Meâric suresi

Meâric suresi, 42. ayet

Meâric suresi, 42. ayet. فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا۟ وَيَلْعَبُوا۟ حَتَّىٰ يُلَٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ

feẕerhüm yeḫûḍû veyel`abû ḥattâ yülâḳû yevmehümü-lleẕî yû`adûn.

Diyanet İşleri

Sen onları bırak, uyarıldıkları günlerine kavuşuncaya kadar batıl inançlarına dalsınlar ve oynasınlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Meâric 39–44 · surenin 42. ayeti / 44

Konu İnkâr edenlerin beklentisi ve çıkış günü Meâric 36–44 3

  1. Meâric 39

    Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden (meniden) yarattık.

  2. Meâric 40–41

    (40-41) Doğuların ve Batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter. Bizim önümüze geçilemez.

  3. 42

    Sen onları bırak, uyarıldıkları günlerine kavuşuncaya kadar batıl inançlarına dalsınlar ve oynasınlar.

  4. Meâric 43–44

    (43-44) Dikili putlara akın akın gidercesine, gözleri inmiş, kendilerini zillet kaplamış bir halde mezarlarından süratle çıkacakları o günü hatırla! İşte o, uyarıldıkları gündür.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

42. Öldükten sonra diriliş ve amellerin karşılığının verileceğinin kesinliği açıkça ortaya çıktığına göre bunlar yalanlamayı sürdürecek ve Allah’ın âyetlerine boyun eğmemeye devam edecek olurlarsa “O halde bırak onları tehdit edildikleri güne kavuşuncaya kadar (batıl işlerine) dalıp oyalansınlar.” Batıl sözlere, bozuk inançlara dalıp gitsinler. Dinleri ile oyalansınlar. Yesinler, içsinler, davarlar gibi faydalansınlar. Şüphesiz Allah onlara o günde öyle ibretli cezalar ve intikamlar hazırlamıştır ki bunlar, onların batıla dalıp oyalanmalarının bir sonucudur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- Kur’an’da onlara vadedilen kıyamet günüyle karşılaşıncaya kadar onları içinde bulundukları batıl ve dalalette bırak, oyalansınlar ve dünya hayatında oynayıp dursunlar.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَذَرْهُمْ fezerhum bırak onları kök: وذر
  2. يَخُوضُوا۟ yehudu dalsınlar kök: خوض
  3. وَيَلْعَبُوا۟ ve yel'abu ve oynasınlar kök: لعب
  4. حَتَّىٰ hatta kadar
  5. يُلَـٰقُوا۟ yulaku kavuşuncaya kök: لقي
  6. يَوْمَهُمُ yevmehumu günlerine kök: يوم
  7. ٱلَّذِى llezi
  8. يُوعَدُونَ yuadune kendilerine va'dedilen kök: وعد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خوض (12 geçiş) · Aynı kök: لعب (20 geçiş) · Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    Bırak onları, tehdit edildikleri güne kavuşana kadar, (batıl inançlarına) dalsınlar ve (dünya hayatlarında) oynayadursunlar.

  • Aynı kök: خوض (12 geçiş) · Aynı kök: لعب (20 geçiş) · Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler. Çünkü, "Allah, hiç kimseye hiçbir şey indirmedi" dediler. De ki: "Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet…

  • Aynı kök: خوض (12 geçiş) · Aynı kök: لعب (20 geçiş)

    Şayet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, "Biz sadece lafa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk", derler. De ki: "Allah'la, O'nun ayetleriyle…

  • Aynı kök: لعب (20 geçiş) · Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi…

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş) · Ortak kavram: Vaad

    Onlar, "Sen bize tek Allah'a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi…

  • Aynı kök: لعب (20 geçiş)

    Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kafirleri dost edinmeyin. Eğer mü'minler…

  • Aynı kök: لعب (20 geçiş)

    Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu, şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır.

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

59 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sen onları (şimdilik) bırak da kendilerine vadedilen günlerine kavuşuncaya kadar (boş işlere) dalsınlar, oynasınlar! dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Tûr 52:45.

Mustafa İslamoğlu

Artık onları kendi haline bırak; vaad edildikleri güne kavuşuncaya kadar lafa dalıp oynayadursunlar.

Muhammed Esed

O halde, bırak onları, kendilerine vaad edilen (Hesap) Günü ile karşılaşıncaya kadar boş konuşmalarla oyalansınlar ve (kelimelerle) oynayıp dursunlar;

Ahmed Hulusi

Bırak onları, vadolundukları süreçlerine kavuşuncaya kadar (dünyalarına) dalsınlar ve oynasınlar!

Ali Bulaç

Şu halde sen, kendilerine vadedilen (azab) günlerine kavuşuncaya kadar onları bırak; dalıp oynasınlar, oyalansınlar.

Ali Özek ve heyeti

Ama sen onları (şimdilik) bırak da, tehdit edildikleri günlerine kavuşuncaya dek dalsınlar, oynayadursunlar.

Ali Rıza Safa

Artık, onlara aldırış etme. Kendilerine sözü verilen güne kavuşuncaya dek, aymazlık içinde oyalansınlar.

Bayraktar Bayraklı

Sen onları bırak, uyarıldıkları günlerine kavuşuncaya kadar dalsınlar, oynayadursunlar.

Edip Yüksel

Bırak onları, kendilerine söz verilen gün ile karşı karşıya gelinceye kadar dalsınlar, oynasınlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bırak onları, kendilerine söz verilen gün ile karşı karşıya gelinceye kadar dalsınlar, oynasınlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O halde bırak onları, kendilerine vadolunan güne çatacakları ana kadar dalsınlar ve oynayadursunlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde bırak onları dalsınlar ve oynıya dursunlar ta o va'd olundukları güne çatacakları deme kadar

Erhan Aktaş

Artık onları kendi hallerine bırak. Uyarıldıkları günleri gelip çatıncaya kadar gaflet içinde oyalanıp dursunlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Artık onları kendi hallerine bırak. Uyarıldıkları günleri gelip çatıncaya kadar gaflet içinde oyalanıp dursunlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Artık onları kendi hallerine bırak. Uyarıldıkları günleri gelip çatıncaya kadar gaflet içinde oyalanıp dursunlar.

Gültekin Onan

Şu halde sen kendilerine vadedilen (azab) günlerine kavuşuncaya kadar onları bırak; dalıp oynasınlar, oyalansınlar.

Hasan Basri Çantay

(Şimdilik) onları (hallerine) bırak. (Azab ile) tehdid edilmekde oldukları günlerine kavuşuncaya kadar dalsınlar, oynaya dursunlar.

İbni Kesir

Bırak onları, kendilerine vaadolunan güne kavuşuncaya kadar dalıp oynasınlar.

Mehmet Alagaş

(39-44) Biz onları bilebildikleri şeyden yarattık , doğuların ve batıların Rabbine yemin olsun ki biz kesinlikle onlardan daha hayırlısı ile değişikliğe / mübadeleye güç yetiririz /muktediriz , biz önüne geçilecekler değiliz. Bırak onları / sal onları vaat edildikleri günle buluşuncaya değin dalsın oyalansınlar ve oynasınlar , O gün, mezarlarından hızlıca çıkarlar dikili bir şeye doğru koşar gibiler. ( Dikili bir bayrak olabilir) Gözleri korkulu ve zillet kaplı olurlar, işte bugün onların vaat edildikleri gündür.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bırak onları; kendilerine söz verilen gün gelinceye kadar dalıp oynasınlar!

Süleyman Ateş

Bırak onları kendilerine va'dedilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oynasınlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bırak da tehdit edildikleri gün ile yüzleşinceye kadar eğlenip dursunlar.

Şaban Britch

Bırak onları, kendilerine söz verilen gün gelinceye kadar dalıp, oynasınlar!

Şaban Piriş

-Bırak onları, kendilerine söz verilen gün gelinceye kadar dalıp, oynasınlar!

Yaşar Nuri Öztürk

Bırak onları! Dalsınlar, oynasınlar kendileri için belirlenen günlerine ulaşıncaya kadar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

so let them O Muhammad keep denying the truth and continue to adhere to their own vain course, and be held by their own opinions and drown themselves in the nonsensical until they resolutely face the Day which they have been promised;

Abdul Haleem

So leave them to wallow in idle talk, until they come face to face with their promised Day,

Abdullah Yusuf Ali

So leave them to plunge in vain talk and play about, until they encounter that Day of theirs which they have been promised!-

Abul A'la Maududi

So leave them to engage in vain talk and to amuse themselves until they come face to face with the Day which they are promised,

Aisha Bewley

So leave them to plunge and play around until they meet their Day which they are promised.

Al-Hilali & Khan

So leave them to plunge in vain talk[1] and play about, until they meet their Day which they are promised -

Ali Quli Qarai

So leave them to gossip and play until they encounter their day, which they are promised:

Amatul Rahman Omar

Therefore, leave them alone to indulge in unimportant conversation and to amuse themselves (in idle pursuits) until they meet that day of theirs that they are warned of,

Arthur John Arberry

Then leave them alone to plunge and play until they encounter that day of theirs which they are promised,

Bijan Moeinian

Be patient with them and you will witness the Day that your Lord has promised.

E. Henry Palmer

So leave them to plunge in discussion, and to play until they meet that day of theirs which they are threatened with,

Edip-Layth

So let them talk in vain and play, until they meet their day which they are promised.

George Sale

Wherefore suffer them to wade in vain disputes, and to amuse themselves with sport: Until they meet their day with which they have been threatened;

Hamid S. Aziz

Therefore leave them alone to go on with the false discourses and to sport until they come face to face with that Day of theirs with which they are warned;

Mahmoud Ghali

So leave them out to wade (Or: be engrossed "in vain talk") and play until they meet the Day of theirs which they are promised.

Marmaduke Pickthall

So let them chat and play until they meet their Day which they are promised,

Mohamed Ahmed - Samira

So leave them to their vain disputes and amusement till they meet their day (of reckoning) promised them,

Muhammad Asad

Hence, leave them to indulge in idle talk and play [with words] until they face that [Judgment] Day of theirs which they have been promised –

Mustafa Khattab

So let them indulge ˹in falsehood˺ and amuse ˹themselves˺ until they face their Day, which they have been threatened with—

Progressive Muslims

So let them talk in vain and play, until they meet their Day which they are promised.

Rashad Khalifa

Therefore, let them blunder and play, until they meet the day that is awaiting them.

Sahih International

So leave them to converse vainly and amuse themselves until they meet their Day which they are promised -

Sam Gerrans

So leave thou them to discourse vainly and play until they meet their day which they are promised:

Shabbir Ahmed

Let them chat and play until they meet their Day which they are promised.

Syed Vickar Ahamed

So, leave them to sink in idle talk and play about— Until they encounter that Day of theirs that they have been promised!

Taqi Usmani

So, leave them involved in pastime and play until they encounter their Day, which they are promised,

The Monotheist Group

So let them talk in vain and play, until they meet their Day which they are promised.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Meâric suresi, 42. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Meâric suresi, 42. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Meâric suresi, 42. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩