Diyanet İşleri
Allah, onlara çetin bir azap hazırlamıştır. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür!
Mücâdele suresi
Mücâdele suresi, 15. ayet. أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمْ عَذَابًا شَدِيدًا إِنَّهُمْ سَآءَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
e`adde-llâhü lehüm `aẕâben şedîdâ. innehüm sâe mâ kânû ya`melûn.
Allah, onlara çetin bir azap hazırlamıştır. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Gazaba uğrayanları dost edinenler; Allah'ın topluluğu Mücâdele 14–22 3
Ey iman edenler! Peygamber ile baş başa konuşacağınız zaman, baş başa konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şayet (sadaka verecek bir şey) bulamazsanız, bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Baş başa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmez misin? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Onlar bile bile yalan yere yemin ederler.
Allah, onlara çetin bir azap hazırlamıştır. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür!
Onlar yeminlerini kalkan yapıp (insanları) Allah'ın dininden alıkoydular. Bunun için onlara alçaltıcı bir azap vardır.
Onların malları da, evlatları da Allah'a karşı kendilerine bir yarar sağlamayacaktır. Onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Allah'ın onları hep birden dirilteceği, onların da (kendilerini kurtaracak) bir iş üzerinde olduklarını sanarak size yemin ettikleri gibi Allah'a da yemin edecekleri günü düşün! İyi bilin ki, onlar yalancıların ta kendileridir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 14–15. ayetler için yazılmıştır.
14-15. Yüce Allah, Allah’ın kendilerine gazap ettiği ve en ileri çapta Allah’ın lânetinden pay almış kimselerden olan yahudi, hristiyan ve diğer kâfirleri dost edinen münafıkların durumunun ne kadar kötü olduğunu ve bu münâfıkların mü’minlerden de kâfirlerden de olmadıklarını haber vermektedir. Zira “Onlar ikisi arasında bocalayan kararsız kimselerdir. Ne bunlara, ne de onlara (taraf) olurlar.” (en-Nisâ, 4/143) Bunlar zahiren ve batınen mü’min değildirler. Çünkü onlar, batınen kâfirlerle birliktedirler. Yine zahiren ve batinen kâfirlerle birlikte de değildirler. Çünkü onlar, zahiren mü’minlerle beraberdirler.
İşte Yüce Allah’ın onlar hakkındaki nitelendirmesi bu şekildedir. Ama onlar, yalan yere yemin ederler ve mü’min olduklarını söylerler. Halbuki onlar mü’min değildirler.
15. Bu gibi yalancı, hain ve çok günahkâr kimselerin cezasına gelince Allah, onlara öyle çetin bir azap hazırlamıştır ki bunun ölçüsü tasavvur edilemez ve mahiyeti bilinemez. “Gerçekten onların yaptıkları ne kadar kötüdür!” Çünkü onlar, Allah’ı gazaplandıran, cezalandırılmalarını ve lânete uğramalarını gerektiren işler yaptılar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Münafıkları ateşin en alt tabakasına girdirerek Yüce Allah onlar için ahirette şiddetli bir azap hazırlamıştır. Şüphesiz onlar; dünyada yapmakta oldukları çok kötü küfür amelleri üzerinedirler.
Aynı kök: عدد (57 geçiş) · Aynı kök: شدد (102 geçiş)
Allah, ahirette onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. O halde, ey iman etmiş olan akıl sahipleri, Allah'a karşı gelmekten sakının! Allah, size bir…
Aynı kök: عدد (57 geçiş)
Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.
Aynı kök: عدد (57 geçiş)
Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer…
Aynı kök: شدد (102 geçiş)
Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…
Aynı kök: شدد (102 geçiş)
Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…
Aynı kök: شدد (102 geçiş)
İnsanlar arasında Allah'ı bırakıp da O'na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah'ı severcesine severler. Mü'minlerin Allah'a olan sevgisi daha güçlü…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Allah onlara şiddetli bir azap hazırlamış (olacak)tır. Şüphesiz ki onların yaptıkları çok kötüdür!
Allah onlara şiddetli bir azab hazırlamıştır; çünkü onlar öteden beri pek berbat bir iş işliyorlar.
Allah onlar için (öteki dünyada) şiddetli bir azap hazırlamıştır. Onların yapageldikleri şey gerçekten çok kötüdür:
Allah, onlar için şiddetli bir azap hazırlamıştır. . . Yapmakta oldukları gerçekten ne kötüdür!
Allah, onlara şiddetli bir azab hazırlamıştır. Doğrusu onların yaptıkları ne kötüdür.
Allah onlara çetin bir azap hazırlamıştır. Gerçekten onların yaptıkları şey çok kötüdür!
Allah, onlar için, yaman bir ceza hazırlamıştır. Aslında, ne kötü bir şey yapıyorlar.
Allah onlar için çok ağır ceza hazırladı. Çünkü yaptıkları çok kötü bir şeydi.
ALLAH onlar için çetin bir ceza hazırlamıştır. Yaptıkları ne kadar da kötüdür.
ALLAH onlar için çetin bir ceza hazırlamıştır. Yaptıkları ne kadar da kötüdür.
Allah, onlar için çetin bir azap hazırladı. Gerçekten onlar ne kötü işter yapıyorlar!
Allah onlar için şiddetli bir azab hazırladı, hakikat onlar ne fena işler yapıyorlar
Allah, onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. Onlar, çok kötü şeyler yapıyorlar.
Allah, onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. Onlar, çok kötü şeyler yapıyorlar.
Allah, onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. Onlar, çok kötü şeyler yapıyorlar.
Tanrı, onlara şiddetli bir azab hazırlamıştır. Doğrusu onların yaptıkları ne kötüdür.
Allah onlar için çetin bir azab hazırladı. Hakıykat onların yapmakda oldukları (işler) ne kötüdür!
Allah; onlara şiddetli bir azab hazırlamıştır. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür.
(14-20) Allah’ın öfkelendiği / gazap ettiği kavme meyledenleri / yüzlerini onlara çevirenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler / ne mümindirler ne de onlardandırlar / ne de gazap edilmiş kavimdendirler, bildikleri halde yalan yere yemin ediyorlar. Allah onlar için şiddetli bir azap hazırladı, muhakkak ki onların yaptıkları ne kötüdür, yeminlerini kalkan yaptılar / siper yaptılar Allah’ın yolundan alıkoydular, artık onlara aşağılatıcı bir azap vardır, malları, çocukları Allah’tan gelecek olana karşı onlara, asla hiçbir fayda vermez, işte onlar cehennem halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. O gün, Allah onları tekrar toplu şekilde diriltir , size yemin ettikleri gibi O’na da / Allah’a da yemin ederler , (yemin ederek) bir şey yaptıklarını değerlendirirler / hesap ederler. (O kadar da yemin ettik) Onlara dikkat edin! kesinlikle onlar yalancıdırlar, şeytan onları ele geçirmiştir. Allah’ı hatırlamayı / anmayı da unutturmuştur, işte onlar şeytanın taraftarıdırlar. Dikkat edin! Şeytanın taraftarları, onlar hasara / hüsrana uğramışlardır. Allah’a ve Resulüne karşı di renenler / keskinleşenler işte onlar aşağılıkların içindedirler.
Allah, onlar için şiddetli bir azap hazırlamıştır. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür.
Allah onlar için çetin bir azab hazırlamıştır. Onlar ne kötü işler yapıyorlar.
Allah, onlar için çetin bir azap hazırlamıştır dipnot 1 . Onların yapmakta oldukları şey ne kötüdür!
Allah, onlar için şiddetli bir azap hazırlamıştır. Onlar, gerçekten ne kötü işler yapıyorlar!
Allah, onlar için şiddetli bir azap hazırlamıştır. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür.
Allah, onlar için şiddetli bir azap hazırlamıştır. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür.
Allah, onlar için şiddetli bir azap hazırlamıştır. Ne kötüdür onların yapmakta oldukları!
Allah has prepared for them a condign punishment, evil indeed is what their minds habituated them to do.
God has prepared a severe torment for them: what they do is truly evil.
Allah has prepared for them a severe Penalty: evil indeed are their deeds.
Allah has prepared for them a grievous chastisement. Indeed, evil are the acts in which they are engaged.
Allah has prepared a terrible punishment for them. How evil is what they have been doing!
Allâh has prepared for them a severe torment. Evil indeed is that which they used to do.
Allah has prepared a severe punishment for them. Evil indeed is what they used to do.
Allâh has in store for them a severe punishment. Evil indeed are the deeds they used to do.
God has made ready for them a chastisement terrible; surely they -- evil are the things they have been doing.
God will punish them severely. Surely what they do is evil.
for them God has prepared severe torment; verily, evil is it they have done!
God has prepared for them a severe retribution. Miserable indeed is what they used to do.
God hath prepared for them a grievous punishment; for it is evil which they do.
Allah has prepared for them a severe punishment; surely what they do is evil.
Allah has prepared for them a strict torment; surely (they should know) how odious is whatever they were doing.
Allah hath prepared for them a dreadful doom. Evil indeed is that which they are wont to do.
God has reserved a severe punishment for them. Evil indeed are the things they do!
God has readied for them suffering severe [in the life to come]. Behold, evil indeed is what they are wont to do:
Allah has prepared for them a severe punishment. Evil indeed is what they do.
God has prepared for them a severe retribution. Miserable indeed is what they used to do.
GOD has prepared for them a severe retribution. Miserable indeed is what they used to do.
Allah has prepared for them a severe punishment. Indeed, it was evil that they were doing.
God has prepared for them a severe punishment; evil is what they did.
Allah has readied for them a severe suffering. Behold, very disruptive is their behavior indeed.
Allah has prepared for them a severe Penalty: Evil indeed are their deeds.
Allah has prepared a severe punishment for them. Indeed, evil is what they have been doing.
God has prepared for them a severe retribution. Miserable indeed is what they used to do.