23. sure

Mü'minûn Suresi المؤمنون

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 10 konu
  1. Kurtuluşa eren mü'minlerin vasıfları 1–11 karşılaştır — Kurtuluşa eren mü'minlerin vasıfları
  2. İnsanın yaratılış evreleri ve gökten inen su 12–22 karşılaştır — İnsanın yaratılış evreleri ve gökten inen su
  3. Nûh 23–30 karşılaştır — Nûh
  4. Sonraki nesiller ve peygamberleri 31–44 karşılaştır — Sonraki nesiller ve peygamberleri
  5. Mûsâ, Hârûn ve Îsâ; tek din 45–56 karşılaştır — Mûsâ, Hârûn ve Îsâ; tek din
  6. Hayır işlerine koşuşanlar 57–62 karşılaştır — Hayır işlerine koşuşanlar
  7. Kalplerin gafleti ve gelen azap 63–77 karşılaştır — Kalplerin gafleti ve gelen azap
  8. Kulak, göz ve gönül; "Allah'ındır diyecekler" 78–92 karşılaştır — Kulak, göz ve gönül; "Allah'ındır diyecekler"
  9. Dua ve sığınma 93–98 karşılaştır — Dua ve sığınma
  10. Ölüm, berzah, sûr ve hesap 99–118 karşılaştır — Ölüm, berzah, sûr ve hesap

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kurtuluşa eren mü'minlerin vasıfları 1–11

  1. Mü'minûn suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 1. ayet. قَدْ أَفْلَحَ ٱلْمُؤْمِنُونَ

    ḳad efleḥa-lmü'minûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Müminler/inanıp güvenenler, kesinlikle umduklarına kavuşacaklardır.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 1. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 2. ayet. ٱلَّذِينَ هُمْ فِى صَلَاتِهِمْ خَٰشِعُونَ

    elleẕîne hüm fî ṣalâtihim ḫâşi`ûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 2. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 3. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ عَنِ ٱللَّغْوِ مُعْرِضُونَ

    velleẕîne hüm `ani-llagvi mü`riḍûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 3. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 4. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ لِلزَّكَوٰةِ فَٰعِلُونَ

    velleẕîne hüm lilzekâti fâ`ilûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, zekat için faaliyette bulunanlardır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bazıları zekat vermek için çalışır, bazıları da zekatın yerine ulaşması için gayret gösterirler.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 4. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 5. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَٰفِظُونَ

    velleẕîne hüm lifürûcihim ḥâfiżûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 5. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 6. ayet. إِلَّا عَلَىٰٓ أَزْوَٰجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ

    illâ `alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânühüm feinnehüm gayru melûmîn.

    Süleymaniye Vakfı

    sadece (hür) eşlerine veya dipnot 1 hakimiyetleri altında olanlara /esir eşlerine açabilirler. dipnot 2 Onlar, bundan dolayı kınanmazlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki "veya" ifadesi, bir Müslümanın edep yerlerini ya hür eşinin ya da hakimiyet altında yani esir konumunda olan eşinin yanında açabileceğini, bunun dışında açamayacağını gösterir. Çünkü edep yerlerini bir esirin yanında açabilmek için onunla evli olmak şarttır (Nur 24/32-33). Bir kadın sadece bir eş ile evlenebileceği için eşi hür ise hür eşinin yanında, esir ise esir eşinin yanında edep yerlerini açabilir. Benzer durum, erkek için de geçerlidir. Erkek de aynı anda biri esir, diğeri hür olan iki kadınla evli olamaz. Çünkü esir kadınla evlenmenin olmazsa olmaz şartı, hür kadınla evlenecek güce sahip olmamaktır. (Nisa 4/25). Bu sebeple erkek de tıpkı kadın gibi edep yerlerini ya hür ya da esir olan eşinin yanında açabilir. Ayette "veya" ifadesinin kullanılmış olmasının sebebi budur. Meale parantezleri, ayetin doğru anlaşılması için koyduk. Her şey gayet açık olduğu halde bütün mezhepler ve tefsir kitapları, ilgili ayetleri ya görmezden gelerek (Nur 24/32-33) veya anlamını tahrif ederek (Nisa 4/3) bir erkeğin, sayı sınırı olmaksızın yanındaki cariyelerle nikahsız ilişkisini caiz gördükleri için hem bu ayetin hem de Mearic Suresi 70/30. ayetin anlamını bozmak zorunda kalmışlardır. Öncelikle "veya" anlamına gelen (أو) kelimesine "ve" anlamı vererek ayete, edep yerlerinin, nikahlı eşin yanında açılabildiği gibi esirlerin yanında da açılabileceği anlamını yüklemişlerdir. Ayetteki (مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ) = "hakimiyetleri altında olanlar" ifadesinin kapsamına erkek esirler de girdiği için "hakimiyetleri altında olanlar" ifadesinin anlamını da "kadın esirler" yani cariyeler olarak değiştirmişlerdir. Aksi takdirde bu ayet, Müslüman kadınların da sahibi oldukları erkek esirlerle ilişkiye girebileceklerinin delili olurdu. Ama bunun da yeterli olmadığını, ayete böyle bir meal verilmesinin, müslüman kadınların, yanlarında bulunan cariyelerle kadın kadına sevişmenin caizliğine yani lezbiyen ilişkiye delil olabileceğini düşünememişlerdir. Halbuki Kur'an, lezbiyen ilişkiyi de büyük günahlardan saymıştır (En'am 6/151, A'raf 7/33, Şura 42/37, Necm 53/32).
    2. metne dön, dipnot 2
      Hakimiyet altında olanlar sadece savaş esirleridir (Nisa 4/3, 24, 25, 36, Müminun 23/6, Nur 24/31-33, Ahzab 33/52, 55).

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 6. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 7. ayet. فَمَنِ ٱبْتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْعَادُونَ

    femeni-btegâ verâe ẕâlike feülâike hümü-l`âdûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 7. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 8. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَٰنَٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ

    velleẕîne hüm liemânâtihim ve`ahdihim râ`ûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 8. ayet

  9. Mü'minûn suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 9. ayet. وَٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَوَٰتِهِمْ يُحَافِظُونَ

    velleẕîne hüm `alâ ṣalevâtihim yüḥâfiżûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 9. ayet

  10. Mü'minûn suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 10. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْوَٰرِثُونَ

    ülâike hümü-lvâriŝûn.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte onlar sahip olacak olanlardır.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 10. ayet

  11. Mü'minûn suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 11. ayet. ٱلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلْفِرْدَوْسَ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    elleẕîne yeriŝûne-lfirdevs. hüm fîhâ ḫâlidûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar Firdevs cennetlerine sahip olacaklar, onlar orada ölümsüz olarak kalacaklardır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Firdevs kelimesi, her çeşit ürünü içinde bulunduran geniş bahçe anlamındadır (Kehf 18/107-108).

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 11. ayet

İnsanın yaratılış evreleri ve gökten inen su 12–22

  1. Mü'minûn suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 12. ayet. وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِن سُلَٰلَةٍ مِّن طِينٍ

    veleḳad ḫalaḳne-l'insâne min sülâletim min ṭîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Şurası kesin ki insanı çamurdan süzülen bir özden yarattık dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsanın bütün gıdası çamurdan, yani su ile toprağın birleşmesinden oluşur. Dolayısıyla yumurta ve spermin kaynağı da çamurdur. Tüm canlılar toprağın su ile birleşmesi neticesinde oluşan ürünlerle beslenirler (Enbiya 21/30, Secde 32/7-8).

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 12. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 13. ayet. ثُمَّ جَعَلْنَٰهُ نُطْفَةً فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ

    ŝümme ce`alnâhü nuṭfeten fî ḳarârim mekîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra onu, karar-ı mekinde /yumurtaya ulaşma imkanı veren yerde döllenmiş yumurta haline getirdik dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Erkeğin tohumu /menisi kadının üreme organına bırakıldıktan sonra karar-ı mekin'e yani yumurtaya ulaşmasına imkan veren yere kendi gücüyle ulaşır (Tarık 86/6), orada yumurtayla birleşerek nutfeyi /döllenmiş yumurtayı oluşturur (Abese 80/18-20). Çocuğun cinsiyeti ve diğer özellikleri bu sırada belli olur (Necm 53/45-46, Maide 5/32, Enbiya 21/35). Nutfe, karar-ı mekinden (yumurtalık ile rahim tüpü arası bölgeden), bir süre kalacağı müstekarra yani rahim tüpüne, oradan da doğuma kadar kalacağı müstevdaa yani rahime geçer (En'am 6/98). Böylece oluşum, üç karanlık yerde tamamlanmış olur (Zümer 39/6).

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 13. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 14. ayet. ثُمَّ خَلَقْنَا ٱلنُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا ٱلْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا ٱلْمُضْغَةَ عِظَٰمًا فَكَسَوْنَا ٱلْعِظَٰمَ لَحْمًا ثُمَّ أَنشَأْنَٰهُ خَلْقًا ءَاخَرَ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحْسَنُ ٱلْخَٰلِقِينَ

    ŝümme ḫalaḳne-nnuṭfete `aleḳaten feḫalaḳne-l`aleḳate muḍgaten feḫalaḳne-lmuḍgate `iżâmen fekesevne-l`iżâme laḥmâ. ŝümme enşe'nâhü ḫalḳan âḫar. fetebârake-llâhü aḥsenü-lḫâliḳîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra döllenmiş yumurtayı, rahim duvarına asılı embriyo haline getirdik. O embriyoyu bir çiğnem et haline getirdik. O et parçasını kemikler haline getirdik ve kemiklere et giydirdik. Sonra da onu farklı bir yapıda oluşturup geliştirdik dipnot 1 . Yaratanların en güzeli dipnot 2 olan Allah, ne yüce bir bereket kaynağıdır dipnot 3 !"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Farklı bir yapıda oluşup gelişmesi, yaratılışı tamamlanan cenine ruhun üflenmesi ile başlar. Ruhun üflenmesi, bilgisayara işletim sisteminin yüklenmesi gibidir. İnsanı diğer tüm canlılardan ayıran şey, ruhun üflenmesi ile birlikte kazandığı özelliklerdir (Secde 32/7-9).
    2. metne dön, dipnot 2
      Yaratma iki türlüdür. Birincisi, maddesi ve benzeri olmayan bir şeyi yoktan var etmektir. Onu Allah'tan başkası yapamaz (En'am 6/101). İkincisi, bir şeyden bir başka şey üretmektir. Bu tür yaratmayı insanlar da yapabilir. Nitekim İsa aleyhisselam, çamurdan bir kuş heykeli yaratmıştır (Al-i İmran 3/49).
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 14. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 15. ayet. ثُمَّ إِنَّكُم بَعْدَ ذَٰلِكَ لَمَيِّتُونَ

    ŝümme inneküm ba`de ẕâlike lemeyyitûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 15. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 16. ayet. ثُمَّ إِنَّكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ تُبْعَثُونَ

    ŝümme inneküm yevme-lḳiyâmeti tüb`aŝûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra siz, kıyamet /mezardan kalkış dipnot 1 günü yeniden yaratılıp kaldırılacaksınız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyamet ayağa kalkma ve kalkış demektir. Kıyamet günü, insanların yeniden dirilip kabirlerinden kalktığı gündür.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 16. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 17. ayet. وَلَقَدْ خَلَقْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعَ طَرَآئِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ ٱلْخَلْقِ غَٰفِلِينَ

    veleḳad ḫalaḳnâ fevḳaküm seb`a ṭarâiḳ. vemâ künnâ `ani-lḫalḳi gâfilîn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 17. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 18. ayet. وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۢ بِقَدَرٍ فَأَسْكَنَّٰهُ فِى ٱلْأَرْضِ وَإِنَّا عَلَىٰ ذَهَابٍۭ بِهِۦ لَقَٰدِرُونَ

    veenzelnâ mine-ssemâi mâem biḳaderin feeskennâhü fi-l'arḍ. veinnâ `alâ ẕehâbim bihî leḳâdirûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 18. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 19. ayet. فَأَنشَأْنَا لَكُم بِهِۦ جَنَّٰتٍ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعْنَٰبٍ لَّكُمْ فِيهَا فَوَٰكِهُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ

    feenşe'nâ leküm bihî cennâtim min neḫîliv vea`nâb. leküm fîhâ fevâkihü keŝîratüv veminhâ te'külûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 19. ayet

  9. Mü'minûn suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 20. ayet. وَشَجَرَةً تَخْرُجُ مِن طُورِ سَيْنَآءَ تَنۢبُتُ بِٱلدُّهْنِ وَصِبْغٍ لِّلْـَٔاكِلِينَ

    veşeceraten taḫrucü min ṭûri seynâe tembütü biddühni veṣibgil lil'âkilîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sina'daki Tur Dağı'ndan dipnot 1 çıkan, yağ ve yiyenler için boya (yemeği ve vücudu güzelleştirici şey) üreten bir ağaç da yetiştiririz dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tur, dağ anlamındadır (Mekayis). Kur'an'da sadece Sina'da bulunan bir dağın adı olarak kullanıldığından, özel isim olarak da kabul edilir (Müfredat). Bu dağ, Sina'da olduğu için izafet /isim tamlaması "fi (في)" anlamında takdir edilerek anlam verilmiştir. Kur'an'da "Seyna" ve "Sinin" (Tin 95/2) olarak geçen bu yere Türkçede "Sina" denir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 20. ayet

  10. Mü'minûn suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 21. ayet. وَإِنَّ لَكُمْ فِى ٱلْأَنْعَٰمِ لَعِبْرَةً نُّسْقِيكُم مِّمَّا فِى بُطُونِهَا وَلَكُمْ فِيهَا مَنَٰفِعُ كَثِيرَةٌ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ

    veinne leküm fi-l'en`âmi le`ibrah. nüsḳîküm mimmâ fî büṭûnihâ veleküm fîhâ menâfi`u keŝîratüv veminhâ te'külûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 21. ayet

  11. Mü'minûn suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 22. ayet. وَعَلَيْهَا وَعَلَى ٱلْفُلْكِ تُحْمَلُونَ

    ve`aleyhâ ve`ale-lfülki tuḥmelûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Hem onların üzerinde hem de gemilerde taşınırsınız.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 22. ayet

Nûh 23–30

  1. Mü'minûn suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 23. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦ فَقَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ أَفَلَا تَتَّقُونَ

    veleḳad erselnâ nûḥan ilâ ḳavmihî feḳâle yâ ḳavmi-`büdü-llâhe mâ leküm min ilâhin gayruh. efelâ tetteḳûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 23. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 24. ayet. فَقَالَ ٱلْمَلَؤُا۟ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُرِيدُ أَن يَتَفَضَّلَ عَلَيْكُمْ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَنزَلَ مَلَٰٓئِكَةً مَّا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِىٓ ءَابَآئِنَا ٱلْأَوَّلِينَ

    feḳâle-lmeleü-lleẕîne keferû min ḳavmihî mâ hâẕâ illâ beşerum miŝlüküm yürîdü ey yetefeḍḍale `aleyküm. velev şâe-llâhü leenzele melâikeh. mâ semi`nâ bihâẕâ fî âbâine-l'evvelîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Halkının önde gelenlerinden kafirlik edenler dediler ki: "Bu sadece sizin gibi bir beşerdir. Size üstünlük kurmak istiyor. Allah gerek görseydi dipnot 1 melekler indirirdi. Önceki atalarımız arasında da böyle bir şey olduğunu duymadık dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 24. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 25. ayet. إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌۢ بِهِۦ جِنَّةٌ فَتَرَبَّصُوا۟ بِهِۦ حَتَّىٰ حِينٍ

    in hüve illâ racülüm bihî cinnetün feterabbeṣû bihî ḥattâ ḥîn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 25. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 26. ayet. قَالَ رَبِّ ٱنصُرْنِى بِمَا كَذَّبُونِ

    ḳâle rabbi-nṣurnî bimâ keẕẕebûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 26. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 27. ayet. فَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِ أَنِ ٱصْنَعِ ٱلْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَإِذَا جَآءَ أَمْرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ فَٱسْلُكْ فِيهَا مِن كُلٍّ زَوْجَيْنِ ٱثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيْهِ ٱلْقَوْلُ مِنْهُمْ وَلَا تُخَٰطِبْنِى فِى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ إِنَّهُم مُّغْرَقُونَ

    feevḥaynâ ileyhi eni-ṣne`i-lfülke bia`yüninâ vevaḥyinâ feiẕâ câe emrunâ vefâra-ttennûru feslük fîhâ min küllin zevceyni-ŝneyni veehleke illâ men sebeḳa `aleyhi-lḳavlü minhüm. velâ tüḫâṭibnî fi-lleẕîne żalemû. innehüm mugraḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz de ona şunu vahyettik: "Gözetimimiz altında ve vahyimize göre bir gemi inşa et. Emrimiz çıkıp tandır dipnot 1 kaynadığında her canlı türünden bir çifti ve -hakkında önceden karar çıkan kişi hariç- aileni gemiye al dipnot 2 . Yanlışlar içinde olanlar hakkında bana bir şey söyleme; çünkü onlar boğulacaklar dipnot 3 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (Tennur =التنور) tandır demektir. (Lisan'ul-Arab) Geminin tandırının kaynaması, onun buharlı gemi olduğunu ve harekete hazır hale geldiğini gösterir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu, Nuh aleyhisselamın oğlu sandığı kişidir (Hud 11/45-46).
    3. metne dön, dipnot 3

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 27. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 28. ayet. فَإِذَا ٱسْتَوَيْتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى ٱلْفُلْكِ فَقُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى نَجَّىٰنَا مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

    feiẕe-steveyte ente vemem me`ake `ale-lfülki feḳuli-lḥamdü lillâhi-lleẕî neccânâ mine-lḳavmi-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yanındakilerle beraber sen de gemiye yerleştiğinde de ki: "Bizi, yanlışlar içindeki bu topluluktan kurtaran Allah'a hamdolsun."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 28. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 29. ayet. وَقُل رَّبِّ أَنزِلْنِى مُنزَلًا مُّبَارَكًا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْمُنزِلِينَ

    veḳur rabbi enzilnî münzelem mübârakev veente ḫayru-lmünzilîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir de şöyle de: "Rabbim! Beni bereketli bir yere indir; izzet ve ikramda bulunanların en iyisi sensin."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 29. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 30. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ وَإِن كُنَّا لَمُبْتَلِينَ

    inne fî ẕâlike leâyâtiv vein künnâ lemübtelîn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 30. ayet

Sonraki nesiller ve peygamberleri 31–44

  1. Mü'minûn suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 31. ayet. ثُمَّ أَنشَأْنَا مِنۢ بَعْدِهِمْ قَرْنًا ءَاخَرِينَ

    ŝümme enşe'nâ mim ba`dihim ḳarnen âḫarîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra onların arkasından başka bir nesil oluşturup geliştirdik.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 31. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 32. ayet. فَأَرْسَلْنَا فِيهِمْ رَسُولًا مِّنْهُمْ أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ أَفَلَا تَتَّقُونَ

    feerselnâ fîhim rasûlem minhüm eni-`büdü-llâhe mâ leküm min ilâhin gayruh. efelâ tetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara da "Allah'a kulluk edin. Sizin ondan başka ilahınız yoktur; yanlışlardan sakınmayacak mısınız dipnot 1 ?" desin diye kendi içlerinden bir elçi gönderdik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 32. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 33. ayet. وَقَالَ ٱلْمَلَأُ مِن قَوْمِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِلِقَآءِ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَأَتْرَفْنَٰهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يَأْكُلُ مِمَّا تَأْكُلُونَ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُونَ

    veḳâle-lmeleü min ḳavmihi-lleẕîne keferû vekeẕẕebû biliḳâi-l'âḫirati veetrafnâhüm fi-lḥayâti-ddünyâ mâ hâẕâ illâ beşerum miŝlüküm ye'külü mimmâ te'külûne minhü veyeşrabü mimmâ teşrabûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Halkının içinden kafirlik eden, Ahirete varmayı yalan sayan, üstelik kendilerine dünya hayatında refah da verdiğimiz önde gelenler şöyle dediler: "Bu, yediğinizden yiyen, içtiğinizden içen, sizin gibi bir beşerden başka nedir ki!

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 33. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 34. ayet. وَلَئِنْ أَطَعْتُم بَشَرًا مِّثْلَكُمْ إِنَّكُمْ إِذًا لَّخَٰسِرُونَ

    velein eṭa`tüm beşeram miŝleküm inneküm iẕel leḫâsirûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sizin gibi bir beşere boyun eğecek olursanız, işte o zaman kesinlikle kaybedersiniz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 34. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 35. ayet. أَيَعِدُكُمْ أَنَّكُمْ إِذَا مِتُّمْ وَكُنتُمْ تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَنَّكُم مُّخْرَجُونَ

    eye`idüküm enneküm iẕâ mittüm veküntüm türâbev ve`iżâmen enneküm muḫracûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Ölüp de toprağa ve kemiklere dönüşmüşken sizin gerçekten diriltilip çıkarılacağınızı mı vaat ediyor?

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 35. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 36. ayet. هَيْهَاتَ هَيْهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ

    heyhâte heyhâte limâ tû`adûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Olmayacak şeyler vaat ediliyor size; hem de hiç olmayacak şeyler!

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 36. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 37. ayet. إِنْ هِىَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا نَحْنُ بِمَبْعُوثِينَ

    in hiye illâ ḥayâtüne-ddünyâ nemûtü venaḥyâ vemâ naḥnü bimeb`ûŝîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Hayat sadece dünyadaki hayatımızdır. Burada ölürüz, yeniden hayat buluruz dipnot 1 . Yoksa biz (topraktan) tekrar diriltilecek değiliz dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar, bir taraftan ölür, bir taraftan da doğarız demiş olabilecekleri gibi, tenasühe yani reenkarnasyona inandıklarını da söylemiş olabilirler. Her iki durumda da ahireti inkar etmiş olurlar.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 37. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 38. ayet. إِنْ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا وَمَا نَحْنُ لَهُۥ بِمُؤْمِنِينَ

    in hüve illâ racülün-fterâ `ale-llâhi keẕibev vemâ naḥnü lehû bimü'minîn.

    Süleymaniye Vakfı

    O, uydurduğu yalanı Allah'a mal eden adamın tekidir. Biz ona inanacak değiliz."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 38. ayet

  9. Mü'minûn suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 39. ayet. قَالَ رَبِّ ٱنصُرْنِى بِمَا كَذَّبُونِ

    ḳâle rabbi-nṣurnî bimâ keẕẕebûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Elçi dedi ki: "Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 39. ayet

  10. Mü'minûn suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 40. ayet. قَالَ عَمَّا قَلِيلٍ لَّيُصْبِحُنَّ نَٰدِمِينَ

    ḳâle `ammâ ḳalîlil leyuṣbiḥunne nâdimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah dedi ki: "Çok geçmeden kesinlikle pişman olacaklar."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 40. ayet

  11. Mü'minûn suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 41. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ بِٱلْحَقِّ فَجَعَلْنَٰهُمْ غُثَآءً فَبُعْدًا لِّلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

    feeḫaẕethümu-ṣṣayḥatü bilḥaḳḳi fece`alnâhüm guŝââ. febü`del lilḳavmi-żżâlimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunun üzerine hak ettikleri o yüksek ses onları yakaladı ve hepsini çer çöpe çevirdik. Yok olsun yanlışlar içindeki toplumlar!

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 41. ayet

  12. Mü'minûn suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 42. ayet. ثُمَّ أَنشَأْنَا مِنۢ بَعْدِهِمْ قُرُونًا ءَاخَرِينَ

    ŝümme enşe'nâ mim ba`dihim ḳurûnen âḫarîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra onların ardından başka nesiller oluşturup geliştirdik.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 42. ayet

  13. Mü'minûn suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 43. ayet. مَا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَـْٔخِرُونَ

    mâ tesbiḳu min ümmetin ecelehâ vemâ yeste'ḫirûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 43. ayet

  14. Mü'minûn suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 44. ayet. ثُمَّ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَا كُلَّ مَا جَآءَ أُمَّةً رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُ فَأَتْبَعْنَا بَعْضَهُم بَعْضًا وَجَعَلْنَٰهُمْ أَحَادِيثَ فَبُعْدًا لِّقَوْمٍ لَّا يُؤْمِنُونَ

    ŝümme erselnâ rusülenâ tetrâ. küllemâ câe ümmeter rasûlühâ keẕẕebûhü feetba`nâ ba`ḍahüm ba`ḍav vece`alnâhüm eḥâdîŝ. febü`del liḳavmil lâ yü'minûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 44. ayet

Mûsâ, Hârûn ve Îsâ; tek din 45–56

  1. Mü'minûn suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 45. ayet. ثُمَّ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ وَأَخَاهُ هَٰرُونَ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ

    ŝümme erselnâ mûsâ veeḫâhü hârûne biâyâtinâ vesülṭânim mübîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra Musa'yı ve kardeşi Harun'u ayetlerimizle /mucizelerimizle, apaçık ve güçlü bir delil ile elçi olarak gönderdik.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 45. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 46. ayet. إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ وَكَانُوا۟ قَوْمًا عَالِينَ

    ilâ fir`avne vemeleihî festekberû vekânû ḳavmen `âlîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Firavun'a ve onun ileri gelenlerine gönderdik; fakat onlar kibirlendiler. Çünkü onlar kendilerini üstün gören bir topluluktu.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 46. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 47. ayet. فَقَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ لِبَشَرَيْنِ مِثْلِنَا وَقَوْمُهُمَا لَنَا عَٰبِدُونَ

    feḳâlû enü'minü libeşerayni miŝlinâ veḳavmühümâ lenâ `âbidûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Şöyle dediler: "Tıpkı bizim gibi beşer olan şu iki kişiye mi inanacağız! Üstelik bunların kavmi bize kölelik ediyor."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 47. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 48. ayet. فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُوا۟ مِنَ ٱلْمُهْلَكِينَ

    fekeẕẕebûhümâ fekânû mine-lmühlekîn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 48. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 49. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ

    veleḳad âteynâ mûse-lkitâbe le`allehüm yehtedûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 49. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 50. ayet. وَجَعَلْنَا ٱبْنَ مَرْيَمَ وَأُمَّهُۥٓ ءَايَةً وَءَاوَيْنَٰهُمَآ إِلَىٰ رَبْوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَعِينٍ

    vece`alne-bne meryeme veümmehû âyetev veâveynâhümâ ilâ rabvetin ẕâti ḳarâriv veme`în.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 50. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 51. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلرُّسُلُ كُلُوا۟ مِنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَٱعْمَلُوا۟ صَٰلِحًا إِنِّى بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ

    yâ eyyühe-rrusülü külû mine-ṭṭayyibâti va`melû ṣâliḥâ. innî bimâ ta`melûne `alîm.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 51. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 52. ayet. وَإِنَّ هَٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَأَنَا۠ رَبُّكُمْ فَٱتَّقُونِ

    veinne hâẕihî ümmetüküm ümmetev vâḥidetev veenâ rabbüküm fetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte bu (bağlı olduğunuz) ümmetinizdir; tek bir ümmet. Ben de sizin Rabbinizim /Sahibinizim, öyleyse bana yanlış yapmaktan sakının dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 52. ayet

  9. Mü'minûn suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 53. ayet. فَتَقَطَّعُوٓا۟ أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ زُبُرًا كُلُّ حِزْبٍۭ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ

    feteḳaṭṭa`û emrahüm beynehüm zübürâ. küllü ḥizbim bimâ ledeyhim feriḥûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 53. ayet

  10. Mü'minûn suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 54. ayet. فَذَرْهُمْ فِى غَمْرَتِهِمْ حَتَّىٰ حِينٍ

    feẕerhüm fî gamratihim ḥattâ ḥîn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 54. ayet

  11. Mü'minûn suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 55. ayet. أَيَحْسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُم بِهِۦ مِن مَّالٍ وَبَنِينَ

    eyaḥsebûne ennemâ nümiddühüm bihî mim mâliv vebenîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar ne sanıyorlar: Kendilerine mal ve evlat vermekle,

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 55. ayet

  12. Mü'minûn suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 56. ayet. نُسَارِعُ لَهُمْ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ بَل لَّا يَشْعُرُونَ

    nüsâri`u lehüm fi-lḫayrât. bel lâ yeş`urûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 56. ayet

Hayır işlerine koşuşanlar 57–62

  1. Mü'minûn suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 57. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ هُم مِّنْ خَشْيَةِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ

    inne-lleẕîne hüm min ḫaşyeti rabbihim müşfiḳûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 57. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 58. ayet. وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ يُؤْمِنُونَ

    velleẕîne hüm biâyâti rabbihim yü'minûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 58. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 59. ayet. وَٱلَّذِينَ هُم بِرَبِّهِمْ لَا يُشْرِكُونَ

    velleẕîne hüm birabbihim lâ yüşrikûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Rablerine ortak koşmayanlar dipnot 1 ,

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a herkes inanır ama insanların çoğu araya başkasını koyar, şirk koşar. Bu sebeple Allah'a ve ayetlerine inandım demek yetmez, araya hiçbir şey koymamak /şirk koşmamak gerekir (En'am 6/82, Yusuf 12/106).

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 59. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 60. ayet. وَٱلَّذِينَ يُؤْتُونَ مَآ ءَاتَوا۟ وَّقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ أَنَّهُمْ إِلَىٰ رَبِّهِمْ رَٰجِعُونَ

    velleẕîne yü'tûne mâ âtev veḳulûbühüm veciletün ennehüm ilâ rabbihim râci`ûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 60. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 61. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ وَهُمْ لَهَا سَٰبِقُونَ

    ülâike yüsâri`ûne fi-lḫayrâti vehüm lehâ sâbiḳûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 61. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 62. ayet. وَلَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا وَلَدَيْنَا كِتَٰبٌ يَنطِقُ بِٱلْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

    velâ nükellifü nefsen illâ vus`ahâ veledeynâ kitâbüy yenṭiḳu bilḥaḳḳi vehüm lâ yużlemûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 62. ayet

Kalplerin gafleti ve gelen azap 63–77

  1. Mü'minûn suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 63. ayet. بَلْ قُلُوبُهُمْ فِى غَمْرَةٍ مِّنْ هَٰذَا وَلَهُمْ أَعْمَٰلٌ مِّن دُونِ ذَٰلِكَ هُمْ لَهَا عَٰمِلُونَ

    bel ḳulûbühüm fî gamratim min hâẕâ velehüm a`mâlüm min dûni ẕâlike hüm lehâ `âmilûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 63. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 64. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذْنَا مُتْرَفِيهِم بِٱلْعَذَابِ إِذَا هُمْ يَجْـَٔرُونَ

    ḥattâ iẕâ eḫaẕnâ mütrafîhim bil`aẕâbi iẕâ hüm yec'erûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 64. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 65. ayet. لَا تَجْـَٔرُوا۟ ٱلْيَوْمَ إِنَّكُم مِّنَّا لَا تُنصَرُونَ

    lâ tec'erü-lyevme inneküm minnâ lâ tünṣarûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 65. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 66. ayet. قَدْ كَانَتْ ءَايَٰتِى تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فَكُنتُمْ عَلَىٰٓ أَعْقَٰبِكُمْ تَنكِصُونَ

    ḳad kânet âyâtî tütlâ `aleyküm feküntüm `alâ a`ḳâbiküm tenkisûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Size ayetlerim bağlantılarıyla okunuyordu ama siz geri geri çekiliyordunuz.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 66. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 67. ayet. مُسْتَكْبِرِينَ بِهِۦ سَٰمِرًا تَهْجُرُونَ

    müstekbirîne bih. sâmiran tehcürûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 67. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 68. ayet. أَفَلَمْ يَدَّبَّرُوا۟ ٱلْقَوْلَ أَمْ جَآءَهُم مَّا لَمْ يَأْتِ ءَابَآءَهُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

    efelem yeddebberü-lḳavle em câehüm mâ lem ye'ti âbâehümü-l'evvelîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlar Allah'ın sözünü /Kitabını dipnot 1 etraflıca düşünmediler mi dipnot 2 ? Yoksa bunlara, önceki atalarına gelmemiş olan bir şey mi dipnot 3 geldi?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Mekkelilerin eski ataları olan İbrahim ve İsmail aleyhisselama, tıpkı Kur'an gibi bir kitap inmişti (Bakara 2/136-137, Al-i İmran 3/84-85, Ahkaf 46/9).

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 68. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 69. ayet. أَمْ لَمْ يَعْرِفُوا۟ رَسُولَهُمْ فَهُمْ لَهُۥ مُنكِرُونَ

    em lem ya`rifû rasûlehüm fehüm lehû münkirûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 69. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 70. ayet. أَمْ يَقُولُونَ بِهِۦ جِنَّةٌۢ بَلْ جَآءَهُم بِٱلْحَقِّ وَأَكْثَرُهُمْ لِلْحَقِّ كَٰرِهُونَ

    em yeḳûlûne bihî cinneh. bel câehüm bilḥaḳḳi veekŝeruhüm lilḥaḳḳi kârihûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 70. ayet

  9. Mü'minûn suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 71. ayet. وَلَوِ ٱتَّبَعَ ٱلْحَقُّ أَهْوَآءَهُمْ لَفَسَدَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ وَمَن فِيهِنَّ بَلْ أَتَيْنَٰهُم بِذِكْرِهِمْ فَهُمْ عَن ذِكْرِهِم مُّعْرِضُونَ

    velevi-ttebe`a-lḥaḳḳu ehvâehüm lefesedeti-ssemâvâtü vel'arḍu vemen fîhinn. bel eteynâhüm biẕikrihim fehüm `an ẕikrihim mü`riḍûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Eğer doğru, bunların arzularına göre şekillense göklerin, yerin ve oralardaki her şeyin dipnot 1 düzeni bozulurdu. Aslında bunlara, fıtratlarındaki doğru bilgiyi getirdik ama bunlar, o doğru bilgiden yüz çeviriyorlar dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (Men = من) kelimesi akıllı varlıklar için kullanılır. Akıllı varlıklar ile akılsız varlıklar birlikte anlatılıyorsa onları da içerecek şekilde kullanılır. Bunun Türkçede en iyi karşılığı "şey"dir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 71. ayet

  10. Mü'minûn suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 72. ayet. أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ خَرْجًا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيْرٌ وَهُوَ خَيْرُ ٱلرَّٰزِقِينَ

    em tes'elühüm ḫarcen feḫarâcü rabbike ḫayr. vehüve ḫayru-rrâziḳîn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 72. ayet

  11. Mü'minûn suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 73. ayet. وَإِنَّكَ لَتَدْعُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    veinneke leted`ûhüm ilâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 73. ayet

  12. Mü'minûn suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 74. ayet. وَإِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ عَنِ ٱلصِّرَٰطِ لَنَٰكِبُونَ

    veinne-lleẕîne lâ yü'minûne bil'âḫirati `ani-ṣṣirâṭi lenâkibûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 74. ayet

  13. Mü'minûn suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 75. ayet. وَلَوْ رَحِمْنَٰهُمْ وَكَشَفْنَا مَا بِهِم مِّن ضُرٍّ لَّلَجُّوا۟ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ

    velev raḥimnâhüm vekeşefnâ mâ bihim min ḍurril leleccû fî ṭugyânihim ya`mehûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 75. ayet

  14. Mü'minûn suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 76. ayet. وَلَقَدْ أَخَذْنَٰهُم بِٱلْعَذَابِ فَمَا ٱسْتَكَانُوا۟ لِرَبِّهِمْ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ

    veleḳad eḫaẕnâhüm bil`aẕâbi feme-stekânû lirabbihim vemâ yeteḍarra`ûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 76. ayet

  15. Mü'minûn suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 77. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًا ذَا عَذَابٍ شَدِيدٍ إِذَا هُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ

    ḥattâ iẕâ fetaḥnâ `aleyhim bâben ẕâ `aẕâbin şedîdin iẕâ hüm fîhi müblisûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 77. ayet

Kulak, göz ve gönül; "Allah'ındır diyecekler" 78–92

  1. Mü'minûn suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 78. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ

    vehüve-lleẕî enşee lekümü-ssem`a vel'ebṣâra vel'ef'ideh. ḳalîlem mâ teşkürûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 78. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 79. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى ذَرَأَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَإِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

    vehüve-lleẕî ẕera'eküm fi-l'arḍi veileyhi tuḥşerûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 79. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 80. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى يُحْىِۦ وَيُمِيتُ وَلَهُ ٱخْتِلَٰفُ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    vehüve-lleẕî yuḥyî veyümîtü velehu-ḫtilâfü-lleyli vennehâr. efelâ ta`ḳilûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 80. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 81. ayet. بَلْ قَالُوا۟ مِثْلَ مَا قَالَ ٱلْأَوَّلُونَ

    bel ḳâlû miŝle mâ ḳâle-l'evvelûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Aslında bunlar da tıpkı öncekilerin dediklerini diyorlar:

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 81. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 82. ayet. قَالُوٓا۟ أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

    ḳâlû eiẕâ mitnâ vekünnâ türâbev ve`iżâmen einnâ lemeb`ûŝûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 82. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 83. ayet. لَقَدْ وُعِدْنَا نَحْنُ وَءَابَآؤُنَا هَٰذَا مِن قَبْلُ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

    leḳad vu`idnâ naḥnü veâbâünâ hâẕâ min ḳablü in hâẕâ illâ esâṭîru-l'evvelîn.

    Süleymaniye Vakfı

    "Bize yapılan bu tehdit daha önce atalarımıza da yapılmıştı. Bu, öncekilerin yalan yanlış yazılarından dipnot 1 başka bir şey değildir dipnot 2 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen esatir (أَسَاطِيرُ) kelimesi, "bir şeye hiza vermek, saf tutturmak" anlamına gelen satr (سطر) kökünden türemiş olan usture (اسطورة) kelimesinin çoğuludur (Müfredat). Satara (سَطَرَ) fiilinin "yazı yazmak" anlamına gelmesi, harflerin hizaya sokulması, anlamlı bir şekilde sıralanması sebebiyledir. Dokuz yerde geçen esatiru'l-evvelin (أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ) ifadesi, Kur'an'da anlatılanların yeni olmadığını, önceki ilahi kitaplarda, diğer kitaplarda, yazıtlarda ya da anlatılarda zaten var olduğunu belirtmek için ayetleri görmezden gelenler tarafından kullanılan alaycı bir ifadedir. Bunu söyleyerek Kur'an'ın önceki ilahi kitapları tasdik etmesini de istismar etmişlerdir (En'am 6/25, Enfal 8/31, Nahl 16/24, Furkan 25/5, Neml 27/68, Ahkaf 46/18, Kalem 68/15, Mutaffifin 83/13).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 83. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 84. ayet. قُل لِّمَنِ ٱلْأَرْضُ وَمَن فِيهَآ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    ḳul limeni-l'arḍu vemen fîhâ in küntüm ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara şöyle de: "Biliyorsanız söyleyin, yeryüzü ve orada bulunanlar kimindir?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 84. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 85. ayet. سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

    seyeḳûlûne lillâh. ḳul efelâ teẕekkerûn.

    Süleymaniye Vakfı

    "Allah'ındır!" diyeceklerdir. De ki: "O halde aklınızı başınıza almayacak mısınız?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 85. ayet

  9. Mü'minûn suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 86. ayet. قُلْ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱلسَّبْعِ وَرَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْعَظِيمِ

    ḳul mer rabbü-ssemâvâti-sseb`i verabbü-l`arşi-l`ażîm.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 86. ayet

  10. Mü'minûn suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 87. ayet. سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ أَفَلَا تَتَّقُونَ

    seyeḳûlûne lillâh. ḳul efelâ tetteḳûn.

    Süleymaniye Vakfı

    "Onlar da Allah'ındır!" diyeceklerdir. De ki: "Öyleyse yanlışlardan sakınmayacak mısınız?"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 87. ayet

  11. Mü'minûn suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 88. ayet. قُلْ مَنۢ بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيْهِ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    ḳul mem biyedihî melekûtü külli şey'iv vehüve yücîru velâ yücâru `aleyhi in küntüm ta`lemûn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Her şeyin yönetimi elinde olan, koruyan ama ona karşı kimsenin korunamayacağı zat kimdir? Biliyorsanız söyleyin!"

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 88. ayet

  12. Mü'minûn suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 89. ayet. سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ فَأَنَّىٰ تُسْحَرُونَ

    seyeḳûlûne lillâh. ḳul feennâ tüsḥarûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 89. ayet

  13. Mü'minûn suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 90. ayet. بَلْ أَتَيْنَٰهُم بِٱلْحَقِّ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

    bel eteynâhüm bilḥaḳḳi veinnehüm lekâẕibûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 90. ayet

  14. Mü'minûn suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 91. ayet. مَا ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ مِن وَلَدٍ وَمَا كَانَ مَعَهُۥ مِنْ إِلَٰهٍ إِذًا لَّذَهَبَ كُلُّ إِلَٰهٍۭ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ

    me-tteḫaẕe-llâhü miv velediv vemâ kâne me`ahû min ilâhin iẕel leẕehebe küllü ilâhim bimâ ḫaleḳa vele`alâ ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍ. sübḥâne-llâhi `ammâ yeṣifûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 91. ayet

  15. Mü'minûn suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 92. ayet. عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    `âlimi-lgaybi veşşehâdeti fete`âlâ `ammâ yüşrikûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 92. ayet

Dua ve sığınma 93–98

  1. Mü'minûn suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 93. ayet. قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِيَنِّى مَا يُوعَدُونَ

    ḳur rabbi immâ türiyennî mâ yû`adûn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Rabbim! Eğer onların tehdit edildiği şeyi bana gösterecek olursan,

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 93. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 94. ayet. رَبِّ فَلَا تَجْعَلْنِى فِى ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

    rabbi felâ tec`alnî fi-lḳavmi-żżâlimîn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 94. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 95. ayet. وَإِنَّا عَلَىٰٓ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمْ لَقَٰدِرُونَ

    veinnâ `alâ en nüriyeke mâ ne`idühüm leḳâdirûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 95. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 96. ayet. ٱدْفَعْ بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ ٱلسَّيِّئَةَ نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَصِفُونَ

    idfa` billetî hiye aḥsenü-sseyyieh. naḥnü a`lemü bimâ yeṣifûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 96. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 97. ayet. وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَٰتِ ٱلشَّيَٰطِينِ

    veḳur rabbi e`ûẕü bike min hemezâti-şşeyâṭîn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 97. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 98. ayet. وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ

    vee`ûẕü bike rabbi ey yaḥḍurûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbim! Bunların çevremde olmalarından da sana sığınırım."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 98. ayet

Ölüm, berzah, sûr ve hesap 99–118

  1. Mü'minûn suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 99. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَهُمُ ٱلْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ٱرْجِعُونِ

    ḥattâ iẕâ câe eḥadehümü-lmevtü ḳâle rabbi-rci`ûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlardan (kafirlerden) birine ölüm geldiğinde: "Rabbim! Beni geri döndürün dipnot 1 ! der.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu sözler, ruhun melekler tarafından alındığı sırada söylenen sözlerdir. Muhatabın tekil olmasına rağmen ifadenin, "Beni geri döndürünüz" şeklinde çoğul kullanılması, bu sözün en az üç kere tekrarlandığı şeklinde anlaşılabileceği gibi Allah ile araya koyduklarını da işe katarak onlardan da yardım istedikleri şeklinde de anlaşılabilir. (Secde 32/12, Şura 42/44).

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 99. ayet

  2. Mü'minûn suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 100. ayet. لَعَلِّىٓ أَعْمَلُ صَٰلِحًا فِيمَا تَرَكْتُ كَلَّآ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَآئِلُهَا وَمِن وَرَآئِهِم بَرْزَخٌ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

    le`allî a`melü ṣâliḥan fîmâ teraktü kellâ. innehâ kelimetün hüve ḳâilühâ. vemiv verâihim berzeḫun ilâ yevmi yüb`aŝûn.

    Süleymaniye Vakfı

    (Döndürün ki) Terk ettiğim dünyada iyi işler yapayım." (Ona) "Hayır, asla!" (denir.) Bu, onun mutlaka söyleyeceği sözdür ama önlerinde yeniden dirilecekleri güne kadar bir engel vardır.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 100. ayet

  3. Mü'minûn suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 101. ayet. فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَلَآ أَنسَابَ بَيْنَهُمْ يَوْمَئِذٍ وَلَا يَتَسَآءَلُونَ

    feiẕâ nüfiḫa fi-ṣṣûri felâ ensâbe beynehüm yevmeiẕiv velâ yetesâelûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 101. ayet

  4. Mü'minûn suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 102. ayet. فَمَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    femen ŝeḳulet mevâzînühû feülâike hümü-lmüfliḥûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Kimin tartıları (sevapları) ağır gelirse işte onlar umduklarına kavuşacaklardır.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 102. ayet

  5. Mü'minûn suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 103. ayet. وَمَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فِى جَهَنَّمَ خَٰلِدُونَ

    vemen ḫaffet mevâzînühû feülâike-lleẕîne ḫasirû enfüsehüm fî cehenneme ḫâlidûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 103. ayet

  6. Mü'minûn suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 104. ayet. تَلْفَحُ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ وَهُمْ فِيهَا كَٰلِحُونَ

    telfeḥu vucûhehümü-nnâru vehüm fîhâ kâliḥûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 104. ayet

  7. Mü'minûn suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 105. ayet. أَلَمْ تَكُنْ ءَايَٰتِى تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ

    elem tekün âyâtî tütlâ `aleyküm feküntüm bihâ tükeẕẕibûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 105. ayet

  8. Mü'minûn suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 106. ayet. قَالُوا۟ رَبَّنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْمًا ضَآلِّينَ

    ḳâlû rabbenâ galebet `aleynâ şiḳvetünâ vekünnâ ḳavmen ḍâllîn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 106. ayet

  9. Mü'minûn suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 107. ayet. رَبَّنَآ أَخْرِجْنَا مِنْهَا فَإِنْ عُدْنَا فَإِنَّا ظَٰلِمُونَ

    rabbenâ aḫricnâ minhâ fein `udnâ feinnâ żâlimûn.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Aynısını bir daha yaparsak gerçekten yanlış yapan kimseler oluruz."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 107. ayet

  10. Mü'minûn suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 108. ayet. قَالَ ٱخْسَـُٔوا۟ فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ

    ḳâle-ḫseû fîhâ velâ tükellimûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 108. ayet

  11. Mü'minûn suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 109. ayet. إِنَّهُۥ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْ عِبَادِى يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلرَّٰحِمِينَ

    innehû kâne ferîḳum min `ibâdî yeḳûlûne rabbenâ âmennâ fagfir lenâ verḥamnâ veente ḫayru-rrâḥimîn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 109. ayet

  12. Mü'minûn suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 110. ayet. فَٱتَّخَذْتُمُوهُمْ سِخْرِيًّا حَتَّىٰٓ أَنسَوْكُمْ ذِكْرِى وَكُنتُم مِّنْهُمْ تَضْحَكُونَ

    fetteḫaẕtümûhüm siḫriyyen ḥattâ ensevküm ẕikrî veküntüm minhüm taḍḥakûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 110. ayet

  13. Mü'minûn suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 111. ayet. إِنِّى جَزَيْتُهُمُ ٱلْيَوْمَ بِمَا صَبَرُوٓا۟ أَنَّهُمْ هُمُ ٱلْفَآئِزُونَ

    innî cezeytühümü-lyevme bimâ ṣaberû ennehüm hümü-lfâizûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 111. ayet

  14. Mü'minûn suresi, 112. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 112. ayet. قَٰلَ كَمْ لَبِثْتُمْ فِى ٱلْأَرْضِ عَدَدَ سِنِينَ

    ḳâle kem lebiŝtüm fi-l'arḍi `adede sinîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah "Yeryüzünde kaç sene kaldınız?" diye soracak.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 112. ayet

  15. Mü'minûn suresi, 113. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 113. ayet. قَالُوا۟ لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ فَسْـَٔلِ ٱلْعَآدِّينَ

    ḳâlû lebiŝnâ yevmen ev ba`ḍa yevmin fes'eli-l`âddîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar: "Bir gün ya da günün bir kısmı kadar kaldık; onu sayanlara sor" derler.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 113. ayet

  16. Mü'minûn suresi, 114. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 114. ayet. قَٰلَ إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا لَّوْ أَنَّكُمْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

    ḳâle il lebiŝtüm illâ ḳalîlel lev enneküm küntüm ta`lemûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 114. ayet

  17. Mü'minûn suresi, 115. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 115. ayet. أَفَحَسِبْتُمْ أَنَّمَا خَلَقْنَٰكُمْ عَبَثًا وَأَنَّكُمْ إِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ

    efeḥasibtüm ennemâ ḫalaḳnâküm `abeŝev veenneküm ileynâ lâ türce`ûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 115. ayet

  18. Mü'minûn suresi, 116. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 116. ayet. فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ ٱلْمَلِكُ ٱلْحَقُّ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْكَرِيمِ

    fete`âle-llâhü-lmelikü-lḥaḳḳ. lâ ilâhe illâ hû. rabbü-l`arşi-lkerîm.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 116. ayet

  19. Mü'minûn suresi, 117. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 117. ayet. وَمَن يَدْعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ لَا بُرْهَٰنَ لَهُۥ بِهِۦ فَإِنَّمَا حِسَابُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦٓ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلْكَٰفِرُونَ

    vemey yed`u me`a-llâhi ilâhen âḫara lâ bürhâne lehû bihî feinnemâ ḥisâbühû `inde rabbih. innehû lâ yüfliḥu-lkâfirûn.

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 117. ayet

  20. Mü'minûn suresi, 118. ayet — tek başına aç

    Mü'minûn suresi, 118. ayet. وَقُل رَّبِّ ٱغْفِرْ وَٱرْحَمْ وَأَنتَ خَيْرُ ٱلرَّٰحِمِينَ

    veḳur rabbi-gfir verḥam veente ḫayru-rrâḥimîn.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Rabbim! Bağışla, ikramda bulun; en iyi ikramı yapan sensin."

    Ayet detayı — Mü'minûn suresi, 118. ayet