Haşr suresi

Haşr suresi, 6. ayet

Haşr suresi, 6. ayet. وَمَآ أَفَآءَ ٱللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ مِنْهُمْ فَمَآ أَوْجَفْتُمْ عَلَيْهِ مِنْ خَيْلٍ وَلَا رِكَابٍ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يُسَلِّطُ رُسُلَهُۥ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

vemâ efâe-llâhü `alâ rasûlihî minhüm femâ evceftüm `aleyhi min ḫayliv velâ rikâbiv velâkinne-llâhe yüselliṭu rusülehû `alâ mey yeşâ'. vellâhü `alâ külli şey'in ḳadîr.

Diyanet İşleri

Onların mallarından Allah'ın, savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar için siz, at ya da deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini, dilediği kimselerin üzerine salıp onlara üstün kılar. Allah'ın her şeye hakkıyla gücü yeter.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Haşr 3–9 · surenin 6. ayeti / 24

Konu Fey' malının paylaşımı: muhacirler, ensar ve sonrakiler Haşr 6–10 3

  1. Haşr 3

    Eğer Allah, onlar hakkında sürülmeye hükmetmemiş olsaydı, muhakkak kendilerine dünyada azap edecekti. Ahirette ise, onlar için cehennem azabı vardır.

  2. Haşr 4

    Bu, onların Allah'a ve Resulüne karşı gelmeleri sebebiyledir. Kim Allah'a karşı gelirse bilsin ki, Allah'ın azabı şiddetlidir.

  3. Haşr 5

    (Savaş gereği,) hurma ağaçlarından her neyi kestiniz, yahut (kesmeyip) kökleri üzerinde dikili bıraktınızsa hep Allah'ın izniyledir. Bu da fasıkları rezil etmesi içindir.

  4. 6

    Onların mallarından Allah'ın, savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar için siz, at ya da deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini, dilediği kimselerin üzerine salıp onlara üstün kılar. Allah'ın her şeye hakkıyla gücü yeter.

  5. Haşr 7

    Allah'ın, (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar; Allah'a, peygambere, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) haline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir). Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah'ın azabı çetindir.

  6. Haşr 8

    Bu mallar özellikle, Allah'tan bir lütuf ve hoşnudluk ararken ve Allah'ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir.

  7. Haşr 9

    Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine'ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

6. “Allah’ın onlar(ın malların)dan” yani o şehrin ahalisi olan Nadiroğullarından “Rasûlüne verdiği feye/ganimete gelince” ey müslümanlar! “siz, onun için ne at koşturdunuz ne de deve.” Yani bunları ele geçirmek için ne kendiniz yoruldunuz, ne de bineklerinizi yordunuz. Aksine Yüce Allah, onların kalplerine korku saldı da bu mallar, elinize kendiliklerinden ve siz onlar için çalışıp çabalamadan elinize geçmiş oldu. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Fakat Allah peygamberlerini dilediği kimselere hakim kılar. Allah her şeye gücü yetendir.” O’nun mükemmel kudretinin bir gereği de şudur: Hiçbir iş O’na imkânsız değildir, hiç kimse O’nun gücüne sığınmadan güçlü olamaz.

Fakihlerin ıstılahına göre “fey”in tarifi: Kâfirlerden savaşmaksızın ve hak yolla alınan mallardır. Nadiroğullarının müslümanlardan korktukları için bırakıp gittikleri mallar buna örnektir.

Buna (kök olarak dönmek anlamına gelen) fey adının verilmesinin sebebi, bu malın, onu hak etmeyen kâfirlerden onun en büyük hak sahipleri olan müslümanlara dönmesindir. Fey’in genel hükmünü ise Yüce Allah şu buyruklarında zikretmektedir:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yüce Allah’ın, Nadîr Oğulları'nın mallarından resulüne verdiği şeyler için siz ne at ve ne deve koşturdunuz ve size ne de bir meşakkat isabet etti. Fakat Allah, resulünü dilediğine hakim kılıp ona karşı üstün kılar. O, resulünü Nadîr Oğulları'na hakim kılıp onlara karşı üstün kılmış ve onların beldelerinin fethini savaşmaksızın nasip etmiştir. Allah’ın her şeye gücü yeter. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz.

Kelimeler

25 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَآ ve ma ve şey ise
  2. أَفَآءَ efa'e verdiği kök: فيا
  3. ٱللَّهُ llahu Allah'ın kök: اله
  4. عَلَىٰ ala
  5. رَسُولِهِۦ rasulihi Elçisine kök: رسل
  6. مِنْهُمْ minhum onlardan (ganimetlerden)
  7. فَمَآ fema
  8. أَوْجَفْتُمْ evceftum siz sürmediniz kök: وجف
  9. عَلَيْهِ aleyhi onun üzerine
  10. مِنْ min
  11. خَيْلٍۢ haylin bir at kök: خيل
  12. وَلَا ve la ve ne de
  13. رِكَابٍۢ rikabin deve kök: ركب
  14. وَلَـٰكِنَّ velakinne fakat
  15. ٱللَّهَ llahe Allah kök: اله
  16. يُسَلِّطُ yusellitu musallat eder kök: سلط
  17. رُسُلَهُۥ rusulehu elçilerini kök: رسل
  18. عَلَىٰ ala üzerine
  19. مَن men kimselerin
  20. يَشَآءُ ۚ yeşa'u dilediği kök: شيا
  21. وَٱللَّهُ vallahu Allah kök: اله
  22. عَلَىٰ ala üzerine
  23. كُلِّ kulli her kök: كلل
  24. شَىْءٍۢ şey'in şey kök: شيا
  25. قَدِيرٌۭ kadirun kadirdir kök: قدر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وجف (2 geçiş)

    O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır.

  • Aynı kök: خيل (9 geçiş) · Aynı kök: ركب (15 geçiş)

    Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır.

  • Aynı kök: فيا (7 geçiş)

    Eşlerine yaklaşmamağa yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır. Eğer (bu süre içinde) dönerlerse, şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok…

  • Aynı kök: فيا (7 geçiş)

    Allah'ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah'a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir.

  • Aynı kök: فيا (7 geçiş)

    Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber…

  • Aynı kök: خيل (9 geçiş)

    Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar…

  • Aynı kök: خيل (9 geçiş)

    Allah'a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki…

  • Aynı kök: ركب (15 geçiş)

    Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca da, Allah'ı, daha önce bilmediğiniz ve onun size…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

53 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah'ın, onlardan (mallardan sorumluluğunu Elçisine) verdiği şeyler için siz at ve deve koşturmamıştınız. Fakat Allah elçilerini dilediği kişilere üstün kılar. Allah her şeye gücü yetendir.

Mustafa İslamoğlu

Yine Allah'ın, o kimselerden alıp Elçisi'nin tasarrufuna verdiği kansız ve zahmetsiz savaş gelirleri; üstelik (onu ele geçirmek için) ne atlı ne de develi akınlar düzenlemiş de değildiniz; ne var ki Allah, elçilerini dilediğinin başına sarar: ve Allah her şeye güç yetirendir.

Muhammed Esed

Yine (hatırlayın!) Düşmandan (ganimet olarak) ne alındıysa Allah hepsini Elçisi'ne devretti, onu (elde etmek) için at veya deve sevk etmek zorunda kalmadınız ama Allah elçilerini kimi dilediyse onlara üstün kılar; Allah dilediğini yapmaya kadirdir.

Ahmed Hulusi

Allah'ın onlardan Rasulüne verdiği ganimete gelince, siz onun için ne bir at koşturdunuz ve ne de bir deveye bindiniz! Ne var ki Allah, Rasullerini dilediği kimsenin üzerine yönlendirir! Allah her şey üzerine Kaadir'dir.

Ali Bulaç

Onlardan Allah'ın elçisine verdiği "fey'e" gelince, ki siz buna karşı (bunu elde etmek için) ne at, ne deve sürdünüz. Ancak Allah, elçilerini dilediklerinin üstüne musallat kılar. Allah, her şeye güç yetirendir.

Ali Özek ve heyeti

Allah'ın, onlardan (mallarından) Peygamberine verdiği ganimetler için siz at ve deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini dilediği kimselere karşı üstün kılar. Allah her şeye kadirdir.

Ali Rıza Safa

Ve Allah'ın, onlardan alarak Kendi elçisine aktardıklarına gelince; onun için at veya deve sürmüş değilsiniz. Fakat Allah, dilediği kimselerin üzerine, Kendi elçilerini gönderir. Çünkü Allah, her şeye Gücü Yetendir.

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın onların mallarından Peygamberine verdiği ganimetlere gelince; siz bu malları elde etmek için ne at koşturdunuz, ne de deve. Fakat Allah peygamberlerini dilediği kimselere galip kılar. Allah'ın gücü her şeye yeter.

Edip Yüksel

ALLAH'ın onlardan alıp elçisine verdikleri için, siz at ve deve sürmediniz; ama ALLAH elçisini dilediğinin üstüne gönderir. ALLAH her şeye kadirdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH'ın onlardan alıp elçisine verdikleri için, siz at ve deve sürmediniz (savaşmadınız); ama ALLAH elçisini dilediğinin üstüne gönderir. ALLAH her şeye kadirdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'ın onlardan peygamberine tahvil buyurduğu (verdiği) fey'e (gelire) gelince siz ona ne at sürdünüz, ne de deve. Fakat Allah, peygamberlerini dilediği kimselere musallat kılar. Allah, herşeye gücü yetendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allahın Resulüne onlardan tahvil buyurduğu fey'e gelince siz ona ne at debrettiniz ne rikab velakin Allah Resullerini dilediği kimselere musallat kılar ve Allah her şey'e kadirdir

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah'ın Resul'üne verdiği fey'e dipnot 1 gelince, siz onlar için ne at koşturdunuz ne de deve! dipnot 2 Fakat Allah; Resul'üne, dilediği kimselere karşı üstünlük verir. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Savaşmadan elde edilen ganimet.
  2. metne dön, dipnot 2
    Savaşmadınız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah'ın Rasul'üne verdiği fey'e dipnot 1 gelince, siz onlar için ne at koşturdunuz ne de deve! dipnot 2 Fakat Allah; Rasul'üne, dilediği kimselere karşı üstünlük verir. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Savaşmadan elde edilen ganimet.
  2. metne dön, dipnot 2
    Savaşmadınız.

Gültekin Onan

Onlardan Tanrı'nın elçisine verdiği feye gelince, ki siz buna karşı (bunu elde etmek için) ne at ne deve sürdünüz. Ancak Tanrı, elçilerini dilediklerinin üstüne musallat kılar. Tanrı, her şeye güç yetirendir.

Hasan Basri Çantay

Allahın onlar (ın malların) dan peygamberine verdiği "feyi" (e gelince:) Siz bunun üzerine ne ata, ne deveye binib koşmadınız. Fakat Allah peygamberlerini dileyeceği kimselere musallat eder. Allah her şey'e hakkıyle kaadirdir.

İbni Kesir

Allah'ın peygamberine verdiği fey'e gelince; siz onun için ne bir at, ne de bir deve sürdünüz. Fakat Allah; peygamberine, dilediği kimselere karşı üstünlük verir. Allah; her şeye kadirdir.

Mehmet Alagaş

(5-10) Hurma ağacından her ne kesti iseniz yahut kökü üzere neyi kalması için bıraktı iseniz Hepsi Allah’ın izni iledir . (Aslına uygun, köküne uygun demek) Ve de yoldan çıkanları / fasıkları rezil etmek içindir. (Allah izin vermese hiçbirini yapamazsınız fasıklığın lüzumu yok) (hurma kesilerek hasat ediliyor) Allah’ın onlardan alarak fey olarak / kazanç olarak Resulüne verdiğine gelince, siz onun elde edilmesi için ne bir at koşturdunuz ne de bir deve koşturdunuz ve lakin Allah, Resulünü, istediği kişinin başına s arar / musallat eder. Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Allah’ın memleketlerin halklarından fey olarak / kazanç olarak Resulüne verdiği Allah’a, Resulüne, yakınlarına, yetimlere, miskinlere, yolda kalanlara aittir , bundan amaç, sizin zenginleriniz arasında sırayla devreden / ticareti yapılan bir zenginlik / devlet olmamasıdır, Resul size neyi veriyorsa onu alın, size neyi yasakladıysa yasağa uyun, Allah’tan sakının muhakkak ki Allah misillemesi şiddetlidir. O mallar, fakir muhacirler içindir, ki onla r yurtlarından ve mallarından çıkarılmışlardır , Allah’ın maddi manevi zenginliği / fazlı ve hoşnutluğunun / rızasının peşine düşüp ararlar , Allah’a ve Resulüne de yardım ederler, işte onlar sözüne bağlı kalanlardır / sadıklardır. Daha önceden yurtlarına yerleşmiş ve imana ermiş kimseler, kendilerine hicret edenleri severler, göğüslerinde onlara verilenlerden dolayı bir gereksinim duygusu / hacet bulmazlar, kendileri yoksun olmalarına rağmen, onları kendilerine tercih ederler , her kim başkasında olanı istemekten / şuhh duygusundan korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (İsar: diğer gamlı davranış) Onların ardından gelen kimseler, dediler ki; Rabbimiz bizi ve kardeşlerimizi ki onlar imanca bizleri geçtiler, bağışla, kalbimizde iman edenlere yönelik bir kin duygusu oluşturma. Muhakkak ki sen şefkatlisin, esirgeyensin.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah’ın, onların mallarından Rasûle verdiği şeyler (fey) için siz ne at, ne de deve koşturdunuz. Fakat Allah, Rasûlünü dilediğine karşı üstün kılar. Allah’ın her şeye gücü yeter.

Süleyman Ateş

Allah'ın, onlardan Elçisine verdiği ganimetlere gelince, siz (onu elde etmek için) onun üzerine ne at ne de deve sürdünüz. Fakat Allah, elçilerini, dilediği kimselerin üzerine salar (onlara üstün getirir). Allah her şeyi yapabilir.

Süleymaniye Vakfı

Allah'ın, elçisine fey dipnot 1 olarak verdiği şeyler için siz ne at sürdünüz ne deve dipnot 2 . Ama Allah, elçilerini tercih ettiği kimselerin üzerine hakim kılar. Allah, her şeye bir ölçü koyandır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Buradaki "fey", düşmanın, savaşmadan çekilip terk ettiği yerler ve içindeki mallardır. Savaş meydanında ele geçirilen mal ve esirlere ganimet, savaş sonucu veya savaşsız ele geçen kamu mallarına da enfal denir (Enfal 8/1).
  2. metne dön, dipnot 2
    Müslümanların Beni Nadir Yahudilerine karşı at ve deve sürmemiş olmaları, siyer kitaplarında yazılı olanın aksine, onlara karşı savaş açmadıklarını ve kalelerini kuşatmadıklarını gösterir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey inanıp güvenenler! Allah'ın elçisine fey dipnot 1 olarak verdiği şeyler için siz, ne at ne de deve koşturdunuz . Ama Allah, elçilerini, tercih ettiği kimselere üstün kılar. Allah, her şeye ölçü koyar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Fey, düşmanın, savaşmadan çekildiği yerlerden ele geçen ganimetlerdir. Savaşmadan elde edilen feylerin paylaştırılma yöntemi ile savaşarak ele edilen ganimetlerin paylaştırılma yöntemi farklıdır. Feyler, 7. ayette belirtildiği gibi kamuya mal edilmek üzere belirtilen kişilere dağıtılırken, ganimetlerin şartları ve paylaştırılması farklıdır. Bkz Enfal 8/41.

Şaban Britch

Allah’ın onların mallarından Rasûle verdiği şeyler (fey) için siz ne at, ne de deve koşturdunuz. Fakat Allah, Rasûlünü dilediğine karşı üstün kılar. Allah’ın her şeye gücü yeter.

Şaban Piriş

Allah'ın onların mallarından peygambere verdiği şeyler için siz ne at ne de deve koşturdunuz. Fakat Allah, Peygamberine dilediğine karşı üstünlük verir. Allah'ın her şeye gücü yeter.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'ın onlardan resulüne aktardığı ganimetlere gelince, siz onun için ne at bindiniz ne deve sürdünüz; ama Allah, resullerini dilediği kimselerin üzerine salar. Allah her şeyi yapmakta sonsuz kudret sahibidir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And what Allah has bestowed on His Messenger of the resources gained from the enemy, you Muslims did not win through war by your mounted troops or by swordsmen, hut Allah incites His Messenger against whom He will, and Allah is Qadirun (Omnipotent) over all things.

Abdul Haleem

You [believers] did not have to spur on your horses or your camels for whatever gains God turned over to His Messenger from them. God gives authority to His messengers over whoever He will: God has power over all things.

Abdullah Yusuf Ali

What Allah has bestowed on His Messenger (and taken away) from them - for this ye made no expedition with either cavalry or camelry: but Allah gives power to His messengers over any He pleases: and Allah has power over all things.

Abul A'la Maududi

Whatever Allah has taken away from them and bestowed (as spoils) on His Messenger dipnot 1 for which you spurred neither horses nor camels; but Allah grants authority to His Messengers over whomsoever He pleases. Allah has power over everything. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    From here to the end of verse 10, Allah explains how the lands and properties that were restored to the Islamic State after the exile of the Bani an-Nadir, are to be managed and administered. As it was the first occasion that a land was conquered and included in the Islamic territory, and many more lands were destined to be conquered in the future, the law governing the conquered lands was enunciated at the outset. Here, a note-worthy point is that Allah at this place has used the words: Ma-afa-Allahu ala Rasuli-hi-min-hum: Whatever Allah restored to His Messenger from them. These words clearly imply that the rebels of Allah Almighty are not entitled to own the earth and things existing on it. If they have become their owners and are appropriating them, their ownership and appropriation of these things is, in fact, in the nature of usurpation of a master’s property by a dishonest servant. The real right of these properties is that these should be spent and used in the service and obedience of their real Master, Allah, Lord of the worlds, according to His will, and their this use is possible only through the agency of the righteous believers. Therefore, the true position of the properties which pass from the ownership of the disbelievers into the hands of the Muslims as the result of a lawful war, is that their real Owner has withdrawn them from His disobedient and disloyal servants, and restored them to His obedient and loyal servants. That is why, in the terminology of the Islamic Law such properties have been described as Fai (restored properties).
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, the restoration of these properties to the Muslims is not the result of the effort of the actual fighting army so that the army on that basis may have the right that the properties may be distributed among the soldiers, but its real nature is that Allah by His bounty has given dominance to His Messengers and the system that they represent over them. In other words, the passing of these properties into the Muslims’ hands is not the direct result of the effort and struggle of the fighting army, but the result of the total strength that Allah has bestowed on His Messenger and his community and the system established by him. Therefore, these properties are quite different in nature from the spoils of war and so cannot be distributed among the soldiers as such.

Aisha Bewley

Whatever booty from them Allah has given to His Messenger – and you spurred on neither horse nor camel in its acquisition, but Allah gives power to His Messengers over anyone He wills, Allah has power over all things –

Al-Hilali & Khan

And what Allâh gave as booty (Fai’) to His Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم) from them, for this you made no expedition with either cavalry or camelry. But Allâh gives power to His Messengers over whomsoever He wills. And Allâh is Able to do all things.

Ali Quli Qarai

The spoils that Allah gave to His Apostle from them, you did not spur any horse for its sake, nor any riding camel, but Allah makes His apostles prevail over whomever He wishes, and Allah has power over all things.

Amatul Rahman Omar

Whatever (property and goods) Allâh has given as spoils to His Messenger (and taken away) from these (enemies after they had made preparation for war against the Muslims, is of God's grace). You made no expedition with either cavalry or camelry for (the attainment of) this. Rather the fact is that Allâh gives His Messengers authority over whom He will. Allâh is Possessor of every prudential power to do all things desired (by Him).

Arthur John Arberry

And whatever spoils of war God has given unto His Messenger from them, against that you pricked neither horse nor camel; but God gives authority to His Messengers over whomsoever He will. God is powerful over everything.

Bijan Moeinian

Any property that God took out from their [the Jewish clan of Bani an-Nadir] possession and gave to His Messenger was not in account of your foot soldiers or cavalrymen war effort. God is behind all forces that He sends against whoever He wills. God has power to do everything He wants.

E. Henry Palmer

and as for the spoils that God gave to His Apostle from these (people) ye did not press forward after them with horse or riding camel; but God gives His Apostle authority over whom He pleases, for God is mighty over all!

Edip-Layth

What God provided to His messenger, without you having to battle for it on horses or on foot, was because God sends His messengers against whomever He wills. God is capable of all things.

George Sale

And as to the spoils of these people which God hath granted wholly to this apostle, ye did not push forward any horses or camels against the same; but God giveth unto his apostles dominion over whom He pleaseth: For God is almighty.

Hamid S. Aziz

And whatever Allah bestowed (as advantage or booty) on His Messenger from them, you did not press forward against it any horse or riding camel but Allah gives authority to His Messengers against whom He wills, and Allah has power over all things.

Mahmoud Ghali

And whatever (spoils) Allah has conceded His Messenger from them, then in no way did you (The pronoun is plure) agitate either horses or riding beasts; (i. e., you did not use cavalry or comelry to take spoils) but Allah gives authority to His Messengers over whomever He decides; and Allah is Ever-Determiner over everything.

Marmaduke Pickthall

And that which Allah gave as spoil unto His messenger from them, ye urged not any horse or riding-camel for the sake thereof, but Allah giveth His messenger lordship over whom He will. Allah is Able to do all things.

Mohamed Ahmed - Samira

You did not charge with horse or camel for whatever (spoils) God gave His Apostle from them. In any case, God gives authority to His Apostle over whomsoever He please. God has power over everything.

Muhammad Asad

Yet [remember:] whatever [spoils taken] from the enemy God has turned over to His Apostle, you did not have to spur horse or riding-camel for its sake: but God gives His apostles mastery over whomever He wills - for God has the power to will anything.

Mustafa Khattab

As for the gains Allah has turned over to His Messenger from them—you did not ˹even˺ spur on any horse or camel for such gains. But Allah gives authority to His messengers over whoever He wills. For Allah is Most Capable of everything.

Progressive Muslims

And what God provided to His messenger, without you having to battle for it on horses or on foot, was because God sends His emissaries against whomever He wills. And God is capable of all things.

Rashad Khalifa

Whatever GOD restored for His messenger was not the result of your war efforts, whether you fought on horses or on foot. GOD is the One who sends His messengers against whomever He wills. GOD is Omnipotent.

Sahih International

And what Allah restored [of property] to His Messenger from them - you did not spur for it [in an expedition] any horses or camels, but Allah gives His messengers power over whom He wills, and Allah is over all things competent.

Sam Gerrans

And what God gave in spoil to His messenger from them: you spurred not for it any horse or camel, but God gives His messengers authority over whom He wills; and God is over all things powerful.

Shabbir Ahmed

And whatever Allah has turned over to His Messenger, you did not toil on any horse or camel for it. But Allah gives His Messengers upper hand according to His Laws. For, Allah is the Appointer of due measure for all things.

Syed Vickar Ahamed

And what (booty) Allah has (taken) from them and granted to His Messenger, — Towards this (cause) you provided neither horses nor camels: But Allah gives power to His messengers over anybody He pleases; Verily, Allah is Able (Khadir) to do all things.

Taqi Usmani

And whatever fai’ (left over property) Allah has passed on to His Messenger from them, you had not urged on your horses or camels for it, but Allah gives predominance to His messengers over whomsoever He wills, and Allah is Powerful over every thing.

The Monotheist Group

And what God provided to His messenger, without you having to battle for it on horses or on foot, was because God sends His emissaries against whoever He wills. And God is capable of all things.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Haşr suresi, 6. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Haşr suresi, 6. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Haşr suresi, 6. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩