Bakara suresi

Bakara suresi, 152. ayet

Bakara suresi, 152. ayet. فَٱذْكُرُونِىٓ أَذْكُرْكُمْ وَٱشْكُرُوا۟ لِى وَلَا تَكْفُرُونِ

feẕkürûnî eẕkürküm veşkürû lî velâ tekfürûn.

Diyanet İşleri

Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Bakara 149–155 · surenin 152. ayeti / 286

Konu Kıble'nin değiştirilmesi Bakara 142–152 3

  1. Bakara 149

    (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, (namazda) Mescid-i Haram'a doğru dön. Bu, elbette Rabbinden gelen gerçek bir emirdir. Allah, sizin işlediklerinizden asla habersiz değildir.

  2. Bakara 150

    (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. (Ey mü'minler!) Siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü Mescid-i Haram'a doğru çevirin ki, zalimlerin dışındaki insanların elinde (size karşı) bir koz olmasın. Zalimlerden korkmayın, benden korkun. Böylece size nimetlerimi tamamlayayım ve doğru yolu bulasınız.

  3. Bakara 151

    Nitekim kendi aranızdan, size ayetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.

  4. 152

    Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.

  5. Bakara 153

    Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.

  6. Bakara 154

    Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.

  7. Bakara 155

    Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

152. “Öyle ise Ben’i anın ki Ben’de sizi anayım.” Yüce Allah kendisini anmayı/zikretmeyi emretmekte ve buna karşılık en üstün mükâfatı vaat etmektedir ki bu da O’nun kendisini ananları anmasıdır. Yüce Allah, Rasûlü’nün diliyle şöyle buyurmaktadır: “Her kim beni kendi nefsinde anarsa ben de onu kendi nefsimde anarım. Her kim beni bir topluluk arasında anarsa ben de onu onlardan daha hayırlı bir topluluk arasında anarım.”

Allah’ı anmanın en faziletli şekli, kalb ile dilin uyum içerisinde ve beraberce Allah’ı anmasıdır. İşte marifetullahı ve Allah sevgisini doğuran ve çokça sevaba vesile olan anma/zikir budur. Zikir, şükrün başıdır. Bundan dolayı Yüce Allah özellikle onu emretmiştir. Ondan sonra ise genel olarak kendisine şükretmeyi emrederek: “ve Bana şükredin” buyurmaktadır. Yani Ben sizlere bunca nimetleri ihsan ettiğim için, değişik türleri ile sıkıntılarınızı uzaklaştırdığım için Bana şükredin. Şükür çeşitli şekillerde olur: Kalp ile şükür, nimetleri ikrar ve itiraf; dil ile şükür, nimetleri anmak ve bundan dolayı nimet sahibini övmek; azalar ile şükür ise Allah’a itaat, emirlerine bağlılık ve yasaklarından kaçınmak ile gerçekleşir. Şükür mevcut nimetlerin sürekliliğini, elde olmayan nimetlerin de elde edilmesini sağlar. Yüce Allah da şöyle buyurmaktadır: “Andolsun ki eğer şükrederseniz elbette size daha çok veririm.” (İbrahim, 14/7)

İlim, ahlakın temizlenip arındırılması, salih amellere muvaffakiyet gibi dinî nimetlerden sonra şükür emrinin gelmesi bu nimetlerin en büyük nimetler olduğunu ortaya koymaktadır. Hatta asıl nimetler ve başkaları zeval bulduğunda dahi devam edecek gerçek nimetler bunlardır. Bu yüzden ilim yahut amel tevfikine mazhar olan kimselerin, Allah’ın lütfunu daha bir artırması ve onları kendilerini beğenmekten koruyup şükür ile meşgul olmalarını sağlaması için O’na çokça şükretmeleri gerekir.

Şükrün zıddı küfür/nankörlük olduğundan dolayı Yüce Allah devamla “ve nankörlük (küfür) etmeyin” diye buyurmaktadır. Burada “küfür”den kasıt şükrün zıddı olan küfürdür ki bu da nimetlere nankörlük etmek, onları inkâr etmek ve nimetlerin gereğini yerine getirmemektir. Bunun umumi olma ihtimali de vardır. O takdirde “küfür”ün birçok çeşidi söz konusu olur ki bunların en büyüğü Allah’a karşı kâfir olmaktır. Daha sonra da şirkin aşağısında yer alan değişik tür ve cinslerine göre çeşitli masiyetler de bu kapsama girer.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Beni kalpleriniz ve azalarınızla zikredin ki, ben de, överek ve muhafaza ederek sizleri anayım. Her amelin karşılığı, o amelin türüne göre verilir. Size verdiğim nimetlerimden ötürü bana şükredin ve sakın bunları inkâr ederek veya size haram kılınan işlerde kullanarak nankörlük etmeyin.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَٱذْكُرُونِىٓ fezkuruni Öyle ise beni anın kök: ذكر
  2. أَذْكُرْكُمْ ezkurkum ben de sizi anayım kök: ذكر
  3. وَٱشْكُرُوا۟ veşkuru ve şükredin kök: شكر
  4. لِى li bana
  5. وَلَا ve la ve
  6. تَكْفُرُونِ tekfuruni inkar etmeyin kök: كفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.

  • Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.

  • Aynı kök: شكر (75 geçiş) · Ortak kavram: Şükür

    Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

68 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Siz beni (ibadetle) hatırlayın ki ben de sizi (bağışlama ile) anayım. Benim için şükredin; bana nankörlük etmeyin!

Mustafa İslamoğlu

Şu halde, beni anın ki ben de sizi anayım! Ve bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin!

Muhammed Esed

Öyleyse Beni anın ki, Ben de sizi anayım; Bana şükredin ve Beni inkar etmeyin.

Ahmed Hulusi

O halde beni zikredin (anın - düşünün) ki sizi zikredeyim. Şükredin bana (değerlendirin beni), sakın küfretmeyin (hakikatiniz ve varlığın hakikati olduğumu inkar etmeyin).

Ali Bulaç

Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım; ve (yalnızca) Bana şükredin ve (sakın) nankörlük etmeyin.

Ali Özek ve heyeti

Öyle ise siz beni (ibadet ve taatle) anın ki ben de sizi (rahmetimle) anayım. Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin!

Ali Rıza Safa

Artık, Beni anın; Ben de sizi anayım. Bana şükredin ve sakın nankörlük etmeyin.

Bayraktar Bayraklı

Öyleyse beni anınız ki ben de sizi anayım. Bana şükrediniz, bana nankörlük etmeyiniz.

Edip Yüksel

Beni hatırlayın ki ben de sizi hatırlayayım. Bana teşekkür edin; nankörlük etmeyin.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Beni hatırlayın ki ben de sizi hatırlayayım. Bana teşekkür edin; nankörlük etmeyin.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O halde anın Beni, anayım sizi; Bana şükredin, nankörlük etmeyin!

Elmalılı Hamdi Yazır

o halde anın beni, anayım sizi ve şükredin de bana nankörlük etmeyin

Erhan Aktaş

Öyleyse Beni zikredin dipnot 1 ki Ben de sizi zikredeyim. dipnot 2 Bana şükredin, dipnot 3 sakın nankörlük etmeyin.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Öğütlerimi dinleyin; Bana karşı sorumluluklarınızı unutmayın, yaptığınız her şeyi gördüğümü ve bildiğimi aklınızdan çıkarmayın; sizden istemiş olduğum şeyleri yapın.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ben de hak ettiğiniz karşılığı vereyim. Zikir kimi ayetlerde hatırlamak, hatırlatmak anlamında kullanılmış olsa da esas itibariyle "ilahi öğüt" demektir. Belli sözlerin tekrarlanarak söylenmesine zikir denmesi hurafedir.
  3. metne dön, dipnot 3
    Şükür, "karşılık vermek" demektir. Şükür, "sözle ifade edilen bir şey değildir." Kim Allah'a şükretmek istiyorsa, Allah'ın kendisine verdiği her şeyin karşılığını vermelidir. Allah'ın verdiği nimetlerden ihtiyaç sahiplerini yararlandırmalıdır. Örneğin malın şükrü infaktır, Canın/hayatın şükrü Allah'a kulluk yapmaktır, aklın şükrü teslim olmaktır vb.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Öyleyse Beni zikredin dipnot 1 ki Ben de sizi zikredeyim. dipnot 2 Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Öğütlerimi dinleyin; Bana karşı sorumluluklarınızı unutmayın, yaptığınız her şeyi gördüğümü ve bildiğimi aklınızdan çıkarmayın; sizden istemiş olduğum şeyleri yapın ki,
  2. metne dön, dipnot 2
    Ben de hak ettiğiniz karşılığı vereyim. Zikir kimi ayetlerde anmak, hatırlamak anlamında kullanılmış olsa da esas itibariyle "öğüt" demektir. Belli sözlerin tekrarlanarak söylenmesine zikir denmesi hurafedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Öyleyse Beni zikredin ki Ben de sizi zikredeyim dipnot 1 . Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Öğütlerimi dinleyin; Bana karşı sorumluluklarınızı unutmayın, yaptığınız her şeyi gördüğümü ve bildiğimi aklınızdan çıkarmayın; sizden istemiş olduğum şeyleri yapın ki, Ben de hak ettiğiniz karşılığı vereyim. Zikr kimi ayetlerde anmak, hatırlamak anlamında kullanılmış olsa da esas itibariyle "öğüt" demektir. Tesbihatla veya sözle yapılan zikr hurafedir.

Gültekin Onan

Öyleyse (yalnızca) beni anın. Ben de sizi anayım. Ve yalnızca bana şükredin ve (sakın) küfretmeyin.

Hasan Basri Çantay

Öyle ise siz beni (taatle, ibadetle) anın, ben de sizi (sevab ile, mağfiretle) anayım. Bir de bana şükredin, bana nankörlük etmeyin.

İbni Kesir

Öyleyse Beni zikredin ki, Ben de sizi anayım. Bir de Bana şükredin, nankörlük etmeyin.

Mehmet Alagaş

(146-153) Onlar kitabı babalarını tanıdıkları gibi tanırlar / bilirler, onlardan bir bölüm gerçeği bildikleri halde saklarlar, Rabbinden gelen gerçektir, tereddüt edenlerden olma. (Bana gelen ya gerçek değilse tereddütü) Herkes için yöneleceği bir cephe vardır, hayırlarda yarışın, nerede olursanız olun Allah sizi bir araya toplar, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Hangi taraftan çıkarsan çık yüzünü Mescid -i Haram’ın yönüne çevir, m uhakkak ki o , Rabbinden bir gerçektir , Allah yaptıklarınızdan gafil değildir / b ihaber değildir. Hangi taraftan çıkarsan çık yüzünü Mescid -i Haram’ın yönüne çevir, nerede olursanız olun yüzlerinizi onun / Mescid-i Haramın yönüne çevirin, ola ki kendilerine zulmedenler hariç, insanlar için, sizin aleyhinize tartışacakları bir delil olmasın , o nlardan ürpermeyin benden ürperin k i üzerinizde nimetimi tamamlayayım, böylelikle belki yola girersiniz. Size sizden bir Resul gönderdik, size ayetlerimizi seli okuyor ve sizi arındırıyor, size kitabı ve gerekçesini öğretiyor, size bilmiyor olduğunuz şeyleri öğretiyor. Beni hatırlayın ki ben de sizi hatırlayayım, bana teşekkür edin kafirlik etmeyin. Ey iman edenler sabır ve namazla yardım isteyin, Allah muhakkak ki sabredenlerle beraberdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

O halde yalnız beni anın ki, ben de sizi anayım. Bana şükredin ve sakın bana nankörlük etmeyin!

Süleyman Ateş

Öyle ise beni anın ki, ben de sizi anayım; bana şükredin, nankörlük etmeyin.

Süleymaniye Vakfı

Öyleyse siz beni zikredin /aklınızda tutun dipnot 1 ben de sizi zikredeyim! Bana karşı görevinizi yerine getirin, nankörlük etmeyin! dipnot 2

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla veya dile getirmektir (Müfredat). Zikretmek, o bilgiyi dikkate alıp kullanmaktır. Doğru bilginin kaynağı Allah'ın ayetleridir. Bunlar, yaratılan ayetler ve indirilen ayetler olmak üzere iki türlüdür. Her birinden elde edilen doğru bilgi zikirdir (En'am 6/80, Enbiya 21/24). İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder (Ra'd 13/28). Allah'ı zikretmek; ona, kitabına ve yarattığı ayetlere odaklanmak, onlardan elde edilen bilgileri akıldan çıkarmamak ve onların üzerine düşünmektir (Tevbe 9/67, Ahzab 33/41, Haşr 59/19). İnsan bunlardan bildiği kadarıyla sorumludur (Bakara 2/286).
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Beni aklınızdan çıkarmayın dipnot 1 ki ben de sizi çıkarmayayım! Bana karşı görevinizi yerine getirin, iyilik bilmez olmayın!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen bir bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla getirmek veya söylemektir. (Müfredat) Tabiat, Allah'ın yarattığı ayetlerden, Kur'an da indirdiği ayetlerden oluşur. Her ikisinden elde edilen doğru bilgi zikirdir. İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder. (Ra'd 13/28)

Şaban Britch

Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Bana şükredin, nankörlük etmeyin.

Şaban Piriş

Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Bana şükredin, nankörlük etmeyin.

Yaşar Nuri Öztürk

Anın beni ki, anayım sizi. Şükredin bana, sakın nankörlük etmeyin!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Therefore, bear Me in mind with reverence so that I bear you in mind and impel yourselves with gratitude. And do not be callous with hearts barren of faith.

Abdul Haleem

So remember Me; I will remember you. Be thankful to Me, and never ungrateful.

Abdullah Yusuf Ali

Then do ye remember Me; I will remember you. Be grateful to Me, and reject not Faith.

Abul A'la Maududi

So remember Me and I shall remember you; give thanks to Me and do not be ungrateful to Me for My favours.

Aisha Bewley

Remember Me – I will remember you. Give thanks to Me and do not be ungrateful.

Al-Hilali & Khan

Therefore remember Me (by praying, glorifying),[1] I will remember you, and be grateful to Me (for My countless Favours on you) and never be ungrateful to Me.

Ali Quli Qarai

Remember Me, and I will remember you, and thank Me, and do not be ungrateful to Me.

Amatul Rahman Omar

So glorify Me and I will grant you eminence and be thankful to Me, and be not ungrateful to Me (for My favours to you).

Arthur John Arberry

So remember Me, and I will remember you; and be thankful to Me; and be you not ungrateful towards Me.

Bijan Moeinian

Therefore, keep me in your mind so that I keep you in mind; always be grateful and never cover the truth.

E. Henry Palmer

remember me, then, and I will remember you; thank me, and do not misbelieve.

Edip-Layth

So remember Me that I may remember you, and be thankful to Me and do not become unappreciative.

George Sale

Therefore remember me, and I will remember you, and give thanks unto me, and be not unbelievers.

Hamid S. Aziz

Remember Me, then, and I will remember you; thank Me, and do not disbelieve (or reject faith).

Mahmoud Ghali

So, remember Me, (and) I will remember you; and give thanks to Me; and do not disbelieve Me.

Marmaduke Pickthall

Therefore remember Me, I will remember you. Give thanks to Me, and reject not Me.

Mohamed Ahmed - Samira

Even as We sent a messenger from among you to convey Our messages to you and cleanse you, and teach you the Book and the wisdom, and what you did not know;

Muhammad Asad

so remember Me, and I shall remember you; and be grateful unto Me, and deny Me not.

Mustafa Khattab

remember Me; I will remember you. And thank Me, and never be ungrateful.

Progressive Muslims

So remember Me that I may remember you, and be thankful to Me and do not disbelieve.

Rashad Khalifa

You shall remember Me, that I may remember you, and be thankful to Me; do not be unappreciative.

Sahih International

So remember Me; I will remember you. And be grateful to Me and do not deny Me.

Sam Gerrans

So remember Me, I will remember you; and be grateful to Me, and deny Me not.

Shabbir Ahmed

Therefore, raise My Name and I shall raise your name! And be grateful to Me, and deny Me not by being practically ungrateful. ((2:186), (2:220), (2:177), (15:49), (21:10), (21:24), (23:70), (38:24), (43:44)).

Syed Vickar Ahamed

Then do remember Me; I will remember you. And be grateful to Me and do not reject Faith.

Taqi Usmani

So Remember Me, and I will remember you, and be thankful to Me, and be not ungrateful to Me.

The Monotheist Group

So remember Me that I may remember you, and be thankful to Me and do not disbelieve.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 152. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 152. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Bakara suresi, 152. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩