Hucurât suresi

Hucurât suresi, 11. ayet

Hucurât suresi, 11. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِّن قَوْمٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُونُوا۟ خَيْرًا مِّنْهُمْ وَلَا نِسَآءٌ مِّن نِّسَآءٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُنَّ خَيْرًا مِّنْهُنَّ وَلَا تَلْمِزُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا۟ بِٱلْأَلْقَٰبِ بِئْسَ ٱلِٱسْمُ ٱلْفُسُوقُ بَعْدَ ٱلْإِيمَٰنِ وَمَن لَّمْ يَتُبْ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ yesḫar ḳavmüm min ḳavmin `asâ ey yekûnû ḫayram minhüm velâ nisâüm min nisâin `asâ ey yekünne ḫayram minhünn. velâ telmizû enfüseküm velâ tenâbezû bil'elḳâb. bi'se-lismü-lfüsûḳu ba`de-l'îmân. vemel lem yetüb feülâike hümu-żżâlimûn.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hucurât 8–14 · surenin 11. ayeti / 18

Konu Alay, zan ve gıybet; üstünlük takvadadır Hucurât 11–13 3

  1. Hucurât 8

    Allah, kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir

  2. Hucurât 9

    Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah'ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever.

  3. Hucurât 10

    Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.

  4. 11

    Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

  5. Hucurât 12

    Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.

  6. Hucurât 13

    Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.

  7. Hucurât 14

    Bedeviler "İman ettik" dediler. De ki: "İman etmediniz. (Öyle ise, "iman ettik" demeyin.) "Fakat boyun eğdik" deyin. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

11. Bu sayılanlar da mü’minlerin birbirleri üzerindeki haklarındandır. Onlardan “Bir topluluk başka bir topluluk ile” müslüman kardeşini küçük gördüğüne delalet eden herhangi bir söz veya davranışla “alay etmesin.” Böyle bir iş haramdır. Caiz değildir. Bu, alay edenin kendisini beğendiğine delildir. Üstelik kendisi ile alay edilen, alay edenden daha hayırlı olabilir ki çoğunlukla görülen de budur. Çünkü alay, ancak kötü huylarla dolu ve değerli bütün ahlâkî değerleri ihlal eden bir kalbin ürünüdür. Bundan dolayı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Müslüman bir kimseyi hakir görmesi kişiye kötülük olarak yeter.”[26]

Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Kendinizi/birbirinizi ayıplamayın.” Yani biri diğerini ayıplamasın. Ayıplamak (anlamındaki لمز) söz ile yapılan, همز ise fiil ile yapılan ayıplama ve kötülemedir. Her iki şekli de yasaktır, haramdır ve bu fiilleri işleyenler ateş ile tehdit edilmiştir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Hemz ve lemz yapan her kişinin vay haline! (el-Hümeze, 104/1)

Yüce Allah’ın burada (birbirinizi demeyip de) “kendinizi” buyurmuştur ki bu, mü’minlerin aynı vücudun azaları gibi olmaları gerektiğinden dolayıdır. Diğer taraftan da mü’min başka birisini ayıplayacak olursa, başkasının da kendisini ayıplamasını gerektiren bir davranışta bulunmuş olur. Bu durumda kendi kendisinin ayıplanmasına imkan vermiş (ve kendi kendisini ayıplamış) olur.

“Ve birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın.” Biri, diğer kardeşini kötüleyerek hakkında söylenmesinden hoşlanmadığı bir lakabı ona takmasın. İşte âyetin yasakladığı lakap takma budur. Yoksa yergi ifade etmeyen lakaplar, bu yasak kapsamına girmez. “İmandan sonra fâsıklık (edip bu) adı almak ne çirkindir!” İmanı, onun hükümleri ve gereği ile amel etmeyi, Allah’ın emir ve yasaklarından yüz çevirmek ile değişmeniz, lakaplar takarak fâsıklık ve isyankarlık adını benimsemeniz ne kadar kötü bir iştir! “Kim tevbe etmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” İşte bu, kula farzdır: Yüce Allah’a tevbe etmek, müslüman kardeşinden helâllik almak, onun için mağfiret dilemek ve onu yermesine karşılık olarak övmek suretiyle müslümanın üzerindeki hakkından kurtulmaya bakmalıdır. “Kim tevbe etmezse işte onlar, zalimlerin ta kendileridir.” İnsanlar iki kısımdır: Birisi tevbe etmeyen, böylece kendi nefsine zulmeden kişi; diğeri ise tevbe edip kurtulan kişi. Bunların dışında üçüncü bir kısım yoktur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Allah'a iman edenler ve Allah'ın dini ile amel edenler! Sizden bir topluluk diğer bir topluluk ile alay etmesin. Olur ki alay edilenler, Allah katında alay edenlerden daha hayırlıdırlar. Burada dikkat edilmesi gereken husus Allah katında kimin hayırlı olduğudur. Kadınlar da başka kadınlar ile alay etmesinler. Olur ki alay edilen kadınlar, kendileri ile alay eden kadınlardan daha hayırlıdırlar. Sakın kardeşlerinizi ayıplamayın. Çünkü onlar makam olarak sizinle aynı makamdadırlar. Ve sakın birbirinize hoşlanmadığınız (kötü) lakaplar takmayın. Tıpkı Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gelişinden önce Ensar'dan bazı kimselerin yaptığı gibi. Sizden kim böyle yaparsa, işte o kimse fasıktır. İmandan sonra fasıklık sıfatı ile sıfatlanmak ne kötü bir özelliktir. Kim bu günahlardan tövbe etmezse, işte onlar işledikleri bu masiyetleri sebebi ile kendi nefislerini helaka sürükleyerek kendilerine zulmetmiş olanlardır.

Kelimeler

39 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey kök: ايي
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. ءَامَنُوا۟ amenu inanan(lar) kök: امن
  4. لَا la
  5. يَسْخَرْ yeshar alay etmesin kök: سخر
  6. قَوْمٌۭ kavmun bir topluluk kök: قوم
  7. مِّن min (başka bir)
  8. قَوْمٍ kavmin toplulukla kök: قوم
  9. عَسَىٰٓ asa belki kök: عسي
  10. أَن en
  11. يَكُونُوا۟ yekunu olurlar kök: كون
  12. خَيْرًۭا hayran daha iyi kök: خير
  13. مِّنْهُمْ minhum kendilerinden
  14. وَلَا ve la ve ne de
  15. نِسَآءٌۭ nisa'un kadınlar kök: نسو
  16. مِّن min (başka)
  17. نِّسَآءٍ nisa'in kadınlarla kök: نسو
  18. عَسَىٰٓ asa belki kök: عسي
  19. أَن en
  20. يَكُنَّ yekunne olurlar kök: كون
  21. خَيْرًۭا hayran daha iyi kök: خير
  22. مِّنْهُنَّ ۖ minhunne onlar kendilerinden
  23. وَلَا ve la ve
  24. تَلْمِزُوٓا۟ telmizu kusur aramayın kök: لمز
  25. أَنفُسَكُمْ enfusekum birbirinizde kök: نفس
  26. وَلَا ve la ve
  27. تَنَابَزُوا۟ tenabezu birbirinizi çağırmayın kök: نبز
  28. بِٱلْأَلْقَـٰبِ ۖ bil-elkabi kötü lakaplarla kök: لقب
  29. بِئْسَ bi'se ne kötü bir şeydir kök: باس
  30. ٱلِٱسْمُ l-iismu adı kök: سمو
  31. ٱلْفُسُوقُ l-fusuku fısk kök: فسق
  32. بَعْدَ bea'de sonra kök: بعد
  33. ٱلْإِيمَـٰنِ ۚ l-imani inandıktan kök: امن
  34. وَمَن ve men ve kim
  35. لَّمْ lem
  36. يَتُبْ yetub tevbe etmezse kök: توب
  37. فَأُو۟لَـٰٓئِكَ feulaike işte
  38. هُمُ humu onlar
  39. ٱلظَّـٰلِمُونَ z-zalimune zalimdirler kök: ظلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: لمز (4 geçiş) · Aynı kök: سخر (42 geçiş)

    Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü'minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte…

  • Aynı kök: عسي (30 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona, sizden daha hayırlı, müslüman, inanan, sebatla itaat eden, tövbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler…

  • Aynı kök: عسي (30 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    Diğer bir kısmı ise, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder.…

  • Aynı kök: عسي (30 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur.

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca, biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle, şiddetli bir…

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    Hani biz meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis'ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri…

  • Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…

  • Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Aynı kök: توب (87 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe

    Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: "O bir ezadır (rahatsızlıktır). Ay halinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin! Belki onlar (alay edilenler), kendilerinden (alay edenlerden) daha hayırlıdır. Kadınlar da kadınlarla alay etmesin! Belki onlar (alay edilenler), kendilerinden (alay edenlerden) daha hayırlıdır. Kendi kendinizi ayıplamayın; dipnot 1 birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın! İmandan sonra yoldan çıkmak (anlamındaki kelime) ne kötü bir isimdir! Kim tevbe etmezse işte onlar, zalimlerin ta kendileridir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ifade müslümanların birbirlerini kendileri gibi görmeleri gerektiğini öğretmektedir. Bu ayetten birini küçük görmenin aslında kendini küçük görmek anlamına geldiği mesajını çıkarmak mümkündür.

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Hiçbir kişi ve zümre bir diğer kişi ve zümreyi alaya alıp hor görmesin: belki diğerleri berikilerden daha değerli olabilirler. Yine bir kısım kadınlar da diğerlerini (böyle) görmesinler: ötekiler onlardan daha değerli olabilir. Asla birbirinizi itibardan düşürmek için karalamayın ve (kötü) lakaplar takarak yaralamayın: iman ettikten sonra sapıklıkla anmak-anılmak ne berbat bir şey! Ve kim (bu tür davranışlardan) pişmanlık duyup vazgeçmezse, işte zalim olanlar onlardır.

Muhammed Esed

Siz ey imana ermiş olanlar! Hiçbir insan (başka) insanları alaya alıp küçümsemesin! Belki o (alay edip küçümsedik)leri kendilerinden daha hayırlı olabilirler ve hiçbir kadın (başka) kadınları (küçümseyip alaya almasın)! Onlar kendilerinden daha hayırlı olabilirler. Ve hiçbiriniz başka birini karalamasın, birbirinizi (yaralayıcı, incitici) lakaplar ile aşağılamayın! (Kişi) iman ettikten sonra ona hiçbir şekilde günah isnad etmeyin ve (bu suçu işleyen, ama sonra) pişmanlık duymayanlar işte gerçek zalimler onlardır!

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler. . . Bir grup diğer bir grup ile alay etmesin! Onlar (alay ettikleri), kendilerinden daha hayırlı olabilirler! Kadınlar da kadınlarla (alay etmesinler)! Olabilir ki onlar kendilerinden daha hayırlıdır! Nefslerinizi (birbirinizi) ayıplamayın ve birbirinize (kötü) lakaplar takmayın! İmandan sonra fusuk (inancın bozulması) ne kötü bir isimlenmedir! Kim tövbe etmediyse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir!

Ali Bulaç

Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırgayıp küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık kötü lakablarla' çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalim olanların ta kendileridir.

Ali Özek ve heyeti

Ey müminler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte onlar zalimlerdir.

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Bir toplum, diğer bir toplumu küçümsemesin; belki kendilerinden daha iyilerdir. Kadınlar da başka kadınları küçümsemesin; belki kendilerinden daha iyilerdir. Birbirinizi küçük düşürmeyin ve birbirinizi kötü isimlerle çağırmayın. İnandıktan sonra sapkınlıkla isimlendirilmek çok kötüdür. Zaten kim pişmanlık göstermezse; haksızlık yapanlar, işte onlardır.

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Hiçbir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin. Olur ki alay edilenler, onlardan daha iyi olabilirler. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Alay edilen kadınlar, kendilerinden daha iyi olabilirler. Birbirinizi ayıplamayınız. Birbirinize kötü lakaplar takmayınız. İmandan sonra, fasık diye anılmak ne kötüdür! Kim tövbe etmezse işte onlar zalimlerdir.

Edip Yüksel

Ey iman edenler, bir topluluk diğer bir topluluğu aşağılamasın, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları aşağılamasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi ayıplamayın ve birbirinizi, küçük düşürücü kelimelerle çağırmayın. Gerçeği onayladıktan sonra yoldan çıkmak ne kötü bir isimdir/niteliktir. Kim tövbe etmezse onlar zalimlerdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ey inananlar, bir topluluk diğer bir topluluk ile alay etmesin, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınlarla alay etmesinler, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi ayıplamayın ve birbirinizi, küçük düşürücü kelimelerle çağırmayın. İnançtan sonra yoldan çıkmak ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse onlar zalimlerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler! Bir topluluk bir toplulukla alay etmesin; belki de onlar kendilerinden daha hayırlı olurlar; bir takım kadınlar da diğer kadınlarla (alay etmesin), belki onlardan daha hayırlı olurlar. Bir de kendi kendinizi ayıplamayın ve kötü lakaplarla atışmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü isimdir! Her kim de tevbe etmezse, işte onlar kendilerine zulmedenlerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iyman edenler! Alay etmesin bir kavm bir kavm ile belki kendilerinden daha hayırlı olurlar, ne de bir takım kadınlar diğer kadınlarla, belki onlardan daha hayırlı olurlar, hem kendilerinizi ayıblamayın ve kötü lakablarla atışmayın, iymandan sonra fasıklık ne kötü isimdir, her kim de tevbe etmezse artık onlar kendilerine zulmedenlerdir.

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Bir halk başka bir halkla alay etmesin. Belki alay edilenler, alay edenlerden daha hayırlıdırlar. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Belki alay edilen kadınlar, alay edenlerden daha iyidirler. Birbirinizde kusur aramayın. Birbirinize kötü lakaplar takmayın. İmandan sonra fasık olarak nitelendirilmek ne kötüdür. Kim tevbe etmezse dipnot 1 işte onlar zalimdirler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yaptıklarından vazgeçmezse.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Bir halk başka bir halkla alay etmesin. Belki alay edilenler, alay edenlerden daha hayırlıdırlar. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Belki alay edilen kadınlar, alay edenlerden daha iyidirler. Birbirinizde kusur aramayın. Birbirinize kötü lakaplar takmayın. İmandan sonra fasık olarak nitelendirilmek ne kötüdür. Kim tevbe etmezse dipnot 1 işte onlar zalimdirler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yaptıklarından vazgeçmezse.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey inananlar! Bir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin. Belki alay edilenler, alay edenlerden daha iyidirler. Aynı şekilde, kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Belki alay edilen kadınlar, alay edenlerden daha iyidirler. Birbirinizi ayıplamayın. Birbirinize kötü lakaplar takmayın. İmandan sonra fasık dipnot 1 olarak nitelendirilmek ne kötüdür. Kim tövbe etmezse dipnot 2 işte onlar zalimdirler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Doğru yoldan sapan. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan. İyi, doğru, temiz ve güzel şeylerden uzak kalan.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yaptıklarından vaz geçmezse.

Gültekin Onan

Ey inananlar, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefslerinizi yadırgayıp küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık kötü lakablarla' çağırmayın. İnançtan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse, işte onlar zalim olanların ta kendileridir.

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, bir kavm diğer bir kavm ile alay etmesin. Olurki (alay edilenler Allah indinde) kendilerinden (ya'ni alay edenlerden) daha hayırlıdır. Kadınlar da kadınları (eğlenceye almasın). Olurki onlar (eğlenceye alınanlar) kendilerinden daha hayırlıdır. (Kendi) kendinizi ayıblamayın. Birbirinizi kötü lakablarla çağırmayın. İmandan sonra faasıklık ne kötü addır! Kim (Allahın yasak etdiği şeylerden) tevbe etmezse onlar zaalimlerin ta kendileridir.

İbni Kesir

Ey iman etmiş olanlar; bir topluluk diğer topluluk ile alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha hayırlıdır. Kadınlar da kadınlarla. Belki onlar kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi kendinizi ayıplamayın ve birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü addır. Kim de tevbe etmezse; işte onlar zalimlerin kendileridir.

Mehmet Alagaş

(11-12) Ey iman edenler, bir kavim bir kavimle alay etmesin, belki onlardan daha iyi / daha hayırlı olabilirler. Kadınlar da kadınlarla alay etmesin, belki o kadınlar onlardan daha iyi olabilirler , b irbirinizi ayıplamayın, birbirinize lakaplar takmayın, İmandan sonra yoldan çıkmış olarak isimlendirilmek ne kötüdür. Her kim vazgeçmez ise, işte onlar, zalimlerdir. Ey iman edenler, sanmaktan / zannetmekten kaçının çünkü zannın bazısı günahtır ve de gizli yönlerini aramayın / araştırmayın. (Casusluk yapmayın) birbirinizin arkasından konuşmayın / gıybetini yapmayın , sizden biri ölmüş kardeşinin etini yemeyi sever mi? Onu yapmaktan tiksindiniz , Allah’tan sakının, muhakkak ki Allah, vazgeçişleri kabul edendir, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ey iman edenler! Bir topluluk, diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar (alay edilenler), alay edenlerden daha hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesin. Belki de onlar, bunlardan daha hayırlıdır. Kendi kendinizi ayıplamayın ve birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir! Kim tevbe etmezse, işte zalimler onlardır.

Süleyman Ateş

Ey inananlar, bir topluluk, başka bir toplulukla alay etmesin. Belki (alay ettikleri kimseler), kendilerinden iyidirler. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Belki onlar, kendilerinden iyidirler. Birbirinizde kusur aramayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İnandıktan sonra fısk adı, ne kötü bir şeydir! Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalimdirler.

Süleymaniye Vakfı

Ey inanıp güvenenler! Hiçbir topluluk başka bir topluluğu alaya almasın; belki onlar, kendilerinden daha iyi olabilir. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar; belki onlar kendilerinden daha iyi olabilir. Birbirinizi ayıplamayın. Birbirinize kötü lakaplar takmayın. İnanıp güvendikten sonra adınızın fasığa çıkması ne kötüdür dipnot 1 ! Kim ki tövbe etmez /dönüş yapmazsa işte böyleleri yanlış yapan kimselerdir.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey inanıp güvenenler! Bir topluluk diğer topluluğu hafife almasın; hafife alınanlar daha iyi olabilirler. Kadınlar da başka kadınları hafife almasınlar; onlar daha iyi olabilirler. Birbirinizin kusurunu aramayın. Birbirinize kötü lakap takmayın. İnanmış bir kişiyi sapıklıkla nitelemek ne kötüdür! Dönüş yapmayanlar (tevbe etmeyenler) yanlış yapmış olurlar.

Şaban Britch

Ey iman edenler! Bir topluluk, diğer bir toplulukla alay etmesin. Alay edilenlerin, alay edenlerden daha hayırlı olabilir. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesin. Belki de onlar, bunlardan daha hayırlıdır. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir! Kim tevbe etmezse, işte zalimler onlardır.

Şaban Piriş

-Ey iman edenler! Bir topluluk, diğer bir toplulukla alay etmesin. Alay edilenlerin, alay edenlerden daha hayırlı olması mümkündür. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesin. Belki de onlar, bunlardan daha hayırlıdır. Birbirinizde ayıplar aramayın. Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İman ettikten sonra fasık adını almak ne kötüdür. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalimler onlardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey inananlar! Bir topluluk başka bir toplulukla alay etmesin! Olabilir ki, alay ettikleri topluluk kendilerinden hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Alay ettikleri, kendilerinden hayırlı olabilir. Öz benliklerinizi ayıplamayın/kendi nefislerinizde ayıplar aramayın; birbinize lakaplar yakıştırmayın. İmandan sonra sapıklıkla adlanmak ne kötü şeydir! Kim ki tövbe etmez, işte böyleleri zalimlerdir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

O you who believe with hearts reflecting the image of religious and spiritual virtues and with deeds of wisdom and piety: Men must not laugh at other men with the intention of producing a specified deriding, or ridiculing, or contemptuous effect upon one another. It may be that the laughees are better than the laughers in many aspects. Nor should women laugh at other women with the intention of producing a specified deriding or ridiculing, or contemptuous effect upon one another. It may be that the laughees are better than the laughers in many aspects. Moreover do not defame one another nor nickname each other by insulting or repulsive derogatory names. How bad it is to be called malicious or wicked after having professed the Faith with hearts impressed with the image of religious and spiritual virtues and deeds with wisdom and piety! And he who does not change his mind with regard to past conduct, then such persons are guilty of wrongful actions. "The man that dares traduce because he can, with safety to himself, is not a man " "Cowper" Suspicion in some instances is indeed a sin.

Abdul Haleem

Believers, no one group of men should jeer at another, who may after all be better than them; no one group of women should jeer at another, who may after all be better than them; do not speak ill of one another; do not use offensive nicknames for one another. How bad it is to be called a mischief-maker after accepting faith! Those who do not repent of this behaviour are evildoers.

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! Let not some men among you laugh at others: It may be that the (latter) are better than the (former): Nor let some women laugh at others: It may be that the (latter are better than the (former): Nor defame nor be sarcastic to each other, nor call each other by (offensive) nicknames: Ill-seeming is a name connoting wickedness, (to be used of one) after he has believed: And those who do not desist are (indeed) doing wrong.

Abul A'la Maududi

Believers, dipnot 1 let not a group (of men) scoff at another group, it may well be that the latter (at whom they scoff) are better than they; dipnot 2 nor let a group of women scoff at another group, it may well be that the latter are better than they. dipnot 3 And do not taunt one another, dipnot 4 nor revile one another by nicknames. dipnot 5 It is an evil thing to gain notoriety for ungodliness after belief. dipnot 6 Those who do not repent are indeed the wrong-doers.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    In the preceding two verses after giving necessary instructions about the Muslim people’s mutual fighting, the believers were made to realize that by virtue of the most sacred relationship of the faith they were brothers to one another, and they should fear God and try to keep their mutual relations right. Now, in the following two verses, they are being enjoined to avoid and shun those major evils which generally spoil the mutual relationships of the people in a society. Slandering and taunting the people and harboring suspicions and spying on others are, in fact, the evils that cause mutual enmities and then lead to grave mischief. In this connection, from the commandments that are being given in the following verses and the explanations of these found in the Hadith a detailed law of libel can be compiled. The western law pertaining to libel in this regard is so defective that a person who sues another under this law may well cause some loss to his own honor. The Islamic law, on the contrary recognizes a basic honor for every person and gives nobody the right to attack it, no matter whether the attack is based on reality or not, and whether the person who has been attacked has a reputation of his own or not. Only the fact that a person has debased and humiliated the other person is enough to declare him a criminal unless, of course, it is proved that the humiliation caused had a legal ground for it.
  2. metne dön, dipnot 2
    Mocking does not only imply mocking with the tongue but it also includes mimicking somebody, making pointed references to him, laughing at his words, or his works, or his appearance, or his dress, or calling the people’s attention to some defect or blemish in him so that others also may laugh at him. All this is included in mocking. What is actually forbidden is that one should make fun of and ridicule another, for under such ridiculing there always lie feelings of one’s own superiority and the other’s abasement and contempt, which are morally unworthy of a gentleman. Moreover, it hurts the other person, which causes mischief to spread in society. That is why it has been forbidden.
  3. metne dön, dipnot 3
    To make mention of the men and the women separately does not mean that it is lawful for the men to mock the women or the women to mock the men. The actual reason for making a separate mention of the two sexes is that Islam does not at all believe in mixed society. Ridiculing each other generally takes place in mixed gatherings and Islam does not permit that non-mahram males and females should meet in such gatherings and make fun of each other. Therefore, in a Muslim society it is inconceivable that the men would mock a woman, or the women would mock a man in an assembly.
  4. metne dön, dipnot 4
    The word lamz as used in the original is very comprehensive and applies to ridiculing, reviling, deriding, jeering, charging somebody or finding fault with him, and making him the target of reproach and blame by open or tacit references. As all such things also spoil mutual relationships and create bad blood in society, they have been forbidden. Instead of saying: Do not taunt one another, it has been said: Do not taunt yourselves, which by itself shows that the one who uses taunting words for others, in fact, taunts his own self. Obviously, a person does not use invectives against others unless he himself is filled with evil feelings and is almost in a state of bursting like a volcano. Thus, the one who nourishes such feelings has made his own self a nest of evils before he makes others a target, Then, when he taunts others, it means that he is inviting others to taunt him. It is a different matter that the other person may evade his attacks because of a gentle nature, but he himself has opened the door to mischief so that the other may treat him likewise.
  5. metne dön, dipnot 5
    This command requires that a person should not be called by a name or a title which may cause him humiliation, e.g. calling somebody a sinner or a hypocrite, or calling someone a lame or blind one, or one-eyed, or giving him a nickname containing a reference to some defect or blemish in him, or in his parents, or in his family, or calling a person a Jew or a Christian even after his conversion to Islam, or giving such a nickname to a person, or a family, or a community, or a group, which may bring condemnation or disgrace on it. Only those nicknames have been made an exception from this command, which though apparently offensive, are not intended to condemn the persons concerned, but they rather serve as a mark of recognition for them. That is why the traditionists have allowed as permissible names like Suleman al-Amash (the weak-eyed Suleman) and Wasil al-Ahdab (the hunchbacked Wasil) among the reporters of the Hadith. If there are several men of the same name and a particular man among them may be recognized only by a particular title or nickname of his, the title or nickname can be used, even though the title by itself may be offensive. For instance, if there are several men called Abdullah, and one of them is blind, he may be called Abdullah the blind, for his recognition. Likewise, those titles also are excluded from this command, which though apparently offensive, are in fact, given out of love and the people who are called by those titles themselves approve them, like Abu Hurairah (father of the kitten) and Abu Turab (father of the dust).
  6. metne dön, dipnot 6
    That is, it is very shameful for a believer that in spite of being a believer he should earn a name for using abusive language and for immodest behavior. If a disbeliever earns reputation for himself for mocking the people, or taunting them, or for proposing evil and offensive titles for others, it may not be a good reputation from the point of view of humanity, but it at least goes well with his disbelief. But if a person after affirming the faith in Allah and His Messenger and the Hereafter earns reputation on account of these base qualities, it is simply regrettable.

Aisha Bewley

You who have iman! people should not ridicule others who may be better than themselves; nor should any women ridicule other women who may be better than themselves. And do not find fault with one another or insult each other with derogatory nicknames. How evil it is to have a name for evil conduct after coming to iman! Those people who do not turn from it are wrongdoers.

Al-Hilali & Khan

O you who believe! Let not a group scoff at another group, it may be that the latter are better than the former. Nor let (some) women scoff at other women, it may be that the latter are better than the former. Nor defame one another, nor insult one another by nicknames. How bad is it to insult one’s brother after having Faith [i.e. to call your Muslim brother (a faithful believer) as: "O sinner", or "O wicked"]. And whosoever does not repent, then such are indeed Zâlimûn (wrong-doers, etc.).

Ali Quli Qarai

O you who have faith! Let not any people ridicule another people: it may be that they are better than they are; nor let women [ridicule] women: it may be that they are better than they are. And do not defame one another, nor insult one another by [calling] nicknames. How evil are profane names subsequent to faith! And whoever is not penitent —such are the wrongdoers.

Amatul Rahman Omar

O you who believe! let no people look down upon another people for the (latter) people may be better than they, nor let women (look down) upon other women, who (- the women who are treated lightly) may be better than the other ones. And find not fault in one another (in order to defame your own people), nor call one another by nick-names. Bad is the reputation of wickedness after the (profession of) belief. Highly unjust are the people who would not abstain from what they are forbidden.

Arthur John Arberry

O believers, let not any people scoff at another people who may be better than they; neither let women scoff at women who may be better than themselves. And find not fault with one another, neither revile one another by nicknames. An evil name is ungodliness after belief. And whoso repents not, those -- they are the evildoers.

Bijan Moeinian

It is forbidden for the believer men or women to make fun of each other as the ones that you are laughing at may be better than you in eyes of God. Do not mock at each other and do not call each other by funny names. It is an evil thing to call names after conversion to Islam. Those who continue doing so are indeed wrongdoers.

E. Henry Palmer

O ye who believe! let not one class ridicule another who are perchance better than they; nor let women ridicule other women who are perchance better than they; and do not defame each other, nor call each other bad names - an ill name is iniquity after faith!

Edip-Layth

O you who acknowledge, let not a people ridicule other people, for they may be better than them. Nor shall any women ridicule other women, for they may be better than them. Nor shall you mock one another, or call each other names. Evil indeed is the reversion to wickedness after attaining acknowledgement. Anyone who does not repent, then these are the transgressors.

George Sale

O true believers, let not men laugh other men to scorn; who peradventure may be better than themselves: Neither let women laugh other women to scorn; who may possibly be better than themselves. Neither defame one another; nor call one another by opprobrious appellations. An ill name it is to be charged with wickedness, after having embraced the faith: And whoso repenteth not, they will be the unjust doers.

Hamid S. Aziz

O you who believe! Let not one people deride (or ridicule) another people perchance they may be better than they, nor let women deride other women, perchance they may be better than they; and do not find fault with (or defame) your own people nor insult one another by (offensive) nicknames; evil is a bad name after faith, and whoever does not desist, these it is that are the unjust.

Mahmoud Ghali

O you who have believed, let not any people scoff at (another) people who may be more charitable than they; neither let women scoff (other) women who may be more charitable (i. e., better) than they. And do not defame one another, (Literally: do not defame yourselves) nor revile one another by nicknames. Miserable is the name, evident immorality, after belief! And whoever does not repent, then those are they who are the unjust.

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! Let not a folk deride a folk who may be better than they (are), not let women (deride) women who may be better than they are; neither defame one another, nor insult one another by nicknames. Bad is the name of lewdness after faith. And whoso turneth not in repentance, such are evil-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

O you who believe, men should not laugh at other men, for it may be they are better than them; and women should not laugh at other women, for they may perhaps be better than them. Do not slander one another, nor give one another nick-names. After believing, it is bad to give (another) a bad name. Those who do not repent behave wickedly.

Muhammad Asad

O YOU who have attained to faith! No men shall deride [other] men: it may well be that those [whom they deride] are better than themselves; and no women [shall deride other] women: it may well be that those [whom they deride] are better than themselves. And neither shall you defame one another, nor insult one another by [opprobrious] epithets: evil is all imputation of iniquity after [one has attained to] faith; and they who [become guilty thereof and] do not repent - it is they, they who are evildoers!

Mustafa Khattab

O believers! Do not let some ˹men˺ ridicule others, they may be better than them, nor let ˹some˺ women ridicule other women, they may be better than them. Do not defame one another, nor call each other by offensive nicknames. How evil it is to act rebelliously after having faith! And whoever does not repent, it is they who are the ˹true˺ wrongdoers.

Progressive Muslims

O you who believe, let not a people ridicule other people, for they may be better than they. Nor shall any women ridicule other women, for they may be better than they. Nor shall you mock one another, or call each other names. Evil indeed is the reversion to wickedness after attaining faith. And anyone who does not repent, then these are the transgressors.

Rashad Khalifa

O you who believe, no people shall ridicule other people, for they may be better than they. Nor shall any women ridicule other women, for they may be better than they. Nor shall you mock one another, or make fun of your names. Evil indeed is the reversion to wickedness after attaining faith. Anyone who does not repent after this, these are the transgressors.

Sahih International

O you who have believed, let not a people ridicule [another] people; perhaps they may be better than them; nor let women ridicule [other] women; perhaps they may be better than them. And do not insult one another and do not call each other by [offensive] nicknames. Wretched is the name of disobedience after [one's] faith. And whoever does not repent - then it is those who are the wrongdoers.

Sam Gerrans

O you who heed warning: let not a people deride another people — it may be that they are better than they; neither women other women — it may be that they are better than they; neither speak ill of yourselves, nor insult one another with nicknames. Bad is the name of perfidy after faith. And whoso turns not in repentance, it is they who are the wrongdoers.

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! No folk shall make mockery of other folk, for they may be better than they are. Nor shall any women ridicule other women, for they may be better than they are. And neither shall you defame one another, nor insult one another by nicknames. Bad is the immoral name after attaining faith. And whoever turns not, such are the wrongdoers.

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! Let not some men among you laugh (and scoff) at others: It may be that they (the latter) are better than the former: Let not some women laugh at other women: It may be that the latter are better than the former: Nor defame nor be nasty to each other, nor call each other by (offensive) nicknames: Ill-seeming is a nickname: That implies wickedness, (if it is used by anyone) after he has believed: And those who do not repent (this practice) are (indeed) doing wrong.

Taqi Usmani

O you who believe, no men should ever scoff at other men. May be, the latter are better than the former. Nor should women (ever scoff) at other women. May be, the latter women are better than the former ones. And do not find fault with one another, nor call one another with bad nicknames. Bad is the name of sinfulness after embracing Faith. If anyone does not repent, then such people are the wrongdoers.

The Monotheist Group

O you who believe, let not any people ridicule other people, for they may be better than they. Nor shall any women ridicule other women, for they may be better than they. Nor shall you mock one another, or call each other names; miserable indeed is the name of wickedness after attaining faith. And anyone who does not repent, then these are the transgressors.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hucurât suresi, 11. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hucurât suresi, 11. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hucurât suresi, 11. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩