Diyanet İşleri
Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.
Hac suresi
Hac suresi, 35. ayet. ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ ٱللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَٱلصَّٰبِرِينَ عَلَىٰ مَآ أَصَابَهُمْ وَٱلْمُقِيمِى ٱلصَّلَوٰةِ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ
elleẕîne iẕâ ẕükira-llâhü vecilet ḳulûbühüm veṣṣâbirîne `alâ mâ eṣâbehüm velmüḳîmi-ṣṣalâti vemimmâ razaḳnâhüm yünfiḳûn.
Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kâbe, haccın ilanı ve kurban Hac 25–37 3
Bu böyle. Her kim de Allah'ın nişanelerini (kurbanlıklarını) yüceltirse, şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah'a karşı gelmekten sakınmasından)dır.
Sizin için onlarda belli bir zamana kadar birtakım yararlar vardır. Sonra da kurbanlık olarak varacakları yer Beyt-i Atik (Kabe)'dir.
Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır. Şu halde yalnız O'na teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!
Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.
Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah'ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah'ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik.
Onların etleri ve kanları asla Allah'a ulaşmaz. Fakat O'na sizin takvanız (Allah'a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele.
Şüphesiz, Allah inananları savunur. Doğrusu Allah hiçbir haini, nankörü sevmez.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
35. Daha sonra Yüce Allah, bu itaatkâr ve alçakgönüllülerin niteliklerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Onlar ki Allah anılınca” korkuları ve ta’zimleri dolayısı ile “kalpleri titrer.” Bundan dolayı da haram kılınan şeyleri terk ederler. Çünkü yalnızca Allah’tan korkar, yalnızca O’ndan dolayı kalpleri titrer. “Başlarına gelenlere” darlık ve sıkıntılara, çeşitli eziyetlere “sabreder”, bunların hiçbirisi dolayısı ile öfkelenmezler. Aksine Rablerinin rızası için, O’nun mükâfatını umarak ve ecrini bekleyerek sabrederler. “Namazı dosdoğru kılar” Yani bunlar, namazda yerine getirilmeleri gereken farzları da müstehabları da edâ ederek, zahir ve batın özellikleri ile birlikte ve ubudiyetin gereğini yerine getirerek eksiksiz ve dosdoğru şekli ile ifa ederler “ve kendilerini rızık olarak verdiklerimizden de infak ederler.” Buradaki infak; zekât, kefaret ve hanımların, kölelerin ve yakın akrabaların nafakalarını sağlamak gibi farz olan bütün nafaka türlerini kapsadığı gibi bütün çeşitleri ile sadaka verme kabilinden müstehab infakları da kapsar. Burada teb’îz/kısmilik ifade eden “من” kelimesinin getirilmesi, Allah’ın vermiş olduğu ve teşvik ettiği emirlerin kolaylığının anlaşılması ve bu infakın, Allah’ın ihsan ettiği rızkın küçük bir bölümü olduğunun bilinmesi içindir. Eğer Yüce Allah, bu rızkı kazanmayı kolaylaştırmamış ve rızık olarak ona ihsan etmemiş olsaydı, kulun bu rızkı elde etme güç ve imkânı olmazdı. O halde ey Allah’ın lütfu ile rızka mazhar olan kişi! Allah’ın sana vermiş olduğu rızıktan infak et ki, Allah da sana infak etsin ve lütfundan sana daha fazlasını versin.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yüce Allah anıldığında O'nun azabından korkarlar, emrine muhalefet etmekten uzak dururlar. Kendilerine bir musibet isabet ettiğinde sabrederler, namazı tam bir şekilde eda ederler ve Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiğinden hayır yolunda infak ederler.
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş)
Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan…
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş)
Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş)
Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir.
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş)
Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah'a karşı gelmekten…
Aynı kök: صوب (77 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş)
"Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş…
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)
Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)
Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.
Aynı kök: وجل (5 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Mü'minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O'nun ayetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar Allah anıldığı zaman kalpleri titrer; başlarına gelene sabreder, namaz kılar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak ederler. dipnot 1
Onlar ki, ne zaman Allah anılsa kalpleri saygıyla ürperir ve başlarına gelen şeylere sabrederler; üstelik namazı hakkını vererek kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan çömertçe sarf ederler.
Onlar ki, ne zaman Allah'tan söz edilse kalpleri saygı ve sakınmayla titrer; (onlar ki) başlarına gelen her türlü darlığa, sıkıntıya göğüs gererler; salatta devamlı ve duyarlıdırlar; ve kendilerine verdiğimiz rızıktan başkalarına da harcarlar.
Onlar ki, "Allah" anıldığında o anlam şuurlarında haşyet oluşturur. . . Kendilerine isabet edenlere sabredenler ve salatı ikame edenlerdir. . . Kendilerini beslediğimiz yaşam gıdalarından, başkalarına da bağışlarlar.
Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.
Onlar öyle kimseler ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) infâk ederler.
Onlar, öyle kimselerdir ki, Allah anıldığında yürekleri ürperir ve başlarına gelene karşı dirençli olurlar. Namazı dosdoğru kılarlar; kendilerine geçimlik olarak verdiklerimizden de yardımlaşmak amacıyla paylaşırlar.
Onlar, Allah anıldığında kalpleri ürperenler, başlarına gelene sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve verdiğimiz rızklardan Allah rızası için harcayanlardır.
Onlar öyle kimselerdir ki, ALLAH'tan söz edildiğinde yürekleri ürperir. Başlarına gelene sabrederler, salatı gözetirler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan yardım için harcarlar.
Onlar öyle kimselerdir ki, ALLAH'tan söz edildiğinde yürekleri ürperir. Başlarına gelene sabrederler, namazı gözetirler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan yardım için harcarlar.
Ki Allah anıldığı zaman, kalpleri oynar; kendilerine gelen musibete sabreder; namazı devamlı kılar ve kendilerine verdiğimiz şeylerden başkalarına dağıtırlar.
Ki Allah anıldığı vakıt kalbleri oynar ve kendilerine isabet edene sabırlı ve namaza devamlıdırlar ve kısmet ettiğimiz şeylerden infak da ederler
Onlar ki dipnot 1 Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, başlarına gelene sabrederler, dipnot 2 salatı ikame ederler, dipnot 3 kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infak dipnot 4 ederler.
Onlar ki dipnot 1 Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, başlarına gelene sabrederler dipnot 2 , salatı ikame ederler dipnot 3 , kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infak dipnot 4 ederler.
Onlar ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, başlarına gelene sabrederler dipnot 1 , salatı ikame ederler dipnot 2 , kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infak dipnot 3 ederler.
Onlar ki, Tanrı anıldığı zaman kalpleri ürperir; kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.
(Öyle mutıy' ve mütevazi' olanlar ki) Allah anılınca onların kalbleri kork (u ile oyn) ar. Onları kendilerine isaabet eden (mihnetlere, zorluklara) sabredenlerdir. Namazı dosdoğru kılanlardır. Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden (Allah için) harcarlar.
Onlar ki; Allah anıldığı zaman kalbleri titrer. Başlarına gelenlere sabr eder, namaz kılar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.
(25-38) Muhakkak ki kafirler, Allah yolundan ve Mescid - i Haram’ dan alıkoyarlar / geri çevirirler, ki o Mescid -i, oranın yerlisi insanlar ve yabancı / dışarıdan gelen insanlar için eşit seviyede olan bir yer yaptık, (Oraya sokmuyorlar) her kim orada zulmederek inançlarından dönmelerini dilerse, ona acıtıcı bir azap tattırırız. Kabe’nin / Beytin yerini İbrahim için belirleyip kondurmuştuk, bana hiçbir şeyi ortak koşma, evimi tavaf edenler için, kalkıp duranlar için, Rükû edenler için ve secde edenler için temiz tut . İnsanlar içinde haccı duyur / ilan et , yürüyerek ve geniş ova (amik) yollarından binek sırtında sana gelsinler, kendileri için birtakım menfaatlere şahit olsunlar, Allah’ın ismini hatırlayıp ansınlar, herkesçe belli / bilinen günlerde onları rızıklandırdığımız dört ayaklı hayvanlardan, onlardan kesip yesinler , fakiri de ve baisi de (fakir değil fakat şartları daha sıkıntılı durumda olanı da) yedirsinler / doyursunlar sonra kirlerini gidersinler, adaklarını ifa etsinler, Beyt-i Atik’i / Eski Evi / Beytullah’ı tavaf etsinler, sözün özü, her kim Allah’ın yasaklarına hürmet gösterir ise bu davranışı onun için Rabbin yanında hayırlıdır, sizin için tüm evcil hayvanlar şu okunacak olanlar hariç helal kılındı. Putlardan oluşan pislikten kaçının, asılsız sözlerden kaçının , (Bunlar bizim İlah’ımız, bereket heykeli vb. sözler) O’na ortak koşmadan, yönelme eğilimi sadece Allah olanlar olun / Hanifler olun (Putlara yönelmeyin) (Hanif; doğru yola yönelme eğilimli, cenif; doğru yoldan sapmaya eğilimli ) Allah’a ortak koşan biri, gökten düşmüş kuşların da kendisini kaptığı biri gibidir yahut Rüzgârın kendisini ıssız uzak bir mekâna sürüklediği / savurduğu biri gibidir. Sözün özü, her kim Allah’ın sembollerine / şiarlarına hürmet gösterirse (Safa Merve Arafat bir semboldür hürmet gerekir) Muhakkak ki bunlara hürmet, kalplerin sakınmasındandır / takvasından dolayıdır, (Takvalı kalp böyle yapar) size onlarda / şiarlarda belirli bir sürelik faydalar vardır, ardından gideceğiniz yeriniz / mahalliniz ise Beyt-i Atiktir. Her bir toplum için / ümmet için, onları rızıklandırdığımız evcil hayvanları keserken üzerlerine Allah’ı hatırlayıp söylemelerini içeren ibadet yöntemleri yaptık, ilahınız tek ilahtır / bir ilahtır , artık O’na teslim olun , alçak gönüllü olanları / muhbitleri müjdele. Onlar öyleleridir ki Allah hatırlatıldığında kalpleri ürperirler, kendilerine isabet eden şeylere de sabırlıdırlar, namazı da kalkıp kılarlar, rızıklandırdığımız şeylerden de başkalarına harcarlar. Büyükbaş hayvanı / Büdne’yi Allah’ın kutsal sembollerinden yaptık, onlarda sizin için iyilikler vardır , diz çöktürüp boğazladığınız da üzerlerine Allah’ın ismini anın , yanlarına doğru yıkıldıklarında ise artık onlardan yiyin , kanaatkâr olup istemeyene de aç olup isteyene de yedirin , bu şekilde o hayvanları sizler için emre amade yaptık / sizin güdümünüze verdik , böylelikle belki teşekkür ed ersiniz. Onların etleri de kanları da Allah’a ulaşmaz / nail olmaz , lakin sizin sakınmanız / takvanız O’na ulaşır, bu şekilde onları sizin emrinize amade eder ki sizi yola iletmesinden dolayı Allah’ı büyükleyesiniz (En büyük sensin diyebilesiniz) Güzel davrananları müjdele. Allah iman edenleri savunur / müdafisi olur , muhakkak ki Allah, ihanet tabiatlı olanları ve görmezden geleni / nankörü hiçbirini sevmez.
Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.
Onlar ki Allah anıldığı zaman kalbleri titrer. Başlarına gelene sabrederler, namazı kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yoluna) harcarlar.
Onlar; Allah anılınca yürekleri titreyen, başlarına gelenler karşısında sabırlı davranan /duruşunu bozmayan, namazı düzgün ve sürekli kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayra harcayan kimselerdir dipnot 1 .
Onlar Allah anılınca yürekleri titreyen, başlarına gelenlere sabreden, namazı tam kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayra harcayan kimselerdir.
Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Başlarına gelene sabrederler, namazı ikame ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan harcarlar.
Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan bağışlarlar.
Onlar öyle insanlardır ki, Allah anıldığında kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namazı gözetirler. Ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler.
b) Who lift to Allah their inward sight while their innermost being is actuated with the feeling of dread mingled with veneration at the mention and the thought of Him.
whose hearts fill with awe whenever God is mentioned, who endure whatever happens to them with patience, who keep up the prayer, who give to others out of Our provision to them.
To those whose hearts when Allah is mentioned, are filled with fear, who show patient perseverance over their afflictions, keep up regular prayer, and spend (in charity) out of what We have bestowed upon them.
whose hearts shiver whenever Allah is mentioned, who patiently bear whatever affliction comes to them, who establish Prayer, and who spend (for good purposes) out of what We have provided them. dipnot 1
whose hearts quake at the mention of Allah, and who are steadfast in the face of all that happens to them, those who establish salat and give of what We have provided for them.
Whose hearts are filled with fear when Allâh is mentioned and As-Sabirûn [who patiently bear whatever may befall them (of calamities)]; and who perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât), and who spend (in Allâh’s Cause) out of what We have provided them.
—those whose hearts tremble with awe when Allah is mentioned, and who are patient through whatever visits them, and who maintain the prayer and spend out of what We have provided them.
Whose hearts are filled with awe when the name of Allâh is mentioned and who are patiently persevering in whatever (of the afflictions) befalls them, and who observe Prayer and spend from that which We have provided them.
who, when God is mentioned, their hearts quake, and such as endure patiently whatever visits them, and who perform the prayer, and expend of what We have provided them.
When such people hear the name of God, their hearts are filled with awe. They patiently deal with the difficulties of life, worship god on regular basis, and spend a part of what God has given them in the way of God (charity.)
whose hearts when God is mentioned are afraid, and to those who are patient of what befalls them, and to those who are steadfast in prayer and of what we have given them expend in alms.
Those who, when God is mentioned, their hearts revere, and they are patient to what befalls them, and they hold the contact prayer, and from what We provide them they give charity.
whose hearts, when mention is made of God, are struck with fear; and unto those who patiently endure that which befalleth them; and who duely perform their prayers, and give alms out of what We have bestowed on them.
To every nation have We appointed rites, that they may mention the name of Allah over the sustenance He has provided them from animals fit for food; and your God is one God; to Him then surrender, and give glad tidings to the humble,
Who, when Allah is mentioned, their hearts are tremulous, and the patient ones (in face) of whatever afflicts them, and the ones keeping up the prayer and (who) expend of whatever We have provided them.
Whose hearts fear when Allah is mentioned, and the patient of whatever may befall them, and those who establish worship and who spend of that We have bestowed on them.
Whose hearts are filled with awe when the name of God is mentioned before them, who endure with fortitude what befalls them, and fulfil their moral obligations, and expend of what We have given them.
all whose hearts tremble with awe whenever God is mentioned, and all who patiently bear whatever ill befalls them, and all who are constant in prayer and spend on others out of what We provide for them as sustenance.
those whose hearts tremble at the remembrance of Allah, who patiently endure whatever may befall them, and who establish prayer and donate from what We have provided for them.
Those who, when God is mentioned, their hearts revere, and they are patient to what befalls them, and they hold the contact-method, and from what We provide them they spend.
They are the ones whose hearts tremble upon mentioning GOD, they steadfastly persevere during adversity, they observe the Contact Prayers (Salat), and from our provisions to them, they give to charity.
Who, when Allah is mentioned, their hearts are fearful, and [to] the patient over what has afflicted them, and the establishers of prayer and those who spend from what We have provided them.
Whose hearts are afraid when God is remembered, and those patient over what befalls them, and who uphold the duty, and of what We have provided them they spend.
The truly humble are those whose hearts tremble with awe whenever Allah is mentioned (8:2). And they steadfastly bear whatever ill befalls them. And they constantly strive to establish and consolidate the Divine System and spend the wealth that We have given them, on their fellow human beings.
(To those) whose hearts are filled with fear, when (the Name of) Allah is mentioned— And who show patient steadfastness over their sorrows, perform regular prayer, and spend (in charity) from what We have given to them.
those whose hearts are filled with awe when Allah is remembered, and who observe patience against whatever befalls them, and who are steadfast in Salāh, and who spend (in the way of Allah) out of what We have given to them.
Those who, when God is mentioned, their hearts reverence, and they are patient to what befalls them, and they hold the contact prayer, and from what We provide them they spend.