Diyanet İşleri
Elçilerimiz Lut'a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve "Bu çok zor bir gün" dedi.
Hûd suresi
Hûd suresi, 77. ayet. وَلَمَّا جَآءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا سِىٓءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالَ هَٰذَا يَوْمٌ عَصِيبٌ
velemmâ câet rusülünâ lûṭan sîe bihim veḍâḳa bihim ẕer`av veḳâle hâẕâ yevmün `aṣîb.
Elçilerimiz Lut'a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve "Bu çok zor bir gün" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Lût Hûd 77–83 3
İbrahim'in korkusu gidip, kendisine müjde gelince Lut kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı.
Çünkü İbrahim çok içli ve Allah'a yönelen bir kimseydi.
Elçilerimiz, "Ey İbrahim bundan vazgeç! Çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir. Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir" dediler.
Elçilerimiz Lut'a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve "Bu çok zor bir gün" dedi.
Kavmi, (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Lut, dedi ki: "Ey Kavmim! İşte kızlarım. Onlar(la nikahlanmanız) sizin için daha temizdir. Allah'a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?"
Onlar, "İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun" dediler.
(Lut da:) "Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
77. “Elçilerimiz” yani İbrahim aleyhisselam’a uğrayan melekler, onun yanından ayrılıp “Lût’a gelince o, onlar sebebiyle” gelişleri sebebi ile “üzüldü” bu ona ağır geldi. “ve içi daraldı da: Bu, çok zor” zorlu ve tehlikeli “bir gün, dedi.” Çünkü Lût, kavminin onları rahat bırakmayacağını biliyordu. Zira melekler, son derece mükemmel ve güzel, tüysüz genç delikanlılar suretinde gelmişlerdi. İşte Lût’un kaygılanmasının sebebi bu idi. Nitekim korktuğu da başına geldi. Zira:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Melekler, Lût'a erkek şeklinde gelince onların bu şekilde gelişleri Lût -aleyhisselam-'ı üzdü. Kavminin erkekleri kadınları bırakarak erkeklere şehvetle yaklaşmaları sebebiyle erkek suretinde gelen (melekler) adına duyduğu korkudan dolayı içi daraldı ve kavminin, misafirlerine üstün geleceğini zannederek şöyle dedi: "Bu şiddetli/çetin bir gündür!"
Aynı kök: ذرع (5 geçiş) · Aynı kök: ضيق (13 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût
Elçilerimiz Lut'a geldiklerinde, Lut, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, "Korkma, üzülme. Biz, seni ve…
Aynı kök: ذرع (5 geçiş)
Uykuda oldukları halde, sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta…
Aynı kök: ذرع (5 geçiş)
"Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu."
Aynı kök: عصب (5 geçiş)
Kardeşleri dediler ki: "Biz güçlü bir topluluk olduğumuz halde, Yusuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevgilidir. Doğrusu babamız açık bir…
Aynı kök: عصب (5 geçiş)
Onlar da, "Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse (o takdirde) biz gerçekten hüsrana uğramış oluruz" dediler.
Aynı kök: عصب (5 geçiş)
O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan…
Aynı kök: ضيق (13 geçiş)
Allah, her kimi doğruya erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar. Kimi de saptırmak isterse, onun da göğsünü göğe çıkıyormuşçasına daraltır,…
Aynı kök: ضيق (13 geçiş)
Andolsun, Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat (bu çokluk) size…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Elçilerimiz Lut'a gelince, (Lut) onların yüzünden üzülmüş ve onlardan dolayı içi daralmıştı da "Bu, zor bir gündür." demişti.
Ve elçilerimiz Lut'a gelince, onları korumaya güç yetiremeyeceğini düşünerek derin bir endişeye kapıldı ve "Bugün belalı bir gün olacak!" dedi.
Ve elçilerimiz, Lut'a geldiğinde, kendilerini koruyacak gücü olmadığını görerek onlar hesabına derin bir kaygı duydu ve "Zor bir gün, bu!" diye belirtti, (kaygısını).
Rasullerimiz Lut'a geldikleri vakit, (onlar yüzünden) kendini kötü hissetti; (onları koruyamayacağı endişesiyle) içi daraldı ve: "Bu zor bir gündür" dedi.
Elçilerimiz Lut'a geldiği zaman, onlardan dolayı kaygılandı, göğsünü bir sıkıntı bastı ve: "Bu, zorlu bir gün" dedi.
Elçilerimiz Lût'a gelince, (Lût) onların yüzünden üzüldü ve onlardan dolayı içi daraldı da «Bu, çetin bir gündür» dedi.
Elçilerimiz, Lut'a geldiklerinde, Onlardan dolayı kaygılandı; göğsü daraldı ve şöyle dedi: "İşte bu, zorlu bir gündür!"
Elçilerimiz/melekler, Lut'a gelince, Lut onların yüzünden üzüldü ve onlardan dolayı içi daraldı da, "Bu, çetin bir gündür" dedi.
Elçilerimiz Lut'a gelince, onlara kötü davranıldı. Bu durum canını sıktı ve "Zor bir gün olacak" dedi.
Elçilerimiz Lut'a gelince, onlara kötü davranıldı. Bu durum (Lut'un) canını sıktı ve (kendi kendine), 'Bu, zor bir gün olacak,' dedi.
Elçilerimiz Lut'a geldiğinde onların yüzünden fenalaştı, eli ayağı dolaştı ve "Bu, çok çetin bir gündür!" dedi.
Vakta ki Resullerimiz Luta vardılar onların yüzünden fenalaştı, eli ayağı dolaştı, bu çok müşkil bir gün dedi
Elçilerimiz Lut'a vardıklarında, onlar yüzünden fenalaştı. Onlara karşı eli ayağı birbirine dolaştı. "Bu çok zorlu bir gün." dedi.
Elçilerimiz Lut'a vardıklarında, onlar yüzünden fenalaştı. Onlara karşı eli ayağı birbirine dolaştı. "Bu çok zorlu bir gün." dedi.
Elçilerimiz Lut'a vardıklarında, onların yüzünden fenalaştı. Onlara karşı eli ayağı birbirine dolaştı. "Bu çok zorlu bir gün." dedi.
Elçilerimiz Lut'a geldiği zaman, onlardan dolayı kaygılandı, göğsünü bir sıkıntı bastı ve: "Bu, zorlu bir gün" dedi.
Vaktaki elçilerimiz Luta geldi. O, bunlar yüzünden kaygıya düşdü, bunlar yüzünden göğsü daraldı ve: "Bu çetin bir gündür" dedi.
Elçilerimiz Lut'a gelince; onların gelmelerinden endişeye düştü, çok sıkıldı ve: İşte bu çok çetin bir gündür, dedi.
(69-83) Kesin olan şu ki, e lçilerimiz İbrahim’e müjdeyle geldi, selam dediler, o da selam dedi , hemencecik kızarmış bir buzağı getirdi, ellerinin ona uzanamadığını görünce onlardan hoşlanmadı ve bir korku hissetti , korkma dediler muhakkak ki biz Lut kavmine gönderildik. (Lut ve İbrahim zamandaş Resuller) Ayakta duran karısı, biz ona İshak’ı ve İshak’ın ardından da Yakub’u / İsrail’i m üjdelediğimizde güldü. (Oğlu ve torunu şimdiden isimleri ile Sare annemize bildirildi.) Vay bana ki, ben, yaşlı bir kadınım / acuzum ve kocamda yaşlı bir adam / şeyh bir adam, kesinlikle bu şaşırılacak / acayip bir şey dedi. Allah’ın işine mi şaşırıyorsunuz? Ev halkı, Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinizedir, Muhakkak ki O övülendir, şanlıdır dediler. İbrahim ise ürküntüsü gittiğinde ve müjde gel ince, bizimle Lut kavmi hakkında mücadele etti. Muhakkak ki İbrahim yumuşak tabiatlı, ah edip inleyen, gönülden yönelip bağlanan biriydi. Ey İbrahim sen bu işe arkanı dön / bu işle ilgilenme, m uhakkak ki O, Rabbi nin kesin bir emirdir, kesinlikle onlara geri çevrilmesi imkânsız / reddedilemeyecek bir azap gelecektir dediler. Elçilerimiz Lut'a geldiklerinde yüzü onlardan sebep sıkıldı, gönlü dara düştü ve bu, zor bir gündür dedi, (haberi duyan) kavmi aceleyle ona geldiler, bundan önce de kötülük yapıyorlardı, Ey Kavmim işte bunlar kızlarım onlar sizler için daha temizdir , Allah’tan sakının beni misafirlerimin yanında üzmeyin, içinizde yetişkin / reşit biri yok mu? dedi, dediler ki sen bilirsin ki bizim kızlarında bir hakkımız yok ve sen bizim dileğimizin / muradımızın ne olduğunu kesinlikle biliyorsun, keşke size karşı bir kuvvetim, yahut sığınabileceğim şiddetli bir dayanağım olsaydı dedi, e y Lut dediler , biz Rabbinin elçileriyiz, onlar asla sana ulaşamazlar / musallat olamazlar, gecenin bir kısmında yakın çevreni / ehlini al ve çıkıp git , karın hariç bir kişi dahi geride bırakma, Ona / karına isabet edecek olan kesinlikle isabet edecektir , Onlara vaat edilen ise sabah leyin olacaktır , sabahsa pek yakın değil mi dir? Emrimiz geldiği vakit onları alt üst ettik, Rabbinin katından işaretlenmiş / kodlanmış salkım salkım siccilden taşlar yağdırdık, işte onlar / işte taşlar, zalimlerden uzakta değiller.
Elçilerimiz Lût’a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve; “Bu çok zor bir gün” dedi.
Elçilerimiz Lut'a gelince onlar yüzünden kaygılandı. onlar için arşını daraldı (ne yapacağını şaşırdı): "Bu, çetin bir gündür!" dedi.
Elçilerimiz Lut'un yanına varınca Lut dipnot 1 , onlar için kaygılandı ve onlardan dolayı çaresiz hissetti. "Bu, zor bir gündür!" dedi.
Elçilerimiz Lut'un yanına varınca Lut'un canı sıkıldı ve iyice bunaldı. "Ne sıkıcı bir gün!" dedi.
Elçilerimiz, Lût’a gelince üzüldü. Onlardan dolayı içi daraldı da bu, şiddetli bir gündür, dedi.
Elçilerimiz, Lut'a gelince endişelendi. Onları korumaktan aciz olduğu için sıkıntı bastı ve "Zorlu bir gün." dedi.
Elçilerimiz Lut'a geldiğinde onlar için kaygılanmış, göğsü daralmış da şöyle demişti: "Bu, zorlu bir gün!"
When Our Messengers -disguised as youths- went to Lut, he felt grieved at heart -on account of his expectation- that his perverse people would act sinfully in such a circumstance and he just did not know what to do. Expressing his thoughts in words, he said: "This is indeed a distressful day."
And when Our messengers came to Lot, he was anxious for them, feeling powerless to protect them, and said, ‘This is a truly terrible day!’
When Our messengers came to Lut, he was grieved on their account and felt himself powerless (to protect) them. He said: "This is a distressful day."
And when Our messengers came to Lot, dipnot 1 he was perturbed by their coming and felt troubled on their account, and said: 'This is a distressing day. dipnot 2
When Our messengers came to Lut, he was distressed for them, and very concerned for them, and said, ‘This is a dreadful day. ’
And when Our messengers came to Lût (Lot), he was grieved on account of them and felt himself straitened for them (lest the town people should approach them to commit sodomy with them). He said: "This is a distressful day."
When Our messengers came to Lot, he was distressed on their account and in a predicament for their sake, and he said, ‘This is a terrible day!’
And when Our messengers came to Lot he was grieved on their account and felt helpless on their behalf (- of his people, for he had no means to protect them) and he said, `This is a distressful and hard day. '
And when Our messengers came to Lot, he was troubled on their account and distressed for them, and he said, 'This is a fierce day. '
When My Messengers [left Abraham and] reached to Lut, He felt very bad [about the way that they had been treated by his people] and was disappointed that he is powerless [and, therefore, cannot protect them. ] He said: "What a tough day today is."
And when our messengers came to Lot, he was grieved for them; but his arm was straitened for them, and he said, 'This is a troublesome day!'
When Our messengers came to Lot, he was grieved on their account and he felt discomfort for them and said, "This is a distressful day."
And when our messengers came unto Lot, he was troubled for them, and his arm was straitened concerning them, and he said, this is a grievous day.
(It was said, ) "O Abraham! Forsake this (pleading). Verily, the commandment of your Lord has gone forth, and verily, there comes to them a torment that cannot be repelled."
And as soon as Our Messengers came to Lût, he was vexed on their account, and he was straitened for them (i. e., He felt unable to protect them) and said, "This is a most critical day."
And when Our messengers came unto Lot, he was distressed and knew not how to protect them. He said: This is a distressful day.
So when Our angels came to Lot, he grieved for them, and felt powerless to help them, and said: "This is a day of sorrow.
AND WHEN Our messengers came unto Lot, he was sorely grieved on their account, seeing that it was beyond his power to shield them; and he exclaimed: "This is a woeful day!"
When Our messenger-angels came to Lot, he was distressed and worried by their arrival.[1] He said, "This is a terrible day."
And when Our messengers came to Lot, he was grieved on their account and he felt discomfort for them and said: "This is a distressful day. "
When our messengers went to Lot, they were mistreated, and he was embarrassed by their presence. He said, "This is a difficult day."
And when Our messengers, [the angels], came to Lot, he was anguished for them and felt for them great discomfort and said, "This is a trying day. "
And when Our messengers came to Lot, he was distressed for them and straitened with unease for them; and he said: “This is a trying day.”
When Our Messengers came to Lot he was distressed, and knew not how to save his people. He exclaimed, "This is a difficult day!"
And when Our messengers came to Lut (Lot), he was saddened for them (his people) and felt himself helpless (to protect) them. He said: "This is a distressful day."
When Our emissaries (angels) came to LūT, he was saddened because of them, and his heart felt uneasy for their sake, and He said, "This is a very hard day."
And when Our messengers came to Lot, he was grieved by them and he felt discomfort for them and he said: "This is a distressful day."