Diyanet İşleri
Kötülüğü, en güzel olan şeyle uzaklaştır. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz.
Mü'minûn suresi
Mü'minûn suresi, 96. ayet. ٱدْفَعْ بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ ٱلسَّيِّئَةَ نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَصِفُونَ
idfa` billetî hiye aḥsenü-sseyyieh. naḥnü a`lemü bimâ yeṣifûn.
Kötülüğü, en güzel olan şeyle uzaklaştır. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Dua ve sığınma Mü'minûn 93–98 3
(93-94) De ki: "Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma."
Bizim onlara yönelttiğimiz tehditleri sana göstermeye elbette gücümüz yeter.
Kötülüğü, en güzel olan şeyle uzaklaştır. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyleri daha iyi biliriz.
De ki: "Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım."
"Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım."
(99-100) Nihayet onlardan birine ölüm gelince, "Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım" der. Hayır! Bu, sadece onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
96. Bu buyrukta Allah’ın Rasûlüne emretmiş olduğu üstün ahlâkî değerlerden birisini görüyoruz. Yüce Allah ona şunu emretmektedir: “Sen kötülüğü en güzel şekliyle sav!” Düşmanların sana söz ve davranışları ile kötülük yapacak olursa -kötülük yapana kötülüğünün benzeri ile karşılık vermek caiz olmakla birlikte- sen onlara kötülük ile karşılık verme! Bunun yerine sana yaptıkları kötülüğü onlara iyilik yapmak sûreti ile savuştur. Bu, senin kötülük yapana karşı bir faziletin, bir erdemin olsun. Bunun faydalarından birisi de hem o esnada hem de gelecekte sana karşı yapılacak kötülüğün azalmasıdır. Diğer taraftan böyle bir davranış, sana kötülük yapanın hakkı görmesine, pişmanlık duyup üzülmesine, yaptığından tevbe edip dönmesine daha bir yardımcı olur. Ayrıca affeden kişi, ihsan sıfatına sahip olur. Bu yolla düşmanı olan şeytanı kahreder. Yüce Rabden de mükâfat almaya hak kazanır olur. Zira Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Kim affedip düzeltirse artık onun mükâfatını vermek Allah’a aittir.” (eş-Şura, 42/40); “Sen (kötülüğü) en güzel şekilde def et. O zaman seninle kendisi arasında düşmanlık olan kimse sanki candan bir dost gibi oluverir. Buna da ancak sabredenler kavuşturulur.” Yani bu güzel ahlâka sahip olma muvaffakiyeti ancak onlara hastır. “Buna ancak büyük bir pay sahibi olanlar kavuşturulur.” (Fussilet, 41/34-35)
üce Allah’ın: “Biz onların ne nitelendirmelerde bulunduklarını çok iyi biliyoruz” buyruğuna gelince; yani biz küfrü ve hakkı yalanlamayı içeren sözlerini çok iyi biliriz. İlmimiz bunu kuşatmıştır, ama hilmimiz ile muamele ederek onlara mühlet verdik ve onların söylediklerini sabırla karşıladık. Halbuki hak bizimdir ve onlar aslında bizi yalanlamaktadırlar. Şimdi ey Muhammed, senin de onların söylediklerine sabretmen ve onlara iyilikle karşılık vermen gerekir. İşte kötülük işleyen insanlara karşı kulun vazifesi budur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Resul! Sana kötülük yapanı görmezden gelerek ve onun ezasına karşı sabredek en güzel şekilde sav. Biz; onların şirk ve yalan ile vasfetmelerini ve seni, sihir ve deli olmak gibi sana yakışmayacak şeyler ile nitelemelerini en iyi şekilde bilmekteyiz.
Aynı kök: دفع (10 geçiş) · Ortak kavram: İhsan
İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost…
Aynı kök: وصف (14 geçiş) · Ortak kavram: İhsan
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnad ederler. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem…
Aynı kök: دفع (10 geçiş)
Derken, Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah, ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini…
Aynı kök: دفع (10 geçiş)
(166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu da mü'minleri ortaya çıkarması ve münafıklık…
Aynı kök: وصف (14 geçiş)
Bir de cinleri Allah'a birtakım ortaklar yaptılar. Oysa onları O yarattı. Bilgisizce Allah'a oğullar ve kızlar da uydurdular. O, onların…
Aynı kök: وصف (14 geçiş)
Bir de dediler ki: "Şu hayvanların karınlarındaki yavrular (canlı olursa) sırf erkeklerimize aittir. Karılarımıza ise haramdır." Eğer ölü olursa, o…
Ortak kavram: İhsan
Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki,…
Ortak kavram: İhsan
Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sen kötülüğü en güzel şekilde sav! dipnot 1 Biz onların yakıştırmalarını çok iyi bileniz.
Her çirkin saldırıya karşı öyle bir savunma yap ki, en güzeli, en uygunu o olsun; Biz onların yakıp yakıştırdıklarını elbette biliriz.
(Fakat, onlar ne söylerlerse, ya da ne yaparlarsa yapsınlar, sen yine de onların işlediği) kötülüğü, en iyi yol hangisi ise, onunla sav: (çünkü) onların (Bize) yakıştırageldikleri şeyleri en iyi bilen Biziz.
Kötülüğü (batılı, göreselliği) en güzel olan (Hak, sistem bilinci) ile defet! Onların (seni) tanımlamalarını biliriz.
Kötülüğü en güzel olanla uzaklaştır; biz, onların nitelendiregeldiklerini en iyi bileniz.
Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.
Kötülüğü en güzel biçimde uzaklaştır. Biz, onların yakıştırdıkları şeyleri biliriz.
Kötülüğü, en iyi olan ile sav! Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.
Kötülüğe iyilikle karşılık ver. Biz onların iddialarını iyi biliriz.
Kötülüğe iyilikle karşılık ver. Biz onların iddialarını iyi biliriz.
Sen o kötülüğü en güzel bir davranışla defet; Biz onların ne halt edeceklerini daha iyi biliriz.
Sen o kötülüğü en güzel olan hasletle def'et, biz, onların ne halt edeceklerini daha iyi biliriz
Kötülüğü en iyi şekilde sav. Biz, yakıştırmakta oldukları şeyleri çok iyi biliyoruz.
Kötülüğü en iyi şekilde sav. Biz, yakıştırmakta oldukları şeyleri çok iyi biliyoruz.
Kötülüğü en iyi şekilde sav. Biz, yakıştırmakta oldukları şeyleri çok iyi biliyoruz.
Kötülüğü en güzel olanla uzaklaştır; biz onların nitelendiregeldiklerini en iyi bileniz.
Sen kötülüğü en güzel (haslet) le defet. Biz onların neler vasf etmekde olduklarını çok iyi bileniz.
Sen, kötülüğü en güzel ile sav. Onların nitelendirmekte olduklarını Biz, çok daha iyi biliriz.
(93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111) Deki Rabbim; vaat ettiğini bana göstereceksen eğer, beni zalim kavimin içinde bulundurma , muhakkak ki biz onlara vaat ettiğimizi sana göstermeye kâdiriz. (Ama sen yine de böyle dua et) İyilikle, kötülüğü defet , b iz onların vasıflandırmalarını biliyoruz , De ki Rabbim Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım , s ana, hazırlanmış ol arak getirilmekten yine sana sığınırım (Azaba götürüleceklerin hazır edilmesi) Onlardan birine ölüm geldiğinde, derki Rabbim beni geri gönder , böylelikle bende terk ettiğim salih ame lleri işleyeyim, Hayır Asla! Kesinlikle onun söylediği boş bir kelimedir (K-V-L: Kalıcı etkili olmayan söz, kavil, K-L-M: Kalıcı etkili söz Kelam) Onun arkalarında ise tekrar diriliş gününe kadar bir engel / berzah vardır. Sur’a üfürüldüğü vakit, o gün aralarında soy bağı kalmaz ve birbirlerini sorup soruşturamazlar, k imin tartısı ağır ise işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Felah için yarıp çıkmak anlamından kaynaklı kurtuluş denmiştir) Kimin de tartısı hafif ise işte onlar nefislerini hasara uğrattılar, cehennemde kalıcıdırlar, yüzlerine ateş çarpar ve onlarda (eti yanmış dişleri ile ) sırıtık vaziyettedirler, Ayetlerim okunurken onları yalanlayanlar siz değil miydiniz? Dediler ki Rabbimiz bizi bahtsızlığımız (mutluğun zıddı) yendi / galip geldi , Rabbimiz bundan bizi sen çıkar , eğer tekrar geri (inkara) dönersek zalimleriz diye söylediler. Dedi ki orada sinin ses çıkarmayın ve benle kelam etmeyin, Kullarımdan bir fırka / bölüm vardı ki diyorlardı “Rabbimiz! Biz iman ettik bağışla bizi, merhamet et bize, sen merhametlilerin en merhametlisisin” onları dahi alay konusu ettiniz, beni hatırl amayı unuttunuz ve onlara da gülüyordunuz. Ben de onlara sabırlarından dolayı kesinlikle karşılıklarını verdim, işte onlar kazananlardır / başarıya erenlerdir.
Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.
Kötülüğü en güzel şeyle sav. Biz onların (seni) nasıl vasıflandıracaklarını biliyoruz.
Kötülüğü en güzel biçimde sav dipnot 1 ! Onların ne yakıştırmalar yaptıklarını iyi biliriz.
Sen (sana yapılan) kötülüğü en güzel biçimde sav. Onların bize neler yakıştırdıklarını iyi biliriz.
Sen, kötülüğü en güzel ile sav. Onların nitelemekte olduklarını biz, çok daha iyi biliriz.
Sen, kötülüğü en güzel ile sav. Onların nitelemekte olduklarını biz, çok daha iyi biliriz.
En güzel olan neyse onunla sav kötülüğü. Onların nasıl nitelendirme yaptıklarını biz daha iyi biliriz.
Repress your offended and wounded feelings and repel evil with what is gracious in words or in action.
Repel evil with good- We are well aware of what they attribute to Us-
Repel evil with that which is best: We are well acquainted with the things they say.
(O Muhammad)! Repel evil in the best manner. We are well aware of all that they say about you.
Ward off evil with what is better. We know very well what they express.
Repel evil with that which is better. We are Best-Acquainted with the things they utter.
Repel ill [conduct] with that which is the best. We know best whatever they allege.
Repel (their) evil (by repaying it) with that which is the fairest. We know very well (the things) they allege (about you).
Repel thou the evil with that which is fairer. We Ourselves know very well that they describe.
Never mind their evil and counter it with goodness. I know exactly what they are saying about you.
Repel evil by what is better. We know best what they attribute (to thee).
Repel evil with what is better. We are better aware of what they describe.
Turn aside evil with that which is better: We well know the calumnies which they utter against thee.
And verily We are able to show you that which We have promised them.
Repel the odious (act) with that which is fairest. We, Ever We, know best whatever they describe.
Repel evil with that which is better. We are Best Aware of that which they allege.
Dispel evil with what is good. We know well what they attribute (to Us).
[But whatever they may say or do, ] repel the evil [which they commit] with something that is better: We are fully aware of what they attribute [to Us].
Respond to evil with what is best. We know well what they claim.[1]
Push away evil with that which is better. We are better aware of what they describe.
Therefore, counter their evil works with goodness; we are fully aware of their claims.
Repel, by [means of] what is best, [their] evil. We are most knowing of what they describe.
Repel thou the evil with what is better — We best know what they describe —
(Nevertheless), counter evil with something that is better. We are best Aware of what others say and do.
Put off evil with that which is best: We are very familiar with the things they say.
Repel evil with that which is best. We are well aware of what they describe.
Push away evil with that which is better. We are better aware of what they describe.