Ra'd suresi

Ra'd suresi, 22. ayet

Ra'd suresi, 22. ayet. وَٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ رَبِّهِمْ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنفَقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً وَيَدْرَءُونَ بِٱلْحَسَنَةِ ٱلسَّيِّئَةَ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عُقْبَى ٱلدَّارِ

velleẕîne ṣaberü-btigâe vechi rabbihim veeḳâmu-ṣṣalâte veenfeḳû mimmâ razaḳnâhüm sirrav ve`alâniyetev veyedraûne bilḥaseneti-sseyyiete ülâike lehüm `uḳbe-ddâr.

Diyanet İşleri

Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Ra'd 19–25 · surenin 22. ayeti / 43

Konu Akıl sahiplerinin vasıfları ve Adn cennetleri Ra'd 19–26 3

  1. Ra'd 19

    Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, (onu bilemeyen) kör gibi olur mu? (Bunu) ancak akıl sahipleri anlar.

  2. Ra'd 20

    Onlar, Allah'a verdikleri sözü yerine getiren ve sözleşmeyi bozmayanlardır.

  3. Ra'd 21

    Onlar, Allah'ın riayet edilmesini emrettiği haklara riayet eden, Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır.

  4. 22

    Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.

  5. Ra'd 23

    Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler):

  6. Ra'd 24

    "Sabretmenize karşılık selam sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!"

  7. Ra'd 25

    Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozanlar, Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya; işte lanet onlara, yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

22. “Onlar Rablerinin rızasını isteyerek” emrolundukları işleri ifa etmek, kendilerine yasak kılınan hususlardan uzak kalmak, acı ve ızdırap verici ilâhi takdire de rıza göstermek suretiyle “sabrederler.” Ancak bu sabrın yalnızca Allah’ın rızasının istenerek yapılması şarttır. Bunun dışında herhangi bir maksat veya bozuk bir gaye ile olmamalıdır. Fayda verecek olan sabır işte budur. Kul, bu sabırda yalnızca Rabbinin rızasını ister, O’na yakınlaşmak ve O’nun mükâfatını elde etmek ümidi ile tahammül gösterir. İman ehlinin özellikleri arasında sayılan sabır, işte budur. Maksadı kahramanlık ve metanet göstermek, nihai derecesi de övünmek olan sabra gelince böyle bir sabır, iyi kimsede de günahkâr kimsede de mü’minde de kâfirde de görülebilir ve bu, gerçek anlamda övülecek bir sabır değildir.

“Namazı” rükünleri ile şartları ile zahiren ve batınen tamamlayıcı unsurları ile “dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık infâk ederler.” Bunun kapsamına da hem zekât, kefâret ve nafaka gibi farz infâklar hem de müstehab infâklar girmektedir. İşte bunlar, infâk ihtiyacı ortaya çıktıkça, gizli ve açık infâklarını yaparlar. “Kötülüğü iyilikle savarlar.” Yani herhangi bir söz veya davranış ile kötülükte bulunan kimseye, yaptığının benzeri ile karşılık vermezler, aksine ona iyilik yaparak karşılık verirler. Kendilerini mahrum bırakana verirler, zulmedeni affederler. İlişkileri kopartanı gözetirler. Kötülük yapana iyilikte bulunurlar. Onlar kötülük yapana iyilik yaptıklarına göre ya kötülük yapmayana nasıl davranırlar, var sen hesap et!

“İşte ahiret yurdunun güzel sonu bunlarındır” üstün niteliklerini ve güzel hasletlerini belirttiğimiz bu kimselerindir. Yüce Allah bu güzel sonu da şu buyruğu ile açıklamaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar Allah'a itaat eder, onlar için takdir ettiği mutlu edici ya da üzücü kaderine sabrederler. Allah'ın rızasını umarak O'na karşı günah işlememeye de sabrederler. Namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine vermiş olduğumuz mallardan zekâtlarını ve sadakalarını riyadan uzak bir şekilde gizli olarak verirler. Kimi zaman da başkalarına örnek olmak adına açıktan verirler. Kendilerine kötülük yapana iyilik yaparak karşılık verirler. Bu sıfatlarla anılan kimseler için kıyamette övülen bir son vardır.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَٱلَّذِينَ vellezine ve onlar
  2. صَبَرُوا۟ saberu sabrederler kök: صبر
  3. ٱبْتِغَآءَ btiga'e arzu ederek kök: بغي
  4. وَجْهِ vechi yüzünü (rızasını) kök: وجه
  5. رَبِّهِمْ rabbihim Rablerinin kök: ربب
  6. وَأَقَامُوا۟ ve ekamu ve ayakta tutar kök: قوم
  7. ٱلصَّلَوٰةَ s-salate salatı kök: صلو
  8. وَأَنفَقُوا۟ ve enfeku ve harcarlar kök: نفق
  9. مِمَّا mimma şeyden
  10. رَزَقْنَـٰهُمْ razeknahum rızıklandırdığımız kök: رزق
  11. سِرًّۭا sirran gizlice kök: سرر
  12. وَعَلَانِيَةًۭ ve alaniyeten ve alenen kök: علن
  13. وَيَدْرَءُونَ ve yedra'une ve savarlar kök: درا
  14. بِٱلْحَسَنَةِ bil-haseneti iyilikle kök: حسن
  15. ٱلسَّيِّئَةَ s-seyyiete kötülüğü kök: سوا
  16. أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte
  17. لَهُمْ lehum onlarındır
  18. عُقْبَى ukba sonu kök: عقب
  19. ٱلدَّارِ d-dari şu yurdun kök: دور

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: درا (5 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş)

    İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükafatları…

  • Aynı kök: علن (16 geçiş) · Aynı kök: سرر (44 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş)

    İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak…

  • Aynı kök: علن (16 geçiş) · Aynı kök: سرر (44 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş)

    Şüphesiz, Allah'ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden, gizlice ve açıktan Allah yolunda…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş)

    Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak…

  • Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş)

    Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah'a karşı gelmekten…

  • Aynı kök: سرر (44 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş)

    Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş)

    Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: رزق (123 geçiş)

    Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı doğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden gizli ve açık olarak (Allah yolunda) infak eden (veren) ve kötülüğü iyilikle savan dipnot 1 kişilerdir. İşte onlar var ya, (dünya) yurdunun (güzel) sonu sadece onlarındır.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Mü'minûn 23:96; Kasas 28:54; Fussilet 41:34.

Mustafa İslamoğlu

İşte onlar Rablerinin rızasını elde etme yolunda sebat gösterirler; hem salatı ikame ederler hem de kendilerine verdiğimiz nimetlerden gizlice ve açıktan sarf ederler; dahası, kötülüğü iyilikle ortadan kaldırırlar. İşte onlar, (bu) diyarın mutlu sona ulaşacak sakinleridirler.

Muhammed Esed

ve onlar ki, Rablerinin teveccühünü umarak güçlüklere göğüs gerip, namazda kararlılık gösterirler; kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli açık başkaları için harcarlar, kötülüğü iyilikle savarlar. İşte, ahirette erişilecek olan nihai huzur böylelerine özgüdür;

Ahmed Hulusi

Yine onlar Rablerinin vechini (cennet yaşamı olan rabbani kuvvelerin açığa çıkışı yaşamını) arzulayarak sabrettiler (mevcut şartlarına); salatı ikame ettiler ve kendilerinde açığa çıkardığımız yaşam gıdasından gizli ve açık olarak bağışta bulundular. . .  Yaptıkları yanlışları (arkasından yapacakları) güzel fiillerle yok ederler. . . İşte onlarındır geleceğin vatanı!

Ali Bulaç

Ve onlar, Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.

Ali Özek ve heyeti

Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte onlar var ya, âhiret yurdunda en güzel akıbet (Cennetler) bunlar içindir.

Ali Rıza Safa

Ve Efendilerinin hoşnutluğunu kazanmak için dirençli olurlar. Namazı dosdoğru kılarlar; kendilerine geçimlik olarak verdiklerimizden de hem gizli hem de açık olarak yardımlaşmak amacıyla paylaşırlar. Kötülüğü de iyilikle uzaklaştırırlar. Ülkenin sonucu, işte onlar içindir.

Bayraktar Bayraklı

Onlar, Rabblerinin rızasını arzulayarak sabrederler; namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık dağıtırlar ve kötülüğü güzellikle savarlar. İşte bu dünyanın iyi sonucu bu amelleri yapanlar içindir.

Edip Yüksel

Ve onlar ki sadece Efendi'lerinin onayını kazanmak için sabredip direnirler, salatı gözetirler, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık yardım için harcarlar ve kötülüğü iyilik ile savarlar. Son durağı onlar hak etmişlerdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ve onlar ki sadece Rab'lerinin onayını kazanmak için sabredip direnirler, namazı gözetirler, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık yardım için harcarlar ve kötülüğü iyilik ile savarlar. Son durağı onlar hak etmişlerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve onlar ki, Rablerinin rızasına ermek için sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli açık harcarlar ve kötülüğü iyilik ile savarlar. İşte bunlar, dünya yurdunun akibeti onlara mahsustur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlar ki Mevlalarının rızasına ermek için sabretmekte, namazı dürüst kılmakda, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli açık infak eylemektedirler, ve seyyieyi hasene ile defederler, işte bunlar, Dünya yurdunun ukbası onlara

Erhan Aktaş

Ve o kimseler, sabırla Rabb'lerine yönelirler ve salatı ikame ederler dipnot 1 , kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık infak dipnot 2 ederler, kötülüğü iyilikle savarlar; dünya yurdunun sonucu onlar içindir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Salat, ibadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmayı, dayanışmayı, ilgi duymayı, duyarlı olmayı, izleyici kalmamayı ve Allah'a çağıranların yanında yer almayı canlı ve diri tutmaktır. Bu yönelmede ritüel salat (namaz) ve dua çok önemli bir yer tutmaktadır. Salatın birçok anlamı bulunmaktadır. Salatın hangi anlamı ifade ettiği, içinde yer aldığı ayet ve konu bağlamından rahatlıkla anlaşılabilir. Namaz, Farsça bir kelime olup Kur'an'da geçmez. Salatın zıddı tevelladır. Tevella süreklilik ifade etmektedir: Sürekli karşı çıkmak, ilgisiz ve duyarsız kalmak, köstek olmak, engellemeye çalışmak demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    İhtiyacı olanlara karşılıksız yardım etmek.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve o kimseler, sabırla Rabb'lerine yönelirler ve salatı ikame ederler dipnot 1 , kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık infak dipnot 2 ederler, kötülüğü iyilikle savarlar; dünya yurdunun sonucu onlar içindir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Salat, ibadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak, şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmektir. Bu yönelme: Sürekli destek olmak, dayanışmak, ilgi duymak, duyarlı olmak, izleyici kalmamak, yanında yer almayı canlı ve diri tutmaktır.
  2. metne dön, dipnot 2
    İhtiyacı olanlara karşılıksız yardım etmek.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve o kimseler, sabırla Rabb'lerine yönelirler ve salatı ikame ederler dipnot 1 , kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık infak dipnot 2 ederler, kötülüğü iyilikle savarlar; dünya yurdunun sonucu onlar içindir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yardımlaşma ve dayanışmayı canlı ve diri tutarlar ve gereği gibi yerine getiriler.
  2. metne dön, dipnot 2
    İhtiyaç sahiplerine verirler.

Gültekin Onan

Ve onlar rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.

Hasan Basri Çantay

Onlar ki (sırf) Rablerinin rızaasını isteyerek (her zorluğa) katlanırlar, namazı dos doğru kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıkdan gizli ve aşikar (hayır yoluna) harcarlar, kötülüğü iyilikle savarlar, işte onlar, onlar için bu dar (-i dünyan) ın (iyi) bir sonucu vardır.

İbni Kesir

Ve onlar ki; Rabblarının rızasını dileyerek sabrederler, namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan, gizlice ve açıkça infak ederler. Kötülüğü iyilik yaparak ortadan kaldırırlar. İşte onlara bu dünyanın karşılığı;

Mehmet Alagaş

(18-28) Rablerine icabet edenlere, daha güzeli vardır, O’na icabet etmeyenler ise yerdeki olanların tümünü ve bir o kadarını da fidye olarak verirlerdi, hesabın kötü olanı işte onlar içindir, varacakları yer de cehennemdir, ne kötü oturulacak yerdir / mahattır. Rabbinden sana indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse kör biri mi gibidir? Muhakkak ki akıl uluları bunu düşünürler. Allah’a verdiği söze vefalı davrananlar, sözleşmelerini bozmazlar. (Yunqızu, enkaz, yıkmak) Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyin ulaştır ılmasını sağlarlar, Rablerinden tedirgin olurlar ve hesabın kötüsünden korkarlar , Allah’ın yüzüne kavuşmak amacıyla sabredenler, namazı kılarlar, onları rızıklandırdıklarımızdan gizli ve aleni harcarlar , kötülüğü güzellikle savarlar , n etice yurdu / akıbet yurdu işte onlar içindir , Adn cennetleri, oraya girecekler ve babalarından zevcelerinden ve soylarından ıslah olanlar da oraya girecekler , melekler de onların yanına her kapıdan girerler, selam sabrınızdan dolayı size, akıbet yurdu bir nimettir. Allah’a verdikleri sözü, sözleştikten sonra bozanlar ve ulaştırılması gereken Allah’ın emrini koparanlar ve arzda bozgunculuk yapanlar, işte onlara lanet vardır, onlara yurdun kötüsü vardır, Allah rızkı istediğine basitleştirir ve de sınırlandırır, dünya hayatı ile sevindiler, dünya hayatı ise ahiret hayatı için ancak tüketim / geçim malzemedir. Kafirler, keşke Onun Rabbinden üzerine bir ayet indirilseydi ya derler de ki Muhakkak ki Allah istediğini saptırır , O’na yöneleni de yola sokar , o kimseler iman etmişlerdir ve Allah’ı hatırla yıp anmayla kalpleri doygunluğa ermiştir / tatmin olmuştur. Dikkat edin kalpler ancak Allah’ı hatırlayıp anmakla / zikir ile tatmin olur.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreder, namazı dosdoğru kılar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcar ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır.

Süleyman Ateş

Ve onlar Rablerinin yüzünü (rızasını) arzu ederek (nefsin gücüne giden şeylere) sabrederler; namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak (hayır yoluna) harcarlar ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte şu yurdun sonucu onlarındır:

Süleymaniye Vakfı

Yine onlar; Rablerinin rızasını kazanmak için sabreden /duruşunu bozmayan dipnot 1 , namazı özenle ve sürekli kılan, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli-açık infak eden /hayra harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir dipnot 2 . İşte onlar, dünya yurdunun güzel sonucunu elde edecek olanlardır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sabır, aklın ve dinin gerektirdiği şekilde kendine hakim olmaktır (Müfredat). Bu şekilde davranan kişi, önüne çıkan engelleri aşarak yoluna devam eder. Dilimizde bunu en iyi ifade eden söz 'duruşunu bozmamak'tır.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yine bunlar, Rableri yüzlerine baksın diye sabreden dipnot 1 , namazı tam kılan, kendilerine verdiğimiz rızıktan, gizli açık harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. O son yurt işte onlarındır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sabır: Zorluklara göğüs germek, katlanmak, dayanmak. Bkz Bakara 2/45 ve dipnotu

Şaban Britch

Onlar, Rablerinin yüzünü (rızasını) kazanmak için sabredenler, namazı ikame edenler; kendilerine verdiğimiz rızıktan, gizli ve açık olarak infak edip harcayanlar, kötülüğü iyilikle savanlardır. İşte onlar için yurdun (en güzel) sonucu vardır.

Şaban Piriş

Onlar, Rablerinin rızasını kazanmak için sabredenler, namazı kılanlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan, gizli ve açık olarak sarfedenler; iyilik yaparak kötülüğü ortadan kaldıranlardır. İşte onlar için yurdun en iyisi vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlar, Rablerinin yüzünü arzulayarak sabrederler, namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık dağıtırlar ve kötülüğü güzellikle savarlar. İşte bunlar içindir ölümsüz yurt.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

d) who possess their souls in patience purposed to fulfill their obligation to Allah and to satisfy their conscience and their hearts,

Abdul Haleem

who remain steadfast through their desire for the face of their Lord; who keep up the prayer; who give secretly and openly from what We have provided for them; who repel evil with good. These will have the reward of the [true] home:

Abdullah Yusuf Ali

Those who patiently persevere, seeking the countenance of their Lord; Establish regular prayers; spend, out of (the gifts) We have bestowed for their sustenance, secretly and openly; and turn off Evil with good: for such there is the final attainment of the (eternal) home,-

Abul A'la Maududi

who are steadfast in seeking the good pleasure of their Lord; dipnot 1 who establish Prayer and spend both secretly and openly out of the wealth We have provided them, and who ward off evil with good. Theirs shall be the ultimate abode dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Those who are patient": They remain self possessed and keep under control all their desires and lusts and do not transgress the bounds, and they do not yield to temptations to disobey their Lord in order to gain advantages and gratify their desires. Nay, they bear with calm courage and endurance losses and afflictions that are inevitable in the obedience of Allah. If we consider the life of a believer from this point of view, we shall find that his entire life is the life of endurance and fortitude, for he keeps himself under control in very trying circumstances in this world in the hope of winning the approval of his Lord and in the expectation of gaining permanent benefits in the Hereafter: so he fights with fortitude every temptation to sin.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, if others do evil to them, they do not do evil in return but do good instead. They do not fight mischief with mischief but with virtue. Howsoever unjust one may be to them, they do justice in every case. Likewise, they remain truthful and honest even in the case of those who tell lies against them and show dishonesty towards them.

Aisha Bewley

those who are steadfast in seeking the face of their Lord, and establish salat and give from the provision We have given them, secretly and openly, and stave off evil with good, it is they who will have the Ultimate Abode –

Al-Hilali & Khan

And those who remain patient, seeking their Lord’s Countenance, perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât), and spend out of that which We have bestowed on them, secretly and openly, and defend evil with good, for such there is a good end.

Ali Quli Qarai

—those who are patient for the sake of their Lord’s pleasure, maintain the prayer, and spend out of what We have provided them, secretly and openly, and repel evil [conduct] with good. For such will be the reward of the [ultimate] abode:

Amatul Rahman Omar

And these are the persons who patiently persevere (in virtues and in guarding against evil), seek the favour of their Lord, and observe Prayer, and who spend of what We have provided them, secretly and openly, and who avert evil (by repaying it) with good. It is these who shall have the best end of the (present) abode -

Arthur John Arberry

patient men, desirous of the Face of their Lord, who perform the prayer, and expend of that We have provided them, secretly and in public, and who avert evil with good -- theirs shall be the Ultimate Abode,

Bijan Moeinian

They will recourse to the patience (to achieve a "God loving way of life"), worship their Lord on regular basis, devote a part of their “God given” income to the charity (publicly or secretly), and their response to evil will be goodness. Such people deserve the best in the Hereafter.

E. Henry Palmer

and those who are patient, craving their Lord's face, and are steadfast in prayer, and expend in alms of what we have bestowed upon them secretly and openly, and ward off evil with good,- these shall have the recompense of the abode,

Edip-Layth

Those who are patient seeking their Lord's direction; and they hold the contact prayer, and they spend from what We bestowed upon them secretly and openly, and they counter sin with good; these will have an excellent abode.

George Sale

and who persevere out of a sincere desire to please their Lord, and observe the stated times of prayer, and give alms out of what We have bestowed on them, in secret and openly, and who turn away evil with good: The reward of these shall be paradise,

Hamid S. Aziz

And those who join (attain) what Allah has commanded to be joined (attained), and dread their Lord and fear the woeful reckoning;

Mahmoud Ghali

And who (endure) patiently seeking the Face of their Lord, and keep up the prayer, and expend of whatever We have provided them, secretly and in public, and who parry an odious (act) with a fair one; those will have the (Ultimate) Outcome of the Residence.

Marmaduke Pickthall

Such as persevere in seeking their Lord's Countenance and are regular in prayer and spend of that which We bestow upon them secretly and openly, and overcome evil with good. Theirs will be the sequel of the (heavenly) Home,

Mohamed Ahmed - Samira

Who persevere in seeking the way of their Lord, who fulfil their devotional obligations, and spend of what We have given them, secretly or openly, who repel evil with good: For them is the recompense of Paradise:

Muhammad Asad

and who are patient in adversity out of a longing for their Sustainer's countenance, and are constant in prayer, and spend on others, secretly and openly, out of what We provide for them as sustenance, and [who] repel evil with good. It is these that shall find their fulfilment in the hereafter:

Mustafa Khattab

And ˹they are˺ those who endure patiently, seeking their Lord’s pleasure,[1] establish prayer, donate from what We have provided for them—secretly and openly—and respond to evil with good. It is they who will have the ultimate abode:

Progressive Muslims

And those who are patient seeking their Lord's direction; and they hold the contact-method, and they spend from what We bestowed upon them secretly and openly, and they counter sin with good; these will have an excellent abode.

Rashad Khalifa

They steadfastly persevere in seeking their Lord, observe the Contact Prayers (Salat), spend from our provisions to them secretly and publicly, and counter evil with good. These have deserved the best abode.

Sahih International

And those who are patient, seeking the countenance of their Lord, and establish prayer and spend from what We have provided for them secretly and publicly and prevent evil with good - those will have the good consequence of [this] home -

Sam Gerrans

And who are patient seeking the face of their Lord, and uphold the duty, and spend of what We have provided them, secretly and openly, and they avert evil with good: those have the good final abode:

Shabbir Ahmed

They persevere in the face of adversities on way to seeking the Approval of their Sustainer. They help establish and consolidate the Divine System, and the Permanent Values. Spend on others of the provision We have given them, in secret and in public. And they counter harshness with kind manners. It is these that will find fulfillment in the Eternal Home.

Syed Vickar Ahamed

And those who patiently persevere, seeking the (Divine) Face of their Lord; establish regular prayers; Spend from what We have blessed for their life, secretly and openly; And block evil with good: For them there is the final reach of the (eternal) Home—

Taqi Usmani

and those who observe patience in order to seek the pleasure of their Lord and establish Salāh and spend secretly and openly from what We have given to them, and repel evil with good. Those are the ones for whom there is the ultimate abode,

The Monotheist Group

Andthose who are patient seeking the face of their Lord; and they hold the contact prayer, and they spend from what We have bestowed upon them secretly and openly, and they counter evil with good; these will have an excellent abode.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Ra'd suresi, 22. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Ra'd suresi, 22. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Ra'd suresi, 22. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩