Neml suresi · 1–6. ayetler

Kur'an müjde ve uyarıdır

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Neml suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 1. ayet. طسٓ تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْقُرْءَانِ وَكِتَابٍ مُّبِينٍ

    Diyanet İşleri

    Ta-Sin. Bunlar Kur'an'ın, apaçık bir kitabın ayetleridir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ta-Sin!Bunlar Kur'an'ın, yani açık ve açıklayıcı olan ilahi kelamın ayetleridir.

    Muhammed Esed

    Ta-Sin. Bunlar Kuran'ın, özünde açık olan ve gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan ilahi kitabın mesajlarıdır:

    Ahmed Hulusi

    Ta, Siin. . . İşte bunlar Kuran'ın (hakikat ve Sünnetullah BİLGİsinin) ve Kitab-ı Mubiyn'in (apaçık ortada olan Evrenin {KİTAP} sistem ve düzeninin) işaretleridir.

    Ali Bulaç

    Ta, sin. Bunlar Kur'an'ın ve apaçık olan kitabın ayetleridir.

    Ali Özek ve heyeti

    Tâ. Sin. Bunlar Kur’an'ın, (gerçekleri) açıklayan Kitab'ın âyetleridir.

    Ali Rıza Safa

    T. S. İşte bunlar, Kur'an'ın ve Apaçık Kitap'ın ayetleridir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ta, sin. Bunlar, Kur'an'ın ve apaçık bir kitabın ayetleridir.

    Edip Yüksel

    T9 S60. Bu (harfler) Kuran'ın, apaçık bir kitabın mucizeleridir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Sure başlarındaki bu harfler Kuran'ın içiçe geçmeli matematiksel mucizesinin bir parçasıdır. * Bak 2:1; 74:30.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    TT.S. Bu (harfler) Kuran'ın, apaçık bir kitabın mucizeleridir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ta, Sin. Bunlar sana Kuran'ın ve apaçık bir kitabın ayetleridir,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ta, Sin, bunlar sana Kur'anın ve mübin bir kitabın ayetleri

    Erhan Aktaş

    Ta, Sin. İşte bunlar Kur'an'ın, gerçeği apaçık ortaya koyan Kitap'ın ayetleridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ta, Sin. İşte bunlar dipnot 1 Kur'an'ın, gerçeği apaçık ortaya koyan Kitap'ın ayetleridir. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ta, Sin.
    2. metne dön, dipnot 2
      İşaretleridir, göstergeleridir. Ta, Sin ayetleri yani kitabın kendisi ile yazıldığı işaretler. Harfler belli şekillerden oluşmuş işaretlerdir. 29 Surenin başında yer alan bu harflere Kur'an Ayet diyor, zira ayetin bir anlamı da işarettir. Kitap, bu işaretlerle yazılmıştır. Hurufu Mukattaa denilen ve anlamı ile ilgili çok farklı yorumlar yapılan bu harfler, Kur'an'ın deyimi ile bu ayetler yani bu işaretler Kur'an'ın kendisi ile yazıldığı ayetlerdir/işaretlerdir/harflerdir.

    Gültekin Onan

    Ta, sin. Bunlar Kuran'ın ve apaçık olan kitabın ayetleridir.

    Hasan Basri Çantay

    Taa, Sin. Bunlar Kur'anın, (hak ile baatılı) apaçık gösteren bir kitabın ayetleridir.

    İbni Kesir

    Ta, Sin. Bunlar; Kur'an'ın ve apaçık kitabın ayetleridir

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Tâ sîn, bunlar, Kuran’ın ve apaçık kitabın ayetleridir, iman edenler için müjdedir yol göstericidir / rehberdir. Müminler o kimselerdir ki n amazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, işte onlar, ahireti de yakinen / yaşayarak bilirler. Muhakkak ki Ahirete iman etmeyenlere , amellerini süslü gösterdik ve onlar, bocalıyorlar / debeleniyorlar , işte azabın kötüsü de onlaradır, ahirette de onlar hasara uğrayacaklardır. Muhakkak ki sana, yargılayan / hâkim olan ve bilen / alim katından Kur'an bırakılıyor.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Tâ, Sîn. dipnot 1 Bunlar, Kur’an’ın ve apaçık kitabın ayetleridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.

    Süleyman Ateş

    Ta sin. Şunlar Kur'an'ın ve apaçık bir Kitabın ayetleridir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ta-Sin dipnot 1 ! Bunlar Kur'an'ın dipnot 2 , apaçık olan Kitab'ın ayetleridir dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebimize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebimizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam'ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur'an'a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an, karaa (قرأ) fiilinin mastarı olan kur' (القُرْء) veya kar' (القَرْء)'dan türetilmiştir; anlamı, toplama ve birleştirmedir. Mastar olarak kullanıldığı gibi bütünlük ve küme anlamında isim olarak da kullanılır. Allah'ın kitabına Kur'an denmesi, bütün sureleri toplayıp bir araya getirmesi sebebiyledir (Lisanu'l-Arab). Arapçada kur'an (قُرْآنً)'ın çoğulu olmadığından tekil için de çoğul için de kullanılır. Bu sebeple kur'an (قُرْآن) kelimesine kur'anlar diye de anlam verilebilir.
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    TA! SİN! Bunlar Kur'an'ın, bu açık Kitab'ın ayetleri dipnot 1 ;

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ...

    Şaban Britch

    Tâ Sîn. Bunlar, Kur’an’ın va apaçık kitabın ayetleridir.

    Şaban Piriş

    Ta Sin. Bunlar, Kur'an'ın va apaçık kitabın ayetleridir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ta, Sin. İşte bunlar Kur'an'ın ve açık seçik beyanda bulunan Kitap'ın ayetleridir.

  2. Neml suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 2. ayet. هُدًى وَبُشْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ

    Diyanet İşleri

    (2-3) Kur'an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.

    Mehmet Okuyan

    (Kur'an) müminler için bir rehber ve müjdedir.

    Mustafa İslamoğlu

    inananlar için bir rehber ve bir müjdedir.

    Muhammed Esed

    O kitap ki, inananlar için bir yol gösterici ve bir müjdedir;

    Ahmed Hulusi

    İman edenler için hakikate erdirici ve müjde olarak!

    Ali Bulaç

    Mü'minler için bir hidayet ve bir müjdedir.

    Ali Özek ve heyeti

    İman eden müminler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.

    Ali Rıza Safa

    İnananlar için yol gösterendir ve sevinçli bir haberdir.

    Bayraktar Bayraklı

    İnananlara rehber ve müjdedir.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar için bir kılavuz ve müjdedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar için bir kılavuz ve müjdedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    birer hidayet ve müjde olmak üzere o mü'minlere

    Elmalılı Hamdi Yazır

    birer hidayet ve müjde olmak üzere o mü'minlere

    Erhan Aktaş

    İman Edenler için doğru yola iletici ve haber vericidir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İnananlar için doğru yola iletici ve haber vericidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnananlar için doğru yola iletici ve müjdeleyicidir.

    Gültekin Onan

    İnançlılar için bir hidayet ve bir müjdedir.

    Hasan Basri Çantay

    Mü'minler için birer hidayet ve müjdedir (onlar).

    İbni Kesir

    Mü'minlere doğruluk rehberi ve müjdedir.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Tâ sîn, bunlar, Kuran’ın ve apaçık kitabın ayetleridir, iman edenler için müjdedir yol göstericidir / rehberdir. Müminler o kimselerdir ki n amazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, işte onlar, ahireti de yakinen / yaşayarak bilirler. Muhakkak ki Ahirete iman etmeyenlere , amellerini süslü gösterdik ve onlar, bocalıyorlar / debeleniyorlar , işte azabın kötüsü de onlaradır, ahirette de onlar hasara uğrayacaklardır. Muhakkak ki sana, yargılayan / hâkim olan ve bilen / alim katından Kur'an bırakılıyor.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Müminler için bir hidayet ve bir müjdedir.

    Süleyman Ateş

    İnananlara yol gösterici ve müjdedir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğruyu gösteren ve o müminler(inanıp güvenenler) için müjdeler içeren kitabın ayetleridir.

    Şaban Britch

    Müminler için hidayet ve müjdedir.

    Şaban Piriş

    Müminler için rehber ve müjdedir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Müminlere bir kılavuz ve muştudur o.

  3. Neml suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 3. ayet. ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

    Diyanet İşleri

    (2-3) Kur'an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar ki, namazı hakkını vererek kılarlar, arınıp yücelmek için ödenmesi gereken bedeli öderler; zira onlar, ahirete gönlü yatarak inananların ta kendisidirler.

    Muhammed Esed

    o inananlar ki, salatta devamlı ve duyarlıdırlar, arınmak için verirler ve ahirete de yürekten inanırlar!

    Ahmed Hulusi

    Onlar ki, salatı (Allah'a yöneliş ile mi'racı yaşama) ikame ederler ve arınıp saflaşmak için varlıklarından verirler; işte onlar ölümsüz geleceklerine kesin yakin elde etmişlerdir.

    Ali Bulaç

    Ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman ederler.

    Ali Özek ve heyeti

    Namazı kılan, zekâtı veren ve ahirete de kesin olarak inanırlar.

    Ali Rıza Safa

    Onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve zekatı verirler. Sonsuz yaşama da kesin olarak inanırlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar ki namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.

    Edip Yüksel

    Onlar ki salatı gözetirler, zekatı verirler ve ahiret konusunda da kuşkuları yoktur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar ki namazı gözetirler, zekatı verirler ve ahiret konusunda da kuşkuları yoktur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ki namazı dürüst kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki namazı dürüst kılarlar ve zekatı verirler, Ahırette de onlar yakin edinirler

    Erhan Aktaş

    Onlar, salatı ikame ederler, zekatı yaparlar. dipnot 1 Onlar, ahiret'e kesin olarak inanırlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Salatın namaz kılmak anlamının yanı sıra birçok anlamı bulunmaktadır. Bu ayetteki salat, "namaz kılmak" anlamında değildir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu ve duayı "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" kelimesinin kök harfleri (Elif-Te-Ye) olup, 549 yerde geçmektedir. Her ne kadar bu terkipte," vermek" anlamına gelen "Atu" kelimesi yer alsa da () atu kelimesine, () Eta "yapmak"anlamının verilmesi de uygundur. Bu kelime kök anlamı itibarıyla yaygın olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: "Yapmak", "getirmek" ve "vermek." Arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat kelimesini "arınmak" anlamında kullanmaktadır (Bkz. 19:13). Zekat, "mali yardım" demek değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Kur'an'daki mali yardımın adı sadakadır (Bkz. 9:60). Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, salatı ikame ederler, zekatı yaparlar. dipnot 1 Onlar, ahirete kesin olarak inanırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu, duayı ve ibadeti, "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" sözcüğünün kök harfleri أَ ت ي (Elif-Te-Ye)  olup, 549 yerde geçmektedir. Ve şu anlamlarda kullanılmıştır: yapmak, vermek, gelmek, getirmek, geçmek, rastlamak, işlemek, varmak, sürdürmek, ortaya koymak, göstermek, gitmek, katılmak, karşılamak ve ulaşmak. Bu sözcük, ağırlıklı olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: Yapmak, getirmek ve vermek. (اتى) Ata, vermek, (أَتَى) Eta yapmak anlamına gelmektedir. Her ne kadar bu terkipte, " vermek" anlamına gelen "Atu" yer alsa da (اتى) atu sözcüğüne, "yapmak" anlamının verilmesi de mümkündür. Zira arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat sözcüğünü "arınmak" anlamında kullanmaktadır. (Örneğin 19:13.) Zekat, mali yardım değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Mali yardım sadakadır. Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, salatı ikame ederler, zekatı verirler. dipnot 1 Onlar, ahirete kesin olarak inanırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Salatı ikame etmek, zekatı vermek" terkip olarak, ibadete layık yegane ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir.

    Gültekin Onan

    Ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve onlar, ahirete kesin bilgiyle iman ederler.

    Hasan Basri Çantay

    (öyle mü'minler) ki namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Onlar ahirete kat'i kanaat edinenlerin de ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Onlar ki; namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de yakınen inanırlar.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Tâ sîn, bunlar, Kuran’ın ve apaçık kitabın ayetleridir, iman edenler için müjdedir yol göstericidir / rehberdir. Müminler o kimselerdir ki n amazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, işte onlar, ahireti de yakinen / yaşayarak bilirler. Muhakkak ki Ahirete iman etmeyenlere , amellerini süslü gösterdik ve onlar, bocalıyorlar / debeleniyorlar , işte azabın kötüsü de onlaradır, ahirette de onlar hasara uğrayacaklardır. Muhakkak ki sana, yargılayan / hâkim olan ve bilen / alim katından Kur'an bırakılıyor.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, namazı ikame ederler, zekâtı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler.

    Süleyman Ateş

    Onlar ki namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Namazı tam kılan ve zekatı veren müminler için müjdeler içerir. Onlar Ahirete de içten inanırlar.

    Şaban Britch

    Onlar, namazı ikame ederler, zekâtı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler.

    Şaban Piriş

    Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak inanırlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O müminler ki, namazı kılar, zekatı verirler. Ve ahirete tam bir biçimde inananlar da onlardır.

  4. Neml suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 4. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ زَيَّنَّا لَهُمْ أَعْمَٰلَهُمْ فَهُمْ يَعْمَهُونَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz, ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp dururlar.

    Mehmet Okuyan

    Ahirete inanmayanların işlerini, kendilerine süslü gösterdik; bocalayıp duruyorlar.

    Mustafa İslamoğlu

    Ahirete inanmayanlara gelince... Biz onlara yapıp ettiklerini süslemişizdir; bu yüzden onlar saplandıkları (kuşku) bataklığında debelenip dururlar;

    Muhammed Esed

    Ahirete inanmayanlara gelince, onlara yapıp ettiklerini güzel göstermişizdir; bu yüzden, körcesine bocalayıp durmaktadırlar.

    Ahmed Hulusi

    Ölümsüz gelecek yaşamlarına iman etmeyenlere gelince; onların yaptıkları işleri kendilerine süsleyip (keyifli) gösterdik; artık onlar (hakikate) kör ve şaşkın, (ortalıkta) bocalar dururlar!

    Ali Bulaç

    Ahirete inanmayanlara gelince; biz onlara kendi yaptıklarını süslemişiz, böylece onlar, 'körlük içinde şaşkınca dolaşırlar'.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz biz, ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslü gösterdik; o yüzden bocalar dururlar.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, sonsuz yaşama inanmayanların yaptıklarını, kendilerine çekici gösterdik; bocalayıp dursunlar diye.

    Bayraktar Bayraklı

    Ahirete inanmayanların amellerini kendilerine süslemişizdir, onlar körü körüne bocalarlar.

    Edip Yüksel

    Ahiret gerçeğini onaylamayanların ise yaptıklarını kendilerine süslü göstermişizdir, bocalayıp dururlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ahirete inanmıyanların ise yaptıklarını kendilerine süslü göstermişizdir, bocalayıp dururlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ahirete inanmayanların yaptıklarını kendilerine süslü göstermişizdir de onlar ilerisini göremezler, kalpleri körelmiştir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü Ahırete inanmıyanların yaptıklarını kendilerine müzeyyen göstermişizdir de onlar ilerisini görmezler, kalbleri körelmiştir

    Erhan Aktaş

    Hesap gününe iman etmeyenlere, yaptıklarını sevimli gösterdik. Bu yüzden şaşkınlık içinde bocalayıp dururlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hesap Günü'ne inanmayanlara, yaptıklarını sevimli gösterdik. Bu yüzden şaşkınlık içinde bocalayıp dururlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hesap Günü'ne inanmayanlara, yaptıklarını sevimli gösterdik. Bu yüzden şaşkınlık içinde bocalayıp dururlar.

    Gültekin Onan

    Ahirete inanmayanlara gelince; biz onlara kendi yaptıklarını süslemişiz, böylece onlar, 'körlük içinde şaşkınca dolaşırlar'.

    Hasan Basri Çantay

    Biz, ahirete inanmayanların (kötü) amel (ve hareket) lerini kendileri için süslemişizdir de (kalbleri kör olarak) şaşırıb kalmakdadırlar.

    İbni Kesir

    Ahirete inanmayanlara gelince; muhakkak ki onlara, yaptıklarını güzel göstermişizdir. Bu yüzden şaşırıp kalmaktadırlar.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Tâ sîn, bunlar, Kuran’ın ve apaçık kitabın ayetleridir, iman edenler için müjdedir yol göstericidir / rehberdir. Müminler o kimselerdir ki n amazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, işte onlar, ahireti de yakinen / yaşayarak bilirler. Muhakkak ki Ahirete iman etmeyenlere , amellerini süslü gösterdik ve onlar, bocalıyorlar / debeleniyorlar , işte azabın kötüsü de onlaradır, ahirette de onlar hasara uğrayacaklardır. Muhakkak ki sana, yargılayan / hâkim olan ve bilen / alim katından Kur'an bırakılıyor.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz, ahirete iman etmeyenlerin amellerini kendilerine süslü göstermişizdir. Bu yüzden onlar körü körüne bocalayıp dururlar.

    Süleyman Ateş

    Ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslemişizdir, onlar körü körüne bocalarlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ahirete inanmayanlara, işlerini güzel gösteririz; onlar bocalarlar.

    Şaban Britch

    Ahirete ima etmeyenler ise, biz onlara amellerini süsledik de onlar bocalayıp dururlar.

    Şaban Piriş

    Ahirete inanmayanlar ise, biz onlara amellerini süsledik de onlar bocalayıp dururlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu bir gerçek ki, ahirete inanmayanların amellerini biz, kendileri için süsleyip püsledik. Bu yüzden onlar kalpleri körelmiş olarak şaşkınlık içinde bocalar dururlar.

  5. Neml suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 5. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَهُمْ سُوٓءُ ٱلْعَذَابِ وَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ هُمُ ٱلْأَخْسَرُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.

    Mehmet Okuyan

    İşte onlar, azabı en kötü olanlardır; ahirette en çok kaybedecek olanlar da onlardır.

    Mustafa İslamoğlu

    azabın en kötüsüne duçar olacak kimseler işte böyleleridir; ve onlar, evet onlardır en büyük kaybı yaşacacak olanlar.

    Muhammed Esed

    Azabın en kötüsüne uğrayacak olanlar işte böyleleridir; ahirette en büyük kayba uğrayacak olanlar da böyleleri..!

    Ahmed Hulusi

    İşte bunlar var ya, azabın kötüsü onlaradır! Gelecekteki yaşamda da en çok hüsrana uğrayacak olanlar onlardır!

    Ali Bulaç

    İşte onlar; en kötü azab onlarındır ve ahirette de en büyük kayba uğrayanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bunlar, azabı en ağır olanlardır, ahirette en çok ziyana uğrayacaklar da onlardır.

    Ali Rıza Safa

    Ağır bir cezayı hak etmiş olanlar, işte böyleleridir. Sonsuz yaşamda da en çok yitime uğrayanlar onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte bunlar, azabı en ağır olanlardır; ahirette en çok ziyana uğrayacaklar da onlardır.

    Edip Yüksel

    Onlar en kötü cezayı hak etmişlerdir ve ahirette de en çok kayba uğrayanlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar en kötü cezayı haketmişlerdir ve ahirette de en çok kayba uğrayanlardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar, o kimselerdir ki kendilerine azabın kötüsü vardır, ahirette en çok ziyana uğrayanlar da onlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    bunlar o kimselerdir ki kendilerine azabın kötüsü vardır ve bunlardır ki Ahırette en çok husrana düşenlerdir

    Erhan Aktaş

    Onlar için azabın kötüsü vardır. Onlar, Hesap gününde en çok ziyana uğrayacak kimselerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar için azabın kötüsü vardır. Onlar, Hesap Günü'nde en çok ziyana uğrayacak kimselerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar için azabın kötüsü vardır. Onlar, hesap gününde en çok ziyana uğrayacak kimselerdir.

    Gültekin Onan

    İşte onlar; en kötü azab onlarındır ve ahirette de en büyük kayba uğrayanlardır.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar öyle kimselerdir ki kötü azab (işte) onlara mahsusdur. Onlar ahiretde de en çok hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Bunlar öyle kimselerdir ki; kötü azap onlarındır. Ve onlar; ahirette de en çok hüsrana uğrayanların kendileridir.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Tâ sîn, bunlar, Kuran’ın ve apaçık kitabın ayetleridir, iman edenler için müjdedir yol göstericidir / rehberdir. Müminler o kimselerdir ki n amazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, işte onlar, ahireti de yakinen / yaşayarak bilirler. Muhakkak ki Ahirete iman etmeyenlere , amellerini süslü gösterdik ve onlar, bocalıyorlar / debeleniyorlar , işte azabın kötüsü de onlaradır, ahirette de onlar hasara uğrayacaklardır. Muhakkak ki sana, yargılayan / hâkim olan ve bilen / alim katından Kur'an bırakılıyor.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte en kötü azap onlarındır ve onlar ahirette de en çok hüsrana uğrayanlardır.

    Süleyman Ateş

    Onlar, öyle kimselerdir ki, en kötü azab kendilerinindir. Ve onlar ahirette de en çok ziyana uğrayanlardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, kötü bir azabı hak etmiş kimselerdir; onlar ahirette de değerlerini büsbütün yitirecek olanlardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar, o kötü azabı hak etmiş kimselerdir; ahirette çok zararlı çıkacaklardır.

    Şaban Britch

    İşte onlar! En kötü azap onlar içindir. Ahirette en büyük hüsrana uğrayacak olanlar, onlardır.

    Şaban Piriş

    İşte onlar! En kötü azap onlar içindir. Ahirette en büyük hüsrana uğrayacak olanlar, onlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte bunlardır kendilerine azabın korkuncu öngörülen. Ahirette hüsrana uğrayacaklar da onlardır.

  6. Neml suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Neml suresi, 6. ayet. وَإِنَّكَ لَتُلَقَّى ٱلْقُرْءَانَ مِن لَّدُنْ حَكِيمٍ عَلِيمٍ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz bu Kur'an sana, hüküm ve hikmet sahibi, hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Kur'an doğru hüküm veren, bilen (Allah) tarafından sana vahyedilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve elbet sen de bu Kur'an'a, her şeyi bilen, her hükmünde tam isabet edenin katından nail kılınmaktasın.

    Muhammed Esed

    Fakat (sana gelince, ey inanan kişi,) sen bu Kuran'ı her şeyin aslını bilen (ve dolayısıyla) her konuda doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen (Allah) katından almaktasın.

    Ahmed Hulusi

    Sen (şuurunla) kesinlikle Kuran'a, Hakiym ve Aliym'in ledünnünden (hakikatindeki Esma mertebesinden) nail olunuyorsun.

    Ali Bulaç

    Hiç şüphesiz, bu Kur'an, sana, hüküm ve hikmet sahibi olan, (ve her şeyi gerçeğiyle) bilen (Allah'ın) katından ilka edilmektedir.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) Şüphesiz ki bu Kur'an, hikmet sahibi ve her şeyi bilen Allah tarafından sana verilmektedir.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Kur'an, Bilgelik ve Adaletle Yönetenin; Bilenin katından sana ulaştırılıyor.

    Bayraktar Bayraklı

    "Ey Muhammed! Bu Kur'an sana, bilge ve bilgin olan Allah tarafından verilmektedir."

    Edip Yüksel

    Kuşkusuz sen bu Kuran'ı, Bilge ve Bilen birisinden almaktasın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kuşkusuz sen bu Kuran'ı, Bilge ve Bilen birisinden almaktasın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve gerçekten sen bu Kur'an'a bilgisinin nihayeti olmayan bir hikmet sahibi tarafından erdiriliyorsun.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve emin ol ki sen bu Kur'ana ılmine nihayet olmıyan bir hakimin ledünnünden irdiriliyorsun

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz Sen En İyi Hüküm Veren ve Her Şeyi Bilen tarafından Kur'an verilensin. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'la buluşturulansın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz Sen En İyi Hüküm Veren ve Her Şeyi Bilen tarafından Kur'an verilensin dipnot 1 .

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'la buluşturulansın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu Kur'an, sana En İyi Hüküm Veren ve Her Şeyi Bilen tarafından indirilmektedir.

    Gültekin Onan

    Hiç şüphesiz, bu Kuran, sana, hüküm ve hikmet sahibi olan, (ve her şeyi gerçeğiyle) bilen (Tanrı'nın) katından ilka edilmektedir."

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ki (bu) Kur'an sana (her şey'i) hakkıyle bilen, yegane hüküm ve hikmet saahibi (Allah) tarafından veriliyor.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki sen; Kur'an'ı Alim ve Hakim katından almaktasın.

    Mehmet Alagaş

    (1-6) Tâ sîn, bunlar, Kuran’ın ve apaçık kitabın ayetleridir, iman edenler için müjdedir yol göstericidir / rehberdir. Müminler o kimselerdir ki n amazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, işte onlar, ahireti de yakinen / yaşayarak bilirler. Muhakkak ki Ahirete iman etmeyenlere , amellerini süslü gösterdik ve onlar, bocalıyorlar / debeleniyorlar , işte azabın kötüsü de onlaradır, ahirette de onlar hasara uğrayacaklardır. Muhakkak ki sana, yargılayan / hâkim olan ve bilen / alim katından Kur'an bırakılıyor.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Muhakkak sen Kur’ân’ı Hakîm, Alîm olan (Allah katından) almaktasın.

    Süleyman Ateş

    (Ey Muhammed) Sana bu Kur'an, hüküm ve hikmet sahibi, (herşeyi) bilen (Allah) katından verilmektedir.

    Süleymaniye Vakfı

    Şüphesiz bu Kur'an sana, kararları doğru olan ve her şeyi bilen (Allah) katından ulaştırılmaktadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu Kur'an sana, doğru karar veren ve bilgili olan Allah tarafından verilmektedir.

    Şaban Britch

    Şüphesiz sen, Hakim ve Alim olanın katından Kur’an’ı almaktasın!

    Şaban Piriş

    Şüphesiz sen, Hakim ve Alim olanın katından Kur'an'ı almaktasın!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Emin ol ki, sen bu Kur'an'a Hakim ve Alim bir kudret tarafından muhatap kılınıyorsun.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.