Kasas suresi

Kasas suresi, 13. ayet

Kasas suresi, 13. ayet. فَرَدَدْنَٰهُ إِلَىٰٓ أُمِّهِۦ كَىْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَ وَلِتَعْلَمَ أَنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

feradednâhü ilâ ümmihî key teḳarra `aynühâ velâ taḥzene velita`leme enne va`de-llâhi ḥaḳḳuv velâkinne ekŝerahüm lâ ya`lemûn.

Diyanet İşleri

Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kasas 10–16 · surenin 13. ayeti / 88

Konu Firavun'un zulmü; Mûsâ'nın doğumu ve annesine dönüşü Kasas 1–13 3

  1. Kasas 10

    Musa'nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.

  2. Kasas 11

    Annesi, Musa'nın kız kardeşine, "Onu takip et" dedi. O da Musa'yı, onlar farkına varmadan uzaktan gözledi.

  3. Kasas 12

    Biz, daha önce onun, süt analarının sütünü emmemesini sağladık. Kız kardeşi, "Size onun bakımını, sizin adınıza üstlenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?" dedi.

  4. 13

    Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.

  5. Kasas 14

    Musa, olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca, biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz, iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız.

  6. Kasas 15

    Musa, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Musa, "Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır" dedi.

  7. Kasas 16

    Musa, "Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet" dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

13. “Böylece” daha önceden kendisine vaat ettiğimiz şekilde “anasını ona kavuşturduk ki gözü aydın olsun da üzülmesin” Çünkü oğlundan yana güven ve huzur içinde, son derece mutlu idi. Ayrıca çokça ücret alarak onu kendi yanında büyütecekti.

“Ve Allah’ın vaadinin hak olduğunu bilsin.” İşte Biz, ona vaat ettiklerimizin bir bölümünü gözle görülecek şekilde gösterdik. Bununla kalbi huzur bulsun, imanı artsın ve Allah’ın, onun korunması ve ona risalet verilmesi hususundaki vaadinin pek yakında gerçekleşeceğini bilsin diye böyle yaptık.

“Fakat onların çoğu bilmezler.” Onlar sebebi elverişli görmeyecek olurlarsa bu, imanlarını sarsar, tereddüde düşerler. Çünkü Yüce Allah’ın üstün işler ve oldukça değerli maksatlardan önce zorlu engelleri ve imtihanları takdir ettiğini bilmezler.

ûsâ aleyhisselam, böylece Firavun hanedanı yanında, onların saltanatları dahilinde yaşadı. Onların bineklerine biniyor, onların giysilerini giyiyordu. Annesi de bundan dolayı huzur içerisinde idi. Böylelikle onun süt annesi olduğu da artık kabul edilmişti. O bakımdan annesinin yanından ayrılmayışını ve onun da ona şefkat duymasını kimse tepki ile karşılamıyordu.

üce Allah’ın bu lütfunu, peygamberi Mûsâ’yı yalan söylemekten koruyuşunu ve annesi ile kendisi arasında bütün insanlarca görülen bu derece bağlılığı kolaylaştırışı düşünmeye değer. Zira bu bağlılık, insanların gözünde süt emzirmesi dolayısıyla idi ve onlara göre Musa, süt annesi olduğu için ona anne diyordu. O bakımdan gerek onun, gerekse başkalarının bütün bu hususlarda söyledikleri sözlerin çoğu, bu yönden doğru ve gerçek idi.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onu yakından görünce gözü aydın olsun, ayrılışından dolayı üzülmesin ve Yüce Allah’ın onu kendisine geri döndüreceğine dair vaadinin gerçek olduğunu ve hakkında hiçbir şüphe olmadığını bilsin diye, Mûsâ'yı annesine geri döndürdük. Fakat onların çoğu bu vaadi bilmediler. Ayrıca onun (Mûsâ'nın) annesi olduğunu da anlayamadılar.

Kelimeler

17 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَرَدَدْنَـٰهُ feradednahu böylece onu geri verdik kök: ردد
  2. إِلَىٰٓ ila
  3. أُمِّهِۦ ummihi annesine kök: امم
  4. كَىْ key için
  5. تَقَرَّ tekarra aydın olması kök: قرر
  6. عَيْنُهَا aynuha gözü kök: عين
  7. وَلَا ve la ve
  8. تَحْزَنَ tehzene üzülmesin (diye) kök: حزن
  9. وَلِتَعْلَمَ velitea'leme ve bilmesi için kök: علم
  10. أَنَّ enne şüphesiz ki
  11. وَعْدَ vea'de va'di kök: وعد
  12. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  13. حَقٌّۭ hakkun haktır kök: حقق
  14. وَلَـٰكِنَّ velakinne ve fakat
  15. أَكْثَرَهُمْ ekserahum çokları kök: كثر
  16. لَا la
  17. يَعْلَمُونَ yea'lemune bilmezler kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: قرر (38 geçiş) · Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Aynı kök: عين (65 geçiş)

    "Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin…

  • Aynı kök: حزن (42 geçiş) · Aynı kök: ردد (59 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Musa'nın annesine, "Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil'e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz…

  • Aynı kök: قرر (38 geçiş) · Aynı kök: عين (65 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş)

    Meryem oğlu İsa'yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik.

  • Aynı kök: قرر (38 geçiş) · Aynı kök: عين (65 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş)

    Onlar, "Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle" diyenlerdir.

  • Aynı kök: عين (65 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. (Tih sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Musa'dan su istediğinde biz ona, "Asanı taşa vur"…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    "Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:"

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

84 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Böylelikle gözü aydın olsun, (daha fazla) üzülmesin ve insanların çoğu bilmeseler bile Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin diye biz onu annesine geri vermiştik.

Mustafa İslamoğlu

Ve sonunda onu annesine döndürdük kü, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye... Dahası insanların çoğu bunu bilmese de, kendisi Allah'ın vaadinin kesin bir gerçek olduğunu bilsin diye...

Muhammed Esed

İşte böylece, o'nu annesine kavuşturduk ki gözü gönlü aydınlansın, artık üzülmesin ve onların çoğu bunu bilmeseler bile o, Allah'ın verdiği sözün mutlaka gerçekleşeceğini bilsin!

Ahmed Hulusi

Nihayet Onu anasına geri döndürdük ki, gözü aydın olsun, mahzun olmasın ve bilsin ki, Allah'ın vaadi Hak'tır. . . Fakat onların çoğu bilmezler.

Ali Bulaç

Böylelikle, gözünün aydın olması, üzülmemesi ve gerçekten Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilmesi için, onu annesine geri vermiş olduk. Ancak onların çoğu bilmezler.

Ali Özek ve heyeti

Böylelikle biz onu, anasına, gözü aydın olsun, gam çekmesin ve Allah'ın vadinin gerçek olduğunu bilsin diye geri verdik. Fakat yine de pek çoğu (bunu) bilmezler.

Ali Rıza Safa

Onu, annesine geri verdik. Gözü aydın olsun ve üzülmesin; Allah'ın verdiği sözün kesinlikle gerçek olduğunu da bilsin diye. Fakat onların çoğu bilmez.

Bayraktar Bayraklı

Böylece biz onu, anasına "Gözü aydın olsun, gam çekmesin, Allah'ın verdiği sözün gerçek olduğunu bilsin" diye, geri verdik. Fakat onların çoğu bilmezler.

Edip Yüksel

Böylece onu annesine döndürdük ki gözü aydınlansın, üzülmesin ve ALLAH'ın sözünün gerçek olduğunu bilsin. Ne var ki çokları bilmez.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Böylece onu annesine döndürdük ki gözü aydınlansın, üzülmesin ve ALLAH'ın sözünün gerçek olduğunu bilsin. Ne var ki çokları bilmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Böylece Biz, Musa'yı annesine geri verdik ki, annesinin gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah'ın va'dinin kesinlikle gerçek olduğunu bilsin diye; fakat çokları bilmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu suretle onu anasına iade eyledik ki gözü aydın olsun da huzünlenmesin ve bilsin ki Allahın va'di muhakkak haktır ve lakin çokları bilmezler

Erhan Aktaş

Derken gözü aydın olsun, üzülmesin diye onu annesine kavuşturduk. Ve Allah'ın sözünün gerçek olduğunu fakat onların çoğunun bunu anlamadığını bilsin.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Derken gözü aydın olsun, üzülmesin diye onu annesine kavuşturduk. Ve Allah'ın sözünün gerçek olduğunu fakat onların çoğunun bunu anlamadığını bilsin.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Derken onu; gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah'ın sözünün gerçek olduğunu bilsin diye annesine geri verdik. Ne var ki onların çoğu bunu bilmezler.

Gültekin Onan

Böylelikle, gözünün aydın olması, üzülmemesi ve gerçekten Tanrı'nın vaadinin hak olduğunu bilmesi için onu annesine geri vermiş olduk. Ancak onların çoğu bilmezler.

Hasan Basri Çantay

İşte (böylece) onu anasına iaade etdik. Taki gözü aydın olsun, tasalanmasın, Allahın va'dinin şübhesiz bir hak olduğunu bilsin. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.

İbni Kesir

Böylece onun gözü aydın olsun, tasalanmasın ve Allah'ın vaadinin mutlak gerçek olduğunu bilsin diye, annesine geri verdik. Ama onların çoğu bilmezler.

Mehmet Alagaş

(7-13) Musa'nın annesine onu emzir, ne zaman ki onlardan bir korku hissettin, onu Derya’ya bırak, korkma ve de üzülme, biz muhakkak onu sana geri döndüreceğiz ve onu gönderilenlerden / Resullerden yapacağız diye vahyettik. Firavun'un ailesi ileride kendilerine bir düşman bir hüzün kaynağı olacak olan onu / Musa’yı, bulup aldılar. Firavun haman ve bu ikisinin orduları muhakkak ki yanlış yapıyorlardı. Firavun'un karısı; senin ve benim için bir göz aydınlığı / göz nuru olabilir öldürmeyin onu , belki bize bir faydası olur yahut onu evlat ediniriz dedi. Onlar bilincinde değildiler / şuurunda değillerdi. Musa'nın annesi gönlü / fuadı boşalmış sabahladı, onun iman edenlerden olması için kalbini zapturapt altına eğer almasaydık neredeyse onu açığa vuracaktı. O anne Musa'nın kız kardeşine demişti ki onun izini takip et, O da onlar farkına varmadıkları bir yerden onu görebildi. Bundan önce ona / Musa’ya süt anneliğini haram etmiştik (annesi dışında kimse onu emziremiyordu) Kız, size onun bakımını yapacak / ona kefil olacak ona nasihat edecek ev halkını göstereyim mi? dedi. Böylece gözü aydın olsun ve üzülmesin ve de Allah'ın vaadi / verdiği sözü gerçektir, bilsin diye, onu annesine geri döndürdük. Velakin onların çoğu / ekserisi bilmiyorlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Böylece onu; gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah’ın vaadinin hak olduğunu bilsin diye annesine geri döndürdük. Fakat, onların çoğu bilmezler.

Süleyman Ateş

Böylece biz onu, annesine geri verdik ki gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah'ın va'dinin gerçek olduğunu bilsin. Fakat çokları bilmezler.

Süleymaniye Vakfı

Böylece onu, annesine geri verdik ki gözü aydın olsun ve üzülmesin. Bir de bilsin ki Allah'ın vaadi yerine gelir. Ancak çoğu kimse bunu bilmez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Böylece onu anasına geri getirdik ki, gözü aydın olsun ve üzülmesin . Bir de bilsin ki Allah'ın verdiği söz yerine getirilir. Ancak onların çoğu bunu bilmezler.

Şaban Britch

Böylece onu; gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah’ın vaadinin hak olduğunu bilsin diye annesine geri getirdik. Fakat, onların çoğu bilmezler.

Şaban Piriş

Böylece onu; gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin diye annesine geri verdik. Fakat, onların çoğu bilmezler.

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet Musa'yı öz anasına geri çevirdik ki, o ananın gözü aydın olsun, kederlenmesin ve Allah'ın vaadinin hak olduğunu bilsin. Fakat çokları bunu bilmezler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And there, did We restore him to his mother so that she would be delighted and her eyes speak content and she would take off the robe of grief and realize that the promise of Allah is an absolute certainty even though most people are indeed ignorant of this very fact.

Abdul Haleem

We restored him to his mother in this way, so that she might be comforted, not grieve, and know that God’s promise is true, though most of them do not know.

Abdullah Yusuf Ali

Thus did We restore him to his mother, that her eye might be comforted, that she might not grieve, and that she might know that the promise of Allah is true: but most of them do not understand.

Abul A'la Maududi

Thus did We restore Moses dipnot 1 to his mother that her eyes might be comforted and she might not grieve, and realise that the promise of Allah was true. dipnot 2 But most people are unaware of this.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    According to the Bible and the Talmud, the child was named "Moses" in Pharaoh’s house. It is not a Hebrew but a Coptic word, which means, “I drew him out of the water”, for in Coptic mo meant water and oshe rescued.
  2. metne dön, dipnot 2
    Another good thing that resulted from this wise device by Allah was that the Prophet Moses (peace be upon him) could not become a real prince in Pharaoh’s house, but grew up among his own people and became fully aware of his family and community traditions and his ancestral religion. Thus, instead of growing up as a member of Pharaoh’s class and people, he arose sentimentally and intellectually as a full-fledged Israelite.

Aisha Bewley

That is how We returned him to his mother so that she might delight her eyes and feel no grief and so that she would know that Allah’s promise is true. But most of them do not know this.

Al-Hilali & Khan

So did We restore him to his mother, that her eye might be comforted, and that she might not grieve, and that she might know that the Promise of Allâh is true. But most of them know not.

Ali Quli Qarai

Thus We restored him to his mother so that she might be comforted and not grieve, and that she might know that Allah’s promise is true, but most of them do not know.

Amatul Rahman Omar

This was how We restored him to his mother so that she might be consoled (to see her child) and should no longer grieve and that she might know that the promise of Allâh was true; (a fact which) most of these (disbelievers of the Holy Prophet) do not know.

Arthur John Arberry

So We returned him to his mother, that she might be comforted and not sorrow, and that she might know that the promise of God is true; but most of them do not know.

Bijan Moeinian

Thus I returned Moses back to his mother [with the economic and prestigious backing of the Pharaoh] to calm her down, remove her worries and prove to her that: "God never reneges His Promise" but most people are not aware of this fact.

E. Henry Palmer

So we restored him to his mother that her eye might be cheered, and that she might not grieve, and that she might know that the promise of God is true, though most of them know not.

Edip-Layth

Thus, We returned him to his mother, so that she may be pleased and not be saddened, and to let her know that God's promise is the truth. However, most of them do not know.

George Sale

And, at their desire, she brought his mother to them. So We restored him to his mother, that her mind might be set at ease, and that she might not be afflicted; and that she might know that the promise of God was true: But the greater part of mankind know not the truth.

Hamid S. Aziz

And We made unlawful (or unacceptable) for him the wet-nurses. And she (his sister) said, "Shall I guide you to the people of a house who will bring him up for you, and who will be sincere and devoted?"

Mahmoud Ghali

So We turned him back to his mother so that she might comfort her eye and not grieve, and that she might know that the promise of Allah is true; but most of them do not know.

Marmaduke Pickthall

So We restored him to his mother that she might be comforted and not grieve, and that she might know that the promise of Allah is true. But most of them know not.

Mohamed Ahmed - Samira

Thus We restored him to his mother that she may be tranquil and not grieve, and know that the promise of God is true, though most men do not know.

Muhammad Asad

And thus We restored him to his mother, so that her eye might he gladdened, and that she might grieve no longer, and that she might know that God’s promise always comes true - even though most of them know it not!

Mustafa Khattab

This is how We returned him to his mother so that her heart would be put at ease, and not grieve, and that she would know that Allah’s promise is ˹always˺ true. But most people do not know.

Progressive Muslims

Thus, We returned him to his mother, so that she may be pleased and not be saddened, and to let her know that God's promise is the truth. However, most of them do not know.

Rashad Khalifa

Thus, we restored him to his mother, in order to please her, remove her worries, and to let her know that GOD's promise is the truth. However, most of them do not know.

Sahih International

So We restored him to his mother that she might be content and not grieve and that she would know that the promise of Allah is true. But most of the people do not know.

Sam Gerrans

So We restored him to his mother, that her eye be comforted and she grieve not, and that she might know that the promise of God is true; but most of them know not.

Shabbir Ahmed

And thus We restored him to his mother so that her eye might be gladdened and that she might grieve no longer, and that she might know that Allah's Promise always comes true. But most of them know not.

Syed Vickar Ahamed

Like this We brought him back to his mother, so that her eye might be comforted, and that she might not feel sad, and that she might know that the Promise of Allah is True: But most of them do not understand.

Taqi Usmani

Thus We brought him back to his mother, so that her eye might have comfort and she might not grieve, and so that she might know that Allah’s promise is true, but most of them do not know.

The Monotheist Group

Thus, We returned him to his mother, so that she may be pleased and not be saddened, and to let her know that the promise of God is the truth. However, most of them do not know.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 13. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 13. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kasas suresi, 13. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩