Furkân suresi

Furkân suresi, 18. ayet

Furkân suresi, 18. ayet. قَالُوا۟ سُبْحَٰنَكَ مَا كَانَ يَنۢبَغِى لَنَآ أَن نَّتَّخِذَ مِن دُونِكَ مِنْ أَوْلِيَآءَ وَلَٰكِن مَّتَّعْتَهُمْ وَءَابَآءَهُمْ حَتَّىٰ نَسُوا۟ ٱلذِّكْرَ وَكَانُوا۟ قَوْمًۢا بُورًا

ḳâlû sübḥâneke mâ kâne yembegî lenâ en netteḫiẕe min dûnike min evliyâe velâkim metta`tehüm veâbâehüm ḥattâ nesü-ẕẕikr. vekânû ḳavmem bûrâ.

Diyanet İşleri

Onlar, "Seni eksikliklerden uzak tutarız. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helake giden bir toplum oldular" derler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Furkân 15–21 · surenin 18. ayeti / 77

Konu Kıyameti yalanlayanlar ve ilah edinilenlerin reddi Furkân 10–20 3

  1. Furkân 15

    De ki: "Bu mu daha hayırlıdır, yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanlara va'dedilen ebedilik cenneti mi?" Orası onlar için bir mükafat ve varılacak bir yerdir.

  2. Furkân 16

    Ebedi olarak kalacakları orada onlar için diledikleri her şey vardır. Bu, Rabbinin uhdesine aldığı, (yerine getirilmesi) istenen bir va'didir.

  3. Furkân 17

    Rabbinin, onları ve Allah'ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına), "Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı, yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar" diyeceği günü hatırla.

  4. 18

    Onlar, "Seni eksikliklerden uzak tutarız. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helake giden bir toplum oldular" derler.

  5. Furkân 19

    (İlah edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse, ona büyük bir azap tattırırız.

  6. Furkân 20

    Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir.

  7. Furkân 21

    Bize kavuşacaklarını ummayanlar, "Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!" dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

18. “Diyecekler ki: “Seni tenzih ederiz!” Bu sözleriyle Yüce Allah’ı, ortak koşanların ortak koşmalarından tenzih edip kendilerinin bundan uzak olduklarını söyleyecekler. “Senden başkasını dost edinmek bize yaraşmaz.” Yani Senden başka varlıkları dost ve hami edinmemiz, onlara dua ve ibadet etmemiz bize yakışmaz. Sana ibadet etmeye ihtiyacı bulunan aciz kimseler olduğumuza ve Senden başkasına ibadetten de uzak olduğumuza göre nasıl olur da Sen herhangi bir kimseye bize ibadet etmesini emredebilirsin? (Seni bundan tenzih ederiz.) Bu, olacak şey değildir. Mana şöyle de olabilir: Biz Senin yanı sıra veli ve ilah edinilmekten “Seni tenzih ederiz!” Buna göre bu ayet, Meryem oğlu İsa Mesih aleyhisselam’ın ahirette söyleyeceği bildirilen şu sözleri andırmaktadır: “Allah: Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara Allah’ı bırakıp da beni ve anamı iki ilâh edinin diye sen mi söyledin? diyeceği zaman (İsa) der ki: Seni tenzih ederim, hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Şâyet onu ben söylemiş isem zaten onu bilirsin. Sen benim içimde olanı bilirsin; ama Ben sende olanı bilemem. Şüphesiz Sen, gaybları çok iyi bilensin. Ben onlara bana emrettiğinden başkasını söylemedim: Rabbim ve Rabbimiz olan Allah’a ibadet edin, diye (söyledim)” (el-Maide 5/116-117) Buna benzer bir ayet de şöyledir: “O gün onların hepsini haşredecek, sonra da meleklere şöyle diyecek: Bunlar size mi ibadet ederlerdi? Melekler diyecekler ki: Tenzih ederiz Seni! Bizim velimiz/mabudumuz onlar değil, Sensin. Aksine onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Bunların çoğu onlara inanıyorlardı.” (Sebe, 30/40-41); “İnsanlar bir araya toplandıklarında onlar kendilerine düşman kesilir ve onların ibadetlerini inkâr ederler.” (el-Ahkâf, 46/6)

nlar, kendilerinin başkalarını Allah’tan başkasına ibadete davet etmekten yahut da onları saptırmış olmaktan uzak olduklarını belirttikten sonra müşriklerin sapmasını gerektiren sebebi de dile getirerek şöyle diyeceklerdir: “Fakat sen onları ve atalarını” dünyevi arzu ve nefsi istekler bakımından “faydalandırdın, öyle ki sonunda” dünya zevkleri ve arzularıyla meşgul olup “(seni) anmayı unuttular.” Böylelikle dünyalarını korurken dinlerini kaybettiler “ve helâki hak eden bir kavim oldular.” Hayırsız bir kavim, iyi hiçbir şeye elverişli olmayan birileri oldular. Helâk olmaktan başka bir şeye müstehak değildiler. Bu sözleriyle onlar, müşriklerin hidâyete niçin uymalarına engel olan şeyi dile getirmiş olacaklardır ki bu engel, dünya nimetlerinden kendilerini hidâyete yönelmekten alıkoyacak derecede çok faydalanmalarıdır. Hidâyet bulmamalarını gerektiren sebep ise kendilerinin hayırsız olmalarıdır. Hidâyet bulmamalarını gerektiren sebeple hidâyet bulmalarına mani olan engel bir arada olunca artık sen böylelerinde kötülük namına ne ararsan bulabilir, helâklarına sebep olacak ne varsa onlarda bulunduğunu görebilirsin.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'a ortak koşulup kendilerine ibadet edilenler şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Sen, bir ortağın olmasından münezzehsin. Bize, senden başkasını dostlar edinmek yakışmaz. Nasıl olur da kullarını, senden başkasına kulluk etmeye davet ederiz? Fakat sen, bu müşriklere dünyanın lezzetlerinden tattırdın. Onlardan önce de babalarına istidrac olması için nimetlerinden verdin de seni zikretmeyi unuttular. Böylece onlar, senden başkalarına kulluk ettiler ve azgınlıkları sebebi ile helak olmuş bir kavim oldular."

Kelimeler

21 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالُوا۟ kalu derler ki kök: قول
  2. سُبْحَـٰنَكَ subhaneke senin şanın yücedir kök: سبح
  3. مَا ma
  4. كَانَ kane değildi kök: كون
  5. يَنۢبَغِى yenbegi yaraşır kök: بغي
  6. لَنَآ lena bize
  7. أَن en
  8. نَّتَّخِذَ nettehize edinmek kök: اخذ
  9. مِن min
  10. دُونِكَ dunike senden başka kök: دون
  11. مِنْ min
  12. أَوْلِيَآءَ evliya'e veliler kök: ولي
  13. وَلَـٰكِن velakin fakat
  14. مَّتَّعْتَهُمْ mettea'tehum sen onları ni'metlendirdin kök: متع
  15. وَءَابَآءَهُمْ ve aba'ehum ve atalarını kök: ابو
  16. حَتَّىٰ hatta kadar
  17. نَسُوا۟ nesu unutuncaya kök: نسي
  18. ٱلذِّكْرَ z-zikra anmayı kök: ذكر
  19. وَكَانُوا۟ ve kanu ve oldular kök: كون
  20. قَوْمًۢا kavmen bir topluluk kök: قوم
  21. بُورًۭا buran helaki hak eden kök: بور

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: متع (70 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş)

    Yüklerini açıp zahire bedellerinin kendilerine geri verildiğini gördüler. "Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte ödediğimiz bedeller de bize geri…

  • Aynı kök: سبح (92 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: Tesbih

    Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.

  • Aynı kök: بور (5 geçiş)

    (28-29) Allah'ın nimetini küfre değişenleri ve kavimlerini helak yurduna, yaslanacakları cehenneme sürükleyenleri görmedin mi? O, ne kötü duraktır!

  • Aynı kök: بور (5 geçiş)

    Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah'a aittir. Güzel sözler ancak O'na yükselir. Salih ameli de güzel sözler…

  • Aynı kök: بور (5 geçiş)

    Şüphesiz, Allah'ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden, gizlice ve açıktan Allah yolunda…

  • Aynı kök: نسي (45 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş)

    İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O'na yalvardığını…

  • Aynı kök: نسي (45 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)

    "Allah'ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah'ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde…

  • Aynı kök: متع (70 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)

    (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah'ın emri olarak yazılmıştır. Bunların…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

84 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar (melekler) de şöyle demiş (olacaklar)dır: "Sen yücesin. Senin peşin sıra dostlar edinmek bize yakışmazdı. dipnot 1 Fakat sen onlara ve atalarına bol nimet verince (Allah'ı) hatırlamayı unuttular ve helaki hak eden bir toplum oldular."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Sebe' 34:40-41.

Mustafa İslamoğlu

Cevap verecekler: "Aşkın olan zatını tenzih ve tesbih ederiz ki, Senin dışındakilerden herhangi bir dost, bir veli edinmek bize yakışmaz; ne var ki onlara ve atalarına dünyevi hazları öylesine tattırdın ki, sonunda onlar vahyi unuttular; ve hiç olmaya mahkum bir kavim olup çıktılar.

Muhammed Esed

Onlar: "Sınırsız kudret ve yüceliğinle Seni tenzih ederiz!" diye cevap verecekler, "Senden başka dostlar, efendiler edinmek bize yakışmazdı! Fakat, (bunlara gelince) Sen bunlara ve babalarına dünya hayatının tadını çıkarmaları için fırsat verdin; öyle ki, onlar da sonunda (Seni) anmayı büsbütün unuttular; çünkü bunlar her türlü iyilikten yoksun kimselerdi".

Ahmed Hulusi

(Tapındıkları nesneler) dediler ki: "Subhansın sen! Senin dunundan veliler edinmek bizim için mümkün değil! Ne var ki, sen onları ve atalarını yararlandırınca, bedensel zevklere dalıp; nihayet, hakikat bilgisini hatırlamaz oldular! Sonunda mahvoldular!"

Ali Bulaç

Derler ki: "Sen yücesin; senin dışında başka veliler edinmemiz bize yakışmaz, ancak onları ve atalarını sen meta verip yararlandırdın, öyle ki (senin) zikri(ni) unuttular ve böylece yıkıma uğrayan bir kavim oldular."

Ali Özek ve heyeti

Onlar: Seni tenzih ederiz. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz; fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda (seni) anmayı unuttular ve helâki hak eden bir kavim oldular, derler.

Ali Rıza Safa

Derler ki: "Sen, tüm yakıştırmalardan ayrıksın. Senden başka dostlar edinmek bize yakışmaz. Fakat onları ve atalarını öylesine geçindirdin ki, öğretiyi unuttular ve yıkıma uğrayacak bir toplum oldular!"

Bayraktar Bayraklı

Sahte tanrılar der ki: "Senin şanın yücedir, senden başka dostlar edinmek bize yaraşmaz; fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helak olmayı hak eden bir topluluk oldular."

Edip Yüksel

"Sen yücesin, senin yanında kimseyi veliler kabul etmek bize yakışmaz. Fakat, sen onlara ve atalarına nimetler bağışladın. Nihayet, onlar mesajı unutup yozlaşan bir toplum oldular" diye karşılık verdiler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Sen yücesin, senin yanında kimseyi veliler kabul etmek bize yakışmaz. Fakat, sen onlara ve atalarına nimetler bağışladın. Nihayet, onlar mesajı unutup yozlaşan bir toplum oldular,' diye karşılık verdiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

onlar: "Seni tenzih ederiz, Senden başka dostlar edinmemiz bize yakışmazdı; fakat Sen, onları ve atalarını zevke daldırdın ki, zikri(ni) unuttular ve helaka giden bir topluluk oldular!" diyeceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sübhansın, demişlerdir: Senden başka veliler ittihaz etmemiz (olunmamız ) bize yaraşır değildi ve lakin sen onları ve atalarını zevka daldırdın, o kadar ki nihayet zikri unuttular ve helake giden bir kavm oldular

Erhan Aktaş

Dediler ki: "Seni tenzih ederiz, Senden başka veliler dipnot 1 edinmek bize yakışmaz. Ancak Sen, onları ve atalarını bolca nimetlendirdin, nihayet onlar öğüdüne uymayı boş verdiler. Ve helak olmayı hak eden bir halk oldular."

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dediler ki: "Seni tenzih ederiz, Senden başka veliler dipnot 1 edinmek bize yakışmaz. Ancak Sen, onları ve atalarını bolca nimetlenirdin, nihayet onlar öğüdüne uymayı boş verdiler. Ve helak olmayı hak eden bir halk oldular."

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dediler ki: " Seni tenzih ederiz, Senden başka veliler dipnot 1 edinmek bize yakışmaz. Ancak Sen, onları ve atalarını öylesine mal mülk sahibi yaptın ki, öğüdüne uymayı boş verdiler. Ve helak olmayı hak eden bir toplum oldular.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş.

Gültekin Onan

Derler ki: "Sen yücesin; senin dışında başka veliler edinmemiz bize yakışmaz, ancak onları ve atalarını sen meta verip yararlandırdın, öyle ki (senin ) zikri(ni) unuttular ve böylece yıkıma uğrayan bir kavim oldular."

Hasan Basri Çantay

(görürsün ki) onlar (şöyle) demişlerdir: "Seni tenzih ederiz. Seni bırakıb da başka veliler edinmemiz bize yakışmaz. Fakat (gerek) onları (n) ve (gerek) ataları (nın azab müddetlerini) kendin uzatdın da nihayet zikri unutdular ve helak (e mahkum) bir kavm oldular".

İbni Kesir

Onlar da derler ki: Tenzih ederiz, Seni bırakır da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Ama Sen, onlara ve babalarına nimetler verdin de, Seni anmayı unuttular ve helaki hak eden bir kavim oldular.

Mehmet Alagaş

(4-20) Kafirler dedi ki, bu onun uydurduğu bir iftiradır, başka bir kavim de ona, bu iftirada yardım etti dediler. Böylece zulüm ve yalana kadar işi vardırdılar. Evvelkilerin masallarını birilerine yazdırtmış ve de ona sabah akşam o masallar okunuyor dediler. De ki Onu göklerin ve yerin gizliliğini / sırrını bilen indirdi. O, bağışlayan dır, esirgeyendir. Dediler ki bu Resule ne oluyor ki yemek yiyor çarşılarda yürüyor , oysa ki ona bir melek inmeliydi ve onunla beraber uyarı işini yapmalıydı. Ona bir hazine verilmeliydi veya yedi ği bir bahçesi olmalıydı. Zalimler dediler ki sadece ve sadece büyülenmiş / sihirlenmiş bir adama uyuyorsunuz o kadar. Bak! nasıl da sana misaller veriyorlar, artık onlar saptılar ve artık herhangi bir yola da girmeye güçleri yetmez. Eğer isterse sana, bun ların dediklerinden de h ayırlı, altlarından nehirler akan cennetleri ve sarayları / kasırları yapacak olan ne de mübarektir. Bilakis, saati de yalanladılar, biz de saati yalanlayan kişi için alevli ateşi hazır ettik . Uzak bir yerden göründüğünde onun / cehennemin öfkelenişinin uğultusunu işitirler. Dokuna dokuna çarpa çarpa dar bir yerden onunla /cehennemle buluştuklarındaysa işte tam da orada, yok olmak için çağrıda bulunurlar / dua ederler. B ugün yok olmayı bir kez çağırmayın, yok olmayı çok kez çağırın. Deki bu mu hayırlı ya da sakınanlara vaad edilen kalıcı cennet mi? Orası onlara varacakları bir ödüldür. Onlara orada ne istiyorlarsa vardır, orada kalıcı olmaları Rabbinin sorumlu olduğu bir vaadidir. R abbin onları ve Allah ’tan başka taptıklarını biraraya topladığında der ki, sizler mi işte şu kullarımı saptırdınız? ya da onlar kendileri mi yoldan saptılar? Seni üstün tutarız ki bize senden başkasını dost edinmek yakışmaz ve lakin onlar ı da ve atalarını da sen nimetlerinle geçindirdin, onlar da hatırlatıcıyı unuttular ve de helake layık bir kavim oldular dediler. İşte taptıklarınız, söylediklerinizi de reddedip sizi yalancı çıkardı, artık azabı savmaya da yardım görmeye de güç yetiremeyeceksiniz. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azap tattıracağız. Senden önce Resulleri de yemek yiyenler ve çarşılarda yürüyenler olarak gönderdik. Sizin kiminizi kiminizle sınayarak ayrıştırdı bakalım sabredebilecek misiniz? Rabbin görendir. Bizimle buluşmayı ü mit etmeyenler keşke üzerimize melekler indirilse veya rabbimizi görsek dediler. Onlar kendilerini büyük gördüler ve büyük bir azgınlık gösterdiler. Melekleri görecekleri gün , işte o gün , suçlulara müjde yoktur , onlara size yasaktır, size yasaklanmıştır, denilecektir. Amel olarak ne yapmışlarsa onları ele alırız ve saçılmış uçuşan toz haline getiririz / heba ederiz. Cennet halkının durdukları yer ise hayırlı istirahat ettikleri yer ise güzeldir. O gün sema bulutlu bir şekilde parçalanacak ve melekler ard arda indirilecektir. O gün, gerçek egemenlik / mülkiyet Rahman’ındır. Kafirlere de çok zorlu bir gündür. O gün zalimler ellerini ısıracak eyvah keşke Resullerle beraber bir yol tutsaydım diyecekler. Veyl olsun bana ki keşke falanı filanı dost edinmeseydim. Kesin olan şu ki bana hatırlatıcı geldikten sonra beni ondan saptıran şeytan, insanı yapayalnız bırakır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Derler ki: “Seni tenzih ederiz. Senden başkalarını veliler edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen onları ve babalarını faydalandırdın. Sonunda zikri unuttular ve helâk olan bir kavim oldular.”

Süleyman Ateş

Derler ki: "Senin şanın yücedir, senden başka veliler edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen onları ve atalarını ni'met verip yaşattın, (bolluk içinde dünyaya daldılar da seni) anmayı unuttular ve helaki hak eden bir topluluk oldular.

Süleymaniye Vakfı

Onlar şöyle cevap vereceklerdir: "Sana içten boyun eğeriz; senin dışında herhangi bir varlığın bize senden daha yakın olacağını kabul etmemiz söz konusu olamaz. Lakin sen onlara ve babalarına o kadar nimet verdin ki sonunda o zikri /senin kitabını unuttular ve kaybetmiş bir topluluğa dönüştüler dipnot 1 ."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlar da, "Sana içten boyun eğeriz; seni bırakıp başka velilere tutunmak bize yakışmaz. (Biz yapmadık ki onlara bunu emretmiş olalım) Ama sen, onlara ve babalarına nimetler verdin, o zikri (senin kitabını) unuttular ve bereketsiz bir topluma dönüştüler."

Şaban Britch

Onlar da derler ki: Seni tenzih ederiz, senden başka veliler edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen, onlara da babalarına da bol nimetler verdin. O derece ki zikrini unuttular ve helakı hak eden bir toplum oldular.

Şaban Piriş

Onlar da derler ki: -Seni tenzih ederiz, senden başka veliler edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen, onlara da babalarına da nimetler verdin. O derece ki zikri/kitabı önemsemediler de yok olmayı hak eden bir toplum oldular.

Yaşar Nuri Öztürk

Derler ki: "Tespih ederiz seni; seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmazdı. Ama sen onları ve atalarını öylesine nimetlendirdin ki, zikiri/Kur'an'ı unuttular ve helake giden bir topluluk oldular."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

" Glory be to you. "O Allah", they shall say, and extolled are Your glorious attributes. How could we! when it is not at all befitting to take tutelary guardians besides You! The truth is that you O Allah granted these people together with their fathers comfort and enjoyment and all that advantaged them of Your blessings in life until they forgot to apply remembrance to You and became oblivious of divine revelation. And by consequence they had sealed their own fate and deserved destruction.

Abdul Haleem

They will say, ‘May You be exalted! We ourselves would never take masters other than You! But You granted them and their forefathers pleasures in this life, until they forgot Your Reminder and were ruined.’

Abdullah Yusuf Ali

They will say: "Glory to Thee! not meet was it for us that we should take for protectors others besides Thee: But Thou didst bestow, on them and their fathers, good things (in life), until they forgot the Message: for they were a people (worthless and) lost."

Abul A'la Maududi

They will say: "Glory be to You! It did not behove us to take any other than You as our guardians, but You lavished the pleasures of life upon them and their forefathers until they forgot the Admonition and became doomed to destruction." dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, they were mean people: You gave them all the provisions of life so that they may show gratitude to You, but they became ungrateful and ignored all the admonitions given by the Prophets.

Aisha Bewley

they will say, ‘Glory be to You! It would not have been fitting for us to have taken any protectors apart from You. But You let them and their fathers enjoy themselves so that they forgot the Reminder. They were people devoid of good.’

Al-Hilali & Khan

They will say: "Glorified be You! It was not for us to take any Auliyâ’ (Protectors, Helpers) besides You, but You gave them and their fathers comfort till they forgot the warning, and became a lost people (doomed to total loss).

Ali Quli Qarai

They will say, ‘Immaculate are You! It does not behoove us to take any guardians in Your stead! But You provided for them and their fathers until they forgot the Reminder, and they were a ruined lot. ’

Amatul Rahman Omar

They will say, `Holy is Your name! It did not behove us to take patrons apart from You. But You bestowed on them and their fathers the good things of life to such an extent that they gave up remembrance of You and became a ruined people.'

Arthur John Arberry

They shall 'Glory be to Thee! It did not behove us to take unto say, ourselves protectors apart from Thee; but Thou gavest them and their fathers enjoyment of days, until they forgot

Bijan Moeinian

They will say, "Glory to you, it was not right for us to pretend that we are like You. You allowed them, as well as their parents, to make choices of their own. They [abused their freedom of choice] and disregarded the Message. Thus they turned into wicked people."

E. Henry Palmer

They shall say, 'Celebrated be Thy praise, it was not befitting for us to take any patrons but Thee; but Thou didst give them and their fathers enjoyment until they forgot the Reminder and were a lost people!'

Edip-Layth

They said, "Glory be to You, it was not for us to take besides You any allies; indeed You gave them and their fathers luxury until they forgot the remembrance, and they were a lost people."

George Sale

They shall answer, God forbid! It was not fitting for us, that we should take any protectors besides Thee: But Thou didst permit them and their fathers to enjoy abundance; so that they forgot thy admonition, and became lost people.

Hamid S. Aziz

And on the day when He will gather them and that which they served beside Allah, He will say, "Was it you who misled these my servants or did they themselves wander from the way?"

Mahmoud Ghali

selves any patrons apart from You; but You gave them and their fathers enjoyment until they forgot the Remembrance and were a spoiled people. "

Marmaduke Pickthall

They will say: Be Thou Glorified! it was not for us to choose any protecting friends beside thee; but Thou didst give them and their fathers ease till they forgot the warning and became lost folk.

Mohamed Ahmed - Samira

They will answer: "Glory to You. It was not worthy of us to seek any protector other than You. But You allowed them and their fathers a life of ease until they turned oblivious of the Reminder. They were a people impenitent.

Muhammad Asad

They will answer: "Limitless art Thou in Thy glory! It was inconceivable for us to take for our masters anyone but Thyself! But [as for them -] Thou didst allow them and their forefathers to enjoy [the pleasures of] life to such an extent that they forgot all remembrance [of Thee]: for they were people devoid of all good. "

Mustafa Khattab

They will say, "Glory be to You! It was not right for ˹others like˺ us to take any lords besides You,[1] but You allowed enjoyment for them and their forefathers ˹for so long˺ that they forgot ˹Your˺ remembrance and became a doomed people."

Progressive Muslims

They said: "Glory be to You, it was not for us to take besides You any allies; indeed You gave them and their fathers luxury until they forgot the remembrance, and they were a lost people. "

Rashad Khalifa

They will say, "Be You glorified, it was not right for us to set up any lords beside You. But You allowed them to enjoy, together with their parents. Consequently, they disregarded the message and thus became wicked people."

Sahih International

They will say, "Exalted are You! It was not for us to take besides You any allies. But You provided comforts for them and their fathers until they forgot the message and became a people ruined."

Sam Gerrans

They will say: “Glory be to Thee! It behoved us not to take, besides Thee, any allies! But Thou didst give them and their fathers enjoyment until they forgot the remembrance and became a people ruined.”

Shabbir Ahmed

They will say, "Glory to You! It was not befitting for us that we should take for protecting masters others than Yourself. But You did bestow on them and their ancestors, good things in life to the extent that they disregarded the Reminder and became a lost folk."

Syed Vickar Ahamed

Those (whom they worship besides Allah) will say: "Glory to You! Not proper was it for us that we should take for protectors others besides You (Allah): But You (Allah) did give them and their fathers, the comfort and good things (in life), until they forgot the Message: For they were a people (who were) lost. "

Taqi Usmani

They will say, "Pure are You. It was not for us to adopt other guardians than You. Instead, You gave them and their fathers (worldly) benefits till they forgot the advice, and became a ruined people."

The Monotheist Group

They said: "Glory be to You, it was not for us to take besides You any allies; indeed You gave them and their fathers luxury until they forgot the remembrance, and they were a lost people."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 18. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 18. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 18. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩