Diyanet İşleri
O gün başlarını dikerek (çağırıldıkları yere doğru) koşarlar. Gözleri kendilerine bile dönmez, kalpleri de bomboştur.
İbrâhîm suresi
İbrâhîm suresi, 43. ayet. مُهْطِعِينَ مُقْنِعِى رُءُوسِهِمْ لَا يَرْتَدُّ إِلَيْهِمْ طَرْفُهُمْ وَأَفْـِٔدَتُهُمْ هَوَآءٌ
mühti`îne muḳni`î ruûsihim lâ yerteddü ileyhim ṭarfühüm. veef'idetühüm hevâ'.
O gün başlarını dikerek (çağırıldıkları yere doğru) koşarlar. Gözleri kendilerine bile dönmez, kalpleri de bomboştur.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Zalimlerin âkıbeti ve yerin başka yere dönüşmesi İbrâhîm 42–52 3
"Rabbim! Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat. Rabbimiz! Duamı kabul eyle."
"Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana babamı ve inananları bağışla."
Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.
O gün başlarını dikerek (çağırıldıkları yere doğru) koşarlar. Gözleri kendilerine bile dönmez, kalpleri de bomboştur.
(Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, "Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim" diyecekler. Onlara şöyle denilecek: "Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?"
"Kendilerine zulmedenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara ne yaptığımız ise size belli olmuştu. Size misaller de vermiştik."
Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah, onu bilir).
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
43. “(O gün) başlarını dikerek koşarlar” elleri çenelerinin altında zincire vurulmuş, bundan dolayı da başları yukarı kalkmış olarak, hesap vermek için Allah’ın huzuruna -davetçinin çağırdığı vakit onun çağrısını kabul ederek- hızlıca koşacaklardır. Onların hiçbirisi bundan imtina edemeyecek. Kaçacak ve sığınacak bir yer de bulamayacak. “gözleri (donup kaldığından) bir şey görmez ve kalpleri de bomboştur.” Yürekleri dehşetten yerinden oynar, korkudan ağızlarına gelir. Her türlü gam, keder, üzüntü, huzursuzluk ve tedirginlikle dolup taşar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İnsanlar kabirlerinden kalktığında (kendilerini) çağırana doğru koşarlar. Başlarını kaldırarak endişeli bir şekilde gökyüzüne bakarlar. Kendilerine bile dönüp bakamazlar. Bilakis gördükleri dehşet verici şeyden dolayı gözleri yerinden fırlamış bir şekilde bakakalırlar. Kalpleri ise idrak etmekten uzak, gördükleri dehşet verici şeyi anlayamayacak durumdadır.
Aynı kök: قنع (2 geçiş)
Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah'ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış…
Aynı kök: هطع (3 geçiş)
Davetçiye doğru koşarlarken kafirler, "Bu zor bir gün" derler.
Aynı kök: هطع (3 geçiş)
(36-37) Şimdi, inkar edenlere ne oluyor ki, boyunlarını uzatarak (alay etmek için) sağdan soldan gruplar halinde sana doğru koşuyorlar?
Aynı kök: طرف (11 geçiş) · Aynı kök: ردد (59 geçiş)
Kitaptan bilgisi olan biri, "Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm" dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi:…
Aynı kök: فاد (16 geçiş) · Aynı kök: هوي (38 geçiş)
"Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kabe'nin) yanında ekin bitmez bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru…
Aynı kök: هوي (38 geçiş) · Aynı kök: ردد (59 geçiş)
De ki: "Allah'ı bırakıp da bize faydası olmayan, zararı da dokunmayan şeylere mi tapalım? Allah, bizi hidayete kavuşturduktan sonra gerisingeri…
Aynı kök: طرف (11 geçiş)
Bir de Allah bunu, inkar edenlerden bir kısmını helak etsin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler diye yaptı.
Aynı kök: طرف (11 geçiş)
(Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kalpleri bomboş olarak bakışlarını kontrol edemez şekilde, başları yukarı dikilmiş bir durumda (davetçiye doğru) seğirtip koşarlar. dipnot 1
(O gün) onlar arkaya kaykılmış başları, yuvalarına bir türlü dönmeyen fırlamış bakışları ve tamtakır yürekleriyle panik içinde seğirtip dururlar.
O Gün onlar, başları (bir medet ararcasına) yukarı kalkık, bakışları kendi hallerini göremeyecek kadar çarpılmış, ve kalpleri bomboş, oradan oraya koşuşup dururlar.
(İşte o gün onlar) zillet içinde bakarak, başlarını dikerek (yardım arayışında) koşuşur haldedirler. . . Kendilerini göremez bir haldedirler! Ne düşüneceklerini bilemezler!
Başlarını dikerek koşarlar, gözleri kendilerine dönüp çevrilmez. Kalbleri (sanki) bomboştur.
Zihinleri bomboş olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göğe dikilmiş bir vaziyette koşarlar.
Başları yukarı kalkmış, bakışları kendilerini bile göremeyecek denli çarpılmış ve yürekleri bomboş olarak koşacaklardır.
O gün başlarını dikerek koşarlar; bakışları kendilerine dönmez. Yüreklerinin içi de bomboştur.
Başları boyunları üstüne kaskatı dikilmiş, göz kapakları kıpırdamaksızın korkudan dolayı zihinleri bomboş bir halde koşuşurlar.
Başları boyunları üstüne kaskatı dikilmiş, göz kapakları kıpırdamaksızın korkudan dolayı zihinleri bomboş bir halde koşuşurlar.
Başlarını dikerek koşarlar, bakışları kendilerine dönmez ve yüreklerinin içi bomboş hava kesilir.
Başlarını dikerek koşarlar, nazarları kendilerine dönmez, ve yüreklerinin içi bom boş heva kesilmiştir
Başlarını yukarı dikerek dipnot 1 , bakışları donup kalmış bir şekilde umutsuzca koşarlar. dipnot 2
Başlarını yukarı dikerek dipnot 1 , bakışları donup kalmış bir şekilde umutsuzca koşarlar. dipnot 2
Bakışlarını yukarı dikerek dipnot 1 , bakışları sabit bir şekilde umutsuzca koşarlar. dipnot 2
Başlarını dikerek koşarlar, gözleri kendilerine dönüp çevrilmez. Yürekleri (efidetühüm) (sanki) bomboştur.
(O haldeki) hepsi de başlarını dikerek koşacaklar. Gözleri kendilerine bile dönüb bakamayacak. Kalblerinin içi ise (müdhiş korkularından dolayı akıldan) bomboşdur.
O gün; başları kalkmış, gözleri kendilerine dönmeyecek şekilde sabit kalmış, gönülleri bomboş olarak koşup duracaklardır.
(42-52) Allah’ın dikkatinden zalimlerin faaliyetleri kaçar / gaflete düşer diye hesap etme, Muhakkak ki onları bakışların dehşetle bakakalacağı güne öteliyor / tehir ediyor , kafaları kalkık koşarlar, gö z uçlarıyla dahi kendilerine bakamazlar, gönülleri ise boşluktur / havadır. Onlara verilecek azap gününe karşı , insanları uyar, zalimler diyorlar ki Rabbimiz bizi yakın bir zaman kadar ötelesen / tehir etsen de davetine icabet etsek, Resulüne uysak, önceden siz, size bir ölüm olmayacağına dair yemin etmemiş miydiniz? Meskenlerinize, yani kendilerine zulüm edenlerin meskenine yerleştiniz , onlara nasıl davrandığımız size de ayan beyan oldu , size bunun misallerini de / örneklerini de verdik , onlar tuzaklarını kurdular / planladılar velev ki onların tuzakları dağlar kadar dahi olsa Allah’ın da onlara planladığı bir tuzağı var. Allah’ı Resullerine verdiği sözün karşıtı olur / muhalifi olur diye hesap etme / öyle değerlendirme, Muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, intikam alma gibi bir özelliği vardır. Arzı, bir başka arzla değiştirdiğimiz ve gökleri, başka göklerle değiştirdiğimiz günde Allah’ın tek ve ezici olanın / kahhar olanın huzuruna çıkacaklar , suçluları o gün zincirli kelepçelerle / prangalarla birbirlerine bağlanmış halde görürsün , elbiseleri katrandandır. / ziftle kaplı elbiseleri vardır , yüzlerini de ateş kapla r, bu, Allah’ın her nefsi / her kişiyi kazandığı ile cezalandır ması içindir, Allah çok çabuk / çok seri / çok hızlı hesap görür , işte bu, insanlar için bir bilgilendirmedir / tebliğdir, onunla / kıyamet günüyle uyarılmaları , Allah’ın tek ilah olduğunu bilmeleri ve akıl ulularının hatırlayıp anmaları için bir bilgilendirmedir / bir tebliğdir.
O gün başlarını dikerek (çağırıldıkları yere doğru) koşarlar. Gözleri kendilerine bile dönmez, kalpleri de bomboştur.
(O gün) başlarını dikerek koşarlar, bakışları kendilerine dönmez, (öyle donup kalmıştır sanki). Yüreklerinin içi de bomboş havadır. (Şaşkınlıktan, kafalarında düşünce adına bir şey kalmamıştır).
O gün başları dik, gözleri fal taşı gibi açık ve gönülleri /içleri bomboş bir halde koşarlar dipnot 1 .
O gün kafaları ikna edilmiş, gözleri kırpılmaz halde ve gönülleri arayış içinde boyun eğmiş olurlar.
(O gün) Onlar havaya dikilmiş başları, kendilerine dönmeyen donuk gözleri ile bakıp koşuşurlar. Gönülleri ise bomboş...
Gözleri, bakışları kendilerine dönemeyecek şekilde donuklaşmış ve başları dikilmiş olarak dururlar. Gönülleri ise bomboş...
Başlarını dikerek koşuşurlar. Bakışları kendilerine dönmez. Yürekleri tamamen boşalmıştır.
They rush at an excessive pace with hearts sinking in their shoes, lifting up their heads in supplication for forgiveness. Their eyes cannot wink, they are fixedly gazed wide open in terror and their hearts are empty of intellect and of all hope.
They will rush forward, craning their necks, unable to divert their eyes, a gaping void in their hearts.
They running forward with necks outstretched, their heads uplifted, their gaze returning not towards them, and their hearts a (gaping) void!
when they shall keep pressing ahead in haste, their heads lifted up, their gaze directed forward, dipnot 1 unable to look away from what they behold, their hearts utterly void.
rushing headlong – heads back, eyes vacant, hearts hollow.
(They will be) hastening forward with necks outstretched, their heads raised up (towards the sky), their gaze returning not towards them and their hearts empty (from thinking because of extreme fear).
Scrambling with their heads upturned, there will be a fixed gaze in their eyes and their hearts will be vacant.
They will be running in panic with their necks outstretched and heads erect, they will not be able to wink their eyes, and their hearts (utterly) void (of courage and hope).
when they shall run with necks outstretched and heads erect, their glances never returned on themselves, their hearts void.
They will rush (to the appointed place) in terror with their heads up-lifted. Their eyes will not even blink and they will be absolutely horrified.
Hurrying on, raising up their heads, with their looks not turned back to them, and their hearts void;
They will approach with their heads bowed, their eyes will not blink, and their hearts will be void.
They shall hasten forward, at the voice of the angel calling to judgment, and shall lift up their heads; they shall not be able to turn their sight from the object whereon it shall be fixed, and their hearts shall be void of sense, through excessive terror.
Running on, necks outstretched, heads uplifted, their gaze returned to them, and their heart void;
Hurrying with their heads protruding, their glances not returning towards them, and their heart-sights (as) air.
As they come hurrying on in fear, their heads upraised, their gaze returning not to them, and their hearts as air.
(And) they would hasten forward, heads lifted upwards, gazes fixed, and emptied out their hearts.
the while they will be running confusedly to and fro, with their heads upraised [in supplication], unable to look away from what they shall behold, and their hearts an abysmal void.
rushing forth, heads raised, never blinking, hearts void.
They will approach with their heads bowed, and their eyes will not blink, and their hearts will be void.
As they rush (out of the graves), their faces will be looking upward, their eyes will not even blink, and their minds will be horrified.
Racing ahead, their heads raised up, their glance does not come back to them, and their hearts are void.
Straining forward, their heads uplifted; their gaze not returning to them, and their hearts void.
They will be on the run to and fro with their heads uplifted in tension as they stare at what they behold, and their hearts vacant of all hope.
(They will be) running forward with necks hung out, their heads torn away, their looks not coming back towards them, and their hearts a (large open) hole!
They shall be rushing with their heads raised upward; their eyes shall not return towards them and their hearts shall be hollow.
They will approach with their heads bowed, and their eyes will not blink, and their hearts will be void.