Diyanet İşleri
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.
Hucurât suresi
Hucurât suresi, 10. ayet. إِنَّمَا ٱلْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا۟ بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
inneme-lmü'minûne iḫvetün feaṣliḥû beyne eḫaveyküm vetteḳu-llâhe le`alleküm türḥamûn.
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Fasıkın haberi ve mü'minlerin arasını düzeltmek Hucurât 6–10 3
Bilin ki, aranızda Allah'ın elçisi bulunmaktadır. Eğer o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah, size imanı sevdirmiş ve onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkarı, fasıklığı ve (İslam'ın emirlerine) karşı çıkmayı da çirkin göstermiştir. İşte bunlar doğru yolda olanların ta kendileridir.
Allah, kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir
Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah'ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever.
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.
Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
10. “Mü’minler ancak kardeştirler.” Bu, Allah’ın mü’minler arasında gerçekleştirdiği bir akittir. Yeryüzünün doğusunda olsun batısında olsun herhangi bir kimse Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve âhiret gününe iman ediyorsa o, tüm mü’minlerin kardeşidir. Bu kardeşlik de mü’minlerin kendileri için istediği şeyleri onun için de istemelerini, kendileri için hoşlanmadıkları şeylerden onun için de hoşlanmamalarını gerektirir. Bundan dolayı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem iman kardeşliğini emrederek şöyle buyurmaktadır: “Birbirinizi kıskanmayın, fiyat kızıştırmayın, birbirinize kin duymayın, birbirinize sırt çevirmeyin, ey Allah’ın kulları kardeş olun. Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, ona yalan söylemez.” Hadisi Buhârî ve Müslim rivâyet etmiştir.[24]
Yine Buhârî ve Müslim’de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in: “Mü’minin mü’mine karşı durumu biri diğerini destekleyen yapı taşları gibidir” deyip parmaklarını birbirine kenetlediği rivayet edilmektedir.[25]
Allah ve Rasûlü, mü’minlerin birbirlerinin hukukuna riayet etmelerini ve kalpleri kaynaştıracak, sevgiyi artıracak ve aralarındaki ilişkileri sağlamlaştıracak işler yapmalarını emretmiştir. Bütün bunlar, birinin diğeri üzerindeki haklarını pekiştirmektedir. Bu haklardan birisi de bir savaşın vukuunda -ki savaş, kalplerin ayrılığa düşmesini, birbirlerine kin duyup birinin diğerine arka çevirmesini gerektirir-, kardeşlerinin arasını düzeltmeleri ve kalplerindeki kin ve olumsuz duyguları ortadan kaldıracak işler yapmaya gayret etmeleridir.
Daha sonra Yüce Allah, genel olarak takvâlı hareket etmeyi emrederek takvanın ve mü’minlerin haklarını yerine getirmenin rahmete vesile olacağını şöyle dile getirmektedir: “Allah’a karşı takvalı olun ki rahmete nail olasınız.”
İlahi rahmeti elde eden dünya ve âhiretin bütün hayırlarını elde etmiş olur. Bu, ayrıca mü’minlerin haklarını yerine getirmemenin rahmete en büyük engellerden birisi olduğunu da göstermektedir.
Bu iki âyeti kerimede öncekilerden farklı ve önemli birtakım hususlar dile getirilmektedir: Mü’minler arasındaki çarpışmalar iman kardeşliğine aykırıdır. O bakımdan bu, en büyük günahlardan birisidir. Ancak iman ve iman kardeşliği, şirkin dışındaki diğer büyük günahlarda olduğu gibi Müslümanlar arasında karşılıklı çarpışma gerçekleşse bile ortadan kalkmaz. Ehl-i sünnet ve’l-cemaat’in kabul ettiği görüş budur. Yine bu buyruklar, mü’minlerin arasını adaletle bulup düzeltmenin farz olduğunu ifade etmektedir. Aynı şekilde haksız saldırıda bulunanlarla Allah’ın emrine tekrar dönünceye kadar çarpışmanın farz olduğunu göstermektedir. Eğer Allah’ın emrine dönmeyecek olurlarsa -meselâ kabul edilmesi ve bağlı kalınması caiz olmayan bir şeye dönerlerse- bu caiz olmaz. Bu durumda haksız saldırıda bulunanların malları ise koruma altındadır. Çünkü Yüce Allah, onların bu hallerini sürdürmeleri halinde mallarını değil sadece kanlarını mubah kılmıştır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Müminler ancak kardeştirler. -Ey Müminler!- İslam dini kardeşliği, birbirleri ile çekişen kardeşlerin aralarının düzeltilmesini gerektirir. Emirlerine itaat ederek ve yasaklarından kaçınarak Allah'tan korkup sakının ki, merhamet olunasınız.
Aynı kök: اخو (96 geçiş)
Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren…
Aynı kök: اخو (96 geçiş)
Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz, diye böyle yapıyor. Bir de sana yetimleri soruyorlar. De ki: "Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer…
Aynı kök: اخو (96 geçiş)
Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Müminler sadece kardeştirler. Kardeşlerinizin arasını düzeltin dipnot 1 ve Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ki size merhamet edilsin.
Mü'minler sadece kardeştirler; öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'a karşı sorumlu davranın ki, O'nun merhametine mazhar olasınız!
Bütün müminler kardeştir. O halde, (her ne zaman araları açılırsa) iki kardeşinizin arasını düzeltin ve Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ki O'nun rahmetine nail olasınız.
Muhakkak ki iman edenler kardeştirler! O halde iki kardeşinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korunun ki rahmete eresiniz.
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının; umulur ki esirgenirsiniz.
Müminler ancak kardeştirler, o halde kardeşlerinizin aralarını düzeltin ve Allah'tan hakkıyla sakının ki merhamet olunasınız.
Aslında, inananlar kardeştir. Artık, kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın; böylece, belki merhamet edilirsiniz.
Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltiniz ve Allah'a saygı duyunuz ki merhamet olunasınız.
Gerçeği onaylayanlar sadece kardeştirler. Kardeşlerinizin arasını düzeltin. ALLAH'ı sayın ki merhamet edilesiniz. dipnot 1
İnananlar kardeştirler. Kardeşlerinizin arasını düzeltin. ALLAH'ı sayın ki merhamet edilesiniz.
Müminler ancak kardeştirler, onun için iki kardeşinizin aralarını düzeltin ve Allah'tan korkun ki, rahmete layık olasınız!
Mü'minler ancak kardeştirler. Onun için iki kardeşinizin aralarını düzeltin ve Allahdan korkun ki rahmete şayan olasınız.
İman Edenler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah için takva sahibi olun. Umulur ki böylece merhamet olunursunuz.
İnananlar ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah'a için takva sahibi olun. Umulur ki böylece merhamet olunursunuz.
İnananlar ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah'a karşı takva sahibi olun. Umulur ki böylece merhamet olunursunuz.
İnançlılar ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Tanrı'dan korkup sakının; umulur ki esirgenirsiniz.
Mü'minler ancak kardeşdirler. O halde iki kardeşinizin arasını (bulub) barışdırın. Allahdan korkun. Taki esirgenesiniz.
Mü'minler; ancak kardeştirler. Öyle ise iki kardeşinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki; esirgenesiniz.
(9-10) Müminlerden iki grup birbiriyle savaşırlarsa, her iki grubun arasını düzeltin / ıslah edin, eğer, her ikisinden biri diğerine karşı haddini aşarsa, haddini aşanla Allah’ın emirlerine dönünceye değin savaşın, eğer dönerlerse de aralarını dengeye getirerek ıslah edin ve ölçülü olun / kıstaslı olun. Allah ölçülü olanları sever. Müminler kardeştirler, kardeşlerinizin de aralarını düzeltin / ıslah edin. Allah’tan sakının böylelikle belki esirgenirsiniz.
Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan sakının ki, merhamet olunasınız.
Muhakkak mü'minler kardeştirler. Kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki size rahmet edilsin.
Müminler ancak ve ancak kardeştirler dipnot 1 ; öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin dipnot 2 . Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının ki ikram göresiniz.
Sadece müminler kardeştir; öyleyse kardeşlerinizin arasını bulun. Allah'tan çekinin ki iyilik bulasınız.
Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan sakının ki merhamet olunasınız.
Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki merhamet olunabilesiniz.
Şu bir gerçek ki, müminler sadece kardeştirler. O halde kardeşleriniz arasında barışı sağlayın ve Allah'tan sakının ki, size merhamet edilebilsin.
Indeed, the believers whose hearts reflect the image of religious and spiritual virtues and their deeds wisdom and piety are fellow-members of the Faith; an association of brothers. So reconcile your brothers with one another and entertain the profound reverence dutiful to Allah that you may merit His mercy.
The believers are brothers, so make peace between your two brothers and be mindful of God, so that you may be given mercy.
The Believers are but a single Brotherhood: So make peace and reconciliation between your two (contending) brothers; and fear Allah, that ye may receive Mercy.
Surely the believers are none but brothers unto one another, so set things right between your brothers, dipnot 1 and have fear of Allah that you may be shown mercy.
The muminun are brothers, so make peace between your brothers and have taqwa of Allah so that hopefully you will gain mercy.
The believers are nothing else than brothers (in Islâmic religion). So make reconciliation between your brothers, and fear Allâh, that you may receive mercy.
The faithful are indeed brothers. Therefore make peace between your brothers and be wary of Allah, so that you may receive [His] mercy.
Believers are but a single brotherhood, so make peace and effect reconciliation between the two (contending) brethren and take Allâh as (your) shield so that you may be shown mercy.
The believers indeed are brothers; so set things right between your two brothers, and fear God; haply so you will find mercy.
Remember that the believers are like brothers to other. Therefore, establish peace between your brothers and be mindful of God; may God shower you with His Mercy.
The believers are but brothers, so make peace between your two brethren and fear God, haply ye may obtain mercy!
Those who acknowledge are but brothers; so reconcile between your brothers, and be aware of God, that you may receive mercy.
Verily the true believers are brethren: Wherefore reconcile your brethren; and fear God, that ye may obtain mercy.
The believers are naught else but brethren, therefore make peace between your brethren and be careful of your duty to Allah that mercy may be had on you.
Surely the believers are only brothers; so make a reconciliation between your two brothers, and be pious to Allah, that possibly you would be granted mercy.
The believers are naught else than brothers. Therefore make peace between your brethren and observe your duty to Allah that haply ye may obtain mercy.
The faithful are surely brothers; so restore friendship among your brothers, and fear God that you may be favoured.
All believers are but brethren. Hence, [whenever they are at odds,] make peace between your two brethren, and remain conscious of God, so that you might be graced with His mercy.
The believers are but one brotherhood, so make peace between your brothers. And be mindful of Allah so you may be shown mercy.
The believers are brothers; so reconcile between your brothers, and be aware of God, that you may receive mercy.
The believers are members of one family; you shall keep the peace within your family and reverence GOD, that you may attain mercy.
The believers are but brothers, so make settlement between your brothers. And fear Allah that you may receive mercy.
The believers are brethren, so make right between your two brothers; and be in prudent fear of God, that you might obtain mercy.
The believers are but a single Brotherhood. (They are members of one family, brothers and sisters unto one another). Hence, make peace between your brothers and be mindful of Allah so that you may attain Mercy.
The believers are a single brotherhood. So make reconciliation (offering peace and agreement) between your two (contending) brothers: And fear Allah, that you may receive (His) Mercy.
All believers are but brothers, therefore seek reconciliation between your two brothers, and fear Allah, so that you may be blessed with mercy.
The believers are brothers; so reconcile between your brothers, and be aware of God, that you may receive mercy.