Diyanet İşleri
Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden (meniden) yarattık.
Meâric suresi
Meâric suresi, 39. ayet. كَلَّآ إِنَّا خَلَقْنَٰهُم مِّمَّا يَعْلَمُونَ
kellâ. innâ ḫalaḳnâhüm mimmâ ya`lemûn.
Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden (meniden) yarattık.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İnkâr edenlerin beklentisi ve çıkış günü Meâric 36–44 3
(36-37) Şimdi, inkar edenlere ne oluyor ki, boyunlarını uzatarak (alay etmek için) sağdan soldan gruplar halinde sana doğru koşuyorlar?
Onlardan her biri Naim cennetine sokulacağını mı umuyor?
Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden (meniden) yarattık.
(40-41) Doğuların ve Batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter. Bizim önümüze geçilemez.
Sen onları bırak, uyarıldıkları günlerine kavuşuncaya kadar batıl inançlarına dalsınlar ve oynasınlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 36–39. ayetler için yazılmıştır.
36-37. Yüce Allah, kâfirlerin aldanışını da beyan etmek üzere şöyle buyurmaktadır: “Şu kâfirlere ne oluyor ki dağınık guplar halinde sağdan ve soldan” her birisi elindekiyle şımarmış halde çeşitli gruplar halinde “(sözlerinle alay etmek için) sana doğru koşuyorlar.”
38. “Onların her biri Naîm cennetine konacağını mı ümit ediyor?” Yani onlar, küfürden ve âlemlerin Rabbini inkâr etmekten başka bir iş işlememişken böyle bir şeyi nasıl ümit edebilirler? Bundan dolayı şöyle buyurmaktadır:
39. “Asla!” Yani durum onların temenni ettikleri gibi değildir ve arzuladıklarını kendi güçleri ile de elde edemezler. “Hayır, Gerçek şu ki Biz onları bildikleri o şeyden yarattık.” Yani göğüs kemiği ile bel çıkan ve hızlıca atılan bir sudan yaratıldılar. Onlar zayıf varlıklardır. Kendilerine bir fayda sağlayamazlar, gelecek bir zararı önleyemezler, öldüremezler, hayat veremezler ve öldükten sonra da diriltemezler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Durum hiç de onların tasavvur ettiği gibi değildir. Biz onları bildikleri o şeyden yarattık. Doğrusu biz onları değersiz bir sudan yarattık. Onlar, kendilerine ne bir fayda sağlayabilecek, ne de bir zarar verebilecek kadar çok zayıftırlar. Öyleyse nasıl oluyor da kibirleniyorlar?
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hayır! Şüphesiz ki biz onları bildikleri şeyden yarattık.
Kesinlikle hayır. Şu bir gerçek ki onları iyi bildikleri bir şeyden yaratan Biziz.
Asla! Çünkü, Biz onları (çok iyi) bildikleri bir şeyden yarattık!
Hayır, asla! Muhakkak ki biz onları bildikleri şeyden (spermden) yarattık!
Hayır; doğrusu Biz onları bildikleri şeyden yarattık.
Hayır (hiç ummasınlar!) Şüphesiz biz onları, kendilerinin de bildikleri şeyden yarattık (fakat ibret almadılar, imana gelmediler).
Asla! Aslında, onları, bildikleri şeyden yarattık.
- Onlardan her biri nimet cennetine girmeyi mi umuyor? Hayır, öyle değil; biz onları bildikleri şeyden yarattık.
Asla; biz onları yarattık, bildikleri şeyden...
Asla; biz onları yarattık, bildikleri şeyden...
Yağma yok, Biz onları o bildikleri şeyden yarattık.
Yağma yok, biz onları o bildikleri nesneden yarattık
Hayır, boşuna ummasınlar! Biz, onları bildikleri şeyden yarattık.
Hayır, boşuna ummasınlar! Biz, onları bildikleri şeyden yarattık.
Hayır, boşuna ummasınlar! Biz, onları bildikleri şeyden yarattık.
Hayır; doğrusu biz onları bildikleri şeyden yarattık.
Hayır (ne gezer)! Hakıykat biz onları (da) o bilib durdukları şeyden yaratdık.
Hayır. Doğrusu Biz; onları, bilip durdukları şeyden yarattık.
(39-44) Biz onları bilebildikleri şeyden yarattık , doğuların ve batıların Rabbine yemin olsun ki biz kesinlikle onlardan daha hayırlısı ile değişikliğe / mübadeleye güç yetiririz /muktediriz , biz önüne geçilecekler değiliz. Bırak onları / sal onları vaat edildikleri günle buluşuncaya değin dalsın oyalansınlar ve oynasınlar , O gün, mezarlarından hızlıca çıkarlar dikili bir şeye doğru koşar gibiler. ( Dikili bir bayrak olabilir) Gözleri korkulu ve zillet kaplı olurlar, işte bugün onların vaat edildikleri gündür.
Asla! Biz onları bildikleri o şeyden yarattık.
Hayır! Öyle şey yok! Biz onları bildikleri şeyden yarattık.
Hayır, asla! (Kendilerini ayrıcalıklı sanmasınlar) biz, onları da bildikleri şeyden yarattık dipnot 1 .
Boşuna beklerler. Biz, onları da bildikleri şeyden yarattık.
Asla! Biz onları bildikleri şeyden yarattık.
-Asla! Biz onları bildikleri şeyden yarattık.
Hayır, ummasınlar! Gerçek şu ki biz onları, bildikleri şeyden yarattık.
Never, but Hell shall be the place where they make abode, and their permanent residency shall be in abodes of pain. We created them from an insignificant fluid and raised them from dust which they very well know.
No! We created them from the substance they know,
By no means! For We have created them out of the (base matter) they know!
By no means! They know that which We have created them from. dipnot 1
Certainly not! We created them from what they know full well.
No, that is not like that! Verily, We have created them out of that which they know!
Never! Indeed We created them from what they know.
No (never shall they enter it). We have created them for that substantial purpose (the worth of) which they know (- to discharge their obligations to God and mankind and to themselves).
Not so; for We have created them of what they know.
Indeed they dream on; they themselves know their true nature.
Nay, we created them of what they know!
No, We have created them from what they know.
By no means: Verily We have created them of that which they know.
By no means! Surely We have created them of what they know (earth and spirit).
Not at all! Surely We created them of what they know.
Nay, verily. Lo! We created them from what they know.
Never so. We have created them from what they know.
Never! For, behold, We have created them out of something that they know [only too well]!
But no! Indeed, they ˹already˺ know what We created them from.[1]
No, We have created them from what they know.
Never; we created them, and they know from what.
No! Indeed, We have created them from that which they know.
No, indeed! We have created them from what they know.
Nay! Verily, they know full well what potentials We created them with.
Definitely no! Verily, We have created them out of the (base matter) they know!
By no means! We have created them from what they know.
No, We have created them from what they know.