Bakara suresi

Bakara suresi, 178. ayet

Bakara suresi, 178. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِصَاصُ فِى ٱلْقَتْلَى ٱلْحُرُّ بِٱلْحُرِّ وَٱلْعَبْدُ بِٱلْعَبْدِ وَٱلْأُنثَىٰ بِٱلْأُنثَىٰ فَمَنْ عُفِىَ لَهُۥ مِنْ أَخِيهِ شَىْءٌ فَٱتِّبَاعٌۢ بِٱلْمَعْرُوفِ وَأَدَآءٌ إِلَيْهِ بِإِحْسَٰنٍ ذَٰلِكَ تَخْفِيفٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَرَحْمَةٌ فَمَنِ ٱعْتَدَىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَلَهُۥ عَذَابٌ أَلِيمٌ

yâ eyyühe-lleẕîne âmenû kütibe `aleykümü-lḳiṣâṣu fi-lḳatlâ. elḥurru bilḥurri vel`abdü bil`abdi vel'ünŝâ bil'ünŝâ. femen `ufiye lehû min eḫîhi şey'ün fettibâ`um bilma`rûfi veedâün ileyhi biiḥsân. ẕâlike taḫfîfüm mir rabbiküm veraḥmetün. femeni-`tedâ ba`de ẕâlike felehû `aẕâbün elîm.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren kimse, kardeşi (öldürülenin varisi, velisi) tarafından affedilirse, aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 175–181 · surenin 178. ayeti / 286

Konu Kısas ve vasiyet Bakara 178–182 3

  1. Bakara 175

    İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!)

  2. Bakara 176

    Bu (azab) da, Allah'ın, Kitab'ı hak olarak indirmiş olması (ve onların bunu inkar etmesi) sebebiyledir. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler.

  3. Bakara 177

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah'a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.

  4. 178

    Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren kimse, kardeşi (öldürülenin varisi, velisi) tarafından affedilirse, aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır.

  5. Bakara 179

    Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki (bu hükme uyarak) korunursunuz.

  6. Bakara 180

    Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah'a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı.

  7. Bakara 181

    Her kim işittikten sonra vasiyeti değiştirirse, günahı ancak onu değiştirenlerin boynunadır. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

178. “Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında üzerinize kısas farz kılındı.” Yüce Allah mü’min kullarına öldürülenler hakkında kısası farz kılma lütfunu hatırlatmaktadır. Kısas, öldürmelerde eşitlik sağlamak ve katilin, -kullar arasında adaleti ve dengeyi sağlamak üzere- maktulü öldürdüğü şekilde öldürülmesi demektir. Hitabın bütün mü’minlere yöneltilmiş olması, hepsinin bunu yerine getirmekle yükümlü olduğuna delildir. Hatta katilin velileri ve kendisi bile öldürülenin velisine -velileri kısas talebinde bulundukları takdirde ve katile kısasın uygulanması mümkün ise- yardımcı olmalıdırlar. Cahiliye âdetinde ve benzerlerinde görüldüğü şekliyle cinâyet işleyenlerin himaye edilmesinde olduğu gibi bu haddin uygulanmasına engel olmaları ve velinin kısası almasını önlemeleri caiz değildir. Daha sonra Yüce Allah kısası tafsilatı ile açıklamak üzere şöyle buyurmaktadır:

“Hür hür olana…” Bu lafzın mantukuna erkek erkeğe, dişi dişiye, aynı şekilde erkek dişiye, dişi de erkeğe karşılık kısas edilir hükmü de girmektedir. Buna göre bu buyruğun mantuku Yüce Allah’ın “dişi dişiye” buyruğundan anlaşılan mefhumdan önceliklidir. Çünkü sünnet erkeğin dişi karşılığında öldürüleceğine delalet etmektedir. Bununla birlikte ne kadar yukarı çıkarsa çıksınlar ebeveynler (anne, baba, dedeler ve nineler) bu buyruğun kapsamının dışındadır. Zira bu hususta sünnetin vürudu sebebi ile ebeveynler çocuklarına karşılık kısas olarak öldürülmezler. Ayrıca Yüce Allah’ın “kısas” buyruğunda da babanın çocuğuna karşılık öldürülmesinin adalet olmadığına delil vardır. Çünkü babanın kalbindeki şefkat ve merhamet ya aklî bir dengesizlik yahut gerçekten çocuğunun kendisine çok aşırı eziyet vermesi gibi bir sebep olmadıkça onun çocuğunu öldürmesine engel teşkil eder. Yine sünnet-i seniyye ile kâfir karşılığında mü’minin öldürülmesi de bu umumi ifadenin kapsamı dışındadır. Âyet-i kerimede yalnızca mü’minlere hitap edilmesi de bunu ifade etmektedir. Ayrıca Allah’ın dostunun Allah’ın düşmanı karşılığında öldürülmesi de adalet değildir.

“köle köle olana” İster erkek ister dişi olsun, kıymetleri ister eşit ister farklı olsun köle de köle karşılığında öldürülür. Yine buyruğun mefhumu, hür kimsenin köleye karşılık öldürülmeyeceğine delildir. Çünkü hür ile köle birbirine eşit değildirler.

“dişi dişiye” Bazı ilim adamları dişinin dişiye karşılık öldürülmesi ibaresinin mefhumunu esas alarak kadına karşılık erkeğin öldürülmesinin caiz olmadığını söylemişlerdir. Buna dair açıklama ise az önce geçmiş bulunuyor.

Bu âyet-i kerimede öldürmelerde aslolanın kısas olduğuna, diyetin ise kısasın bir bedeli olduğuna delil vardır. Bundan dolayıdır ki Yüce Allah: “Fakat kime kardeşi tarafından bir şey affolunursa” diye buyurmaktadır. Yani öldürülenin velisi katili affederek diyet kabul ederse yahut velilerin bazıları affedecek olursa kısas düşer, bunun yerine diyet ödenmesi gerekir. Kısas uygulamakta muhayyerlik ve diyeti tercih etmek maktulün velisinin hakkıdır. Veli katili affedecek olursa, o takdirde onun “güzellikle” yani katile zorluk çıkarmadan, ona güç yetiremeyeceği şeyi yüklemeden, aksine yapacağı ödemeyi ondan güzellikle ve ona sıkıntı vermeden diyetini istemelidir. Buna karşılık katilin de ödemesi gereken diyeti “güzellikle” yani savsaklamadan ve eksiltmeden, maktulün velisine fiilî ya da sözlü bir kötülükte bulunmaksızın ödemesi gerekir. Öldürülenin velisinin onu affetmekle iyilikte bulunmasının karşılığı diyet borcunu güzel bir şekilde ödemekten başka ne olabilir ki? Bu insanlar arasındaki bütün hak ve borçlanmalarda emrolunmuş bir husustur. Şöyle ki alacaklı olan hakkını güzel bir şekilde istemelidir, borçlu olan da borcunu güzellikle ödemelidir.

Yüce Allah’ın: “Kime kardeşi tarafından bir şey affolunursa” buyruğunda kısasın affedilerek diyetin kabul edilmesine bir teşvik ve hak sahiplerinin kalbine rikkat veren bir incelik vardır. Bundan daha güzeli ise hiçbir karşılık istemeksizin affetmektir.

Yüce Allah’ın: “Kardeşi tarafından” buyruğunda, katilin kâfir olmayacağına delil vardır. Çünkü burada kardeşlikten kasıt iman kardeşliğidir ve öldürmesi sebebi ile katil, bu iman kardeşliğinin dışına çıkarılmamaktadır. O halde küfürden daha aşağı olan diğer masiyetlerin failleri sırf bu masiyetleri sebebiyle haydi haydi kâfir olmazlar. Ancak işlediklerinden dolayı imanları eksilir.

Maktulün velileri yahut onların bir kısmı kısastan vazgeçip katili affedecek olurlarsa artık katilin kanı dökülemez. Böylelikle hem maktulün velilerine karşı hem başkalarına karşı katilin kanı koruma altında olur. Bundan dolayıdır ki Yüce Allah: “Kim bundan” yani aftan “sonra haddi aşarsa onun için” âhirette “pek acıklı bir azap vardır” buyurmaktadır. Katilin öldürülmesi yahut (diyet ödemesi halinde) öldürülmemesi şeklindeki cezalar ise bundan önceki buyruklardan anlaşılmaktadır. Çünkü katil kendisine denk birisini öldürecek olursa bundan dolayı öldürülmesi gerekir. “Pek acıklı bir azab”ı (kısas yoluyla) öldürülmek diye yorumlayan ve âyet-i kerimenin katilin mutlaka öldürülmesi gerektiğine delil olduğunu, affedilmesinin ise caiz olmadığını söyleyen birtakım ilim adamları da vardır; ancak doğru olan birinci görüştür. Çünkü onun cinâyeti (affedilip edilmemesi açısından) başkasının cinâyetinden daha büyük değildir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Allah'a iman eden ve resulüne tabi olanlar! Bilerek ve düşmanca başkalarını öldürmesi halinde, katilin işlediği suçun misliyle cezalandırılması sizlere farz kılındı. Öldürülen hür kimseye karşılık hür kimse, köleye karşılık köle, kadına karşılık da kadın öldürülür. Maktul ölmeden önce veya maktulün velisi diyet karşılığında -diyet katilin affedilmesi için ödediği belli bir miktar maldır- katili affederse, affeden kimse artık başa kakmadan ve eza etmeden örfe uygun bir şekilde katilden diyet talep etmenin ardına düşmesi gerekir. Katil de, diyeti oyalamadan ve ertelemeden güzellikle verir. Bu affetme ve diyet alma izni, Rabbinizden size bir hafifletme ve bu ümmete bir rahmettir. Katilin affedilmesi ve diyetin kabul edilmesinin ardından her kim, katile bir saldırıda bulunursa, Allah Teâlâ tarafından onun için elem verici bir azap vardır.

Kelimeler

37 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey kök: ايي
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. ءَامَنُوا۟ amenu iman edenler kök: امن
  4. كُتِبَ kutibe yazıldı kök: كتب
  5. عَلَيْكُمُ aleykumu size
  6. ٱلْقِصَاصُ l-kisasu kısas kök: قصص
  7. فِى fi
  8. ٱلْقَتْلَى ۖ l-katla öldürmelerde kök: قتل
  9. ٱلْحُرُّ l-hurru hür kök: حرر
  10. بِٱلْحُرِّ bil-hurri hür ile kök: حرر
  11. وَٱلْعَبْدُ vel'abdu köle kök: عبد
  12. بِٱلْعَبْدِ bil-abdi köle ile kök: عبد
  13. وَٱلْأُنثَىٰ vel'unsa kadın kök: انث
  14. بِٱلْأُنثَىٰ ۚ bil-unsa kadın ile kök: انث
  15. فَمَنْ femen kimse
  16. عُفِىَ ufiye affedilen kök: عفو
  17. لَهُۥ lehu kendisi
  18. مِنْ min tarafından
  19. أَخِيهِ ehihi kardeşi kök: اخو
  20. شَىْءٌۭ şey'un bir şey kök: شيا
  21. فَٱتِّبَاعٌۢ fettibaun artık uymalıdır kök: تبع
  22. بِٱلْمَعْرُوفِ bil-mea'rufi örfe kök: عرف
  23. وَأَدَآءٌ veeda'un ve (diyeti) ödemelidir kök: ادي
  24. إِلَيْهِ ileyhi ona
  25. بِإِحْسَـٰنٍۢ ۗ biihsanin güzelce kök: حسن
  26. ذَٰلِكَ zalike bu
  27. تَخْفِيفٌۭ tehfifun bir hafifletme kök: خفف
  28. مِّن min tarafından
  29. رَّبِّكُمْ rabbikum Rabbiniz kök: ربب
  30. وَرَحْمَةٌۭ ۗ ve rahmetun ve rahmettir kök: رحم
  31. فَمَنِ femeni artk kim
  32. ٱعْتَدَىٰ a'teda haddi aşarsa kök: عدو
  33. بَعْدَ bea'de sonra kök: بعد
  34. ذَٰلِكَ zalike bundan
  35. فَلَهُۥ fe lehu onun için
  36. عَذَابٌ azabun bir azab kök: عذب
  37. أَلِيمٌۭ elimun acıklı kök: الم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حرر (15 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Bir mü'minin bir mü'mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü'mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü'min köleyi azad…

  • Aynı kök: قصص (30 geçiş) · Aynı kök: اخو (96 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş)

    Babası, şöyle dedi: "Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. Yoksa, sana tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır."

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız…

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af · Ortak kavram: İhsan

    Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.

  • Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş) · Ortak kavram: İhsan

    (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah'ın belirlediği…

  • Aynı kök: ادي (6 geçiş)

    Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse…

  • Aynı kök: ادي (6 geçiş)

    "Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında kısas dipnot 1 size farz kılındı: dipnot 2 Hür kişiye karşılık bizzat o hür kişi, köleye karşılık bizzat o köle, kadına karşılık da bizzat o kadın. Kimin cezası, kardeşi (öldürülenin velisi) tarafından bir şey (karşılığı) bağışlanırsa, artık (taraflar) hakkaniyete uymalı ve (öldüren kişi gereken diyeti) ona (öldürdüğünün yakınlarına) güzellikle ödemelidir. Bu (söylenenler), Rabbinizden bir hafifletme ve merhamettir. Kim bundan sonra haddi aşarsa onun için elem verici bir azap vardır.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    [Kısas], haksız yere bir insanı öldüren katilin, öldürülenin yakınları tarafından öldürülmesi isteğinin meşru otorite tarafından yerine getirilmesidir. Bu cezai işlem, "otorite/devlet" tarafından uygulanacağı için, intikam ve kan davası gibi sorunlar önlenebilecek, insan öldürmenin cezasının ölüm olmasının caydırıcılığı nedeniyle de cinayet oranlarında düşüş meydana gelebilecektir. Tam da bu yüzden Bakara 2:179'da "kısasta hayat vardır" ifadesine yer verilmektedir. [Kısas] kelimesinin "bedel, karşılık, ödeşme, adalet" gibi anlamları da göz önünde bulundurulduğunda, suçun niteliğine göre katilin öldürülmesinden affedilmesine kadar birçok seçeneği içerdiği bilinmelidir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kur'an'da [kutibe] (yazılmak) şeklinde edilgen kalıpta kullanılan kelimeler "farz kılınmak", "ilke ve prensip hâline getirilmek" anlamlarını içermektedir. İlgili ayetler için bkz. Bakara 2:178, 180, 183, 216, 246; Al-i İmrân 3:154; Nisâ 4:77, 127; Tevbe 9:120, 121; Hacc 22:4.

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Cinayete kurban gidenler hakkında size adil karşılık farz kılındı: Hüre karşılık hür, köleye karşılık köle, kadına karşılık kadın. Bunun üzerine her kim kardeşi tarafından bir şekilde bağışlanırsa, bu bağış makul bir biçimde uygulanmalı, tazminatı da ona güzellikle ödenmeli: İşte bu, Rabbiniz katından bir kolaylaştırma ve rahmettir. Kim ki bundan sonra haddi aşarsa, onun için şiddetli bir azap vardır.

Muhammed Esed

Siz, ey imana ermiş olanlar! Öldürme (olayların)da adil karşılık (kısas) size farz kılındı: Hür için hür, köle için köle ve kadın için kadın. Ve eğer kardeşi tarafından suçlu kimse (nin suçunun bir bölümünü) bağışlanmışsa, bu (bağış) uygun şekilde tatbik edilmeli ve kardeşine tazminatı güzellikle ödenmelidir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir. Buna rağmen hak ve adalet sınırlarını bilerek ve isteyerek ihlal eden için şiddetli azap vardır.

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler, öldürme olaylarında kısas (eşitlik esasına dayalı uygulama) yazıldı üzerinize! Hürriyeti olana hür olan, köleliği yaşayana köle olan, dişiliği yaşayana da dişi kısas olur. Katil eğer öldürdüğünün kardeşi (veya varisi) tarafından (kısmen) affa uğrarsa, o takdirde örfe uyulmalı, (diyeti) ödenmelidir. Bu da Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Kim bundan sonra haddi aşarsa ona feci bir azap vardır.

Ali Bulaç

Ey iman edenler, öldürülenler hakkında size kısas yazıldı (farz kılındı). Özgüre karşı özgür, köleye karşı köle ve dişiye karşı dişi. Fakat kimin (hangi katilin) lehine, onun (maktulün) kardeşi (varisi veya velisi) tarafından bağışlanırsa, artık (yapılması gereken) örfe uymak (ve) ona (maktulün varis veya velisine) güzellikle (diyet) ödemektir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir. Artık kim bundan sonra tecavüzde bulunursa, onun için elem verici bir azab vardır.

Ali Özek ve heyeti

Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın (öldürülür). ancak her kimin cezası, kardeşi (öldürülenin velisi) tarafından bir miktar bağışlanırsa artık (taraflar) hakkaniyete uymalı ve (öldüren) ona (gereken diyeti) güzellikle ödemelidir. Bu söylenenler, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Her kim bundan sonra haddi aşarsa muhakkak onun için elem verici bir azâp vardır.

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Öldürülenler hakkında, size tıpkısı karşılık yazıldı: ‘Özgüre karşı özgür, tutsağa karşı tutsak ve kadına karşı kadın!' Fakat onun kardeşi tarafından bağışlanırsa, göreneğe uymalı ve güzellikle ödemelidir. Bu, Efendinizden bir yumuşatma ve rahmettir. Bundan sonra kim saldırırsa, onun için acı bir ceza vardır.

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Bununla beraber kim öldürülenin velisi tarafından bağışlanırsa, artık o zaman örfe uymak ve öldürülenin velisine güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Kim bundan sonra zulüm yapmaya kalkışırsa, ona acı bir azap vardır.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylayanlar! Öldürmede size eşitlik farz kılındı. Hürre karşı hür, köleye köle, kadına kadın... Ama kim öldürülenin hısımları tarafından bağışlanırsa, o zaman uygun olanı yapması ve diyeti güzelce ödemesi gerekir. Bu, Efendinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra kim sınırı aşarsa onun için acı bir azap var. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Kuran ölüm cezasını hoş görmez. Canı bağışlamak için her çeşit bahane sunulur; hatta katillerin canını bile... Kısas denilen eşitlik kuralı yoluyla getirilen ölüm cezasına getirilen sınırlama ölüm cezasını bağışlamayı öğütleyen ayetle birlikte ölüm cezasını azaltılması ve hatta kaldırılması hedefleniyor. Ölüm cezası her öldürme vakası için geçerli değildir. Örneğin, kadın erkeği öldürürse yahut tersi gerçekleşirse o zaman katile ölüm cezası verilemez. * Bunun yerine toplumun öngördüğü başka bir cezaya mahkum edilir. Para cezası veya mecburi hizmet cezası, bazı durumlarda hapis cezasından daha uygun ve ekonomik olabilir. Öldürülen kişinin tarafı, katilin öldürülmesi yerine para cezasını uygun görebilir. Kuran'a göre, bu daha iyi bir davranıştır. * Kısas cezası, kişisel cinayetler ile ilgilidir. Kabilelerin, gurup ve devletlerin birbirine karşı açtığı savaşlarda öldürenler, kabile, gurup ve devletler arasında yapılan barış anlaşmasıyla affedilir. * Savaşta ele geçen esirlerin kimseyi öldürüp öldürmediği araştırılmaz. Aksi takdirde barış anlaşmalarının pratikte gerçekleşmesi mümkün olmaz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnananlar! Öldürmede size eşitlik farz kılındı. Hürre karşı hür, köleye köle, kadına kadın... Ama kim maktulun hısımları tarafından bağışlanırsa, o zaman uygun olanı yapması ve diyeti güzelce ödemesi gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra kim sınırı aşarsa onun için acı bir azap var.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, öldürülenler hakkında üzerinize kısas yazıldı. Hüre hür, köleye köle, dişiye dişi. Bununla birlikte her kim kardeşi tarafından kısmen bağışlanırsa, o vakit görev, birinin geleneğe uyması birinin de ona borcunu güzellikle ödemesidir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmetttir. Her kim, bunun ardından yine tecavüz ederse, artık ona pek elem veren bir azap vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iman edenler! Maktuller hakkında üzerinize kısas yazıldı: hürre hür, köleye köle, dişiye dişi, bunun üzerine her kim kardeşinden cüz'i bir afve mazhar olursa o vakit vazife birinin o marufu takib etmesi birinin de ona borcunu güzellikle ödemesidir bu, rabbınızdan bir tahfif ve bir rahmettir, her kim bunun arkasından yine tecavüz ederse artık ona elim bir azab vardır

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Öldürülmelerde size kısas yazıldı dipnot 1 ; hüre hür, abde abd, dipnot 2 kadına kadın. dipnot 3 Ancak öldüren, öldürülenin kardeşi dipnot 4 tarafından bağışlanırsa; örfe uygun şekilde, diyeti iyilikle ödemelidir. Bu Rabb'inizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra kim haddi aşarsa, onun için can yakıcı bir azap vardır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gerekli görüldü, zorunlu kılındı.
  2. metne dön, dipnot 2
    Köleye köle. "Abd", kul ve köle demektir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Hürse hür, köleyse köle, kadınsa kadın; kim öldürmüşse o. Kelimesi kelimesine, "Hüre hür, köleye köle, kadına kadın." denmiş olsa da anlam olarak "Öldüren öldürülür, yani kim öldürmüşse o öldürülür." denmektedir. Söylenmek istenen şey şudur: "Öldürenin yerine, başka bir kimse öldürülemez. Cahiliye döneminde kimi öldürülmelerde, öldüren kimsenin yerine, diyet olarak bir başkası öldürülüyordu. Örneğin, öldüren güçlü bir ailedense, onun yerine, o ailenin sahip olduğu kölesi diyet olarak öldürülebiliyordu.
  4. metne dön, dipnot 4
    Birinci dereceden yakını.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Öldürülmelerde size kısas yazıldı; dipnot 1 hüre hür, abde abd dipnot 2 , kadına kadın. dipnot 3 Ancak öldüren, öldürülenin kardeşi dipnot 4 tarafından bağışlanırsa; örfe uygun şekilde, diyeti iyilikle ödemelidir. Bu Rabb'inizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra kim haddi aşarsa, onun için can yakıcı bir azap vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gerekli görüldü, zorunlu kılındı.
  2. metne dön, dipnot 2
    "Abd", kul veya köle demektir. Kul olma, boyun eğme, alçalma, kendisini aşağı tutma gibi anlamlara gelmektedir. Kulluk; ya Allah'a özgü olur ya da Allah'ın dışında başka şeylere olunur. Kulluğun Allah'a özgü olması özgürlüktür, Allah'tan başkasına ki bu bir güce, iktidara, düşünceye, kişiye veya insanın kendi hevasına vs. olmsı köleliktir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Hürse hür, köleyse köle, kadınsa kadın; kim öldürmüşse o. Literal olarak, "Hüre hür, köleye köle, kadına kadın." denmiş olsa da anlam olarak "Öldüren öldürülür, yani kim öldürmüşse o öldürülür." Denmektedir. Söylenmek istenen şey şudur: "Öldürenin yerine, başka bir kimse öldürülemez. Cahiliye döneminde kimi öldürülmelerde, öldüren kimsenin yerine, diyet olarak bir başkası öldürülüyordu. Örneğin öldüren güçlü bir ailedense, onun yerine, o ailenin sahip olduğu kölesi diyet olarak öldürülebiliniyordu.
  4. metne dön, dipnot 4
    Birinci dereceden yakını.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında üzerinize kısas farz kılındı; hüre hür, köleye köle, kadına kadın. dipnot 1 Ancak öldüren, öldürülenin kardeşi dipnot 2 tarafından bağışlanırsa; örfe uygun şekilde, diyeti iylikle ödemelidir. Bu Rabb'inizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra kim haddi aşarsa, onun için can yakıcı bir azap vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hürse hür, köleyse köle, kadınsa kadın; kim öldürmüşse o. Sözcük anlamı olarak, "Hüre hür, köleye köle, kadına kadın." denmiş olsa da anlam olarak, "Öldüren öldürülür; kim öldürmüşse o öldürülür." denmektedir. Söylenmek istenen şey şudur: "Öldürenin yerine, başka bir kimse öldürülemez.". Cahiliye döneminde kimi öldürülmelerde, öldüren kimsenin yerine, diyet olarak bir başkası öldürülüyordu. Örneğin öldüren güçlü bir ailedense, onun yerine, o ailenin sahip olduğu kölesi diyet olarak öldürülebiliyordu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kardeşi, birinci dereceden yakını.

Gültekin Onan

Ey inananlar, öldürülenler hakkında size kısas yazıldı (farz kılındı). Özgüre karşı özgür, köleye karşı köle ve dişiye karşı dişi. Fakat kim (hangi katilin) lehine, onun (maktülün) kardeşi (varisi veya velisi) tararfından bağışlanırsa, artık (yapılması gereken) örfe uymak (ve) ona (maktülün varis veya velisine) güzellikle (diyet) ödemektir. Bu rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir. Ancak kim bundan sonra tecavüzde bulunursa, onun için elem verici bir azap vardır.

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, maktuller hakkında size kısas (misilleme) yazıldı (farzedildi). Hür, hür ile, köle, köle ile, dişi, dişi ile (kısas olunur). Fakat kimin (hangi kaatilin) lehinde maktulün kardeşi (velisi) tarafından cüz'i birşey afvolunursa (hemen kısas düşer). Artık örfe uymak (şer'in ve aklın iyi gördüğünü yapmak, borcu) ona (maktulün velisine) güzellikle ödemek (lazımdır). Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve esirgemedir. O halde kim bu (afivden ve edadan) sonra (kaatile veya taraflarına muhaasame ve) tecavüzde bulunursa onun için pek acıklı bir azab vardır.

İbni Kesir

Ey iman edenler; öldürmede size kısas farz kılındı. Hür; hür ile, köle; köle ile, dişi; dişi ile. Ama kim de kardeşi tarafından affedilirse, ma'ruf olan emre ittiba etmeli ve ona güzellikle ödemelidir. Bu, Rabbınız tarafından bir hafifletme ve rahmettir. Kim, bundan sonra da tecavüzde bulunursa; onun için pek acıklı bir azab vardır.

Mehmet Alagaş

(178-179) Ey İman edenler! Öldürmekte size kısas yapmanız yazıldı / yapılabilir hale geldi , hüre hür, köleye köle, kadına kadın, kim de örfe uygun bir şey karşılığında ölenin kardeşince affedilirse, o uygun şeyin güzellikle yerine getirilmesi / edası gerekir, bu, Rabbinizden bir hafifletmedir bir rahmettir , kim de bundan sonra haddi aşarsa , onun için acıtıcı bir azap vardır, kısasta sizin için hayat vardır ey akıl uluları böylelikle belki sakınırsınız.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ey İman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hür olan ile hür, köle ile köle, kadın ile kadın. Öldüren kişi, kardeşi (maktulün velisi) tarafından bağışlanmışsa artık ona örfe uymak ve bağışlayana güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra da haddi aşan kimseye elem verici azap vardır.

Süleyman Ateş

Ey inananlar, öldürmelerde kısas size farz kılındı. (Katilin de öldürülmesi gerekir). Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Kardeşi tarafından kısmen affedilen kimse, örfe uyup o(affeden kardeşi)ne güzelce (diyeti) ödemelidir! Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve acımadır. Kim bundan sonra da saldırıya kalkarsa artık onun için acı bir azab vardır.

Süleymaniye Vakfı

Ey inanıp güvenenler! Kısas dipnot 1 size, öldürülenler konusunda farz kılındı. Hür (olanı öldüren o) hüre karşılık, esir dipnot 2 (olanı öldüren o) esire karşılık, kadın (öldüren de o) kadına karşılık (kısas edilir). dipnot 3 Kimin lehine kardeşi dipnot 4 tarafından (kısası düşürecek) bir bağışlanma olursa marufa uysun dipnot 5 ve (diyeti) dipnot 6 ona güzelce ödesin. Bu, Rabbiniz tarafından yapılmış bir hafifletme ve bir iyiliktir. dipnot 7 Kim bundan sonra da düşmanlığı sürdürürse ona acı bir azap vardır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kısas, suç ile verilen ceza arasındaki denkliği ifade eder. Katilin suçu sabit olduktan sonra, mahkemenin verdiği yetkiyle katil, öldürülen kişinin velisi tarafından öldürülebilir (İsra 17/33) ki bu kısastır. Veli isterse katili affetme hakkına da sahiptir. Affetmesi, bu ayetle teşvik edilmiştir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Abd (العبد) kelimesine köle değil de esir anlamı vermemizin sebebi, İslamın köleliği kaldırmış olmasıdır. Savaş esirlerine yapılacak tek muamele, onları, karşılıksız veya fidye karşılığı serberst bırakmaktır (Muhammed 47/4).
  3. metne dön, dipnot 3
    Ayette hür (الحر), esir (العبد) ve kadın (الأنثى) kelimelerinden her biri, elif lamlı (ال) olarak, arka arkaya iki kere tekrarlanır. Arap dilinde, bu şekilde tekrarlanan kelimelerden birincisi cins, ikincisi de ahd ifade eder ve aynı şeyi gösterir. Bu sebeple takdirin şöyle yapılması zorunludur: (قاتل الحر بالحر المقتول وقاتل العبد بالعبد المقتول وقاتل الأنثى بالأنثى المقتولة) Hürü öldüren, öldürdüğü hüre karşılık, esiri öldüren, öldürdüğü esire karşılık, kadını öldüren, öldürdüğü kadına karşılık kısas edilir. Takdir yani cümleye, sözün akışına uygun kelime yerleştirme, Arap dilinin olmazsa olmazıdır. Takdir işlemi, hem ayetin iç bütünlüğüne hem de Kur'an bütünlüğüne uygun olmak zorundadır. Bu ayetin iç bütünlüğünü sağlayan ana kelime, işlenen suç ile verilen cezanın denkliğini ifade eden kısas (القصاص) kelimesidir. Kısasda, öldürülenin hür, esir, kadın veya erkek olması fark etmez (İsra 17/33). Hür ve esir kapsamına kadın da girdiği halde ondan ayrıca söz edilmesi, kadın haklarına dikkat çekildiğini gösterir. Zaten Kur'an'da kadın için, müslüman kafir, hür esir ayrımı yapılmaksızın muhsana (محصنة) yani korunmuş sıfatı kullanılır (Nisa 4/24-25, Maide 5/5, Nur 24/4). Savaş esirlerinin öldürülmesi veya köleleştirilmesi diye bir şey de yoktur. Esirlere yapılabilecek tek muamele, onları karşılıksız veya fidye karşılığı serberst bırakmaktır (Muhammed 47/4). Bu sebeple onlar da can güvenliği hakkına sahiptirler. Sonuç olarak kısasta öldürülenin kimliğine bakılmaz (İsra 17/33).
  4. metne dön, dipnot 4
    Buradaki "kardeş" ifadesi, öldürülen kişinin yakınlarını gösterir. Katilin bağışlanması halinde katil kendisini bağışlayanları kardeş gibi göreceğinden bu ifade "katilin kardeşi" olarak da anlaşılabilir.
  5. metne dön, dipnot 5
    Maruf, aklın veya dinin doğru saydığı her şeydir. Zıttı 'münker'dir (Müfredat). Her toplumda oluşmuş maruflar vardır. Kur'an'a aykırı olmadığı müddetçe, onlara uyulur.
  6. metne dön, dipnot 6
    Bu bedel hakkında Nebimiz şöyle bilgi vermiştir: "Kim bir mümini kasten öldürürse o kişi öldürülenin velilerine teslim edilir. İsterlerse onu öldürürler, isterlerse diyetini alırlar. Diyet otuz hıkka yani dört yaşına girmiş dişi deve, otuz cezea yani beş yaşına girmiş dişi deve ve kırk halifa yani hamile devedir. Bu, kasten öldürmenin diyetidir. Taraflar karşılıklı olarak bir şey üzerinde de anlaşabilirler. Bu (100 deve), diyet-i muğallazadır." (Ahmed b. Hanbel, 2/217). Diyet-i muğallaza, ağırlaştırılmış diyet demektir.
  7. metne dön, dipnot 7
    "Bu, Rabbiniz tarafından yapılmış bir hafifletme ve bir iyiliktir" ifadesi, kısas konusunda daha hayırlısı ile bir neshin yapıldığını bildirir. Çünkü Maide 5/45. ayette bildirildiğine göre Tevrat'ta kısas; cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralamaya karşılık yaralama şeklindedir. Kur'an'da ise kısas, sadece adam öldürmelerde farz kılınarak Allah tarafından daha hayırlısı ile bir nesih yapılmıştır (Bakara 2/106).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Müminler! Öldürülen insanlar konusunda size kısas dipnot 1 farz kılındı. Bir hüre karşı bir hür, bir esire karşı bir esir, bir kadına karşı bir kadın (öldürülür, daha fazlası olmaz). dipnot 2 Kim, öldürülenin kardeşi (mirasçısı) tarafından bir bedel karşılığı bağışlanırsa, marufa dipnot 3 uysun ve bedeli güzelce ödesin. Böyle olması, Sahibiniz (Rabbiniz) tarafından yapılmış bir hafifletme ve bir iyiliktir. Kim bundan sonra da düşmanlığı sürdürürse, ona acı bir azap vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kısas, işlenen suç ile verilen ceza arasında denkliği ifade eder.
  2. metne dön, dipnot 2
    Başkasını kendine denk görmeyenler çoktur. Bu ayet, bunun yanlışlığını göstermektedir. İlgili diğer ayetler  (Bkz. Maide 5/32, Kehf 18/74, İsra 17/33) , öldürenin veya öldürülenin kimliğine bakılmaksızın kısas cezasını emreder.
  3. metne dön, dipnot 3
    Maruf;  bilinen demektir. Bu bilgi ya Kur'an'dan ya da ona aykırı olmayan gelenekten elde edilir. Zıttı ‘münker'dir.

Şaban Britch

Ey İman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hür olan ile hür, köle ile köle, kadın ile kadın öldüren kişi, kardeşi (maktulün velisi) tarafından bağışlanmışsa artık ona örfe uymak ve bağışlayana güzellikle diyet ödemesi gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra da haddi aşan kimseye elem verici azap vardır.

Şaban Piriş

-Ey İman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hür olan ile hür, köle ile köle, kadın ile kadın kısas olunur. Öldüren, ölenin kardeşi tarafından bağışlanmışsa, artık örfe uymak ve bağışlayana güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra da tecavüzde bulunana elem verici azap vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında üzerinize kısas yazılmıştır. Hür kişiye karşılık hür, köleye karşılık köle, dişiye karşılık dişi... Kim kardeşi tarafından herhangi bir şekilde affa uğrarsa, bu durumda örfü izlemek ve affedene en güzel biçimde bir ödeme yapmak gerekir. İşte bu, Rabb'inizden size bir hafifletme ve bir rahmettir. Kim bundan sonra azgınlık ve düşmanlık ederse onun için korkunç bir azap vardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

O you who believe with faithful hearts, a prescriptive rule for retaliation is decreed for you to observe in the case of wilful murder as thus: a free man enjoying civil liberty for a free man enjoying civil liberty, a servant divested of freedom and personal rights for a slave with identical circumstances, a woman for a woman of the same social position. But if a brother (co-religionist) is in a position to forgive, then forgiveness should go hand in hand with sound Judgement and the demands should be agreeable to reason as judged appropriate to the circumstances. And the blood guilty should answer the demand in good will, with liberality and generosity. This is an admission of relaxation advanced by Allah, your Creator, in mercy to you. But he who transgresses thereafter shall be put to the torment.

Abdul Haleem

You who believe, fair retribution is prescribed for you in cases of murder: the free man for the free man, the slave for the slave, the female for the female. But if the culprit is pardoned by his aggrieved brother, this shall be adhered to fairly, and the culprit shall pay what is due in a good way. This is an alleviation from your Lord and an act of mercy. If anyone then exceeds these limits, grievous suffering awaits him.

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! the law of equality is prescribed to you in cases of murder: the free for the free, the slave for the slave, the woman for the woman. But if any remission is made by the brother of the slain, then grant any reasonable demand, and compensate him with handsome gratitude, this is a concession and a Mercy from your Lord. After this whoever exceeds the limits shall be in grave penalty.

Abul A'la Maududi

Believers! Retribution is prescribed for you in cases of killing: dipnot 1 if a freeman is guilty then the freeman; if a slave is guilty then the slave; if a female is guilty, then the female. dipnot 2 But if something of a murderer’s guilt is remitted by his brother dipnot 3 this should be adhered to in fairness, dipnot 4 and payment be made in a goodly manner. This is an alleviation and a mercy from your Lord; and for him who commits excess after that dipnot 5 there is a painful chastisement.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Retribution, that is, blood revenge, is based on the principle that what a person has done to others ought to be done to him. This does not mean that the murderer should be put to death in exactly the same manner as he killed but that the murderer should be subjected to the same act, i.e. killing, as that to which he subjected his victim.
  2. metne dön, dipnot 2
    In pre-Islamic Arabia people tried to take blood revenge upon the murderer's family and tribe, and the retaliation corresponded to the value placed on the blood of the victim. Their desire for revenge was not quenched merely by putting the murderer to death. They preferred to put to death tens and even hundreds of people to avenge the one life they had lost. If a respected member of their tribe was killed by an ordinary member of another, it was not deemed enough to put to death the actual murderer. They preferred to kill a man of the murderer's tribe equal in standing to the victim, and even several members of the murderer's tribe. However, if the victim was a man of humble standing from another tribe, and the murderer from their tribe happened to be a man of high standing, they were unwilling to permit the execution of the murderer. This attitude is not confined to the Ignorance of that bygone age. Even today those nations that are supposedly the most civilized will often proclaim, officially and quite brazenly, that if one of their citizens is killed they will execute scores of the killer's compatriots. In addition we often hear that to avenge the murder of one person a large number of hostages belonging to a subject nation have been shot dead. One of the 'civilized' nations of the present century subjected the whole Egyptian nation to blood revenge because one of their officials, Sir Lee Stack, was killed by an Egyptian. The courts of justice of these so-called civilized nations have been known to refrain from passing the death sentence on convicted homicides when they happened to be members of the ruling nation while their victims belonged to the subject nation. It is iniquities such as these that God seeks to end by means of the directive contained in this verse. What God says here is that the killer ought to be put to death irrespective of his status and that of the victim.
  3. metne dön, dipnot 3
    The very use of the word 'brother' in this context suggests that as a general rule one ought to incline towards leniency. Despite the bitterness felt towards someone who has shed the blood of, say, one's father, the murderer is still one's brother by virtue of being a member of the human family. Hence if one who has been wronged can overcome the vengeful spirit aroused by his erring brother's deed, this attitude of forgiveness will be worthy of his humanity.This verse also makes it clear that according to the Islamic penal law the question of homicide can be settled by the mutual consent of the two parties. It is the prerogative of the heirs of the victim to forgive the murderer, and if it is exercised not even a judge has the power to insist on carrying out the death sentence. In such a case, however, as the following verse mentions, the murderer will be made to pay blood money.
  4. metne dön, dipnot 4
    The term ma'ruf occurs quite frequently in the Qur'an. It refers to conduct which is reckoned fair and equitable by the generality of disinterested people. The generally accepted usages and customs of life are called 'urf and ma'ruf in Islamic terminology, and they are considered valid in all those matters not specifically regulated by the Shar'iah.
  5. metne dön, dipnot 5
    Excess might consist of trying to avenge the blood of the murdered man even after his heirs have settled the matter and received blood money or of efforts on the part of the murderer to delay the payment of blood money thus repaying the heirs of the victim with ingratitude for their kindness and goodwill.

Aisha Bewley

You who have iman! retaliation is prescribed for you in the case of people killed: free man for free man, slave for slave, female for female. But if someone is absolved by his brother, blood-money should be claimed with correctness and paid with good will. That is an easement and a mercy from your Lord. Anyone who goes beyond the limits after this will receive a painful punishment.

Al-Hilali & Khan

O you who believe! Al-Qisâs (the Law of Equality in punishment) is prescribed for you in case of murder: the free for the free, the slave for the slave, and the female for the female. But if the killer is forgiven by the brother (or the relatives, etc.) of the killed against blood-money, then adhering to it with fairness and payment of the blood-money to the heir should be made in fairness. This is an alleviation and a mercy from your Lord. So after this whoever transgresses the limits (i.e. kills the killer after taking the blood-money), he shall have a painful torment.

Ali Quli Qarai

O you who have faith! Retribution is prescribed for you regarding the slain: freeman for freeman, slave for slave, and female for female. But if one is granted any extenuation by his brother, let the follow up [for the blood-money] be honourable, and let the payment to him be with kindness. That is a remission from your Lord and a mercy; and should anyone transgress after that, there shall be a painful punishment for him.

Amatul Rahman Omar

O you who believe! equitable retaliation has been ordained for you in (the matter of) the slain. (Everyone shall pay for his own crime, ) the freeman (murderer) for the freeman (murdered), and the slave (murderer) for the slave (murdered), and the female (murderer) for the female (murdered), but who has been granted any remission by his (aggrieved) brother (or family) then pursuing (of the matter) shall be done with equity and fairness, and the payment (of the blood money) to him (the heir) should be made in a handsome manner. This is an alleviation from your Lord and a mercy. But he who exceeds the limits after this (commandment), for him is a grievous punishment.

Arthur John Arberry

O believers, prescribed for you is retaliation, touching the slain; freeman for freeman, slave for slave, female for female. But if aught is pardoned a man by his brother, let the pursuing be honourable, and let the payment be with kindliness. That is a lightening granted you by your Lord, and a mercy; and for him who commits aggression after that -- for him there awaits a painful chastisement.

Bijan Moeinian

The capital punishment is hereby declared as a law for you the believers. The man or the woman who has committed the murder, regardless of his/her social status, should face the death. The victim’s kin, however, may pardon the murderer. An appreciative response, in the form of blood money, will be then in order. This leniency (turning the criminal case into a civil case) indicates how merciful God is [the State, therefore, does not have any right to prosecute the murderer on criminal basis.] Once the blood money is paid, those who recourse to retaliation (the relatives, state or any interested party) should know that they are invoking God’s anger.

E. Henry Palmer

O ye who believe! Retaliation is prescribed for you for the slain: the free for the free, the slave for the slave, the female for the female; yet he who is pardoned at all by his brother, must be prosecuted in reason, and made to pay with kindness. That is an alleviation from your Lord, and a mercy; and he who transgresses after that for him is grievous woe.

Edip-Layth

O you who acknowledge, equivalent execution has been decreed for you in the cases of killings: the free for the free, the slave for the slave, and the female for the female. Whoever is forgiven anything by his brother, then it is to be followed with good deeds and kindness towards him; that is alleviation from your Lord, and a mercy. Whoever transgresses after that, he will have a painful retribution.

George Sale

O true believers, the law of retaliation is ordained you for the slain: The free shall die for the free, and the servant for the servant, and a woman for a woman: But he whom his brother shall forgive, may be prosecuted, and obliged to make satisfaction according to what is just, and a fine shall be set on him with humanity. This is indulgence from your Lord, and mercy. And he who shall transgress after this, by killing the murderer, shall suffer a grievous punishment.

Hamid S. Aziz

O you who believe! Retaliation (or the Law of Equivalence) is prescribed for you. In cases of murder: the free for the free, the slave for the slave, the female for the female; yet he who is pardoned at all by the brother of the slain, then grant any reasonable demand and compensate him with kindness. That is a concession and a mercy from your Lord; and he who transgresses after that for him is grievous woe.

Mahmoud Ghali

O you who have believed, prescribed for you is retaliation concerning (the ones) killed: the freeman for the freeman, and the slave for the slave, and the female for the female. Yet whoever is offered anything in clemency by his brother, then the close following after should be with beneficence, and the payment back to him should be with fairness. This (Literally: That) is a lightening from your Lord and a mercy; then, he who transgresses after that, then he will have a painful torment.

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! Retaliation is prescribed for you in the matter of the murdered; the freeman for the freeman, and the slave for the slave, and the female for the female. And for him who is forgiven somewhat by his (injured) brother, prosecution according to usage and payment unto him in kindness. This is an alleviation and a mercy from your Lord. He who transgresseth after this will have a painful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

O believers, ordained for you is retribution for the murdered, (whether) a free man (is guilty) of (the murder of) a free man, or a slave of a slave, or a woman of a woman. But he who is pardoned some of it by his brother should be dealt with equity, and recompense (for blood) paid with a grace. This is a concession from your Lord and a kindness. He who transgresses in spite of it shall suffer painful punishment.

Muhammad Asad

O YOU who have attained to faith! Just retribution is ordained for you in cases of killing: the free for the free, and the slave for the slave, and the woman for the woman. And if something [of his guilt] is remitted to a guilty person by his brother, this [remission] shall be adhered to with fairness, and restitution to his fellow-man shall be made in a goodly manner. This is an alleviation from your Sustainer, and an act of His grace. And for him who, none the less, wilfully transgresses the bounds of what is right, there is grievous suffering in store:

Mustafa Khattab

O believers! ˹The law of˺ retaliation is set for you in cases of murder—a free man for a free man, a slave for a slave, and a female for a female.[1] But if the offender is pardoned by the victim’s guardian,[2] then blood-money should be decided fairly[3] and payment should be made courteously. This is a concession and a mercy from your Lord. But whoever transgresses after that will suffer a painful punishment.

Progressive Muslims

O you who believe, equivalent execution in warfare has been decreed for you in the case of mass killings; the free for the free, and the slave for the slave, and the female for the female. Whoever is forgiven anything by his brother, then it is to be followed with good deeds and kindness towards him; that is an alleviation from your Lord, and a mercy. Whoever transgresses after that, he will have a painful retribution.

Rashad Khalifa

O you who believe, equivalence is the law decreed for you when dealing with murder - the free for the free, the slave for the slave, the female for the female. If one is pardoned by the victim's kin, an appreciative response is in order, and an equitable compensation shall be paid. This is an alleviation from your Lord and mercy. Anyone who transgresses beyond this incurs a painful retribution.

Sahih International

O you who have believed, prescribed for you is legal retribution for those murdered - the free for the free, the slave for the slave, and the female for the female. But whoever overlooks from his brother anything, then there should be a suitable follow-up and payment to him with good conduct. This is an alleviation from your Lord and a mercy. But whoever transgresses after that will have a painful punishment.

Sam Gerrans

O you who heed warning: just requital is ordained for you concerning those killed: the freeman for the freeman, and the slave for the slave, and the female for the female. But whoso is pardoned anything by his brother, let the pursuance be according to what is fitting and the payment to him with good conduct; that is an alleviation and mercy from your Lord. And whoso transgresses after that, he has a painful punishment.

Shabbir Ahmed

(Security of life is the cornerstone of a civilized society. ) O You who have chosen to be graced with belief! QISAAS (The Law of Just Recompense) has been prescribed for you in dealing with murder. If a free person has committed murder, that free person will face the Law. If a slave has committed murder, that slave will face the Law. And if a woman has committed murder, that woman will face the Law. (The status of the victim or that of the offender, whether they are free men and women or those in bondage, will have no bearing before the Justice System). If the victim's kin pardons the guilty, he must be appreciative and pay an equitable compensation to the kin in handsome gratitude. This pardon is a concession from your Lord and Mercy. Whoever, after this, trespasses this Law will have a painful doom (through the court of law and in the Court of Allah). (For full aspects please see (4:92-93), (5:32), (17:33), (42:40)).

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! The Law of Equality is to be followed by you, in cases of murder: The free for the free, the slave for the slave, the woman for the woman. But if any remission is made by the brother of the slain, then grant any reasonable demand, and compensate him with handsome gratitude. This is a concession and a Mercy from your Lord. After this whoever exceeds the limits shall be in grave penalty.

Taqi Usmani

O you who believe, QiSāS has been prescribed for you in the case of murdered people: The freeman (will be killed) for the freeman, the slave for the slave, and the female for the female. However, if one is somewhat forgiven by his brother, the recourse (of the latter) is to pursue the former (for blood money) with fairness, and the obligation (of the former) is to pay (it) to the latter in a nice way. That is a relief from your Lord, and a mercy. So, whoever transgresses after all that will have a painful punishment.

The Monotheist Group

O you who believe, equivalence has been decreed for you in the case of those who are slain; the free for the free, and the slave for the slave, and the female for the female. Whoever is forgiven anything by his brother, then it is to be followed with kindness and goodness towards him; that is an alleviation from your Lord, and a mercy. Whoever transgresses after that, he will have a painful retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 178. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 178. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 178. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩