Diyanet İşleri
Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.
İbrâhîm suresi
İbrâhîm suresi, 42. ayet. وَلَا تَحْسَبَنَّ ٱللَّهَ غَٰفِلًا عَمَّا يَعْمَلُ ٱلظَّٰلِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ ٱلْأَبْصَٰرُ
velâ taḥsebenne-llâhe gâfilen `ammâ ya`melu-żżâlimûne. innemâ yü'eḫḫiruhüm liyevmin teşḫaṣu fîhi-l'ebṣâr.
Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Zalimlerin âkıbeti ve yerin başka yere dönüşmesi İbrâhîm 42–52 3
"Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail'i ve İshak'ı veren Allah'a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir."
"Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle."
"Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana babamı ve inananları bağışla."
Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.
O gün başlarını dikerek (çağırıldıkları yere doğru) koşarlar. Gözleri kendilerine bile dönmez, kalpleri de bomboştur.
(Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, "Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim" diyecekler. Onlara şöyle denilecek: "Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?"
"Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız ise size belli olmuştu. Size misaller de vermiştik."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
42. Bu, zalimlere ağır bir tehdit, mazlumlara da bir tesellidir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Sakın Allah’ı zalimlerin işlediklerinden habersiz sanma!” Onlara bol bol rızıklar ihsan edip güven ve huzur içerisinde ülkelerde istedikleri gibi dolaşmalarına fırsat tanıması dolayısı ile böyle bir zanna kapılma! Çünkü bu, onların durumlarının iyi olduğunun delili değildir. Zira Yüce Allah, zalime günahı artsın diye mühlet tanır. Ama onu yakaladı mı da bir daha bırakmaz. “Rabbin zulüm yapan ülkeleri yakaladığında işte böyle yakalar. Şüphesiz O’nun yakalayışı pek elemli, pek şiddetlidir.” (Hud, 11/102) Buradaki zulüm, hem kulun, Rabbi ile kendisi arasındaki zulümlerini, hem de Allah’ın kullarına yaptığı zulümleri kapsar. “O, onları ancak gözlerin (dehşetten) yerinden fırlayacağı bir güne erteliyor.” Yani gördükleri son derece dehşet verici ve huzursuz kılan olaylardan dolayı gözlerini bile kırpmayacaklardır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- Yüce Allah'ın zalimlere azabını geciktirmesini asla onların yalanlamaları, Allah'ın yolundan alıkoymaları ve diğer yaptıkları şeylerden habersiz olduğu için sanma. Bilakis O, bunu hakkıyla bilmektedir. Bunlardan hiçbirisi O'na gizli kalmaz. Ancak onların azabını kıyamet gününe erteliyor. O gün öyle bir gündür ki, gördüğü dehşet verici şeyden korktuğu için gözler yerinden fırlar.
Aynı kök: شخص (2 geçiş) · Aynı kök: غفل (35 geçiş)
Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkar edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. "Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik.…
Aynı kök: غفل (35 geçiş) · Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap
İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Halbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler.
Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap
İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. Allah, hesabı pek çabuk görendir.
Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap
Ona "Allah'tan kork" denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!
Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap
İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların…
Aynı kök: غفل (35 geçiş)
Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…
Aynı kök: غفل (35 geçiş)
Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…
Ortak kavram: Hesap
Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sakın zalimlerin yaptıklarından Allah'ı habersiz sanma! Şüphesiz ki (Allah) onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.
Sen, zalimlerin yaptıklarından Allah'ı habersiz sanmayasın. Ne var ki O onları, sadece gözlerin yuvalarından fırlayıp bir noktada donakaldığı bir güne ertelemektedir.
Sakın, Allah'ı zalimlerin edip eylediği şeylerden habersiz sanma; O sadece, onlara, gözlerin dehşetle bakakalacağı Gün'e kadar zaman tanımaktadır.
Zalimlerin yapmakta olduklarından Allah'ı gafil sanma! Onları ancak, gözlerin yuvalarından dışarı fırlayacakları bir süreç için erteliyor.
(Ey Muhammed,) Allah'ı sakın zulmedenlerin yapmakta olduklarından habersiz sanma, onları yalnızca gözlerin dehşetle belireceği bir güne ertelemektedir.
(Rasûlüm!) Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.
Allah'ı, haksızlık yapanların yaptıklarından habersiz sanma. Ancak, gözlerin ürküntüyle donup kalacağı bir güne onları erteliyor.
Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Sadece Allah onları, korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.
Zalimlerin yapmakta olduklarından ALLAH'ı habersiz sanma. Onları sadece, gözlerin dehşetten donup kalacağı güne kadar ertelemektedir.
Zalimlerin yapmakta olduklarından ALLAH'ı habersiz sanma. Onları sadece, gözlerin dehşetten donup kalacağı güne kadar ertelemektedir.
Bunları an ve sakın Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! O, onları sadece öyle bir güne erteliyor ki, o gün gözler belerir.
Bunları an ve sakın Allahı zalimlerin yaptıklarından gafil sanma, onları o, ancak öyle bir güne te'hır eder ki o gün gözler belerir
Sakın zalimlerin yaptıkları şeylerden Allah'ı gafil sanma. O hesaplaşmayı gözlerin dehşetten donup kalacağı güne erteliyor.
Sakın zalimlerin yaptıkları şeylerden Allah'ı gafil sanma. O hesaplaşmayı gözlerin dehşetten donup kalacağı güne erteliyor.
Sakın zalimlerin yaptıkları şeylerden Allah'ı habersiz sanma. Ancak onları gözlerin bakakalacağı bir güne erteliyor.
(Ey Muhammed,) Tanrı'yı sakın zulmedenlerin yapmakta olduklarından habersiz sanma; onları yalnızca gözlerin dehşetle belireceği bir güne ertelemektedir.
O zaalimlerin yapacaklarından Allahı gaafil zannetme sakın. O bunları ancak öyle bir gün için geçikdiriyor ki o (gün) gözler (şaşkınlıkla) belerib kalacakdır.
Zalimlerin yaptıklarından Allah'ı gafil sanma. Onları sadece gözlerin dehşetle belireceği bir güne kadar tehir etmektedir.
(42-52) Allah’ın dikkatinden zalimlerin faaliyetleri kaçar / gaflete düşer diye hesap etme, Muhakkak ki onları bakışların dehşetle bakakalacağı güne öteliyor / tehir ediyor , kafaları kalkık koşarlar, gö z uçlarıyla dahi kendilerine bakamazlar, gönülleri ise boşluktur / havadır. Onlara verilecek azap gününe karşı , insanları uyar, zalimler diyorlar ki Rabbimiz bizi yakın bir zaman kadar ötelesen / tehir etsen de davetine icabet etsek, Resulüne uysak, önceden siz, size bir ölüm olmayacağına dair yemin etmemiş miydiniz? Meskenlerinize, yani kendilerine zulüm edenlerin meskenine yerleştiniz , onlara nasıl davrandığımız size de ayan beyan oldu , size bunun misallerini de / örneklerini de verdik , onlar tuzaklarını kurdular / planladılar velev ki onların tuzakları dağlar kadar dahi olsa Allah’ın da onlara planladığı bir tuzağı var. Allah’ı Resullerine verdiği sözün karşıtı olur / muhalifi olur diye hesap etme / öyle değerlendirme, Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, intikam alma gibi bir özelliği vardır. Arzı, bir başka arzla değiştirdiğimiz ve gökleri, başka göklerle değiştirdiğimiz günde Allah’ın tek ve ezici olanın / kahhar olanın huzuruna çıkacaklar , suçluları o gün zincirli kelepçelerle / prangalarla birbirlerine bağlanmış halde görürsün , elbiseleri katrandandır. / ziftle kaplı elbiseleri vardır , yüzlerini de ateş kapla r, bu, Allah’ın her nefsi / her kişiyi kazandığı ile cezalandır ması içindir, Allah çok çabuk / çok seri / çok hızlı hesap görür , işte bu, insanlar için bir bilgilendirmedir / tebliğdir, onunla / kıyamet günüyle uyarılmaları , Allah’ın tek ilah olduğunu bilmeleri ve akıl ulularının hatırlayıp anmaları için bir bilgilendirmedir / bir tebliğdir.
Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle yerinden fırlayacağı bir güne erteliyor.
Zalimlerin yaptığından Allah'ı gafil sanma, O, sadece onları, gözlerin dehşetten donup kalacağı bir güne ertelemektedir.
Sakın Allah'ı, yanlışa dalan o kimselerin yaptıklarından habersiz sanma! O sadece, onları gözlerin yuvalarından fırlayacağı bir güne kadar ertelemektedir dipnot 1 .
Sakın Allah'ı, yanlışlar içinde olanların yaptıklarından habersiz sanma. Onları sadece gözlerin dona kalacağı güne kadar erteliyor.
Sakın Allah’ı, zalimlerin yaptıklarından habersiz zannetme; sadece gözlerin (dehşetten) dışarı fırlayacağı bir güne kadar onları ertelemektedir.
Sakın Allah'ı, zalimlerin yaptıklarından habersiz zannetme; sadece gözlerin dehşetten dışarı fırlayacağı bir güne kadar onları ertelemektedir.
Sakın, Allah'ı, zalimlerin yapmakta olduğundan habersiz sanma. O, onları, gözlerin korkudan donup kalacağı bir güne erteliyor, hepsi bu...
Do not think O Muhammad that Allah is oblivious of the doings of the wrongful of actions. He only postpones their condemnation to punishment to a Day when they stand gazing fixedly with the eyes wide open in horror,
Do not think [Prophet] that God is unaware of what the disbelievers do: He only gives them respite until a Day when their eyes will stare in terror.
Think not that Allah doth not heed the deeds of those who do wrong. He but giveth them respite against a Day when the eyes will fixedly stare in horror,-
Do not think Allah is heedless of the evil deeds in which the evil-doers are engaged. He is merely granting them respite until a Day when their eyes shall continue to stare in horror,
Do not consider Allah to be unaware of what the wrongdoers perpetrate. He is merely deferring them to a Day on which their sight will be transfixed,
Consider not that Allâh is unaware of that which the Zâlimûn (polytheists, wrong-doers) do, but He gives them respite up to a Day when the eyes will stare in horror.
Do not suppose that Allah is oblivious to what the wrongdoers are doing. He is only granting them respite until the day when the eyes will be glazed.
And (O reader!) do not think that Allâh is unaware of all that these wrongdoers do. He only defers their punishment to the day when the eyes (of the people) will fixedly stare (in horror).
Deem not that God is heedless of what the evildoers work; He is only deferring them to a day when eyes shall stare,
Do not ever think that God is unaware of what the disbelievers do. He only leaves them alone for a while until the Day that the eyes will become wide open out of terror.
So think not God careless of what the unjust do; He only respites them until the day on which all eyes shall stare!
Do not think that God is unaware of what the wicked do. He is merely delaying them to a day when all eyes are watching.
Think not, O prophet, that God is regardless of what the ungodly do. He only deferreth their punishment unto the day whereon mens eyes shall be fixed:
So think not Allah careless of what the unjust do; He only respites them until the day on which all eyes shall stare in horror!
And definitely do not reckon that Allah is heedless of what the unjust (ones) are doing; surely He only defers them to a Day (when) be holdings will glaze over.
Deem not that Allah is unaware of what the wicked do. He but giveth them a respite till a day when eyes will stare (in terror),
Think not God is oblivious of the deeds of the wicked. He has only allowed them respite till the Day on which all eyes would stare aghast,
AND DO NOT think that God is unaware of what the evildoers are doing: He but grants them respite until the Day when their eyes will stare in horror,
Do not think ˹O Prophet˺ that Allah is unaware of what the wrongdoers do. He only delays them until a Day when ˹their˺ eyes will stare in horror—
And do not think that God is unaware of what the wicked do. He is merely delaying them to a Day when all eyes are watching.
Do not ever think that GOD is unaware of what the transgressors are doing. He only respites them until a day where the eyes stare in horror.
And never think that Allah is unaware of what the wrongdoers do. He only delays them for a Day when eyes will stare [in horror].
And think thou not that God is unmindful of what the wrongdoers do; He only delays them to a day wherein the eyes will stare,
Deem not that Allah is unaware of what the wrongdoers are doing. He but gives them respite. They will stare in horror on the Day when all their deeds will reach their logical conclusion.
Do not think that Allah does not care for the actions of the wrongdoers. But He (Allah) only gives them (a short time of) relief against a Day when the eyes will constantly stare in fear (of the punishment)—
Never think that Allah is unaware of what the wrongdoers are doing. He is but giving them respite up to a day when the eyes shall remain upraised (in terror).
Anddo not think that God is unaware of what the wicked do. He is merely delaying them to a Day when all eyes are watching.