Diyanet İşleri
Onların durumu, kendilerinden az öncekilerin (Mekkeli müşriklerin) durumu gibidir. Onlar (Bedir'de) yaptıklarının cezasını tatmışlardır. Onlara (Ahirette de) elem dolu bir azap vardır.
Haşr suresi
Haşr suresi, 15. ayet. كَمَثَلِ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ قَرِيبًا ذَاقُوا۟ وَبَالَ أَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
kemeŝeli-lleẕîne min ḳablihim ḳarîben ẕâḳû vebâle emrihim. velehüm `aẕâbün elîm.
Onların durumu, kendilerinden az öncekilerin (Mekkeli müşriklerin) durumu gibidir. Onlar (Bedir'de) yaptıklarının cezasını tatmışlardır. Onlara (Ahirette de) elem dolu bir azap vardır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Münafıkların verdiği söz ve şeytan benzetmesi Haşr 11–17 3
Andolsun, eğer (kardeşleri Medine'den) çıkarılırsa, onlarla beraber çıkmazlar. Kendilerine karşı savaşılırsa, onlara yardım etmezler. Yardım edecek olsalar bile andolsun mutlaka arkalarını dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez.
Onların kalplerinde size karşı duydukları korku, Allah'a karşı duydukları korkudan daha baskındır. Bu, onların anlamaz bir toplum olmaları sebebiyledir.
Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu halde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın. Halbuki kalpleri darmadağınıktır. Bu, onların akılları ermez bir topluluk olmalarındandır.
Onların durumu, kendilerinden az öncekilerin (Mekkeli müşriklerin) durumu gibidir. Onlar (Bedir'de) yaptıklarının cezasını tatmışlardır. Onlara (Ahirette de) elem dolu bir azap vardır.
Münafıkların durumu ise tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana, "İnkar et" der; insan inkar edince de, "Şüphesiz ben senden uzağım. Çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" der.
Nihayet ikisinin de (azdıranın da azanın da) akıbeti, ebediyen ateşte kalmaları olmuştur. İşte zalimlerin cezası budur.
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
15. Ehli kitaptan yardımsız bırakılan ve Allah’ın, kendilerine karşı Rasûlüne zafer verip dünya hayatında rüsvaylığı tattırdığı, ayrıca kendilerine yardımcı olacaklarını vaat eden kimselerin yardımından da mahrum kalan bu kimselerin durumu “kendilerinden yakın bir zaman önce yaptıklarının vebalini tatmış olanların durumu gibidir.” Bunlar da şeytanın kendilerine amellerini süslü gösterdiği Kureyş kâfirleridirler. Şeytanın bunlara neler söylediklerini Yüce Allah bize şöylece haber vermektedir:
"Bugün insanlar içinde sizi yenebilecek yoktur. Ben de muhakkak sizin yardımcınızım.” İki ordu birbirini görünce (şeytan) iki topuğu üstüne gerisin geri kaçarak: “Benim sizinle hiçbir ilişkim yok. Gerçekten ben sizin göremeyeceğinizi görüyorum. Ben muhakkak Allah’tan korkarım. Çünkü Allah cezası çok şiddetli olandır, demişti.” (el-Enfâl, 8/48)
Böylelikle nefisleri kendilerini aldatmış, kendilerine fayda sağlayamayacak ve azabı onlardan uzaklaştıramayacak kimseler de onları kandırmıştı. Nihâyet böbürlenerek ve büyüklük taslayarak Bedir’e kadar geldiler. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ve mü’minlere arzuladıkları gibi zarar verebileceklerini sandılar. Allah ise Rasûlünü ve mü’minleri onlara muzaffer kıldı. Onlar da müşriklerin ileri gelenlerini öldürdüler, pek çok kimseyi de esir aldılar. Diğerleri ise kaçıp kurtulmaya çalıştı. Böylelikle “onlar yaptıklarının vebalini” şirk ve azgınlıklarının sonundaki cezasını “tatmış” oldular. Bu, dünyadaki cezaları idi. Âhirette ise “onlar için can yakıcı bir azap vardır.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O Yahudilerin küfürdeki ve kendilerine inen azaptaki durumları, kendilerinden yakın zaman önce geçmiş ve küfürlerinin cezasını Bedir'de tatmış olan Mekkeli müşriklerin durumu gibidir. Onların küfürlerinin kötü akıbetini tattılar. Bedir günü, Mekkeli müşriklerden öldürülen öldürüldü ve esir edilen esir edildi. Onlar için ahirette acı verici bir azap vardır.
Aynı kök: وبل (8 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: الم (75 geçiş)
Daha önce inkar edip de inkarlarının cezasını tadanların haberi size gelmedi mi? Onlar için elem dolu bir azap da vardır.
Aynı kök: وبل (8 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza),…
Aynı kök: وبل (8 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş)
Böylece yaptıklarının cezasını tattılar ve işlerinin sonu tam bir hüsran oldu.
Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: الم (75 geçiş)
İnkar edenler ile Allah'ın yolundan ve içinde, yerli, misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram'dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir.)…
Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: الم (75 geçiş)
Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız.
Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
Allah, şöyle bir kenti misal verdi: Orası güven ve huzur içinde idi. Oraya her taraftan bolca rızık gelirdi. Fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük…
Aynı kök: الم (75 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye…
Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Ortak kavram: Mesel (örnek)
Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü'minler,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Onların durumu), kendilerinden az önce geçmiş ve yaptıklarının cezasını tatmış olanların örneği gibidir. Onlara elem verici bir azap vardır.
(Onların akıbeti de), kendilerinden hemen önce yaptıklarının acısını tadanların akıbetine benzeyecektir; dahası onları can yakıcı bir azap beklemektedir.
(Ey müminler, düşmanlarınızın her ikisinin akibeti de) onlardan kısa bir süre önce, kendi yaptıklarından doğan felaketi tatmış olanlar(ınki) gibi (olacak)tır ve onları (öteki dünyada daha şiddetli) bir azap beklemektedir;
(Bu Yahudilerin misali) kendilerinden yakın (zaman) önce (Bedir'de) işlerinin vebalini tatmış ve kendileri için (sonsuz gelecekte) feci bir azap olan kimselerin meseli gibidir.
Kendilerinden önce yakın geçmişte olanların durumu gibi; onlar, yaptıklarının sonucunu tadmışlardır. Onlara acı bir azab vardır.
(Onların durumu) kendilerinden az önce geçmiş ve yaptıklarının cezasını tatmış olanların durumu gibidir. Onlara acıklı bir azap vardır.
Kendilerinden kısa bir süre önce yaptıklarının karşılığını tatmış olanlara benziyorlar. Üstelik onlar için, acı bir ceza vardır.
Onların durumu, kendilerinden az önce geçmiş ve yaptıklarının cezasını tatmış olanlara benzemektedir. Onlara acıklı bir azap vardır.
Kendilerinden kısa bir süre önce geçmiş olanlara benziyorlar. Onlar, işlediklerinin karşılığını tatmışlar ve acı bir azabı hak etmişlerdi.
Kendilerinden kısa bir süre önce geçmiş olanlara benziyorlar. Onlar, işlediklerinin karşılığını tatmışlar ve acı bir azabı haketmişlerdi.
(Onların durumu) kendilerinden az öncekiler gibidir ki, yaptıklarının cezasını tattılar, ayrıca onlara acı bir azap vardır.
Yakında önlerinden geçenler gibi ki emirlerinin vebalini tattılar, daha da onlara elim bir azab var
Onların durumu, kendilerinden yakın zaman öncesinde yaptıkları işlerin sonucunu tatmış olanların durumu gibidir. Ve onlar için acı bir azap vardır.
Onların durumu, kendilerinden yakın zaman öncesinde yaptıkları işlerin sonucunu tatmış olanların durumu gibidir. Ve onlar için acı bir azap vardır.
Onların durumu, kendilerinden yakın zaman öncesinde yaptıkları işlerin sonucunu tatmış olanların durumu gibidir. Ve onlar için acı bir azap vardır.
Kendilerinden önce yakın geçmişte olanların durumu gibi; onlar, buyruklarının / buyrultularının sonucunu tatmışlardır. Onlara acı bir azab vardır.
(Onların) haali kendilerinden az öncekiler (in haali) gibidir ki onlar, yapdıklarının kötü aakıbetini (dünyada) tatmışlardır. Onlar için (ahiretde de) çetin bir azab vardır.
Kendilerinden az önce geçmiş ve işlerin vebalini tatmış olanların durumu gibidir. Onlar için elim bir azab vardır.
(11-17) Münafıkları görmedin mi? Kitap halkından kafir kardeşleri için diyorlar ki; şayet siz yurtlarınızdan çıkarılırsanız sizinle beraber bizde çıkarız, sizinle ilgili ebediyyen başka birine uymayız , sizinle savaşılırsa size elbette yardım ederiz , Allah şahitlik eder ki onlar kesinlikle yalancıdırlar. (Münafıklar kafirlere yalan söylüyorlar) Şayet onlar / kafir kardeşleri çıkarılırsalar, asla onlarla beraber çıkmazlar , şayet onlarla savaşılırsa da asla yardım etmezler , şayet onlara yardım ederlerse de arkalarını döner kaçarlar, sonra onlara da yardım olunmaz. Onların göğüslerinde ki size karşı duydukları korku / rahbet, Allah’a olması gerekenden daha şiddetlidir, bu, onların kavrayamayan / fevkinde olmayan bir topluluk olmaları nedeniyledir . Onlar sizle toplu olarak savaşamazlar ancak korunaklı şehirlerde yahut bir duvar / cidar arkasından olursa savaşırlar, kendi aralarında ki çatışmaları / sertleşmeleri daha şiddetlidir, sen onları toplu halde / bir arada hesap edersin, onların kalpleri darma dağınıktır / param p arçadır, bu, onların, akletmeyen bir topluluk olmalarından dolayıdır. Onların misalleri de / örneklikleri de kendilerinden öncekilere yakın benzerliktedir, işlerinin kötü sonuçlarını / vebalini tadacaklar, onlara acıtıcı / acı veren bir azap vardır. Tıpkı şeytanın misali gibidirler, O bir vakit insana küfret dedi, O da küfrettiğinde dedi ki, muhakkak ki ben senden uzağım / beride duruyorum / ötede duruyorum, muhakkak ki ben evrenlerin / alemlerin Rabbi Allah’tan korkarım, her ikisinin de sonucu / akıbeti, içinde kalıcı oldukları ateş oldu, işte bu, zalimlerin karşılığıdır / cezasıdır.
(Onların/Yahudilerin durumu) kendilerinden az önce geçmiş ve yaptıklarının cezasını (Bedir'de) tatmış olanların (Mekkeli müşriklerin) durumu gibidir. Onlar, yaptıklarının cezasını tadan kimseler gibidir. Onlar için acı bir azap vardır.
(Onların durumu), kendilerinden az önce, yaptıklarının vebalini tatmış olan, ahirette de kendileri için acı bir azab bulunan kimselerin durumu gibidir.
Onların (Beni Nadir Yahudilerinin) durumu, kendilerinden kısa bir süre önce yaptıklarının cezasını tadanların (Beni Kaynuka Yahudilerinin) durumu gibidir dipnot 1 . Onlar için acıklı bir azap oldu.
Bunların davranışı, kendilerinden kısa bir süre önce yaptıklarının cezasını tadanların davranışı gibidir. Bunların da hak ettiği acıklı bir azaptır.
(Onların/Yahudilerin durumu) kendilerinden az önce geçmiş ve yaptıklarının cezasını (Bedir'de) tatmış olanların (Mekkeli müşriklerin) durumu gibidir. Yaptıklarının cezasını tadan kimseler gibidir. Onlar için acı bir azap vardır.
Onlar, kendilerinden az önce, yaptıklarının cezasını tadan kimseler gibidir. Onlar için acı bir azap vardır.
Kendilerinden biraz önce günahlarının vebalini tadanlara benziyorlar. Acı bir azap var onlara...
They are like those Pagans of Quraish, who tasted the fatal consequences of the evil way they conducted themselves in life not long ago at the battle of Badr, and there is yet an unsparing penalty and condign punishment.
Like those who went just before them, they have tasted the result of their conduct and a painful punishment awaits them.
Like those who lately preceded them, they have tasted the evil result of their conduct; and (in the Hereafter there is) for them a grievous Penalty;-
They are like those who tasted the evil consequences of their deeds dipnot 1 a short while before. A grievous chastisement awaits them.
They are the same as those a short time before them who tasted the evil consequences of what they did. They will have a painful punishment.
They are like their immediate predecessors (the Jews of Banû Qainûqâ‘, who suffered); they tasted the evil result of their conduct, and (in the Hereafter, there is) for them a painful torment.
like those who, recently before them, tasted the evil consequences of their conduct, and there is a painful punishment for them.
(Their case is) like the case of (Banû Qainuqa`, a Jew tribe at Madînah) their immediate predecessors (who were defeated). They suffered the evil consequences of their (evil) doings, and they received a woeful punishment.
Like those who a short time before them tasted the mischief of their action; there awaits them a painful chastisement.
Their fate is the same as the disbelievers before them: total loss. They are going to be punished severely.
Like unto those before them, recently they tasted the evil result of their affair, and for them is grievous woe.
Like the example of those who preceded them. They suffered the consequences of their decisions. They have incurred a painful retribution.
Like those who lately preceded them, they have tasted the evil consequence of their deed; and a painful torment is prepared for them hereafter.
Like those who preceded them lately, they tasted the evil result of their affair, and theirs is a painful punishment.
(They are) as the likeness of (the ones) who were before them, they tasted the pernicious result of (disobeying the) Command (of Allah to them); and they will have a painful torment)
On the likeness of those (who suffered) a short time before them, they taste the ill-effects of their own conduct, and theirs is painful punishment.
Like those who had tasted the gravity of their actions a little before them. There is a grievous punishment for them.
[To both kinds of your enemies, O believers, is bound to happen] the like of [what happened to] those who, a short while before them, had to taste the evil that came from their own doings, with [yet more] grievous suffering awaiting them [in the life to come]:
They are ˹both just˺ like those who recently went down before them:[1] they tasted the evil consequences of their doings. And they will suffer a painful punishment.
Like the example of those who preceded them. They suffered the consequences of their decisions. They have incurred a painful retribution.
Their fate is the same as their counterparts who preceded them. They suffered the consequences of their decisions. They have incurred a painful retribution.
[Theirs is] like the example of those shortly before them: they tasted the bad consequence of their affair, and they will have a painful punishment.
As the likeness of those shortly before them: — they tasted the evil consequence of their affair, and they have a painful punishment;
Their example is the same as of those who lately preceded them. They tasted the calamity for their (wrong) decisions, and theirs is the awful doom.
They are like those who recently came before them, they have tasted the evil result of what they did; And (in the Hereafter there is) a painful penalty for them;
The example (of Banū NaDīr) is like those who were before them in near past, who tasted the evil consequence of their conduct, and for them (in the Hereafter) there is a painful punishment.
Like the example of those who preceded them. They suffered the consequences of their decisions. They have incurred a painful retribution.