Naziât suresi

Naziât suresi, 30. ayet

Naziât suresi, 30. ayet. وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ

vel'arḍa ba`de ẕâlike deḥâhâ.

Diyanet İşleri

Ardından yeri düzenleyip döşedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Naziât 27–33 · surenin 30. ayeti / 46

Konu Göğün ve yerin düzenlenişi Naziât 27–33 3

  1. Naziât 27

    (Ey inkarcılar!) Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı? Onu Allah kurmuştur.

  2. Naziât 28

    Onu yükseltmiş ve ona düzen ve ahenk vermiştir.

  3. Naziât 29

    O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı.

  4. 30

    Ardından yeri düzenleyip döşedi.

  5. Naziât 31

    Ondan suyunu ve merasını çıkardı.

  6. Naziât 32

    Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.

  7. Naziât 33

    Bunları sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar kaynağı yaptı.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 27–33. ayetler için yazılmıştır.

27-28. Yüce Allah, öldükten sonra dirilişi inkâr edenlere, Allah’ın bedenleri tekrar yaratacağını uzak görenlere açıkça anlaşılan bir delili göstererek şöyle buyurmaktadır:

Ey insanlar! “Sizi yaratmak mı daha zordur yoksa” pek büyük olan, yaratılışı itibari ile güçlü ve gözleri kamaştıracak kadar yüce ve yüksek olan “göğü mü? Onu O” Allah “bina etti. Onu yükseltip kusursuz” yani yapısını da şeklini de akıllara hayret verecek, zihinleri durduracak şekilde sağlam ve mükemmel “yaptı.”

29. “Gecesini karanlık yaptı” ve karanlık semânın dört bir yanını kuşatıp yeryüzünü de kararttı.

"Gündüzünü de aydınlıkla açığa çıkardı.” Güneşi doğdurmak sureti ile orada pek büyük bir aydınlığı ortaya çıkardı. İnsanlar da din ve dünya maslahatlarını görmek için etrafa yayıldı.

30. “Bundan” gökleri yarattıktan “sonra da yeri yayıp döşedi.” Onun faydalı zenginliklerini yaratıp düzenledi. Bu faydaları da şu buyruklarıyla açıklamaktadır:

31-33. “Ondan suyunu ve otlağını çıkardı. Dağları da köklü bir şekilde yerleştirdi.” Onları yere sabit kıldı. Buna göre âyet-i kerimeden açıkça anlaşıldığı gibi yerin döşenmesi, göklerin yaratılışından sonradır. Bizzat yerin yaratılması ise göklerin yaratılmasından öncedir. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “De ki: Siz, yeri iki günde yaratan Allah’ı gerçekten inkâr ediyor ve O’na ortaklar mı koşuyorsunuz? Halbuki O, âlemlerin Rabbidir... Sonra duman halinde bulunan semâya yöneldi de... böylece onları yedi gök olmak üzere iki günde yarattı.” (Fussilet, 41/9-12)

İşte bunca muazzam büyüklükteki gökleri, göklerdeki aydınlık yıldızları ve gök cisimlerini, üstü toprakla örtülü kesif yeri, orada bulunan mahlukatın zorunlu ihtiyaçlarını ve faydalarına olacak şeyleri yaratan, hiç şüphesiz mükellef varlıkları da ölümden sonra tekrar diriltecektir ve amellerinin karşılıklarını onlara verecektir. Kim bu dünyada iyilik işlerse ona iyilik yani cennet vardır. Kim de kötülük işlerse artık o, kendinden başkasını kınamasın.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Gökyüzünü yaratmasının ardından yeryüzünü yaydı ve oraya bütün faydalı şeyleri yerleştirdi.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَٱلْأَرْضَ vel'erde ve yeri kök: ارض
  2. بَعْدَ bea'de sonra da kök: بعد
  3. ذَٰلِكَ zalike bundan
  4. دَحَىٰهَآ dehaha yayıp yuvarlattı kök: دحو

Keşif

Bu ayet neyle ilişkili

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

58 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Daha sonra da yeri yaymıştır.

Mustafa İslamoğlu

Ve onun ardından yeryüzünü yuvarlatarak bir düzene koydu;

Muhammed Esed

Ve ardından yeri düzenleyip yaymıştır,

Ahmed Hulusi

İşte bundan sonra arzı yayıp döşedi.

Ali Bulaç

Bundan sonra yeryüzünü serip döşedi.

Ali Özek ve heyeti

Ondan sonra da yeryüzünü yayıp döşedi.

Ali Rıza Safa

Ve yeryüzü. Bundan sonra, onu yayıp yuvarlattı. dipnot 572

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 572
    İşte, bir bilgi ayeti: Çağdaş fiziğin ve teleskobik gökbiliminin kurucusu İtalyan bilim insanı Galileo, dünyanın yuvarlak olduğunu on yedinci yüzyılda söylediğinde, ömür boyu hapisle cezalandırılmıştı. Oysa bu bilgi, Galileo'dan tam bin yıl önce, yedinci yüzyılda Kur'an'da bildirilmişti. "Yayıp yuvarlattı." tanımlaması, kimi Kur'an çevirilerinde, "Serip döşedi." veya "Düzenleyip yaydı." veya "Yumurta biçimine soktu." veya "Yayıp, deve kuşu yumurtası biçiminde yuvarlattı." biçiminde çevrilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

- Ardından yerküreyi döşedi. Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için yerden suyunu ve bitkilerini çıkardı. Dağları yerleştirdi.

Edip Yüksel

Ve yeri de, bundan sonra, yumurta biçimine soktu. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Arapça "dahaha" kelimesinin yalın hali olan "dahya" kelimesi "yumurta" anlamına gelir. Dünyanın yumurta gibi yuvarlak olamayacağına inanan eski Kuran yorumcuları, "onu yumurta biçimine soktu" ifadesini bir mecaz olarak kabul etmişler ve yumurta kelimesiyle yumurtanın konduğu kuluçkanın kastedilmiş olduğunu ileri sürmüşlerdir. Böylece çok açık olan ayetin anlamını bozarak "Ve yeri de kuluçka gibi düzenledi" diye tefsir etmişlerdir. * Bak 4:82.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ve yeri de yumurta biçimine soktu

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ondan sonra da yeryüzünü döşedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ondan sonra da arzı döşedi

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yeryüzünü yayıp döşedi.

Gültekin Onan

Bundan sonra yeryüzünü serip döşedi.

Hasan Basri Çantay

Bundan sonra da yeri (ikaamete saalih bir halde) yayıb döşedi.

İbni Kesir

Bundan sonra yeri döşemiştir.

Mehmet Alagaş

(27-33) Sizin yaratmanız mı şiddetli yoksa bizim göğü bina etmemiz mi? (Hangisi daha şiddetli) Onun tavanını yükseltti ve seviyelendirdi / düzgün hale getirdi, gecesini kapatarak kararttı (göz yummak gibi) Ondan kuşluk vaktini çıkarttı. Bunun ardından arzı da yaydı ve serdi, ondan / arzdan suyunu da otlağını da / merasını da çıkardı , dağları çakılıp kalan yaptı, yer, sizin ve hayvanlarınız için geçim kaynağıdır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ve daha sonra da yeri döşeyip yaydı.

Süleyman Ateş

Bundan sonra da yeri yayıp yuvarlattı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yeri, bundan sonra döşedi dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayete göre, bitkilerin ve hayvanların yaratılması, göklerin ve yerin yaratılmasından, gecenin ve gündüzün oluşumundan sonradır. Yedi ayette, göklerin ve yerin altı günde yaratıldığı bildirilmiştir. Şu ayetlerde ise yerin iki günde yaratıldığı, gıda ölçülerinin toprağa yerleştirmesinin iki gün daha devam ettiği, kalan iki günde de göklerin yaratıldığı bildirilmiştir. "De ki; yeri iki günde yaratana benzer nitelikte varlıklar oluşturarak onu tanımazlık eden siz misiniz? O, tüm varlıkların Rabbi ve sahibidir. Üstten içe sabit dağlar yerleştirip yeri bereketlendiren ve arayanlara eşit uzaklıktaki gıdaların ölçüsünü dört günde oluşturan odur. Bir de duman halindeki göğe yönelmiş; ona ve yere; "İsteyerek veya istemeyerek gelin" demişti; ikisi de; "İsteyerek geldik" demişlerdi." Bir de onları, iki günde yedi gök halinde tamamlamış ve her gökte ona ait emri vahyetmişti. En yakın (birinci) göğü de kandillerle (yıldızlarla) süsledik ve koruduk. İşte bu, işini başaran ve bilgili olan Allah'ın onlara güç vermesidir. (Fussilet 41/9–12)

Şaban Britch

Ve yeri bundan sonra yaydı.

Şaban Piriş

Ve yeri, bundan sonra yaydı.

Yaşar Nuri Öztürk

Bundan sonra da yeri yayıp deve kuşu yumurtası biçiminde yuvarlattı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

and the earth did He prepare for life at a later date. *

Abdul Haleem

and the earth, too, He spread out,

Abdullah Yusuf Ali

And the earth, moreover, hath He extended (to a wide expanse);

Abul A'la Maududi

and thereafter spread out the earth, dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    After that He spread out the earth, does not mean that Allah created the earth after the creation of the heavens, but it is a style of expression just like our saying after making mention of something: Then this is noteworthy. The object is not to express the sequence of occurrence between the two things but to draw attention from the first to the second thing although both may exist together. Several instances of this style are found in the Quran, e.g. in Surah Al-Qalam it is said: (He is) oppressive, and after that, ignoble by birth. This does not mean that first he became oppressive and then he turned ignoble by birth, but it means: He is oppressive, and above all, ignoble by birth. Likewise, in Surah Al-Balad it is said: Should free a slave, then be of those who believe. This also does not mean that first he should act righteously and then believe, but that along with doing righteous deeds he should also be characterized by belief. Here, one should also understand that at some places in the Quran the creation of the earth has been mentioned first and then the creation of the heavens, as in (Surah Al-Baqarah, Ayat 29), and at others the creation of the heavens has been mentioned first and then of the earth, as in these verses. There is, in fact, no contradiction in this. At no place the object is to tell what was created first and what afterwards, but wherever the context requires that the excellences of the power of Allah be made prominent, the heavens have been mentioned first and then the earth, and where the context requires that the people be made to appreciate and acknowledge the blessings that they are benefiting by on the earth, the mention of the earth has been made before that of the heavens. (For further explanation, see( E.Ns 13,14 of Surah HaMim As-Sajdah).

Aisha Bewley

After that He smoothed out the earth

Al-Hilali & Khan

And after that He spread the earth,

Ali Quli Qarai

and after that He spread out the earth,

Amatul Rahman Omar

And along with it He hurled the earth away (from a bigger mass) and spread it forth.

Arthur John Arberry

and the earth-after that He spread it out,

Bijan Moeinian

Look at the earth which He has spread.

E. Henry Palmer

and the earth after that He did stretch out.

Edip-Layth

The land after that, He made it like an egg.

George Sale

After this, He stretched out the earth,

Hamid S. Aziz

And after that He expanded (spread) the earth.

Mahmoud Ghali

And the earth, after that He flattened it (for life).

Marmaduke Pickthall

And after that He spread the earth,

Mohamed Ahmed - Samira

And afterwards spread out the earth.

Muhammad Asad

And after that, the earth: wide has He spread its expanse,

Mustafa Khattab

As for the earth, He spread it out as well,[1]

Progressive Muslims

And the land after that He spread out.

Rashad Khalifa

He made the earth egg-shaped.,

Sahih International

And after that He spread the earth.

Sam Gerrans

And the earth, after that, He spread it out;

Shabbir Ahmed

And after that He made the earth shoot out from the Cosmic Nebula and made it spread out egg-shaped. ('Dahaha' entails all the meanings rendered (21:30), (41:11)).

Syed Vickar Ahamed

And more, He has extended the earth (far and wide also in the shape of an egg):

Taqi Usmani

and, after that, He spread out the earth.

The Monotheist Group

And the land after that He spread out.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Naziât suresi, 30. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Naziât suresi, 30. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Naziât suresi, 30. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩