Hûd suresi

Hûd suresi, 79. ayet

Hûd suresi, 79. ayet. قَالُوا۟ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا لَنَا فِى بَنَاتِكَ مِنْ حَقٍّ وَإِنَّكَ لَتَعْلَمُ مَا نُرِيدُ

ḳâlû leḳad `alimte mâ lenâ fî benâtike min ḥaḳḳ. veinneke leta`lemü mâ nürîd.

Diyanet İşleri

Onlar, "İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun" dediler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hûd 76–82 · surenin 79. ayeti / 123
  1. Hûd 76

    Elçilerimiz, "Ey İbrahim bundan vazgeç! Çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir. Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir" dediler.

  2. Hûd 77

    Elçilerimiz Lut'a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve "Bu çok zor bir gün" dedi.

  3. Hûd 78

    Kavmi, (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Lut, dedi ki: "Ey Kavmim! İşte kızlarım. Onlar(la nikahlanmanız) sizin için daha temizdir. Allah'a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?"

  4. 79

    Onlar, "İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun" dediler.

  5. Hûd 80

    (Lut da:) "Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim" dedi.

  6. Hûd 81

    Konukları şöyle dedi: "Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna. (Onu bırak.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap, onun başına da gelecektir. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. Sabah yakın değil midir?!"

  7. Hûd 82

    (82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

79. Ona: “Biliyorsun ki kızlarınla hiçbir işimiz yok. Sen, bizim ne istediğimizi pekâlâ biliyorsun, dediler.” Yani biz erkeklerden başkasını istemeyiz. Bizim kadınlara karşı bir isteğimiz yoktur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kavmi O'na şöyle dedi: Ey Lût! Bizlerin, senin kızlarına da, senin kavminin kadınlarına da ihtiyaç duymadığımızı kesinlikle bilmektesin. Muhakkak ki sen, bizim ne istediğimizi ve erkeklerden başka bir şey istemediğimizi de biliyorsun.

Kelimeler

13 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالُوا۟ kalu dediler ki kök: قول
  2. لَقَدْ lekad muhakkak
  3. عَلِمْتَ alimte sen bilirsin ki kök: علم
  4. مَا ma yoktur
  5. لَنَا lena bizim
  6. فِى fi
  7. بَنَاتِكَ benatike senin kızlarında kök: بني
  8. مِنْ min hiç bir
  9. حَقٍّۢ hakkin hakkımız kök: حقق
  10. وَإِنَّكَ ve inneke ve sen
  11. لَتَعْلَمُ letea'lemu iyi bilirsin kök: علم
  12. مَا ma şeyi
  13. نُرِيدُ nuridu bizim istediğimiz kök: رود

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Lût · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör…

  • Aynı kıssa: Hz. Lût

    Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"

  • Aynı kıssa: Hz. Lût

    "Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."

  • Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu…

  • Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru…

  • Aynı kök: رود (148 geçiş)

    (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

86 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Kavmi) "Senin kızlarında bizim herhangi bir hakkımız olmadığını bilirsin. Sen bizim ne istediğimizi elbette biliyorsun!" demişlerdi. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kavmi Hz. Lut'a hitap ederek, kendilerine teklif ettiği kızlarıyla ilgilenmediklerini, onlarda gözlerinin olmadığını ifade etmişlerdi. Bu ifadeyle aynı zamanda kızlara ilgi duymadıklarını da kastetmişlerdi.

Mustafa İslamoğlu

Dediler ki: "Sen de iyi biliyorsun ki bizim senin kızlarında gözümüz yok; aslında sen çok iyi biliyorsun bizim ne istediğimizi!"

Muhammed Esed

"Sen de biliyorsun ki senin kızlarında gözümüz yok" dediler, "Sen, aslında bizim neyin peşinde olduğumuzu çok iyi bilirsin!"

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Andolsun ki kızlarında bir hakkımız olmadığını bilirsin! Bizim (aslında) neyin peşinde olduğumuzu da elbette bilirsin. "

Ali Bulaç

Dediler ki: "Andolsun, senin kızlarında bizim haktan bir şeyimiz (ilgimiz ve arzumuz) olmadığını sen de bilmişsindir. Bizim ne istediğimizi gerçekte sen biliyorsun."

Ali Özek ve heyeti

Dediler ki: Senin kızlarında bizim bir hakkımız olmadığını biliyorsun. Ve sen bizim ne istediğimizi elbette bilirsin.

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Gerçek şu ki, senin kızlarında gözümüz yok. Aslında, bizim ne istediğimizi kesinlikle biliyorsun!"

Bayraktar Bayraklı

Dediler ki: "Senin kızlarında bir hakkımız olmadığını biliyorsun. Sen bizim ne istediğimizi elbette bilirsin."

Edip Yüksel

"Bilirsin ki senin kızlarına bizim bir ihtiyacımız yok. Sen bizim ne istediğimizi iyi bilirsin" dediler.*

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Bilirsin ki senin kızlarına bizim bir ihtiyacımız yok. Sen bizim ne istediğimizi iyi bilirsin,' dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kavmi: "Herhalde bilirsiniz ki, bizim senin kızlarında hiçbir hakkımız yoktur ve sen bizim ne istediğimizi pekala bilirsin!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Her halde dediler: ma'lumdur ki senin kızlarında bizim hiç bir alakamız yoktur ve bizim ne istediğimizi pek ala bilirsin

Erhan Aktaş

"Senin kızlarında bizim hakkımızın olmadığını biliyorsun. Ant olsun ki ne istediğimizi çok iyi biliyorsun." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Senin kızlarında bizim hakkımızın olmadığını biliyorsun. Ant olsun ki ne istediğimizi çok iyi biliyorsun." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Senin kızlarında bizim gözümüzün olmadığını biliyorsun. Ant olsun ki ne istediğimizi çok iyi biliyorsun." dediler.

Gültekin Onan

Dediler ki: "Andolsun, senin kızlarında bizim haktan bir şeyimiz (ilgimiz ve arzumuz) olmadığını sen de bilmişsindir. Bizim ne istediğimizi gerçekte sen biliyorsun."

Hasan Basri Çantay

Dediler: "Andolsun, senin de bildiğin vech ile bizim senin kızlarınla hiç bir hak (ve alaka) mız yokdur. Sen bizim ne dilediğimizi elbette bilirsin".

İbni Kesir

Dediler ki: Senin kızlarınla bizim bir ilgimizin olmadığını biliyorsun. Sen ne istediğimizi bilirsin.

Mehmet Alagaş

(69-83) Kesin olan şu ki, e lçilerimiz İbrahim’e müjdeyle geldi, selam dediler, o da selam dedi , hemencecik kızarmış bir buzağı getirdi, ellerinin ona uzanamadığını görünce onlardan hoşlanmadı ve bir korku hissetti , korkma dediler muhakkak ki biz Lut kavmine gönderildik. (Lut ve İbrahim zamandaş Resuller) Ayakta duran karısı, biz ona İshak’ı ve İshak’ın ardından da Yakub’u / İsrail’i m üjdelediğimizde güldü. (Oğlu ve torunu şimdiden isimleri ile Sare annemize bildirildi.) Vay bana ki, ben, yaşlı bir kadınım / acuzum ve kocamda yaşlı bir adam / şeyh bir adam, kesinlikle bu şaşırılacak / acayip bir şey dedi. Allah’ın işine mi şaşırıyorsunuz? Ev halkı, Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinizedir, Muhakkak ki O övülendir, şanlıdır dediler. İbrahim ise ürküntüsü gittiğinde ve müjde gel ince, bizimle Lut kavmi hakkında mücadele etti. Muhakkak ki İbrahim yumuşak tabiatlı, ah edip inleyen, gönülden yönelip bağlanan biriydi. Ey İbrahim sen bu işe arkanı dön / bu işle ilgilenme, m uhakkak ki O, Rabbi nin kesin bir emirdir, kesinlikle onlara geri çevrilmesi imkânsız / reddedilemeyecek bir azap gelecektir dediler. Elçilerimiz Lut'a geldiklerinde yüzü onlardan sebep sıkıldı, gönlü dara düştü ve bu, zor bir gündür dedi, (haberi duyan) kavmi aceleyle ona geldiler, bundan önce de kötülük yapıyorlardı, Ey Kavmim işte bunlar kızlarım onlar sizler için daha temizdir , Allah’tan sakının beni misafirlerimin yanında üzmeyin, içinizde yetişkin / reşit biri yok mu? dedi, dediler ki sen bilirsin ki bizim kızlarında bir hakkımız yok ve sen bizim dileğimizin / muradımızın ne olduğunu kesinlikle biliyorsun, keşke size karşı bir kuvvetim, yahut sığınabileceğim şiddetli bir dayanağım olsaydı dedi, e y Lut dediler , biz Rabbinin elçileriyiz, onlar asla sana ulaşamazlar / musallat olamazlar, gecenin bir kısmında yakın çevreni / ehlini al ve çıkıp git , karın hariç bir kişi dahi geride bırakma, Ona / karına isabet edecek olan kesinlikle isabet edecektir , Onlara vaat edilen ise sabah leyin olacaktır , sabahsa pek yakın değil mi dir? Emrimiz geldiği vakit onları alt üst ettik, Rabbinin katından işaretlenmiş / kodlanmış salkım salkım siccilden taşlar yağdırdık, işte onlar / işte taşlar, zalimlerden uzakta değiller.

Rowwad Tercüme Merkezi

Senin kızlarını istemediğimizi biliyorsun. Bizim ne istediğimizi de elbette biliyorsun, dediler.

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Senin kızlarında bizim bir hakkımız olmadığını bilmişsindir. Ve sen bizim ne istediğimizi de pekala bilirsin!"

Süleymaniye Vakfı

Onlar da "Kızlarınla evlenmek gibi bir niyetimizin olmadığını iyi bilirsin. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun!" dediler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Kızlarınla ilgilenmediğimizi iyi bilirsin. Bizim ne istediğimizi de iyi bilirsin" dediler.

Şaban Britch

Senin kızlarını istemediğimizi biliyorsun. Bizim ne istediğimizi de elbette biliyorsun, dediler.

Şaban Piriş

-Senin kızlarınla bizim bir işimizin olmadığını biliyorsun. Sen bizim ne istediğimizi de elbette biliyorsun, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler ki: "Senin kızlarında hakkımız olmadığını çok iyi biliyorsun. Ne istediğimizi de çok iyi biliyorsun."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Thus still they said to him: "You know very well we do not need your daughters nor do we have the right to claim them; you know quite well what we want. "

Abdul Haleem

They said, ‘You know very well that we have no right to your daughters. You know very well what we want.’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "Well dost thou know we have no need of thy daughters: indeed thou knowest quite well what we want!"

Abul A'la Maududi

They said: 'Surely you already know that we have nothing to do with your daughters. dipnot 1 You also know well what we want.'

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This answer of the people of Prophet Lot (peace be upon him) shows that they had gone to the lowest depth of depravity and openly and brazen facedly declared that they did not want females but males. This was the proof that they had not only left the natural way of purity and strayed into the unnatural way of impurity but had also lost all interest in the natural way of gratification. Such a depraved condition is the worst form of moral degradation, for it shows that no good has been left at all. Supposing a person has fallen as a victim to an unlawful and sinful behavior, but at the same time considers it to be a wrong behavior which should be avoided, there is hope for the reform of such a person, and even if he does not mend his way the utmost that can be said about him is that he is a depraved person. On the other hand, if a person gives himself wholly to the unlawful because he has no interest in the lawful, such a filthy person is not worthy of being considered a man at all, and therefore should be wiped out of the earth. That is why Allah decreed that the people of Prophet Lot (peace be upon him) should be completely annihilated from the face of the earth.

Aisha Bewley

They said, ‘You know we have no claim on your daughters. You know very well what it is we want.’

Al-Hilali & Khan

They said: "Surely you know that we have neither any desire nor need of your daughters, and indeed you know well what we want!"

Ali Quli Qarai

They said, ‘You certainly know that we have no interest in your daughters, and indeed you know what we want. ’

Amatul Rahman Omar

They said, `You certainly know we have no claim on your daughters, and you know well what we want (from you about the strangers). '

Arthur John Arberry

They said, 'Thou knowest we have no right to thy daughters, and thou well knowest what we desire. '

Bijan Moeinian

They said: "You know that we do not have the least desire for your daughters and you know exactly what we want. "

E. Henry Palmer

They said, 'Thou knowest that we have no claim on thy daughters; verily, thou knowest what we want!'

Edip-Layth

They said, "You know we have no interest in your daughters, and you are aware of what we want!"

George Sale

They answered, thou knowest that we have no need of thy daughters; and thou well knowest what we would have.

Hamid S. Aziz

And his people came unto him, rushing, for they were long used to committing abomination (homosexuality). He said, "O my people! Here are my daughters (or young women), they are purer for you. Fear Allah, and do not disgrace me through my guests. Is there not among you one right-minded man?"

Mahmoud Ghali

They said, "Indeed you already know (that) in no way do we have any truthful (claim) whatever to your daughters, and surely you know indeed what we would have. "

Marmaduke Pickthall

They said: Well thou knowest that we have no right to thy daughters, and well thou knowest what we want.

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "You know we have no need for your daughters, and know well what we want. "

Muhammad Asad

They answered: "Thou hast always known that we have no use whatever for thy daughters; and, verily, well dost thou know what we want!"

Mustafa Khattab

They argued, "You certainly know that we have no need for your daughters. You already know what we desire!"

Progressive Muslims

They said: "You know we have no interest in your daughters, and you are aware of what we want!"

Rashad Khalifa

They said, "You know well that we have no need for your daughters; you know exactly what we want."

Sahih International

They said, "You have already known that we have not concerning your daughters any claim, and indeed, you know what we want. "

Sam Gerrans

They said: “Thou knewest we have no right to thy daughters; and thou knowest what we desire.”

Shabbir Ahmed

They said, "You know, we have little interest in our wives whom you call your daughters. And, you know well what we want." (Our intention is to get our behavior into the realm of the Permissible).

Syed Vickar Ahamed

They said: "Surely, you know well that we do not need your daughters: Indeed, you know very well what we want!"

Taqi Usmani

They said, "You know that we have no claim on your daughters, and you know well what we want."

The Monotheist Group

They said: "You know we have no interest in your daughters, and you are aware of what we want!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 79. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 79. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 79. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩