Diyanet İşleri
O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı.
Naziât suresi
Naziât suresi, 29. ayet. وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا
veagṭaşe leylehâ veaḫrace ḍuḥâhâ.
O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Göğün ve yerin düzenlenişi Naziât 27–33 3
Şüphesiz bunda Allah'tan sakınıp korkan kimseler için büyük bir ibret vardır.
(Ey inkarcılar!) Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı? Onu Allah kurmuştur.
Onu yükseltmiş ve ona düzen ve ahenk vermiştir.
O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı.
Ardından yeri düzenleyip döşedi.
Ondan suyunu ve merasını çıkardı.
Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 27–33. ayetler için yazılmıştır.
27-28. Yüce Allah, öldükten sonra dirilişi inkâr edenlere, Allah’ın bedenleri tekrar yaratacağını uzak görenlere açıkça anlaşılan bir delili göstererek şöyle buyurmaktadır:
Ey insanlar! “Sizi yaratmak mı daha zordur yoksa” pek büyük olan, yaratılışı itibari ile güçlü ve gözleri kamaştıracak kadar yüce ve yüksek olan “göğü mü? Onu O” Allah “bina etti. Onu yükseltip kusursuz” yani yapısını da şeklini de akıllara hayret verecek, zihinleri durduracak şekilde sağlam ve mükemmel “yaptı.”
29. “Gecesini karanlık yaptı” ve karanlık semânın dört bir yanını kuşatıp yeryüzünü de kararttı.
"Gündüzünü de aydınlıkla açığa çıkardı.” Güneşi doğdurmak sureti ile orada pek büyük bir aydınlığı ortaya çıkardı. İnsanlar da din ve dünya maslahatlarını görmek için etrafa yayıldı.
30. “Bundan” gökleri yarattıktan “sonra da yeri yayıp döşedi.” Onun faydalı zenginliklerini yaratıp düzenledi. Bu faydaları da şu buyruklarıyla açıklamaktadır:
31-33. “Ondan suyunu ve otlağını çıkardı. Dağları da köklü bir şekilde yerleştirdi.” Onları yere sabit kıldı. Buna göre âyet-i kerimeden açıkça anlaşıldığı gibi yerin döşenmesi, göklerin yaratılışından sonradır. Bizzat yerin yaratılması ise göklerin yaratılmasından öncedir. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “De ki: Siz, yeri iki günde yaratan Allah’ı gerçekten inkâr ediyor ve O’na ortaklar mı koşuyorsunuz? Halbuki O, âlemlerin Rabbidir... Sonra duman halinde bulunan semâya yöneldi de... böylece onları yedi gök olmak üzere iki günde yarattı.” (Fussilet, 41/9-12)
İşte bunca muazzam büyüklükteki gökleri, göklerdeki aydınlık yıldızları ve gök cisimlerini, üstü toprakla örtülü kesif yeri, orada bulunan mahlukatın zorunlu ihtiyaçlarını ve faydalarına olacak şeyleri yaratan, hiç şüphesiz mükellef varlıkları da ölümden sonra tekrar diriltecektir ve amellerinin karşılıklarını onlara verecektir. Kim bu dünyada iyilik işlerse ona iyilik yani cennet vardır. Kim de kötülük işlerse artık o, kendinden başkasını kınamasın.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Güneş'i battığı zaman gecesini kararttı ve doğduğu zamanda ışığını gösterdi.
Aynı kök: ضحو (7 geçiş)
Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?
Aynı kök: ضحو (7 geçiş)
Musa, "Buluşma vaktimiz, bayram günü, insanların toplandığı kuşluk vaktidir" dedi.
Aynı kök: ضحو (7 geçiş)
"Orada ne susuzluk çekersin, ne de güneş altında kalırsın."
Aynı kök: ليل (92 geçiş)
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Aynı kök: ليل (92 geçiş)
Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden…
Aynı kök: ليل (92 geçiş)
Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Gecesini karanlık yapmış, (gündüz) ışığını çıkarıp var etmiştir.
onun gecesini adım adım O kararttı, aydınlığını kıvamında O çıkardı.
onun gecesini karanlık yapmış ve gündüzünü aydınlatmıştır.
Onun gecesini kararttı, onun gündüzünü aydınlattı.
Gecesini kararttı, kuşluğunu açığa çıkardı.
Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı.
Gecesini karanlık yaptı ve kuşluğunu açığa çıkardı.
- Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti, onu yükseltip düzene koydu. Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır.
Gecesini kararttı, sabahını ise ortaya çıkardı.
Gecesini kararttı, sabahını ise ortaya çıkardı.
Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı.
Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı
Gecesini kararttı, gündüzünü aydınlattı.
Gecesini kararttı, gündüzünü aydınlattı.
Gecesini kararttı, gündüzünü aydınlattı.
Gecesini kararttı, kuşluğunu açığa çıkardı.
Onun gecesini karardı, gündüzünü (aydınlığa) çıkardı.
Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü ortaya çıkarmıştır.
(27-33) Sizin yaratmanız mı şiddetli yoksa bizim göğü bina etmemiz mi? (Hangisi daha şiddetli) Onun tavanını yükseltti ve seviyelendirdi / düzgün hale getirdi, gecesini kapatarak kararttı (göz yummak gibi) Ondan kuşluk vaktini çıkarttı. Bunun ardından arzı da yaydı ve serdi, ondan / arzdan suyunu da otlağını da / merasını da çıkardı , dağları çakılıp kalan yaptı, yer, sizin ve hayvanlarınız için geçim kaynağıdır.
Gecesini karanlık yaptı, gündüzünü aydınlığa çıkardı.
Gecesini örtüp kararttı, kuşluğunu (güneşinin ışığını) açığa çıkardı.
gecesini perde kıldı dipnot 1 ve (gündüz vaktinde de) duhasını /dalga dalga yaydığı ışığı ortaya çıkardı.
Gecesini alametsiz kıldı dipnot 1 ve duhasını çıkardı.
Gecesini karanlık yaptı, gündüzünü aydınlığa çıkardı.
Gecesini karanlık yaptı, gündüzünü aydınlığa çıkardı.
Gecesini kararttı, kuşluğunu ortaya çıkardı.
Its night did He darken and the day did He pervade with light and illuminate.
giving darkness to its night and bringing out its morning brightness,
Its night doth He endow with darkness, and its splendour doth He bring out (with light).
and covered its night with darkness and brought forth from it its day; dipnot 1
He darkened its night and brought forth its morning light.
Its night He covers with darkness and its forenoon He brings out (with light)
and darkened its night, and brought forth its day;
And He gave darkness to its night, and brought forth the morn thereof.
and darkened its night, and brought forth its forenoon;
And observe the light of the day that follows the darkness of the night.
and made its night to cover it, and brought forth its noonday light;
He covered its night and brought out its morning.
And He hath made the night thereof dark, and hath produced the light thereof.
And He made dark its night and its splendour does He bring out with light.
And He bedimmed its night and brought out its forenoon.
And He made dark the night thereof, and He brought forth the morn thereof.
Gave darkness to its night, and brightness to its day;
and He has made dark its night and brought forth its light of day.
He dimmed its night, and brought forth its daylight.
And He covered its night and brought out its morning.
He made its night dark, and brightened its morn.
And He darkened its night and extracted its brightness.
And He made dark its night, and brought forth its morning.
And He made dark its night and its splendor He brings out.
At night He grants its darkness and its brightness He brings out (with light):
and darkened its night, and brought forth its daylight,
And He covered its night and brought out its morning.