İnsân suresi

İnsân suresi, 8. ayet

İnsân suresi, 8. ayet. وَيُطْعِمُونَ ٱلطَّعَامَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ مِسْكِينًا وَيَتِيمًا وَأَسِيرًا

veyuṭ`imûne-ṭṭa`âme `alâ ḥubbihî miskînev veyetîmev veesîrâ.

Diyanet İşleri

Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

İnsân 5–11 · surenin 8. ayeti / 31

Konu İyilerin vasıfları: yoksula, yetime ve esire yedirmek İnsân 5–12 3

  1. İnsân 5

    İyiler ise, katkısı kafur olan içecekler dolu bir kadehten içerler.

  2. İnsân 6

    Bir pınar ki Allah'ın kulları ondan içer, onu (istedikleri şekilde) fışkırtıp akıtırlar.

  3. İnsân 7

    O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkarlar.

  4. 8

    Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler.

  5. İnsân 9

    (Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) "Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz."

  6. İnsân 10

    "Çünkü biz, asık suratlı, çetin bir günden (o günün azabından dolayı) Rabbimizden korkarız."

  7. İnsân 11

    Allah da onları o günün kötülüğünden korur ve yüzlerine bir aydınlık ve içlerine bir sevinç verir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 8–10. ayetler için yazılmıştır.

8. “Yemeğe olan arzularına rağmen” kendileri malı ve yemeği arzuladıkları bir halde olmalarına rağmen Allah sevgisini kendi nefislerine duydukları sevginin önüne geçirirler ve insanların arasında yemek yedirilmeye en lâyık ve muhtaç olanları araştırıp “yoksula, yetime ve esire yedirirler.”

9. Onlar, bu infak ve yemek yedirmeleri ile de yalnızca Yüce Allah’ın rızasını gözetirler. Hallerinin dili ile de şöyle derler: “Biz, size ancak Allah’ın rızası için yediriyoruz, sizden ne bir karşılık, ne bir teşekkür istemiyoruz.” Maddi bir karşılık da beklemeyiz, sözlü bir övgü de.

10. “Çünkü biz yüzlerin asık ve kaşların çatık olacağı” kapkaranlık, kötü, dar ve sıkıntılı “bir günden dolayı Rabbimizden korkarız.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ona ihtiyaç duymaları ve açlıklarından ötürü yemeği sevdikleri halde onu fakir, yetim ve esir olan ihtiyaç sahibi kimselere yedirirler.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَيُطْعِمُونَ ve yut'imune ve yedirirler kök: طعم
  2. ٱلطَّعَامَ t-taaame yemeği kök: طعم
  3. عَلَىٰ ala
  4. حُبِّهِۦ hubbihi sevdikleri kök: حبب
  5. مِسْكِينًۭا miskinen yoksula kök: سكن
  6. وَيَتِيمًۭا ve yetimen ve yetime kök: يتم
  7. وَأَسِيرًا ve esiran ve esire kök: اسر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: يتم (23 geçiş) · Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: يتم (23 geçiş) · Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş)

    Allah'a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki…

  • Aynı kök: طعم (48 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    İman edip salih ameller işleyenlere; Allah'a karşı gelmekten sakındıkları, iman ettikleri ve salih amel işledikleri, sonra Allah'a karşı gelmekten…

  • Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve…

  • Aynı kök: سكن (69 geçiş) · Aynı kök: حبب (95 geçiş) · Ortak kavram: Sevgi (muhabbet)

    İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine…

  • Aynı kök: يتم (23 geçiş) · Aynı kök: سكن (69 geçiş)

    Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…

  • Aynı kök: اسر (6 geçiş)

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…

  • Aynı kök: اسر (6 geçiş)

    Yeryüzünde düşmanı tamamıyla sindirip hakim duruma gelmedikçe, hiçbir peygambere esir almak yakışmaz. Siz geçici dünya menfaatini istiyorsunuz,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

51 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar, kendileri muhtaç olmalarına rağmen yoksulu, yetimi ve esiri yedirir (doyurur)lar.

Mustafa İslamoğlu

ve kendi istek ve arzularına rağmen muhtaçlara, yetimlere ve esirlere yedirirler;

Muhammed Esed

Ve kendi istekleri ne kadar çok olursa olsun, muhtaçlara, yetimlere ve esirlere yedirirler,

Ahmed Hulusi

O'nun sevgisi ile yoksulu, yetimi ve ellerine mahkum olanları doyururlar.

Ali Bulaç

Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler.

Ali Özek ve heyeti

Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler.

Ali Rıza Safa

Kendilerinin sevdiği yemeği, yoksullara, yetimlere ve tutsaklara da yedirirler.

Bayraktar Bayraklı

- Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar. Sevdikleri gıdalardan yoksula, yetime ve esire yedirirler. "Biz, size sırf Allah rızası için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık, ne de teşekkür bekliyoruz. Çünkü biz suratsız, çok katı bir günün azabından ötürü Rabbimizden korkarız" derler.

Edip Yüksel

Yoksula, öksüze ve tutsağa sevdikleri yiyecekleri yedirirler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yoksula, öksüze ve tutsağa sevdikleri yiyecekleri yedirirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yoksula, yetime, esire seve seve yemek yedirir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Miskine, yetime, esire seve seve yemek yedirirler

Erhan Aktaş

İhtiyaçları olmasına rağmen yiyeceği; yoksula, öksüze ve tutsağa yedirirler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İhtiyaçları olmasına rağmen yiyeceği; yoksula, öksüze ve tutsağa yedirirler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İhtiyaçları olmasına rağmen yiyeceği; yoksula, öksüze ve tutsağa yedirirler.

Gültekin Onan

Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler.

Hasan Basri Çantay

(Yemeğe olan) sevgi (lerine ve iştihalarına) rağmen yoksulu, yetimi, esiri doyururlar (dı).

İbni Kesir

Onlar; yoksula, yetime ve esire seve seve yemek yedirirler.

Mehmet Alagaş

(7-22) (Dünyada iken) Adaklarını ifa ederler , fenalığı / şerri salgın olan o günden korkarlar , sevdikleri şeylerden miskine (Çalışma gücü ölmüş) yetime (Çalışanı ölmüş) ve esire (İstese de çalışamaz olmuş / (özgür değil) yedirirler. Muhakkak ki bizim yedirmemiz Allah’ın yüzü içindir , sizden bir karşılık / ceza yahut teşekkür istemiyoruz (derler) biz asık suratlı / somurtkan ve dehşetli günde Rabbimizden korkuyoruz , Allah bugünün şerrinden onları korur , onları güleryüz ve mutlulukla buluşturur / kavuşturur , onların karşılığı cennettir ve ipektir , orada koltuklarda yan yaslanmış vaziyette otururlar, orada güneş ve kış görmezler , üzerlerine sarkmış vaziyette gölgeler, hasatı / toplaması eğdirilerek kolaylaştırılmış meyveler, onların etrafında gümüş kaplar / tabaklar / kaseler ve kristal / billur sürahiler dolaştırılır / tavaf ettirilir, gümüşten kristallerin boyut ve hacimlerinin ayarlanması sağlanabilir , orada / cennette, onlara, mizacı zencefil olan kadeh içirilir, orada / cennette bir göze / bir kaynak ki Selsebil olarak isimlendirilir, kalıcı olmuş vildanlar, onların etrafında dolanır / tavaf eder , onları gördüğün vakit saçılmış inci sanırsın , baktığında ve sona yine baktığında nimet, büyük bir egemenlik /mülkiyet görürsün, ü zerlerinde ince ipek / sündüsten ve kalın ipek / istibraktan yeşil elbiseler vardır, gümüşten bilezikler takınmışlardır, onlara Rableri tertemiz içecek sunmaktadır, bu kesinlikle sizin için bir karşılık idi, çalışmalarınıza teşekkür edildi.

Rowwad Tercüme Merkezi

Yemeğe olan sevgilerine rağmen yoksula, yetime ve esire yemek yedirirler.

Süleyman Ateş

Yoksula, yetime ve esire sevdikleri yemeği yedirirler:

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Çaresizleri, yetimleri ve esirleri, seve seve doyururlar.

Şaban Britch

Duydukları sevgiye rağmen yemeği düşküne, yetime ve esire yedirirler.

Şaban Piriş

Sevmelerine rağmen yemeği düşküne, yetime ve esire yedirirler.

Yaşar Nuri Öztürk

Yoksula, yetime ve esire, yemeği severek yedirirler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

For the love of Allah, they fed the indigent, the orphan and the captive, (believers or unbelievers), in spite of their attachment to the object they offer, thereby setting a good example and an excellent guide.

Abdul Haleem

they give food to the poor, the orphan, and the captive, though they love it themselves,

Abdullah Yusuf Ali

And they feed, for the love of Allah, the indigent, the orphan, and the captive,-

Abul A'la Maududi

those who, for the love of Him, dipnot 1 feed the needy, and the orphan, and the captive, dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Most of the commentators hold the view that the pronoun in hubbi-hi refers to food. Accordingly, they interpret the sentence to mean: "In spite of the food’s being agreeable and tasty and that they need it, they give it away to others." Ibn Abbas and Mujahid say: They do so because of their fondness for feeding the poor (ala hubb-il-it am); and Fudail bin Iyad and Abu Suleman ad-Darani say: They do so out of love for Allah. In our opinion the sentence in the next Ayat “We feed you only for the sake of Allah” supports the last meaning.
  2. metne dön, dipnot 2
    The custom in the ancient days was that the prisoners were put in fetters and shackles and taken out daily to go about the streets begging food. Later the Islamic government abolished this custom. In this verse, the captive implies every such person who is in bondage, whether he is an unbeliever, a Muslim, a war prisoner, or imprisoned in consequence of a crime, and whether he is provided food in that state, or made to beg for it. In any case, to feed a helpless person who cannot do anything to earn a living is an act of great virtue.

Aisha Bewley

They give food, despite their love for it, to the poor and orphans and captives:

Al-Hilali & Khan

And they give food, inspite of their love for it (or for the love of Him), to the Miskîn[1] (the poor), the orphan, and the captive

Ali Quli Qarai

They give food, for the love of Him, to the needy, the orphan and the prisoner,

Amatul Rahman Omar

They give food for the love of Him to the indigent, the orphan and the captive.

Arthur John Arberry

they give food, for the love of Him, to the needy, the orphan, the captive:

Bijan Moeinian

The true believers are those who prefer to stay hungry and give their food to the needy, the orphan and the captive.

E. Henry Palmer

and who give food for His love to the poor and the orphan and the captive.

Edip-Layth

They give food out of love to the poor and the orphan and the captive.

George Sale

and give food unto the poor, and the orphan, and the bondman, for his sake,

Hamid S. Aziz

And they give food out of love for Allah to the poor and the orphan and the captive:

Mahmoud Ghali

And they give food (Literally: feed with food) for the love of Him, (Or: love of it) to the indigent, (and) the orphan, and the captive.

Marmaduke Pickthall

And feed with food the needy wretch, the orphan and the prisoner, for love of Him,

Mohamed Ahmed - Samira

And feed the needy for the love of Him, and the orphans and the captives,

Muhammad Asad

and who give food - however great be their own want of it - unto the needy, and the orphan, and the captive,

Mustafa Khattab

and give food—despite their desire for it—to the poor, the orphan, and the captive,

Progressive Muslims

And they give food out of love to the poor and the orphan and the captive.

Rashad Khalifa

They donate their favorite food to the poor, the orphan, and the captive.

Sahih International

And they give food in spite of love for it to the needy, the orphan, and the captive,

Sam Gerrans

And give food for love of Him to the needy, and the fatherless, and the prisoner,

Shabbir Ahmed

And they feed, for the love of nobility, the indigent, the orphan and the captive.

Syed Vickar Ahamed

And they feed for the love of Allah the needy, the orphan, and the captive and the needy,—

Taqi Usmani

and they give food, out of their love for Him (Allah), to the needy, and the orphan, and the captive,

The Monotheist Group

And they give food out of love to the poor and the orphan and the captive.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — İnsân suresi, 8. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — İnsân suresi, 8. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — İnsân suresi, 8. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩