Furkân suresi

Furkân suresi, 21. ayet

Furkân suresi, 21. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْنَا ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ أَوْ نَرَىٰ رَبَّنَا لَقَدِ ٱسْتَكْبَرُوا۟ فِىٓ أَنفُسِهِمْ وَعَتَوْ عُتُوًّا كَبِيرًا

veḳâle-lleẕîne lâ yercûne liḳâenâ levlâ ünzile `aleyne-lmelâiketü ev nerâ rabbenâ. leḳadi-stekberû fî enfüsihim ve`atev `utüvven kebîrâ.

Diyanet İşleri

Bize kavuşacaklarını ummayanlar, "Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!" dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.

25 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Furkân 18–24 · surenin 21. ayeti / 77

Konu Melek isteği ve Kur'an'ın parça parça indirilişi Furkân 21–34 3

  1. Furkân 18

    Onlar, "Seni eksikliklerden uzak tutarız. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helake giden bir toplum oldular" derler.

  2. Furkân 19

    (İlah edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse, ona büyük bir azap tattırırız.

  3. Furkân 20

    Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir.

  4. 21

    Bize kavuşacaklarını ummayanlar, "Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!" dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.

  5. Furkân 22

    Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. "Eyvah! Biz Allah'ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız" diyecekler.

  6. Furkân 23

    Onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik.

  7. Furkân 24

    O gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer daha güzeldir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

21. Yani Allah Rasûlünü, Allah’ın vaadini ve tehdidini yalanlayan, kalplerinde tehdit korkusu ve yaratana kavuşma umudu bulunmayanlar dediler ki: “Bize melekler indirilmeli yahut Rabbimizi görmeli değil miydik?” Niçin melekler inip de senin peygamberliğine tanıklık etmiyor? Bu hususta seni desteklemiyor? Yahut da niye rasûl olarak melekler inmiyor? Ya da niye Rabbimizi görmüyoruz? O, bizimle konuşarak: Bu, benim rasûlümdür; ona tâbi olun, demiyor? Bu, Allah Rasûlüne hiçbir gerekçesi olmayan bir karşı çıkıştır. Bir kibirlenme, boş bir büyüklük taslama ve inatlaşmadır. “Andolsun ki onlar” böyle bir teklifte bulunup bu şekilde bir cüretkârlık göstermekle “kendilerini çok büyük gördüler ve azgınlıkta çok ileri gittiler.” Ey zavallılar, sefiller! Siz kim oluyorsunuz ki Allah’ı görmek talebinde bulunuyor ve risaletin ispatı için bunun şart olduğunu ileri sürebiliyorsunuz? Bundan daha büyük bir kibir olabilir mi? “Azgınlıkta çok ileri gittiler.” Hakka karşı alabildiğine katılaştılar. Büyük bir direnç gösterdiler. Kalpleri taşlardan daha katı, demirden daha serttir. O nedenle hakka karşı yumuşamaz. Öğüt verenlere de kulak vermiyorlar. Bu yüzden hiçbir öğüt ve hatırlatmanın onlara faydası olmuyor. Uyarıcı peygamberler kendilerine geldiklerinde de hakka uymuyorlar. Aksine hem insanların en doğru sözlüsüne ve onların iyiliklerini en çok isteyene hem de Allah’ın apaçık âyetlerine yüz çevirmekle ve onları yalanlamakla karşılık veriyorlar. Acaba bundan daha büyük bir azgınlık var mı? İşte bundan dolayı amelleri boşa çıkmış, yok olup gitmiş, en büyük hüsrana ve mahrumiyete mahkûm olmuşlardır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bizimle karşılaşmayı ümit etmeyen ve azabımızdan korkmayan kâfirler: "Allah melekler indirerek ya da Rabbimizi aşikâr olarak görerek bizlere Muhammed'in doğruluğu hakkındaki haberini verseydi. Kesinlikle kibir bunların nefislerinde o kadar büyüdü ki, onların iman etmelerini engelleyecek dereceye vardı. Bu söyledikleriyle küfürde ve azgınlıkta haddi aştılar."

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَقَالَ ve kale ve dedi(ler) kök: قول
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. لَا la
  4. يَرْجُونَ yercune ummayan(lar) kök: رجو
  5. لِقَآءَنَا lika'ena bizimle karşılaşmayı kök: لقي
  6. لَوْلَآ levla değil mi?
  7. أُنزِلَ unzile indirilmeli kök: نزل
  8. عَلَيْنَا aleyna bize
  9. ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ l-melaiketu melekler kök: ملك
  10. أَوْ ev yahut
  11. نَرَىٰ nera görmeliydik kök: راي
  12. رَبَّنَا ۗ rabbena Rabbimizi kök: ربب
  13. لَقَدِ lekadi andolsun ki
  14. ٱسْتَكْبَرُوا۟ stekberu onlar büyüklük tasladılar kök: كبر
  15. فِىٓ fi içlerinde
  16. أَنفُسِهِمْ enfusihim kendi kök: نفس
  17. وَعَتَوْ ve atev ve haddi aştılar kök: عتو
  18. عُتُوًّۭا utuvven bir azgınlıkla kök: عتو
  19. كَبِيرًۭا kebiran büyük kök: كبر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رجو (28 geçiş) · Ortak kavram: Umut (Recâ) · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Melekler onun kıyılarındadır. O gün Rabbinin Arş'ını, bunların da üstünde sekiz taşıyıcı taşır.

  • Aynı kök: عتو (10 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    Zekeriyya, "Rabbim!" "Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?" dedi.

  • Aynı kök: رجو (28 geçiş) · Ortak kavram: Umut (Recâ)

    İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  • Aynı kök: رجو (28 geçiş) · Ortak kavram: Umut (Recâ)

    Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı duyuyorsanız, kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. Üstelik…

  • Aynı kök: عتو (10 geçiş)

    Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı…

  • Aynı kök: عتو (10 geçiş)

    Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara "aşağılık maymunlar olun" dedik.

  • Ortak kavram: Kibir · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük…

  • Ortak kavram: Kibir · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Mesih de, Allah'a yakın melekler de, Allah'a kul olmaktan asla çekinmezler. Kim Allah'a kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa, bilsin ki, O,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

25 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Bizimle karşılaşacaklarını ummayanlar, "(İnanmamız için) ya bize de melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik!" dediler. dipnot 1 Şüphesiz ki onlar, kendileri hakkında kibir gösterdiler ve büyük bir azgınlığa düştüler.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Bakara 2:55; Nisâ 4:153; İsrâ 17:92.

Mustafa İslamoğlu

Ama Bizim huzurumuza çıkacak yüzü olmayan kimseler: "Bize melekler gönderilseydi veya Rabbimizi görseydik ya!" dediler. Doğrusu onlar kendi iç dünyalarında büyüklük tasladılar ve hadlerini aşarak kasım kasım kasıldılar.

Muhammed Esed

Fakat Bizim huzurumuza çıkarılacaklarını hiç beklemeyen kimseler: "Bize niçin melekler gönderilmedi?", yahut "Neden Rabbimizi görmüyoruz?" diye sorup duruyorlar. Gerçek şu ki, onlar büyük bir küstahlıkla (Allah'ın mesajına karşı böylece) burunlarını dikerek kendilerini onulmaz bir büyüklük duygusuna kaptırmış bulunuyorlar!

Ahmed Hulusi

Bize likayı (kavuşmayı; varlıklarında Esma'mızla açığa çıkışımızı yaşamayı) ummayanlar dedi ki: "Bizim üzerimize melaike inzal edilmeli yahut Rabbimizi (gözümüzle) görmeli değil miydik?" (Hakikatlerindekini kavrayamayıp dışta tanrı aramakta ısrar!). . . Andolsun ki kendi nefslerinde kibre kapıldılar ve büyük bir azgınlık ile haddi aşıp itaatten çıktılar.

Ali Bulaç

Bize kavuşmayı ummayanlar, dediler ki: "Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?" Andolsun, onlar kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir azgınlıkla baş kaldırdılar.

Ali Özek ve heyeti

Bizimle karşılaşmayı (bir gün huzurumuza geleceklerini) ummayanlar: «Bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik» dediler. Andolsun ki onlar kendileri hakkında kibire kapılmışlar ve azgınlıkla pek ileri gitmişlerdir.

Ali Rıza Safa

Bize kavuşacaklarını düşünmeyenler, şöyle dediler: "Bize melekler indirilseydi veya Efendimizi görseydik olmaz mıydı?" Gerçek şu ki, kendi benliklerinde büyüklüğe kapıldılar ve azgınlıkta çok ileri gittiler.

Bayraktar Bayraklı

Bizimle karşılaşmayı ummayanlar/inanmayanlar, "Bize ya melekler indirilmeli, ya da Rabbimizi görmeliyiz" derler. Andolsun ki kendi kendilerini büyük gördüler, azgınlıkta çok ileri gittiler.

Edip Yüksel

Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, "Bize ya melekler inmeli, yahut Efendimizi görmeliyiz!" dediler. Kendi kendilerine büyüklük taslamışlar ve azgınlıkta pek ileri gitmişlerdi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, 'Bize ya melekler inmeli, yahut Rabbimizi görmeliyiz!,' dediler. Kendi kendilerine büyüklük taslamışlar ve azgınlıkta pek ileri gitmişlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bununla beraber karşımıza çıkacaklarını ümit etmeyenler: "O melekler üzerimize indirilse yahut Rabbimizi görsek ya." dediler. Andolsun ki, onlar kendilerini büyük gördüler, büyük azgınlık ettiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bununla beraber likamızı ümid etmiyenler dediler ki: "o melaike bizim üzerimize indirilse ya, yahud rabbımızı görsek a" celalime kasem ederim ki doğrusu nefislerinde kendilerini büyüksündüler, büyük azgınlık ettiler

Erhan Aktaş

Bizimle karşılaşacaklarına ihtimal vermeyenler: "Bize meleklerin indirilmesi veya Rabb'imizi görmemiz gerekmez miydi?" dediler. Ant olsun ki onlar kendi kendilerine büyüklendiler ve büyük bir taşkınlıkla hadlerini aştılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bizimle karşılaşacaklarına ihtimal vermeyenler: "Bize meleklerin indirilmesi veya Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?" dediler. Ant olsun ki onlar kendi kendilerine büyüklendiler ve büyük bir taşkınlıkla hadlerini aştılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bizimle karşılaşacaklarına ihtimal vermeyenler: "Bize meleklerin indirilmesi veya Rabb'imizi görmemiz gerekmez miydi?" dediler. Ant olsun ki onlar kendi kendilerine büyüklendiler ve büyük bir taşkınlıkla hadlerini aştılar.

Gültekin Onan

Bize kavuşmayı ummayanlar, dediler ki: "Bize meleklerin indirilmesi ya da rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?" Andolsun, onlar kendi nefslerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir azgınlıkla baş kaldırdılar.

Hasan Basri Çantay

Bize kavuşmayı ümid etmeyenler dedi (ler) ki: "Bizim üzerimize melekler indirmeli değil miydi, yahud Rabbimizi görmeli (değil mi) ydik"? Andolsun ki onlar nefislerinden kibir (ve azamet) saklamışlar, büyük bir azgınlıkla haddi aşmışlar (küstahlığa kalkışmışlar) dır.

İbni Kesir

Bize kavuşmayı ummayanlar: Bize melekler indirilmeli değil miydi veya Rabbımızı görmeli değil miydik? derler. Andolsun ki; kendi kendilerine büyüklenmişler ve büyük bir azgınlıkla haddi aşmışlardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bizimle karşılaşmayı ummayanlar; "Bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik." dediler. Şüphesiz onlar, kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.

Süleyman Ateş

Bizimle karşılaşmayı ummayanlar: "Bize melekler indirilmeliydi, yahut Rabbimizi görmeliydik değil mi?" dedi(ler). Andolsun ki onlar kendi içlerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir azgınlıkla haddi aştılar.

Süleymaniye Vakfı

Bizim huzurumuza varmayı beklemeyenler: "Melekler bize de indirilse ya da Rabbimizi görsek ya!" derler. Onlar kendilerini büyük görürler ve büyük bir azgınlıkla başkaldırırlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bizimle karşılaşmayı temenni etmeyenler; "Bize (elçi olarak) melekler indirilse veya bizzat Sahibimizi görsek ya?" derler. Kendi kendilerini pek büyük görürler de büyük bir azgınlığa düşerler.

Şaban Britch

Bizimle karşılaşmayı ummayanlar: Bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik, dediler. Şüphesiz onlar kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.

Şaban Piriş

Bizimle karşılaşmayı beklemeyenler: -Bize meleklerin indirilmesi veya Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi? dediler. Kendi kendilerine büyüklenmişler ve büyük bir azgınlıkla haddi aşmışlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Bize kavuşmayı ummayanlar dediler ki: "Üstümüze melekler inse, yahut Rabbimizi görsek olmaz mı?" Yemin olsun ki, kendi benliklerinde büyüklük kuruntusuna düştüler ve korkunç bir biçimde azdılar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And those who do not entertain the thought and belief of meeting with Us in Day of Judgement insolently and defiantly say: "If only the angels would be sent down to us or we could distinctly perceive Allah, our Creator, by sight!" They are extravagant in their accounts of themselves. They display inordinate self- esteem and insolently persist in disobedience and in false pride and bury exhortation in oblivion.

Abdul Haleem

Those who do not fear to meet Us say, ‘Why are the angels not sent down to us?’ or ‘Why can we not see our Lord?’ They are too proud of themselves and too insolent.

Abdullah Yusuf Ali

Such as fear not the meeting with Us (for Judgment) say: "Why are not the angels sent down to us, or (why) do we not see our Lord?" Indeed they have an arrogant conceit of themselves, and mighty is the insolence of their impiety!

Abul A'la Maududi

Those who do not look forward to meet Us say: dipnot 1 "Why should angels not be sent to us, or why do we ourselves not observe our Lord?" dipnot 2 Surely they are too proud of themselves dipnot 3 and have gone beyond all limits in their rebellion.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, if Allah had really intended to convey His message to us, He would not have chosen a prophet and sent an angel only to him, but to each one of us individually with the guidance, or He should have sent a deputation of angels to appear before the people with the message. The same objection has been stated in Surah Al-Anaam thus: When a revelation comes before them, they say: We will not believe in it unless we are given the like of what has been given to the Messengers of Allah. Allah knows best whom to entrust with His mission and how it should be enforced. (verse 124).
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, Allah Himself should appear before us and make the appeal.
  3. metne dön, dipnot 3
    Another translation could be: They have formed a very high opinion of their own selves.

Aisha Bewley

Those who do not expect to meet Us say, ‘Why have angels not been sent down to us? Why do we not see our Lord?’ They have become arrogant about themselves and are excessively insolent.

Al-Hilali & Khan

And those who expect not a Meeting with Us (i.e. those who deny the Day of Resurrection and the life of the Hereafter) said: "Why are not the angels sent down to us, or why do we not see our Lord?" Indeed they think too highly of themselves, and are scornful with great pride.[1]

Ali Quli Qarai

Those who do not expect to encounter Us say, ‘Why have angels not been sent down to us, or why do we not see our Lord?’ Certainly they are full of arrogance within their souls and have become terribly defiant.

Amatul Rahman Omar

Those who entertain no fear about being present before Us, nor do they expect it, say, `Why should not the angels be sent down to us? Or we see our Lord?' They have indeed thought very highly of themselves and have exceeded all limits of transgression.

Arthur John Arberry

Say those who look not to encounter Us, 'Why have the angels not been sent down on us, or why see we not our Lord?' Waxed proud they have within them, and become greatly disdainful.

Bijan Moeinian

Those who mind the least their meeting with Me on the Day of Resurrection say: "We will believe only if God send us some angels or meet us in person. " What an arrogance, what a rebellion.

E. Henry Palmer

And those who do not hope to meet us say, 'Unless the angels be sent down to us, or we see our Lord. ...!' They are too big with pride in their souls and they have exceeded with a great excess!

Edip-Layth

Those who do not expect to meet Us said, "If only the controllers were sent down upon him, or that we see our Lord." They have become arrogant in themselves, and they have produced a great blasphemy!

George Sale

They who hope not to meet Us at the resurrection say, unless the angels be sent down unto us, or we see our Lord Himself, we will not believe. Verily they behave themselves arrogantly; and have transgressed with an enormous transgression.

Hamid S. Aziz

We have not sent before you any messengers, but lo! They ate food and walked in the markets; but We have made some of you a test for others: will you be steadfast? your Lord is ever Seer.

Mahmoud Ghali

And the ones who do not hope for a meeting with Us have said, "Had there been (the) Angels sent down upon us, or (had it been for us to) see our Lord!" Indeed they have already waxed proud within themselves and have rebelled a great rebellion.

Marmaduke Pickthall

And those who look not for a meeting with Us say: Why are angels not sent down unto us and (Why) do we not see our Lord! Assuredly they think too highly of themselves and are scornful with great pride.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who do not hope to meet Us say: "Why are no angels sent down to us, or why do we not see our Lord?" They are full of self-conceit and behave with intense arrogance.

Muhammad Asad

But those who do not believe that they are destined to meet Us are wont to say, "Why have no angels been sent down to us?" – or, “Why do we not see our Sustainer?” Indeed, they are far too proud of themselves, having rebelled [against God’s truth] with utter disdain!

Mustafa Khattab

Those who do not expect to meet Us say, "If only the angels were sent down to us, or we could see our Lord!" They have certainly been carried away by their arrogance and have entirely exceeded all limits.

Progressive Muslims

And those who do not expect to meet Us said: "If only the Angels were sent down upon him, or that we see our Lord. " They have become arrogant in their souls, and they have produced a great blasphemy!

Rashad Khalifa

Those who do not expect to meet us said, "If only the angels could come down to us, or we could see our Lord (we would then believe)!" Indeed, they have committed a gross arrogance, and have produced a gross blasphemy.

Sahih International

And those who do not expect the meeting with Us say, "Why were not angels sent down to us, or [why] do we [not] see our Lord?" They have certainly become arrogant within themselves and [become] insolent with great insolence.

Sam Gerrans

And those who look not for a meeting with Us say: “Oh, that the angels were but sent down upon us, or we but saw our Lord!” They have waxed proud concerning themselves, and scornful with great scorn.

Shabbir Ahmed

Those who do not believe that they are destined to meet Us, say, "Why do not angels come down to us, or why do we not see our Lord?" Assuredly, they think too highly of themselves and they are uttering a gross insult.

Syed Vickar Ahamed

And those who do not expect (their) meeting Us said: "Why are the angels not sent down to us, or (why) do we not see our Lord?" Truly, they have a false opinion of themselves with rudeness in their great arrogance!

Taqi Usmani

Said those who do not even expect to meet Us, "Why the angels are not sent down to us or why do we not see our Lord?" Indeed they think too highly of themselves, and have gone too far in rebellion.

The Monotheist Group

Andthose who do not expect to meet Us said: "If only the angels were sent down upon us, or that we see our Lord." They have become arrogant in their souls, and they have produced a great blasphemy!

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 21. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 21. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 21. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩