Diyanet İşleri
Onlar, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.
Neml suresi
Neml suresi, 71. ayet. وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
veyeḳûlûne metâ hâẕe-lva`dü in küntüm ṣâdiḳîn.
Onlar, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Dirilişe itiraz ve suçluların sonu Neml 67–75 3
"Andolsun, bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın."
Onlardan yana üzülme. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya düşme.
Onlar, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.
De ki: "Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır."
Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak onların çoğu şükretmezler.
Şüphesiz senin Rabbin, onların kalplerinin gizlediği şeyleri de, açığa çıkardıklarını da mutlaka bilir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
71. Öldükten sonra dirilişi ve Yüce Rasûlün getirdiği hakkı yalanlayan kimseler, azabın çabucak gelmesini isteyerek: “Eğer doğru söylüyorsanız bu (azap) tehdidi ne zaman” gerçekleşecek? derler. Oysa bu, kıt akıllılıklarından ve cahilliklerinden ötürüdür. Çünkü bu azabın gerçekleşmesi ve zamanı, Yüce Allah tarafından tayin edilmiş ve onun kaderi ile takdir edilmiştir. O’nun bu azabı çabuk getirmemesi, onların bu sözlerle gözettikleri maksadın kısmen dahi doğruluğuna delil teşkil etmez. Bununla birlikte Yüce Allah onların çabucak gelmesini istedikleri bu azaptan onları sakındırmak üzere şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kavminden yeniden dirilişi inkâr eden kâfirler, aceleci davranarak şöyle diyorlar: “Eğer bu konuda vaadinizde/tehditinizde doğru söylüyorsanız, sen ve Müminlerin bize vadettiği azap ne zaman gerçekleşecek?''
Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…
Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
İman edip salih ameller işleyenleri de ebedi olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur.…
Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Onlar, "Sen bize tek Allah'a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi…
Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…
Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…
Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
"Doğruysanız o vaat (Son Saat) ne zamanmış!" derler. dipnot 1
Bir de diyorlar ki: "(Azaba ilişkin) bu tehdidiniz ne zaman gerçekleşecek, eğer sözünüze sadıksanız haber verin bakalım?"
Ve "Eğer doğru sözlü kimselerseniz, (söyleyin siz ey inananlar,) bu (ölümden sonra diriliş) vaadi ne zaman gerçekleşecek?" diye sordukları (zaman),
"Eğer doğru söylüyorsanız, bu tehdidiniz ne zaman?" derler.
Derler ki: "Eğer doğruyu söylüyor iseniz, bu va'dolunan (azab) ne zaman?"
Onlar: Eğer doğru sözlü iseniz (söyleyin bakalım) bu tehdit ne zaman gerçekleşecek? derler.
Üstelik diyorlar ki: "Bu sözü verilen, ne zaman; eğer doğruyu söylüyorsanız?"
Onlar, "Eğer doğru sözlü iseniz bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" derler.
"Doğru iseniz, bu söz ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.
'Doğru iseniz, bu söz ne zaman gerçekleşecek?' diyorlar.
Bir de: "Bu vaad ne zaman, eğer doğru söylüyorsanız?" diye soruyorlar.
Bir de ne zaman bu va'd gerçek iseniz? diyorlar
"Eğer doğru söyleyenlerdenseniz, bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.
"Eğer doğru söyleyenlerdenseniz, bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.
"Eğer doğru söyleyenlerdenseniz, bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.
Derler ki: "Eğer doğruyu söylüyor iseniz, bu vaadolunan (azab) ne zaman."
Onlar: "Bu va'd (ve tehdid) in (tahakkuku) ne zaman? Doğrucu kimselerseniz (söyleyin)" derler.
Onlar: Doğru söylüyorsanız; bu sözünüzün ne zaman yerine geleceğini bildirin, derler.
(65-75) De ki, Allah'tan başka göklerin ve yerin gaybını kimse bilemez , (Gayb; şahitliğe / idrake kapalı hakikat) tekrar diriltilmelerinin ne zaman olduğunun bilincinde değildirler / şuurunda değildirler. Aksine onlara ahiret konusundaki ilimler ard arda gelmesine rağmen ondan / ahiretten şüphe içindedirler, ayrıca ona karşı kördürler. (Zihinlerinin bir tarafı ahiret ne zaman diyor, adeta ne kadar vaktimiz kaldı bilelim diyor, bir taraf ise şüphe içinde) Kafirler dediler ki, babalarımız ve bizler toprak olduğumuz vakit çıkarılacak mıyız gerçekten? Kesinlikle bu, bize, önceki babalarımıza da vaat olunmuştu, bu kesinlikle evvel kilerin efsaneleridir. De ki gezin yeryüzünde , suçluların sonucu nasıl olmuş bakın. Onlara karşı üzülme, onların tuzaklarına karşı sıkı lma / darlanma. Diyorlar ki eğer doğru sözlü isen ne zaman bu vaat? De ki o belki de acele istediğiniz şeyin bazısı sizin ensenizde olabilir / ansızın başınıza gelebilir. Kesinlikle Rabbinin insanlar üzerinde fazlı vardır, velakin onların çoğu teşekkür etmiyorlar. Elbette ki Rabbin göğüslerinde ne sakladıklarını ve neyi açığa çıkardıklarını pekâlâ bilir. Göklerde ve yerde kaybolan bir şey yoktur ancak apaçık bir kitaptadır
"Eğer, doğru söylüyorsanız bu vaat/tehdit ne zaman?" derler.
"Doğru iseniz bu tehdid (ettiğiniz azab) ne zaman (gelecek)?" diyorlar.
Onlar şunu da derler: "Doğru söylüyorsanız, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek dipnot 1 ?"
"Söylediğiniz doğruysa bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" derler.
Eğer, doğru söylüyorsanız bu vaat ne zaman? derler.
-Eğer, doğru söylüyorsanız, bu vaat ne zaman? derler.
"Eğer doğru sözlülerseniz, bu vaat ne zaman?" derler.
And in their challenge to the occurrence of punishment they say: " When will that promised punishment come to pass if indeed you are declaring the truth!"
They also say, ‘When will this promise be fulfilled if what you say is true?’
They also say: "When will this promise (come to pass)? (Say) if ye are truthful."
They also say: "Tell us when this threat will come to pass, if you are truthful." dipnot 1
They say, ‘When will this promise be fulfilled if you are telling the truth?’
And they (the disbelievers in the Oneness of Allâh) say: "When (will) this promise (be fulfilled), if you are truthful?"
They say, ‘When will this promise be fulfilled, should you be truthful?’
They say, `When will this promise (of your victory) come to pass if you are truthful?'
They say, 'When shall this promise come to pass, if you speak the truth?'
They say: "If you tell the truth, let the Day of Resurrection take place today [so that we see it with our own eyes and then believe in it. ]"
They say, 'When shall this threat be if ye do tell the truth?'
They say, "When is this promise if you are truthful?"
And they say, when will this threat be accomplished, if ye speak true?
And grieve not you for them, and be not in distress because of what they plot. "
And they say, "When will this promise (come to pass), in case you are sincere?"
And they say: When (will) this promise (be fulfilled), if ye are truthful?
Yet they say: "When will this promise come to pass? (Tell Us) if you speak the truth. "
And [when] they ask, "When is this promise [of resurrection] to be fulfilled? [Answer this, O you who believe in it,] if you are men of truth!" –
They ask ˹the believers˺, "When will this threat come to pass, if what you say is true?"
And they Say: "When is this promise if you are truthful"
They say, "When will that promise come to pass, if you are truthful?"
And they say, "When is [the fulfillment of] this promise, if you should be truthful?"
And they say: “When is this promise, if you be truthful?”
And they say, "When is this promise to be fulfilled, if you are men of truth?"
And they say: "When will this promise (be true)? (Speak) if you are truthful. "
They say, "When shall this promise come to pass if you are true?"
And they say: "When is this promise if you are truthful?"