Müddessir suresi

Müddessir suresi, 13. ayet

Müddessir suresi, 13. ayet. وَبَنِينَ شُهُودًا

vebenîne şühûdâ.

Diyanet İşleri

(12-13) Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Müddessir 10–16 · surenin 13. ayeti / 56

Konu Yalnız yarattığım kişi ve Sekar Müddessir 11–30 3

  1. Müddessir 10

    Kafirler için hiç kolay değildir.

  2. Müddessir 11

    Beni, yarattığım kişiyle baş başa bırak.

  3. 12–13

    (12-13) Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.

  4. Müddessir 14

    Kendisine alabildiğine imkanlar sağladım.

  5. Müddessir 15

    Sonra da o hırsla daha da artırmamı umar.

  6. Müddessir 16

    Hayır, umduğu gibi olmayacak. Çünkü o, bizim ayetlerimize karşı inatçıdır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 11–30. ayetler için yazılmıştır.

Bu âyet-i kerimeler, hakka karşı inatla duran, Allah’a ve Rasûlüne savaş açan, onlara karşı duran el-Velîd b. el-Muğîre hakkında inmiştir. Yüce Allah onu başka hiçbir kimseyi yermediği bir şekilde yermiştir. İşte hakka karşı inatlaşan, hakka karşı mücadele veren kimsenin cezası budur. Bu dünya hayatında rezil olur. Âhiretteki azap ise daha bir rezil edicidir elbette. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

11. “Sen Bana bırak o tek başına yarattığım.” Malsız, ailesiz ve başka hiçbir şeye sahip olmaksızın yalnız başına yarattığım ve halen kendisine lütufta bulunup pek çok şeyler verdiğim;

12-13. “Kendisine bolca” pek çok “mal verdiğim ve” yanı başında “hazır duran oğullar” sürekli yanında bulunan, kendileri ile faydalanıp ihtiyaçlarını gördüğü, kendileri ile güç kazandığı erkek çocuklar verdiğim;

14. “Her türlü imkanı önüne serdiğim” ona dünyevî imkânlar ve bu imkânları elde etme yollarını bağışladı; öyle ki o ihtiyaçlarını kolaylıkla görebilmekte, arzuladığı ve istediği her şeyi elde etmektedir.

15. Bunca nimetler ve ihsanlarımla birlikte “bir de kalkmış (nimetleri) daha da artırmamı bekliyor.” Yani dünyada nimetlere nail olduğu gibi âhiret nimetlerine de nail olmayı ümit ediyor.

16. “Asla!” Durum onun istediği gibi olmayacaktır. Aksine onun istediğinin ve arzu ettiğinin tersine olacaktır. Bunun böyle olmasının sebebi ise şudur:

17. “Çünkü o, âyetlerimize karşı çok inatçıdır.” Âyetlerimizi anladığı halde onları inkâr etmiş, âyetlerimiz onu hakka çağırdığı halde onlara itaat etmemiştir. Hatta yüz çevirmekle de yetinmeyerek bunlarla savaşmaya koyulmuş, âyetlerimi iptal etmeye çalışmıştır. Bundan dolayı Yüce Allah onun hakkında şöyle buyurmaktadır:

18-20. “Çünkü o” kendi kendine “düşündü” Kur’ân-ı Kerîm’i kendisi ile çürüteceği söz söylemek maksadı ile hakkında düşündüğü hususları “ölçtü biçti. Kahrolası! Ne biçim ölçtü biçti? Yine kahrolası! Ne biçim ölçü biçti?” Çünkü o, kendisi ile asla boy ölçüşemeyeceği bir işe kalkışmıştı. Kendisinin ve benzerlerinin asla ulaşamayacağı bir yokuşa tırmanmaya çalışmıştı.

21-22. “Sonra” ne söyleyeceğine “baktı, sonra suratını astı, kaşlarını çattı.” Yüzünde ve dış görünüşünde haktan nefret ettiği ve hakka karşı kin duyduğu belirgin hale geldi.

23. “Sonra yüz çevirip” geri döndü “Büyüklük tasladı.” Bu ise onun düşünme çabasının fiilî ve sözlü olarak ortaya koyduklarının bir sonucudur.

24-25. “Nihayet dedi ki: “Bu (eskilerden) nakledilen bir sihirden ibarettir. Bu, insan sözünden başka bir şey değil!” Yani bu, Allah’ın kelâmı değildir, insan sözüdür. Aynı şekilde bu, iyi ve hayırlı insanların da sözü değildir. Aksine onların kötülerinin, günahkârlarının, her türlü yalancı ve sihirbazın bir sözüdür.

Kahrolasıca! Haktan ne kadar da uzak! Hüsran ve helâke ne kadar müstehak! En yüce ve en büyük söz olan, pek yüce ve azametli Rabbin sözünü yaratılmış, muhtaç ve her bakımdan aciz varlıkların sözüne benzediği nasıl düşünülebilir yahut bunu bir kimse nasıl tasavvur edebilir? Bu yalancı ve inatçı kişi, Yüce Allah’ın kelâmını bu şekilde nitelendirme cesaretini kendinde nasıl bulabilir?

Böylesinin çetin azaptan başka bir şeyi hak etmesi söz konusu değildir. Bundan dolayı da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

26-28. “Ben onu Sekar’a sokacağım. Sekar’ın ne olduğunu sen nereden bilebilirsin ki? O, yakıp bitirmedik bir şey bırakmaz, ama yakmaktan da vazgeçmez.” Azaba uğratılan kimseye vermedik zorluk, sıkıntı ve acı bırakmaz.

29. “Derileri yakıp kavurur.” Onları kavurur, azabının içine alıp yakar. Aşırı sıcak ve aşırı soğuğu ile onlarda rahat namına bir şey bırakmaz.

30. “Başında da on dokuz” bekçi melek “vardır.” Bunlar, “(O ateşin) başında çok sert ve çok güçlü melekler vardır ki onlar, Allah'ın kendilerine verdiği emirlerde O’na isyan etmezler. Ne emredilirse onu yaparlar.” (et-Tahrim, 66/6)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ona; meclislere beraber katıldığı, servetinin çokluğu sebebiyle herhangi bir yolculuk için yanından ayrılmayan, sürekli yanında bulunan erkek evlatlar verdim.

Kelimeler

2 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَبَنِينَ ve benine ve oğullar kök: بني
  2. شُهُودًۭا şuhuden göz önünde kök: شهد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Ortak kavram: Şahitlik

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

  • Ortak kavram: Şahitlik

    Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul…

  • Ortak kavram: Şahitlik

    Yoksa siz Yakub'un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediği, onların da, "Senin ilahına ve ataların İbrahim,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

62 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Göz önünde olan çocuklar (verdim).

Mustafa İslamoğlu

Bir de (cömertliğimin) şahitleri olan çocuklar...

Muhammed Esed

ve (sevginin) şahitleri olarak çocuklar,

Ahmed Hulusi

Önünde dolaşan oğullar verdiğimi;

Ali Bulaç

Göz önünde hazır çocuklar (verdim).

Ali Özek ve heyeti

ve gözü önünde duran oğullar verdiğim,

Ali Rıza Safa

Gözünün önünde oğullar.

Bayraktar Bayraklı

- Tek olarak yarattığım, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için nimetleri serdikçe serdiğim o kişiyi bana bırak!

Edip Yüksel

Hem de gözü önünde çocuklar...

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Hem de gözü önünde çocuklar...

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

göz önünde oğulları,

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem göz önünde oğullar

Erhan Aktaş

Ve her zaman yanında olan evlatlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve her zaman yanında olan evlatlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve her zaman yanında olan evlatlar.

Gültekin Onan

Göz önünde hazır çocuklar (verdim).

Hasan Basri Çantay

(11-12-13-14) Bir tek (ya'ni nev'i şahsına münhasır) olarak yaratdığını, kendisine uzun boylu mal ve (yanında ve toplantılarda daima) haazır bulunmak üzere oğullar verdiğim, (yaşayışını, ömrünü, evladlarını) yaydığım (bol bol ihsan etdiğim o kafir adam) ı bana bırak.

İbni Kesir

Görülen oğullar verdiğimi,

Mehmet Alagaş

(8-26) Sura üfürüldüğünde, işte bugün, zorluk günüdür, kafirlere kolay değildir. Bana bırak, tek olarak yarattığım kişiyi, uzun uzadıya ona mal yaptığımı, şahit olunan çocuklar /oğullar, döşedikçe döşenmiş /genişlik verdiğim kişiyi, sonra, daha da artırmamı umar, Yoo, h ayır, hayır, mutlaka o ayetlerimize karşı inatlaşırdı. Onu sarp yola / yokuş yola sardıracağım . Mutlaka o ölçüp biçti ve ayarladı / takdir etti. Geberesice / katledilesice nasıl bir takdir etmekse, sonra, geberesice nasıl bir takdir etmekse. Sonra baktı sonra kaş çattı/yüzünü asıklaştırdı ekşitti / buruşturdu. Sonra dübürünü / ardını döndü ve büyüklendi / kibirlendi. Kesinlikle bu devamlı nakledilen / geçmişten kalan bir sihirdir. Bu ancak bir beşer /derili sözüdür dedi. Onu sekara (deri kavurana) sokacağım / yaslayacağım.

Rowwad Tercüme Merkezi

Gözlerinin önünde duran oğullar verdim.

Süleyman Ateş

Göz önünde oğullar (verdim).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yanından ayrılmayan oğullar dipnot 1 verdim.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Arapça'da kızlardan oluşan bir topluluğun içinde bir tane oğlan olsa, o topluluğa erkek zamir gider. Dolayısıyla ayette belirtilen "oğullar (beni)" erkek ve kız evlatlar anlamına gelir. Aynı kullanım şekli "İsrailoğulları (beni israil)" geçen ayetlerde de vardır ve Yakub'un (a.s.) soyundan gelen kadın ve erkekler anlamına gelir. Türkçe'de de ‘oğul' ve ‘adam' kelimelerinin hem kadın hem erkekleri ifade edecek şekilde kullanımı vardır. Örneğin: karamanoğulları, bilim adamı, işa damı. Son yıllarda cinsiyet ayrımcılığı konusunda yaşanan gelişmeler nedeniyle bu konuda bir duyarlılık oluşmuş ve toplum nezdinde içinde kadın olan topluluğa erkek zamir kullanılmasına yönelik bir tavır sergilenmeye başlanmıştır. Bu haklı tavır nedeniyle Kur'an metnine ön yargılı davranabilecek Türk okuyucuyu bilgilendirmek, onu bir nebze olsun ön yargılardan uzak ve dil bilimine uygun bir yaklaşımla ayetleri okuyabilmesine yardımcı olabilmek üzere bu ek açıklamaya ihtiyaç duyulmuştur. Her dilin kendine has kuralları ve yapısı vardır. Kur'an Arapça olarak indirildiğinden o dilin kurallarına uygundur. Erkek zamirli ifadelerin kullanılmış olması o dili kullanan topluluğun ayrımcılığına delil olabilir ancak o dilde indirilen kutsal kitapların cinsiyet ayrımcılığına delil olmaz. Bu örneğin tam zıttı olarak, Arapça'da, bir topluluk için "kızlar, kadınlar' ifadesi kullanıldığı takdirde o topluluğun içinde hiç erkek yoktur.

Şaban Britch

Göz önünde hazır oğullar verdim.

Şaban Piriş

Göz önünde oğullar verdim.

Yaşar Nuri Öztürk

Göz doyurucu oğullar verdim.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

and a progeny by his side, who would bear witness to the considerable position he enjoys and the will he enforces,

Abdul Haleem

and sons by his side,

Abdullah Yusuf Ali

And sons to be by his side!-

Abul A'la Maududi

and sons ever present with him, dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Walid bin al-Mughirah had ten or twelve sons of whom Khalid bin Walid became most famous. For these sons the word shuhud has been used, which can have several meanings:

Aisha Bewley

and sons who stay with him,

Al-Hilali & Khan

And children to be by his side.

Ali Quli Qarai

and [gave him] sons to be at his side,

Amatul Rahman Omar

And sons that remain present (with him),

Arthur John Arberry

and sons standing before him,

Bijan Moeinian

The same creature that I gave him sons to be by his side.

E. Henry Palmer

and sons that he may look upon,

Edip-Layth

Children to bear witness.

George Sale

and children dwelling in his presence,

Hamid S. Aziz

And sons to be by his side,

Mahmoud Ghali

And sons always in presence,

Marmaduke Pickthall

And sons abiding in his presence

Mohamed Ahmed - Samira

And sons always present by his side,

Muhammad Asad

and children as [love's] witnesses,

Mustafa Khattab

and children always by his side,

Progressive Muslims

And children to bear witness.

Rashad Khalifa

And children to behold.

Sahih International

And children present [with him]

Sam Gerrans

And sons present,

Shabbir Ahmed

And children and party abiding in his presence.

Syed Vickar Ahamed

And children to be by his side! —

Taqi Usmani

and sons present before (his) eyes,

The Monotheist Group

And sons to bear witness.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Müddessir suresi, 13. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Müddessir suresi, 13. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Müddessir suresi, 13. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩