Diyanet İşleri
Fakat kendileri onlara bir şey ölçüp, yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar.
Mutaffifîn suresi
Mutaffifîn suresi, 3. ayet. وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ
veiẕâ kâlûhüm ev vezenûhüm yuḫsirûn.
Fakat kendileri onlara bir şey ölçüp, yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ölçüde ve tartıda hile yapanlar Mutaffifîn 1–6 3
Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline!
Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler.
Fakat kendileri onlara bir şey ölçüp, yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar.
(4-6) Onlar, büyük bir gün; insanların, alemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 1–6. ayetler için yazılmıştır.
1. “Vay haline!” Azap ve ceza bildiren bir ifadedir. “Eksik ölçüp tartan (hilekarların) vay haline!” Yüce Allah bu hilekarları şu buyruklarla açıklamaktadır:
2. “Onlar ki insanlardan” onlardaki haklarının karşılığını “aldıklarında tastamam alırlar.” Eksik almazlar.
3. “Ama onlara” insanlara, onların haklarını “ölçü yahut tartı ile verdiklerinde” onlara “eksik verirler.” Bu da ya eksik ölçüp tartan aletlerle yahut ölçü ve tartıyı tam yapmamakla ya da başka bir yolla olur. Bu, insanların mallarını çalmak ve onlara adaletli davranmamaktır.
Bu insanların mallarını ölçü ve tartı ile eksik verenlere bir tehdit olduğuna göre onların mallarını zorla ve hırsızlık yolu ile alanların böyle bir tehdide maruz kalmaları -eksik ölçüp tartanlara göre- öncelikle söz konusudur.
Âyet-i kerime şunu da göstermektedir: İnsan başkalarındaki hakkını aldığı gibi onların haklarını da -mal ve muamelâtta- aynı şekilde eksiksiz vermelidir. Hatta bu buyrukların kapsamına delil getirme ve münazara da girmektedir. Karşılıklı münazara yapıp tartışanlar arasında adet olduğu üzere her bir kişi, kendi lehinde olan delillere sıkı sıkıya yapıştığı gibi hasmının lehine olan ve onun bilmediği delilleri de açıklamalıdır. Kendi delillerini tetkik ettiği gibi hasmının delillerini de tetkik edebilmelidir. İşte böyle bir konumda insanın insaflı mı olduğu yoksa fikrine taasupla bağlanan biri mi olduğu, alçakgönüllü mü olduğu yoksa kibirli bir kişi mi olduğu, akıllı mı olduğu yoksa kıtakıllı mı olduğu ortaya çıkar.
Yüce Allah’tan her hayra bizleri muvaffak kılmasını dileriz.
4-6. Daha sonra Yüce Allah, eksik ölçüp tartanları tehdit etmekte, onların hallerine ve durumlarını sürdürmelerine hayretle şöyle buyurmaktadır: “Bu kimseler diriltileceklerini hiç düşünmezler mi?…” O halde onları eksik ölçüp tartma hususunda yüreklendiren, âhiret gününe iman etmeyişleridir. Yoksa o güne iman etselerdi, Allah’ın huzurunda duracaklarını ve O’nun azın da çoğun da hesabını kendilerinden soracağını bilselerdi, bu işten vazgeçerlerdi, bundan tevbe ederlerdi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İnsanlara ölçtüklerinde veya tarttıklarında ise ölçüyü ve tartıyı eksik tutarlar. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Medine şehrine hicret ettiği zaman Medine halkının hali işte böyleydi.
Aynı kök: وزن (23 geçiş) · Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Adalet
Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse, işte onlar ayetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır.
Aynı kök: وزن (23 geçiş) · Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Adalet
Kimlerin de tartıları hafif gelirse, işte onlar da kendilerini ziyana uğratanların ta kendileridir. Onlar cehennemde ebedi kalacaklardır.
Aynı kök: وزن (23 geçiş) · Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Adalet
Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.
Aynı kök: كيل (16 geçiş) · Aynı kök: وزن (23 geçiş) · Ortak kavram: Adalet
Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği…
Aynı kök: كيل (16 geçiş) · Aynı kök: وزن (23 geçiş) · Ortak kavram: Adalet
Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah…
Aynı kök: كيل (16 geçiş) · Aynı kök: وزن (23 geçiş) · Ortak kavram: Adalet
Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber gönderdik. O, şöyle dedi: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka hiçbir ilahınız yoktur.…
Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran
Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün…
Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran
Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah'ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlara (insanlara vermek için) ölçtüklerinde veya tarttıklarında ise eksiltirler.
ama başkaları için ölçüp tarttıkları zaman hak yerler.
ama borçlarını ölçüp tartmaya gelince, onu azaltmaya çalışırlar.
Onların (hakkını vermeye gelince) ölçtüklerinde eksiltirler!
Kendileri onlara ölçtüklerinde veya tarttıklarında eksiltirler.
onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise noksan yapan.
Ölçerek verdiklerinde ise eksik tartarlar.
- Onlar, insanlardan bir şey aldıkları zaman tam ölçüp tartarlar. Kendileri bir şey sattıkları zaman onlara eksik ölçüp tartarlar.
Verdikleri zaman ise ölçüyü ve tartıyı eksik tutarlar.
Verdikleri zaman ise ölçüyü ve tartıyı eksik tutarlar.
Onlara ölçtükleri veya tarttıklarında ise eksiltirler
Onlara ölçtükleri veya tarttıkları vakıt ise eksiltirler
Satarlarken eksik ölçer, tartarlar.
Satarlarken eksik ölçer, tartarlar.
Satarlarken eksik ölçer, tartarlar.
Kendileri onlara ölçtüklerinde veya tarttıklarında eksiltirler.
Onlara (insanlara) ölçekle, yahud tartı ile verdikleri zaman ise eksilenlerdir.
Ama onlara bir şey ölçüp tartarak verdikleri zaman, eksik tutarlar.
(1-9) Ölçü ve tartıda hile yapanlara / eksik iş yapanlara yazıklar olsun, insanlardan alırlarken tam ve eksiksiz alırlar insanlara verirken yahut tartarken eksiltirler / kırarlar. Onlar gerçekten o azametli gün için tekrar diriltileceklerini sanmıyorlar mı? O gün insanlar Alemlerin Rabbi için kalkacaklar.
Ama kendileri onlara bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksiltirler.
Kendileri onlara bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman (ölçü ve tartıyı) eksik yaparlar.
ama insanlara verirken ölçtükleri veya tarttıklarında onları zarara sokan kimselerdir. dipnot 1
Kendileri ölçerken veya tartarken onları zarara sokarlar.
Onlara tartıp/ölçtüklerinde eksik verenler,
Onlara tartıp ölçtüklerinde eksik verenler..
Onlara vermek üzere tartıp ölçtükleri zaman, eksiltmeye giderler.
And when they sell to them they fraudulently scant the measure or the weight.
but give less than they should when it is they who weigh or measure for others!
But when they have to give by measure or weight to men, give less than due.
but who, when they measure or weigh for others, give less than their due.
but when they give them a measure or weight, hand over less than is due.
And when they have to give by measure or weight to (other) men, give less than due.
but diminish when they measure or weigh for them.
But when they give by measure to others or weigh to them they give them less (than what is due).
but, when they measure for them or weigh for them, do skimp.
… they cheat their customers by selling them less than full measure.
but when they measure to them or weigh to them, diminish!
When they are the ones giving measure or weight, they give less than due.
but when they measure unto them, or weigh unto them, defraud!
But when they give by measure or weight, they are deficient.
And when they measure for them or weigh for them, (i. e., when they give to others) they cause them loss.
But if they measure unto them or weight for them, they cause them loss.
Whilst when they measure or weigh for them, give less.
but when they have to measure or weigh whatever they owe to others, give less than what is due!
but give less when they measure or weigh for buyers.
And when they are the ones giving measure or weight, they give less than due.
But when giving them the measures or weights, they cheat.
But if they give by measure or by weight to them, they cause loss.
But when they give them by measure or give them by weight, cause loss.
But give less than due when giving them by measure or weight. (Or diminish the recompense of the laborer).
But when they have to give by measure or weight to men give less than due.
and when they measure or weigh something to give it to them, give less than due.
And when they are the ones giving measure or weight, they give less than due.