Diyanet İşleri
"Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu" denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cudi'ye oturdu ve "Zalimler topluluğu, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!" denildi.
Hûd suresi
Hûd suresi, 44. ayet. وَقِيلَ يَٰٓأَرْضُ ٱبْلَعِى مَآءَكِ وَيَٰسَمَآءُ أَقْلِعِى وَغِيضَ ٱلْمَآءُ وَقُضِىَ ٱلْأَمْرُ وَٱسْتَوَتْ عَلَى ٱلْجُودِىِّ وَقِيلَ بُعْدًا لِّلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
veḳîle yâ arḍu-ble`î mâeki veyâ semâü aḳli`î vegîḍa-lmâü veḳuḍiye-l'emru vestevet `ale-lcûdiyyi veḳîle bü`del lilḳavmi-żżâlimîn.
"Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu" denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cudi'ye oturdu ve "Zalimler topluluğu, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!" denildi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Nûh ve gemi Hûd 25–49 3
(Nuh), "Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." dedi.
Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, "Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkarcılarla birlikte olma" diye seslendi.
O, "Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım" dedi. Nuh, "Bugün Allah'ın rahmet ettikleri hariç, O'nun azabından korunacak hiç kimse yoktur" dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.
"Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu" denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cudi'ye oturdu ve "Zalimler topluluğu, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!" denildi.
Nuh, Rabbine seslenip şöyle dedi: "Rabbim! Şüphesiz oğlum da ailemdendir. Senin va'din elbette gerçektir. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin."
Allah, "Ey Nuh! O, asla senin ailenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O halde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben, sana cahillerden olmamanı öğütlerim" dedi.
Nuh, "Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
44. Yüce Allah, iman etmeyenleri suda boğup Nûh ve beraberindekileri kurtardıktan sonra “Ey yeryüzü,” senden çıkmış ve sana inmiş olan ve üzerinde bulunan “suyunu yut. Ey gök sen de (yağmurunu) tut, denildi.” Her ikisi de Allah’ın emrine uydular; yer suyunu yuttu, semâ da suyunu tuttu. “Su çekildi” yani yerden içeriye çekildi “(takdir edilen) iş” yalanlayanların helâk edilmesi ve mü’minlerin de kurtarılması ile “bitirildi ve” gemi de “Cudi üzerinde karar kıldı.” Musul topraklarındaki malum dağ üzerinde demirledi. “Uzak olsun o zalimler topluluğu, denildi.” Yani helak edildikten sonra bir de yakalarını bırakmayacak bir lanetle Allah’ın rahmetinden kovulup uzaklaştırıldılar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Tufanın sona ermesinden sonra Allah Teâlâ yeryüzüne şöyle buyurdu: Ey yeryüzü! Üzerinde bulunan tufanın suyunu iç. Sonra semaya şöyle buyurdu: Ey sema! (Yağmuru) Tut! Yağmur gönderme! Böylece yeryüzü kuruyuncaya kadar su eksildi. Yüce Allah kâfirleri helak etti. Gemi, Cûdî dağı üzerinde durdu ve şöyle denildi: (Allah'ın rahmetinden) Uzaklık, helak ve hüsran, inkâr ile Allah'ın sınırlarını aşan kavim için olsun.''
Aynı kök: غيض (2 geçiş)
Allah, her dişinin neye gebe olduğunu, rahimlerin artırdığı şeyi ve eksilttiği şeyi bilir. Her şey O'nun katında bir ölçü iledir.
Aynı kök: جود (2 geçiş)
Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu.
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su
O, "Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım" dedi. Nuh, "Bugün Allah'ın rahmet ettikleri hariç, O'nun azabından korunacak hiç kimse yoktur"…
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su
Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.
Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su
Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su
O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah'a…
Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su
Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…
Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su
Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden…
Tamamı: yazma kataloğu
Gerçek fotoğraf
Cûdî, geleneksel olarak Şırnak'taki Cudi Dağı ile ilişkilendirilmektedir; coğrafi teyit yoktur.
Ayet: Hûd 44
KediÇobanı · Own work · CC BY-SA 4.0
Gerçek fotoğraf
Cûdî, geleneksel olarak Şırnak'taki Cudi Dağı ile ilişkilendirilmektedir; coğrafi teyit yoktur.
Ayet: Hûd 44
KediÇobanı · Own work · CC BY-SA 4.0
Tarihsel belge
19. yüzyıl seyahat literatüründen gravür; dağın o dönemdeki tasviri.
Gravür bir kaynak belgesidir, arkeolojik kanıt değildir.
Ayet: Hûd 44
Timo Roller · Own work · CC BY 3.0
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
"Ey yer, suyunu yut (çek)! Ey gök, (suyunu) tut (dindir)!" denmiş, su çekilmiş, iş bitirilmişti. (Gemi) Cûdî (dağı)nın üzerine yerleşmişti. O zalimler topluluğuna "(Merhametten) uzak olun!" denmişti.
Nihayet denildi ki: "Ey yer, suyunu yut! Ve ey gök, suyunu tut!" Ve sular çekildi ve hüküm infaz edildi, sonunda gemi Cudi üzerine oturdu. Ve kendilerine kıyan toplum için "Olmaz olsunlar!" denildi.
Ve derken, "Ey yer, suyunu yut!" denildi; "Ey gök, (yağmurunu) durdur!" Ve böylece sular çekildi, (Allah'ın) hükmü yerine geldi, gemi Cudi Dağı'na oturdu. Ve böylece, zulmeden bu halk için "uzak olsunlar!" sözü söylenmiş oldu.
"Ey yeryüzü, suyunu yut! Ey sema, (yağmurunu) kes" denildi. . . Su çekildi. . . Hüküm yerine geldi. . . (Gemi) Cudi'de (yüksek bir dağda) yerini aldı. . . "Zalimler kavmine uzaklık olsun" denildi.
Denildi ki: "Ey yer, suyunu yut ve ey gök, sen de tut." Su çekildi, iş bitiriliverdi, (gemi de) Cudi (dağı)üstünde durdu ve zalimler topluluğuna da: "Uzak olsunlar" denildi.
(Nihayet) «Ey yer suyunu yut! Ve ey gök (suyunu) tut!» denildi. Su çekildi; iş bitirildi; (gemi de) Cûdî (dağının) üzerine yerleşti. Ve: «(Helâk, hüsran onlar için olsun) ve o zalimler topluluğu Allah'ın rahmetinden uzak olsunlar.» denildi.
Şöyle denildi: "Ey yeryüzü; suyunu yut!" "Ey gök; sen de tut!" Su çekildi; buyruk yerine getirildi ve Cudi üzerine oturdu. Ve şöyle denildi: "Uzak olsun; haksızlık yapanlar toplumu!" dipnot 156
"Ey yeryüzü! Suyunu içeri çek ve ey gök,sen de suyunu tut" denildi. Su çekildi, iş de böylece bitirildi. Gemi ise Cudi'ye oturdu. "Haksızlık yapan toplum yok olsun" denildi.
Ve denildi ki: "Ey toprak suyunu yut, ey gök sen de tut." Su yatıştı, karar yerine getirildi, Cudi (Judea) üzerine oturdu ve "Zalimler uzak olsunlar!" dendi.
Ve denildi ki: 'Ey toprak suyunu yut, ey gök sen de tut.' Su yatıştı, karar yerine getirildi, Cudi (Judea) üzerine oturdu ve 'Zalimler uzak olsunlar!,' dendi.
Bir de: "Ey yer, suyunu yut ve ey gök, sende açıl!" denildi ; su çekildi, iş bitirildi, gemi Cudi üzerinde durdu ve bu zalim topluluğa: "Defolun!" denilmişti.
bir de denildi: ey Arz! Yut suyunu ve ey Sema! Açıl, su çekildi iş bitirildi ve gemi, Cudi üzerinde durdu, o zalim kavme def'olun denilmişti
"Ey yer, suyunu çek ve ey gök, suyunu kes." denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi Cudi'ye oturdu. "Zalimler topluluğu Allah'ın rahmetinden uzak olsun." denildi. dipnot 1
"Ey yer, suyunu çek ve ey gök, suyunu kes." denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi Cudi'ye oturdu. "Zalimler topluluğu Allah'ın rahmetinden uzak olsun." denildi. dipnot 1
"Ey yer, suyunu çek ve ey gök, suyunu kes." denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi Cudi'ye oturdu. "Zalimler topluluğu Allah'ın rahmetinden uzak olsun." denildi. dipnot 1
Denildi ki: "Ey yer, suyunu tut ve ey gök, sen de tut." Su çekildi, buyruk yerine getirildi / bitirildi, (gemi de) Cudi (dağı) üstüne durdu ve zalimler topluluğuna da: "Uzak olsunlar" denildi.
(Taraf-ı ilahiden) denildi ki: "Ey arz suyunu yut, ey gök sen de tut". Su kesildi, iş olub bitirildi, (gemi de) Cudi (dağının) üzerinde durdu. O zaalimler güruhuna "Uzak olsunlar" denildi.
Denildi ki: Ey yer suyunu çek, Ey gök, sen de tut, su çekildi, iş de bitti. Gemi Cudi'ye oturdu. Zalimler güruhu Allah'ın rahmetinden uzak olsun, denildi.
(25-49) Kesin olan şu ki , biz Nuh’u kavmine gönderdik, kesinlikle ben Allah ’tan başkasına ibadet etmemeniz konusunda size apaçık bir uyarıcıyım, muhakkak ki sizin için acı veren günün azabından korkuyorum. Kavminin kafirlerinin seçkinleri dediler ki , seni benzerimiz bir beşerden başka bir i olarak görmüyoruz ve basit görüşlü, en aşağılarımızdan gözükenlerden başka birilerinin de sana uyduğunu da görmüyoruz , sizin, bizden fazlaca bir artılarınızın olduğunu da görmüyoruz, bilakis sizin yalancı olduğunuzu sanıyoruz / zannediyoruz. Dedi ki Ey Kavmim; peki sizler şunu da gördünüz mü? eğer ben Rabbimden bir delil üzereysem / burhan üzereysem ve onun yanından da bana bir rahmet verilmişse , bu da sizden gizli tutulmuşsa, siz onu hor görürken / kerih görürken bize lazım mı ki onu size kabul ettirelim. (Siz bize lazım değilsiniz biz size lazımız) ve ey kavmim! sizden bir mal sual etmiyorum. Benim ücretim sadece Allaha aittir, iman edenleri kovacak değilim, m uhakkak ki onlar Rablerine kavuşacaklar ve fakat ben de sizi cahil bir kavim olarak görüyorum, ey kavmim! eğer ki kovarsam Allaha karşı bana kim yardım edebilir ki? O halde hiç düşünmez misiniz? Size Allah’ın hazineleri benim yanımda demiyorum, gaybı da bilemem, ben bi r meleğim de demiyorum, gözlerinizde zelil gördüklerinize Allah, asla hayır vermez de demiyorum , onların kendilerinde ne olduğunu en iyi Allah bilir , kesinlikle ben o vakit zalimlerden olurum. Dedi ki Ey Nuh, bizimle mücadele ettin / cedelleştin, cedelleşmeyi de çoğalttın, vaa t ettiğini, eğer sözüne bağlı isen, bize getir, eğer Allah, isterse onu size getirir, onu siz aciz bırakamazsınız dedi , eğer ki Allah azgınlaşmanızı murad ediyorsa, benim size nasihat murad edipte nasihat vermemin , size bir faydası olmaz , Rabbiniz O dur ve O na ger döneceksiniz. Ayrıca, onu iftara etti mi diyorlar? Deki eğer onu ben uydurmuşsam suçu banadır, işlediğiniz suçlardan ben uzağım / beriyim. Nuh’a vahyedildi ki, kavminden sana iman edenler dışında artık sana iman eden kesinlikle olmayacak. Onların yaptıkları nedeniyle tasalanma / beise düşme, v ahyimizle gözümüzün önünde gemiyi üret / imal et , zalimler hakkında da bizle muhatap olma, muhakkak onlar boğulacaklar . Gemiyi yapıyordu kavminin seçkinleri onun yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı, eğer bizimle alay ederseniz biz de sizinle, sizin alay ettiğiniz gibi alay edeceğiz, İlerde, rezil edici azabın, daimî azabın kime geleceğini bileceksiniz. Hatta emrimiz geldiğinde, tandır kaynadığında her bir tür çiftten ikişerli ona taşı dedik, üzerinde sözümüz kayıtlı olanlar ve iman edenler hariç helak ettik, onunla beraber az miktar dışında inanan da olmadı , demir atıp durduğunda ve giderken de / mecra ederken de Allah ’ın ismiyle ona binin, Rabbim muhakkak bağışlayan ve rahimdir dedi, O, onlarla dağlar gibi dalgalar içinde akıyordu Nuh ayrı kenarda bir yerde olan oğluna seslendi ve ey oğlum bizimle beraber bin kafirlerle beraber olma dedi , beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım dedi , bugün rahmet ettiği hariç, Allah'ın emrinden korunma yok dedi ve dalga her ikisinin arasını ayırdı ve boğulanlardan oldu. Yere / arza suyunu emerek yut denildi, zalim kavme de uzak olsunlar denildi. Nuh Rabbine seslendi, oğlum ailemdendi ehlimdendir , senin verdiğin söz gerçektir, sen hakimlerin de en hakimisin dedi, ey Nuh muhakkak o senin ailenden değildi, kesinlikle onun salih olmayan ameli vardı, benden sende bilgisi / ilmi olmayan şeyi sual etme / isteme, kesinlikle ben sana cahillerden olmamanı öğüt veririm / vaaz ederim dedi. Rabbim, ilmi bende olmayan şeyi sana sual etmekten sana sığınırım, eğer ki beni bağışlamaz ve de esirgemezsen hasara uğrarım / hüsran olurum dedi. Ey Nuh bizden sana ve seninle beraber olan ümmetler için bir esenlik ve bereket ile in denildi. O ümmetleri geçindireceğiz sonra da onlara acıtıcı / elim bir azap onlara dokunacak / temas edecek. Bunlar gaybın haberleridir onu sana vahyediyoruz. Sen ve de kavmin bundan önce leri bunu biliyor değildin, sabret, sonuç / akıbet sakınanların / muttakilerindir.
“Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu” denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cûdî’ye oturdu ve; “Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!” denildi.
"Ey yer, suyunu yut ve ey gök tut!" denildi. Su azaldı, iş bitirildi. (Gemi) Cudi'ye oturdu. "Haksızlık yapan kavim yok olsun!" denildi.
"Ey yer! Suyunu yut! Ey gök suyunu tut!" denildi dipnot 1 . Sular çekildi, iş tamamlandı, gemi dipnot 2 Cudi'nin üstüne oturdu ve şöyle dendi: "Yanlışlar içindeki topluluk yok olsun!"
"Ey yer! Suyunu yut! Ey gök sen de açıl!" dendi. Sular çekildi, iş tamamlandı, gemi Cudi'nin üstüne oturdu ve şöyle dendi: "Yanlışlar içindeki o topluluk olmaz olsun." dipnot 1
"Ey yeryüzü! Suyunu yut! Ey gök tut!" denildi. Su çekildi, emir gerçekleşti, gemi Cudi’ye oturdu. Ve şöyle denildi: Kahrolsun zalim toplum!
-Ey yeryüzü suyunu yut, ey gök tut denildi. Su çekildi, emir gerçekleşti, gemi Cudi'ye oturdu. Ve şöyle denildi: -Kahrolsun zalim toplum!
Ve denildi: "Ey yer! Suyunu yut ve ey gök, sen de tut." Ve su çekidi. İş bitirilmişti. Gemi, Cudi üzerine oturdu ve haykırıldı: "O zalimler topluluğu geri gelmez olsun!"
There and then was a divine command pronounced to the weather -beaten earth, thus: "Engulf O earth your water and cease O heaven your rainfall", and the water subsided and the die was cast and the Ark rested securely upon Mount Judy -Gudy-*. and then it was said: "Away with those wrongful of actions."
Then it was said, ‘Earth, swallow up your water, and sky, hold back,’ and the water subsided, the command was fulfilled. The Ark settled on Mount Judi, and it was said, ‘Gone are those evildoing people!’
Then the word went forth: "O earth! swallow up thy water, and O sky! Withhold (thy rain)!" and the water abated, and the matter was ended. The Ark rested on Mount Judi, and the word went forth: "Away with those who do wrong!"
And the command was given: 'Earth! Swallow up your water'; and: 'Heaven! Abate!' So the water subsided, the command was fulfilled, and the Ark settled on Mount Judi, dipnot 1 and it was said: 'Away with the wrong-doing folk!'
It was said, ‘Earth, swallow up your water!’ and, ‘Heaven, hold back your rain!’ And the water subsided and the affair was concluded and the Ark came to land on al-Judi. And it was said, ‘Away with the people of the wrongdoers!’
And it was said: "O earth! Swallow up your water, and O sky! Withhold (your rain)." And the water was made to subside and the Decree (of Allâh) was fulfilled (i.e. the destruction of the people of Nûh (Noah). And it (the ship) rested on (Mount) Jûdî, and it was said: "Away with the people who are Zalimûn (polytheists and wrong-doers)!"
Then it was said, ‘O earth, swallow your water! O sky, leave off!’ The waters receded; the edict was carried out, and it settled on [Mount] Judi. Then it was said, ‘Away with the wrongdoing lot!’
And it was said, `O earth! swallow back your water, and O cloud! abate and stop (pouring). ' So the water was made to subside and the matter was decided. And this (Ark) came to rest on (the mount) Al-Jûdî. And the word went forth, `Away with the unjust people!'
And it was said, 'Earth, swallow thy waters; and, heaven, abate!' And the waters subsided, the affair was accomplished, and the Ark settled on El-Judi, and it was said: 'Away with the people of the evildoers!'
It was commanded: "O earth swallow up your water. O sky, stop raining." Then the water sank into the earth. Thus, the ordeal came to its end and the Ark rested upon Mt. Judea. It was then proclaimed: “The era of unjust people is now over.”
And it was said, 'O earth! swallow down thy water!' and, 'O heaven! hold!' and the water abated; and the affair was decided, and it I settled on Gudi, and it was said, 'Away with the people who are evildoers,!'
It was said, "O land, swallow your water, and O sky, cease." The water was diminished, and the matter concluded. It came to rest on the Judea, and it was said, "Away with the wicked people."
And it was said, O earth, swallow up thy waters, and thou, O heaven, withhold thy rain. And immediately the water abated, and the decree was fulfilled, and the ark rested on the mountain Al Judi; and it was said, away with the ungodly people!
The son replied, "I will betake me to some mountain that shall save me from the water (I will find another solution). " Said Noah, "There is none this day that can save from the command of Allah, except for him on whom He may have mercy." And the wave came between them, and he was amongst the drowned.
And it was said, "O earth, swallow your water; and, O heaven, desist!' And the water was made to subside, and the Command was accomplished. And (the ship) leveled itself on Al-Jûdiyy; and it was said, "Away with the unjust people!"
And it was said: O earth! Swallow thy water and, O sky! be cleared of clouds! And the water was made to subside. And the commandment was fulfilled. And it (the ship) came to rest upon (the mount) Al-Judi and it was said: A far removal for wrongdoing folk!
Then it was said: "O earth, swallow back your water; and, O sky, desist. " And the water subsided, and the decree was accomplished. The ark came to rest on Judi (Mount Ararat), and it was said: "Away with the cursed people!"
And the word was spoken: "O earth, swallow up thy waters! And, O sky, cease [thy rain]!" And the waters sank into the earth, and the will [of God] was done, and the ark came to rest on Mount Judl And the word was spoken: "Away with these evildoing folk!"
And it was said, "O earth! Swallow up your water. And O sky! Withhold ˹your rain˺." The floodwater receded and the decree was carried out. The Ark rested on Mount Judi, and it was said, “Away with the wrongdoing people!”
And it was said: "O land, swallow your water, and O sky, cease. " And the water was diminished, and the matter concluded. And it came to rest on the Judi, and it was said: "Away with the wicked people."
It was proclaimed: "O earth, swallow your water," and "O sky, cease." The water then subsided; the judgment was fulfilled. The ark finally rested on the hills of Judea. It was then proclaimed: "The transgressors have perished."
And it was said, "O earth, swallow your water, and O sky, withhold [your rain]. " And the water subsided, and the matter was accomplished, and the ship came to rest on the [mountain of] Judiyy. And it was said, "Away with the wrongdoing people."
And it was said: “O earth: swallow thou thy water,” and: “O sky: desist thou,” and the water subsided and the matter was concluded. And it came to rest upon Al-Jūdī. And it was said: “Away with the wrongdoing people!”
And it was said, "O Earth! Swallow your water and, O Sky! Cease!" And the command was fulfilled. The water sank into the earth. And the ark came to rest upon the Mount
Then the Word (from Allah) was said: "O earth! Swallow up your water, and O sky! Hold back (your rain)! And the water lowered, and the matter was ended. " The Ark rested on Mount Judi, and the Word (from Allah) was said: "Away with those who are wrongdoers!"
It was said (by Allah), "O earth, suck in your water, and O heaven, stop." And water subsided, and the matter was over. It (the Ark) came to rest on the Jūdī, and it was said, “Away with the wrongdoers.”
And it was said: "O land, swallow your water, and O sky, cease." And the water was diminished, and the matter concluded. And it came to rest on the Judi, and it was said: "Away with the wicked people."