-40) Ayetlerimiz kendilerine okunduğunda dediler ki kesinlikle işittik yeter ki isteyelim bunun aynısını söyleriz, bu sadece ve sadece evvelkilerin satırlarıdır, bir vakitte Allah’ım dediler bu eğer senin yanından bir hak idiyse üzerimize gökten taş yağdır veya acıtıcı bir azap bize ver. Allah sen onların içindeyken onlara azap edecek değildir, Allah onlara, bağışlanma dilediklerinden dolayı azap da edici değildir, neden Allah onlara azap etmesin ki onlar mescidi haramdan men ediyorlar, onun dostu değiller, onun dostu sadece sakınanlardır ve lakin onların çoğu bilmiyorlar. Onların beytin yanındaki namazları sadece ıslık çalmaktır ve el çırpmaktır, kafirliğinizden dolayı tadın azabı. Muhakkak ki kafirler mallarını Allah yolundan men etmek için harcarlar , ilerde de onu yine harcayacaklar sonra üzerlerinde bir hasar oluşacak s onra da yenilen olacaklar / mağlup olacaklar , kafirler, cehennemde toplanacaklar. Allah pis ile hoşu ayırsın ve pisin bazısını bazısına katsın, topluca onları yığın haline getirsin ve de on ları cehennemlik yapsın. İşte onlar hasara uğrayanlardır. Kafirlere deki eğer ki vazgeçerlerse arkada bıraktıkları bağışlanır , y ine dönerler ise kesinlikle evvelki lerin sünnetleri devam edecektir. Onlarla, dinin hepsi Allah’ın olup , ayartma / fitne olmayıncaya kadar savaşın eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görendir, eğer yüz çevirirlerse biliniz ki Allah, kesinlikle sizlerin dostudur ne güzel dosttur ne güzel yardımcıdır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hani onlar: “Ey Allah’ım! Eğer bu senin katından gelen bir hak ise başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azap ver!” demişlerdi.

Süleyman Ateş

Ve: "Allah'ım, eğer bu, senin yanından gelmiş gerçekse başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azab getir!" demişlerdi.

Süleymaniye Vakfı

Bir keresinde de şöyle demişlerdi: "Allahım! Eğer bu Kur'an senin katından bir gerçekse gökten üstümüze taş yağdır ya da bizi acıklı bir azaba çarptır."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir zamanlar da şöyle demişlerdi: "Ey Allah! Eğer bu senin katından bir gerçek ise durma; gökten üstümüze taş yağdır, ya da bizi acıklı bir azaba çarptır."

Şaban Britch

“Ve Allah’ım! Eğer bu senin katından gelen bir hak ise başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azap ver!” derler.

Şaban Piriş

"Ve Allah'ım, eğer bu senin yanından gelmiş gerçekse başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azap ver!"

Yaşar Nuri Öztürk

Şunu da söylemişlerdi: "Allahımız! Eğer bu, senin katından gelmiş gerçeğin kendisiyse, gökten üstümüze taş yağdır. Yahut bize korkunç bir azap musallat et."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And remember O Muhammad when their pride and insolence got the better of their prudence and they said: O Allah, "if this is a divine discourse revealed from Your heaven's realm, then pour down upon us from the floor of the vault of heaven a rain of stones or a rain of large blows".

Abdul Haleem

They also said, ‘God, if this really is the truth from You, then rain stones on us from the heavens, or send us some other painful punishment.’

Abdullah Yusuf Ali

Remember how they said: "O Allah if this is indeed the Truth from Thee, rain down on us a shower of stones form the sky, or send us a grievous penalty."

Abul A'la Maududi

And also recall when they said: 'O Allah! If this indeed be the truth from You, then rain down stones upon us from heaven, or bring upon us a painful chastisement.' dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    These words were uttered by way of challenge rather than a prayer to God. What they meant was that had the message of the Prophet (peace be on him) been true, and from God, its rejection would have entailed a heavy scourge, and stones would have fallen on them from heaven. Since nothing of the sort happened, it was evident that the message was neither true nor from God.

Aisha Bewley

And they say, ‘Allah, if this is really the truth from You, rain down stones on us out of heaven or send a painful punishment down on us. ’

Al-Hilali & Khan

And (remember) when they said: "O Allâh! If this (the Qur’ân) is indeed the truth (revealed) from You, then rain down stones on us from the sky or bring on us a painful torment."

Ali Quli Qarai

And when they said, ‘O Allah, if this be the truth from You, rain down upon us stones from the sky, or bring us a painful punishment. ’

Amatul Rahman Omar

And (recall the time) when they said, `O Allâh! if this (faith of Islam) indeed be the truth revealed by You, then rain down upon us stones from heaven, or bring down upon us (some other) grievous punishment. '

Arthur John Arberry

And when they said, 'O God, if this be indeed the truth from Thee, then rain down upon us stones out of heaven, or bring us a painful chastisement. '

Bijan Moeinian

They were challenging you to ask God to send them fiery stones from the sky or any other sever punishment. [How foolish of them to ask for a miracle that will kill them instantly, not giving them time to contemplate about it and then either accept it or reject it!}

E. Henry Palmer

When they said, 'O God! if this be truth, and from Thee, then rain upon us stones from heaven or bring us grievous woe!'

Edip-Layth

They said, "Our god, if this is the truth from You, then send down upon us a rain of stones from the sky or bring on us a painful retribution."

George Sale

And remember the time when they said, 'O Allah, if this be indeed the truth from Thee, then rain down upon us stones from heaven or bring down upon us a grievous punishment. '

Hamid S. Aziz

When they said, "O Allah! If this be indeed truth from Thee, then rain down upon us stones from heaven or bring us grievous doom!"

Mahmoud Ghali

And as they said, "O Allah, (The Arabic word has the suffix-unima for supplication) in case this is (really) the Truth from Your Providence, then rain down upon us stones from the heaven, or come up to us with a painful torment. "

Marmaduke Pickthall

And when they said: O Allah! If this be indeed the truth from Thee, then rain down stones on us or bring on us some painful doom!

Mohamed Ahmed - Samira

They had also said: "If this be the truth from you, O God, then rain down on us stones from the skies, or inflict a grievous punishment upon us. "

Muhammad Asad

And, lo, they would say, "O God! If this. be indeed the truth from Thee, then rain down upon us stones from the skies, or inflict [some other] grievous suffering on us!"

Mustafa Khattab

And ˹remember˺ when they prayed, "O Allah! If this is indeed the truth from You, then rain down stones upon us from the sky or overcome us with a painful punishment."

Progressive Muslims

And they said: "O God, if this is the truth from You, then send down upon us a rain of stones from the sky or bring on us a painful retribution. "

Rashad Khalifa

They also said, "Our god, if this is really the truth from You, then shower us with rocks from the sky, or pour upon us a painful punishment."

Sahih International

And [remember] when they said, "O Allah, if this should be the truth from You, then rain down upon us stones from the sky or bring us a painful punishment. "

Sam Gerrans

And when they say: “O God: if this be the truth from Thee, then rain Thou down upon us stones from the sky, or bring Thou us a painful punishment!”

Shabbir Ahmed

They went ahead saying, "O Allah! If this is indeed the Truth from You, then shower upon us rocks from the sky or bring on us a painful suffering. "

Syed Vickar Ahamed

And (remember) when how they said: "O Allah! If this is indeed the Truth from You, then rain down on us a shower of stones from the sky, or send us a painful penalty. "

Taqi Usmani

And (recall) when they said, "O Allah, if this is indeed the truth (revealed) from You, then, rain down stones upon us from the heavens, or bring upon us a painful punishment."

The Monotheist Group

And they said: "Our god, if this is the truth from You, then send down upon us a rain of stones from the heaven or bring upon us a painful retribution."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 32. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 32. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Enfâl suresi, 32. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩