Diyanet İşleri
Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kat eder.
İnsân suresi
İnsân suresi, 3. ayet. إِنَّا هَدَيْنَٰهُ ٱلسَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا
innâ hedeynâhü-ssebîle immâ şâkirav veimmâ kefûrâ.
Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kat eder.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İnsanın yaratılışı ve iki yol İnsân 1–4 3
İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti.
Şüphesiz biz insanı, karışım halindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık.
Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kat eder.
Şüphesiz biz, kafirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.
İyiler ise, katkısı kafur olan içecekler dolu bir kadehten içerler.
Bir pınar ki Allah'ın kulları ondan içer, onu (istedikleri şekilde) fışkırtıp akıtırlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
3. Sonra da ona peygamberler göndermiş, peygamberlere de Kitaplar indirmiştir. Kendisine ulaştıran yolunu gösterip açıklamış ve bu yolu izlemeye teşvik etmiştir. Huzuruna varacağı vakit nezdinde kendisine neler saklamış olduğunu da haber vermiştir. Diğer taraftan helâke götüren yolu da bildirip bu yolu izlemekten sakındırmıştır. Bu yolu izlediği takdirde nelerle karşılaşacağını da bildirmiş ve bu şekilde onu imtihana tabi tutmuştur.
Bunun sonucunda da insanlar iki kısma ayrılmışlardır: Biri, Allah’ın nimetlerine şükreden ve O’nun yerine getirilmesini istediği hakları ifa eden kimselerdir. Diğeri de Allah’ın kendisine ihsan etmiş olduğu dinî ve dünyevî nimetlere nankörlük edip Rabbini inkar eden ve helâke götüren yola giren kimselerdir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz ona, peygamberlerimizin dilleriyle hidayet yolunu açıkladık. Bundan sonra o, ya dosdoğru yolu bularak Allah’a şükreden Mümin bir kul olur ya da yoldan saparak Allah’ın ayetlerini inkâr eden kâfir bir kul olur.
Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.
Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.
Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.
Ortak kavram: Yol (sebîl)
Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru…
Ortak kavram: Yol (sebîl)
Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.
Ortak kavram: Yol (sebîl)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki biz insana yol gösterdik. Ya şükredici (olur) ya da nankör. dipnot 1
Elbet onu (amacına ulaştıracak olan) doğru yola Biz yönelttik: ya iman eden veya inkar eden biri olmayı (kendi tercihine bıraktık)
Gerçek şu ki, Biz ona yolu/yöntemi gösterdik; şükredici, ya da nankör (olması artık kendisine kalmıştır).
Muhakkak ki biz ona o yolu (aklını kullanarak iman etme yolunu) gösterdik. Ya şükredici olur (Rabbini değerlendirir), ya küfür (gerçeği ret) edici!
Biz ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör.
Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.
Aslında, ona yolu gösterdik; artık şükreder veya nankörlük eder.
Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik. İster inanır, ister inkar eder.
Ona yolu gösterdik ya şükredendir ya da nankör.
Ona yolu gösterdik; ya şükredendir, ya da nankör.
Muhakkak Biz ona (doğru) yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör kafir!
Her halde biz ona yolu gösterdik, ister şakir olsun ister nankör kafir
Ona doğru yolu gösterdik. Ama isterse şükreden, isterse nankörlük eden biri olur.
Ona doğru yolu gösterdik. Ama isterse şükreden, isterse nankörlük eden biri olur.
Ona doğru yolu gösterdik. Ama isterse şükreden dipnot 1 , isterse nankörlük eden biri olur.
Biz ona yolu gösterdik; (artık o) ya şükredici olur ya da (pek) kafir.
Gerçek, biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici (olsun o), ister nankör (kafir).
Gerçekten Biz; ona yolu gösterdik. Buna kimisi şükreder, kimisi de küfür.
(1-6) Zamanın bütününden / Dehr’den, insan’ın, hatırla nıp anılan bir şey olmadığı belli bir zaman dilimi gelip geçmedi mi? Muhakkak ki biz insanı karışım olan (sperm yumurta karışımı) nutfeden yarattık, onu (bağlılığına dair) sınayacağız. Onu işiten ve gören yaptık, Onu kesinlikle yola ilettik / yola koyduk ya şükreden olur yahut örtbas eden / görmezden gelen. Muhakkak ki yok sayanlar için zincirler, tasmalar / bukağılar ve kızgın ateş hazırladık. İyiler / ebrarlar, karışımı / mizacı (huy da bir karışımdır) kokulu kafur ağacı olan bir kadehten içiyorlar. Bir göze ki, ondan Allah’ın kulları içiyor , gözeyi yarıp açarak akıtırlar.
Biz ona yolu gösterdik. İster şükreder, ister kâfir olur.
Biz ona yolu gösterdik: Ya şükredici veya nankör olur.
Biz ona yolu dipnot 1 gösterdik; artık o, ister şükreden / görevlerini yerine getiren, isterse kafirlik edip duran /nankörlük eden biri olur dipnot 2 .
Ona doğru yolu gösterdik; ister görevini yapar, isterse o yolu görmezlikten gelir (kafir olur).
Biz, ona yolu gösterdik. İster şükreder, ister kâfir olur.
Biz, ona yolu gösterdik. İster şükreder, ister nankörlük.
Biz onu yola kılavuzladık. Artık ya şükredici olur ya nankör.
We guided him and conducted him to the right way which We ordained to be the course of life and conduct, and left him to choose to be grateful or to deviate from what is just and right.
We guided him to the right path, whether he was grateful or not.
We showed him the Way: whether he be grateful or ungrateful (rests on his will).
Surely We showed him the Right Path, regardless of whether he chooses to be thankful or unthankful dipnot 1 (to his Lord).
We guided him on the Way, whether he is thankful or unthankful.
Verily, We showed him the way, whether he be grateful or ungrateful.
Indeed We have guided him to the way, be he grateful or ungrateful.
Verily, We have shown him the path clearly (giving him the full choice) whether he be grateful or ungrateful.
Surely We guided him upon the way whether he be thankful or unthankful.
God has showered mankind indiscriminately with His favor, by showing the right path; no matter how grateful or ungrateful man is.
Verily, we guided him in the way, whether he be grateful or ungrateful.
We have guided him to the path, either to be thankful or to reject.
We have surely directed him in the way; whether he be grateful, or ungrateful.
Surely We have shown him the way: he may be thankful or unthankful.
Surely We have guided him upon the way, whether he be thankful or most disbelieving.
Lo! We have shown him the way, whether he be grateful or disbelieving.
We surely showed him the way that he may either be grateful or deny.
Verily, We have shown him the way: [and it rests with him to prove himself] either grateful or ungrateful.
We already showed them the Way, whether they ˹choose to˺ be grateful or ungrateful.
We have guided him to the path, either to be thankful or to reject.
We showed him the two paths, then he is either appreciative, or unappreciative.
Indeed, We guided him to the way, be he grateful or be he ungrateful.
We guided him on the path, be he grateful or be he ungrateful.
Verily, We it is Who have shown him the Way, whether he be grateful or ungrateful.
Verily, We showed him the Way: Whether he be thankful or not (rests upon his own will).
We have shown him the way to be either grateful or ungrateful.
We have guided him to the path, either to be thankful or to reject.