Nisâ suresi

Nisâ suresi, 113. ayet

Nisâ suresi, 113. ayet. وَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكَ وَرَحْمَتُهُۥ لَهَمَّت طَّآئِفَةٌ مِّنْهُمْ أَن يُضِلُّوكَ وَمَا يُضِلُّونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمْ وَمَا يَضُرُّونَكَ مِن شَىْءٍ وَأَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُن تَعْلَمُ وَكَانَ فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكَ عَظِيمًا

velevlâ faḍlü-llâhi `aleyke veraḥmetühû lehemmeṭ ṭâifetüm minhüm ey yüḍillûk. vemâ yüḍillûne illâ enfüsehüm vemâ yeḍurrûneke min şey'. veenzele-llâhü `aleyke-lkitâbe velḥikmete ve`allemeke mâ lem tekün ta`lem. vekâne faḍlü-llâhi `aleyke `ażîmâ.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Eğer Allah'ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. Halbuki onlar, ancak kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana kitabı (Kur'an'ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah'ın sana lütfu çok büyüktür.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 110–116 · surenin 113. ayeti / 176

Konu Hainleri savunma; gizli fısıldaşmalar Nisâ 105–115 3

  1. Nisâ 110

    Kim bir kötülük yapar, yahut kendine zulmeder, sonra da Allah'tan bağışlama dilerse, Allah'ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur.

  2. Nisâ 111

    Kim bir günah kazanırsa, onu ancak kendi aleyhine kazanmış olur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  3. Nisâ 112

    Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur.

  4. 113

    (Ey Muhammed!) Eğer Allah'ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. Halbuki onlar, ancak kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana kitabı (Kur'an'ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah'ın sana lütfu çok büyüktür.

  5. Nisâ 114

    Bir sadaka vermeyi, yahut iyilik yapmayı, yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah'ın rızasını kazanmak için yaparsa, biz ona büyük bir mükafat vereceğiz.

  6. Nisâ 115

    Kim, kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü'minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir.

  7. Nisâ 116

    Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar. Allah'a ortak koşan, kuşkusuz, derin bir sapıklığa düşmüştür.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

113. “Eğer üzerinde Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı onlardan bir zümre seni saptırmayı niyetlenmişlerdi.”

Bu âyet-i kerimelerin nüzul sebebi müfessirlerin naklettiklerine göre şudur: Bir hane halkı Medine’de hırsızlık yaptı. Onların hırsızlık yaptıkları ortaya çıkınca rezil rüsvay olmaktan korktular. Çaldıkları şeyi alıp bu işle hiçbir ilgisi bulunmayan birisinin evine bıraktılar. Hırsızlık yapan kişi yakınlarından yardım isteyerek Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gidip herkesin gözü önünde kendisinin bu işten uzak olduğunu ilan etmesini sağlamalarını istedi. Bunlar da gidip: Bizim adamımız, hırsızlık yapmamıştır, hırsızlık yapan kişi çalıntı olan mal evinde bulunan şahıstır, dediler. Hâlbuki o kişi suçsuzdu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de asıl hırsızlık yapan kişinin suçsuz olduğunu ilan edecek oldu. Bunun üzerine Yüce Allah bu âyet-i kerimeleri bu olayı açıklığa kavuşturmak, Rasûlünü de hainler adına davada bulunmaktan sakındırmak üzere indirdi.

Çünkü haksız bir kimsenin savunulması sapıklıktandır. Sapıklık da iki türlüdür. Bilgide sapıklık ki bu hakkı bilmemektir, diğeri ise amelde sapıklıktır ki bu da olmaması gereken işi yapmaktır. Allah, Rasûlünü amellerdeki sapıklıktan koruduğu gibi, bu türdeki bir bilgi sapıklığından da muhafaza buyurmuştur. Ayrıca onların hile ve tuzaklarının, hile ve tuzak kuran herkesin durumunda olduğu gibi kendi başlarına döneceğini haber vererek: “Halbuki onlar kendilerinden başkasını saptıramazlar” buyurmuştur. Çünkü bu hile ve tuzaklar ile maksatlarına ulaşamamışlardır. Onlar ancak ziyan ve mahrumiyet, günah ve hüsran elde edebildiler.

İşte bu, Allah’ın Rasûlüne büyük bir nimetidir ki bu nimet, hem olması gerekeni yapma muvaffakiyeti demek olan hayırlı amel nimetini, hem de haram olan her bir işten korunması nimetini ihtiva etmektedir. Daha sonra Yüce Allah Peygamberine ilim nimetini ihsan ettiğini söz konusu ederek: “Allah sana Kitabı ve hikmeti indirmiş…” buyurmaktadır. Yani O, senin üzerine bu Kur’ân-ı Azim’i ve içinde her bir şeyin açıklaması bulunan, öncekilerin ve sonrakilerin bilgisi olan Zikr-i Hakim’i indirmiştir.

Buradaki Hikmet, ya sünneti seniyyedir ki selef-i salihinden bazı kimseler bu konuda şöyle demişlerdir: “Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e Kur’ân-ı Kerîm indirildiği gibi sünnet de indirilirdi.” Yahut da hikmet; şeriatın hükümlerini bilmekten ayrı olarak, bunların sırlarının bilmek, her bir şeyi yerli yerine koymak ve her bir şeyi kendisine uygun olan sırada yerleştirmek demektir.

“ve sana bilmediklerini öğretmiştir.” Bu da Yüce Allah’ın Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e bütün öğrettiklerini kapsamaktadır. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, peygamberlikten önce Yüce Allah’ın şu buyruklarında ifade ettiği gibi idi: “Kitabın da imanın da ne olduğunu bilmezdin.” (eş-Şura, 42/52); “Şaşkınken seni doğru yola iletmedi mi?” (ed-Duhâ, 93/7) Daha sonra Yüce Allah ona vahyini indirdi, ona öğretti ve o, öyle bir kemal noktasına ulaştı ki öncekiler için de sonrakiler için de erişilmesi mümkün olmayacak ilmi bir makama yükseldi. O bakımdan kayıtsız ve şartsız olarak bütün yaratıkların en bilgini ve bütün yaratıklar arasında kemal sıfatlarını kendisinde en çok toplayan ve kemalin en ileri derecesine ulaşan o olmuştur.

Bundan dolayıdır ki Yüce Allah: “Allah’ın senin üzerindeki lütfu pek büyüktür” buyurmaktadır. Allah’ın, Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem’in üzerindeki lütfu, bütün yaratıklar üzerindeki lütfundan daha büyüktür. Allah’ın ona ihsan ettiği lütuf çeşitlerinin dökümünün yapılması mümkün değildir ve böyle bir şeyin gerçekleşebilmesi de söz konusu olamaz.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- Şayet Allah’ın seni masum kılarak sana lütfu olmasaydı, kendi nefislerine ihanet edenlerden bir topluluk seni haktan saptırmaya azmederlerdi de böylece sen de adaletsizce hükmedenlerden olurdun. Gerçekte onlar yalnızca kendilerini saptırıyorlar. Çünkü onların saptırma girişimlerinin sonucu kendilerine dönmektedir. Allah senin üzerine Kur’an’ı ve sünneti indirmiştir. Sana doğru yolu, aydınlığı ve daha önceden bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Peygamberlik ve masumiyet ihsan ederek, Allah’ın sana olan lütfu çok büyüktür

Kelimeler

33 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَوْلَا velevla ve olmasaydı
  2. فَضْلُ fedlu lutfu kök: فضل
  3. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  4. عَلَيْكَ aleyke sana
  5. وَرَحْمَتُهُۥ ve rahmetuhu ve acıması kök: رحم
  6. لَهَمَّت lehemmet yeltenmişti kök: همم
  7. طَّآئِفَةٌۭ taifetun bir grup kök: طوف
  8. مِّنْهُمْ minhum onlardan
  9. أَن en
  10. يُضِلُّوكَ yudilluke seni saptırmağa kök: ضلل
  11. وَمَا vema
  12. يُضِلُّونَ yudillune onlar saptıramazlar kök: ضلل
  13. إِلَّآ illa başkasını
  14. أَنفُسَهُمْ ۖ enfusehum kendilerinden kök: نفس
  15. وَمَا ve ma
  16. يَضُرُّونَكَ yedurruneke sana zarar veremezler kök: ضرر
  17. مِن min hiçbir
  18. شَىْءٍۢ ۚ şey'in şey kök: شيا
  19. وَأَنزَلَ ve enzele ve indirdi kök: نزل
  20. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  21. عَلَيْكَ aleyke sana
  22. ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitabı kök: كتب
  23. وَٱلْحِكْمَةَ velhikmete ve hikmeti kök: حكم
  24. وَعَلَّمَكَ ve allemeke ve sana öğretti kök: علم
  25. مَا ma şeyleri
  26. لَمْ lem
  27. تَكُن tekun olmadığın kök: كون
  28. تَعْلَمُ ۚ tea'lemu biliyor kök: علم
  29. وَكَانَ ve kane ve kök: كون
  30. فَضْلُ fedlu lutfu kök: فضل
  31. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  32. عَلَيْكَ aleyke sana
  33. عَظِيمًۭا azimen büyüktür kök: عظم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: همم (9 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Bir şey söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkar ettiler. Ayrıca…

  • Aynı kök: همم (9 geçiş) · Aynı kök: طوف (41 geçiş)

    Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.

  • Aynı kök: همم (9 geçiş) · Aynı kök: طوف (41 geçiş)

    Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının…

  • Aynı kök: طوف (41 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde…

  • Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    (95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar.…

  • Aynı kök: ضرر (74 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O'ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O'nun lütfunu…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    (Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. Arafat'tan ayrılıp (sel gibi Müzdelife'ye) akın…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf) · Ortak kavram: Hikmet

    Derken, Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Calut'u öldürdü. Allah, ona (Davud'a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

84 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Allah'ın sana lütfu ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya (şaşırtmaya) yeltenirdi. (Oysa) onlar, sadece kendilerini saptırır dipnot 1 ve sana asla zarar veremezler. Allah sana Kitabı (Kur'an'ı) ve hikmeti (doğru hüküm verme yeteneğini) indirmiş, sana bilmediğini öğretmiştir. Allah'ın sana olan lütfu büyüktür.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Al-i İmrân 3:69.

Mustafa İslamoğlu

Allah'ın sana lutfu ve rahmeti olmasaydı, o(kendilerine zulüm yapa)nlardan bazısı seni saptırmaya çalışırdı; fakat onlar kendilerinden başka kimseyi saptıramazlar ve sana hiçbir zarar veremezler. Zira Allah sana bu kitabı indirmiş, sana doğru hüküm vermeyi ve bilmediklerini öğretmiştir. Çünkü Allah'ın sana olan lutfu gerçekten büyüktür.

Muhammed Esed

Allahın sana lütfu ve rahmeti olmasaydı, o (kendilerine zulmede)nlerden bazısı seni saptırmaya çalışırdı; ama onlar kendilerinden başka kimseyi saptıramazlar. Sana asla bir zarar da veremezler, çünkü Allah sana bu ilahi kelamı indirmiş, hikmeti (vermiş) ve sana bilmediklerini öğretmiştir. Allahın sana olan lütfu gerçekten büyüktür.

Ahmed Hulusi

Eğer senin üzerinde Allah fazlı ve "HU"viyetinin rahmeti olmasaydı, onlardan bir taife seni saptırmaya elbette yeltenirdi. . . (Oysa) onlar ancak kendilerini saptırırlar! Sana hiçbir zarar veremezler! Allah sana Kitabı (Hakikat bilgisini) ve Hikmeti (Din ilmini, Sünnetullah marifetini) inzal etmiş (Esma boyutundan bilincine ulaştırmış) ve bilmediğini sana öğretmiştir. . . Allah'ın sana lütfu Aziym'dir.

Ali Bulaç

Eğer Allah'ın fazlı ve rahmeti senin üzerinde olmasaydı, onlardan bir grup, seni de saptırmak için tasarı kurmuştu. Oysa onlar, ancak kendi nefislerini saptırırlar ve sana hiç bir şeyle zarar veremezler. Allah, sana Kitabı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediklerini öğretti. Allah'ın üzerinizdeki fazlı çok büyüktür.

Ali Özek ve heyeti

Allah'ın sana lütfu ve esirgemesi olmasaydı, onlardan bir güruh seni saptırmaya yeltenmişti. Onlar yalnızca kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah sana Kitab'ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğini öğretmiştir. Allah'ın lütfü sana gerçekten büyük olmuştur.

Ali Rıza Safa

Allah'ın lütfu ve O'nun rahmeti senin üzerinde olmasaydı, onların arasından bir küme, kesinlikle seni saptırmak için uğraşırdı. Oysa kendilerinden başkasını saptıramazlar ve sana hiçbir şeyle dokunca veremezler. Allah, hem Kitap'ı ve bilgeliği sana indirmiş hem de bilmediklerini sana öğretmiştir. Çünkü Allah'ın, senin üzerindeki lütfu çok büyüktür.

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın sana lütfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir güruh seni saptırmaya yeltenmişti. Onlar yalnızca kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zaman zarar veremezler. Allah sana kitabı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğini öğretmiştir. Allah'ın lütfu sana gerçekten büyük olmuştur.

Edip Yüksel

ALLAH'ın sana lütfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptıracaktı. Onlar, yalnız kendilerini saptırır; sana hiçbir zarar veremezler. ALLAH sana kitap ve bilgeliği indirdi ve sana bilmediğin şeyleri öğretti. ALLAH'ın sana olan lütfu büyüktür.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

ALLAH'ın sana lütfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir grup seni nerdeyse saptıracaktı. Onlar, yalnız kendilerini saptırır; sana hiçbir zarar veremezler. ALLAH sana kitap ve bilgeliği indirdi ve sana bilmediğin şeyleri öğretti. ALLAH'ın sana olan lütfu büyüktür.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'ın sana lütfu ve merhameti olmasaydı onlardan bir kısmı seni bile hükmünde doğrudan saptırmayı planlamışlardı, oysa onlar yalnız kendilerini saptırırlar, sana da asla zarar veremezler. Nasıl yapabilirler ki Allah sana kitap (Kur'an) ve hikmet indirmekte ve bilmediklerini sana bildirmektedir. Allah'ın senin üzerinde bulunan lütfu çok büyüktür.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allahın fazl-ü rahmeti üzerinde olmasaydı onlardan bir taife seni bile hukümde haktan şaşırtmayı kurmuşlardı, maamafih onlar yalnız kendilerini şaşırırlar, sana hiç bir zarar edemezler, nasıl edebilirler ki Allah sana kitab ve hikmet indirmekte ve bilmediklerini sana bildirmektedir, hem Allahın senin üzerinde fazlı çok büyük bulunuyor

Erhan Aktaş

Allah'ın, sana lütfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan dipnot 1 bazıları seni saptırmaya yeltenmişti. Oysa onlar, kendilerinden başkasını saptıramazlar. Sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana Kitap'ı ve Hikmet'i dipnot 2 indirdi ve sana bilmediklerini öğretti. Kuşkusuz, Allah'ın sana lütfu çok büyüktür.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Günahkar suçlulardan.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kitap, Kur'an'ın niteliklerindendir. Kur'an'ın Allah tarafından buyrulan, kanıtlayıcı, yol gösterici, aydınlatıcı bilgi olmasını ve belirlenmiş ilkelerin ve kuralları ifade etmektedir. Hikmet, Kur'an'ın niteliklerindendir. Tıpkı Kur'an ve Zikir, Kur'an ve Furkan gibi (Bkz. 62:2). Hikmet, "engel olmak" demektir: Kur'an'ın toplumu güçlendirmek, sağlamlaştırmak, baskı, zulüm ve fesadı engellemek için konulan yasa, kural ve ilkelerini ifade etmektedir. Hikmetin anlamlarından birisi de sağlıklı düşünmek, gerçeği kavramak, doğru yargıda bulunmak yetisidir. Hikmet kavramının ayrıca yargılama, karar, güçlendirmek, sağlamlaştırmak, bilmek, bilge olmak, hakem, hakim, hüküm, hükümdar, hükümet, mahkeme, mahkum, tahakküm, istihkam, gibi anlamları bulunmaktadır. Hikmet kelimesine sünnet anlamı verilmesi doğru değildir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah'ın, sana lütfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan dipnot 1 bazıları seni saptırmaya yeltenmişti. Oysa onlar, kendilerinden başkasını saptıramazlar. Sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana Kitap'ı ve Hikmet'i dipnot 2 indirdi ve sana bilmediklerini öğretti. Kuşkusuz, Allah'ın sana lütfu çok büyüktür.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Günahkar suçlulardan.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kitap, Kur'an'ın Allah tarafından ileri sürülen, kanıtlayıcı, yol gösterici, aydınlatıcı bilgi olmasını ifade etmektedir. Hikmet, Kur'an'ın niteliklerinden birisidir. Tıpkı Kur'an ve Zikir, Kur'an ve Furkan gibi. Kur'an'ın toplumu güçlendirmek, sağlamlaştırmak, baskı, zulüm ve fesadı engellemek için konulan yasa, kural ve ilkeler ile ilgili alanını öne çıkaran bir nitelemedir. Hikmet sözcüğüne sünnet anlamı verilmesi doğru değildir. Hikmet, sözcük anlamı olarak engel olmak demektir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah'ın, sana lütfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan dipnot 1 bazıları seni saptırmaya yeltenmişti. Oysa onlar, kendilerinden başkasını saptıramazlar. Sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana Kitab'ı ve Hikmet'i dipnot 2 indirdi ve sana bilmediklerini öğretti. Kuşkusuz, Allah'ın sana lütfu çok büyüktür.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Günahkar suçlulardan.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu terkipteki kitap sözcüğü, Kur'an'ın Allah tarafından ileri sürülen, kanıtlayıcı, yol gösterici, aydınlatıcı bilgi olmasını ifade etmektedir. Hikmet sözcüğü Kur'an'dan başka bir şey değildir; Kur'an'ın niteliklerinden biridir. Tıpkı Kur'an ve Zikir, Kur'an ve Furkan terkipleri gibi. Bu sözcük, Kur'an'ın önemli bir özelliğini, yönünü vurgulayan bir nitelemedir. Hikmet, Kur'an'ın baskı, zulüm ve fesadı engellemek için konulmuş kanun, kural ve ilkeleri demektir.

Gültekin Onan

Eğer Tanrı'nın fazlı ve rahmeti senin üzerinde olmasaydı, onlardan bir grup, seni de saptırmak için tasarı kurmuştu. Oysa onlar, ancak kendi nefislerini saptırırlar ve sana hiç bir şeyle zarar vermezler. Tanrı, sana Kitabı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediklerini öğretti. Tanrı'nın üzerinizdeki fazlı çok büyüktür.

Hasan Basri Çantay

Üzerinde Allahın lutf-ü inayeti ve rahmeti olmasaydı onlardan bir güruh muhakkak seni bile (hükümde) şaşırtmayı kurmuşdu. Onlar kendilerinden başkasını sapdıramazlar ve sana hiç bir şeyden zarar da yapamazlar. (Nasıl yapabilirler ki) Allah sana kitabı ve hikmeti indirdi ve (evvelce) bilmediklerini sana öğretdi. Allahın senin üzerindeki lutf-ü inayeti çok büyükdür.

İbni Kesir

Eğer Allah'ın lütfu ve rahmeti üzerinde olmasaydı; onlardan bir takımı seni saptırmaya çalışırdı. Halbuki onlar, kendilerinden başkalarını saptıramazlar. Sana da bir zarar veremezler. Allah, sana kitabı ve hikmeti indirmiş, bilmediğini öğretmiştir. Ve Allah'ın senin üzerindeki lütfu çok büyük olmuştur.

Mehmet Alagaş

(107-113) Nefislerine ihanet edenler hakkında mücadele etme / cedelleşme, muhakkak ki Allah, alçakları ve günahkarları sevmez. İnsanlardan gizlemeye çalışırlar da Allah’tan saklayamazlar, Allah onlarla beraberdir. Allah’ın söz olarak hoşnut olmayacağı şeyi düzerler / beyitleştirirler , Allah yaptıklarını çevrelemiştir / kuşatmıştır. İşte siz öyle kimselersiniz ve diyelim ki onları dünya hayatında savundunuz / onlar için cedelleştiniz, kıyamet günü Allah’la onlar hakkında kim cedelleşecek? Onları kim savunacak? Yahut onlara kim vekil olacak? Her kim suç işlerse yahut nefsine zulmederse, sonra da Allah’tan bağışlamasını dilerse, Allah’ı, bağışlayıcı ve esirgeyici olarak bulacaktır. Her kim günah kazanmışsa onu kendi için kazanmıştır , Allah bilendir, hâkimdir. Her kim bir hata yahut günah kazanırsa sonra da onu iyi birinin üstüne atarsa o kesinlikle bühtan / iftira ve apaçık bir suç yüklenmiştir. Şayet Allah’ın sendeki fazlı ve rahmeti olmasaydı onlardan bir kısım seni saptırmaya yeltenmişti. (Hemme) onlar kendileri dışında kimseyi saptıramadılar , sana da bir zarar veremediler. Allah kitabı ve gerekçesini / hikmeti sana indirdi ve sana bilmediklerini öğretti , Allah’ın üzerindeki fazlı / erdemi çok büyük idi.

Rowwad Tercüme Merkezi

Eğer Allah’ın lütfu ve rahmeti senin üzerinde olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya çalışmıştı. Onlar, kendilerinden başkasını saptıramazlar ve sana hiçbir şeyle zarar veremezler. Allah sana kitabı ve hikmeti indirmiş, önceden bilmediklerini öğretmiştir. Allah’ın senin üzerindeki lütuf ve ihsanı çok büyüktür.

Süleyman Ateş

Allah'ın sana lutfu ve acıması olmasaydı, onlardan bir grup, seni saptırmağa yeltenmişti. Onlar sadece kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana Kitabı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediğin şeyleri öğretti. Allah'ın sana lutfu, cidden büyüktür.

Süleymaniye Vakfı

Eğer Allah'ın sana lütfu ve ikramı olmasaydı, onların bir kesimi seni saptırmakta kararlıydı. Oysa onlar sadece kendilerini saptırırlar. Sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, sana kitabı ve hikmeti indirmiş ve bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah'ın sana olan lütfu muazzamdır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Eğer Allah'ın sana lütfu ve ikramı olmasaydı, onlardan bir kesim seni yanıltmakta kararlıydı. Onlar kendilerinden başkasını yanıltamaz ve sana bir zarar veremezler. Allah, sana Kitabı ve Hikmeti indirmiş ve bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah'ın sana olan lütfu büyüktür.

Şaban Britch

Eğer Allah’ın lütfu ve rahmeti senin üzerinde olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya çalışmıştı. Onlar, kendilerinden başkasını saptıramazlar ve sana hiçbir şeyle zarar veremezler. Allah sana kitabı ve hikmeti indirmiş, önceden bilmediklerini öğretmiştir. Allah’ın senin üzerindeki lütuf ve ihsanı çok büyüktür.

Şaban Piriş

Eğer Allah'ın lütfu ve rahmeti senin üzerinde olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya çalışmıştı. Onlar, kendilerinden başkasını saptıramazlar ve sana hiç bir şeyle zarar veremezler. Allah sana kitabı ve hikmeti indirmiş, önceden bilmediklerini öğretmiştir. Allah'ın senin üzerindeki lütuf ve ihsanı çok büyüktür.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer Allah'ın senin üzerindeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir grup seni şaşırtmaya mutlaka yeltenecekti. Ama onlar kendilerinden başkasını saptıramazlar. Ve sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah sana Kitap'ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah'ın senin üzerindeki lütfu çok büyüktür.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And had it not been for Allah's efficacious grace and mercy abounding in you Muhammad some of those who mistake their way and do not employ the faculty of reason in forming conclusions would have resolved to lead you in the wrong, when in fact they will only mislead themselves. Nor, even though they desire to harm you, can they get you into harm's way. Allah has revealed to you the Book -the Quran- to guide you and acquaint your heart with wisdom and He imparted to you the knowledge of what you at no time knew, and Allah's grace and blessings on you have been indeed abounding.

Abdul Haleem

If it were not for the grace of God and His mercy to you [Prophet], a party of them would have tried to lead you astray; they only lead themselves astray, and cannot harm you in any way, since God has sent down the Scripture and Wisdom to you, and taught you what you did not know. God’s bounty to you is great indeed.

Abdullah Yusuf Ali

But for the Grace of Allah to thee and his Mercy, a party of them would certainly have plotted to lead thee astray. But (in fact) they will only Lead their own souls astray, and to thee they can do no harm in the least. For Allah hath sent down to thee the Book and wisdom and taught thee what thou Knewest not (before): And great is the Grace of Allah unto thee.

Abul A'la Maududi

(O Messenger!) But for Allah's favour and mercy upon you, a party of them had resolved to mislead you,yet they only misled them selves, and could not have harmed you in any way. dipnot 1 Allah revealed to you the Book and Wisdom, and He taught you what you knew not. Great indeed has been Allah's favour upon you.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Even if some people succeeded in their design to obtain from the Prophet (peace be on him) a wrong judgement in their favour by presenting a false account of events, the real loss would have been theirs rather than the Prophet's (peace be on him). For the real criminals in the sight of God are the perpetrators of that fraud and not the Prophet (peace be on him) who might in good faith have delivered a verdict that actually did not conform to the facts. Whoever obtains a judgement in his favour by tricking the courts deludes himself into believing that by such tricks he can bring right to his side; right remains with its true claimant regardless of judgements obtained by fraud and deception. (See also Towards Understanding the Qur'an, vol. I, (Surah 2, n. 197.)

Aisha Bewley

Were it not for Allah’s favour to you and His mercy, a group of them would almost have managed to mislead you. But they mislead no one but themselves and do not harm you in any way. Allah has sent down the Book and Wisdom to you and taught you what you did not know before. Allah’s favour to you is indeed immense.

Al-Hilali & Khan

Had not the Grace of Allâh and His Mercy been upon you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم), a party of them would certainly have made a decision to mislead you, but (in fact) they mislead none except their own selves, and no harm can they do to you in the least. Allâh has sent down to you the Book (The Qur’ân), and Al-Hikmah (Islâmic laws, knowledge of legal and illegal things i.e. the Prophet’s Sunnah - legal ways), and taught you that which you knew not. And Ever Great is the Grace of Allâh unto you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم).

Ali Quli Qarai

Were it not for Allah’s grace and His mercy on you, a group of them were bent on leading you astray; but they do not mislead anyone except themselves, and they cannot do you any harm. Allah has sent down to you the Book and wisdom, and He has taught you what you did not know, and great is Allah’s grace upon you.

Amatul Rahman Omar

(Prophet!) a party of those (who are false to themselves) had certainly made up their minds to ruin you, but for the grace of Allâh and His mercy upon you, they ruin none but themselves, and they can do you no harm. And Allâh has revealed to you this perfect Book and the Wisdom and has taught you that which you did not know. Allâh's favour upon you is great indeed (and you enjoy His protection in temporal as well as in spiritual matters).

Arthur John Arberry

But for God's bounty to thee and His mercy a party of them purposed to lead thee astray; but they lead only themselves astray; they do not hurt thee in anything. God has sent down on thee the Book and the Wisdom, and He has taught thee that thou knewest not; God's' bounty to thee is ever great.

Bijan Moeinian

If it were not for the Lord’s Grace and Mercy, the disbelievers could have changed your faith. They do not realize that their conspiracies lead to their further being misled and that they can not harm you the least [as you are protected by Go.] God has sent you this book and has blessed you with wisdom. He has taught you what you never knew before. Great indeed is God’s Grace on you.

E. Henry Palmer

Were it not for God's grace upon thee, and His mercy, a party of them would have tried to lead thee astray; but they only lead themselves astray; they shall not hurt you in aught: for God hath sent down upon thee the Book and the wisdom, and taught thee what thou didst not know, for God's grace was mighty on thee.

Edip-Layth

Had it not been for God's favor upon you and His mercy, when a group of them were insistent on misguiding you; they would not have misguided except themselves, nor would they harm you in anything. God has sent down to you the book and the wisdom, and He has taught you what you did not know. God's grace upon you is great.

George Sale

If the indulgence and mercy of God had not been upon thee, surely a part of them had studied to seduce thee; but they shall seduce themselves only, and shall not hurt thee at all. God hath sent down unto thee the book of the Koran and wisdom, and hath taught thee that which thou knewest not; for the favour of God hath been great towards thee.

Hamid S. Aziz

Were it not for Allah's grace upon you, and His mercy, a party of them would have tried to lead you astray; but they only lead themselves astray; they shall not hurt you at all: for Allah hath sent down upon you the Book and the Wisdom, and taught you what you did not know. Mighty was the Grace of Allah on you.

Mahmoud Ghali

And had it not been for the Grace of Allah upon you (i. e., the prophet) and His mercy, a section of them would indeed have designed to lead you into error; and in no way do they lead anyone to error except themselves; and in no way do they harm you in anything. And Allah has sent down on you the Book and (the) Wisdom, and He has taught you whatever you did not know; and the Grace of Allah upon you has been magnificent.

Marmaduke Pickthall

But for the grace of Allah upon thee (Muhammad), and His mercy, a party of them had resolved to mislead thee, but they will mislead only themselves and they will hurt thee not at all. Allah revealeth unto thee the Scripture and wisdom, and teacheth thee that which thou knewest not. The grace of Allah toward thee hath been infinite.

Mohamed Ahmed - Samira

But for the mercy of God and His grace you would certainly have been misled by a section of them; yet they could not mislead you but themselves alone, and could do you no harm, for God has revealed to you the Book and the Law, and taught you what you did not know. Great have been the blessings of God on you.

Muhammad Asad

And but for God's favour upon thee and His grace, some of those [who are false to themselves] would indeed endeavour to lead thee astray; yet none but themselves do they lead astray. Nor can they harm thee in any way, since God has bestowed upon thee from on high this divine writ and [given thee] wisdom, and has imparted unto thee the knowledge of what thou didst not know. And God's favour upon thee is tremendous indeed.

Mustafa Khattab

Had it not been for Allah’s grace and mercy, a group of them would have sought to deceive you ˹O Prophet˺. Yet they would deceive none but themselves, nor can they harm you in the least. Allah has revealed to you the Book and wisdom and taught you what you never knew. Great ˹indeed˺ is Allah’s favour upon you!

Progressive Muslims

And had it not been for God's favour upon you and His mercy, when a group of them were insistent on misguiding you; they would not have misguided except themselves, nor would they harm you in anything. And God has sent down to you the Scripture and the wisdom, and He has taught you that which you did not know. God's grace upon you is great.

Rashad Khalifa

If it were not for GOD's grace towards you, and His mercy, some of them would have misled you. They only mislead themselves, and they can never harm you in the least. GOD has sent down to you the scripture and wisdom, and He has taught you what you never knew. Indeed, GOD's blessings upon you have been great.

Sahih International

And if it was not for the favor of Allah upon you, [O Muúammad], and His mercy, a group of them would have determined to mislead you. But they do not mislead except themselves, and they will not harm you at all. And Allah has revealed to you the Book and wisdom and has taught you that which you did not know. And ever has the favor of Allah upon you been great.

Sam Gerrans

And were it not for the bounty of God and His mercy upon thee, a number of them had purposed to lead thee astray; and they lead astray only themselves, and they harm thee not at all. And God sent down upon thee the Writ and wisdom; and He has taught thee what thou knewest not. And the bounty of God towards thee is tremendous.

Shabbir Ahmed

But for the Grace of Allah upon you (O Prophet), a party among them were bent upon diverting you, but they only misled themselves. They cannot hurt you at all. He has given you the Law and the Logic behind it. He teaches you that which you knew not. Contrary to blind faith, the use of Reason empowers you with Conviction (12:108). The Grace of Allah upon you is Infinite.

Syed Vickar Ahamed

If it was not by the Grace of Allah and His Mercy upon you, a party of them would have truly plotted to lead you astray. But (in reality) they will only lead their own souls astray, and to you they can do no harm in the least. Allah has sent down to you the Book and Wisdom and He taught you what you did not know (before): And the Grace of Allah is great for you.

Taqi Usmani

If the grace of Allah and His mercy had not been with you, a group from them had resolved to mislead you, while they mislead none but themselves; and they can do you no harm. Allah has revealed to you the Book and the wisdom, and has taught you what you did not know. The grace of Allah on you has always been great.

The Monotheist Group

And had it not been for the grace of God upon you and His mercy, a group of them would have obsessed on misguiding you; they would not have misguided except themselves, nor would they harm you in anything. And God has sent down to you the Book and the wisdom, and He has taught you what you did not know. And the grace of God upon you is great.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 113. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 113. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 113. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩