Diyanet İşleri
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnad ederler. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır.
Nahl suresi
Nahl suresi, 62. ayet. وَيَجْعَلُونَ لِلَّهِ مَا يَكْرَهُونَ وَتَصِفُ أَلْسِنَتُهُمُ ٱلْكَذِبَ أَنَّ لَهُمُ ٱلْحُسْنَىٰ لَا جَرَمَ أَنَّ لَهُمُ ٱلنَّارَ وَأَنَّهُم مُّفْرَطُونَ
veyec`alûne lillâhi mâ yekrahûne veteṣifü elsinetühümü-lkeẕibe enne lehümü-lḥusnâ. lâ cerame enne lehümü-nnâra veennehüm müfraṭûn.
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnad ederler. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Cezanın ertelenmesi ve kitabın indiriliş sebebi Nahl 61–65 3
Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!
Kötü sıfatlar ahirete inanmayanlara aittir. En yüce sıfatlar ise Allah'ındır. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnad ederler. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır.
Allah'a andolsun, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. O, bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır.
Sana kitabı, ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve rahmet olarak indirdik.
Allah, gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
62. “Allah’a kendilerinin hoşlanmadıkları şeyleri” kız çocukları ve çirkin sıfatları “isnad ediyorlar.” Bu çirkin sıfatlar da şirktir ki bu da ibadetlerin az bir bölümünü dahi olsa Allah’ın kulları olan yaratılmışlara yöneltmekle olur. Yine onlar, yaratılmış ve kendi türlerinden olan kölelerinin, kendilerine Allah’ın kendilerine ihsan ettiği rızıklarda ortak olmalarından hoşlanmadıklarına ve buna razı olmadıklarına göre nasıl olur da Yüce Allah’a, yarattığı kulları arasından ortaklar koşarlar? Bu kadar büyük kötülük ve saygısızlıklarına rağmen bir de “dilleri yalan yere en güzel akıbetin kendilerinin olduğunu söylüyor.” Yani dünyada da âhirette de durumlarının iyi ve güzel olacağını iddia ediyorlar. Yüce Allah da onların bu iddialarını şöylece reddetmektedir: “Hiç şüphesiz onlar için ateş vardır ve onlar” o ateşe “en önde gideceklerdir.” ve ebediyen çıkmamak üzere sürekli orada kalacaklardır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar, kendilerine nispet edilmesinden hoşlanmadıkları kız çocuklarını, Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'ya nispet ederler. Dilleri ile kendileri için Allah katında -şayet tekrardan bir diriliş var ise- güzel bir makam vardır diyerek yalan söyler. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır. Onlar oraya terk edilecekler ve kesinlikle oradan çıkamayacaklardır.
Aynı kök: كره (41 geçiş) · Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Bu, suçlular hoşlanmasa da Allah'ın hakkı ortaya çıkarması ve batılı ortadan kaldırması içindi.
Aynı kök: كره (41 geçiş) · Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Suçluların hoşuna gitmese de, Allah, hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir."
Aynı kök: وصف (14 geçiş) · Aynı kök: لسن (25 geçiş)
Dilleriniz yalana alışageldiğinden dolayı, Allah'a karşı yalan uydurmak için, "Şu helaldir", "Şu haramdır" demeyin. Şüphesiz, Allah'a karşı yalan…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç) · Ortak kavram: Nûr (Işık)
Suçlular (o gün) ateşi görünce, onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır.
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç) · Ortak kavram: Nûr (Işık)
"Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah'adır. Şüphesiz,…
Aynı kök: وصف (14 geçiş) · Ortak kavram: İhsan
Kötülüğü, en güzel olan şeyle uzaklaştır. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz.
Aynı kök: لسن (25 geçiş) · Ortak kavram: İhsan
Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Musa'nın kitabı da vardı. Bu ise, onu doğrulayan ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlara müjde olmak…
Aynı kök: فرط (8 geçiş)
Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kendilerinin hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a yakıştırıyorlar; dipnot 1 dilleri de (mahşerde) en güzel (ödülün) kendilerinin olduğu yalanını yakıştırıyor. Şüphesiz ki onlar için sadece ateş vardır ve onlar şüphesiz ki (ateşe) terk edileceklerdir. dipnot 2
Hem kendilerinin hoşlanmadığı şeyi Allah'a layık görürler, hem de en güzel akıbete kendileri layıkmış gibi yalan beyanda bulunan dilleriyle kendilerini aldatırlar. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki, ellerine geçen sadece ateş olacaktır; üstelik de onlar önden buyur edilecekler.
Ve bir de, hoşlanmadıkları şeyi (önce) Allah'a yakıştırırlar; sonra da kalkıp bunu dile getirirken, sanki en güzel, en erdemli olan neyse onu hak etmişler gibi, gerçek dışı, yalan açıklamalarda bulunurlar. Aslında, onlar sadece ateşi hak etmektedirler ve şüphesiz kendileri (Allah'ın rahmetinden) uzak tutulacaklar!
(Müşrikler) hoşlanmadıkları şeyleri Allah'a yakıştırırlar (melekler kızlarıdır diyerek). . . Üstelik de yalan söyleyip, en güzel geleceğin kendilerine ait olduğunu iddia ederler. Şüphesiz onlara ateş vardır ve onlar en önde götürüleceklerdir.
Onlar, Allah'a, hoşlarına gitmeyen şeyleri uygun görürler, dilleri de yalan olarak en güzel olanın 'kendilerinin olduğunu' düzmektedir. Hiç şüphesiz ateş onlar içindir ve hiç şüphesiz onlar, (cehennemde) öncülerdir.
Kendilerinin hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnat ediyorlar. En güzel sonucun kendilerinin olduğunu anlatan dilleri de yalanın örneğini veriyor. Hiç şüphesiz onlar için sadece ateş vardır ve onlar, (ateşe) terkolunacaklar.
Hoşlanmadıkları şeyleri, Allah'a yakıştırıyorlar. Dilleri de en güzel olanın kendilerine özgü olduğu yalanını söylüyor. Kuşkusuz, ateş, kesinlikle onlar içindir. Zaten aslında, onlar, öncüler olacaklardır.
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a mal ediyorlar. En güzel şeylerin de kendilerine ait olduğunu söylüyorlar. Şüphesiz, onlara ateş vardır ve onlar ateşte terkolunacaklardır.
Hoşlanmadıkları şeyleri ALLAH'a malediyorlar ve kendilerinin iyiyi hak ettikleri yalanını dillerinde geveliyorlar. Elbette, ateşe terkedilecekler.
Hoşlanmadıkları şeyleri ALLAH'a malediyorlar ve kendilerinin iyi hakkettikleri yalanını dillerinde geveliyorlar. Elbette, ateşe terkedilecekler.
Onlar, kendilerinin hoşlanmayacakları şeyleri Allah'a isnat ediyorlar, dilleri de en güzel akıbetin kendilerinin olduğuna ait yalan söylüyor. Doğrusu, onların hakkı sadece ateştir ve onlar en önde gidecekler o ateşe!
Hem Allaha kendilerinin hoşlanmıyacakları şeyler isnad ediyorlar, hem de dilleri kendilerine yalan söylüyor: en güzel akıbet onlarınmış! Doğrusu ateş onların, hem onlar ona en önde gidecekler
Onlar, hoşlanmadıkları şeyleri Allah'a ait kılarlar. Dilleri en iyinin kendilerine ait olduğu yalanını söyler durur. Ateş onlara aittir. Onlar ifratta dipnot 1 olanlardır.
Onlar, hoşlanmadıkları şeyleri Allah'a ait kılarlar. Dilleri en iyinin kendilerine ait olduğu yalanını söyler durur. Ateş onlara aittir. Onlar ifratta dipnot 1 olanlardır.
Onlar, hoşlanmadıkları şeyleri Allah'a ait kılarlar. Dilleri en iyinin kendilerine ait olduğu yalanını söyler durur. Ateş onlara aittir. Onlar ifratta dipnot 1 olanlardır.
Onlar, Tanrı'ya, hoşlarına gitmeyen şeyleri uygun görürler, dilleri de yalan olarak en güzel olanın 'kendilerinin olduğunu' düzmektedir. Hiç şüphesiz ateş onlar içindir ve hiç şüphesiz onlar, (cehennemde) öncülerdir.
Onlar Allah kendilerinin bile hoşlanmamakda oldukları şeyleri isnad ederler, dilleri de yalan yere en güzel (aakıbet) in muhakkak kendilerine has olduğunu söyler. Hiç şüphe yokdur ki onların hakkı ateşdir ve onlar (cehennemin) öncüler (i) dir.
Hoşlanmadıklarını Allah'a mal ederler. Dilleri de güzel şeylerin kendilerinde olduğunu yalan yere söyler durur. Şüphesiz cehennem onlarındır. Ve onlar, gerçekten aşırı gidenlerdir.
(60-63) Ahirete inanmayanların hâli kötülüğe benzerdir. Allah’ın hâli ise yüceye benzer, O saygıdeğerdir, hâkimdir, eğer ki Allah zulümleri nedeniyle insanı hemen yakalasaydı, Onun üzerinde tek bir yaratık dahi kalmazdı ve lakin belli bir süreye kadar öteliyor / tehir ediyor, süreleri gelince de bir saat dahi tehir edilmezler yahut önceye alınmazlar. Hoşlanmadıkları vasıfları Allah’a veriyorlar dilleriyle de “Güzel olan onlarınmış” yalanını söylüyorlar , şüphesiz onlar için ateş vardır ve onlar kesinlikle en önde gi rerler / ifrat ederler. Allah’a yemin olsun ki biz senden önce de toplu mlara / ümmetlere gönderdik, şeytan o ümmetlere faaliyetlerini / amellerini süslü gösterdi , bugün de şeytan onların dostudur , onlara acıtıcı bir azap vardır.
Onlar hoşlanmadıkları şeyleri Allah’a isnad ederler. Dilleri de yalan yere en güzel akıbetin kendilerinin olduğunu söyler. Şüphesiz ateş onlaradır ve onlar (cehenneme) önden gönderilecek olanlardır.
Kendilerinin hoşlanmadıkları şeyi Allah'a veriyorlar, üstelik de dilleri, "En güzel sonuç, kendilerinin olacak" diye yalan söylüyor. Onlara mutlaka ateş vardır ve onlar ona sürüleceklerdir!
Hoşlanmadıkları şeyleri Allah'a yakıştırırlar. Dilleri de en güzelinin kendilerine ait olacağına dair yalanlar ileri sürer dipnot 1 . Şüphe yok ki onların payına düşen ateştir ve orada bırakılıp unutulacaklardır dipnot 2 .
Dillerinin süslediği yalanla en güzelin kendi hakları olduğunu söyleyerek beğenmedikleri şeyi Allah'a mal ederler. Zerre kadar şüphe yok ki onların hak ettikleri ateştir ve oraya önce onlar sokulacaklardır.
Kendileri için hoşlanmadıkları şeyleri Allah’a yakıştırıyorlar ve dilleri de yalan olarak en güzel olanın kendilerinin olduğunu söylüyor. Kuşkusuz onlara ait olan “ateş”tir. Ve onlar “Cehennem”de terk olunacaklardır.
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a mal ederler ve yalana alışkın dilleri en güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu ifade eder. Kuşkusuz onlara ait olan "ateş"tir. Ve onlar "cehennem"e doldurulacaklardır.
Kendilerinin bile çirkin bulacağı şeyleri Allah'a isnat ediyorlar. Dilleri de yalan düzüp donatıyor: En ileri güzellik onlarınmış! Kuşkusuz olan şu: Onlar için ateş vardır. Ve ona en önden gideceklerdir.
And they ascribe to Allah the female gender which they themselves detest and they give a speaking tongue to falsehood at the grossness of which; common sense revolts. They presume upon Allah that all that is good and pleasing shall fall to their lot. It is no wonder that Hell shall be the sea of misery into which their sail be rushed.
They attribute to God what they themselves dislike while their own tongues utter the lie that the best belongs to them. Without doubt it is the Fire that belongs to them: they will be given priority there!
They attribute to Allah what they hate (for themselves), and their tongues assert the falsehood that all good things are for themselves: without doubt for them is the Fire, and they will be the first to be hastened on into it!
They assign to Allah what they dislike for themselves and their tongues utter a sheer lie in stating that a happy state awaits them. Without doubt the Fire awaits them and it is to it that they shall be hastened.
They allot to Allah what they themselves dislike and their tongues frame the lie that they will receive the Best. There is no doubt at all that they will receive the Fire and that they are people who go to excess.
They assign to Allâh that which they dislike (for themselves), and their tongues assert the falsehood that the better things will be theirs. No doubt for them is the Fire, and they will be the first to be hastened on into it, and left there neglected. (Tafsir Al-Qurtubî)
They attribute to Allah what they dislike [for themselves], and their tongues assert the lie that the best reward will be theirs. Undoubtedly, the Fire shall be their lot and they will be foremost [in entering it].
And they ascribe to Allâh what they dislike (for themselves), nevertheless their tongues utter the lie that they shall have the best of every thing (in the Hereafter). As a matter of fact there awaits them the Fire, and indeed they are the ones to be sent (therein) in advance and abandoned.
They assign to God that they themselves dislike; and their tongues describe falsehood, that the reward most fair shall be theirs. Without any doubt theirs shall be the Fire, and they are hastened in.
They attribute to God what they consider to be a disgrace for themselves to own. Then they say all kinds of lies to pretend that they are righteous! Beyond any shadow of the doubt they have earned the Hell in which they will be abandoned.
They set down to God what they abhor themselves; and their tongues describe the lie that 'good is to be theirs. ' Without a doubt theirs is the Fire, for, verily, they shall be sent on there!
They attribute to God what they hate, and their tongues assert lies that they will get the best. No doubt they will have the fire, for they have rebelled.
They attribute unto God that which they dislike themselves, and their tongues utter a lie; namely, that the reward of paradise is for them. There is no doubt but that the fire of hell is prepared for them, and that they shall be sent thither before the rest of the wicked.
They assign to Allah what they abhor themselves; and their tongues expound the lie that all good is to be theirs. " Without a doubt theirs is the Fire, for, verily, they shall be abandoned therein.
And they make up to Allah what they (themselves) hate; and their tongues describe the lie that they will have the fairest (reward). No question that theirs will be the Fire, and they have been led far in excess.
And they assign unto Allah that which they (themselves) dislike, and their tongues expound the lie that the better portion will be theirs. Assuredly theirs will be the Fire, and they will be abandoned.
Yet they attribute to God what they find detestable; and their tongues assert the lie that for them is only good. On the contrary, there is Fire for them, and they will be thrown into it.
As it is, they ascribe to God something that they [themselves] dislike -and [all the while] their tongues utter the lie that [by doing so] they earn supreme merit! Truly, they earn but the fire, and will be left out [of God's grace]!
They attribute to Allah what they hate ˹for themselves˺,[1] and their tongues utter the lie that they will have the finest reward. Without a doubt, for them is the Fire, where they will be abandoned.
And they assign to God what they hate, and their tongues describe with lies that they will have what is good. No doubt they will have the Fire, for they have rebelled.
They ascribe to GOD what they dislike for themselves, then utter the lie with their own tongues that they are righteous! Without any doubt, they have incurred Hell, for they have rebelled.
And they attribute to Allah that which they dislike, and their tongues assert the lie that they will have the best [from Him]. Assuredly, they will have the Fire, and they will be [therein] neglected.
And they assign to God what they dislike; and their tongues describe the lie that they will have the best. Without doubt, they will have the Fire, and they will be rushed in.
They ascribe to Allah what they dislike for themselves, and then utter the lie that the fair reward is for them. Surely, for them is the Fire, and they will be hastened on into it (56:10).
They give to Allah what they dislike (for themselves), and their tongues insist on the lies that all good things are for themselves: Without doubt, the Fire is for them, and they will be the first to be pushed into it!
They assign to Allah what they themselves dislike, and their tongues make the false statement that for them there is a happy end. No, Fire is imminently theirs, and they are being driven (towards it) speedily.
And they assign to God what they hate, and their tongues describe with lies that they will have what is good. No doubt they will have the Fire, for they have rebelled.