Diyanet İşleri
Onlara, "Girin oraya esenlikle, güven içinde" denilir.
Hicr suresi
Hicr suresi, 46. ayet. ٱدْخُلُوهَا بِسَلَٰمٍ ءَامِنِينَ
üdḫulûhâ biselâmin âminîn.
Onlara, "Girin oraya esenlikle, güven içinde" denilir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sakınanların cenneti; "ben çok bağışlayanım" Hicr 45–50 3
Şüphesiz cehennem, onların hepsinin buluşacağı yerdir.
Onun yedi kapısı vardır ve her kapıya onlardan bir grup ayrılmıştır.
Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır.
Onlara, "Girin oraya esenlikle, güven içinde" denilir.
Biz, onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar.
Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değillerdir.
(49-50) Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
46. Cennete girecekleri vakit onlara: “Girin oraya” denilecektir, “selametle, güven içinde” yani ölümden, uykudan, yorgunluktan, boş şeylerden, içinde bulundukları nimetlerden herhangi birisinin sonunun gelmesinden yahut eksilmesinden, hastalıktan, üzüntüden, kederden ve rahatsızlık verici sair şeylerden yana selamette ve güvende olarak.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Oraya girerken onlara şöyle denir: "Oraya, musibetlerden selamette ve korkulan şeylerden güven içinde olarak girin.''
Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Ortak kavram: İslâm
Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslam'a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.
Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Ortak kavram: İslâm
İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur, A'raf üzerinde de birtakım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından…
Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Ortak kavram: İslâm
İnanan ve salih ameller işleyenler, Rablerinin izniyle, ebedi kalacakları ve içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Oradaki esenlik…
Ortak kavram: İslâm
Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar,…
Ortak kavram: İslâm
Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…
Ortak kavram: İslâm
"Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Kendilerine) "Güven ve selametle oraya girin!" (denecektir).
(Çünkü) onlara "Esenlik ve güvenlik içinde oraya girin!" (denilecek).
"Esenlik ve güvenlik içinde girin oraya!" (sözleriyle karşılanacaklar orada).
"Oraya aminler olarak (Bi-)Selam ile girin. "
Oraya esenlikle ve güvenlikle girin.
«Oraya emniyet ve selâmetle girin» (denilir, onlara).
"Güven içinde, esenlikle oraya girin!"
Oraya esenlik ve emniyetle giriniz!
Oraya barış ve güvenlik içinde girin.
Oraya barış ve güvenlik içinde girin.
"Rahatlık ve güvenlik içinde girin onlara!"
Girin onlara selametle emin emin
Onlara: "Güven ve esenlik içinde oraya girin." denecek.
Onlara: "Güven ve esenlik içinde oraya girin." denecek.
Onlara: "Güven ve esenlik içinde oraya girin." denecek.
Oraya esenlikle ve güvenlikle (aminiyn) girin.
Selametle; korkusuz korkusuz girin oraya.
Selametle ve güven içinde girin oraya.
(26-48) Kesin olan şu ki, biz insanı, bulanık sulu / mesnûn , balçıktan / hameinden, kurutularak oluşmuş çamurdan / salsaldan yarattık ve cinleri de onu da daha önceden (insandan önce) kavurucu / yakıcı / semum ateşten yarattık (Senun sulu semum yakıcı nûn ve mim harfi farkı neler yapmış) Rabbin bir vakitte meleklere; muhakkak ki ben sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan bir beşer yarattım, onu düzenlediğim de ve ona ruhumdan / esintimden üflediğimde ona secde edenler olun dedi, meleklerin hepsi birden / topluca secde ettiler sadece iblis hariç, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı / direndi, dedi ki ey iblis sana ne oldu da secde edenlerden olmadın? Beşere secde eden olmam, onu sulu balçıktan kurutularak oluşmuş çamurdan yarattın dedi , çık oradan dedi kesinlikle sen taşlandın / recm edildin muhakkak ki sende kıyamet gününe kadar bir lanet olacak , Rabbim beni tekrar diriliş gününe kadar beklet dedi , muhakkak ki sen bilinen güne / malum güne kadar bekletilenlerdensin dedi, Rabbim beni azgınlaştırmandan ötürü (Bu iblisin kendi düşüncesi) onlara yeri / arzı süslü / ziynetli gösterip samimi bağlı kulların hariç onların hepsini de ben azgınlaştıracağım. Allah dedi ki, i şte bana varan dosdoğru bu doğru yol budur, azgınlaşma konusunda sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde herhangi bir delile dayalı otoriten / sultaniyetin yoktur ve de kesinlikle cehennemi onların hepsine vaad ediyorum dedi. Onun yedi kapısı vardır her bir kapıda da onlardan bölüşülmüş / taksim edilmiş birer kısımları / birer cüzleri vardır. Sakınanlar / takvalılar / muttakiler bahçelerde / cennetlerde ve gözelerdedirler (yer altından yer üstüne çıkmış su kaynağı pınar değil göze) Oralara güvenilir bir teslimiyetle girerler, göğüslerinden kini de söküp atarız (Kin duygusu yok olur) kardeşlik içinde yataklarda / serirlerde karşılıklı otururlar, onlara yorgunluk dokunmaz, oradan da çıkarılmazlar.
Selametle ve güvenle girin oraya!
(Onlara): "Oraya esenlikle, güven içinde girin!" (denilir).
"Oraya selametle, güven içinde kalmak üzere girin dipnot 1 ." (denecek).
"Oralara esenlik ve güvenle girin" denmiştir.
Selametle ve güvenle girin oraya!
Esenlikle, güvenle girin oraya!
"Güvene kavuşmuş olarak selamla girin oraya."
They will be addressed with expression of good will, thus: "Make entry into Paradise", they are told, "We bid you a hearty welcome wherein you shall live in peace, safe and secure"
"Enter them in peace and safety!"––
(Their greeting will be): "Enter ye here in peace and security."
They will be told: "Enter it in peace and security."
‘Enter them in peace, in complete security!’
"(It will be said to them): ‘Enter therein (Paradise), in peace and security.’
‘‘Enter it in peace and safety!’’
`(It will be said to them, ) "Enter therein (to live) in peace (and be) secure". '
'Enter you them, in peace and security!'
They will enter therein, peacefully and secure.
'Enter ye therein with peace in safety!'
"Enter it in peace and security."
The angels shall say unto them, enter ye therein in peace and security.
(It will be said to them) "Enter you therein in peace and safety!"
"Enter them, in peace, secure!"
(And it is said unto them): Enter them in peace, secure.
"Enter in peace and tranquility, " (they will be told).
[having been received with the greeting, ] "Enter here in peace, secure!"
˹It will be said to them,˺ "Enter in peace and security."
"Enter it in peace and security. "
Enter therein, peaceful and secure.
[Having been told], "Enter it in peace, safe [and secure]. "
“Enter therein in peace, secure!”
They will be told, "Enter them in peace, secure. "
(Their greeting will be) : "You enter here in (total) peace and security. "
"Enter here in peace, free of fear."
"Enter it in peace and security."