Diyanet İşleri
Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık.
Nebe suresi
Nebe suresi, 13. ayet. وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا
vece`alnâ sirâcev vehhâcâ.
Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yeryüzü, gökler ve yağmurdaki düzen Nebe 6–16 3
Geceyi (sizi örten) bir elbise yaptık.
Gündüzü de geçimi temin zamanı kıldık.
Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik.
Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık.
(14-16) Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 6–16. ayetler için yazılmıştır.
6. Biz, sizlere pek üstün ve değerli nimetler ihsan ederek sizin için “yeryüzünü bir beşik yapmadık mı?” Yani orası size boyun eğmiş, hazırlanmış, ekin ekmek, meskenler yapmak ve yollar açmak gibi maslahatlarınız için hazır hale getirilmiştir.
7. “Dağları da” sizi çalkalamasın ve sallayıp durmasın diye yeryüzünü sağlamlaştıran “birer kazık” kıldık.
8. “Sizi de çift çift” aynı cinsten erkek ve dişiler olarak “yarattık.” Böylelikle onların birinin diğeri ile sükûn bulmasını, aralarında sevgi ve merhametin oluşmasını, bu çiftten zürriyetin meydana gelmesini sağladık. Bu lütfun kapsamı içerisinde eşlerin birbirleri ile nikâhlanmaları ve bu yolla lezzet almaları da vardır.
9-11. Uykuyu sizin için rahatlayacağınız ve işlerinize ara vereceğiniz bir hâl kıldık. Çünkü çalışma zamanınız sürekli devam edecek olursa bedenlerinize zarar verir.
Yüce Allah, gece ve uyku ile insanları bürüyerek, gündüzün devam eden yorucu hareketlerinin sükûn bulmasını ve faydalı bir şekilde dinlenmelerini sağlamıştır.
12. “Üstünüzde sapasağlam” son derece güçlü ve dayanıklı “yedi” gök “bina ettik.” Yüce Allah, bu gökleri kudreti ile ayakta tutmuş ve onları yeryüzüne bir tavan yapmıştır. Göklerin pek çok faydaları vardır. Bundan dolayı Yüce Allah, bunun faydalı unsurlarından birisi olarak güneşi söz konusu edip şöyle buyurmaktadır:
13. “(Orada) alev alev yanan (ısı ve ışık yayan) bir kandil yarattık.” “Kandil” ifadesiyle Allah, insanlar için zorunlu bir ihtiyaç olan güneşin ışık nimetine dikkat çekmektedir. “Alev alev yanan” ifadesi ile de onun yaydığı ısının mahsulleri olgunlaştırma ve benzeri başka faydalarına dikkat çekmektedir.
14. “Yağmur yüklü bulutlardan sağanak sağanak” oldukça çok miktarda “yağan bir su indirdik.”
15-16. “Ki onunla” buğday, arpa, darı, pirinç ve buna benzer Âdemoğlunun yediği “tahıl, bitki” bu da Yüce Allah’ın, hayvanlara gıda olarak yarattığı tüm bitkileri kapsar “ve ağaçları sarmaş dolaş olmuş” birbiri üzerine sarılmış ve lezzetli bütün meyve türlerinden bulunan “bahçeler çıkaralım diye.”
Değeri ölçülemeyen ve sayılamayacak kadar çok olan bu üstün nimetleri ihsan edeni nasıl inkâr edersiniz? O’nun size haber verdiği öldükten sonra dirilişi ve amellerinizin karşılıklarının görülmesini nasıl yalanlarsınız? Yahut nasıl olur da O’nun nimetlerini O’na isyan yolunda kullanırsınız ve bunca nimetlere nankörlük edersiniz?
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ve Güneşi de, güçlü alevli ve aydınlatan bir lamba yaptık.
Aynı kök: سرج (4 geçiş)
Göğe burçlar yerleştiren, orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir.
Aynı kök: سرج (4 geçiş)
(45-46) Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah'ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil…
Aynı kök: سرج (4 geçiş)
'Onların içinde nasıl ayı, bir ışık, güneşi de bir kandil yapmıştır?'
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Orada) aydınlatan bir kandil (güneş) yarattık.
Ve (oraya) son derece güçlü bir ışık ve ısı kaynağı yerleştirdik.
ve (oraya güneşi,) parıldayan ışık yüklü lambayı yerleştirdik.
Bir de ışık saçan bir kandil (Güneş - akıl) koyduk.
Parıldadıkça parıldayan bir kandil (güneş) kıldık.
(Orada) alev alev yanan bir kandil yarattık.
Parıldayan bir ışık kaynağı yaptık.
Güneşi ışık ve enerji kaynağı olarak yaratmadık mı?
Parlayan bir lamba yerleştirdik.
Parlayan bir lamba yerleştirdik.
İçlerine parıl parıl parlayan bir kandil astık.
Ve içlerine şa'şaalı parıl parıl bir kandil astık
Ve ışık saçan bir kandil. dipnot 1
Ve ışık saçan bir kandil dipnot 1 .
Ve ışık saçan bir kandil dipnot 1 .
Parıldadıkça parıldayan bir kandil (güneş) kıldık.
(Ona) parıl parıl parıldayan bir kandil asdık.
Pırıl pırıl parlayan bir kandil astık.
(1-16) Üzerinde karşıtlaştıkları / ihtilaf ettikleri çok büyük haberden neyi soruşturuyorlar? Hayır İleride bilecekler sonra yine hayır! ileride bilecekler, biz arzı döşek, dağları kazık olarak yapmadık mı? Sizleri de çiftler halinde yarattık, (Ezvac dedi ezdad demedi, eşyada çift kutupluluk yoktur, yoktan var edilenler de çift kutupluluk vardır ezvac denilir) (Halk; eşyanın var oluşuyla alakalı cevheri konulardaki yaratmaktır, Ceale ise: Eşyanın arazi eylemine yönelik yapmaktır.) Arzı biz beşik yapmadık mı? Uykunuzu dinlenme geceyi de örtü / elbise yaptık , gündüzü geçimlik zaman yaptık , üzerinize de yedi sağlam gök bina ettik , akkor halde parlayan lamba yaptık. Sıkışmış yağmur bulutlarından hububat ve bitki / nebat çıkarmak için şarıl şarıl akan su indirdik. (Muğsirat Asr; Sıkıp suyunu çıkarmak demekti r) Dalları iç içe / sarmaş dolaş bahçeler.
Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık.
Ve (orada) parıl parıl parlayan bir lamba yarattık.
Yüksek ısı yayan bir ışık kaynağı dipnot 1 /Güneş'i oluşturduk.
Bir de ısı ve ışık yayan bir kandil dipnot 1 oluşturduk.
Işık saçan bir de lamba yarattık.
Işık saçan bir de lamba yarattık.
Bir de parıl parıl parlayan kandil yerleştirdik.
We installed a lamp glowing dispensing heat and illumination. *
and make a blazing lamp?
And placed (therein) a Light of Splendour?
and placed therein a hot, shining lamp, dipnot 1
We installed a blazing lamp.
And We have made (therein) a shining lamp (sun).
and make [the sun for] a radiant lamp?
And We have made (therein) the sun providing immense light and heat from a long distance,
and We appointed a blazing lamp
And created the sun as a source of light and energy for you
and set a burning lamp,
We made a flaming light?
and placed therein a burning lamp?
And placed therein a shining lamp (the Sun)?
And We have made a glowing luminary.
And have appointed a dazzling lamp,
And placed a lamp therein brightly burning.
and have placed [therein the sun, ] a lamp full of blazing splendour.
and placed ˹in them˺ a shining lamp,
And We made a flaming light
We created a bright lamp.
And made [therein] a burning lamp
And We made a blazing torch,
And We have placed a Dazzling Lamp.
And placed (in there) a Light of brilliance?
and created a luminous lamp (the sun).
And We made a blazing lamp?