Diyanet İşleri
Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.
Bakara suresi
Bakara suresi, 152. ayet. فَٱذْكُرُونِىٓ أَذْكُرْكُمْ وَٱشْكُرُوا۟ لِى وَلَا تَكْفُرُونِ
feẕkürûnî eẕkürküm veşkürû lî velâ tekfürûn.
Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kıble'nin değiştirilmesi Bakara 142–152 3
(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) Mescid-i Haram'a doğru dön. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Allah, sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir.
(Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. (Ey mü'minler!) Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescid-i Haram'a doğru çevirin ki, zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. Zalimlerden korkmayın, benden korkun. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız.
Nitekim kendi aranızdan, size ayetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.
Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.
Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.
Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.
Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
152. “Öyle ise Ben’i anın ki Ben’de sizi anayım.” Yüce Allah kendisini anmayı/zikretmeyi emretmekte ve buna karşılık en üstün mükâfatı vaat etmektedir ki bu da O’nun kendisini ananları anmasıdır. Yüce Allah, Rasûlü’nün diliyle şöyle buyurmaktadır: “Her kim beni kendi nefsinde anarsa ben de onu kendi nefsimde anarım. Her kim beni bir topluluk arasında anarsa ben de onu onlardan daha hayırlı bir topluluk arasında anarım.”
Allah’ı anmanın en faziletli şekli, kalb ile dilin uyum içerisinde ve beraberce Allah’ı anmasıdır. İşte marifetullahı ve Allah sevgisini doğuran ve çokça sevaba vesile olan anma/zikir budur. Zikir, şükrün başıdır. Bundan dolayı Yüce Allah özellikle onu emretmiştir. Ondan sonra ise genel olarak kendisine şükretmeyi emrederek: “ve Bana şükredin” buyurmaktadır. Yani Ben sizlere bunca nimetleri ihsan ettiğim için, değişik türleri ile sıkıntılarınızı uzaklaştırdığım için Bana şükredin. Şükür çeşitli şekillerde olur: Kalp ile şükür, nimetleri ikrar ve itiraf; dil ile şükür, nimetleri anmak ve bundan dolayı nimet sahibini övmek; azalar ile şükür ise Allah’a itaat, emirlerine bağlılık ve yasaklarından kaçınmak ile gerçekleşir. Şükür mevcut nimetlerin sürekliliğini, elde olmayan nimetlerin de elde edilmesini sağlar. Yüce Allah da şöyle buyurmaktadır: “Andolsun ki eğer şükrederseniz elbette size daha çok veririm.” (İbrahim, 14/7)
İlim, ahlakın temizlenip arındırılması, salih amellere muvaffakiyet gibi dinî nimetlerden sonra şükür emrinin gelmesi bu nimetlerin en büyük nimetler olduğunu ortaya koymaktadır. Hatta asıl nimetler ve başkaları zeval bulduğunda dahi devam edecek gerçek nimetler bunlardır. Bu yüzden ilim yahut amel tevfikine mazhar olan kimselerin, Allah’ın lütfunu daha bir artırması ve onları kendilerini beğenmekten koruyup şükür ile meşgul olmalarını sağlaması için O’na çokça şükretmeleri gerekir.
Şükrün zıddı küfür/nankörlük olduğundan dolayı Yüce Allah devamla “ve nankörlük (küfür) etmeyin” diye buyurmaktadır. Burada “küfür”den kasıt şükrün zıddı olan küfürdür ki bu da nimetlere nankörlük etmek, onları inkâr etmek ve nimetlerin gereğini yerine getirmemektir. Bunun umumi olma ihtimali de vardır. O takdirde “küfür”ün birçok çeşidi söz konusu olur ki bunların en büyüğü Allah’a karşı kâfir olmaktır. Daha sonra da şirkin aşağısında yer alan değişik tür ve cinslerine göre çeşitli masiyetler de bu kapsama girer.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Beni kalpleriniz ve azalarınızla zikredin ki, ben de, överek ve muhafaza ederek sizleri anayım. Her amelin karşılığı, o amelin türüne göre verilir. Size verdiğim nimetlerimden ötürü bana şükredin ve sakın bunları inkâr ederek veya size haram kılınan işlerde kullanarak nankörlük etmeyin.
Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.
Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.
Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür
Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Siz beni (ibadetle) hatırlayın ki ben de sizi (bağışlama ile) anayım. Benim için şükredin; bana nankörlük etmeyin!
Şu halde, beni anın ki ben de sizi anayım! Ve bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin!
Öyleyse Beni anın ki, Ben de sizi anayım; Bana şükredin ve Beni inkar etmeyin.
O halde beni zikredin (anın - düşünün) ki sizi zikredeyim. Şükredin bana (değerlendirin beni), sakın küfretmeyin (hakikatiniz ve varlığın hakikati olduğumu inkar etmeyin).
Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım; ve (yalnızca) Bana şükredin ve (sakın) nankörlük etmeyin.
Öyle ise siz beni (ibadet ve taatle) anın ki ben de sizi (rahmetimle) anayım. Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin!
Artık, Beni anın; Ben de sizi anayım. Bana şükredin ve sakın nankörlük etmeyin.
Öyleyse beni anınız ki ben de sizi anayım. Bana şükrediniz, bana nankörlük etmeyiniz.
Beni hatırlayın ki ben de sizi hatırlayayım. Bana teşekkür edin; nankörlük etmeyin.
Beni hatırlayın ki ben de sizi hatırlayayım. Bana teşekkür edin; nankörlük etmeyin.
O halde anın Beni, anayım sizi; Bana şükredin, nankörlük etmeyin!
o halde anın beni, anayım sizi ve şükredin de bana nankörlük etmeyin
Öyleyse Beni zikredin dipnot 1 ki Ben de sizi zikredeyim. dipnot 2 Bana şükredin, dipnot 3 sakın nankörlük etmeyin.
Öyleyse Beni zikredin dipnot 1 ki Ben de sizi zikredeyim. dipnot 2 Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.
Öyleyse Beni zikredin ki Ben de sizi zikredeyim dipnot 1 . Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.
Öyleyse (yalnızca) beni anın. Ben de sizi anayım. Ve yalnızca bana şükredin ve (sakın) küfretmeyin.
Öyle ise siz beni (taatle, ibadetle) anın, ben de sizi (sevab ile, mağfiretle) anayım. Bir de bana şükredin, bana nankörlük etmeyin.
Öyleyse Beni zikredin ki, Ben de sizi anayım. Bir de Bana şükredin, nankörlük etmeyin.
(146-153) Onlar kitabı babalarını tanıdıkları gibi tanırlar / bilirler, onlardan bir bölüm gerçeği bildikleri halde saklarlar, Rabbinden gelen gerçektir, tereddüt edenlerden olma. (Bana gelen ya gerçek değilse tereddütü) Herkes için yöneleceği bir cephe vardır, hayırlarda yarışın, nerede olursanız olun Allah sizi bir araya toplar, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Hangi taraftan çıkarsan çık yüzünü Mescid -i Haram’ın yönüne çevir, m uhakkak ki o , Rabbinden bir gerçektir , Allah yaptıklarınızdan gafil değildir / b ihaber değildir. Hangi taraftan çıkarsan çık yüzünü Mescid -i Haram’ın yönüne çevir, nerede olursanız olun yüzlerinizi onun / Mescid-i Haramın yönüne çevirin, ola ki kendilerine zulmedenler hariç, insanlar için, sizin aleyhinize tartışacakları bir delil olmasın , o nlardan ürpermeyin benden ürperin k i üzerinizde nimetimi tamamlayayım, böylelikle belki yola girersiniz. Size sizden bir Resul gönderdik, size ayetlerimizi seli okuyor ve sizi arındırıyor, size kitabı ve gerekçesini öğretiyor, size bilmiyor olduğunuz şeyleri öğretiyor. Beni hatırlayın ki ben de sizi hatırlayayım, bana teşekkür edin kafirlik etmeyin. Ey iman edenler sabır ve namazla yardım isteyin, Allah muhakkak ki sabredenlerle beraberdir.
O halde yalnız beni anın ki, ben de sizi anayım. Bana şükredin ve sakın bana nankörlük etmeyin!
Öyle ise beni anın ki, ben de sizi anayım; bana şükredin, nankörlük etmeyin.
Öyleyse siz beni zikredin /aklınızda tutun dipnot 1 ben de sizi zikredeyim! Bana karşı görevinizi yerine getirin, nankörlük etmeyin! dipnot 2
Beni aklınızdan çıkarmayın dipnot 1 ki ben de sizi çıkarmayayım! Bana karşı görevinizi yerine getirin, iyilik bilmez olmayın!
Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Bana şükredin, nankörlük etmeyin.
Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Bana şükredin, nankörlük etmeyin.
Anın beni ki, anayım sizi. Şükredin bana, sakın nankörlük etmeyin!
Therefore, bear Me in mind with reverence so that I bear you in mind and impel yourselves with gratitude. And do not be callous with hearts barren of faith.
So remember Me; I will remember you. Be thankful to Me, and never ungrateful.
Then do ye remember Me; I will remember you. Be grateful to Me, and reject not Faith.
So remember Me and I shall remember you; give thanks to Me and do not be ungrateful to Me for My favours.
Remember Me – I will remember you. Give thanks to Me and do not be ungrateful.
Therefore remember Me (by praying, glorifying),[1] I will remember you, and be grateful to Me (for My countless Favours on you) and never be ungrateful to Me.
Remember Me, and I will remember you, and thank Me, and do not be ungrateful to Me.
So glorify Me and I will grant you eminence and be thankful to Me, and be not ungrateful to Me (for My favours to you).
So remember Me, and I will remember you; and be thankful to Me; and be you not ungrateful towards Me.
Therefore, keep me in your mind so that I keep you in mind; always be grateful and never cover the truth.
remember me, then, and I will remember you; thank me, and do not misbelieve.
So remember Me that I may remember you, and be thankful to Me and do not become unappreciative.
Therefore remember me, and I will remember you, and give thanks unto me, and be not unbelievers.
Remember Me, then, and I will remember you; thank Me, and do not disbelieve (or reject faith).
So, remember Me, (and) I will remember you; and give thanks to Me; and do not disbelieve Me.
Therefore remember Me, I will remember you. Give thanks to Me, and reject not Me.
Even as We sent a messenger from among you to convey Our messages to you and cleanse you, and teach you the Book and the wisdom, and what you did not know;
so remember Me, and I shall remember you; and be grateful unto Me, and deny Me not.
remember Me; I will remember you. And thank Me, and never be ungrateful.
So remember Me that I may remember you, and be thankful to Me and do not disbelieve.
You shall remember Me, that I may remember you, and be thankful to Me; do not be unappreciative.
So remember Me; I will remember you. And be grateful to Me and do not deny Me.
So remember Me, I will remember you; and be grateful to Me, and deny Me not.
Therefore, raise My Name and I shall raise your name! And be grateful to Me, and deny Me not by being practically ungrateful. ((2:186), (2:220), (2:177), (15:49), (21:10), (21:24), (23:70), (38:24), (43:44)).
Then do remember Me; I will remember you. And be grateful to Me and do not reject Faith.
So Remember Me, and I will remember you, and be thankful to Me, and be not ungrateful to Me.
So remember Me that I may remember you, and be thankful to Me and do not disbelieve.