Diyanet İşleri
Orada, görünce (sonsuz) nimetler ve büyük bir mülk (hükümranlık) görürsün.
İnsân suresi
İnsân suresi, 20. ayet. وَإِذَا رَأَيْتَ ثَمَّ رَأَيْتَ نَعِيمًا وَمُلْكًا كَبِيرًا
veiẕâ raeyte ŝemme raeyte ne`îmev vemülken kebîrâ.
Orada, görünce (sonsuz) nimetler ve büyük bir mülk (hükümranlık) görürsün.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Cennet nimetleri İnsân 13–22 3
Orada kendilerine, katkısı zencefil olan içecekle dolu bir kaseden içirilir.
Orada bir pınar ki ona "selsebil" adı verilir.
Çevrelerinde, gördüğünde saçılmış inciler sanacağın, hep aynı gençlik ve güzellikte kalacak hizmetçiler dolaşır.
Orada, görünce (sonsuz) nimetler ve büyük bir mülk (hükümranlık) görürsün.
Üstlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır. Gümüş bileziklerle süsleneceklerdir. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirecektir.
Onlara şöyle denecektir: "Şüphesiz bu sizin için bir mükafattır. Çalışma ve çabanız makbul görülmüştür."
Şüphe yok ki, Kur'an'ı sana elbette biz indirdik biz.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
20. “Cenneti bir görsen” cennet ehlinin mükemmel derecedeki nimetlerine bir göz atsan “orada pek çok nimetler ve büyük bir saltanat görürsün.” Onlardan her birisinin anlatılması dahi mümkün olmayacak çapta pek çok saraylara, süslü ve güzel köşklere, göz kamaştırıcı ve meyveleri olgun bahçelere, lezzetli meyvelere, akıp giden ırmaklara, hoş bağ ve bahçelere, insanı neşelendiren, kalpleri etkileyen, ruhlara sevinç veren bir şekilde şakıyan kuşlara sahip olduğunu göreceğin gibi; son derece güzel, iç ve dış güzelliğe sahip, hayırlı ve pek hoş, kalpleri sevinçle ve huzurla dolduran eşlerinin bulunduğunu, etrafında ebedi kılınmış genç hizmetçilerin dolaştığını, ebedi hizmetkârlarının bulunduğunu, bunların kendisine rahat ve huzur verdiğini, hayatını zevkli ve lezzetli kıldığını, tam bir mutluluğa erişmiş olduğunu görürsün.
Orada bunlara ek olarak ve daha büyük bir mükafat olmak üzere pek merhametli Rabbin rızasına nail olunacak, hitabı işitilecek, O’na yakın olmanın zevki tadılacak, rızasına nail olmakla neşeye gark olunacak ve orada ebedi kalınacak. Her an, içinde bulundukları nimetler de sürekli artıp duracak. Hazineleri bitmez tükenmez, hayırları asla azalmaz. Apaçık hak, mutlak hükümran, mülkün yegane sahibi olan Allah’ın şanı ne yücedir! O’nun sıfatlarının sonu olmadığı gibi, iyilik ve ihsanlarının da sonu yoktur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Cennette bulunanları bir görsen, tarifi mümkün olmayan nimetler ve hiçbir zenginliğin kendisi ile kıyaslanamayacağı kadar büyük bir zenginlik görürsün.
Ortak kavram: Nimet · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)
Hani Musa, kavmine demişti ki: "Ey kavmim! Allah'ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. Sizi hükümdarlar…
Ortak kavram: Nimet · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)
Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar.…
Ortak kavram: Nimet · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)
İşte o gün mülk (hükümranlık) Allah'ındır. O, insanların arasında hükmünü verir. Artık iman edip salih ameller işlemiş olanlar Naim…
Ortak kavram: Kibir · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)
Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük…
Ortak kavram: Kibir · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)
Mesih de, Allah'a yakın melekler de, Allah'a kul olmaktan asla çekinmezler. Kim Allah'a kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa, bilsin ki, O,…
Ortak kavram: Kibir · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)
Allah'a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, "Bana vahyolundu" diyen, ya da "Allah'ın indirdiğinin benzerini ben de…
Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)
(2-4) Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur.
Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)
Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Cennette) her nereye bakarsan, (pek çok) nimet ve büyük bir otorite görürsün.
Nereden bakacak olsan, sınırsız bir nimet deryası ve görkemli bir iktidar göreceksin.
ve (nereye) baksan, (yalnız) kutsanmışlık ve aşkın bir düzen göreceksin.
Nereye baksan (sırf) nimet ve büyük bir mülk olarak görürsün.
Her nereye baksan, bir nimet ve büyük bir mülk görürsün.
Ne yana bakarsan bak, (yığınla) nimet ye ulu bir saltanat görürsün.
Zaten nereye baksan, nimetler ve büyük bir yönetim görürsün.
Orada nereye bakarsan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.
Nereye baksan nimetler ve büyük bir yönetim görürsün.
Nereye baksan nimetler ve büyük bir yönetim görürsün.
Gördüğün zaman orada bol bir nimet ve büyük bir saltanat görürsün.
Ve gördüğün zaman orada bir na'im ve pek büyük bir mülk görürsün
Nereye baksan orada nimetler, büyük bir mülk ve saltanat görürsün.
Nereye baksan orada nimetler, büyük bir mülk ve saltanat görürsün.
Nereye baksan orada nimetler, büyük bir mülk ve saltanat görürsün.
Her nereye baksan, bir nimet ve büyük bir mülk görürsün.
Orada herhangi bir yeri gördüğün zaman (büyük) bir ni'met, bol bir (ihtişam ve) saltanat görürsün.
Nereye baksan; orada bir nimet ve büyük bir mülk görürsün.
(7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.
Nereye bakarsan orada pek çok nimetler ve büyük bir saltanat görürsün.
Orada nereye baksan, bir ni'met ve büyük bir mülk görürsün.
Orada, nereye baksan nimetler ve büyük bir saltanat görürsün dipnot 1 .
Orayı gördüğünde nimetleri ve büyük bir saltanatı da görmüş olursun.
Nereye baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.
Nereye baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.
Oraya baktığında, nereye göz atsan büyük bir nimet, büyük bir mülk ve yönetim görürsün.
If you were to take a look O Muhammad, what will you see but bliss and splendour, a realm of magnificence and ecstasy and the loving kindness and mercies so tender,
and if you were to look around, you would see bliss and great wealth:
And when thou lookest, it is there thou wilt see a Bliss and a Realm Magnificent.
Whitherto you look around, you will see an abundance of bliss and the glories of a great kingdom. dipnot 1
Seeing them, you see delight and a great kingdom.
And when you look there (in Paradise), you will see a delight (that cannot be imagined), and a great dominion.
As you look, you will see there bliss and a great kingdom.
When you look (considering the Garden as a whole) you will find therein blessings abounding everywhere and (all the equipments of) a splendid kingdom.
when thou seest them then thou seest bliss and a great kingdom.
When you look around, you will see blessing all over; a magnificent dominion.
and when thou seest them thou shalt see pleasure and a great estate!
If you look, then you will see a blessing and a great dominion.
And when thou lookest, there shalt thou behold delights, and a great kingdom.
And when you look, you will see blessings and a magnificent kingdom.
And when you see (them) hence, you see bliss and a great kingdom.
When thou seest, thou wilt see there bliss and high estate.
When you look around, you will see delights and great dominion.
and when thou seest [anything that is] there thou wilt see [only] bliss and a realm transcendent
And if you looked around, you would see ˹indescribable˺ bliss and a vast kingdom.
And if you look, then you will see a blessing and a great dominion.
Wherever you look, you will see bliss, and a wonderful dominion.
And when you look there [in Paradise], you will see pleasure and great dominion.
And when thou seest there, thou seest bliss and great dominion: —
And whenever you look around there you see Bliss and a Magnificent Kingdom.
And when you look, it is there that you will see a joy and a magnificent kingdom (an immense constellation of beauty).
When you will look around there, you will see the Bliss and a magnificent realm.
And if you look, then you will see a blessing and a great dominion.