Diyanet İşleri
De ki: "Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır."
Neml suresi
Neml suresi, 72. ayet. قُلْ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ رَدِفَ لَكُم بَعْضُ ٱلَّذِى تَسْتَعْجِلُونَ
ḳul `asâ ey yekûne radife leküm ba`ḍu-lleẕî testa`cilûn.
De ki: "Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Dirilişe itiraz ve suçluların sonu Neml 67–75 3
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın."
Onlardan yana üzülme. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme.
Onlar, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.
De ki: "Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır."
Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak onların çoğu şükretmezler.
Şüphesiz senin Rabbin, onların kalplerinin gizlediği şeyleri de, açığa çıkardıklarını da mutlaka bilir.
Gökte ve yerde gaib (gizli) hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap'ta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
72. “De ki: “(Ne biliyorsunuz) belki de o acele ettiğiniz (azabın) bir kısmı, hemen ardınızdadır.” Size çok yakındır ve başınıza gelmesi iyice yakınlaşmıştır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Peygamber!- Onlara de ki: “Belki de acele ettiğiniz azabın bir bölümü size çok yaklaşmıştır.''
Aynı kök: ردف (3 geçiş)
Hani Rabbinizden yardım istiyor, yalvarıyordunuz. O da, "Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum" diye cevap vermişti.
Aynı kök: ردف (3 geçiş)
(6-7) Büyük bir sarsıntının olacağı o günde o sarsıntıyı, peşinden gelen başka bir sarsıntı izleyecektir.
Aynı kök: عسي (30 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş)
Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. Açık bir hayasızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir…
Aynı kök: عسي (30 geçiş)
Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin…
Aynı kök: عسي (30 geçiş)
Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, "Bize bir hükümdar gönder de Allah…
Aynı kök: عجل (47 geçiş)
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Aynı kök: عجل (47 geçiş)
Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün…
Aynı kök: عجل (47 geçiş)
Andolsun, Musa size açık mucizeler getirmişti de, arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilah edinmiştiniz.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
De ki: "Acele gelmesini istediğiniz (azab)ın bir kısmı başınıza gelmek üzeredir."
De ki: "Belki de, acele gelmesini istediğiniz o azabın bir kısmı peşinize çoktan takılmıştır bile!"
de ki: "O çarçabuk gelmesini istediğiniz azabın bir kısmı belki de peşinize düşmüştür bile..."
De ki: "Acele istediğinizin bir kısmı belki de sizin arkanıza takılmıştır!"
De ki: "Belki de acele etmekte olduğunuzun (azabın) bir kısmı size yetişmiştir bile."
De ki: Çabucak gelmesini istediğiniz şeyin (azabın) bir kısmı herhalde yakında başınıza gelecektir.
"De ki: "İvedi olarak istediğinizin bir parçası, belki de peşinize düşmüştür!"
De ki: "Çarçabuk gelmesini istediğiniz azabın bir kısmı herhalde yakında başınıza gelecektir."
"Belki, meydan okuyarak istediğiniz şeylerin bir kısmı size çatmıştır bile" de.
'Belki, meydan okuyarak istediğiniz şeylerin bir kısmı size çatmıştır bile,' de.
De ki: "Belki de çabuk gelmesini istediğiniz o azabın bir kısmı ensenize binmiş bulunuyor."
De ki: "belki o ivdiğinizin bir kısmı ensenize binmiş bulunuyor"
De ki: "Çarçabuk istediğiniz azabın bir kısmı belki de size yaklaşmıştır."
De ki: "Çarçabuk istediğiniz azabın bir kısmı belki de size yaklaşmıştır."
De ki: "Çarçabuk istediğiniz azabın bir kısmı belki de size yaklaşmıştır."
De ki: "Belki de acele etmekte olduğunuzun (azabın) bir kısmı size yetişmiştir bile."
De ki: "Çabucak (gelmesini) istemekde olduğunuz (o azab) ın bir kısmı ensenize binmek üzeredir".
De ki: Çabucak istemekte olduğunuzun bir kısmı ensenize inmek üzeredir.
(65-75) De ki, Allah'tan başka göklerin ve yerin gaybını kimse bilemez , (Gayb; şahitliğe / idrake kapalı hakikat) tekrar diriltilmelerinin ne zaman olduğunun bilincinde değildirler / şuurunda değildirler. Aksine onlara ahiret konusundaki ilimler ard arda gelmesine rağmen ondan / ahiretten şüphe içindedirler, ayrıca ona karşı kördürler. (Zihinlerinin bir tarafı ahiret ne zaman diyor, adeta ne kadar vaktimiz kaldı bilelim diyor, bir taraf ise şüphe içinde) Kafirler dediler ki, babalarımız ve bizler toprak olduğumuz vakit çıkarılacak mıyız gerçekten? Kesinlikle bu, bize, önceki babalarımıza da vaat olunmuştu, bu kesinlikle evvel kilerin efsaneleridir. De ki gezin yeryüzünde , suçluların sonucu nasıl olmuş bakın. Onlara karşı üzülme, onların tuzaklarına karşı sıkı lma / darlanma. Diyorlar ki eğer doğru sözlü isen ne zaman bu vaat? De ki o belki de acele istediğiniz şeyin bazısı sizin ensenizde olabilir / ansızın başınıza gelebilir. Kesinlikle Rabbinin insanlar üzerinde fazlı vardır, velakin onların çoğu teşekkür etmiyorlar. Elbette ki Rabbin göğüslerinde ne sakladıklarını ve neyi açığa çıkardıklarını pekâlâ bilir. Göklerde ve yerde kaybolan bir şey yoktur ancak apaçık bir kitaptadır
De ki: "(Kim bilir?) Belki de çabucak istemekte olduğunuzun (azabın) bir kısmı size pek de yakındır!"
De ki: "Belki de acele ettiğiniz(azab)ın bir kısmı ardınıza takılmıştır, bile."
De ki: Çabucak gelmesini istediğiniz azabın bir kısmı belki de ensenizdedir dipnot 1 ."
De ki; "Acele gelmesini istediğiniz azabın bir kısmı belki de yanı başınızdadır.
De ki: (Kim bilir?) Belki de çabucak istemekte olduğunuzun (azabın) bir kısmı size pek de yakındır!
-Acele istediğiniz şeyin bir kısmının peşinizde olması ümit edilir, de!
De ki: "Acele isteyip durduğunuzun bir kısmı belki de arkanıza takılmıştır."
Say to them O Muhammad: "It is hoped that some of what you have been promised and wish it be hastened on may overtake you now".
Say, ‘Maybe some of what you seek to hasten is near at hand.’
Say: "It may be that some of the events which ye wish to hasten on may be (close) in your pursuit!"
Say: "The chastisement whose hastening you have been asking for, maybe a part of it has drawn quite near to you." dipnot 1
Say: ‘It may well be that some of what you are anxious to hasten is right on your heels. ’
Say: "Perhaps that which you wish to hasten on, may be close behind you.
Say, ‘Perhaps right behind you there is some of what you seek to hasten. ’
Say, `It is possible that a part of that (victory) which you are keen to precipitate may be close on your heels. '
Say: 'It may be that riding behind you already is some part of that you seek to hasten on.
Say: "You are already [being judged and partially] paying for some of your sins due to your challenge. "
Say, 'It may be that there is pressing close behind you a part of what ye would hasten on!'
Say, "You may already be being followed by some of what you hasten."
Answer, peradventure some part of that punishment, which ye desire to be hastened, may follow close behind you:
They say, "When shall this promise be if you do tell the truth?"
Say, "It may be that coming immediately after you is some (part) of that which you seek to hasten. "
Say: It may be that a part of that which ye would hasten on is close behind you.
Say: "Perhaps some of what you wish to hasten is right behind you. "
say thou: "It may well be that something of that which [in your ignorance] you so hastily demands has already drawn close unto you. "
Say, ˹O Prophet,˺ "Perhaps some of what you seek to hasten is close at hand."
Say: "It may already upon you by some of that which you hasten. "
Say, "You are already suffering some of the retribution you challenge."
Say, "Perhaps it is close behind you - some of that for which you are impatient.
Say thou: “It may be that close behind you is some of what you would hasten.”
Say, "You are already going through some of the suffering you challenge. "
Say: "It can be that some of the events that you want hurried can be following (close to) you!"
Say, "It is not unlikely that some part of that (punishment) which you are asking to come soon is already following you closely."
Say: "Perhaps He is now sending your way some of that which you hasten."