Nisâ suresi

Nisâ suresi, 101. ayet

Nisâ suresi, 101. ayet. وَإِذَا ضَرَبْتُمْ فِى ٱلْأَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَقْصُرُوا۟ مِنَ ٱلصَّلَوٰةِ إِنْ خِفْتُمْ أَن يَفْتِنَكُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنَّ ٱلْكَٰفِرِينَ كَانُوا۟ لَكُمْ عَدُوًّا مُّبِينًا

veiẕâ ḍarabtüm fi-l'arḍi feleyse `aleyküm cünâḥun en taḳṣurû mine-ṣṣalâh. in ḫiftüm ey yeftinekümü-lleẕîne keferû. inne-lkâfirîne kânû leküm `adüvvem mübînâ.

Diyanet İşleri

Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kafirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kafirler sizin apaçık düşmanınızdır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 98–104 · surenin 101. ayeti / 176

Konu Sefer ve korku namazı Nisâ 101–104 3

  1. Nisâ 98

    Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır.

  2. Nisâ 99

    Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Çünkü Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.

  3. Nisâ 100

    Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah'a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükafatı Allah'a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

  4. 101

    Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kafirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kafirler sizin apaçık düşmanınızdır.

  5. Nisâ 102

    (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü'minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. İnkar edenler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.

  6. Nisâ 103

    Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah'ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü'minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.

  7. Nisâ 104

    Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı duyuyorsanız, kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. Üstelik siz Allah'tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

101. Bu iki âyet-i kerime namazı kısaltmanın ve korku namazının asli dayanağını teşkil etmektedir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman...” Âyetin zahiri, bu ruhsatın masiyet yolculuğu dahi olsa her türlü yolculukta söz konusu olmasını gerektirmektedir. Nitekim Ebu Hanife’nin -Allah’ın rahmeti üzerine olsun- görüşü de budur. Bu hususta cumhur ona muhalefet etmiştir ki cumhurdan kasıt diğer üç mezhe imamı ve başkalarıdır. Bunlar bu âyet-i kerimeyi mana ve münasebeti ile tahsis ederek masiyet yolculuğunda bu ruhsatın kullanılmasını caiz kabul etmezler. Çünkü ruhsat, yolculuğa çıkmaları halinde namazlarını kısaltmaları ve oruçlu iseler de oruçlarını açmaları şeklinde Allah’ın kullarına bir kolaylığıdır. Yolculuğu ile isyan eden bir kimsenin durumu ise yükümlülüklerinin bu şekilde hafifletilmesine uygun düşmez.

“Namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur.” Yani bu hususta herhangi bir günah ya da sakınca söz konusu değildir. Bu ifade, faziletli olanın namazın kısaltılarak kılınması oluşuna aykırı değildir. Çünkü günahın söz konusu olmaması, birçok kimsenin içini rahatsız eden bazı şüphelerin giderilmesi içindir. Hatta bu ifade şekli, bu hükmün farz olmasına bile aykırı değildir. Nitkeim Bakara Sûresindeki: “Şüphe yok ki Safa ile Merve Allah’ın alâmetlerindendir...” (el-Bakara, 2/158) buyruğunda da buna benzer bir ifade geçmişti.

Burada böyle bir şüphenin giderilmesindeki amaç ise açıkça ortadadır. Çünkü namazın farziyeti, müslümanlar nezdinde malum tam şekli ile yer etmiştir. Bu hususta çoğu kimsenin şüphesi, ancak bu şüpheye aykırı bir ifade söz konusu etmekle giderilebilir. Böyle bir durumda namazı kısaltarak kılmanın tam kılmaktan daha faziletli olduğuna şu iki husus da delil teşkil etmektedir: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in bütün yolculuklarında namazı kısaltması, ikincisi de bunun, Yüce Allah’ın sağladığı bir genişlik, ruhsat ve kullarına bir rahmeti olmasıdır. Şanı Yüce Allah ise -günahların işlenmesinden hoşlanmadığı gibi- ruhsatlarından yararlanılmasını sever.

Yüce Allah’ın: “Namazın bir kısmını kısaltmanızda” buyruğunda ﴾ أَن تَقۡصُرُواْ مِنَ ٱلصَّلَوٰةِ ﴿ buyurarak “أن تقصروا الصلاة / namazı kısaltmanızda” buyurmamasının iki inceliği vardır: Birincisi eğer “أن تقصروا الصلاة” demiş olsaydı, namazın kısaltılmasının herhangi bir sınırla belirlenmesi söz konusu olmazdı. Belki de muhatap, namazın çoğu bölümünü kısaltmanın ve namazı tek bir rekât olarak kılmasının yeterli olacağını bile zannedebilirdi. O halde bu şekilde buyurulması sözü geçen kısaltmanın sınırlı ve belirli olduğunu ve bu konuda Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ve ashabının uygulamasının da tespbit ettiği şeklin esas alınacağını göstermektedir.

İkinci husus ise “من” edatı “bir kısmı, bazısı” anlamına da gelir. Böylelikle bundan namazın kısaltılmasının bütün farzlar için değil farz kılınan namazların bazısı için söz konusu olduğu anlaşılır. Çünkü sabah ve akşam namazları kısaltılmaz. Kısaltılan namazlar ise dört rekâtlı farzlar olup bunlar da iki rekât olarak kılınırlar.

Yolculukta namazı kısaltmanın bir ruhsat olduğu ortaya çıktığına göre şu bilinmelidir ki müfessirler “eğer kâfirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız” ifadesindeki bu kayıt hususunda farklı görüşlere sahiptirler. Zira bu ifade zahiren ancak yolculukla korku bir arada olursa namazın kısaltılabileceğine delalet etmektedir. Onların bu konudaki görüş ayrılıklarının hulâsası da Yüce Allah’ın: “kısaltmanızda” ifadesinin yalnızca sayıca kısaltmaya mı dönük olduğu yoksa sayı ve sıfatı itibari ile kısaltmaya mı dönük olduğu hususundadır. Problem de birinci görüş kabul edildiğinde ortaya çıkmaktadır. Nitekim bu husus mü’minlerin emiri Ömer el Hattab radıyallahu anh için de içinden çıkılmaz bir hal alınca bu konuyu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e sormuş ve: Ey Allah’ın Rasûlü, biz güvenliğe kavuşmuş bulunuyorken niçin namazı kısaltıyoruz? demiştir. Yani Yüce Allah: “Kâfirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız” diye buyurduğu halde ve bu durum söz konusu olmadığına göre niçin kısaltıyoruz? demek istemişti. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de ona şu cevabı verdi: “Bu, Allah’ın size sadaka olarak bağışladığı bir şeydir, siz de onun sadakasını kabul edin.”

Buna göre bu kayıt, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ve ashabının karşı karşıya bulunduğu ağırlıklı durum dikkate alınarak zikredilmiştir. Çünkü onun yolculuklarının pek çoğu cihad içindi. Bu buyrukta bir incelik daha bulunmaktadır ki o da namazın kısaltılma ruhsatının meşruiyetindeki hikmet ve maslahatın beyan edilmesidir. Bu âyet-i kerimede Yüce Allah ruhsata uygun olarak düşünülen zorluğun en ileri derecesini beyan etmiştir ki o da yolculuk ve korkunun bir arada bulunmasıdır. O nedenle bu ifade, zorlukla karşı karşıya kalınma ihtimalinin söz konusu olduğu salt yolculukta namazın kısaltılmamasını gerektirmez.

İkinci hususa gelince o da kısaltmadan kastın sayı ve sıfat itibari ile kısaltmak olduğu görüşüdür ki bu durumda ayetteki kayıt olduğu şekilde ele alınır. Eğer hem yolculuk ve korku bir arada bulunursa namazın sayısında da kısaltma, sıfatında da kısaltma söz konusu olur. Yalnızca yolculuk söz konusu olursa o takdirde sadece sayının kısaltılması caiz olur. Yahut da eğer yalnızca korku söz konusu olursa kısaltma sadece sıfatı itibari ile yapılır. Bundan dolayı bir sonraki âyet-i kerimede korku namazının sıfatı söz konusu edilmektedir:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Eğer yeryüzünde bir yolculuğa çıkarsanız kâfirlerin size bir kötülük yapmasından korktuğunuzda dört rekâtlı namazları iki rekât olarak kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirlerin size olan düşmanlığı çok açık bir düşmanlıktır. Sahih sünnette yolculuğa çıkıldığında eman, güven anında da namazların kısaltılmasının caiz olduğu sabittir

Kelimeler

23 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِذَا ve iza ve zaman
  2. ضَرَبْتُمْ derabtum sefere çıktığınız kök: ضرب
  3. فِى fi
  4. ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde kök: ارض
  5. فَلَيْسَ feleyse yoktur kök: ليس
  6. عَلَيْكُمْ aleykum size
  7. جُنَاحٌ cunahun bir günah kök: جنح
  8. أَن en
  9. تَقْصُرُوا۟ teksuru kısaltmanızdan ötürü kök: قصر
  10. مِنَ mine -dan
  11. ٱلصَّلَوٰةِ s-salati salat- kök: صلو
  12. إِنْ in eğer
  13. خِفْتُمْ hiftum korkarsanız kök: خوف
  14. أَن en
  15. يَفْتِنَكُمُ yeftinekumu size bir kötülük yapmalarından kök: فتن
  16. ٱلَّذِينَ ellezine kimselerin
  17. كَفَرُوٓا۟ ۚ keferu inkar eden(lerin) kök: كفر
  18. إِنَّ inne muhakkak ki
  19. ٱلْكَـٰفِرِينَ l-kafirine kafirler kök: كفر
  20. كَانُوا۟ kanu kök: كون
  21. لَكُمْ lekum sizin
  22. عَدُوًّۭا aduvven düşmanınızdır kök: عدو
  23. مُّبِينًۭا mubinen açık kök: بين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: جنح (34 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş)

    Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz buluğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce,…

  • Aynı kök: جنح (34 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş)

    (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah'ın belirlediği…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde zorba…

  • Aynı kök: فتن (60 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Hani sana, "Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur'an'da lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf…

  • Aynı kök: قصر (11 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)

    Andolsun, Allah, Peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse, siz güven içinde başlarınızı kazıtmış veya saçlarınızı kısaltmış olarak,…

  • Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar…

  • Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    (36-37) Allah'ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini, Allah'ı…

  • Aynı kök: عدو (106 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Ey iman edenler! Andolsun, Allah sizleri, ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki, görmediği halde kendisinden…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman kâfir olanların size kötülük etmelerinden endişe ederseniz, namazı kısaltmanızda size herhangi bir günah (sorumluluk) yoktur. Şüphesiz ki kâfirler, sizin için apaçık düşmandır. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet savaş yolculuklarında düşman tarafından gelebilecek bir ölüm tehlikesi varsa namazların kısaltılabileceği ruhsatını içermektedir. Böyle bir ölüm tehlikesinin bulunmadığı yolculuklarda, namazlar kısaltılmamalı ve tam kılınmalıdır. Burada unutulmaması gereken nokta, savaş yolculuklarında iken eğer bir düşman tehlikesi varsa namazların kısaltılabilme ruhsatını içermesidir. Diğer yolculuklarda, üstelik bir düşman saldırısı tehlikesi de yokken namazların zorunlu olarak kısaltılması ve bunun Allah'ın bir ikramı olduğu yolundaki iddialar bu ayete aykırıdır.

Mustafa İslamoğlu

Yeryüzünde sefere çıktığınızda, inkarda ısrar eden kimselerin aniden size zarar vermelerinden korkarsanız, namazları kısaltmanızda bir beis yoktur. Zira inkar edenler size açıktan düşmanlık yapmaktadırlar.

Muhammed Esed

Yeryüzünde (sefere) çıktığınızda, hakikati inkara şartlanmış olanların aniden üzerinize saldırmasından korkarsanız namazlarınızı kısaltmanız günah olmaz: Çünkü o hakikati inkar edenler sizin apaçık düşmanlarınızdır.

Ahmed Hulusi

Yeryüzünde seferdeyken, hakikati inkar edenlerin size bir zarar vermesinden korkarsanız, salattan (namaz) kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Muhakkak ki o hakikati inkar edenler veya örtenler, sizin için apaçık düşmandır.

Ali Bulaç

Yeryüzünde adım attığınızda (yolculuğa ya da savaşa çıktığınızda), kafirlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Şüphesiz kafirler, sizin apaçık düşmanlarınızdır.

Ali Özek ve heyeti

Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman kâfirlerin size kötülük etmelerinden endişe ederseniz, namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler, sizin apaçık düşmanınızdır.

Ali Rıza Safa

Yeryüzünde yürüdüğünüzde, nankörlük edenlerin kötülük yapmasından korkarsanız, namazlarınızı kısaltmanızda size suç yoktur. Aslında, nankörlük edenler apaçık düşmanınızdır.

Bayraktar Bayraklı

Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kafirlerin size kötülük etmelerinden endişe ederseniz, namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz kafirler sizin apaçık düşmanınızdır.

Edip Yüksel

Yeryüzünde yolculuğa çıktığınız zaman inkarcıların size saldırmasından korkuyorsanız salatı kısaltmanızda bir sakınca yok. Kuşkusuz inkarcılar sizin açık düşmanınızdır. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Salat (toplumla veya Allah ile dayanışma), ancak tehlike durumunda kısaltılabilir. Yolculuk durumunda değil. * Ayrıca bak 2:239.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yeryüzünde savaş için yolculuğa çıktığınız zaman inkarcıların size saldırmasından korkuyorsanız namazı kısaltmanızda bir sakınca yok. Kuşkusuz inkarcılar sizin açık düşmanınızdır

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yolculuk ettiğinizde o küfredenlerin size bir fenalık yapmalarından korkuyorsanız, namazı kısaltmanızda size bir günah olmaz. Gerçekten kafirler sizin açık düşmanlarınızdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sefer ettiğiniz vakıt o küfredenlerin size bir fenalık yapmalarından korkuyorsanız nemazdan kısmanız artık size bir günah olmaz muhakkak ki kafirler size açık bir düşman bulunuyorlar

Erhan Aktaş

Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, eğer Kafirlerin dipnot 1 size kötülük yapmalarından korkarsanız, salatı dipnot 2 kısaltmanızda dipnot 3 bir sakınca yoktur. Kuşkusuz, Kafirler sizin apaçık düşmanınızdır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnançsız, iman etmeyen. Gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, gerçeğe karşı nankörlük eden. Allah'ı ve vahyi reddeden. Fıtri yeteneğini köreltip örten. Küfr, İman'ın emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır. Kur'an, ektiği tohumun üzerini toprakla örttüğü için çiftçiye de kafir demektedir (57:20).
  2. metne dön, dipnot 2
    Namazı.
  3. metne dön, dipnot 3
    Ayet, tehlike anında namazın kısaltılabilineceğini söylemektedir: Kısaltma, rekat sayısının ikiden bire düşürülmesidir. Namazı kısaltmanın tek koşulu "tehlikenin olmasıdır." Bunun dışında İslam fıkhında(!) yer alan "seferilikte (yolculukta) namazı kısaltma kuralı doğru değildir. Ayette de ifade edildiği gibi kısaltma yapmak için bir tehlikenin; korkulacak bir durumun söz konusu olması gerekir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, eğer Kafirlerin dipnot 1 size kötülük yapmalarından korkarsanız, salatı dipnot 2 kısaltmanızda dipnot 3 bir sakınca yoktur. Kuşkusuz, gerçeği yalanlayan nankörler sizin apaçık düşmanınızdır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Namazı.
  3. metne dön, dipnot 3
    Burada bir tehlike anında namazın kısaltılabilineceğinden söz edilmektedir: Kısaltma, rekat sayısı ikiden bire düşürümesidir. Namazı kısaltmanın tek koşulu "tehlikenin olmasıdır." Bunun dışında İslam (!) Fıkhında yer alan "seferilikte" (normal yolculukta) namazı kısaltma kuralı doğru değildir. Ayette de ifade edildiği gibi kısaltma yapmak için bir tehlikenin; korkulacak bir durumun söz konusu olması gerekir. Hele hele yolculuk esnasında farz namazları kısaltıp, sünnet namazları kısaltmadan kılmak "akla ziyan" bir durumdur.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, eğer gerçeği yalanlayan nankörlerin, size kötülük yapmalarından korkarsanız, salatı dipnot 1 kısaltmanızda dipnot 2 bir sakınca yoktur. Kuşkusuz, gerçeği yalanlayan nankörler sizin apaçık düşmanlarınızdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Namazı.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kısaltmanın, namazın "rekat sayısında" veya "kılınış şeklinde" olduğuna dair farklı görüşler var. Kanaatimizce yere ve koşullara göre her iki durum da söz konusu olabilir. Burada bir tehlike anında namazın kısaltılabilineceğinden söz edilmektedir: İster rekat sayısı, ister ima yoluyla, ister rukusuz ve secdesiz ister okunacak duaları kısaltarak. Namazı kısaltmanın tek koşulu "tehlike olması"dır. Bunun dışında İslam Fıkhında yer alan "seferi"likte (normal yolculukta) namazı kısaltma kuralı kesinlikle doğru değildir. Ayette de ifade edildiği gibi kısaltma yapmak için bir tehlikenin; korkulacak bir durumun söz konusu olması gerekir. Hele hele yolculuk esnasında farz namazları kısaltıp, sünnet namazları kısaltmadan kılmak "akla ziyan" bir durumdur.

Gültekin Onan

Yeryüzünde adım attığınızda (yolculuğa ya da savaşa çıktığınızda), kafirlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Şüphesiz kafirler, sizin apaçık düşmanlarınızdır.

Hasan Basri Çantay

Yer yüzünde sefere çıkdığınız zaman, eğer kafirlerin size fenalık yapacağından endişe ederseniz, namazdan kısaltmanızda üzerinize bir vebal yokdur. Şübhesiz ki kafirler sizin apaçık düşmanınızdır.

İbni Kesir

Yeryüzünde (sefere) koyulduğunuz zaman; kafirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız; namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Şüphe yok ki kafirler, sizin apaçık düşmanınızdır.

Mehmet Alagaş

(101-103) Yeryüzünde sefere çıktığınızda, eğer kafirlerin sizi tercihlerinizle sınamasından / fitnelemelerinden korkuyorsanız, namazlarınızda kısaltmaya gitmenizde size bir günah yoktur, muhakkak ki kafirler sizin için açık birer düşmandırlar. Sen onların içindeyken onlarla namaza kalkarsan, bir kısım senle beraber kalksın ve silahlarını da yanlarına alsınlar, secdeye vardığınızda sizin arkanızda olsunlar, namazını kılmayan diğer kısım gelsin ve yine senle beraber namazını kılsın onlarda hazırlıklarını ve silahlarını yanlarına alsınlar, kafirler arzu ederler ki; silahlarınızdan ve eşyalarınızdan gafil halde olasınız da onlarda aniden / tek bir baskınla basabilsinler. Sizin için yağmur yağması bir eziyet olursa yahut hasta iseniz, silahınızı bırakmanızda bir günah yoktur , hazırlıklı olun / tedbirinizi alın , muhakkak ki Allah, kafirler için aşağılayıcı / onur kırıcı bir azap hazırlamıştır. Namazı gerçekleştirip bitirdiğinizde, artık ayakta otururken, yan yatar vaziyetteyken de Allah’ı zikredin, tatmin olduğunuzda da yine namaza kalkın / kılın. (Savaştayken iki namaz arası Allah’ı zikir) (Namaz her şartta vaktinde kılınır savaşta olunsa bile.) Muhakkak ki namaz müminler için vakitlendirilmiş olarak yazılmıştır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Yeryüzünde bir yolculuğa çıktığınız zaman, kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler, sizin apaçık düşmanınızdır.

Süleyman Ateş

Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman inkar edenlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Muhakkak ki kafirler, sizin açık düşmanınızdır.

Süleymaniye Vakfı

Yolculuğa çıktığınız dipnot 1 zaman kafirlik edenlerin size saldırı yapmasından korkarsanız (yolculukta kıldığınız) namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. dipnot 2 Muhakkak ki kafirler sizin apaçık düşmanınızdır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada, 'yolculuğa çıkmak' olarak tercüme edilen "darb fi'l-ard" kalıbı şu ayetlerde de aynı anlamda kullanılmıştır: Bakara 2/273, Al-i İmran 3/156, Maide 5/106, Müzzemmil 73/20.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yolculukta düşman saldırısından korkulduğu zaman namazın kısaltılması caizdir. Bu da yolculukta 2 rekat kılınan namazın 1 rekat kılınması şeklindedir. Üç rekat kılınan akşam namazı, imamın arkasında kılınırsa, cemaat ikiye ayrılır, birinci kesim bir rekat kılar ayrılır sonra ikinci kesim gelir, imamla birlikte kalan iki rekatı kılar..

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yolculuğa çıktığınızda, ayetleri görmezden gelenlerin (kafirlerin) size saldırı yapmasından korkarsanız, o namazı dipnot 1 (yolculuk namazını) kısaltmanızda bir günah yoktur. Çünkü kafirler, size açık düşmandırlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sefer namazı, yolculukta kılınan namaz

Şaban Britch

Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kâfirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız namazları kısaltmanızda size bir günah yoktur. Kâfirler, sizin apaçık düşmanınızdır.

Şaban Piriş

Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kafirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız namazları kısaltmanızda size bir günah yoktur. Kafirler, sizin apaçık düşmanınızdır.

Yaşar Nuri Öztürk

Yeryüzünde dolaştığınız zaman, küfre sapanların size tedirginlik vermesinden korkarsanız, namazı kısaltmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Şu bir gerçek ki, küfre batanlar sizin için açık bir düşmandır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And if you journey into a foreign land, be it in the cause of Allah or for any other purpose, you incur no guilt if you should shorten your prayer (one time kneeling, twice prostrating performed twice instead of three or four times), that is if you fear you might be exposed to a willfully inflicted injury by those who are an open enemy of the faith. Therefore, be cautious; the infidels are indeed your avowed enemy.

Abdul Haleem

When you [believers] are travelling in the land, you will not be blamed for shortening your prayers, if you fear the disbelievers may harm you: they are your sworn enemies.

Abdullah Yusuf Ali

When ye travel through the earth, there is no blame on you if ye shorten your prayers, for fear the Unbelievers May attack you: For the Unbelievers are unto you open enemies.

Abul A'la Maududi

When you go forth journeying in the land, there is no blame on you if you shorten the Prayer, dipnot 1 (especially) if you fear that the unbelievers might cause you harm. dipnot 2 Surely the unbelievers are your open enemies.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Shortening Prayers (qasr) while travelling in peace-time consists of praying two rak'ahs at those appointed times when one is normally required to pray four rak'ahs. The form of qasr during a state of war has not been specified. Prayers should, therefore, be performed as circumstances permit. People should pray in congregation if possible, otherwise individually. If it is not possible to turn towards the qiblah, one may keep the direction in which one happens to be facing. One may even pray while seated either on the back of an animal or on a vehicle. If actual bowing and prostrating are not possible, they may be performed with hand signals. If absolutely necessary, one may even pray while walking. One may also pray even though one's clothes are soiled with blood. If, in spite of these relaxations, a man still fails to manage to perform a Prayer within the prescribed time, he may defer it, following the precedent set by the Prophet (peace be on him) during the Battle of the Ditch.There is disagreement as to whether one should also perform the sunnah (recommended) Prayers, or confine oneself to the obligatory ones. It is established that the practice of the Prophet (peace be on him) was to keep up the sunnah connected with the fajr (morning) Prayers, and with the witr in the 'isha' (evening) Prayers. At the other prescribed times, he performed only the obligatory Prayers. He did, however, perform the nafl (supererogatory) Prayers whenever he had the chance to do so, sometimes even while he was mounted. For this reason 'Abd Allah b. 'Umar expressed the opinion that one ought not to perform the sunnah Prayers while travelling, except for the sunnah in the fajr Prayers. But a majority of scholars consider both the performance and the omission of these Prayers as equally permissible, leaving the matter entirely to the discretion of the individual. The opinion held by the Hanafi school, however, is that it is preferable for a traveller actually on the move to omit the sunnah Prayers, but when he makes an overnight stop and is at his ease (even though in the legal sense he may still be a traveller), their performance is preferable.According to some eminent jurists, journeys on which one may resort to qasr are those characterized as being fi sabil Allah (in the cause of God), such as military expeditions, Pilgrimage, the quest for knowledge, and so on. This is the judgement of 'Abd Allah b. 'Umar, 'Abd Allah b. Mas'ud and 'Ata'. On the other hand, Shafi'i and Ahmad b. Hanbal are of the view that such permission extends to all journeys undertaken for lawful purposes, though not to those undertaken for unlawful purposes: indeed, if one travels for illegitimate purposes, one has no right whatever to benefit from the relaxation of qasr. Hanafi jurists, however, do not connect qasr with the purpose of the journey; they consider it lawful on all journeys, regardless of the purposes for which they are undertaken. They hold that a traveller may be either rewarded or punished by God, depending on his purpose in travelling. That, however, has nothing to do with the permissibility of qasr. (See the commentaries on the verse by Qurtubi, Ibn Kathir and Jassas. See also Ibn Rushd, Biddy at al-Mujtahid, vol. 1, p. 163 - Ed.)Other eminent jurists have inferred from the words: 'And there is no blame on you . . . ' that qasr is not obligatory for a traveller: it is merely permitted. A person may avail himself of it if he chooses, and he may also perform his Prayers normally if he so wishes. This is the view of Shafi'i, even though he considers qasr recommended and holds its omission to be tantamount to failure to adopt the preferable alternative. According to Ahmad b. Hanbal, however, while qasr is not obligatory, its omission falls under the category of disapproved acts. In Abu Hanifah's opinion, qasr is obligatory, and according to one report, Malik is of the same opinion. (See the commentaries on the verse by Qurtubi, Jassas and Ibn al-'Arabi. See also al-Fiqh 'aid al-Madhdhib al-Arba'ah, vol. 1, p. 471, and n. 1, pp. 471-3 and Ibn Rushd, vol. 1, p. 161 - Ed.) It is established by the Hadith that the Prophet (peace be on him) always shortened his Prayers during his journeys. There is no reliable tradition to the effect that the Prophet (peace be on him) ever prayed four full rak'ahs in these circumstances. Ibn 'Umar states that he accompanied the Prophet (peace be on him) as well as Abu Bakr, 'Umar and 'Uthman on their journeys, and never saw any of them fail to shorten their Prayers. A number of authentic traditions which have come down from Ibn 'Abbas and several other Companions corroborate this. When 'Uthman prayed four rak'ahs in Mina on the occasion of Hajj, some Companions objected to his not shortening the Prayer. 'Uthman convinced them that he had not made any mistake in so doing by arguing that he had got married in Makka and he had heard from the Prophet (peace be on him) that the place a person married in was in a sense his home. In that respect he was, therefore, not a traveller. (See the commentaries on the verse by Qurtubi, Jassas and Ibn Kathir, and the chapters on 'Salat al-Qasr' in the major collections of Hadith - Ed.) In opposition to these numerous traditions are two from 'A'ishah which indicate that it is equally valid both to shorten the Prayers and to do them in full. These traditions, however, have weak links in their transmission and are also opposed to the authenticated practice of 'A'ishah herself. It is also true that there are intermediary states between travel and non-travel. During a temporary stop, it is quite proper for a man to shorten his Prayers on some occasions and on others to complete them. It depends upon the circumstances. It is probably in this context that 'A'ishah states that the Prophet (peace be on him) sometimes shortened his Prayers and sometimes performed them in full. The Qur'anic expression in the verse 'there shall be no blame' also occurs in the Qur'anic verse on the ritual of running between Safa and Marwah see (Surah al-Baqarah 2: 158). The actual words used in both verses apparently mean that these acts were not blameworthy even though the running, as we know, is part of the prescribed rites of Pilgrimage and is obligatory: We can appreciate the significance of both these Qur'anic verses if we remember that the purpose in each case is to dispel the misunderstanding that the acts concerned might either entail some sin or jeopardize a man's reward. Another question in. regard to qasr is: What is the minimum travelling distance in which Prayers may be shortened? The Zahiri school recognizes no limit at all: any travelling validates the shortening of Prayers. According to Malik, however, one may not shorten Prayers if the distance involved is either less than forty-eight miles (seventy-seven kilometers) or involves travelling for less than a day and a night. This is also the opinion of Ahmad b. Hanbal and Ibn 'Abbas and a statement in support of it has also come down from Shafi'i. The Companion Anas considers it permissible to shorten Prayers if the travelling distance is fifteen miles. Awza'i, Zuhri and 'Umar consider one day's travelling to be sufficient; Hasan al-Basri says that the journey should be two days long, and Abu Yusuf says that it should be more than two days. According to Abu Hanifah, one may shorten the Prayers on any journey in which one has to travel for three days either on foot or by camel, i.e. a distance of eighteen farsakh. Ibn 'Umar, Ibn Mas'ud and 'Uthman agree with this view. (See the commentary on the verse by Qurtubi and Jassas. See also al-Fiqh 'aid al-Madhahib al-Arba'ah, vol. 1, pp. 472 ff. and Ibn Rushd, vol. 1, pp. 163 ff. - Ed.) If one stops over en route to one's destination, how long may one stay in one place and still be allowed to shorten one's Prayers? On this question, too, a variety of opinions have been expressed. Ahmad b. Hanbal is of the opinion that if a man decides to stay for four days, he should perform his Prayers in full. Malik and Shafi'i are of the opinion that a man may not shorten his Prayers if he decides to stay at a place for more than four days. Awza'i and Abu Hanifah are respectively of the opinion that if a person intends to stay at a place for more than thirteen or fifteen days, he should pray in full. No categorical injunction has come down from the Prophet (peace be on him) on this matter. All jurists agree, however, that if a man has been held up somewhere and cannot proceed because of some constraint, he may shorten his Prayers indefinitely provided he is in a constant state of readiness to undertake the journey back to his home as soon as the constraint is removed. Instances are reported of Companions who continued to shorten their Prayers for two years in this kind of circumstance. Treating the situation of a prisoner as analogous to this, Ahmad b. Hanbal holds that he may shorten his Prayers throughout the period of his imprisonment. (For legal discussions on the questions discussed here see the commentaries on the verse by Ibn Kathir, Jassas, Qurtubi and Ibn al-'Arabi. See also Ibn Rushd, vol. 1, pp. 160-5 - Ed.)
  2. metne dön, dipnot 2
    The Zahiris and Khawarij have interpreted this to signify that the injunction of shortening Prayers is confined to war-time alone and that it is against the Qur'an to shorten Prayers while travelling in peace-time. But it is established by an authentic tradition that when 'Umar mentioned this misgiving to the Prophet (peace be on him), he said: "This is a charitable gift to you from God, so accept His charitable gift.' (Muslim, 'Salat al-Musafirin', 12; Abu Da'ud, 'Salat al-Safar', 1; Ahmad b. Hanbal, Musnad, vol. 3, pp. 129 and 190 - Ed.) It is more or less established by an overwhelmingly large number of traditions that the Prophet (peace be on him) shortened his Prayers in times of both war and peace. Ibn 'Abbas states categorically that the Prophet (peace be on him) left Madina with the intention of performing Pilgrimage to the Ka'bah, and during this journey he prayed two rak'ahs (instead of four) even though he could have nothing to fear except God. (See Nasa'i, 'Taqsir al-Salah', 1 - Ed.) It is for this reason that I have added the word 'especially' in brackets to the text of the translation:

Aisha Bewley

When you are travelling in the land, there is nothing wrong in your shortening your salat if you fear that those who are kafir may harass you. The kuffar are your clear-cut enemies.

Al-Hilali & Khan

And when you (Muslims) travel in the land, there is no sin on you if you shorten As-Salât (the prayer) if you fear that the disbelievers may put you in trial (attack you etc.), verily, the disbelievers are ever unto you open enemies.

Ali Quli Qarai

When you journey in the land, there is no sin upon you in shortening the prayers, if you fear that the faithless may trouble you; indeed the faithless are your manifest enemies.

Amatul Rahman Omar

And when you are journeying in the land there is no blame on you that you shorten the Prayer, if you fear that those who disbelieve may give you trouble. Verily, the disbelievers are your open enemies.

Arthur John Arberry

And when you are journeying in the land there is no fault in you that you shorten the prayer, if you fear the unbelievers may afflict you; the unbelievers are for you a manifest foe.

Bijan Moeinian

When you travel [either migrating or setting forth towards a military campaign], you may shorten your daily prayers, if you fear that your enemies may [take advantage of your devotion to worship the Lord and] attack you. Beware [and take all necessary precaution;] the disbelievers are your most vicious enemies.

E. Henry Palmer

And when ye knock about in the earth, it is no crime to you that ye come short in prayer, if ye fear that those who disbelieve will set upon you; verily, the misbelievers are your obvious foes.

Edip-Layth

If you are mobilized in the land, then there is no harm that you shorten the contact prayer, if you fear that the ingrates will try you. The ingrates are to you a clear enemy.

George Sale

When ye march to war in the earth, it shall be no crime in you if ye shorten your prayers, in case ye fear the infidels may attack you; for the infidels are your open enemy.

Hamid S. Aziz

And when you travel about in the earth, it is no crime to you that you shorten your prayer for fear that unbelievers will set upon you. Verily, the unbelievers are your obvious foes.

Mahmoud Ghali

And when you strike in the earth, (i. e., journey in the earth) then there is no fault in you that you shorten the prayer in case you fear that the ones who have disbelieved may make an attempt on you; (Literally) surely the disbelievers have been for you an evident enemy.

Marmaduke Pickthall

And when ye go forth in the land, it is no sin for you to curtail (your) worship if ye fear that those who disbelieve may attack you. In truth the disbelievers are an open enemy to you.

Mohamed Ahmed - Samira

When you travel in the land there is no sin if you curtail your service of prayer if you fear the unbelievers may harass you, for indeed your open enemies are the infidels.

Muhammad Asad

AND WHEN you go forth [to war] on earth, you will incur no sin by shortening your prayers if you have reason to fear that those who are bent on denying the truth might suddenly fall upon you: for, verily, those who deny the truth are your open foes.

Mustafa Khattab

When you travel through the land, it is permissible for you to shorten the prayer[1]—˹especially˺ if you fear an attack by the disbelievers. Indeed, the disbelievers are your sworn enemies.

Progressive Muslims

And if you are on the offensive in the land, then there is no harm that you shorten the contact-method, if you fear that the disbelievers will try you. The disbelievers are to you a clear enemy.

Rashad Khalifa

When you travel, during war, you commit no error by shortening your Contact Prayers (Salat), if you fear that the disbelievers may attack you. Surely, the disbelievers are your ardent enemies.

Sahih International

And when you travel throughout the land, there is no blame upon you for shortening the prayer, [especially] if you fear that those who disbelieve may disrupt [or attack] you. Indeed, the disbelievers are ever to you a clear enemy.

Sam Gerrans

And when you are travelling in the earth, you do no wrong to cut short some of the duty if you fear that those who ignore warning will subject you to means of denial — the false claimers of guidance are an open enemy to you —

Shabbir Ahmed

When you are traveling through the earth, there is no blame on you if you shorten the congregations of prayers, if you fear that the rejecters of the Truth may attack you. Verily, the rejecters are an open enemy to you.

Syed Vickar Ahamed

And when you travel through the earth, there is no blame on you if you shorten your prayers, for fear the disbelievers may put you in trial (attack you): Surely, the disbelievers are open enemies to you.

Taqi Usmani

When you travel on the earth, there is no sin on you in shortening your Salāh, if you fear that the disbelievers would put you in trouble. Surely, the disbelievers are an open enemy for you.

The Monotheist Group

And if you go forth in the land, then there is no harm that you shorten from the contact prayer, if you fear that the rejecters will try you. The rejecters are to you a clear enemy.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 101. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 101. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 101. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩