Furkân suresi

Furkân suresi, 19. ayet

Furkân suresi, 19. ayet. فَقَدْ كَذَّبُوكُم بِمَا تَقُولُونَ فَمَا تَسْتَطِيعُونَ صَرْفًا وَلَا نَصْرًا وَمَن يَظْلِم مِّنكُمْ نُذِقْهُ عَذَابًا كَبِيرًا

feḳad keẕẕebûküm bimâ teḳûlûne femâ testeṭî`ûne ṣarfev velâ naṣrâ. vemey yażlim minküm nüẕiḳhü `aẕâben kebîrâ.

Diyanet İşleri

(İlah edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse, ona büyük bir azap tattırırız.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Furkân 16–22 · surenin 19. ayeti / 77

Konu Kıyameti yalanlayanlar ve ilah edinilenlerin reddi Furkân 10–20 3

  1. Furkân 16

    Ebedi olarak kalacakları orada onlar için diledikleri her şey vardır. Bu, Rabbinin uhdesine aldığı, (yerine getirilmesi) istenen bir va'didir.

  2. Furkân 17

    Rabbinin, onları ve Allah'ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına), "Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı, yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar" diyeceği günü hatırla.

  3. Furkân 18

    Onlar, "Seni eksikliklerden uzak tutarız. Seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. Fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helake giden bir toplum oldular" derler.

  4. 19

    (İlah edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse, ona büyük bir azap tattırırız.

  5. Furkân 20

    Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir.

  6. Furkân 21

    Bize kavuşacaklarını ummayanlar, "Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!" dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.

  7. Furkân 22

    Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. "Eyvah! Biz Allah'ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız" diyecekler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

19. Ortak koştukları varlıklar onlardan uzak olduklarını belirttikten sonra Yüce Allah inat edenleri azarlamak üzere şöyle buyuracaktır: “İşte (ibadet ettikleriniz) söylediklerinizde sizi yalanladılar.” Sizin iddianıza göre bunlar, size kendilerine ibadet etmenizi emretmiş, sizin yaptıklarınıza razı olmuş ve Rabbinizin huzurunda size şefaatçi olacaklarını söylemişlerdi. İşte şimdi bu iddianızı yalandılar ve size en büyük düşmanlardan oldular. O bakımdan sizin azaba uğramanız hak olmuştur. “Artık ne azabı” kendi gücünüzle yahut fidye vererek veya başka bir yolla “savabilirsiniz, ne de” acizliğiniz dolayısıyla ve yardımcınız bulunmadığı için “bir yardım bulabilirsiniz.” Görüldüğü gibi başkalarını taklit eden sapık cahiller hakkında verilen bu hüküm, çok ağır ve kötü bir hüküm, akibetleri de en şerli ve fena bir akibet olacaktır. Hakkı bilmekle birlikte ondan sapıp uzaklaşan inatçılara gelince böylesi hakkında da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Sizden” kim zalimlik ederek ve inat ile hakkı terk edip “(şirk işleyerek nefsine) zulmederse ona büyük bir azap tattıracağız.” Öyle ki hiçbir beşer miktarını takdir edemez, mahiyetini anlatamaz.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey müşrikler! Allah'tan başka kendilerine ibadet ettiğiniz ve kendilerine davet ettiğiniz ilahlar, sizleri yalanlamıştır. Artık acizliğiniz sebebi ile ne azabınızı geri çevirmeye ve ne de bir yardım temin etmeye güç yetirebilirsiniz. Ey Müminler! Sizden kim Allah'a ortak koşmak ile zulmedecek olursa, az önce zikri geçenlere tattırdığımız gibi ona da büyük bir azap tattırırız.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَقَدْ fekad işte
  2. كَذَّبُوكُم kezzebukum sizi yalanladılar kök: كذب
  3. بِمَا bima şeyler
  4. تَقُولُونَ tekulune dedikleriniz kök: قول
  5. فَمَا fema artık
  6. تَسْتَطِيعُونَ testetiune gücünüz yetmez kök: طوع
  7. صَرْفًۭا sarfen (azabı) geri çevirmeğe kök: صرف
  8. وَلَا ve la ne de
  9. نَصْرًۭا ۚ nesran yardım bulabilirsiniz kök: نصر
  10. وَمَن ve men ve kim
  11. يَظْلِم yezlim zulmederse kök: ظلم
  12. مِّنكُمْ minkum sizden
  13. نُذِقْهُ nuzikhu ona taddırırız kök: ذوق
  14. عَذَابًۭا azaben bir azab kök: عذب
  15. كَبِيرًۭا kebiran büyük kök: كبر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صرف (30 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş)

    De ki: "O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    Halbuki onlar (edindikleri ilahlar) ne onlara yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım edebilirler.

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    Allah'tan başka taptıklarınızın ise size yardım etmeğe güçleri yetmez. Onlar kendilerine de yardım edemezler.

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    Yoksa bizim dışımızda onları koruyacak ilahları mı var? O ilah edindikleri nesneler kendilerine bile yardım edemezler. Zaten onlar bizden de yardım…

  • Aynı kök: صرف (30 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her ayeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu…

  • Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın.

  • Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    Onlar cehennemde, "Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim" diye bağrışırlar.…

  • Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)

    Biz de onlara dünya hayatında zillet azabını tattırmak için o mutsuz kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı elbette…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

83 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Allah şöyle diyecektir:) "İşte (taptıklarınız) sizin söylediklerinizi yalanladılar. dipnot 1 Artık (azabı) geri çevirmeye de yardıma da gücünüz yetmez. İçinizden haksızlık edenlere büyük bir azap tattıracağız!"

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Yûnus 10:28-29; İbrâhîm 14:22; Nahl 16:86; Meryem 19:82; Kasas 28:63; ‘Ankebût 29:25; Rûm 30:13; Sebe' 34:41; Fâtır 35:14; Ahkâf 46:6.

Mustafa İslamoğlu

Bunun üzerine (Allah şirk koşanlara şöyle demişti): "Doğrusu o (tanrılık yakıştırdıklarınız), söylediklerinizin tümünde sizin yalancı olduğunuzu ortaya çıkarıyorlar. Artık ne (cezayı) atlatmaya mecaliniz yeter, ne de yardım almaya: zira sizden her kim (hakikati) tersyüz ederse, ona büyük bir azap tattıracağız.

Muhammed Esed

(Bunun üzerine, Allah da, müşriklere): "İşte (sizin tanrı yerine koyduğunuz kimseler, geçmişte) ileri sürdüğünüz iddiaların yalan olduğunu ortaya koydular" diyecek, "artık ne (hak ettiğiniz azabı) savuşturabilirsiniz, ne de kendinize bir destek bulabilirsiniz! Çünkü içinizden her kim (böyle bir) kötülük işlemişse, ona büyük bir azap tattıracağız!"

Ahmed Hulusi

(Allah dunundakilere tapanlara): "İşte söylediklerinizi gerçekten yalanladılar. . . Artık ne (azabı) kendinizden savmaya ve ne de yardım bulmaya gücünüz yetmez! Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azap tattırırız. "

Ali Bulaç

"İşte (ilahlarınız) sizin söylediklerinizi yalanladılar; bundan böyle (azabı) ne geri çevirmeye gücünüz yetebilir, ne de bir yardıma. Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azab taddırırız."

Ali Özek ve heyeti

(Bunun üzerine ötekilere hitaben şöyle denir:) İşte (taptıklarınız), söyledikleriniz de sizi yalancı çıkardılar. Artık ne (azabınızı) geri çevirebilir, ne de bir yardım temin edebilirsiniz. İçinizden (küfür ve şirkle) zulmedenlere büyük bir azap tattıracağız!

Ali Rıza Safa

İşte, sizin söylediklerinizi yalanladılar. Artık, geri çevirmeye ve yardıma gücünüz yetmez. Aranızdan, haksızlık yapanlara da büyük bir ceza tattıracağız.

Bayraktar Bayraklı

İşte, tanrı dedikleriniz de sizi yalanladılar. Artık ne azabı geri çevirmeye gücünüz yeter, ne de bir yardım bulabilirsiniz! İçinizden, haksızlık eden kimseye büyük bir azap tattırırız.

Edip Yüksel

Onlar sizin bu söylediklerinizi yalanlamış bulunuyorlar. Siz ne veto edebilir, ne de yardım edebilirsiniz. Hatta sizden zulmeden olursa ona da büyük bir azap tattırırız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar sizin bu söylediklerinizi yalanlamış bulunuyorlar. Siz ne veto edebilir, ne de yardım edebilirsiniz. Hatta sizden zulmeden olursa ona da büyük bir azap tattırırız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Demek ki, sizi sözünüzde yalancı çıkarmışlardır. Artık ne azabı savmaya, ne de bir yardıma çare bulamayacaksınız ve içinizden her kim zulmederse ona büyük bir azap tattıracağız!

Elmalılı Hamdi Yazır

Demek sizi sözünüzde yalancı çıkarmışlardır, artık ne savmağa ne de bir yardıma çare bulamıyacaksınız ve içinizden her kim zulmederse ona büyük bir azab tattıracağız

Erhan Aktaş

İşte onlar dipnot 1 söylediklerinizden dolayı sizi yalanladılar. Artık uzaklaştırmaya dipnot 2 ve yardım almaya güç yetiremezsiniz. Ve sizden kim haksızlık etmişse ona büyük azabı tattıracağız.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'tan başka kulluk ettikleriniz.
  2. metne dön, dipnot 2
    Azabı uzaklaştırmaya.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İşte onlar dipnot 1 söylediklerinizden dolayı sizi yalanladılar. Artık uzaklaştırmaya dipnot 2 ve yardım almaya güç yetiremezsiniz. Ve sizden kim haksızlık etmişse ona büyük azabı tattıracağız.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'tan başka kulluk ettikleriniz.
  2. metne dön, dipnot 2
    Azabı uzaklaştırmaya.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İşte onlar dipnot 1 söylediklerinizden dolayı sizi yalanladılar. Artık uzaklaştırmaya dipnot 2 ve yardım almaya güç yetiremezsiniz. Ve sizden kim haksızlık etmişse ona büyük azabı tattıracağız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'tan başka kulluk ettikleriniz.
  2. metne dön, dipnot 2
    Azabı uzaklaştırmaya.

Gültekin Onan

"İşte (tanrılarınız) sizin söylediklerinizi yalanladılar; bundan böyle (azabı) ne geri çevirmeye gücünüz yetebilir, ne de bir yardıma. Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azab tattırırız."

Hasan Basri Çantay

İşte (tapdıklarınız) sizi, dedikleriniz hakkında, kat'i suretde yalancı çıkarmışlardır. O halde ne (azabınızı) döndürmiye, ne de (bu hususda) herhangi bir yardıma asla muktedir olamayacaksınız. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azab tatdırırız.

İbni Kesir

İşte sizi söylediklerinizde yalancı çıkardılar. Artık üzerinizden azabı çeviremez ve yardım göremezsiniz. Sizden zulmedenlere büyük bir azab tattıracağız, denir.

Mehmet Alagaş

(4-20) Kafirler dedi ki, bu onun uydurduğu bir iftiradır, başka bir kavim de ona, bu iftirada yardım etti dediler. Böylece zulüm ve yalana kadar işi vardırdılar. Evvelkilerin masallarını birilerine yazdırtmış ve de ona sabah akşam o masallar okunuyor dediler. De ki Onu göklerin ve yerin gizliliğini / sırrını bilen indirdi. O, bağışlayan dır, esirgeyendir. Dediler ki bu Resule ne oluyor ki yemek yiyor çarşılarda yürüyor , oysa ki ona bir melek inmeliydi ve onunla beraber uyarı işini yapmalıydı. Ona bir hazine verilmeliydi veya yedi ği bir bahçesi olmalıydı. Zalimler dediler ki sadece ve sadece büyülenmiş / sihirlenmiş bir adama uyuyorsunuz o kadar. Bak! nasıl da sana misaller veriyorlar, artık onlar saptılar ve artık herhangi bir yola da girmeye güçleri yetmez. Eğer isterse sana, bun ların dediklerinden de h ayırlı, altlarından nehirler akan cennetleri ve sarayları / kasırları yapacak olan ne de mübarektir. Bilakis, saati de yalanladılar, biz de saati yalanlayan kişi için alevli ateşi hazır ettik . Uzak bir yerden göründüğünde onun / cehennemin öfkelenişinin uğultusunu işitirler. Dokuna dokuna çarpa çarpa dar bir yerden onunla /cehennemle buluştuklarındaysa işte tam da orada, yok olmak için çağrıda bulunurlar / dua ederler. B ugün yok olmayı bir kez çağırmayın, yok olmayı çok kez çağırın. Deki bu mu hayırlı ya da sakınanlara vaad edilen kalıcı cennet mi? Orası onlara varacakları bir ödüldür. Onlara orada ne istiyorlarsa vardır, orada kalıcı olmaları Rabbinin sorumlu olduğu bir vaadidir. R abbin onları ve Allah ’tan başka taptıklarını biraraya topladığında der ki, sizler mi işte şu kullarımı saptırdınız? ya da onlar kendileri mi yoldan saptılar? Seni üstün tutarız ki bize senden başkasını dost edinmek yakışmaz ve lakin onlar ı da ve atalarını da sen nimetlerinle geçindirdin, onlar da hatırlatıcıyı unuttular ve de helake layık bir kavim oldular dediler. İşte taptıklarınız, söylediklerinizi de reddedip sizi yalancı çıkardı, artık azabı savmaya da yardım görmeye de güç yetiremeyeceksiniz. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azap tattıracağız. Senden önce Resulleri de yemek yiyenler ve çarşılarda yürüyenler olarak gönderdik. Sizin kiminizi kiminizle sınayarak ayrıştırdı bakalım sabredebilecek misiniz? Rabbin görendir. Bizimle buluşmayı ü mit etmeyenler keşke üzerimize melekler indirilse veya rabbimizi görsek dediler. Onlar kendilerini büyük gördüler ve büyük bir azgınlık gösterdiler. Melekleri görecekleri gün , işte o gün , suçlulara müjde yoktur , onlara size yasaktır, size yasaklanmıştır, denilecektir. Amel olarak ne yapmışlarsa onları ele alırız ve saçılmış uçuşan toz haline getiririz / heba ederiz. Cennet halkının durdukları yer ise hayırlı istirahat ettikleri yer ise güzeldir. O gün sema bulutlu bir şekilde parçalanacak ve melekler ard arda indirilecektir. O gün, gerçek egemenlik / mülkiyet Rahman’ındır. Kafirlere de çok zorlu bir gündür. O gün zalimler ellerini ısıracak eyvah keşke Resullerle beraber bir yol tutsaydım diyecekler. Veyl olsun bana ki keşke falanı filanı dost edinmeseydim. Kesin olan şu ki bana hatırlatıcı geldikten sonra beni ondan saptıran şeytan, insanı yapayalnız bırakır.

Rowwad Tercüme Merkezi

İşte söylediklerinizde sizi yalanladılar. Artık ne üzerinizdeki azabı def edebilirsiniz, ne de bir yardıma güç yetirirsiniz. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azabı tattırırız.

Süleyman Ateş

(Bu kez hitap, bunlara tanrı diye tapanlara yönelir.) İşte (tanrı) dedikleriniz de sizi yalanladılar. Artık ne (azabı geri) çevirmeğe gücünüz yeter, ne de (kendinize) bir yardım bulabilirsiniz! Sizden kim zulmederse ona büyük bir azab taddırırız.

Süleymaniye Vakfı

Onlara şöyle denilecek: "Araya koyduklarınız, söylediklerinizi kesin bir dille yalanladılar. Artık herhangi bir azabı kendinizden savmaya da bir yardım görmeye de imkanınız yoktur. Aranızdan kim yanlış yapmakta ileri gitmişse (kendisi yoldan çıktığı gibi sizi de çıkarmışsa dipnot 1 ) ona büyük bir azap tattıracağız."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Allah Teala diyecek ki;) bunlar, anlattıklarınızı yalan saymışlardı. Bugün bunları ne azaptan kurtarabilirsiniz ne de yardım edebilirsiniz. Sizin içinizden yanlışa Allah'ı ikinci sıraya koymuşsa dipnot 1 ona büyük bir azap tattırırcağız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    إِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ  لقمان 13   Şirke düşmek

Şaban Britch

İşte söyledikleriniz de sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı defetmeye de kendinize yardım etmeye de gücünüz yetmez. İçinizden zulmedenlere büyük bir azap tattıracağız!

Şaban Piriş

İşte söyledikleriniz de sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı defetmeye de yardım etmeye de gücünüz yetmez. Sizden zalimlik edenlere büyük azabı tattırırız.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte haklarında söz söyledikleriniz de sizi yalanladılar. Artık ne azabı savabilirsiniz ne de yardımcı olabilirsiniz. Zulmedenlerinize zorlu bir azap tattıracağız.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Then the infidels shall be told: "You see, your gods have accused you of falsehood and want of conformity to fact and by consequence you shall not escape the torment nor can you be afforded help. And now a warning is issued to all, Thus, you people at large must know that he who is wrongful of actions shall taste the torment laid upon the damned.

Abdul Haleem

[God will say], ‘Now your gods have denounced what you say as lies: you cannot avoid the punishment; you will not get any help.’ If any of you commits such evil, We shall make him taste agonizing torment.

Abdullah Yusuf Ali

(Allah will say): "Now have they proved you liars in what ye say: so ye cannot avert (your penalty) nor (get) help." And whoever among you does wrong, him shall We cause to taste of a grievous Penalty.

Abul A'la Maududi

Thus will those deities give the lie to all what you now say, dipnot 1 and you will not be able to avert your doom, nor obtain any succour. We shall cause whoever of you commits wrong dipnot 2 to taste an enormous chastisement.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, on that day your religion, which you now believe, to be true, will prove to be false and even your gods, whom you yourselves have set up, will declare it to be a lie; for none of them ever asked you to make them your deities and worship them as such. Consequently, instead of interceding on your behalf; they will bear witness against you.
  2. metne dön, dipnot 2
    They will be guilty of iniquity. They will be unjust to the reality and the truth and guilty of disbelief and shirk. The context shows that those who reject the Prophet (peace be upon him) and set up other deities instead of Allah and deny life in the Hereafter, are guilty of zulm (iniquity).

Aisha Bewley

So now they have disowned you for what you said, and they cannot avert it or give you any help. As for anyone among you who has done wrong, We will make him suffer great punishment.

Al-Hilali & Khan

Thus they (false gods - all deities other than Allâh) will belie you (polytheists) regarding what you say (that they are gods besides Allâh): then you can neither avert (the punishment), nor get help. And whoever among you does wrong (i.e. sets up rivals to Allâh), We shall make him taste a great torment.

Ali Quli Qarai

So they will certainly impugn you in what you say, and you will neither be able to circumvent [punishment] nor find help, and whoever of you does wrong, We shall make him taste a terrible punishment.

Amatul Rahman Omar

(Then We shall say to the idol-worshipers), `Now these (deities) have given you the lie (and contradict you) with regard to what you said, so (today) you have no power to avert (the penalty) or get help (of any sort for yourselves); (remember) whosoever of you acts unjustly and goes wrong we shall make him suffer a great punishment. '

Arthur John Arberry

the Remembrance, and were a people corrupt. ' So they cried lies touching the things you say, and you can neither turn it aside, nor find any help. Whosoever of you does evil, We shall let him taste a great chastisement.

Bijan Moeinian

Once they will testify against you, you will have no recourse to an appeal or any kind of help as I will make the guilty ones to taste an awful punishment.

E. Henry Palmer

And now have they proved you liars for what ye say, and they cannot ward off or help. And he of you who does wrong we will make him taste great torment.

Edip-Layth

They have refuted what you claimed, so you will not find any excuse nor any victor. Whosoever has done wrong among you, We will let him taste a great retribution.

George Sale

And God shall say unto their worshippers, now have these convinced you of falsehood, in that which ye say: They can neither avert your punishment, nor give you any assistance. And whoever of you shall be guilty of injustice, him will We cause to taste a grievous torment.

Hamid S. Aziz

They will say, "Be you glorified! It was not befitting for us to take any patrons besides Thee; but Thou didst give them and their fathers ease until they forgot the Reminder and became a lost people!"

Mahmoud Ghali

able either to turn it about or vindicate (yourselves). And whoever of you does injustice, We will make him taste a great torment.

Marmaduke Pickthall

Thus they will give you the lie regarding what ye say, then ye can neither avert (the doom) nor obtain help. And whoso among you doeth wrong, We shall make him taste great torment.

Mohamed Ahmed - Samira

(The idolaters will be told): "Your gods have refuted your assertion. You can neither avert (your doom) nor receive any help. We shall make the wicked among you taste of severe punishment."

Muhammad Asad

[Thereupon God will say:] "And now, they [whom you regarded as divine] have given the lie to all your [past] assertions, and you can neither ward off [your punishment] nor obtain any succour! For, whoever of you has committed [such] evil, him shall We cause to taste great suffering!"

Mustafa Khattab

˹The doomed will be told˺, "Your gods have clearly denied your claims. So now you can neither ward off ˹the punishment˺ nor get any help." And whoever of you does wrong, We will make them taste a horrible punishment.

Progressive Muslims

They have refuted what you claimed, so you will not find any excuse nor any victor. And whosoever has done wrong among you, We will let him taste a great retribution.

Rashad Khalifa

They have disbelieved in the message you have given them, and, consequently, you can neither protect them from the retribution they have incurred, nor can you help them in any way. Anyone among you who commits evil, we will commit him to severe retribution.

Sahih International

So they will deny you, [disbelievers], in what you say, and you cannot avert [punishment] or [find] help. And whoever commits injustice among you - We will make him taste a great punishment.

Sam Gerrans

“They have denied you for what you say,” — and you are able neither to avert nor to find help; and whoso does wrong among you, We will let him taste a great punishment.

Shabbir Ahmed

It will be said to the idolaters of all forms, "Now your idols have proved you liars in what you say. So you cannot avert your penalty nor get help." And whoever among you wrongs others and thus wrongs himself, We shall make him taste of the great torment!

Syed Vickar Ahamed

(Allah will say): "Now they have made you liars about what you say: So you cannot escape (penalty) or (get) help. " And whoever from you does wrong; We shall make him taste a great penalty.

Taqi Usmani

Thus they will refute you in what you say, and you will not be able to repulse (the punishment,) or to receive help. Whoever commits injustice from among you, We will make him taste a painful punishment.

The Monotheist Group

They have refuted what you claimed, so you will not find any excuse nor any victor. And whoever has done wrong among you, We will let him taste a great retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 19. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 19. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Furkân suresi, 19. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩