Diyanet İşleri
Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kafirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kafirler sizin apaçık düşmanınızdır.
Nisâ suresi
Nisâ suresi, 101. ayet. وَإِذَا ضَرَبْتُمْ فِى ٱلْأَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَقْصُرُوا۟ مِنَ ٱلصَّلَوٰةِ إِنْ خِفْتُمْ أَن يَفْتِنَكُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنَّ ٱلْكَٰفِرِينَ كَانُوا۟ لَكُمْ عَدُوًّا مُّبِينًا
veiẕâ ḍarabtüm fi-l'arḍi feleyse `aleyküm cünâḥun en taḳṣurû mine-ṣṣalâh. in ḫiftüm ey yeftinekümü-lleẕîne keferû. inne-lkâfirîne kânû leküm `adüvvem mübînâ.
Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kafirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kafirler sizin apaçık düşmanınızdır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sefer ve korku namazı Nisâ 101–104 3
Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır.
Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Çünkü Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah'a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükafatı Allah'a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kafirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kafirler sizin apaçık düşmanınızdır.
(Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü'minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. İnkar edenler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah'ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü'minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.
Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı duyuyorsanız, kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. Üstelik siz Allah'tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
101. Bu iki âyet-i kerime namazı kısaltmanın ve korku namazının asli dayanağını teşkil etmektedir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman...” Âyetin zahiri, bu ruhsatın masiyet yolculuğu dahi olsa her türlü yolculukta söz konusu olmasını gerektirmektedir. Nitekim Ebu Hanife’nin -Allah’ın rahmeti üzerine olsun- görüşü de budur. Bu hususta cumhur ona muhalefet etmiştir ki cumhurdan kasıt diğer üç mezhe imamı ve başkalarıdır. Bunlar bu âyet-i kerimeyi mana ve münasebeti ile tahsis ederek masiyet yolculuğunda bu ruhsatın kullanılmasını caiz kabul etmezler. Çünkü ruhsat, yolculuğa çıkmaları halinde namazlarını kısaltmaları ve oruçlu iseler de oruçlarını açmaları şeklinde Allah’ın kullarına bir kolaylığıdır. Yolculuğu ile isyan eden bir kimsenin durumu ise yükümlülüklerinin bu şekilde hafifletilmesine uygun düşmez.
“Namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur.” Yani bu hususta herhangi bir günah ya da sakınca söz konusu değildir. Bu ifade, faziletli olanın namazın kısaltılarak kılınması oluşuna aykırı değildir. Çünkü günahın söz konusu olmaması, birçok kimsenin içini rahatsız eden bazı şüphelerin giderilmesi içindir. Hatta bu ifade şekli, bu hükmün farz olmasına bile aykırı değildir. Nitkeim Bakara Sûresindeki: “Şüphe yok ki Safa ile Merve Allah’ın alâmetlerindendir...” (el-Bakara, 2/158) buyruğunda da buna benzer bir ifade geçmişti.
Burada böyle bir şüphenin giderilmesindeki amaç ise açıkça ortadadır. Çünkü namazın farziyeti, müslümanlar nezdinde malum tam şekli ile yer etmiştir. Bu hususta çoğu kimsenin şüphesi, ancak bu şüpheye aykırı bir ifade söz konusu etmekle giderilebilir. Böyle bir durumda namazı kısaltarak kılmanın tam kılmaktan daha faziletli olduğuna şu iki husus da delil teşkil etmektedir: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in bütün yolculuklarında namazı kısaltması, ikincisi de bunun, Yüce Allah’ın sağladığı bir genişlik, ruhsat ve kullarına bir rahmeti olmasıdır. Şanı Yüce Allah ise -günahların işlenmesinden hoşlanmadığı gibi- ruhsatlarından yararlanılmasını sever.
Yüce Allah’ın: “Namazın bir kısmını kısaltmanızda” buyruğunda ﴾ أَن تَقۡصُرُواْ مِنَ ٱلصَّلَوٰةِ ﴿ buyurarak “أن تقصروا الصلاة / namazı kısaltmanızda” buyurmamasının iki inceliği vardır: Birincisi eğer “أن تقصروا الصلاة” demiş olsaydı, namazın kısaltılmasının herhangi bir sınırla belirlenmesi söz konusu olmazdı. Belki de muhatap, namazın çoğu bölümünü kısaltmanın ve namazı tek bir rekât olarak kılmasının yeterli olacağını bile zannedebilirdi. O halde bu şekilde buyurulması sözü geçen kısaltmanın sınırlı ve belirli olduğunu ve bu konuda Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ve ashabının uygulamasının da tespbit ettiği şeklin esas alınacağını göstermektedir.
İkinci husus ise “من” edatı “bir kısmı, bazısı” anlamına da gelir. Böylelikle bundan namazın kısaltılmasının bütün farzlar için değil farz kılınan namazların bazısı için söz konusu olduğu anlaşılır. Çünkü sabah ve akşam namazları kısaltılmaz. Kısaltılan namazlar ise dört rekâtlı farzlar olup bunlar da iki rekât olarak kılınırlar.
Yolculukta namazı kısaltmanın bir ruhsat olduğu ortaya çıktığına göre şu bilinmelidir ki müfessirler “eğer kâfirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız” ifadesindeki bu kayıt hususunda farklı görüşlere sahiptirler. Zira bu ifade zahiren ancak yolculukla korku bir arada olursa namazın kısaltılabileceğine delalet etmektedir. Onların bu konudaki görüş ayrılıklarının hulâsası da Yüce Allah’ın: “kısaltmanızda” ifadesinin yalnızca sayıca kısaltmaya mı dönük olduğu yoksa sayı ve sıfatı itibari ile kısaltmaya mı dönük olduğu hususundadır. Problem de birinci görüş kabul edildiğinde ortaya çıkmaktadır. Nitekim bu husus mü’minlerin emiri Ömer el Hattab radıyallahu anh için de içinden çıkılmaz bir hal alınca bu konuyu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e sormuş ve: Ey Allah’ın Rasûlü, biz güvenliğe kavuşmuş bulunuyorken niçin namazı kısaltıyoruz? demiştir. Yani Yüce Allah: “Kâfirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız” diye buyurduğu halde ve bu durum söz konusu olmadığına göre niçin kısaltıyoruz? demek istemişti. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de ona şu cevabı verdi: “Bu, Allah’ın size sadaka olarak bağışladığı bir şeydir, siz de onun sadakasını kabul edin.”
Buna göre bu kayıt, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ve ashabının karşı karşıya bulunduğu ağırlıklı durum dikkate alınarak zikredilmiştir. Çünkü onun yolculuklarının pek çoğu cihad içindi. Bu buyrukta bir incelik daha bulunmaktadır ki o da namazın kısaltılma ruhsatının meşruiyetindeki hikmet ve maslahatın beyan edilmesidir. Bu âyet-i kerimede Yüce Allah ruhsata uygun olarak düşünülen zorluğun en ileri derecesini beyan etmiştir ki o da yolculuk ve korkunun bir arada bulunmasıdır. O nedenle bu ifade, zorlukla karşı karşıya kalınma ihtimalinin söz konusu olduğu salt yolculukta namazın kısaltılmamasını gerektirmez.
İkinci hususa gelince o da kısaltmadan kastın sayı ve sıfat itibari ile kısaltmak olduğu görüşüdür ki bu durumda ayetteki kayıt olduğu şekilde ele alınır. Eğer hem yolculuk ve korku bir arada bulunursa namazın sayısında da kısaltma, sıfatında da kısaltma söz konusu olur. Yalnızca yolculuk söz konusu olursa o takdirde sadece sayının kısaltılması caiz olur. Yahut da eğer yalnızca korku söz konusu olursa kısaltma sadece sıfatı itibari ile yapılır. Bundan dolayı bir sonraki âyet-i kerimede korku namazının sıfatı söz konusu edilmektedir:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Eğer yeryüzünde bir yolculuğa çıkarsanız kâfirlerin size bir kötülük yapmasından korktuğunuzda dört rekâtlı namazları iki rekât olarak kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirlerin size olan düşmanlığı çok açık bir düşmanlıktır. Sahih sünnette yolculuğa çıkıldığında eman, güven anında da namazların kısaltılmasının caiz olduğu sabittir
Aynı kök: جنح (34 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş)
Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz buluğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce,…
Aynı kök: جنح (34 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş)
(Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah'ın belirlediği…
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde zorba…
Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Hani sana, "Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur'an'da lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf…
Aynı kök: قصر (11 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Andolsun, Allah, Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse, siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak,…
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)
Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar…
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)
(36-37) Allah'ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini, Allah'ı…
Aynı kök: عدو (106 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan
Ey iman edenler! Andolsun, Allah sizleri, ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki, görmediği halde kendisinden…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman kâfir olanların size kötülük etmelerinden endişe ederseniz, namazı kısaltmanızda size herhangi bir günah (sorumluluk) yoktur. Şüphesiz ki kâfirler, sizin için apaçık düşmandır. dipnot 1
Yeryüzünde sefere çıktığınızda, inkarda ısrar eden kimselerin aniden size zarar vermelerinden korkarsanız, namazları kısaltmanızda bir beis yoktur. Zira inkar edenler size açıktan düşmanlık yapmaktadırlar.
Yeryüzünde (sefere) çıktığınızda, hakikati inkara şartlanmış olanların aniden üzerinize saldırmasından korkarsanız namazlarınızı kısaltmanız günah olmaz: Çünkü o hakikati inkar edenler sizin apaçık düşmanlarınızdır.
Yeryüzünde seferdeyken, hakikati inkar edenlerin size bir zarar vermesinden korkarsanız, salattan (namaz) kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Muhakkak ki o hakikati inkar edenler veya örtenler, sizin için apaçık düşmandır.
Yeryüzünde adım attığınızda (yolculuğa ya da savaşa çıktığınızda), kafirlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Şüphesiz kafirler, sizin apaçık düşmanlarınızdır.
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman kâfirlerin size kötülük etmelerinden endişe ederseniz, namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler, sizin apaçık düşmanınızdır.
Yeryüzünde yürüdüğünüzde, nankörlük edenlerin kötülük yapmasından korkarsanız, namazlarınızı kısaltmanızda size suç yoktur. Aslında, nankörlük edenler apaçık düşmanınızdır.
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kafirlerin size kötülük etmelerinden endişe ederseniz, namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz kafirler sizin apaçık düşmanınızdır.
Yeryüzünde yolculuğa çıktığınız zaman inkarcıların size saldırmasından korkuyorsanız salatı kısaltmanızda bir sakınca yok. Kuşkusuz inkarcılar sizin açık düşmanınızdır. dipnot 1
Yeryüzünde savaş için yolculuğa çıktığınız zaman inkarcıların size saldırmasından korkuyorsanız namazı kısaltmanızda bir sakınca yok. Kuşkusuz inkarcılar sizin açık düşmanınızdır
Yolculuk ettiğinizde o küfredenlerin size bir fenalık yapmalarından korkuyorsanız, namazı kısaltmanızda size bir günah olmaz. Gerçekten kafirler sizin açık düşmanlarınızdır.
Sefer ettiğiniz vakıt o küfredenlerin size bir fenalık yapmalarından korkuyorsanız nemazdan kısmanız artık size bir günah olmaz muhakkak ki kafirler size açık bir düşman bulunuyorlar
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, eğer Kafirlerin dipnot 1 size kötülük yapmalarından korkarsanız, salatı dipnot 2 kısaltmanızda dipnot 3 bir sakınca yoktur. Kuşkusuz, Kafirler sizin apaçık düşmanınızdır.
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, eğer Kafirlerin dipnot 1 size kötülük yapmalarından korkarsanız, salatı dipnot 2 kısaltmanızda dipnot 3 bir sakınca yoktur. Kuşkusuz, gerçeği yalanlayan nankörler sizin apaçık düşmanınızdır.
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, eğer gerçeği yalanlayan nankörlerin, size kötülük yapmalarından korkarsanız, salatı dipnot 1 kısaltmanızda dipnot 2 bir sakınca yoktur. Kuşkusuz, gerçeği yalanlayan nankörler sizin apaçık düşmanlarınızdır.
Yeryüzünde adım attığınızda (yolculuğa ya da savaşa çıktığınızda), kafirlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Şüphesiz kafirler, sizin apaçık düşmanlarınızdır.
Yer yüzünde sefere çıkdığınız zaman, eğer kafirlerin size fenalık yapacağından endişe ederseniz, namazdan kısaltmanızda üzerinize bir vebal yokdur. Şübhesiz ki kafirler sizin apaçık düşmanınızdır.
Yeryüzünde (sefere) koyulduğunuz zaman; kafirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız; namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Şüphe yok ki kafirler, sizin apaçık düşmanınızdır.
(101-103) Yeryüzünde sefere çıktığınızda, eğer kafirlerin sizi tercihlerinizle sınamasından / fitnelemelerinden korkuyorsanız, namazlarınızda kısaltmaya gitmenizde size bir günah yoktur, muhakkak ki kafirler sizin için açık birer düşmandırlar. Sen onların içindeyken onlarla namaza kalkarsan, bir kısım senle beraber kalksın ve silahlarını da yanlarına alsınlar, secdeye vardığınızda sizin arkanızda olsunlar, namazını kılmayan diğer kısım gelsin ve yine senle beraber namazını kılsın onlarda hazırlıklarını ve silahlarını yanlarına alsınlar, kafirler arzu ederler ki; silahlarınızdan ve eşyalarınızdan gafil halde olasınız da onlarda aniden / tek bir baskınla basabilsinler. Sizin için yağmur yağması bir eziyet olursa yahut hasta iseniz, silahınızı bırakmanızda bir günah yoktur , hazırlıklı olun / tedbirinizi alın , muhakkak ki Allah, kafirler için aşağılayıcı / onur kırıcı bir azap hazırlamıştır. Namazı gerçekleştirip bitirdiğinizde, artık ayakta otururken, yan yatar vaziyetteyken de Allah’ı zikredin, tatmin olduğunuzda da yine namaza kalkın / kılın. (Savaştayken iki namaz arası Allah’ı zikir) (Namaz her şartta vaktinde kılınır savaşta olunsa bile.) Muhakkak ki namaz müminler için vakitlendirilmiş olarak yazılmıştır.
Yeryüzünde bir yolculuğa çıktığınız zaman, kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler, sizin apaçık düşmanınızdır.
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman inkar edenlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Muhakkak ki kafirler, sizin açık düşmanınızdır.
Yolculuğa çıktığınız dipnot 1 zaman kafirlik edenlerin size saldırı yapmasından korkarsanız (yolculukta kıldığınız) namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. dipnot 2 Muhakkak ki kafirler sizin apaçık düşmanınızdır.
Yolculuğa çıktığınızda, ayetleri görmezden gelenlerin (kafirlerin) size saldırı yapmasından korkarsanız, o namazı dipnot 1 (yolculuk namazını) kısaltmanızda bir günah yoktur. Çünkü kafirler, size açık düşmandırlar.
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kâfirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız namazları kısaltmanızda size bir günah yoktur. Kâfirler, sizin apaçık düşmanınızdır.
Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kafirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız namazları kısaltmanızda size bir günah yoktur. Kafirler, sizin apaçık düşmanınızdır.
Yeryüzünde dolaştığınız zaman, küfre sapanların size tedirginlik vermesinden korkarsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Şu bir gerçek ki, küfre batanlar sizin için açık bir düşmandır.
And if you journey into a foreign land, be it in the cause of Allah or for any other purpose, you incur no guilt if you should shorten your prayer (one time kneeling, twice prostrating performed twice instead of three or four times), that is if you fear you might be exposed to a willfully inflicted injury by those who are an open enemy of the faith. Therefore, be cautious; the infidels are indeed your avowed enemy.
When you [believers] are travelling in the land, you will not be blamed for shortening your prayers, if you fear the disbelievers may harm you: they are your sworn enemies.
When ye travel through the earth, there is no blame on you if ye shorten your prayers, for fear the Unbelievers May attack you: For the Unbelievers are unto you open enemies.
When you go forth journeying in the land, there is no blame on you if you shorten the Prayer, dipnot 1 (especially) if you fear that the unbelievers might cause you harm. dipnot 2 Surely the unbelievers are your open enemies.
When you are travelling in the land, there is nothing wrong in your shortening your salat if you fear that those who are kafir may harass you. The kuffar are your clear-cut enemies.
And when you (Muslims) travel in the land, there is no sin on you if you shorten As-Salât (the prayer) if you fear that the disbelievers may put you in trial (attack you etc.), verily, the disbelievers are ever unto you open enemies.
When you journey in the land, there is no sin upon you in shortening the prayers, if you fear that the faithless may trouble you; indeed the faithless are your manifest enemies.
And when you are journeying in the land there is no blame on you that you shorten the Prayer, if you fear that those who disbelieve may give you trouble. Verily, the disbelievers are your open enemies.
And when you are journeying in the land there is no fault in you that you shorten the prayer, if you fear the unbelievers may afflict you; the unbelievers are for you a manifest foe.
When you travel [either migrating or setting forth towards a military campaign], you may shorten your daily prayers, if you fear that your enemies may [take advantage of your devotion to worship the Lord and] attack you. Beware [and take all necessary precaution;] the disbelievers are your most vicious enemies.
And when ye knock about in the earth, it is no crime to you that ye come short in prayer, if ye fear that those who disbelieve will set upon you; verily, the misbelievers are your obvious foes.
If you are mobilized in the land, then there is no harm that you shorten the contact prayer, if you fear that the ingrates will try you. The ingrates are to you a clear enemy.
When ye march to war in the earth, it shall be no crime in you if ye shorten your prayers, in case ye fear the infidels may attack you; for the infidels are your open enemy.
And when you travel about in the earth, it is no crime to you that you shorten your prayer for fear that unbelievers will set upon you. Verily, the unbelievers are your obvious foes.
And when you strike in the earth, (i. e., journey in the earth) then there is no fault in you that you shorten the prayer in case you fear that the ones who have disbelieved may make an attempt on you; (Literally) surely the disbelievers have been for you an evident enemy.
And when ye go forth in the land, it is no sin for you to curtail (your) worship if ye fear that those who disbelieve may attack you. In truth the disbelievers are an open enemy to you.
When you travel in the land there is no sin if you curtail your service of prayer if you fear the unbelievers may harass you, for indeed your open enemies are the infidels.
AND WHEN you go forth [to war] on earth, you will incur no sin by shortening your prayers if you have reason to fear that those who are bent on denying the truth might suddenly fall upon you: for, verily, those who deny the truth are your open foes.
When you travel through the land, it is permissible for you to shorten the prayer[1]—˹especially˺ if you fear an attack by the disbelievers. Indeed, the disbelievers are your sworn enemies.
And if you are on the offensive in the land, then there is no harm that you shorten the contact-method, if you fear that the disbelievers will try you. The disbelievers are to you a clear enemy.
When you travel, during war, you commit no error by shortening your Contact Prayers (Salat), if you fear that the disbelievers may attack you. Surely, the disbelievers are your ardent enemies.
And when you travel throughout the land, there is no blame upon you for shortening the prayer, [especially] if you fear that those who disbelieve may disrupt [or attack] you. Indeed, the disbelievers are ever to you a clear enemy.
And when you are travelling in the earth, you do no wrong to cut short some of the duty if you fear that those who ignore warning will subject you to means of denial — the false claimers of guidance are an open enemy to you —
When you are traveling through the earth, there is no blame on you if you shorten the congregations of prayers, if you fear that the rejecters of the Truth may attack you. Verily, the rejecters are an open enemy to you.
And when you travel through the earth, there is no blame on you if you shorten your prayers, for fear the disbelievers may put you in trial (attack you): Surely, the disbelievers are open enemies to you.
When you travel on the earth, there is no sin on you in shortening your Salāh, if you fear that the disbelievers would put you in trouble. Surely, the disbelievers are an open enemy for you.
And if you go forth in the land, then there is no harm that you shorten from the contact prayer, if you fear that the rejecters will try you. The rejecters are to you a clear enemy.