Diyanet İşleri
Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, "Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkarcılarla birlikte olma" diye seslendi.
Hûd suresi
Hûd suresi, 42. ayet. وَهِىَ تَجْرِى بِهِمْ فِى مَوْجٍ كَٱلْجِبَالِ وَنَادَىٰ نُوحٌ ٱبْنَهُۥ وَكَانَ فِى مَعْزِلٍ يَٰبُنَىَّ ٱرْكَب مَّعَنَا وَلَا تَكُن مَّعَ ٱلْكَٰفِرِينَ
vehiye tecrî bihim fî mevcin kelcibâli venâdâ nûḥun-bnehû vekâne fî ma`ziliy yâ büneyye-rkem me`anâ velâ teküm me`a-lkâfirîn.
Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, "Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkarcılarla birlikte olma" diye seslendi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Nûh ve gemi Hûd 25–49 3
Artık, geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini, kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız.
Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nuh'a dedik ki: "Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki ailen ile iman edenleri ona yükle." Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.
(Nuh), "Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." dedi.
Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, "Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkarcılarla birlikte olma" diye seslendi.
O, "Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım" dedi. Nuh, "Bugün Allah'ın rahmet ettikleri hariç, O'nun azabından korunacak hiç kimse yoktur" dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.
"Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu" denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cudi'ye oturdu ve "Zalimler topluluğu, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!" denildi.
Nuh, Rabbine seslenip şöyle dedi: "Rabbim! Şüphesiz oğlum da ailemdendir. Senin va'din elbette gerçektir. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
42. Daha sonra Yüce Allah geminin sularda akıp gidişini gözlerimizle görüyormuşçasına şöylece anlatmaktadır: “Gemi içindekilerle” yani Nûh ve onunla birlikte gemiye binenlerle “beraber dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu” onu ve içindekileri Allah koruyordu. “Nûh, uzak bir yere çekilmiş olan oğluna” gemiye bindiği sırada onunla birlikte binsin diye kendilerinden uzakta bulunan oğluna binmek üzere gemiye yaklaşmasını isteyerek şöyle “seslendi: Oğlum! Gel bizimle birlikte sen de (gemiye) bin, kâfirlerle beraber olma!” Yoksa onların başına gelen musibet senin de başına gelir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Gemi, içinde bulunan insanlar ve diğer canlılar ile birlikte dağlar gibi büyük dalgaların arasında yüzüyordu. Babalık duygusu ile Nuh -aleyhisselam- kavminden ve babasından ayrı tek başına bir yerde duran kafir oğluna seslenerek şöyle dedi: Ey oğlum! Boğulmaktan kurtulmak için bizimle birlikte gemiye bin ve sakın kafirlerle beraber olma! Yoksa, onlara isabet ettiği gibi boğularak helak olma sana da isabet eder.
Aynı kök: موج (7 geçiş) · Aynı kök: جبل (41 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh
O, "Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım" dedi. Nuh, "Bugün Allah'ın rahmet ettikleri hariç, O'nun azabından korunacak hiç kimse yoktur"…
Aynı kök: ركب (15 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: جري (64 geçiş)
(Nuh), "Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." dedi.
Aynı kök: موج (7 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş)
O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla…
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: ندو (53 geçiş)
Nuh, Rabbine seslenip şöyle dedi: "Rabbim! Şüphesiz oğlum da ailemdendir. Senin va'din elbette gerçektir. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin."
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: ندو (53 geçiş)
Andolsun, Nuh bize dua edip seslenmişti. Biz ne güzel cevap vereniz!
Aynı kök: موج (7 geçiş)
O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sura üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: جري (64 geçiş)
Gemi, inkar edilen kimseye (Nuh'a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.
Aynı kök: ندو (53 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş)
Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. Altlarından da ırmaklar akar. "Hamd, bizi buna eriştiren Allah'a mahsustur. Eğer Allah'ın…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Gemi, dağlar gibi dalga(lar) arasında onları götürüyor(du). Nuh bir kenarda olan oğluna "Ey yavrucuğum! Bizimle birlikte (gemiye) bin; kâfirlerle olma!" diye seslenmişti. dipnot 1
Ve gemi dağlar gibi dalgaların arasında yol almaya başladı; ve Nuh oğluna -ki o kendi başına bir kenarda duruyordu- seslendi: "Yavrucuğum! Gel, bizimle birlikte bin gemiye; inkara gömülüp gidenlerle birlikte olma!"
Ve derken, onları götüren gemi dağ gibi dalgaların arasında seyre koyuldu. Ve o an kıyıda kalan oğluna (Nuh): "Oğulcuğum" diye bağırdı, "gel bin bizimle gemiye, o inkarcıların yanında kalma!"
(Gemi) onlarla birlikte dağlar gibi dalgalar içinde akıp gidiyor(du). . . Nuh, bir kıyıda olan oğluna: "Oğlum! Bizimle beraber bin (Din anlayışıma katıl). . . Hakikat bilgisini inkar edenlerle beraber olma!" diye nida etti.
(Gemi) Onlarla dağlar gibi dalga(lar) içinde yüzüyorken Nuh, bir kenara çekilmiş olan oğluna seslendi: "Ey oğlum, bizimle birlikte bin ve kafirlerle birlikte olma."
Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, gemiden uzakta bulunan oğluna: «Yavrucuğum! (Sen de) bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma!» diye seslendi.
Dağ gibi dalgaların arasında onları götürüyordu. Nuh, kıyıda kalan oğluna seslendi: "Ey oğul! Bizimle birlikte bin; nankörlük edenlerle birlikte olma!"
Gemi dağlar gibi dalgalar içinde onları götürürken Nuh, bir kenarda ayrı kalmış oğluna,"Ey yavrucuğum! Bizimle beraber sen de gemiye bin, inkarcılarla beraber olma" diye seslendi.
Gemi, onları dağ gibi dalgaların arasından geçirirken, Nuh bir kenarda ayrı duran oğluna seslendi: "Yavrum, gel bizimle birlikte bin. Kafirlerle birlik olma." dipnot 1
Gemi, onları tepeler gibi dalgaların arasından geçirirken, Nuh bir kenarda ayrı duran oğluna seslendi: 'Yavrum, gel bizimle birlikte bin. Kafirlerle birlik olma.'
Gemi, içindekilerle birlikte dağlar gibi dalgalar içinde akıp gidiyordu ve Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna: "Ay oğlum, gel bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma!" diye seslendi.
Gemi, içindekilerle birlikte dağlar gibi dalgalar içinde akıp gidiyordu, Nuh, oğluna bağırdı, ayrı bir yere çekilmişti, ay oğlum, gel bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma dedi
Gemi dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh, bir kenarda bekleyen oğluna:" Yavrum bizimle beraber sen de bin; Kafirlerle beraber kalma." diye seslendi.
Gemi dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh, bir kenarda bekleyen oğluna:" Yavrum bizimle beraber sen de bin; Kafirlerle dipnot 1 beraber kalma." diye seslendi.
Gemi dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh, bir kenarda bekleyen oğluna:" Yavrum bizimle beraber sen de bin; gerçeği yalanlayan nankörlerle beraber kalma." diye seslendi.
(Gemi) Onlarla dağlar gibi dalga(lar) içinde yüzüyorken Nuh, bir kenara çekilmiş olan oğluna seslendi: "Ey oğlum, bizimle birlikte bin ve kafirlerle birlikte olma."
O (gemi) bunları dağlar gibi dalga (lar) içinden akıtıb götürüyordu. Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna bağırdı: "Oğulcağızım, (gel) bizim yanımıza sen de bin, kafirlerden olma".
Dağlar gibi dalgaların içinde onları götürürken Nuh bir kenarda ayrı kalmış oğluna: Bizimle beraber gel, küfredenlerle birlikte olma, diye seslendi.
(25-49) Kesin olan şu ki , biz Nuh’u kavmine gönderdik, kesinlikle ben Allah ’tan başkasına ibadet etmemeniz konusunda size apaçık bir uyarıcıyım, muhakkak ki sizin için acı veren günün azabından korkuyorum. Kavminin kafirlerinin seçkinleri dediler ki , seni benzerimiz bir beşerden başka bir i olarak görmüyoruz ve basit görüşlü, en aşağılarımızdan gözükenlerden başka birilerinin de sana uyduğunu da görmüyoruz , sizin, bizden fazlaca bir artılarınızın olduğunu da görmüyoruz, bilakis sizin yalancı olduğunuzu sanıyoruz / zannediyoruz. Dedi ki Ey Kavmim; peki sizler şunu da gördünüz mü? eğer ben Rabbimden bir delil üzereysem / burhan üzereysem ve onun yanından da bana bir rahmet verilmişse , bu da sizden gizli tutulmuşsa, siz onu hor görürken / kerih görürken bize lazım mı ki onu size kabul ettirelim. (Siz bize lazım değilsiniz biz size lazımız) ve ey kavmim! sizden bir mal sual etmiyorum. Benim ücretim sadece Allaha aittir, iman edenleri kovacak değilim, m uhakkak ki onlar Rablerine kavuşacaklar ve fakat ben de sizi cahil bir kavim olarak görüyorum, ey kavmim! eğer ki kovarsam Allaha karşı bana kim yardım edebilir ki? O halde hiç düşünmez misiniz? Size Allah’ın hazineleri benim yanımda demiyorum, gaybı da bilemem, ben bi r meleğim de demiyorum, gözlerinizde zelil gördüklerinize Allah, asla hayır vermez de demiyorum , onların kendilerinde ne olduğunu en iyi Allah bilir , kesinlikle ben o vakit zalimlerden olurum. Dedi ki Ey Nuh, bizimle mücadele ettin / cedelleştin, cedelleşmeyi de çoğalttın, vaa t ettiğini, eğer sözüne bağlı isen, bize getir, eğer Allah, isterse onu size getirir, onu siz aciz bırakamazsınız dedi , eğer ki Allah azgınlaşmanızı murad ediyorsa, benim size nasihat murad edipte nasihat vermemin , size bir faydası olmaz , Rabbiniz O dur ve O na ger döneceksiniz. Ayrıca, onu iftara etti mi diyorlar? Deki eğer onu ben uydurmuşsam suçu banadır, işlediğiniz suçlardan ben uzağım / beriyim. Nuh’a vahyedildi ki, kavminden sana iman edenler dışında artık sana iman eden kesinlikle olmayacak. Onların yaptıkları nedeniyle tasalanma / beise düşme, v ahyimizle gözümüzün önünde gemiyi üret / imal et , zalimler hakkında da bizle muhatap olma, muhakkak onlar boğulacaklar . Gemiyi yapıyordu kavminin seçkinleri onun yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı, eğer bizimle alay ederseniz biz de sizinle, sizin alay ettiğiniz gibi alay edeceğiz, İlerde, rezil edici azabın, daimî azabın kime geleceğini bileceksiniz. Hatta emrimiz geldiğinde, tandır kaynadığında her bir tür çiftten ikişerli ona taşı dedik, üzerinde sözümüz kayıtlı olanlar ve iman edenler hariç helak ettik, onunla beraber az miktar dışında inanan da olmadı , demir atıp durduğunda ve giderken de / mecra ederken de Allah ’ın ismiyle ona binin, Rabbim muhakkak bağışlayan ve rahimdir dedi, O, onlarla dağlar gibi dalgalar içinde akıyordu Nuh ayrı kenarda bir yerde olan oğluna seslendi ve ey oğlum bizimle beraber bin kafirlerle beraber olma dedi , beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım dedi , bugün rahmet ettiği hariç, Allah'ın emrinden korunma yok dedi ve dalga her ikisinin arasını ayırdı ve boğulanlardan oldu. Yere / arza suyunu emerek yut denildi, zalim kavme de uzak olsunlar denildi. Nuh Rabbine seslendi, oğlum ailemdendi ehlimdendir , senin verdiğin söz gerçektir, sen hakimlerin de en hakimisin dedi, ey Nuh muhakkak o senin ailenden değildi, kesinlikle onun salih olmayan ameli vardı, benden sende bilgisi / ilmi olmayan şeyi sual etme / isteme, kesinlikle ben sana cahillerden olmamanı öğüt veririm / vaaz ederim dedi. Rabbim, ilmi bende olmayan şeyi sana sual etmekten sana sığınırım, eğer ki beni bağışlamaz ve de esirgemezsen hasara uğrarım / hüsran olurum dedi. Ey Nuh bizden sana ve seninle beraber olan ümmetler için bir esenlik ve bereket ile in denildi. O ümmetleri geçindireceğiz sonra da onlara acıtıcı / elim bir azap onlara dokunacak / temas edecek. Bunlar gaybın haberleridir onu sana vahyediyoruz. Sen ve de kavmin bundan önce leri bunu biliyor değildin, sabret, sonuç / akıbet sakınanların / muttakilerindir.
Gemi dağlar gibi dalgalar arasında akıp onları götürüyordu. Nûh, bir kenara çekilmiş oğluna: "Yavrucuğum, bizimle bin, kâfirlerle olma!" diye seslendi.
Gemi, onları dağlar gibi dalga(lar) arasından geçirirken Nuh, bir kenarda duran oğluna. "Yavrum, bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma!" diye seslendi.
Gemi, dağlar gibi bir dalganın dipnot 1 içinde, onları (bir o tarafa bir bu tarafa) sürüklüyordu. Nuh, kenarda duran oğluna seslendi: "Yavrucuğum, bizimle birlikte sen de bin, kafirlerle beraber olma."
Gemi dağ gibi bir dalgalar içinde onları çalkalıyordu. Nuh bir kenara çekilmiş olan oğluna seslendi: "Yavrucuğum, bizimle birlikte bin de ayetleri görmezlikten gelenlerle beraber olma."
Gemi dağlar gibi dalgalar arasında akıp onları götürüyordu. Nuh, bir kenara çekilmiş oğluna: "Yavrucuğum, bizimle bin, kâfirlerle olma!" diye seslendi.
Gemi dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh, bir kenara çekilmiş oğluna: -Yavrucuğum, bizimle bin, kafirlerle olma! diye seslendi.
Gemi onları, dağlar gibi dalgalar üstünden yürütüp götürüyordu. Nuh onlardan ayrı bir yerde duran oğluna seslendi: "Oğulcuğum, bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma."
The Ark sailed through waves rising in billows and running mountains high. There and then did Nuh call upon his son who was in isolation, as it were, and said to him: "My son come with us on board ship and do not stay behind with the infidels who disobeyed Allah."
It sailed with them on waves like mountains, and Noah called out to his son, who stayed behind, ‘Come aboard with us, my son, do not stay with the disbelievers.’
So the Ark floated with them on the waves (towering) like mountains, and Noah called out to his son, who had separated himself (from the rest): "O my son! embark with us, and be not with the unbelievers!"
The Ark sailed along with them amid mountain-like waves. Noah, spotting his son at a distance, called out to him: 'My son. embark with us. and do not be with the unbelievers.'
It sailed with them through mountainous waves, and Nuh called out to his son, who had kept himself apart, ‘My son! Come on board with us. Do not stay with the kafirun!’
So it (the ship) sailed with them amidst waves like mountains, and Nûh (Noah) called out to his son, who had separated himself (apart): "O my son! Embark with us and be not with the disbelievers."
And it sailed along with them amid waves [rising] like mountains. Noah called out to his son, who stood aloof, ‘O my son! ‘Board with us, and do not be with the faithless!’
Now this (Ark) moved carrying them amidst waves as (high as) mountains. And Noah called out to his son who was (standing) aloof, `My dear son, embark with us and do not be with the disbelievers.'
So it ran with them amid waves like mountains; and Noah called to his son, who was standing apart, 'Embark with us, my son, and be thou not with the unbelievers!'
As the Arc was sailing through the waves (which were as high as the mountains), Noah cried at his son (who was struggling in a distance): "Come and join us in the Arc and forget about the disbelievers. "
And it floated on with them mid waves like mountains; and Noah cried to his son who had gone aside, 'O my boy! ride with us and be not with the misbelievers. '
While it was running with them in waves like mountains, Noah called to his son, who was in an isolated place: "My son, ride with us, and do not be with the ingrates!"
And the ark swam with them between waves like mountains: And Noah called unto his son, who was separated from him, saying, embark with us, my son, and stay not with the unbelievers.
And he said, "Ride you therein. In the name of Allah is its course, and its mooring. Verily, my Lord is Forgiving and Merciful."
And it (was) to run with them amid waves like mountains. And Nûh (Noah) called out to his son and (he) (The son) kept himself in aloofness, (Literally: was in seclusion) "O my son, embark with us, and do not be with the disbelievers."
And it sailed with them amid waves like mountains, and Noah cried unto his son - and he was standing aloof - O my son! Come ride with us, and be not with the disbelievers.
It sailed on waves like mountains (high), and Noah called to his son who was separated from him: "Embark with us, O my son, and be not one of those who do not believe. "
And it moved on with them into waves that were like mountains. At that [moment] Noah cried out to a son of his, who had kept himself aloof [from the others]: "O my dear son! Embark with us, and remain not with those who deny the truth!"
And ˹so˺ the Ark sailed with them through waves like mountains. Noah called out to his son, who stood apart, "O my dear son! Come aboard with us and do not be with the disbelievers."
And while it was running with them in waves like mountains, Noah called to his son, who was in an isolated place: "My son, ride with us, and do not be with the rejecters!"
As it sailed with them in waves like hills, Noah called his son, who was isolated: "O my son, come ride with us; do not be with the disbelievers."
And it sailed with them through waves like mountains, and Noah called to his son who was apart [from them], "O my son, come aboard with us and be not with the disbelievers. "
And it sailed with them amid waves like mountains; and Noah called to his son: — and he was set apart — “O my son: embark thou with us, and be thou not with the false claimers of guidance.”
The ship sailed with them amidst huge waves as Noah called his son, who was standing aloof, "O My dear son! Come ride with us; do not be with the disbelievers. "
So the Ark floated with them on the waves (high) as the mountains, and Nuh (Noah) called out to his son, who had separated himself (from the rest of the believers): "O my son! Climb in with us, and do not be with the disbelievers!"
And it was sailing with them amidst the waves like mountains. And NūH called out to his son, who was at an isolated place, "O my child, come on board with us, and do not be in the company of the disbelievers."
And while it was running with them in waves like mountains, Noah called to his son, who was in an isolated place: "My son, ride with us, and do not be with the rejecters!"