Diyanet İşleri
O gün vay yalanlayanların haline!
Mürselât suresi
Mürselât suresi, 45. ayet. وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün vay yalanlayanların haline!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sakınanların hâli ve son uyarı Mürselât 41–50 3
Canlarının çektiği meyveler içerisindedirler.
"Yapmakta olduğunuz şeylere karşılık afiyetle yiyin için."
Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.
O gün vay yalanlayanların haline!
Ey inkar edenler! (Dünyada) yiyin ve birazcık yararlanın! Şüphesiz sizler suçlularsınız.
O gün vay yalanlayanların haline!
Onlara, "Rüku edin (namaz kılın)" dendiği zaman rüku etmezler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 41–45. ayetler için yazılmıştır.
41. Yüce Allah, yalanlayanların cezasını söz konusu ettikten sonra iyilikte bulunanların mükâfatını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz takvâ sahipleri” yani yalanlamaktan sakınan, söz, fiil ve davranışlarında tasdik vasfına sahip olan kimseler -ki ancak farzları eda etmek ve haramları terk etmek sureti ile bu hale ulaşabilirler- çiçekler açmış, göz kamaştırıcı türlü ağaçların çokluğundan dolayı “gölge altlarında” Selsebîl’den, Rahîk’den ve diğer pınarlardan oluşan türlü “pınar başlarındadır.”
42. “Canlarının çektiği” en iyi ve en lezzetli türden “meyveler arasındadırlar.”
43. Onlara: “Yaptıklarınız sebebiyle” canların çektiği yiyeceklerden ve lezzetli içeceklerden “afiyetle” boğazınızda kalmaksızın, rahatsız edici hiçbir sebep de bulunmaksızın “yiyin için” denilir. Tam anlamı ile afiyetin gerçekleşmesi ise yenilen ve içilen şeylerin her türlü olumsuzluktan ve kusurdan uzak kalması ile bir de bunların ardının arkasının kesilmeyeceğine ve sonlarının gelmeyeceğine kesin inanmaları ile mükmündür.
Bu mükâfatlar size “yaptıklarınız sebebiyle” verilmektedir. Yani sizi ebedi ve kalıcı nimetlerle dolu cennetlere ulaştıran, sizin işlediğiniz amellerdir.
44-45. Allah’a ihsan ile ibadet eden, Allah’ın kullarına da ihsanda/iyilikte bulunan herkesin durumu böyledir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “İşte Biz ihsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. O gün yalanlayanların vay haline!” Bu bedbahtlıklarından paylarına düşen, sadece bu nimetleri elden kaçırmak bile olsaydı, keder ve mahrumiyet olarak onlara bu tek başına yeterdi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O gün helak, azap ve hüsran; Allah’ın takva sahipleri için hazırladıklarını yalanlayanların üzerine olsun!
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
Ne ki o gün vay haline (bu) hakikati yalanlayanların!
(ama) o Gün vay haline hakikati yalanlayanların!
O süreçte yalanlayanların vay haline!
O gün, yalanlayanların vay haline.
O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!
Yalanlayanların; o gün, vay başlarına gelene!
O gün, ahiretteki ödülü yalanlayanların vay haline!
Yalanlayanların vay haline o gün!
Yalanlayanların vay haline o gün!
O gün yalan diyenlerin vay haline!
Vay haline o gün yalan diyenlerin
O Gün, yalanlayanların vay haline!
İzin Günü, yalanlayanların vay haline!
İzin Günü, yalanlayanların vay haline!
O gün, yalanlayanların vay haline.
(Cenneti) yalan sayanların o gün vay haline!
Vay haline o gün, yalanlayanların.
(29-50) Yalanlamış olduğunuza doğru artık girin. Üç kola ayrık gölgeye girin. Ne gölgelendirir ne de aleve karşı bir faydası vardır. Muhakkak ki O (alev), Sarı deve sürüleri gibi (akkor halatlar gibi) köşkler / kasırlar kadar yüksek kıvılcımlar saçacaktır. O gün yalanlayanların vay haline! Bugün konuşulamayacak gündür / nutkun tutulacağı gündür. Onlara İzin verilmez ki mazeret sunsunlar. O gün yalanlayanların vay haline! Ayrışım günü budur. Sizi de Evvelkileri de topladık. Eğer sizin bir planınız varsa hemen planlayın . O gün yalanlayanların vay haline! Muhakkak ki sakınanlar / muttakiler onlarda gölgedeler ve de göze başındalar. İştahlandıkları ne ise onun içinde zevklenirler . Yaptıklarınızdan / Amellerinizden dolayı afiyetle yiyin için . İhsanda bulunanların / güzel davrananların karşılığı / cezası kesinlikle böyledir. O gün yalanlayanların vay haline! Suçlular olarak sizler birazcık geçinin / metalanın yiyin O gün yalanlayanların vay haline! Eğilin / Rükû edin denildiğinde rükû etmediler. O gün yalanlayanların vay haline! Bu sözden sonra hangi söze inanacaklar ki?
O gün yalanlayanların vay haline!
Yalanlayanların vay haline o gün!
O gün (doğrular karşısında) yalan söyleyip durmuş olanların vay haline!
O gün yalancılar çok çekecekler.
Yalanlayanların o gün vay haline!
Yalanlayanların o gün vay haline!
Vay haline o gün, yalanlayanların!
Woe then, to those who looked upon the truth as an intentional assertion of falsehood.
Woe, on that Day, to those who denied the truth!
Ah woe, that Day, to the Rejecters of Truth!
Woe on that Day to those that give the lie to the Truth! dipnot 1
On that Day, woe to the deniers!
Woe that Day to the deniers (of the Day of Resurrection)!
Woe to the deniers on that day!
On that day woe shall befall those who belie (the Truth).
Woe that day unto those who cry it lies!
Sorrow and pity on that day to the rejecters of the truth.
Woe on that day for those who say it is a lie!
Woes on that day to the deniers!
Woe be, on that day, unto those who accused the prophets of imposture!
Woe on that day to the rejecters.
Upon that Day woe to the beliers!
Woe unto the repudiators on that day!
Alas the woe that day for those who deny!
[but] woe on that Day unto those who give the lie to the truth!
˹But˺ woe on that Day to the deniers!
Woe on that Day to the disbelievers!
Woe on that day to the rejectors.
Woe, that Day, to the deniers.
Woe, that day, to the deniers!
Anguish on that Day for those who deny the Truth in practice!
And, woe (sorrow and suffering), that Day for those (people) who reject the Truth.
Woe that Day to the deniers!
Woe on that Day to the disbelievers!