Diyanet İşleri
Bu mallar özellikle, Allah'tan bir lütuf ve hoşnudluk ararken ve Allah'ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir.
Haşr suresi
Haşr suresi, 8. ayet. لِلْفُقَرَآءِ ٱلْمُهَٰجِرِينَ ٱلَّذِينَ أُخْرِجُوا۟ مِن دِيَٰرِهِمْ وَأَمْوَٰلِهِمْ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضْوَٰنًا وَيَنصُرُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلصَّٰدِقُونَ
lilfüḳarâi-lmühâcirîne-lleẕîne uḫricû min diyârihim veemvâlihim yebtegûne faḍlem mine-llâhi veriḍvânev veyenṣurûne-llâhe verasûleh. ülâike hümu-ṣṣâdiḳûn.
Bu mallar özellikle, Allah'tan bir lütuf ve hoşnudluk ararken ve Allah'ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Fey' malının paylaşımı: muhacirler, ensar ve sonrakiler Haşr 6–10 3
(Savaş gereği,) hurma ağaçlarından her neyi kestiniz, yahut (kesmeyip) kökleri üzerinde dikili bıraktınızsa hep Allah'ın izniyledir. Bu da fasıkları rezil etmesi içindir.
Onların mallarından Allah'ın, savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar için siz, at ya da deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini, dilediği kimselerin üzerine salıp onlara üstün kılar. Allah'ın her şeye hakkıyla gücü yeter.
Allah'ın, (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar; Allah'a, peygambere, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) haline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir). Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah'ın azabı çetindir.
Bu mallar özellikle, Allah'tan bir lütuf ve hoşnudluk ararken ve Allah'ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir.
Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine'ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler: "Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin."
Kitap ehlinden o inkar eden kardeşlerine, "Yemin ederiz ki, siz (Medine'den) çıkarılırsanız, muhakkak biz de sizinle beraber çıkarız. Sizin hakkınızda asla kimseye boyun eğmeyiz. Eğer size karşı savaşılırsa, size mutlaka yardım ederiz" diyerek münafıklık yapanlara bakmaz mısın? Halbuki Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik eder.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 8–9. ayetler için yazılmıştır.
8-9. Daha sonra Yüce Allah, bu fey’ mallarını tahsis ettiği bu kimselere ayırmasını gerektiren sebebi ve hikmeti söz konusu etmekte ve bu malların kendilerine ayrılmasını hak ettiklerini, yardım görmeye haklarının bulunduğunu belirtmektedir. Çünkü onlar, ya Allah’ın rızasını elde etmek ve dinini desteklemek için Rasûlüne besledikleri sevgi dolayısı ile sevip alıştıkları yurtlarını, vatanlarını, sevdiklerini, dostlarını ve mallarını terk ve hicret etmiş muhacirlerdir. Ki bunlar “(özü sözü) doğru olanların ta kendileridir.” Çünkü imanlarının gereklerini yerine getirmişler, salih amelleri ile zor ve ağır ibadetleri ile imanlarını tasdik etmiş kimselerdir. Bu yönleri ile onlar, iman ettiği iddiasında bulunup da onu cihad, hicret ve buna benzer ibadetler ile tasdik etmeyenlerden farklıdırlar.
Ya da bu kimseler, kendi istek ve iradeleri ile severek ve tercih ederek Allah’a ve Rasûlü’ne iman eden, Evs ve Hazreclilerden oluşan Ensârlardır. Bunlar Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e kucak açmışlar, insanlara karşı onu korumuşlar, hicret ve iman diyarını yurt edinmişlerdi. Öyle ki burası mü’minlerin kendisine başvuracakları, dönecekleri bir sığınak haline gelmişti. Muhacirler de buraya gelip sığındılar, müslümanlar bu diyarın sınırları içerisinde yerleştiler. Çünkü o vakit bütün bölgeler savaş, şirk ve kötülük diyarı idi. Dinin yardımcıları olanlar hep Ensar’a sığınırlardı. İslâm yayılıncaya, güçleninceye ve peyderpey hakimiyeti artıncaya kadar bu böyle sürdü. Nihâyet kalpleri ilim, iman ve Kur’ân ile, ülkeleri de kılıç ve mızraklar ile fethettikleri vakte kadar bu böyle sürdü.
Bunların güzel vasıfları arasında şu da vardır: “Kendilerine hicret edenleri severler.” Bunun sebebi de Allah’a ve Rasûlüne besledikleri sevgidir. Bu yüzden O’nun sevdiklerini de sevdiler ve dinine yardımları dokunanlara da yardımcı oldular.
“ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir çekememezlik duymazlar.” Allah’ın lütfundan onlara verdikleri, onlara tahsis etmiş olup da hak ettikleri pek üstün fazilet ve konumlarından dolayı muhacirleri kıskanmazlar. Bu, onların kalplerinin ne kadar temiz olduğuna, kalplerinde hile, kin ve haset bulunmadığına delildir.
Bu buyruk muhacirlerin, ensardan faziletli olduğuna da delildir. Çünkü Allah, önce muhacirlerden söz etmiş, daha sonra da Ensar’ın muhacirlere verilenlerden dolayı kalplerinde herhangi bir kıskançlık beslemediklerini belirtmiştir. Bu da Yüce Allah’ın muhacirlere, ne ensara ne de başkalarına vermediği şeyleri verdiğine delildir. Çünkü onlar hem dine yardım etmişler, hem de hicret etmişlerdi.
"Kendileri ihtiyaç içinde bulunsalar dahi (din kardeşlerini) kendilerine tercih ederler.” Yani Ensarın başkalarına üstün geldikleri vasıflarından, kendilerini diğerlerinden ayırt eden özelliklerinden birisi de başkasını kendine tercih etmektir (îsâr). Bu da cömertliğin en mükemmel çeşididir. Zira o, mal ve daha başka nefsin sevdiği şeylerde başkalarını knedine tercih etmek, onlara bizzat muhtaç olmakla hatta zorunlu olarak gerek duymakla ve darlık içerisinde bulunmakla birlikte onları başkasına seve seve verebilmektir.
Bu, ancak son derece temiz bir ahlâktan, Yüce Allah’a duyulan ve nefsin zevk alıp arzu ettiği şeylerin önüne geçirilen ilahi bir sevgiden kaynaklanabilir.
Kendisinin ve çoluk çocuğunun yiyeceğini misâfirlerine takdim eden ve çoluk çocuğu ile birlikte geceyi aç geçiren Ensar’a mensup bir sahabinin kıssası da buna örnektir ki bu âyet de ondan dolayı nazil olmuştur.
Îsâr (başkasını kendisine tercih etmek) benciliğin/egoizmin aksidir ve iyi bir şeydir. Bencillik/egoizm ise yerilmiş bir şeydir. Çünkü o, cimriliğin ve eli sıkılığın özelliklerindendir. Kendisine îsâr özelliği ihsan edilmiş bulunan kimse, nefsinin cimriliğine karşı korunmuş kimse demektir ki “Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” Nefsin cimrilikten korunması, emrolunduğu bütün hususlarda cimrilik etmekten korunmasını kapsar. Buna göre kul, nefsinin cimriliğine karşı korunacak olursa Allah ve Rasûlü’nün emirlerini rahatlıkla ve kolaylıkla yerine getirir. İsteyerek ve itaat etmek arzusu ile tam bir kalp huzuru ile bunları yapar. Yine gönül isteği ile Allah’ın yasakladıklarını terk eder. İsterse bu yasakları nefsi sevsin, onları işlemeye çağırsın ve onları arzulasın. Yine böyle bir kimse, Allah yolunda ve Allah’ın rızası uğrunda mallarını seve seve harcar. Bu yolla da kurtuluşu elde eder ve umduklarına nail olur. Oysa nefsinin cimriliğine karşı korunamayarak hayra karşı cimrilik etmeye müptela olanlar, böyle değildir. Şerrin esası ve temel kaynağı da işte budur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bu mallardan bir kısmı Allah yolunda mallarını ve evlatlarını terk etmeye mecbur kılınmış, Allah'tan dünyada rızık ve ahirette rıza dileyen, Allah yolunda cihat ile Allah'ın dinine ve Peygamberine yardım eden fakir muhacirlerindir. İşte gerçekten imanda kararlı ve sağlam olanlar bu sıfatlar ile sıfatlanmış olanlardır.
Aynı kök: هجر (31 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)
Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…
Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş)
Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…
Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş)
Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkarcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rüku ve secde…
Aynı kök: هجر (31 geçiş) · Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Ortak kavram: Rıza
İslam'ı ilk önce kabul eden muhacirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O'ndan razı olmuşlardır.…
Aynı kök: رضو (73 geçiş) · Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)
Allah'ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksekçe bir yerdeki güzel bir bahçenin…
Aynı kök: مول (86 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş)
Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden "mükatebe"…
Aynı kök: فقر (14 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size, çirkinliği ve hayasızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va'dediyor. Şüphesiz…
Aynı kök: فقر (14 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)
Sizden bekar olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Bu ganimet malları), yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılmış olan, Allah'tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allah'(ın dinin)e ve Elçisine yardım eden muhacir fakirlerindir. İşte doğru olanlar sadece bunlardır.
(Bu gelirler), yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan muhacirler arasındaki fakirlere (verilir); Allah'tan kendilerine ulaşacak bir lütuf ve rızanın peşine düşen, Allah'a ve Rasulüne yardım eden kimseler bunlardır: İşte onlar, evet onlar (iman) sözüne sadık olanlardır.
(Böylece, bu ganimetlerin bir kısmı) zulüm ve kötülük diyarını terk etmiş olanlar arasındaki yoksullar(a verilecektir.) Yurtlarından ve mülklerinden sürülmüş, Allah'ın lütfunu ve rızasını arayan ve Allah'a ve Elçisi(nin davası)na yardım edenler, sözlerinde duranlar işte onlardır!
(O fey') yurtlarından ve mallarından çıkarılmış, Allah'tan bir lütuf ve rıdvan isteyen; Allah'a ve O'nun Rasulüne yardım eden muhacir fukara içindir. . . İşte onlar sadıkların ta kendileridir!
(Bundan başka bu mallar,) Hicret eden fakirleredir ki, onlar, Allah'tan bir fazl (lütuf ve ihsan) arayıp, Allah'a ve O'nun Resulü'ne yardım ederlerken yurtlarından ve mallarından sürülüp çıkarılmışlardır. İşte bunlar, sadık olanlar bunlardır.
(Allah'ın verdiği bu ganimet malları,) yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılmış olan, Allah'tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allah'ın dinine ve Peygamberine yardım eden fakir muhacirlerindir. İşte doğru olanlar bunlardır.
Yurtlarından ve mallarından çıkarılmaları nedeniyle göç edenler arasındaki yoksullarındır. Onlar, Allah'ın lütfunu ve O'nun hoşnutluğunu ararlar. Allah'a ve O'nun elçisine yardım ederler. Doğruyu söyleyenler, işte onlardır.
Allah'ın lütfunu ve rızasını kazanma arzusundan, Allah'a ve Peygamberine yardım ettiklerinden dolayı, yurtlarından çıkarılan ve mallarından mahrum edilen fakir muhacirlere de verilir. İşte onlar özü-sözü doğru kimselerdir.
ALLAH'ın lütuf ve rızasını aradıkları, ALLAH'ı ve elçisini destekledikleri için yurtlarından ve mallarından edilmiş bulunan göçmenlerin fakirlerine... Doğru olanlar bunlardır.
ALLAH'ın lütuf ve rızasını aradıkları, ALLAH'ı ve elçisini destekledikleri için yurtlarından ve mallarından edilmiş bulunan göçmenlerin fakirlerine (öncelikle vermelisiniz). Doğru olanlar bunlardır.
Bir de (o gelirler) yoksul muhacirler içindir ki, yurtlarından ve mallarından (uzaklaştırıp) çıkarıldılar. Allah'tan bir lütuf ve hoşnutluk ararlar, Allah'a ve peygamberine hizmet ederler. İşte onlardır doğru olanlar!
O fukara muhacirler için ki yurtlarından ve mallarından çıkarıldılar, Allahdan bir fadıl ve rıdvan ararlar ve Allaha ve Resulüne hizmet ederler, ta onlardır işte sadık olanlar
Bu mallarda; Allah'ın lütfu ve rızasını kazanmak arzusuyla, Allah'a dipnot 1 ve Resul'üne yardım ettikleri için yurtlarından çıkarılan ve malları ellerinden alınan, hicret etmiş olan yoksulların da hakkı vardır. Çünkü onlar özü sözü bir olanlardır.
Bu mallarda; Allah'ın lütfu ve rızasını kazanmak arzusuyla, Allah'a dipnot 1 ve Resul'üne yardım ettikleri için yurtlarından çıkarılan ve malları ellerinden alınan, hicret etmiş olan yoksulların da hakkı vardır. Çünkü onlar özü sözü bir olanlardır.
Bu mallarda; Allah'ın lütfu ve rızasını kazanmak arzusuyla, Allah'a dipnot 1 ve Rasul'üne yardım ettikleri için yurtlarından çıkarılan ve malları ellerinden alınan, hicret etmiş olan yoksulların da hakkı vardır. Çünkü onlar özü sözü bir olanlardır.
(Bundan başka bu mallar) Hicret eden fakirleredir ki, onlar, Tanrı'dan bir fazl arayıp, Tanrı'ya ve O'nun Resulü'ne yardım ederlerken yurtlarından ve mallarından sürülüp çıkarılmışlardır. İşte bunlar, sadık olanlar bunlardır.
(Bilhassa o reyi'), hicret eden fakirlere aiddir ki onlar Allahdan fazl (-u inayet) ve hoşnudluk ararlar ve Allaha ve peygamberine (mallariyle, canlariyle) yardım ederlerken yurdlarından ve mallarından (mahrum edilerek) çıkarılmışlardır. İşte bunlar saadıkların ta kendileridir.
Yurtlarından ve mallarından çıkarılmış olan, Allah'tan bir lutuf ve rıza dileyen, Allah'ın dinine ve peygamberine yardım eden fakir muhacirler içindir. İşte bunlar, sadıkların kendileridir.
(5-10) Hurma ağacından her ne kesti iseniz yahut kökü üzere neyi kalması için bıraktı iseniz Hepsi Allah’ın izni iledir . (Aslına uygun, köküne uygun demek) Ve de yoldan çıkanları / fasıkları rezil etmek içindir. (Allah izin vermese hiçbirini yapamazsınız fasıklığın lüzumu yok) (hurma kesilerek hasat ediliyor) Allah’ın onlardan alarak fey olarak / kazanç olarak Resulüne verdiğine gelince, siz onun elde edilmesi için ne bir at koşturdunuz ne de bir deve koşturdunuz ve lakin Allah, Resulünü, istediği kişinin başına s arar / musallat eder. Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Allah’ın memleketlerin halklarından fey olarak / kazanç olarak Resulüne verdiği Allah’a, Resulüne, yakınlarına, yetimlere, miskinlere, yolda kalanlara aittir , bundan amaç, sizin zenginleriniz arasında sırayla devreden / ticareti yapılan bir zenginlik / devlet olmamasıdır, Resul size neyi veriyorsa onu alın, size neyi yasakladıysa yasağa uyun, Allah’tan sakının muhakkak ki Allah misillemesi şiddetlidir. O mallar, fakir muhacirler içindir, ki onla r yurtlarından ve mallarından çıkarılmışlardır , Allah’ın maddi manevi zenginliği / fazlı ve hoşnutluğunun / rızasının peşine düşüp ararlar , Allah’a ve Resulüne de yardım ederler, işte onlar sözüne bağlı kalanlardır / sadıklardır. Daha önceden yurtlarına yerleşmiş ve imana ermiş kimseler, kendilerine hicret edenleri severler, göğüslerinde onlara verilenlerden dolayı bir gereksinim duygusu / hacet bulmazlar, kendileri yoksun olmalarına rağmen, onları kendilerine tercih ederler , her kim başkasında olanı istemekten / şuhh duygusundan korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (İsar: diğer gamlı davranış) Onların ardından gelen kimseler, dediler ki; Rabbimiz bizi ve kardeşlerimizi ki onlar imanca bizleri geçtiler, bağışla, kalbimizde iman edenlere yönelik bir kin duygusu oluşturma. Muhakkak ki sen şefkatlisin, esirgeyensin.
(Allah'ın verdiği bu savaş malları) yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılmış olan, Allah'tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allah'a ve Rasûlüne yardım eden fakir Muhacirler'indir. Ki onlar, sadıkların ta kendileridir.
(O mallar) Şu göçmen fakirlere aittir ki (onlar) yurtlarından ve mallarından (sürülüp) çıkarılmışlardır; Allah'ın lutuf ve rızasını ararlar; Allah'a ve Elçisine yardım ederler. İşte doğru olanlar onlardır.
(O mallar, Resulullah'ın yakınları ve hemşehrileri olan) hicret etmiş fakirler içindir ki onlar yurtlarından çıkarılıp mallarından uzaklaştırılmış olan, Allah'ın lütfunu ve rızasını arayan, Allah'a ve elçisine yardım eden kimselerdir dipnot 1 . İşte onlar doğru sözlü kimselerdir dipnot 2 .
O mallar, özellikle Allah'ın ikramını ve rızasını elde etme, bir de Allah'a ve Elçisine yardım etme arzusu taşıdıklarından dolayı, yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılmış olan muhacirler (göçmenler) içindir. Özü sözü doğru olanlar işte onlardır.
(Allah'ın verdiği bu savaş malları,) yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılmış olan, Allah'tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allah'a ve Rasûlüne yardım eden fakir muhacirlerindir. Ki Onlar, sadıkların ta kendileridir.
Bu, yurtlarından ve mallarından edilmiş, Allah'tan bir lütuf ve rıza arayarak Allah'ın dinine ve Peygamberine yardım eden fakir muhacirler içindir. Ki Onlar, sadıkların ta kendileridir.
Sözü edilen o mallar, göçmen yoksullar içindir. Onlar ki, yurtlarından çıkarılıp mallarından yoksun bırakılmışlardır; Allah'tan bir lütuf ve bir hoşnutluk peşindedirler; Allah'a ve resulüne yardım ederler. İşte onlardır, özü sözü doğru olanlar.
The indigent who merit such gains are those emigrants who were expelled and ousted of their homes and lost their wealth in the cause of Allah in quest of His efficacious grace and His good will. They afforded His Messenger all the help they could give and strove to satisfy Allah's purpose with no provisions other than reverential awe under the umbrella of His grace.
The poor emigrants who were driven from their homes and possessions, who seek God’s favour and approval, those who help God and His Messenger- these are the ones who are true- [shall have a share].
(Some part is due) to the indigent Muhajirs, those who were expelled from their homes and their property, while seeking Grace from Allah and (His) Good Pleasure, and aiding Allah and His Messenger: such are indeed the sincere ones:-
It also belongs to the poor Emigrants who have been driven out of their homes and their possessions, dipnot 1 those who seek Allah's favour and good pleasure and help Allah and His Messenger. Such are the truthful ones.
It is for the poor of the Muhajirun who were driven from their homes and wealth desiring the favour and the pleasure of Allah and supporting Allah and His Messenger. Such people are the truly sincere.
(And there is also a share in this booty) for the poor emigrants, who were expelled from their homes and their property, seeking Bounties from Allâh and to please Him, and helping Allâh (i.e. helping His religion) and His Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم). Such are indeed the truthful (to what they say).
[They are also] for the poor Emigrants who have been expelled from their homes and [wrested of] their possessions, who seek grace from Allah and [His] pleasure and help Allah and His Apostle. It is they who are the truthful.
(The wealth so obtained is also meant) for the poor (indigent) Refugees (- Muhâjirîn) who have been turned out of their houses and (made to part with) their possessions (while they were) seeking the grace and bounty from Allâh and (His) good pleasure, and who helped (the cause of) Allâh and His Messenger. They are the people who prove their claim (of being sincere in their faith and) to be true.
It is for the poor emigrants, who were expelled from their habitations and their possessions, seeking bounty from God and good pleasure, and helping God and His Messenger; those -- they are the truthful ones.
A part of the above property should be given to those poverty stricken Muslims who fled Mecca. They have been expelled from their homes and their properties have been confiscated for the simple reason that they sought the pleasure of God by supporting the cause of their Lord and His messenger. They are the most sincere.
And (it is) for the poor who fled, who were driven forth from their houses and their wealth, who crave grace from God and His goodwill, and help God and the Apostle; they are the truthful.
For the immigrants who are poor and were driven out of their homes and deprived of their properties, they sought God's grace and pleasure, and they supported God and His messenger. They are the truthful ones.
A part also belongeth to the poor Mohajerin, who have been dispossessed of their houses and their substance, seeking favour from God, and his good will, and assisting God and his apostle. These are the men of veracity.
It is for the poor who fled their homes and their possessions, seeking the grace of Allah and His good pleasure, and assisting Allah and His Apostle: these it is that are the sincere.
It is (also) for the poor emigrants who were driven out of their homes and riches, seeking Grace from Allah and all-blessed Satisfaction, and vindicating Allah and His Messenger. Those are they who are the sincere.
And (it is) for the poor fugitives who have been driven out from their homes and their belongings, who seek bounty from Allah and help Allah and His messenger. They are the loyal.
The spoils are also for the poor emigrants who were deprived of their homes and possessions and are seeking the bounty and protection of God, and are helping God and His Apostle. They are the ones who are true of word and deed.
[Thus, part of such war-gains shall be given] to the poor among those who have forsaken the domain of evil: those who have been driven from their homelands and their possessions, seeking favour with God and [His] goodly acceptance, and who aid [the cause of] God and His Apostle: it is they, they who are true to their word!
˹Some of the gains will be˺ for poor emigrants who were driven out of their homes and wealth, seeking Allah’s bounty and pleasure, and standing up for Allah and His Messenger. They are the ones true in faith.
For the immigrants who are poor and were driven out of their homes and deprived of their properties, they sought God's grace and pleasure, and they supported God and His messenger. They are the truthful ones.
(You shall give) to the needy who immigrated. They were evicted from their homes and deprived of their properties, because they sought GOD's grace and pleasure, and because they supported GOD and His messenger. They are the truthful.
For the poor emigrants who were expelled from their homes and their properties, seeking bounty from Allah and [His] approval and supporting Allah and His Messenger, [there is also a share]. Those are the truthful.
For the poor émigrés, who were turned out of their homes and their possessions, seeking favour from God and approval, and helping God and His messenger; it is they who are the truthful.
And it is for the poor refugees who have been expelled from their homelands and their property. And they seek Allah's Bounty and Approval, and support Allah and His Messenger. It is they, they who are true to their faith.
(Some part of the booty is due) to the needy emigrants (those who came from Makkah), those who were expelled from their homes and their property, while seeking Grace from Allah, and (His) Good Pleasure, and helping Allah and His Messenger (the Prophet): Such are indeed the sincere ones:—
(And fai’ is especially) for the poor emigrants who were expelled from their homes and properties, while they were seeking Allah’s grace and pleasure, and were helping (the religion of) Allah and His Messenger. They are the truthful.
For the immigrants who are poor and were driven out of their homes and deprived of their properties; they were seeking a grace from God and acceptance, and they supported God and His messenger; these are the truthful ones.