Peygamber kıssası
Hz. Lût
İbrâhim'in yakını; ahlâksızlığa saplanmış bir şehre gönderilir. Uyarıları reddedilir, melek misafirlerine saldırılmak istenir; Lût ve ailesi gece şehirden çıkarılır, eşi geride kalır ve şehir alt üst edilip taş yağmuruna tutulur.
- 7 parça
- 69 ayet
- M.Ö. 2000 civarı (yaklaşık)
- 1 konum
Kıssanın geçtiği yerler
Sırayla; her konumun güven derecesi yazılı- 1 Lût Kavminin Yurdu — Sodom muhtemel Lût Gölü (Ölü Deniz) havzası Helâk edilen şehir; 'yolun üstünde' (15:76).
Konum güven dereceleri ve kaynak notları harita sayfasında.
Anlatı
Ayetler kıssanın akışına göre sıralandı · meal: Diyanet İşleri-
- A'râf suresi, 80. ayet — tek başına aç
A'râf suresi, 80. ayet. وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَتَأْتُونَ ٱلْفَٰحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنْ أَحَدٍ مِّنَ ٱلْعَٰلَمِينَ
Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"
- A'râf suresi, 81. ayet — tek başına aç
A'râf suresi, 81. ayet. إِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ ٱلرِّجَالَ شَهْوَةً مِّن دُونِ ٱلنِّسَآءِ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ مُّسْرِفُونَ
"Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."
- A'râf suresi, 82. ayet — tek başına aç
A'râf suresi, 82. ayet. وَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ أَخْرِجُوهُم مِّن قَرْيَتِكُمْ إِنَّهُمْ أُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ
Kavminin cevabı ise sadece, "Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!.." demek oldu.
- A'râf suresi, 83. ayet — tek başına aç
A'râf suresi, 83. ayet. فَأَنجَيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ كَانَتْ مِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ
Bunun üzerine biz de onu ve karısı dışında aile fertlerini kurtardık. Karısı ise azab içinde kalanlardan oldu.
- A'râf suresi, 84. ayet — tek başına aç
A'râf suresi, 84. ayet. وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُجْرِمِينَ
Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık." Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.
- A'râf suresi, 80. ayet — tek başına aç
-
- Hûd suresi, 77. ayet — tek başına aç
Hûd suresi, 77. ayet. وَلَمَّا جَآءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا سِىٓءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالَ هَٰذَا يَوْمٌ عَصِيبٌ
Elçilerimiz Lut'a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve "Bu çok zor bir gün" dedi.
- Hûd suresi, 78. ayet — tek başına aç
Hûd suresi, 78. ayet. وَجَآءَهُۥ قَوْمُهُۥ يُهْرَعُونَ إِلَيْهِ وَمِن قَبْلُ كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ قَالَ يَٰقَوْمِ هَٰٓؤُلَآءِ بَنَاتِى هُنَّ أَطْهَرُ لَكُمْ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ فِى ضَيْفِىٓ أَلَيْسَ مِنكُمْ رَجُلٌ رَّشِيدٌ
Kavmi, (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Lut, dedi ki: "Ey Kavmim! İşte kızlarım. Onlar(la nikahlanmanız) sizin için daha temizdir. Allah'a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?"
- Hûd suresi, 79. ayet — tek başına aç
Hûd suresi, 79. ayet. قَالُوا۟ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا لَنَا فِى بَنَاتِكَ مِنْ حَقٍّ وَإِنَّكَ لَتَعْلَمُ مَا نُرِيدُ
Onlar, "İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun" dediler.
- Hûd suresi, 80. ayet — tek başına aç
Hûd suresi, 80. ayet. قَالَ لَوْ أَنَّ لِى بِكُمْ قُوَّةً أَوْ ءَاوِىٓ إِلَىٰ رُكْنٍ شَدِيدٍ
(Lut da:) "Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim" dedi.
- Hûd suresi, 81. ayet — tek başına aç
Hûd suresi, 81. ayet. قَالُوا۟ يَٰلُوطُ إِنَّا رُسُلُ رَبِّكَ لَن يَصِلُوٓا۟ إِلَيْكَ فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ ٱلَّيْلِ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ إِلَّا ٱمْرَأَتَكَ إِنَّهُۥ مُصِيبُهَا مَآ أَصَابَهُمْ إِنَّ مَوْعِدَهُمُ ٱلصُّبْحُ أَلَيْسَ ٱلصُّبْحُ بِقَرِيبٍ
Konukları şöyle dedi: "Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna. (Onu bırak.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap, onun başına da gelecektir. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. Sabah yakın değil midir?!"
- Hûd suresi, 82. ayet — tek başına aç
Hûd suresi, 82. ayet. فَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا جَعَلْنَا عَٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهَا حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ مَّنضُودٍ
(82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.
- Hûd suresi, 83. ayet — tek başına aç
Hûd suresi, 83. ayet. مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ وَمَا هِىَ مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ بِبَعِيدٍ
(82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.
- Hûd suresi, 77. ayet — tek başına aç
-
- Hicr suresi, 57. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 57. ayet. قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ
İbrahim, "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi.
- Hicr suresi, 58. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 58. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ
Şöyle dediler: "Şüphesiz biz suçlu bir millete gönderildik.
- Hicr suresi, 59. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 59. ayet. إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ أَجْمَعِينَ
(59-60) Lut'un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lut'un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.
- Hicr suresi, 60. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 60. ayet. إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ قَدَّرْنَآ إِنَّهَا لَمِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ
(59-60) Lut'un ailesi başka (Onlar suçlu değillerdir). Lut'un karısı dışında onların hepsini kurtaracağız. Biz, onun geride kalanlardan olmasını takdir ettik.
- Hicr suresi, 61. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 61. ayet. فَلَمَّا جَآءَ ءَالَ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلُونَ
(61-62) Elçiler (melekler) Lut'un ailesine gelince, Lut onlara, "Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.
- Hicr suresi, 62. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 62. ayet. قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ
(61-62) Elçiler (melekler) Lut'un ailesine gelince, Lut onlara, "Gerçekten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.
- Hicr suresi, 63. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 63. ayet. قَالُوا۟ بَلْ جِئْنَٰكَ بِمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَمْتَرُونَ
Dediler ki: "Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik."
- Hicr suresi, 64. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 64. ayet. وَأَتَيْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ
"Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz."
- Hicr suresi, 65. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 65. ayet. فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ ٱلَّيْلِ وَٱتَّبِعْ أَدْبَٰرَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ وَٱمْضُوا۟ حَيْثُ تُؤْمَرُونَ
"Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Hiçbiriniz arkaya bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) geçin gidin."
- Hicr suresi, 66. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 66. ayet. وَقَضَيْنَآ إِلَيْهِ ذَٰلِكَ ٱلْأَمْرَ أَنَّ دَابِرَ هَٰٓؤُلَآءِ مَقْطُوعٌ مُّصْبِحِينَ
Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: "Sabaha çıkarken onların sonu kesilmiş olacak."
- Hicr suresi, 67. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 67. ayet. وَجَآءَ أَهْلُ ٱلْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ
Şehir halkı sevinerek geldiler.
- Hicr suresi, 68. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 68. ayet. قَالَ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ ضَيْفِى فَلَا تَفْضَحُونِ
Lut, dedi ki: "Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin."
- Hicr suresi, 69. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 69. ayet. وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ
"Allah'a karşı gelmekten sakının, beni utandırmayın" dedi.
- Hicr suresi, 70. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 70. ayet. قَالُوٓا۟ أَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ ٱلْعَٰلَمِينَ
Onlar, "Biz seni insanlarla ilgilenmekten men etmemiş miydik" dediler.
- Hicr suresi, 71. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 71. ayet. قَالَ هَٰٓؤُلَآءِ بَنَاتِىٓ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ
Lut: "İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)" dedi.
- Hicr suresi, 72. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 72. ayet. لَعَمْرُكَ إِنَّهُمْ لَفِى سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ
(Melekler, Lut'a:) "Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)" dediler.
- Hicr suresi, 73. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 73. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ
Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.
- Hicr suresi, 74. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 74. ayet. فَجَعَلْنَا عَٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ
Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
- Hicr suresi, 75. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 75. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّلْمُتَوَسِّمِينَ
Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.
- Hicr suresi, 76. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 76. ayet. وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلٍ مُّقِيمٍ
O şehrin kalıntıları hala mevcut olan bir yol üstünde duruyor.
- Hicr suresi, 77. ayet — tek başına aç
Hicr suresi, 77. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّلْمُؤْمِنِينَ
Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır.
- Hicr suresi, 57. ayet — tek başına aç
-
- Şuarâ suresi, 160. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 160. ayet. كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلِينَ
Lut'un kavmi de peygamberleri yalanladı.
- Şuarâ suresi, 161. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 161. ayet. إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ
Hani kardeşleri Lut, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
- Şuarâ suresi, 162. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 162. ayet. إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ
"Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
- Şuarâ suresi, 163. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 163. ayet. فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
"Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."
- Şuarâ suresi, 164. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 164. ayet. وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
"Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."
- Şuarâ suresi, 165. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 165. ayet. أَتَأْتُونَ ٱلذُّكْرَانَ مِنَ ٱلْعَٰلَمِينَ
(165-166) "Rabbinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz."
- Şuarâ suresi, 166. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 166. ayet. وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُم مِّنْ أَزْوَٰجِكُم بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ
(165-166) "Rabbinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz."
- Şuarâ suresi, 167. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 167. ayet. قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَٰلُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُخْرَجِينَ
Dediler ki: "Ey Lut! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!"
- Şuarâ suresi, 168. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 168. ayet. قَالَ إِنِّى لِعَمَلِكُم مِّنَ ٱلْقَالِينَ
Lut, şöyle dedi: "Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu çirkin işe kızanlardanım."
- Şuarâ suresi, 169. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 169. ayet. رَبِّ نَجِّنِى وَأَهْلِى مِمَّا يَعْمَلُونَ
"Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar."
- Şuarâ suresi, 170. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 170. ayet. فَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ
(170-171) Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık.
- Şuarâ suresi, 171. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 171. ayet. إِلَّا عَجُوزًا فِى ٱلْغَٰبِرِينَ
(170-171) Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık.
- Şuarâ suresi, 172. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 172. ayet. ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْـَٔاخَرِينَ
Sonra diğerlerini helak ettik.
- Şuarâ suresi, 173. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 173. ayet. وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَسَآءَ مَطَرُ ٱلْمُنذَرِينَ
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!
- Şuarâ suresi, 174. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 174. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ
Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.
- Şuarâ suresi, 175. ayet — tek başına aç
Şuarâ suresi, 175. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
- Şuarâ suresi, 160. ayet — tek başına aç
-
- Neml suresi, 54. ayet — tek başına aç
Neml suresi, 54. ayet. وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَتَأْتُونَ ٱلْفَٰحِشَةَ وَأَنتُمْ تُبْصِرُونَ
Lut'u da (Peygamber olarak gönderdik.) Hani o, kavmine şöyle demişti: "Göz göre göre, o çirkin işi mi yapıyorsunuz?"
- Neml suresi, 55. ayet — tek başına aç
Neml suresi, 55. ayet. أَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ ٱلرِّجَالَ شَهْوَةً مِّن دُونِ ٱلنِّسَآءِ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ تَجْهَلُونَ
"Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz."
- Neml suresi, 56. ayet — tek başına aç
Neml suresi, 56. ayet. فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ أَخْرِجُوٓا۟ ءَالَ لُوطٍ مِّن قَرْيَتِكُمْ إِنَّهُمْ أُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ
Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: "Lut'un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)"
- Neml suresi, 57. ayet — tek başına aç
Neml suresi, 57. ayet. فَأَنجَيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ قَدَّرْنَٰهَا مِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ
Biz de onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısı başka. Onun geride kalıp helak olmasını takdir ettik.
- Neml suresi, 58. ayet — tek başına aç
Neml suresi, 58. ayet. وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا فَسَآءَ مَطَرُ ٱلْمُنذَرِينَ
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü!
- Neml suresi, 54. ayet — tek başına aç
-
- Ankebût suresi, 28. ayet — tek başına aç
Ankebût suresi, 28. ayet. وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ إِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ ٱلْفَٰحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنْ أَحَدٍ مِّنَ ٱلْعَٰلَمِينَ
Lut'u da peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: "Gerçekten siz, sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayasızlığı işliyorsunuz."
- Ankebût suresi, 29. ayet — tek başına aç
Ankebût suresi, 29. ayet. أَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ ٱلرِّجَالَ وَتَقْطَعُونَ ٱلسَّبِيلَ وَتَأْتُونَ فِى نَادِيكُمُ ٱلْمُنكَرَ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ ٱئْتِنَا بِعَذَابِ ٱللَّهِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ
"Siz hala erkeklere yanaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?" Kavminin cevabı, "Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi Allah'ın azabını getir bize" demeden ibaret oldu.
- Ankebût suresi, 30. ayet — tek başına aç
Ankebût suresi, 30. ayet. قَالَ رَبِّ ٱنصُرْنِى عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْمُفْسِدِينَ
(Lut) "Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et" dedi.
- Ankebût suresi, 31. ayet — tek başına aç
Ankebût suresi, 31. ayet. وَلَمَّا جَآءَتْ رُسُلُنَآ إِبْرَٰهِيمَ بِٱلْبُشْرَىٰ قَالُوٓا۟ إِنَّا مُهْلِكُوٓا۟ أَهْلِ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةِ إِنَّ أَهْلَهَا كَانُوا۟ ظَٰلِمِينَ
Elçilerimiz (melekler) İbrahim'e müjdeyi getirdiklerinde, "Biz, bu memleket halkını helak edeceğiz, çünkü oranın ahalisi zalim kimselerdir" dediler.
- Ankebût suresi, 32. ayet — tek başına aç
Ankebût suresi, 32. ayet. قَالَ إِنَّ فِيهَا لُوطًا قَالُوا۟ نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَن فِيهَا لَنُنَجِّيَنَّهُۥ وَأَهْلَهُۥٓ إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ كَانَتْ مِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ
İbrahim, "Ama orada Lut var" dedi. Onlar, "Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. Biz, onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Ancak karısı başka. O, geri kalıp helak edilenlerden olacaktır."
- Ankebût suresi, 33. ayet — tek başına aç
Ankebût suresi, 33. ayet. وَلَمَّآ أَن جَآءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا سِىٓءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالُوا۟ لَا تَخَفْ وَلَا تَحْزَنْ إِنَّا مُنَجُّوكَ وَأَهْلَكَ إِلَّا ٱمْرَأَتَكَ كَانَتْ مِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ
Elçilerimiz Lut'a geldiklerinde, Lut, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, "Korkma, üzülme. Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın başka. O, geride kalıp helak edilenlerden olacaktır."
- Ankebût suresi, 34. ayet — tek başına aç
Ankebût suresi, 34. ayet. إِنَّا مُنزِلُونَ عَلَىٰٓ أَهْلِ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةِ رِجْزًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ
Şüphesiz biz, bu memleket halkı üzerine, fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz.
- Ankebût suresi, 35. ayet — tek başına aç
Ankebût suresi, 35. ayet. وَلَقَد تَّرَكْنَا مِنْهَآ ءَايَةًۢ بَيِّنَةً لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.
- Ankebût suresi, 28. ayet — tek başına aç
-
- Kamer suresi, 33. ayet — tek başına aç
Kamer suresi, 33. ayet. كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۭ بِٱلنُّذُرِ
Lut kavmi de uyarıcıları yalanladı.
- Kamer suresi, 34. ayet — tek başına aç
Kamer suresi, 34. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ نَّجَّيْنَٰهُم بِسَحَرٍ
(34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.
- Kamer suresi, 35. ayet — tek başına aç
Kamer suresi, 35. ayet. نِّعْمَةً مِّنْ عِندِنَا كَذَٰلِكَ نَجْزِى مَن شَكَرَ
(34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.
- Kamer suresi, 36. ayet — tek başına aç
Kamer suresi, 36. ayet. وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا۟ بِٱلنُّذُرِ
Andolsun, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.
- Kamer suresi, 37. ayet — tek başına aç
Kamer suresi, 37. ayet. وَلَقَدْ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِۦ فَطَمَسْنَآ أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ
Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.
- Kamer suresi, 38. ayet — tek başına aç
Kamer suresi, 38. ayet. وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌ مُّسْتَقِرٌّ
Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.
- Kamer suresi, 39. ayet — tek başına aç
Kamer suresi, 39. ayet. فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ
"Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.
- Kamer suresi, 33. ayet — tek başına aç
Dersler
Her madde bir kaynağa dayanır; platform yorumu eklenmez-
Lût kıssası, toplumsal ahlâk çöküşünün uyarıya rağmen sürdürülmesinin sonucu olarak ele alınır.
TDV İslâm Ansiklopedisi LÛT maddesi — islamansiklopedisi.org.tr/lut