Diyanet İşleri
Gemi, inkar edilen kimseye (Nuh'a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.
Kamer suresi
Kamer suresi, 14. ayet. تَجْرِى بِأَعْيُنِنَا جَزَآءً لِّمَن كَانَ كُفِرَ
tecrî bia`yüninâ. cezâel limen kâne küfira.
Gemi, inkar edilen kimseye (Nuh'a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Nûh kavmi Kamer 9–17 3
Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.
Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
Biz Nuh'u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik.
Gemi, inkar edilen kimseye (Nuh'a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.
Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?
Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)!
Andolsun biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
14. “O (gemi) gözlerimizin önünde/gözetimimiz altında akıp gidiyordu.” Gemi, içindeki Nûh, onunla birlikte iman edenler ve gemiye yüklediği türlü mahlukat ile birlikte Allah’ın suda boğulmaktan koruması, himayesi ve gözetimi altında akıp gidiyordu. Zaten O, en güzel koruyucu, en güzel vekildir.
"Küfür/nankörlük ile karşılanana bir mükâfat olmak üzere.” Bizim Nûh’u herkesi boğan suda boğulmaktan kurtarışımız, ona bir mükâfattı. Çünkü kavmi onu yalanlamış, onu inkâr etmiş; o ise sabırla onları davet etmeyi sürdürmüş, Allah’ın emri üzere direnmişti.
Kimse bundan onu geri çevirememiş, kimse bu işinden onu alıkoyamamıştı. Nitekim Yüce Allah bir başka âyet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: “Denildi ki: Ey Nûh, katımızdan selâmetle in! Sana ve seninle beraber bulunan ümmetlere de hayır ve bereketler olsun.” (Hûd, 11/48)
Burada maksadın şöyle olma ihtimali de vardır: Biz Nûh kavmini helâk edip onları böyle bir azaba ve böyle bir rüsvaylığa mahkum ettik. Bu da onların küfür ve inatlarının bir cezası idi. Ancak bu, (bu âyetin son kelimesi olan) “كُفِرَ ” kelimesinin “كًفَرَ” şeklinde okunduğu kıraate uygun bir manadır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Gemi hırçın dalgalar içinde gözetimimiz ve korumamız altında akıp gidiyordu. Bunu kavminin kendisini yalanladığı ve Allah'ın katından getirdiğini inkâr eden kişilere karşı Nuh'a yardım etmek için yaptık.
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)
İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
Aynı kök: عين (65 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)
Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak, onlar için saklanan göz aydınlıklarını bilemez.
Aynı kök: جري (64 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)
İşte onların mükafatı Rab'leri tarafından bağışlanma ve içinden ırmaklar akan cennetlerdir ki orada ebedi kalacaklardır. (Allah yolunda) çalışanların…
Aynı kök: جري (64 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)
Dedikleri bu söze karşılık Allah onlara, devamlı kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetleri mükafat olarak verdi. İşte bu, iyilik yapanların…
Aynı kök: جري (64 geçiş) · Aynı kök: جزي (118 geçiş) · Ortak kavram: Karşılık (cezâ)
İçinden nehirler akan Adn cennetlerine gireceklerdir. Kendileri için orada diledikleri her şey vardır. Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları…
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: عين (65 geçiş)
Size ben, "Allah'ın hazineleri yanımdadır", demiyorum; gaybı da bilmem. "Ben bir meleğim" de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, "Allah,…
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: عين (65 geçiş)
"Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır."
Aynı kök: عين (65 geçiş) · Aynı kök: جري (64 geçiş)
İçlerinde akan iki pınar vardır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(O gemi) inkar edilmiş olana (Nuh'a) bir karşılık olarak gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
o (gemi) gözetimimiz altında yol aldı; (bu), nankörlüğe maruz kalan (Nuh'a) verilmiş bir ödüldü.
ve (gemi), gözlerimizin önünde akıp gitti. (Bu,) nankörce reddedilmiş olan o (Nuh) için bir ödüldü.
(Tekne) gözetimimizde akıp gidiyordu. Nankörlük edilene (Nuh'a) bir ceza olmak üzere!
Gözlerimiz önünde akıp gitmekteydi. (Kendisi ve getirdikleri) İnkar edilmiş/nankörlük edilmiş olan (Nuh)a bir mükafaat olmak üzere.
İnkâr edilmiş olana (Nuh'a) bir mükâfat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
Nankörlük edilene bir ödül olarak, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
İnkar edilmiş Nuh'a bir ödül olmak üzere, gemi gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
Reddedilmiş olan kişiye bir ödül olarak gözetimimiz altında akıp gidiyordu.
Reddedilmiş olan kişiye bir ödül olarak gözetimimiz altında akıp gidiyordu.
gözetimimiz altında yürüyüp yol alıyordu, inkar ve nankörlüğe uğramış kimseye mükafat olmak üzere.
Nezaretimizle giderdi o nankörlük edilen zata bir mükafat olarak
Yalanlanan kimseye bir ödül olarak, gözetimimiz altında yüzüp gidiyordu.
Yalanlanan kimseye bir ödül olarak, gözetimimiz altında yüzüp gidiyordu.
Yalanlanan kimseye bir ödül olarak, gözetimimiz altında yüzüp gidiyordu.
Gözlerimiz önünde akıp gitmekteydi. (Kendisi ve getirdikleri) küfredilmiş olan (Nuh)'a bir mükafaat olmak üzere.
ki (o gemi; hakkında) nankörlük edilmiş bulunan (o zat) e bir mükafat olmak üzere, bizim gözlerimiz önünde akıb gidiyordu.
Küfredilmiş olana mükafat olmak üzere Bizim gözetimimizle yüzüyordu.
(9-17) Onlardan önce Nuh kavmi de yalanladı. Kulumuzu yalanladılar ve dediler ki, mecnun / cinli, durdurun onu. O da Rabbine ben yenildim / mağlup oldum bana yardım et çağrısında / duasında bulundu. Bizde semanın kapılarını sağanak su yla açtık. Arzdan da kaynaklar / gözeler fışkırttık. Ve de takdir ettiğimiz iş üzere sular /gök ve yer suları birbiriyle karışarak birleşti. Perçinli ve levha tahtalı üzerinde / gemi üzerinde O’nu taşıdık. Tanınmayanlara / inkâr edilenlere bir ceza / bir ödül olarak gözetimimizde cereyan ediyordu / akıyordu. Kesin olan şu ki, Onu bir gösterge / bir ayet olarak bıraktık / terkettik. Azabım ve uyarım nasıl oldu? Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra ge lebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?
İnkâr edilmiş olana (Nûh'a) bir mükâfat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
(Kendisine karşı) Nankörlük edilen (kulumuz)a (bizden) bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
Gemi, gözetimimiz altında akıp gidiyordu. Bunu, görmezden gelinen kişiye (Nuh'a) bir ödül olsun diye yaptık dipnot 1 .
Görmezlikten gelinmiş o zatın ödülü olarak gemi gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
Gözlerimizin önünde akıp gitti. Küfredilen (Nuh’a) bir mükâfat olarak.
Gözlerimizin önünde akıp gitti. İnkar edilen (Nuh'a) bir ödül olarak.
Akıp gidiyordu gözlerimizin önünde, bir ödül olarak nankörlüğe uğratılan kişi için.
And We kept the ark afloat by Our command, keeping an eye on it and closely observing it with Our blessings to guard them home and reward those within and punish those without.
that floated under Our watchful eye, a reward for the one who had been rejected.
She floats under our eyes (and care): a recompense to one who had been rejected (with scorn)!
which sailed on under Our supervision: a reward for him who had been shown ingratitude. dipnot 1
which ran before Our eyes – a reward for him who had been rejected.
Floating under Our Eyes: a reward for him who had been rejected!
which sailed [over the flood waters] in Our sight, as a retribution for him who was repudiated.
It floated on (the waters of the deluge) under Our supervision and care. This (punishment) was for the sake of him (- Noah) who had been denied.
running before Our eyes-a recompense for him denied.
Under My watchful eyes, Noah floated to the safety. What a terrible punishment it was for the disbelievers.
sailing on beneath our eyes, a reward for him who had been disbelieved!
It ran under Our watchful eyes; a reward for one who was rejected.
which moved forward under our eyes: As a recompense unto him who had been ungratefully rejected.
Floating before Our eyes, a reward for him who was rejected.
Running under Our Eyes, a recompense for him who was disbelieved. (i.e., between the she-camel and them)
That ran (upon the waters) in Our sight, as a reward for him who was rejected.
Which sailed right under Our eyes: A recompense for him who had been denied.
and it floated under Our eyes: a recompense for him who had been rejected with ingratitude.
sailing under Our ˹watchful˺ Eyes—a ˹fair˺ punishment on behalf of the one ˹they˺ denied.
It ran under Our watchful eyes; a reward for one who was rejected.
It ran under our watchful eyes; a reward for one who was rejected.
Sailing under Our observation as reward for he who had been denied.
Sailing before Our eyes as reward for one denied.
And it floated before Our eyes, a reward for him who had been denied with ingratitude.
She (the Ark) floated under Our eyes (and care): A reward to the one who had been rejected (with contempt by his own people)!
which sailed under Our Eyes, as a reward for the one who was rejected (by the infidels).
It ran under Our watchful eyes; a reward for one who was rejected.