Kamer suresi

Kamer suresi, 12. ayet

Kamer suresi, 12. ayet. وَفَجَّرْنَا ٱلْأَرْضَ عُيُونًا فَٱلْتَقَى ٱلْمَآءُ عَلَىٰٓ أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ

vefeccerne-l'arḍa `uyûnen felteḳe-lmâü `alâ emrin ḳad ḳudir.

Diyanet İşleri

Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kamer 9–15 · surenin 12. ayeti / 55

Konu Nûh kavmi Kamer 9–17 3

  1. Kamer 9

    Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp "Bu bir delidir" dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu.

  2. Kamer 10

    O da Rabbine, "Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et" diye dua etti.

  3. Kamer 11

    Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.

  4. 12

    Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.

  5. Kamer 13

    Biz Nuh'u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik.

  6. Kamer 14

    Gemi, inkar edilen kimseye (Nuh'a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.

  7. Kamer 15

    Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

12. “Yerin pınarlarını da gürül gürül akıttık.” Yağmur semadan olağanüstü şekilde akıp dururken, normalde su kaynağı olmak şöyle dursun, ateş yakılan yer olduğundan dolayı içinde su bulunması dahi söz konusu bulunmayan tandırlar da dahil olmak üzere yeryüzünün her tarafından sular fışkırıp aktı.

Gökten ve yerden çıkan “su” Allah tarafından bu hususta “takdir edilmiş bir işi gerçekleştirmek üzere birleşti.” Allah bunu ezelde yazıp takdir etmiş, azgın ve zalimler için bunu bir ceza olarak tespit etmişti.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yeryüzünü yardık ve içinden sular fışkıran pınarlar haline getirdik. Yüce Allah'ın ezelde takdir ettiği üzere gökten inen su ile yerden çıkan su bir araya gelerek birleşti. Yüce Allah'ın kurtardıkları hariç bütün herkes boğuldu.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَفَجَّرْنَا ve feccerna ve fışkırttık kök: فجر
  2. ٱلْأَرْضَ l-erde yeri kök: ارض
  3. عُيُونًۭا uyunen kaynaklar halinde kök: عين
  4. فَٱلْتَقَى felteka sonra birleşti kök: لقي
  5. ٱلْمَآءُ l-mau su(ları) kök: موه
  6. عَلَىٰٓ ala için
  7. أَمْرٍۢ emrin bir iş kök: امر
  8. قَدْ kad
  9. قُدِرَ kudira takdir edilmiş kök: قدر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فجر (24 geçiş) · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su

    Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…

  • Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su · Ortak kavram: Kader

    Dünya hayatının hali, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip…

  • Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su · Ortak kavram: Kader

    O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Süs eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek…

  • Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su · Ortak kavram: Kader

    Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine…

  • Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su

    O, "Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım" dedi. Nuh, "Bugün Allah'ın rahmet ettikleri hariç, O'nun azabından korunacak hiç kimse yoktur"…

  • Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su

    "Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu" denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cudi'ye oturdu ve "Zalimler topluluğu, Allah'ın rahmetinden…

  • Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: موه (63 geçiş) · Ortak kavram: Su

    Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.

  • Aynı kök: فجر (24 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh

    "Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlaksız ve kafir kimseler yetiştirirler."

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

53 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yerden de (su) kaynakları fışkırtmıştık. Böylece (bu iki) su, belirlenmiş bir iş (tufan) için birleşmişti.

Mustafa İslamoğlu

ve toprağı fışkıran pınarlara çevirdik; ve kararlaştırılmış bir görevi gerçekleştirmek üzere su(lar) birleşti.

Muhammed Esed

ve toprağın pınarlar halinde fışkırmasını sağladık ki sular önceden belirlenmiş bir amaca hizmet etsin

Ahmed Hulusi

Arzı da kaynaklarıyla fışkırttık da takdir edilmiş hükümle sular (birbirine) kavuştu!

Ali Bulaç

Yeri de 'coşkun kaynaklar' halinde fışkırttık. Derken su, takdir edilmiş bir işe karşı (hükmümüzü gerçekleştirmek üzere) birleşti.

Ali Özek ve heyeti

Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık. (Her iki) su, takdir edilmiş bir işin olması için birleşmişti.

Ali Rıza Safa

Ve yeryüzünü kaynaklar biçiminde fışkırttık. Ardından, belirlenmiş bir olgu için sular birleşti.

Bayraktar Bayraklı

Yerden kaynaklar fışkırttık. Her iki su, karar verilmiş bir işin gerçekleşmesi için birleşmişti.

Edip Yüksel

Yerden de pınarlar fışkırttık. Nihayet sular, daha önce belirlenmiş seviyeye ulaştılar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yerden de pınarlar fışkırttık. Nihayet sular, daha önce belirlenmiş seviyeye ulaştılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık, derken sular önceden takdir edilmiş bir iş için birleşti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yeri de fışkırtık kaynaklar halinde, derken su birleşti bir emr üzerine ki olmuştu öyle mukadder

Erhan Aktaş

Yeryüzünde de kaynakları fışkırttık. Böylece sular kararlaştırılan amaç için birleşti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yeryüzünde de kaynakları fışkırttık. Böylece sular kararlaştırılan amaç için birleşti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yeryüzünde de kaynakları fışkırttık. Böylece sular kararlaştırılan amaç için birleşti.

Gültekin Onan

Yeri de 'coşkun kaynaklar' halinde fışkırttık (feccerne). Derken su, takdir edilmiş bir buyruğa karşı (hükmümüzü gerçekleştirmek üzere) birleşti.

Hasan Basri Çantay

Yeri de kaynaklar haalinde (tamamen) fışkırtdık da (Her iki) su (ezelde) takdir edilmiş bir emr üzerinde birleşiverdi.

İbni Kesir

Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık da su, takdir edilen bir ölçüye göre birleşiverdi.

Mehmet Alagaş

(9-17) Onlardan önce Nuh kavmi de yalanladı. Kulumuzu yalanladılar ve dediler ki, mecnun / cinli, durdurun onu. O da Rabbine ben yenildim / mağlup oldum bana yardım et çağrısında / duasında bulundu. Bizde semanın kapılarını sağanak su yla açtık. Arzdan da kaynaklar / gözeler fışkırttık. Ve de takdir ettiğimiz iş üzere sular /gök ve yer suları birbiriyle karışarak birleşti. Perçinli ve levha tahtalı üzerinde / gemi üzerinde O’nu taşıdık. Tanınmayanlara / inkâr edilenlere bir ceza / bir ödül olarak gözetimimizde cereyan ediyordu / akıyordu. Kesin olan şu ki, Onu bir gösterge / bir ayet olarak bıraktık / terkettik. Azabım ve uyarım nasıl oldu? Kesin olan şu ki biz Kuranı hatıra ge lebilmesi için kolaylaştırdık, ders alabilen var mı?

Rowwad Tercüme Merkezi

Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.

Süleyman Ateş

Yeri kaynaklar halinde fışkırttık, (göğün ve yerin) su(ları) takdir edilmiş bir işin olması için birleşti.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yerden de pınarlar fışkırttık, kararlaştırılan işin olması için sular birbiriyle buluştu.

Şaban Britch

Yerden de pınarlar fışkırttık. Böylece sular takdir edilen bir iş için birleşti.

Şaban Piriş

Yerden de pınarlar fışkırttık. Böylece sular takdir edilen bir iş için birleşti.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve yardık/fışkırttık yeryüzünü pınar pınar. Sonunda kesin ölçülere bağlanmış bir oluş üzere birleşti sular.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And We made the earth break forth into sudden action and made the water rush violently and copiously forcing springs and passages impetuously through, and the two waters met to accord in one to occasion the event foreordained for those who were wicked.

Abdul Haleem

burst the earth with gushing springs: the waters met for a preordained purpose.

Abdullah Yusuf Ali

And We caused the earth to gush forth with springs, so the waters met (and rose) to the extent decreed.

Abul A'la Maududi

and We made the earth burst forth with springs, dipnot 1 and all this water converged to fulfil that which had been decreed.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, the earth so burst forth with springs at the command of Allah that it was no longer earth but presented a scene of the springs all around.

Aisha Bewley

and made the earth burst forth with gushing springs. And the waters met together in a way which was decreed.

Al-Hilali & Khan

And We caused springs to gush forth from the earth. So the waters (of the heaven and the earth) met for a matter predestined.

Ali Quli Qarai

and We made the earth burst forth with springs, and the waters met for a preordained purpose.

Amatul Rahman Omar

And We caused the land to burst with gushing springs so that the (two) waters gathered together for a great purpose (of divine punishment) that was decreed.

Arthur John Arberry

and made the earth to gush with fountains, and the waters met for a matter decreed.

Bijan Moeinian

As to the earth, I (God) gushed forth springs so that the water reached as high as desired.

E. Henry Palmer

And we made the earth burst forth in springs, and the waters met at a bidding already decreed.

Edip-Layth

We caused springs to gush out of the earth. Thus the waters met to a command which had been measured.

George Sale

and We caused the earth to break forth into springs; so that the water of heaven and earth met, according to the decree which had been established.

Hamid S. Aziz

And We caused water to gush forth from the land in springs; so the waters gathered together and rose according to a measure already ordained.

Mahmoud Ghali

And We made the earth to erupt forth springs, so the waters met for a Command already estimated.

Marmaduke Pickthall

And caused the earth to gush forth springs, so that the waters met for a predestined purpose.

Mohamed Ahmed - Samira

And We opened up the springs of the earth; and the waters met for a decreed end.

Muhammad Asad

and caused the earth to burst forth with springs, so that the waters met for a purpose pre-ordained:

Mustafa Khattab

and caused the earth to burst with springs, so the waters met for a fate already set.

Progressive Muslims

And We caused springs to gush out of the Earth. Thus the waters met to a command which had been measured.

Rashad Khalifa

And we caused springs to gush out of the earth. The waters met to effect a predetermined decision.

Sahih International

And caused the earth to burst with springs, and the waters met for a matter already predestined.

Sam Gerrans

And caused the earth to gush forth with springs; and the waters met for a predetermined purpose.

Shabbir Ahmed

And caused the earth to gush forth springs so that the waters met together in due measure as decreed.

Syed Vickar Ahamed

And We caused the earth to gush forth with spring so, the waters met (and rose) to the decreed level.

Taqi Usmani

and We caused the earth to gush forth as springs; so the water (of both kinds) met together for a destined event.

The Monotheist Group

And We caused springs to gush out of the earth. Thus the waters met to a command which had been measured.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kamer suresi, 12. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kamer suresi, 12. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kamer suresi, 12. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩