Mâide suresi

Mâide suresi, 93. ayet

Mâide suresi, 93. ayet. لَيْسَ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جُنَاحٌ فِيمَا طَعِمُوٓا۟ إِذَا مَا ٱتَّقَوا۟ وَّءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ ثُمَّ ٱتَّقَوا۟ وَّءَامَنُوا۟ ثُمَّ ٱتَّقَوا۟ وَّأَحْسَنُوا۟ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ

leyse `ale-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti cünâḥun fîmâ ṭa`imû iẕâ me-tteḳav veâmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti ŝümme-tteḳav veâmenû ŝümme-tteḳav veaḥsenû. vellâhü yüḥibbü-lmuḥsinîn.

Diyanet İşleri

İman edip salih ameller işleyenlere; Allah'a karşı gelmekten sakındıkları, iman ettikleri ve salih amel işledikleri, sonra Allah'a karşı gelmekten sakındıkları ve iman ettikleri, sonra yine Allah'a karşı gelmekten sakındıkları ve iyilik ettikleri takdirde, daha önce tatmış olduklarından dolayı bir günah yoktur. Allah, iyilik edenleri sever.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mâide 90–96 · surenin 93. ayeti / 120

Konu Helâli haram kılmamak; yemin kefareti; içki ve kumar Mâide 87–93 3

  1. Mâide 90

    Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.

  2. Mâide 91

    Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?

  3. Mâide 92

    Öyleyse Allah'a itaat edin, peygambere itaat edin ve Allah'a karşı gelmekten sakının. Şayet yüz çevirirseniz bilmiş olun ki, elçimize düşen sadece apaçık tebliğdir.

  4. 93

    İman edip salih ameller işleyenlere; Allah'a karşı gelmekten sakındıkları, iman ettikleri ve salih amel işledikleri, sonra Allah'a karşı gelmekten sakındıkları ve iman ettikleri, sonra yine Allah'a karşı gelmekten sakındıkları ve iyilik ettikleri takdirde, daha önce tatmış olduklarından dolayı bir günah yoktur. Allah, iyilik edenleri sever.

  5. Mâide 94

    Ey iman edenler! Andolsun, Allah sizleri, ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki, görmediği halde kendisinden korkanı ayırıp meydana çıkarsın. Kim bundan (bu açıklamadan) sonra haddini tecavüz ederse, ona elem dolu bir azap vardır.

  6. Mâide 95

    Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Ka'be'ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki adil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah, geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.

  7. Mâide 96

    Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helal kılındı. Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece size haram kılındı. Huzurunda toplanacağınız Allah'a karşı gelmekten sakının.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

93. İçkiyi haram kılan, ona dâir kesin yasağı ve bu yasağın ağırlığını ifade eden buyruklar nazil olunca mü’minlerden bazı kimseler, içkinin haram kılınışından önce müslüman olarak ama içki içmeye devam ederken ölen kardeşlerinin durumunun ne olduğunu öğrenmeyi arzu ettiler. Yüce Allah da bu âyet-i kerimeyi indirdi ve şunu haber verdi: “İman edip salih ameller işleyenlere... takdirde (geçmişte) tattıklarından” haram kılınışlarından önce içki içmelerinden ve kumar oynamalarından “dolayı bir vebal” bir günah, bir sorumluluk “yoktur.” Günahın olmaması, hem sözü edilen hususları hem de diğer günahları kapsadığından dolayı Yüce Allah buna dâir: “sakındıkları, iman edip salih ameller işledikleri…” kaydını getirmiştir. Yani bunun için masiyetleri terk eden, Allah’a salih amel işlemelerini gerektirecek sahih bir iman ile iman eden ve sonra da bu şekilde devam eden kimseler olmaları şarttır. Aksi takdirde eğer kul, kimi zaman bu niteliğe sahip olmakla birlikte, bazen bu niteliklere sahip olmuyor ise bu, yeterli değildir. Aksine onun her zaman bu seviyede olması, bu durumunu eceli gelinceye kadar devam ettirmesi ve bu ihsan halini sürdürmesi gerekir. Şüphesiz Allah Yaratıcıya ibadetlerinde ihsan makamına erişen, kullara da iyilikte bulunan, gerçek anlamda ihsan sahibi olan kullarını sever.

Bu âyet-i kerimenin kapsamına haram olan bir şeyi haram kılınışından sonra tadan yahut da başka bir haramı işleyen, daha sonra da günahını itiraf ederek Allah’a tevbe eden ve salih amel işleyerek takva sahibi olan kimseler de girer. Şüphesiz Allah böylelerine de mağfiret buyurur ve böyle kimselerden günah kalkar.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'a iman edip O'na yaklaşmak için salih amel işleyenler için içki yasaklanmadan önce içtiklerinden dolayı bir günah yoktur. Onlar haramlardan sakınmış, Allah'ın gazabından korkmuş, O'na iman edip, salih ameller işlemiş sonra da Allah'ın gözetiminde olduklarını çok iyi hissedip, O'nu görür gibi ibadet eder halde olmuşlardı. O kimseler sürekli Allah'ın kendilerini gördüğünü hisseder haldeydiler. Böylece Yüce Allah da, kendisini görüyormuşcasına ibadet eden kimseleri çok sever. İşte bütün bunlar Mümin kimseleri amelleri en güzel ve mükemmel bir şekilde yapmaya sevk eder.

Kelimeler

24 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. لَيْسَ leyse yoktur kök: ليس
  2. عَلَى ala üzerine
  3. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  4. ءَامَنُوا۟ amenu inananlar kök: امن
  5. وَعَمِلُوا۟ ve amilu ve yapanlara kök: عمل
  6. ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ s-salihati iyi işler kök: صلح
  7. جُنَاحٌۭ cunahun bir günah kök: جنح
  8. فِيمَا fima ötürü
  9. طَعِمُوٓا۟ taimu yediklerinden kök: طعم
  10. إِذَا iza bundan böyle
  11. مَا ma takdirde
  12. ٱتَّقَوا۟ ttekav korundukları kök: وقي
  13. وَّءَامَنُوا۟ ve amenu ve inandıkları kök: امن
  14. وَعَمِلُوا۟ ve amilu ve yaptıkları kök: عمل
  15. ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ s-salihati iyi işler kök: صلح
  16. ثُمَّ summe sonra (yine)
  17. ٱتَّقَوا۟ ttekav korundukları kök: وقي
  18. وَّءَامَنُوا۟ ve amenu ve inandıkları kök: امن
  19. ثُمَّ summe ve yine
  20. ٱتَّقَوا۟ ttekav korundukları kök: وقي
  21. وَّأَحْسَنُوا۟ ۗ ve ehsenu ve iyilik ettikleri kök: حسن
  22. وَٱللَّهُ vallahu Allah kök: اله
  23. يُحِبُّ yuhibbu sever kök: حبب
  24. ٱلْمُحْسِنِينَ l-muhsinine güzel davrananları kök: حسن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: طعم (48 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler.

  • Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet) · Ortak kavram: İhsan

    (Mallarınızı) Allah yolunda harcayın. Kendi kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet) · Ortak kavram: İhsan

    Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar…

  • Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet) · Ortak kavram: İhsan

    Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.

  • Aynı kök: جنح (34 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş)

    (Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. Arafat'tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife'ye) akın…

  • Aynı kök: جنح (34 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş)

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: جنح (34 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş)

    Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kafirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kafirler…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Takvâlı (duyarlı) olup iman ettikleri ve iyi işler yaptıkları, sonra (yine) takvâlı (duyarlı) olup iman ettikleri, sonra da (bunu devam ettirerek) takvâlı (duyarlı) olup güzel davrandıkları sürece (haram kılınmadan önce) tattıklarından dolayı iman edip iyi işler yapanlara herhangi bir vebal yoktur. dipnot 1 Allah güzel davrananları sever.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet Mâide 5:90. ayetteki haramları işler vaziyette ölenlerin durumuna dair bir hüküm içermekte ve henüz yasaklar söz konusu olmadan ölenlerin daha önce tattıkları şeylerde kendilerine herhangi bir sorumluluğun olmadığını ortaya koymaktadır.

Mustafa İslamoğlu

İman edip salih amel işleyenler, takva ehli oldukları, iman edip salih amel işlemeye devam ettikleri sürece, önceden tarttıklarından dolayı sorumlu tutulmayacaklardır; yeter ki takvada ve imanda, dahası, takvada ve iyilikte kararlı olsunlar: Zira Allah iyileri sever.

Muhammed Esed

İmana ermiş olup doğru ve yararlı işler yapanlar, Allaha karşı sorumluluk bilinci duydukları ve (gerçekten) inanıp doğru ve yararlı işler yaptıkları sürece her istediklerinden serbestçe yararlanabilirler: yeter ki Allaha karşı sorumluluk bilinci duymaya ve iman etmeye devam etsinler ve Allaha karşı sorumluluklarının bilincine daha çok varsınlar ve iyilik yapmakta arzulu ve kararlı davransınlar. Allah iyilik yapanları sever.

Ahmed Hulusi

İman edip imanının gerektirdiği fiilleri ortaya koyanlar, korunmaya devam ederlerse (bir üst mertebede) imana ulaşıp, o imanın gereği çalışmalar yaparlar. . . Sonra bu anlayışa göre korunarak daha üst mertebede iman anlayışına kavuşurlar. . . O anlayışla imanlarının sonucu olarak da ona göre korunmaya başlarlar. . . Bundan sonra, ulaştıkları bu anlayışa göre korunmaya devam etmeleri, onları ihsana (Müşahede mertebesine) erdirir. . . Allah muhsinleri sever.

Ali Bulaç

İman edenler ve salih amellerde bulunanlar için korkup sakındıkları, iman ettikleri ve salih amellerde bulundukları, sonra korkup sakındıkları ve iman ettikleri ve sonra (yine) korkup sakındıkları ve iyilikte bulundukları takdirde (yasaklanmadan önce) yedikleri dolayısıyla bir sorumluluk yoktur. Allah, iyilik yapanları sever.

Ali Özek ve heyeti

İman eden ve sâlih amel işleyenlere, hakkıyla sakınıp iman ettikleri ve sâlih amel işledikleri, sonra yine hakkıyla sakınıp iman ettikleri, sonra da hakkıyla sakınıp yaptıklarını, ellerinden geldiğince güzel yaptıkları takdirde (haram kılınmadan önce) tattıklarından dolayı günah yoktur. (Önemli olan inandıktan sonra iman ve iyi amelde sebattır). Allah iyi ve güzel yapanları sever.

Ali Rıza Safa

İnanmış olarak erdemli edimler yapanların, sorumluluk bilincine erişmedikleri önceki zamanlarda yediklerinden dolayı suç yoktur. İnanmış olarak erdemli edimler yapın. Sonra, sorumluluk bilincine erişin ve inanın. Sonra, sorumluluk bilinci taşıyın ve güzel davranın. Çünkü Allah, güzel davrananları sever. dipnot 108

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 108
    "Sorumluluk bilincine erişmek" olarak yazdığımız "Takva" terimi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Allah'a karşı gelmekten sakınmak" veya "Allah'tan korkmak" biçiminde çevrilmiş; çevirilerin çoğunluğunda ise Arapça biçimiyle bırakılmıştır. Takva terimi, bu ayette üç kez tekrarlandığı için, "Üç Takvalı Ayet" olarak isimlendirilir.

Bayraktar Bayraklı

İnanıp iyi işler yapanlara, bundan böyle kötülüklerden korunup inandıkları ve iyi işler yaptıkları, sonra korunup inandıkları, sonra yine korunup iyilik ettikleri takdirde, daha önce yediklerinden ötürü bir günah yoktur. Allah, güzel davrananları sever.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylayıp erdemli işler yapanlar, emirlere uyarak gerçeği onaylayıp erdemli davrandıkları, günahlardan sakınıp onayladıkları ve yine sakınıp iyilik yaptıkları sürece yediklerinden ötürü kendilerine bir günah yoktur. ALLAH iyi davrananları sever.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnanıp erdemli işler yapanlar, emirlere uyarak inanıp erdemli davrandıkları, günahlardan sakınıp inandıkları ve yine sakınıp iyilik yaptıkları sürece yediklerinden ötürü kendilerine bir günah yoktur. ALLAH iyi davrananları sever.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İman edip yararlı işler yapan kimseler bundan böyle (Allah'tan) korktukları, imanlarında sebat ettikleri, yararlı işler yapmaya devam ettikleri, sonra sakındıkları ve imanlarında iyice sağlamlaştıkları, yine sakınmakla beraber her yaptığını güzel yapan kişi mertebesine erdikleri takdirde, daha önce (haramı) tatmalarından ötürü kendilerine bir günah yoktur. Allah iyi davrananları sever.

Elmalılı Hamdi Yazır

İyman edib de salahlı salahlı işler yapan kimseler bundan böyle sakındıkları ve iymanlarında sebat ile salih salih işlerine devam eyledikleri, sonra takvalarında ve iymanlarında rüsuh buldukları, sonra bu takva ile beraber her yaptığını güzel yapan ihsan mertebesine erdikleri takdirde mukaddema tattıklarında kendilerine bir beis yoktur, Allah muhsinleri sever

Erhan Aktaş

İman eden ve salihatı yapan dipnot 1 kimselere; iman edip salihatı yaptıkları sürece takva sahipleri değilken yiyip içtiklerinden dolayı bir sorumluluk yoktur. Sonra takvalı olup, iman ettikleri, sonra takvalı olup iyilik yaptıkları takdirde, bilin ki Allah, muhsin dipnot 2 olanları sever.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 5:9. ayetin dipnotu.
  2. metne dön, dipnot 2
    İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İman eden ve salihatı yapan dipnot 1 kimselere; İman edip salihatı yaptıkları sürece takva dipnot 2 sahipleri değilken yiyip içtiklerinden dolayı bir sorumluluk yoktur. Sonra takvalı olup, iman ettikleri, sonra takvalı olup iyilik yaptıkları takdirde, bilin ki Allah, muhsin dipnot 3 olanları sever.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Takva, korunmak, önlemek, saklamak. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.
  3. metne dön, dipnot 3
    İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İman eden ve salihatı yapan dipnot 1 kimselere; takvalı dipnot 2 oldukları, iman edip salihatı yaptıkları sürece, daha önce yiyip içtikleri o şeylerden dolayı bir sorumluluk yoktur. Bundan böyle takvalı olup, iman ettikleri ve yine takvalı olup salihatı yaptıkları ve yine takvalı olup iyilik yaptıkları takdirde, bilin ki Allah, muhsin dipnot 3 olanları sever.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bozuk olan şeyi düzeltmek, düzelticilik yapmak, yapıcı olmak, düzeltmeye yönlendirmek, teşvik etmek.
  2. metne dön, dipnot 2
    Allah'ın buyruklarına içtenlikle uymak suretiyle; o buyrukları kendisine koruyucu yapıp, onlarla kendisini kötü ve zararlı şeylere karşı korumaya, güvenceye almak.
  3. metne dön, dipnot 3
    İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.

Gültekin Onan

İnananlar ve salih amellerde bulunanlar için korkup sakındıkları, inandıkları ve salih amellerde bulundukları, sonra korkup sakındıkları ve sonra (yine) korkup sakındıkları ve iyilikte bulundukları takdirde (yasaklanmadan önce) yedikleri dolayısıyla bir sorumluluk yoktur. Tanrı iyilik yapanları sever.

Hasan Basri Çantay

İman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar — (Bundan sonra haram olan şeylerden de) sakındıkları, iman (larında sebat ile) iyi iyi işlere devam etdikleri, sonra (haram edilen şeylerden daima) sakınıb (haram olduklarına iyice) inandıkları ve yine sakınmakda devam ve ısrar ile güzel işler (i arayıb onlar) la iştigal eyledikleri takdirde — (haram kılınmazdan evvel) tatdıklarında üzerlerine hiç bir suç yokdur. Allah, iyi hareket edenleri sever.

İbni Kesir

İman edip salih amel işleyenler, sakınırlar, inanırlar ve salih amel işlerlerse; sonra sakınır ve ihsan ederlerse; daha önce tatmış olduklarından dolayı bir sorumluluk yoktur. Allah, ihsan edenleri sever.

Mehmet Alagaş

(92-100) Allah’a ve Resulüne itaat edin, hazırlıklı olun, eğer yüz çevirirseniz, bilin ki Resulümüze düşen sadece apaçık bilgilendirmektir. İman eden ve salih amel işleyenlerin, o şeylerden sakındıkları iman ettikleri ve salih amel işledikleri sürece ve sonra yine sakınmaları iman etmeleri ve sonrasında tekrar sakınmaları ve güzel davranmaları şartlarıyla onlardan yemiş olmaları günah değildir , Allah güzel davrananları sever. Ey iman edenler, Allah sizi ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği avlanma konusunda ki bir şeylerle dener, bundan amaç Allah’tan gıyabında korkanları bilinir hale getirmesi içindir, her kim bununun ardından önemsizleştirirse işte ona acıtıcı bir azap vardır. Ey iman edenler ihramlı iken (hac yahut umredeyken) av hayvanı öldürmeyin, her kim onu bile isteye / taammüden öldürürse, cezası öldürdüğü hayvanın aynısından aranızda denkleştirmeyi / adaleti bilen birinin kararı gereği Kâbe’ye hediye edilmek üzere ulaştırılmasıdır yahut kefaret gerekir, miskinleri doyurmaktır yahut buna denk oruç tutmaktır ki yaptığı işin vebalini tatsın, Allah geçmişte kalanları affetti, her kim tekrar dönerse, Allah ondan öc alır / intikam alı r, Allah saygıdeğerdir, intikam sahibidir. Deniz avlanması ve onların yenilmesi size de yolculuk halinde orada olanlara da helal edildi, kara avlanması ise ihramlı olduğunuz sürece size haram edildi, kendisiyle bir araya geleceğiniz Allah’tan sakının. Allah, Beyt-i Haram Kâbe’yi, Şehr-i Haramı, hediyelik kurbanları ve gerdanlıkları işaretli hayvanları insanlar için kalkış / kıyam vesilesi yaptı, bu, Allah’ın semalarda ve arzda ne varsa bildiğini bilmeniz amacıyladır, muhakkak ki Allah, her şeyi bilendir. Şunu bilin ki Allah’ın misillemesi şiddetlidir ve de Allah , kesinlikle bağışlayandır, esirgeyendir. Resule düşen görev sadece bil gilendirmektir, Allah, neyi açık ettiğinizi neyi ağzınızda sakladığınızı bilir, deki pis olanla hoş olan bir değildir velev ki habis olanın çokluğuna kapılsanız bile / çokluğu ilginizi çekse bile, Allah’tan sakının, ey akıl uluları, böylelikle belki kurtuluşa erersiniz.

Rowwad Tercüme Merkezi

İman edip salih amel işleyenler; sakınıp/takvalı olup, iman eder ve salih ameller işlerseler (haram olmadan) önce tatmış olduklarından ötürü onlara bir günah yoktur. Sonra iman etmeye, takvalı olup iyiliklerde bulunmaya devam ederlerse, işte Allah böyle iyilik yapanları sever.

Süleyman Ateş

İnanıp iyi işler yapanlara -bundan böyle (kötülüklerden) korunup inandıkları ve iyi işler yaptıkları, sonra (yasaklardan) korunup (onların yasaklığına) inandıkları ve yine korunup iyilik ettikleri takdirde- (daha önce) yediklerinden ötürü bir günah yoktur. Allah güzel davrananları sever.

Süleymaniye Vakfı

Allah'a inanıp güvenen ve iyi işler yapanlar; kendilerini yanlışlardan korur, Allah'a inanıp güvenmeyi sürdürür, iyi işler yapmaya devam eder, inanıp güvenerek yanlışlardan korunur, korunmayı sürdürür de güzel davranırlarsa daha önce yiyip içtiklerinden dolayı bir günahları kalmaz dipnot 1 . Allah güzel davrananları sever.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet, tevbe edip durumlarını düzelten kişilerin daha önceden yiyip içmiş oldukları haram şeylerden sorumlu tutulmayacaklarını bildirmektedir. Yaptığı yanlıştan dolayı tevbe edip durumunu düzeltenlerle alakalı diğer ayetler şöyledir: A'raf, 7/153, Nahl, 16/119, Taha, 20/82, Furkan, 25/68-71.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlar, yiyip içtikleri şeyden dolayı sorumlu tutulmazlar dipnot 1 . Bu, çekindikleri, inanıp güvendikleri ve iyi işler yaptıkları, yine çekindikleri, inandıkları yine de çekindikleri ve güzel davrandıkları takdirde böyledir. Allah güzel davrananları sever.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    ..

Şaban Britch

İman edip, salih amel işleyenler; sakınıp/takvalı olup, iman eder ve salih ameller yaparsa (haram olmadan) önce yediklerinden ötürü onlara bir günah yoktur. Sonra iman etmeye, takvalı olup, iyiliklerde bulunmaya devam ederlerse, işte Allah böyle iyilik yapanları sever.

Şaban Piriş

İman edip, doğruyu yapanlara; çekinip, iman eder ve doğruları işlerlerse daha önce tattıklarından dolayı bir günah yoktur. İman ederek korunurlar, sonra yine iyiye yönelerek kendilerini korurlarsa, Allah, iyiye yönelenleri sever.

Yaşar Nuri Öztürk

İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlara; bundan böyle korunup iman ederek iyi işler yaptıkları, sonra takvaya sarılıp imanda kemale erdikleri, sonra bir mertebe daha korunup güzellikler sergiledikleri takdirde, daha önce tatmış olduklarından ötürü hiçbir günah yoktur. Allah, güzel düşünüp güzel davrananları sever.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

No guilt incurred on those who have conformed to Islam and cultivated their deeds with piety, relative to the kind of food they might have consumed in the past, provided.

Abdul Haleem

Those who believe and do good deeds will not be blamed for what they may have consumed [in the past] as long as they are mindful of God, believe and do good deeds, then are mindful of God and believe, then are mindful of God and do good deeds: God loves those who do good deeds.

Abdullah Yusuf Ali

On those who believe and do deeds of righteousness there is no blame for what they ate (in the past), when they guard themselves from evil, and believe, and do deeds of righteousness,- (or) again, guard themselves from evil and believe,- (or) again, guard themselves from evil and do good. For Allah loveth those who do good.

Abul A'la Maududi

There will be no blame on those who believe and do righteous deeds for whatever they might have partaken (in the past) as long as they refrain from things prohibited, and persist in their belief and do righteous deeds, and continue to refrain from whatever is forbidden and submit to divine commandments, and persevere in doing good, fearing Allah. Allah loves those who do good.

Aisha Bewley

Those who have iman and do right actions are not to blame for anything they have consumed provided they have taqwa and iman and do right actions, and then again have taqwa and iman, and then have taqwa and do good. Allah loves good-doers.

Al-Hilali & Khan

Those who believe and do righteous good deeds, there is no sin on them for what they ate (in the past), if they fear Allâh (by keeping away from His forbidden things), and believe and do righteous good deeds, and again fear Allâh and believe, and once again fear Allâh and do good deeds with Ihsân (perfection). And Allâh loves the good-doers.

Ali Quli Qarai

There will be no sin upon those who have faith and do righteous deeds in regard to what they have eaten [in the past] so long as they are Godwary and faithful and do righteous deeds, and are further Godwary and faithful, and are further Godwary and virtuous. And Allah loves the virtuous.

Amatul Rahman Omar

There is no blame on those who believe and do deeds of righteousness for what they have eaten (before the prohibition came), provided they guard against (prohibited things in future) and are steadfast in their faith, and do deeds of righteousness and provided they guard against evil (as a duty to themselves); and provided further that they take (God) as a shield, and do good to others (as their duty to their fellow-beings). And Allâh loves the doers of good to others.

Arthur John Arberry

There is no fault in those who believe and do deeds of righteousness what they may eat, if they are godfearing, and believe, and do deeds of righteousness, and then are godfearing and believe, and then are godfearing and do good; God loves the good-doers.

Bijan Moeinian

The righteous ones who have chosen to believe, will not be held responsible for unlawful foods that they had eaten in the past, provided that they refrain from those unlawful things, be faithful, do good deeds and do not do forbidden things and believe in the Divine law. They should keep the Lord with the utmost respect in mind and adopt the righteous attitude as God loves such graceful people.

E. Henry Palmer

There is no crime in those who believe and do right, for having tasted food, when they fear God, and believe, and do what is right, and then fear Him, and believe, and then fear, and do good, for God loves those who do good.

Edip-Layth

There is no sin upon those who acknowledge and promote reforms for what they eat when they are aware, acknowledge, and promote reforms; then they are aware and acknowledge, then they are aware and do good; God loves the good doers.

George Sale

On those who believe and do good works there shall be no sin for what they eat, provided they fear Allah and believe and do good works, and again fear Allah and believe, yet again fear Allah and do good. And Allah loves those who do good.

Hamid S. Aziz

There is no crime in those who believe and do right, for having tasted forbidden food, when they fear (guard themselves from evil) and believe. So fear (do your duty to) Allah, and believe, and do what is right; and again fear (do your duty), and believe; and again fear (do your duty), and do good; for Allah loves those who do good.

Mahmoud Ghali

It is not a fault in the ones who have believed and done deeds of righteousness whatever they may (have fed) on (in the past) when they are (now) pious, and believe, and do deeds of righteousness, thereafter are pious, and believe, thereafter are pious, and do fair deeds; and Allah loves the fair-doers.

Marmaduke Pickthall

There shall be no sin (imputed) unto those who believe and do good works for what they may have eaten (in the past). So be mindful of your duty (to Allah), and believe, and do good works; and again: be mindful of your duty, and believe; and once again: be mindful of your duty, and do right. Allah loveth the good.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who believe and perform good deeds will not be held guilty for what they have eaten (in the past) if they fear God and believe, and do good things and are conscious (of God) and believe, and still fear and do good, for God loves those who do good.

Muhammad Asad

Those who have attained to faith and do righteous deeds incur no sin by partaking of whatever they may, so long as they are conscious of God and [truly] believe and do righteous deeds, and continue to be conscious of God and to believe, and grow ever more conscious of God, and persevere in doing good: for God loves the doers of good.

Mustafa Khattab

There is no blame on those who believe and do good for what they had consumed before ˹the prohibition˺, as long as they fear Allah, have faith, and do what is good; then they believe and act virtuously, then become fully mindful ˹of Allah˺ and do righteous deeds. For Allah loves the good-doers.

Progressive Muslims

There is no sin upon those who believe and do good works for what they eat if they are aware and believe and do good work, then they are aware and believe, then they are aware and do good; God loves the good doers.

Rashad Khalifa

Those who believe and lead a righteous life bear no guilt by eating any food, so long as they observe the commandments, believe and lead a righteous life, then maintain their piety and faith, and continue to observe piety and righteousness. GOD loves the righteous.

Sahih International

There is not upon those who believe and do righteousness [any] blame concerning what they have eaten [in the past] if they [now] fear Allah and believe and do righteous deeds, and then fear Allah and believe, and then fear Allah and do good; and Allah loves the doers of good.

Sam Gerrans

Those who heed warning and do righteous deeds do no wrong in what they eat when they are in prudent fear and believe and do righteous deeds. Then be in prudent fear and believe! Then be in prudent fear and do righteous deeds! And God loves the doers of good.

Shabbir Ahmed

Those who have believed and do works fruitful to the society, bear no guilt for what and how they eat and drink and partake (of the Lawful). Provided they augment their belief to the point of conviction and cease not helping the needy, and benefiting humanity. Allah loves the benefactors of humanity.

Syed Vickar Ahamed

On those who believe and do righteous deeds; There is no blame for what they ate (as food in the past) when they guard themselves from evil, and believe, and do righteous deeds— (Once) again! Guard themselves from evil and believe— (Once) again! Guard themselves from evil and do good. For Allah loves those who do good.

Taqi Usmani

There is no sin, for those who believe and do good deeds, in what they might have partaken earlier, if they fear Allah, and believe, and do good deeds; and again fear Allah, and believe, and still again fear Allah and do good deeds. Allah loves those who are good in their deeds.

The Monotheist Group

There is no sin upon those who believe and do good works for what they eat if they are aware and believe and do good works, then they are aware and believe, then they are aware and do good; God loves the good doers.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 93. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 93. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 93. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩