Diyanet İşleri
Hani Musa, ailesine, "Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim" demişti.
Neml suresi · 7–14. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Neml suresi, 7. ayet. إِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِأَهْلِهِۦٓ إِنِّىٓ ءَانَسْتُ نَارًا سَـَٔاتِيكُم مِّنْهَا بِخَبَرٍ أَوْ ءَاتِيكُم بِشِهَابٍ قَبَسٍ لَّعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ
Hani Musa, ailesine, "Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim" demişti.
Hani Musa ailesine şöyle demişti: "Ben bir ateş gördüm. Size oradan bir haber getireceğim veya ısınacağınız bir kor getireceğim."
Hani bir zamanlar Musa ailesine demişti ki: "Bakın, gözüme ateş türü cazip bir şey ilişti; belki ondan size bir haber veya bir ateş koru getiririm de ısınırsınız."
Hani, (Çölde yolunu kaybeden) Musa ailesine: "(Uzakta) bir ateş görüyorum; size oradan (tutacağımız yol hakkında) belki bir haber getiririm, yahut ısınmanız için biraz közlenmiş odun getiririm" demişti.
Hani Musa kendi ehline: "Ben bir ateş algıladım. . . Ya ateşle ilgili bir haber getiririm yahut bir kor ateş getiririm belki ısınırsınız" dedi.
Hani Musa ailesine: "Şüphesiz ben bir ateş gördüm" demişti. "Size ondan ya bir haber veya ısınmanız için bir kor ateş getireceğim."
Hani Musa, ailesine şöyle demişti: Gerçekten ben bir ateş gördüm. (Gidip) size oradan bir haber getireceğim, yahut bir ateş parçası getireceğim, umarım ki ısınırsınız!
Musa, ailesine, şöyle demişti: "Aslında, bir ateş gördüm. Ondan bir haber getiririm veya bir parça kor getiririm; böylece, belki ısınırsınız!"
Hani Musa, ailesine şöyle demişti: "Gerçekten ben, bir ateş gördüm. Gidip size ondan bir haber getireceğim, yahut bir ateş parçası getireceğim, umarım ki ısınırsınız."
Hani Musa ailesine şöyle demişti: "Ben bir ateş gördüm, size ondan bir haber getireyim yahut size bir meşale getireyim de ısınasınız.
Hani Musa ailesine şöyle demişti: 'Ben bir ateş gördüm, size ondan bir haber getireyim, yahut size bir meşale getireyim de ısınasınız.
Hani bir vakit Musa ailesine: "Gerçekten bir ateş(in varlığını) hissettim. Ya ondan size bir haber getireceğim, yahut bir yalın şule alıp geleceğim, gerek ki, bir ocak yakar ısınırsınız."
Hani bir vakıt Musa, ehline demişti; ben cidden bir ateş hissettim, ondan size bir haber getireceğim, yahud bir yalın şu'le alıp geleceğim, gerek ki bir ocak yakar ısınırsınız
Hani Musa, yakınlarına: "Bir ateş fark ettim. Size ondan bir haber veya ısınmanız için kor halinde bir parça ateş getireceğim." demişti.
Hani Musa, yakınlarına: "Bir ateş fark ettim. Size ondan bir haber veya ısınmanız için kor halinde bir parça ateş getireceğim." demişti.
Hani Musa, yakınlarına: "Bir ateş fark ettim. Size ondan bir haber veya ısınmanız için kor halinde bir parça ateş getireceğim." demişti.
Hani Musa ehline (ailesine): "Şüphesiz ben bir ateş gördüm" demişti. "Size ondan ya bir haber veya ısınmanız için bir kor ateş getireceğim."
Hani Musa, aailesine: "Ben gerçek bir ateş, gördüm. Size ondan ya bir haber getireyim, yahud size parlak bir ateş koru getireyim. Taki ısınasınız" demişdi.
Hani Musa, ailesine demişti ki: Ben bir ateş gördüm. Size oradan; ya bir haber getireceğim, yahut da ısınasınız diye yanan bir ateş koru getireceğim.
(7-14) Musa yakın çevresine dedi ki muhakkak ki ben yakında bir ateş hissettim. Oradan size bir haber yahut ateşten bir kor getiririm, böylelikle belki ısınırsınız. Oraya geldiği zaman “Ateşteki ve etrafındakiler bereketli kılındı alemlerin Rabbi Allah'ı üstün tut” diye ona seslenildi. Ey Musa muhakkak ki O, benim, saygıdeğer ve hâkim olan Allah’ım, sopanı / asanı bırak dedi, bıraktığında onun sanki bir yılan gibi kımıldadığını gördü, arkasını dönüp kaçtı. Ey Musa korkma kesinlikle benim yanımda Resuller korkmazlar , zulmedenler hariçtir (onlar korksunlar) , zalimlikten sonra kötülüğü iyilikle yer değiştirirse / mübadele ederse eğer muhakkak ki ben de bağışlayanım, esirgeyenim. Elini koynuna sok , kusursuz bir beyazlıkta çıksın, firavuna ve kavmine karşı dokuz ayetlesin, Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış bir kavimdi. Her ne zaman onlara gör ebilecekleri ayetler geldi ise, o zaman dediler ki bu apaçık bir büyüdür / bir sihirdir. Kendi içlerinde inanmalarına / kanaat getirmelerine rağmen nefislerine yaptıkları z ulüm ve büyüklenme leri nedeniyle onunla mücadele ettiler. Şimdi, bozguncuların sonucu / akıbeti nasıl oluyor bir bak!
Hani Mûsâ aile halkına demişti ki: "Ben gerçekten bir ateş gördüm. Size ondan bir haber getirir yahut ısınmanız için size bir kor ateş getiririm."
Musa, ailesine: "Ben bir ateş gördüm (gidip) size ondan bir haber getireyim, yahut size bir ateş koru getireyim de ısınasınız." demişti.
Bir gün Musa ailesine şöyle demişti: "Bir ateş farkettim. Ondan size bir haber getiririm ya da ısınabilmeniz için ateşin korundan bir parça getiririm dipnot 1 ."
Bir gün Musa ailesine şöyle demişti: "Bir ateş gördüğüme eminim. Oradan size bir haber getiririm veya size ateşin korundan getiririm de ısınırsınız."
Hani Musa, ailesine:Ben bir ateş gördüm, oradan size bir haber getireceğim veya ısınabileceğimiz bir parça ateş getiririm, demişti.
Hani Musa, ailesine: -Ben bir ateş gördüm, oradan size bir haber getireceğim veya ısınabileceğimiz bir parça ateş getiririm, demişti.
Hatırla o zamanı; Musa, ailesine şöyle demişti: "Ben bir ateş fark ettim. Ondan size bir haber getireceğim, yahut parlak bir kor getireceğim ki ateş yakıp ısınabilesiniz."
Neml suresi, 8. ayet. فَلَمَّا جَآءَهَا نُودِىَ أَنۢ بُورِكَ مَن فِى ٱلنَّارِ وَمَنْ حَوْلَهَا وَسُبْحَٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
(Musa) Ateşe varınca ona şöyle seslenildi: "Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Alemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden uzaktır."
Oraya geldiğinde (kendisine) şöyle seslenilmişti: "Ateşin yanındakiler ve çevresindekiler bereketli kılınmıştır. Âlemlerin Rabbi olan Allah yücedir.
Fakat oraya gelince kendisine şöyle seslenildi: "Bu ışık kaynağının hem içinde hem de etrafında olan herkes mübarek kılınmıştır: zira Alemlerin Rabbi olan Allah'ın şanı pek yücedir.
Fakat oraya varınca, o'na şöyle seslenildi: "Bu ateşin (erişme alanı) içinde olan herkes ve çevresindeki herkes kutlu kılınmıştır! Sınırsız kudretiyle yüceler yücesidir Allah, alemlerin Rabbi!"
(Musa) ona (ateşe) geldiğinde: "O ateşin içindeki de, onun çevresinde olan da mübarek kılınmıştır! Subhan Allah alemlerin Rabbidir!" diye hitap algıladı.
Oraya gittiğinde, kendisine seslenildi: "Ateş (yerin)de olanlar da, çevresinde bulunanlar da kutlu kılınmıştır. Alemlerin Rabbi olan Allah yücedir.
Oraya geldiğinde şöyle seslenildi: Ateşin bulunduğu yerdeki ve çevresindekiler mübarek kılınmıştır! Alemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden münezzehtir!
Oraya geldiğinde, şöyle seslenildi: "Ateşin içinde ve çevresinde olanlar kutsanmıştır. Çünkü Evrenlerin Efendisi Allah, tüm yakıştırmalardan ayrıktır!"
Oraya geldiğinde şöyle seslenildi: "Ateşteki kimse de, ateşin çevresindekiler de kutsal kılınmıştır. Alemlerin Rabbi olan Allah, bütün noksanlıklardan uzaktır."
Oraya varınca kendisine, "Ateşin içinde bulunan da, çevresinde olan da kutludur" diye seslenildi. Evrenlerin Efendisi olan ALLAH çok yücedir.
Oraya varınca kendisine, 'Ateşin içinde bulunan da, çevresinde olan da kutludur,' diye seslenildi. Evrenlerin Rabbi olan ALLAH çok yücedir.
Ona vardığında şöyle seslenildi: "Haberin olsun, bu ateşteki kimse ve bunun çevresindekiler mübarek kılınmıştır; münezzehtir o alemlerin Rabbi Allah.
Derken vakta ki ona vardı şöyle nida olundu: haberin olsun mubarek kılınmıştır bu ateşteki kimse ve bunun havalisindekiler ve sübhandır o alemlerin rabbı Allah
Oraya gittiği zaman ona seslenildi: "Ateşin içinde ve etrafında olanlar kutlu kılındı. Ve alemlerin Rabb'i olan Allah, Subhan'dır. dipnot 1 "
Oraya gittiği zaman ona seslenildi: "Ateşin içinde ve etrafında olanlar kutlu kılındı. Ve Âlemlerin Rabbi olan Allah, Subhan'dır. dipnot 1 "
Oraya gittiği zaman ona seslenildi: "Ateşin içinde ve etrafında olanlar kutlu kılındı. Ve alemlerin Rabb'ı olan Allah, Subhan'dır. dipnot 1 "
Oraya gittiğinde, kendisine seslenildi: "Ateş (yerin)de olanlar da, çevresinde bulunanlar da kutlu kılınmıştır. Alemlerin rabbi olan Tanrı yücedir.
Vaktaki oraya gitdi, kendisine (şöyle) nida olundu: "Ateş (mahallin) de bulunana da, çevresinde olan kimselere de muhakkak (feyz ve) bereket verildi. Aalemlerin Rabbi olan Allah münezzehdir".
Oraya geldiği vakit, kendisine şöyle seslenildi: Ateşin yanında olan ve çevresinde bulunanlar mübarek kılınmıştır. Alemlerin Rabbı olan Allah, münezzehtir.
(7-14) Musa yakın çevresine dedi ki muhakkak ki ben yakında bir ateş hissettim. Oradan size bir haber yahut ateşten bir kor getiririm, böylelikle belki ısınırsınız. Oraya geldiği zaman “Ateşteki ve etrafındakiler bereketli kılındı alemlerin Rabbi Allah'ı üstün tut” diye ona seslenildi. Ey Musa muhakkak ki O, benim, saygıdeğer ve hâkim olan Allah’ım, sopanı / asanı bırak dedi, bıraktığında onun sanki bir yılan gibi kımıldadığını gördü, arkasını dönüp kaçtı. Ey Musa korkma kesinlikle benim yanımda Resuller korkmazlar , zulmedenler hariçtir (onlar korksunlar) , zalimlikten sonra kötülüğü iyilikle yer değiştirirse / mübadele ederse eğer muhakkak ki ben de bağışlayanım, esirgeyenim. Elini koynuna sok , kusursuz bir beyazlıkta çıksın, firavuna ve kavmine karşı dokuz ayetlesin, Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış bir kavimdi. Her ne zaman onlara gör ebilecekleri ayetler geldi ise, o zaman dediler ki bu apaçık bir büyüdür / bir sihirdir. Kendi içlerinde inanmalarına / kanaat getirmelerine rağmen nefislerine yaptıkları z ulüm ve büyüklenme leri nedeniyle onunla mücadele ettiler. Şimdi, bozguncuların sonucu / akıbeti nasıl oluyor bir bak!
Oraya geldiğinde kendisine şöyle seslenildi: "Ateşin yanında bulunan ve çevresinde olanlar bereketli kılınmışlardır. Âlemlerin Rabbi olan Allah her türlü noksanlıktan uzaktır."
Oraya gelince (kendisine) seslenildi: "Ateşin içinde bulunan da, çevresinde olan da mübarek kılındı. Alemlerin Rabbi Allah, eksikliklerden münezzehtir."
Oraya vardığında şöyle seslenildi: "Bu ateşte ve çevresinde olan kişiler bereketli kılınmışlardır dipnot 1 . Varlıkların sahibi olan Allah', her türlü eksiklikten uzaktır.
Oraya vardığında şöyle bir ses duyuldu: "Bu ateşte ve çevresinde olanlar bereketli kılınmışlardır. Sen, varlıkların sahibi olan Allah'a kulluk et.
Oraya gittiğinde kendisine (şöyle) seslenildi: Ateşte olanlar da çevresinde bulunanlar da bereketli kılınmıştır. Alemlerin Rabbi olan Allah (eksikliklerden) münezzehtir.
Oraya geldiğinde: -Ateşin içinde ve etrafında bulunanlar mübarek kılındı. Alemlerin Rabbi eksiklikten uzaktır diye seslenildi.
Musa ateşe vardığında şöyle çağrıldı. "Ateşteki kimse de ateşin çevresindekiler de kutsal ve bereketli kılınmıştır. Ve alemlerin Rabbi olan Allah, bütün eksiklik ve iğretiliklerden arınmıştır."
Neml suresi, 9. ayet. يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّهُۥٓ أَنَا ٱللَّهُ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
"Ey Musa! Gerçek şu ki, ben mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ım."
Ey Musa! Güçlü, doğru hüküm veren Allah, benim ben!
(İmdi) Ey Musa! Her işinde mükemmel, her hükmünde isabetli olan Allah var ya? İşte O Benim!
(Ve Allah Musa'ya:) "Ey Musa!" (dedi,) "Her zaman doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen O yüceler yücesi Allah Benim!"
"Ya Musa! Kesinlikle Ben O Allah'ım Aziyz, Hakiym olan!"
"Ey Musa, gerçekten Ben, güçlü ve üstün, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ım."
Ey Musa! İyi bil ki, ben, mutlak galip ve hikmet sahibi olan Allah’ım!
"Ey Musa! Kuşkusuz, Ben, Üstün Olan; Bilgelik ve Adaletle Yöneten Allah'ım!"
"Ey Musa! Gerçek şu ki, ben güçlü ve bilge olan Allah'ım."
"Musa, bu Benim, Ben Üstün ve Bilge olan ALLAH'ım."
'Musa, bu Benim, Ben Üstün ve Bilge olan ALLAH'ım.'
Ey Musa! gerçek şu; Benim o daima üstün ve hikmet sahibi olan Allah!
Ya Musa! hakıkat bu: benim o aziz, hakim Allah
"Ey Musa! Ben, Mutlak Üstün Olan ve En İyi Hüküm Veren Allah'ım!"
"Ey Musa! Ben, Mutlak Üstün Olan ve En İyi Hüküm Veren Allah'ım!"
"Ey Musa! Ben, Mutlak Üstün Olan ve En İyi Hüküm Veren Allah'ım."
"Ey Musa, gerçekten ben, güçlü ve üstün, hüküm ve hikmet sahibi olan Tanrı'yım."
"Ey Musa, hakıykat şudur ki mutlak gaalib olan, yegane hüküm ve hikmet saahibi olan Allah ben im".
Ey Musa; gerçek şu ki, Ben Hakim ve Aziz olan Allah'ım.
(7-14) Musa yakın çevresine dedi ki muhakkak ki ben yakında bir ateş hissettim. Oradan size bir haber yahut ateşten bir kor getiririm, böylelikle belki ısınırsınız. Oraya geldiği zaman “Ateşteki ve etrafındakiler bereketli kılındı alemlerin Rabbi Allah'ı üstün tut” diye ona seslenildi. Ey Musa muhakkak ki O, benim, saygıdeğer ve hâkim olan Allah’ım, sopanı / asanı bırak dedi, bıraktığında onun sanki bir yılan gibi kımıldadığını gördü, arkasını dönüp kaçtı. Ey Musa korkma kesinlikle benim yanımda Resuller korkmazlar , zulmedenler hariçtir (onlar korksunlar) , zalimlikten sonra kötülüğü iyilikle yer değiştirirse / mübadele ederse eğer muhakkak ki ben de bağışlayanım, esirgeyenim. Elini koynuna sok , kusursuz bir beyazlıkta çıksın, firavuna ve kavmine karşı dokuz ayetlesin, Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış bir kavimdi. Her ne zaman onlara gör ebilecekleri ayetler geldi ise, o zaman dediler ki bu apaçık bir büyüdür / bir sihirdir. Kendi içlerinde inanmalarına / kanaat getirmelerine rağmen nefislerine yaptıkları z ulüm ve büyüklenme leri nedeniyle onunla mücadele ettiler. Şimdi, bozguncuların sonucu / akıbeti nasıl oluyor bir bak!
"Ey Mûsâ, şüphesiz ki ben Azîz ve Hakîm olan Allah’ım."
"Ey Musa, gerçek şu ki ben, güçlü, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ım!"
Ey Musa! Ben daima üstün ve bütün kararları doğru olan Allah'ım dipnot 1 !
Bak Musa! O Allah benim; güçlü olan ve doğru karar veren Allah.
Ey Musa! Ben Aziz ve Hakim olan Allah’ım!
-Ey Musa, Ben Aziz ve Hakim olan Allah'ım!
"Ey Musa! Kuşkun olmasın ki ben, Allah'ım; Aziz olan, Hakim olanım..."
Neml suresi, 10. ayet. وَأَلْقِ عَصَاكَ فَلَمَّا رَءَاهَا تَهْتَزُّ كَأَنَّهَا جَآنٌّ وَلَّىٰ مُدْبِرًا وَلَمْ يُعَقِّبْ يَٰمُوسَىٰ لَا تَخَفْ إِنِّى لَا يَخَافُ لَدَىَّ ٱلْمُرْسَلُونَ
"Değneğini at." (Musa değneğini attı.) Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. (Allah, şöyle dedi): "Ey Musa, korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar."
Asanı (yere) bırak!" dipnot 1 Onu yılan gibi depreşir görünce, arkasına bakmadan geri dönmüştü. (Ona şöyle söylenmişti): "Ey Musa! Korkma! Çünkü benim huzurumda elçiler korkmaz.
Şimdi asanı yere bırak!" Fakat o asasının çevik ve kıvrak bir yılan gibi hızla aktığını görünce, ardına bakmadan kaçmaya başladı. (Allah) "Ey Musa, korkma! Çünkü Benim huzurumda elçiler korkuya kapılmazlar!
"Şimdi asanı yere bırak!" Fakat (Musa) asasının yılan gibi hızla hareket ettiğini görünce (korkuyla) arkasına bakmadan dönüp kaçtı. "Ey Musa, korkma!" (dedi, Allah,) "Çünkü, Benim Katımda mesaj taşıyıcılar için korku yok!
"Asanı at!". . . (Musa) asasının, sanki çevik bir yılan gibi hareket ettiğini görünce, geri dönüp kaçtı ve arkasına bakmadı. . . "Ya Musa, korkma! Muhakkak ki benim katımda Rasuller korkmaz!"
"Asanı bırak;" (Bıraktı ve) onun çevik bir yılan gibi hareket etttiğini görünce, geriye doğru kaçtı ve arkasına bakmadı. "Ey Musa, korkma; şüphesiz Ben(im); Benim yanımda gönderilen (elçiler) korkmaz."
Asânı at! Musa (asâyı atıp) onu yılan gibi deprenir görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı. (Kendisine dedik ki): Ey Musa! Korkma; çünkü benim huzurumda peygamberler korkmaz.
"Değneğini at!" Fakat onun hızlı bir yılan gibi aktığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. "Ey Musa! Korkma; Benim yanımda, gönderilen kesinlikle korkmaz!"
"Asanı at!" Musa onu yılan gibi deprenir görünce, dönüp arkasına bakmadan kaçtı. "Ey Musa! Korkma! Çünkü benim huzurumda peygamberler korkmaz."
"Değneğini at." Onu küçük bir yılan gibi titreştiğini görünce, arkasına dönüp bakmadan kaçtı. "Musa, korkma; elçiler huzurumda korkmazlar."
'Değneğini at.' Onu küçük bir yılan gibi titreştiğini görünce, arkasına dönüp bakmadan kaçtı. 'Musa, korkma; elçiler huzurumda korkmazlar.'
Ve bırak asanı!" Derken onu çevik bir yılan gibi çalkanıp kıvranır görünce, dönüp kaçtı ve arkasına bakmadı. "Ey Musa, korkma; çünkü peygamberler benim huzurumda korkmaz.
Ve bırak asanı, derken onu çevik bir yılan gibi ihtizaz ediyor görüverince dönüb geri kaçtı ve arkasından bakmadı, ya Musa, korkma, zira benim korkmaz yanımda Resul olanlar
"Asanı bırak!" Musa, asasını bırakmasıyla birlikte onun yılan gibi hareket ettiğini görünce, geri dönüp arkasına bakmadan kaçtı. "Ey Musa! Korkma, gerçekten Ben'im. Ben'im huzurumda Resuller korkmaz."
"Asanı bırak!" Musa, asasını bırakmasıyla birlikte onun yılan gibi hareket ettiğini görünce, geri dönüp arkasına bakmadan kaçtı. "Ey Musa! Korkma, gerçekten Benim. Benim huzurumda resuller korkmaz."
"Asanı bırak!" Musa, asasını bırakmasıyla birlikte onun yılan gibi hareket ettiğini görünce, geri dönüp arkasına bakmadan kaçtı. "Ey Musa! Korkma, gerçekten Ben'im. Benim huzurumda rasuller korkmaz."
"Asanı bırak." (Bıraktı ve) onun çevik bir yılan gibi hareket etttiğini görünce, geriye doğru kaçtı ve arkasına bakmadı. "Ey Musa, korkma; şüphesiz ben(im); benim yanımda gönderilen (elçiler) korkmaz."
"Asaanı bırak". (Muusa asaasını bırakıb da) onu çevik bir yılan gibi hareket eder görünce arkasına dönüb kaçdı ve geri dönmedi. "Ey Muusa, korkma. Çünkü ben (varım). Benim yanımda peygamber (hiçbir şeyden) korkmaz (lar)".
Değneğini at. Onun yılan gibi hareketler yaptığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı ve geri dönmedi. Ey Musa; korkma. Benim katımda muhakkak ki peygamberler korkmazlar.
(7-14) Musa yakın çevresine dedi ki muhakkak ki ben yakında bir ateş hissettim. Oradan size bir haber yahut ateşten bir kor getiririm, böylelikle belki ısınırsınız. Oraya geldiği zaman “Ateşteki ve etrafındakiler bereketli kılındı alemlerin Rabbi Allah'ı üstün tut” diye ona seslenildi. Ey Musa muhakkak ki O, benim, saygıdeğer ve hâkim olan Allah’ım, sopanı / asanı bırak dedi, bıraktığında onun sanki bir yılan gibi kımıldadığını gördü, arkasını dönüp kaçtı. Ey Musa korkma kesinlikle benim yanımda Resuller korkmazlar , zulmedenler hariçtir (onlar korksunlar) , zalimlikten sonra kötülüğü iyilikle yer değiştirirse / mübadele ederse eğer muhakkak ki ben de bağışlayanım, esirgeyenim. Elini koynuna sok , kusursuz bir beyazlıkta çıksın, firavuna ve kavmine karşı dokuz ayetlesin, Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış bir kavimdi. Her ne zaman onlara gör ebilecekleri ayetler geldi ise, o zaman dediler ki bu apaçık bir büyüdür / bir sihirdir. Kendi içlerinde inanmalarına / kanaat getirmelerine rağmen nefislerine yaptıkları z ulüm ve büyüklenme leri nedeniyle onunla mücadele ettiler. Şimdi, bozguncuların sonucu / akıbeti nasıl oluyor bir bak!
“Asanı bırak.” Onun ince yılanmış gibi hareket ettiğini görünce arkasına bakmaksızın dönüp gitti. “Korkma ey Mûsâ, çünkü benim katımda rasûller korkmaz.
"Asanı at!" (Musa attığı) asasının küçük bir yılan gibi titreştiğini görünce (korkudan) arkaya dön(üp kaç)dı, geri dön(üp bak)madı (bile). "Ey Musa korkma, çünkü ben (evet), benim huzurumda elçiler korkmaz(lar)."
"Değneğini at!" (dedi, o da attı dipnot 1 .) Değneğin yılan gibi kıvrıldığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı dipnot 2 . (Allah şöyle dedi:) "Korkma Musa! Elçi olarak görevlendirilenler benim huzurumda korkmazlar dipnot 3 .
Değneğini at. " Musa değneğin hızla hareket eden küçük yılan gibi salındığını görünce ne olacağını beklemeden dönüp kaçtı. "Korkma Musa! Elçiler benim yanımda korkuya kapılmazlar.
Değneğini at! Sanki onun bir yılan gibi hareket ettiğini görünce, arkasına bakmadan dönüp gitti. Ey Musa! Korkma! Benim yanımda peygamberler korkmaz.
Değneğini at! Sanki onun bir yılan gibi hareket ettiğini görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. -Ey Musa, korkma! Benim yanımda peygamberler korkmaz.
"Asanı bırak!" Bunun üzerine Musa, asayı çevik bir yılan gibi titreyip kıvrılır görünce gerisin geri kaçtı ve arkasına bakmadı. "Korkma ey Musa, benim. Benim huzurumda, elçi olarak gönderilenler korkmaz."
Neml suresi, 11. ayet. إِلَّا مَن ظَلَمَ ثُمَّ بَدَّلَ حُسْنًۢا بَعْدَ سُوٓءٍ فَإِنِّى غَفُورٌ رَّحِيمٌ
"Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim."
Ancak haksızlık edip sonra da işlediği kötülüğün ardından güzel davranan kişi (bilsin ki) ben çok bağışlayanım; çok merhametliyim. dipnot 1
Ancak zulme bulaşanlar hariç. Fakat daha sonra, o kötülüğün ardından gidişatlarını iyi yönde değiştirirlerse, unutmasınlar ki Ben tarifsiz bir bağış, eşsiz bir rahmet kaynağıyım!"
Bir haksızlık yapıp da sonra kötülüğü iyiliğe çeviren kimse için de (korku yok)! Çünkü, çok acıyıp esirgeyen gerçek bağışlayıcı Benim, Ben!"
"Ancak (nefsine) zulmeden müstesna! (Zulümden) sonra yaptığı kötü davranışı düzelten kişi için ise ben Ğafur'um, Rahıym'im. "
"Ancak zulmeden başka; sonra kötülüğün ardından iyiliğe çevirirse, artık şüphesiz Ben, bağışlayanım, esirgeyenim."
Ancak, kim haksızlık eder, sonra, işlediği kötülük yerine iyilik yaparsa, bilsin ki ben (ona karşı da) çok bağışlayıcıyım, çok merhamet sahibiyim.
"Haksızlık yapanlar dışında!" "Kuşkusuz, Ben, kötülük yaptıktan sonra iyiliğe çeviren kimse için, Sınırsız Bağışlayanım; Merhametliyim!"
"Ancak, kim zulmeder, sonra işlediği kötülük yerine iyilik yaparsa, bilsin ki ben çok bağışlayıcıyım; çok merhamet sahibiyim."
"Ancak kim zulmederse, sonra günahlarını bırakıp iyilik yaparsa ona karşı ben Bağışlayıcıyım, Rahimim."
'Ancak kim zulmederse, sonra günahlarını bırakıp iyilik yaparsa ona karşı ben Bağışlayıcıyım, Rahimim.'
Ancak kim haksızlık yapar, sonra da yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse Ben onu da bağışlayıcıyım, merhamet edenim.
Ancak zulmeden sonra da kötülüğün arkasından güzelliğe tebdil eyliyen başka, ona da ben gafur, rahimim
"Kim haksızlık yapar, sonra da yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse, bilsin ki Ben Çok Bağışlayıcı'yım ve Rahmeti Kesintisiz Olan'ım."
"Kim haksızlık yapar, sonra da yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse, bilsin ki Ben, Çok Bağışlayıcı'yım ve Rahmeti Kesintisiz Olan'ım."
"Kim haksızlık yapar, sonra da yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse, bilsin ki Ben, Çok Bağışlayıcıyım ve Rahmeti Kesintisiz Olan'ım."
"Ancak zulmeden başka; sonra kötülüğün ardından iyiliğe çevirirse, artık şüphesiz ben, bağışlayanım, esirgeyenim."
"Meğer ki zulmeden kimseler ola. Sonra bir kötülüğün ardından onu bir iyiliğe çevirirse şübhesiz ki ben (yine) hakkıyle yarlığayıcı, çok esirgeyiciyimdir".
Yalnız zulmeden bunun dışındadır. Sonra kötülüğün ardından iyiliğe çevirirse artık Ben, şüphesiz Gafur ve Rahim'im.
(7-14) Musa yakın çevresine dedi ki muhakkak ki ben yakında bir ateş hissettim. Oradan size bir haber yahut ateşten bir kor getiririm, böylelikle belki ısınırsınız. Oraya geldiği zaman “Ateşteki ve etrafındakiler bereketli kılındı alemlerin Rabbi Allah'ı üstün tut” diye ona seslenildi. Ey Musa muhakkak ki O, benim, saygıdeğer ve hâkim olan Allah’ım, sopanı / asanı bırak dedi, bıraktığında onun sanki bir yılan gibi kımıldadığını gördü, arkasını dönüp kaçtı. Ey Musa korkma kesinlikle benim yanımda Resuller korkmazlar , zulmedenler hariçtir (onlar korksunlar) , zalimlikten sonra kötülüğü iyilikle yer değiştirirse / mübadele ederse eğer muhakkak ki ben de bağışlayanım, esirgeyenim. Elini koynuna sok , kusursuz bir beyazlıkta çıksın, firavuna ve kavmine karşı dokuz ayetlesin, Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış bir kavimdi. Her ne zaman onlara gör ebilecekleri ayetler geldi ise, o zaman dediler ki bu apaçık bir büyüdür / bir sihirdir. Kendi içlerinde inanmalarına / kanaat getirmelerine rağmen nefislerine yaptıkları z ulüm ve büyüklenme leri nedeniyle onunla mücadele ettiler. Şimdi, bozguncuların sonucu / akıbeti nasıl oluyor bir bak!
“Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa; bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim.”
"Ancak zulmeden, sonra yaptığı kötülüğün yerine iyilik yapan olursa ona karşı da ben bağışlayıcı, esirgeyiciyim."
Yanlış yapan başka dipnot 1 . O da yaptığı kötülükten sonra onun yerine iyilik yaparsa dipnot 2 (bilsin ki) şüphesiz ben daima bağışlayan ve ikramı bol olanım dipnot 3 .
Sadece yanlış yapanlar korkarlar. Onlar da daha sonra kötülüğün yerine iyilik yaparlarsa ben de bağışlar, ikram ederim.
Ancak kim zulmeder, sonra işlediği kötülük yerine iyilik yaparsa, muhakkak ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim.
Ancak zulmedenler korkar. Kötülükten sonra iyilik yolunu tutanı, ben bağışlarım, merhamet ederim.
"Zulme bulaşan müstesna. O da bunu kötülüğün arkasından güzelliğe çevirirse hiç kuşkusuz ben Gafur'um, Rahim'im."
Neml suresi, 12. ayet. وَأَدْخِلْ يَدَكَ فِى جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَآءَ مِنْ غَيْرِ سُوٓءٍ فِى تِسْعِ ءَايَٰتٍ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَقَوْمِهِۦٓ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَٰسِقِينَ
"Elini koynuna sok; Firavun'a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir."
Elini koynuna sok ki kusursuz bembeyaz çıksın! dipnot 1 (Sen de) dokuz delil (mucize) dipnot 2 ile Firavun'a ve kavmine (git)! Çünkü onlar, yoldan çıkmış bir topluluk oldular.
"Şimdi de elini göğsüne sok! Her tür kusurdan arınmış olarak tertemiz, ışıl ışıl bir beyazlıkta çıkacaktır. Dokuz ayet de içinde olmak üzere, (bütün mucizelerle) Firavun ve kavmine git; çünkü onlar öteden beri yoldan çıkmış bir kavimdirler!
"Şimdi elini koynuna sok; her türlü lekeden arınmış olarak bembeyaz, ışıl ışıl çıkacaktır!" "(Ve şimdi de) dokuz mesaj(ımız)la Firavun ve onun toplumuna (git); çünkü onlar gerçekten yoldan çıkmış bir toplum haline geldiler!"
"Elini de koynuna sok. . . Sağlıklı, bembeyaz çıkar. . . Bunlar, Firavun ve onun toplumuna (onlarla irsal olunduğun) dokuz ayet içindedir! Muhakkak ki onlar inançları bozuk bir topluluk oldular. "
"Ve elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz çıkıversin, (bu,) Firavun ve kavmine olan dokuz ayet (mucize) içinde(n biri)dir. Gerçekten onlar, fasık olan bir kavimdir."
Elini koynuna sok da kusursuz bembeyaz çıksın. Dokuz mucize ile Firavun ve kavmine (git). Çünkü onlar artık yoldan çıkmış bir kavim olmuşlardır.
"Şimdi, elini göğsüne sok; Firavun ve onun toplumuna, dokuz mucizeden biri olarak, pürüzsüz bir biçimde ışıldayarak çıksın. Aslında, onlar, yoldan çıkmış bir toplumdur!"
"Elini koynuna sok da kusursuz, bembeyaz çıksın. Dokuz mucize ile Firavun ve kavmine git! Çünkü onlar artık yoldan çıkmış bir kavim olmuşlardır."
"Elini koynuna sok da; kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Firavun ve halkına göstereceğin dokuz mucizeden biridir. Onlar yoldan çıkan bir toplum olmuşlardır."
'Elini koynuna sok da; kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Firavun ve halkına göstereceğin dokuz mucizeden biridir. Onlar yoldan çıkan bir toplum olmuşlardır.'
Bir de elini koynuna sok; bembeyaz, kusursuz çıksın, Firavun ve kavmine dokuz mucizeden biri olarak. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplum oldular."
Bir de elini koynuna sok çıksın bembeyaz hiç bir afetsiz, dokuz ayet içinde, Fir'avne ve kavmına, çünkü onlar fasık bir kavm oldular
"Ve elini koynuna sok. Kötülük dipnot 1 olmaksızın onu bembeyaz olarak çıkar. Firavun ve halkına dokuz ayet dipnot 2 ile git. Çünkü onlar fasık bir halk oldular."
"Ve elini koynuna sok. Kötülük dipnot 1 olmaksızın onu bembeyaz olarak çıkar. Firavun ve halkına dokuz ayet dipnot 2 ile git. Çünkü onlar fasık dipnot 3 bir halk oldular."
"Ve elini koynuna sok. Onu bembeyaz olarak çıkar. Firavun ve kavmine dokuz ayet dipnot 1 ile git. Çünkü onlar fasık dipnot 2 bir toplum oldular."
"Ve elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz çıkıversin; (bu,) Firavun ve kavmine olan dokuz ayet içinde(n biri)dir. Gerçekten onlar, fasıklar kavmidir."
"Elini koynuna sok da Fir'avne ve kavmine (göstereceğin) dokuz mu'cize içinde o, kusursuz, bembeyaz olarak çıkıversin. Şübhesiz ki onlar fasıklar güruhudur".
Ve elini koynuna sok. Firavun ve kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz çıksın. Şüphesiz ki onlar; fasık bir kavim idiler.
(7-14) Musa yakın çevresine dedi ki muhakkak ki ben yakında bir ateş hissettim. Oradan size bir haber yahut ateşten bir kor getiririm, böylelikle belki ısınırsınız. Oraya geldiği zaman “Ateşteki ve etrafındakiler bereketli kılındı alemlerin Rabbi Allah'ı üstün tut” diye ona seslenildi. Ey Musa muhakkak ki O, benim, saygıdeğer ve hâkim olan Allah’ım, sopanı / asanı bırak dedi, bıraktığında onun sanki bir yılan gibi kımıldadığını gördü, arkasını dönüp kaçtı. Ey Musa korkma kesinlikle benim yanımda Resuller korkmazlar , zulmedenler hariçtir (onlar korksunlar) , zalimlikten sonra kötülüğü iyilikle yer değiştirirse / mübadele ederse eğer muhakkak ki ben de bağışlayanım, esirgeyenim. Elini koynuna sok , kusursuz bir beyazlıkta çıksın, firavuna ve kavmine karşı dokuz ayetlesin, Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış bir kavimdi. Her ne zaman onlara gör ebilecekleri ayetler geldi ise, o zaman dediler ki bu apaçık bir büyüdür / bir sihirdir. Kendi içlerinde inanmalarına / kanaat getirmelerine rağmen nefislerine yaptıkları z ulüm ve büyüklenme leri nedeniyle onunla mücadele ettiler. Şimdi, bozguncuların sonucu / akıbeti nasıl oluyor bir bak!
“Elini koynuna sok. Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Şüphesiz onlar fasık bir kavimdir.”
"Elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz (parıl parıl) çıksın. (Bu da) Fir'avn'a ve onun kavmine (göstereceğin) dokuz mu'cize içindedir. Çünkü onlar yoldan çıkan bir kavimdir."
Elini koynuna sok; lekesiz, bembeyaz olarak çıksın. Bu, Firavun'a ve halkına göstereceğin dokuz ayetin dipnot 1 /mucizenin içindedir. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir halktır."
Elini koynuna sok; lekesiz bembeyaz olarak çıkıversin. Bu, Firavun'a ve halkına karşı dokuz belgenin içindedir. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir halktır."
Elini koynuna sok hiç kusursuz, bembeyaz çıksın. firavun’a ve kavmine olan dokuz mucizeden biri budur. Onlar, fasık bir toplumdur.
Elini koynuna sok hiç kusursuz, bembeyaz çıksın. Firavun'a ve kavmine olan dokuz mucizeden biri budur. Onlar, yoldan çıkmış bir toplumdur.
"Elini koynuna sok; Firavun ve toplumuna yönelik dokuz mucizeden biri olarak pürüzsüz ve lekesiz, bembeyaz bir biçimde çıkacaktır. O Firavun ve yandaşları sapmış bir topluluk haline geldiler."
Neml suresi, 13. ayet. فَلَمَّا جَآءَتْهُمْ ءَايَٰتُنَا مُبْصِرَةً قَالُوا۟ هَٰذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ
Nitekim ayetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
Gerçeği ortaya koyucu delillerimiz kendilerine gelince ‘Bu, apaçık bir büyüdür!' demişlerdi.
Fakat onlara göz açıcı nitelikteki (mucizevi) ayetlerimiz gelince: "Bu apaçık bir büyüdür" dediler.
Fakat onlara gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan mesajlarımız gelince: "Bu apaçık bir büyü!" dediler;
Mucizelerimiz apaçık onlara geldiğinde: "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
Ayetlerimiz onlara, gözler önünde sergilenmiş olarak gelince dediler ki: "Bu, apaçık olan bir büyüdür."
Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: «Bu, apaçık bir büyüdür» dediler.
Gözleriyle gördükleri ayetlerimiz onlara geldiğinde, şöyle dediler: "Apaçık bir büyü bu!"
Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: "Bu, apaçık bir sihirdir" dediler.
Onlara açıkça görünen mucizelerimiz geldiğinde, "Bu apaçık bir büyüdür" dediler.
Onlara açıkça görünen mucizelerimiz geldiğinde, 'Bu apaçık bir büyüdür,' dediler.
Bu şekilde ayetlerimiz, hakikatı gözlerine sokarak onlara vardığı vakit: "Bu apaçık bir büyüdür!" dediler.
Bu suretle ayetlerimiz hakıkati gözlerine sokarak vardığı vakıt onlara bu apaçık bir sihir dediler
Onlara, gerçeği ortaya koyan ayetlerimiz dipnot 1 gelince, "Bu apaçık sihirdir." dediler.
Onlara, gerçeği ortaya koyan ayetlerimiz dipnot 1 gelince, "Bu apaçık sihirdir." dediler.
Onlara, gerçeği ortaya koyan ayetlerimiz dipnot 1 gelince, "Bu apaçık sihirdir." dediler.
Ayetlerimiz onlara gözler önünde sergilenmiş olarak gelince dediler ki: "Bu apaçık olan bir büyüdür."
Vaktaki ayetlerimiz böyle parlak (ve vazıh) olarak onlara geldi, "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.
Ayetlerimiz böyle vazıh olarak onlara gelince; bu, apaçık bir büyüdür, dediler.
(7-14) Musa yakın çevresine dedi ki muhakkak ki ben yakında bir ateş hissettim. Oradan size bir haber yahut ateşten bir kor getiririm, böylelikle belki ısınırsınız. Oraya geldiği zaman “Ateşteki ve etrafındakiler bereketli kılındı alemlerin Rabbi Allah'ı üstün tut” diye ona seslenildi. Ey Musa muhakkak ki O, benim, saygıdeğer ve hâkim olan Allah’ım, sopanı / asanı bırak dedi, bıraktığında onun sanki bir yılan gibi kımıldadığını gördü, arkasını dönüp kaçtı. Ey Musa korkma kesinlikle benim yanımda Resuller korkmazlar , zulmedenler hariçtir (onlar korksunlar) , zalimlikten sonra kötülüğü iyilikle yer değiştirirse / mübadele ederse eğer muhakkak ki ben de bağışlayanım, esirgeyenim. Elini koynuna sok , kusursuz bir beyazlıkta çıksın, firavuna ve kavmine karşı dokuz ayetlesin, Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış bir kavimdi. Her ne zaman onlara gör ebilecekleri ayetler geldi ise, o zaman dediler ki bu apaçık bir büyüdür / bir sihirdir. Kendi içlerinde inanmalarına / kanaat getirmelerine rağmen nefislerine yaptıkları z ulüm ve büyüklenme leri nedeniyle onunla mücadele ettiler. Şimdi, bozguncuların sonucu / akıbeti nasıl oluyor bir bak!
Nitekim ayetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince; “Bu apaçık bir sihirdir.” dediler.
Onlara açıkça görünen ayetlerimiz gelince: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.
Ayetlerimiz /mucizelerimiz onlara, gerçeği gösterecek şekilde gelince: "Bunlar apaçık sihirdir." dediler dipnot 1 .
Her şeyi açıkça gösteren belgelerimiz onlara gelince: "Bunlar açık büyüdür" dediler.
Nitekim mucizelerimiz, onların gözleri önüne serilince: Bu, apaçık bir sihirdir! dediler.
Nitekim ayetlerimiz, gözleriyle görecekleri şekilde, kendilerine gelince: - Bu, apaçık bir sihirdir! dediler.
İşte bu şekilde ayetlerimiz göz ve gönül açar bir biçimde onlara geldiğinde şunu deyiverdiler: "Açık bir büyüdür bu..."
Neml suresi, 14. ayet. وَجَحَدُوا۟ بِهَا وَٱسْتَيْقَنَتْهَآ أَنفُسُهُمْ ظُلْمًا وَعُلُوًّا فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُفْسِدِينَ
Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!
Kendileri bu delillere kesin olarak inandıkları hâlde, haksızlık ve kibirleri nedeniyle onları inkâr etmişlerdi. dipnot 1 Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!"
İç dünyalarında kesin kanaat getirdikleri halde, sırf gerçeği çarpıtma ve büyüklenmelerinden dolayı bile bile inkara saptılar: hele bir bak, fesatçıların akıbeti nasıl olurmuş?
ve zihnen onların doğruluğuna kani oldukları halde, sırf zulmü kendilerine yol edinmiş olmalarından ve kendilerini büyüklük duygusuna kaptırmış olmalarından ötürü mesajlarımıza karşı çıktılar; bak işte bozguncuların sonu nasıl oldu!
Enfüsleri onlara (Musa'nın bildirdiği hakikatlere) yakin duyduğu halde; zulüm ve büyüklük duygusuyla bile bile onları inkar ettiler. . . Bir bak, o bozguncuların sonu ne oldu!
Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak.
Kendileri de bunlara yakînen inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nice olduğuna bir bak!
Kendileri de onları kesin olarak bilmelerine karşın, haksızlık yaparak ve büyüklük taslayarak inkar ettiler. Artık, bozgunculuk yapanların sonunun nasıl olduğuna bir bak?
Kendileri de mucizelerimize kesin olarak inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden dolayı, onları bile bile inkar ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!
Zulüm ve kibirlerinden dolayı kendilerinin haklı olduğunu onayladılar ve onları reddettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna dikkat et.
Zulüm ve kibirlerinden dolayı kendilerinin haklı oduğuna inandılar ve onları reddettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna dikkat et.
Ve vicdanları bunlar(ın doğruluğun)a kesin bir kanaat getirdiği halde sırf zulüm ve kendilerini büyük görme yüzünden onları inkar ettiler; fakat, bak o bozguncuların akibeti nasıl oldu!
Ve nefisleri yakin hasıl ettiği halde mücerred zulm-ü kibirden onlara cehudluk ettiler, fakat bak o müfsidlerin akıbeti nasıl oldu?
Doğruluğundan emin oldukları halde, haksızca ve büyüklenerek mücadele ettiler. Ama bozguncuların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
Doğruluğundan emin oldukları halde, haksızca ve büyüklenerek mücadele ettiler. Ama bozguncuların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
Doğruluğundan emin oldukları halde, haksızca ve büyüklenerek bile bile yalanladılar. Ama bozguncuların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!
Vicdanları kabul ettiği halde zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak.
Vicdanları da bunlara tam bir kanaat haasıl etdiği halde zulm ve kibr ile yine bunları (inadlarından) inkar etdiler. (Habibim) fesadcıların encamı bak nice oldu!
Gönülleri kesin olarak kabul ettiği halde, zulüm ve kibirle bunları bile bile inkar ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak.
(7-14) Musa yakın çevresine dedi ki muhakkak ki ben yakında bir ateş hissettim. Oradan size bir haber yahut ateşten bir kor getiririm, böylelikle belki ısınırsınız. Oraya geldiği zaman “Ateşteki ve etrafındakiler bereketli kılındı alemlerin Rabbi Allah'ı üstün tut” diye ona seslenildi. Ey Musa muhakkak ki O, benim, saygıdeğer ve hâkim olan Allah’ım, sopanı / asanı bırak dedi, bıraktığında onun sanki bir yılan gibi kımıldadığını gördü, arkasını dönüp kaçtı. Ey Musa korkma kesinlikle benim yanımda Resuller korkmazlar , zulmedenler hariçtir (onlar korksunlar) , zalimlikten sonra kötülüğü iyilikle yer değiştirirse / mübadele ederse eğer muhakkak ki ben de bağışlayanım, esirgeyenim. Elini koynuna sok , kusursuz bir beyazlıkta çıksın, firavuna ve kavmine karşı dokuz ayetlesin, Muhakkak ki onlar yoldan çıkmış bir kavimdi. Her ne zaman onlara gör ebilecekleri ayetler geldi ise, o zaman dediler ki bu apaçık bir büyüdür / bir sihirdir. Kendi içlerinde inanmalarına / kanaat getirmelerine rağmen nefislerine yaptıkları z ulüm ve büyüklenme leri nedeniyle onunla mücadele ettiler. Şimdi, bozguncuların sonucu / akıbeti nasıl oluyor bir bak!
Kendileri de bunlara yakînen inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!
Vicdanları, onlar(ın doğruluğun)a kanaat getirdiği halde, sırf haksızlık ve böbürlenme yüzünden onları inkar ettiler. Bak işte o bozguncuların sonu nasıl oldu.
Mucizelerimiz hakkında, içlerinde bir şüphe kalmadığı halde yanlış yaparak ve büyüklenerek onları bile bile inkar ettiler dipnot 1 . Bak bakalım, o bozguncuların sonu ne oldu.
İçlerinde en küçük şüphe olmadığı halde zalimliklerinden ve büyüklenmelerinden dolayı bile bile inanmadılar. Bak bakalım, o bozguncuların sonu ne oldu.
Kendileri de bunlara yakinen inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları inkâr ettiler. İşte bak! Bozguncuların sonu nasıl oldu!
Gerçeği çok iyi anladıkları halde, sırf zalimlik ve büyüklenme yüzünden inkar ettiler. İşte bak, bozguncuların sonu nasıl oldu?!
Zulüm ve böbürlenmeyle, ona karşı çıktılar. Oysaki öz benlikleri, onun gerçekliğine kanaat getirmişti. Bak da gör, nasıl olmuştur o bozguncuların sonu!
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.