Diyanet İşleri
Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur.
Nisâ suresi
Nisâ suresi, 112. ayet. وَمَن يَكْسِبْ خَطِيٓـَٔةً أَوْ إِثْمًا ثُمَّ يَرْمِ بِهِۦ بَرِيٓـًٔا فَقَدِ ٱحْتَمَلَ بُهْتَٰنًا وَإِثْمًا مُّبِينًا
vemey yeksib ḫaṭîeten ev iŝmen ŝümme yermi bihî berîen feḳadi-ḥtemele bühtânev veiŝmem mübînâ.
Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Hainleri savunma; gizli fısıldaşmalar Nisâ 105–115 3
İşte siz öyle kimselersiniz (ki, diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. Ya kıyamet günü onları Allah'a karşı kim savunacak, yahut kim onlara vekil olacak?
Kim bir kötülük yapar, yahut kendine zulmeder, sonra da Allah'tan bağışlama dilerse, Allah'ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur.
Kim bir günah kazanırsa, onu ancak kendi aleyhine kazanmış olur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur.
(Ey Muhammed!) Eğer Allah'ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. Halbuki onlar, ancak kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana kitabı (Kur'an'ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah'ın sana lütfu çok büyüktür.
Bir sadaka vermeyi, yahut iyilik yapmayı, yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah'ın rızasını kazanmak için yaparsa, biz ona büyük bir mükafat vereceğiz.
Kim, kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü'minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
112. “Kim bir hata” büyük bir günah “ya da” bundan daha aşağı olan küçük bir “günah kazanır sonra da onu” bizatihi günahkâr olsa bile o günahı işlememiş olan “bir suçsuzun üstüne atarsa” bu günahı işledi diye onu itham ederse “muhakkak büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.” Yani böyle bir kimse suçsuza iftira etmiş ve açıkça günah olan bir vebali yüklenmiş olur.
Bu buyruk, böyle bir davranışın büyük ve kişiyi helâk edici günahlardan olduğunun delilidir. Çünkü böyle bir davranış birden çok kötülüğü bir arada işlemek demektir: Büyük ve küçük günahı kazanmak, sonra bunu işlememiş kimseye “işledi” diye iftirada bulunmak, arkasından kendisini temize çıkarıp suçsuzu itham etmek sureti ile oldukça ağır ve çirkin yalanlar söylemek. Ayrıca bunun sonucunda söz konusu olacak dünyevi ceza asıl uygulanması gereken kimseye uygulanmayıp bunu hak etmemiş kimseye uygulanacak, daha sonra buna bağlı olarak insanlar da suçsuz hakkında ileri geri konuşacaklar... ve buna benzer daha pek çok kötülük söz konusu olur ki Yüce Allah’tan bu gibi fesatlardan ve her türlü kötülükten esenlik dileriz.
Daha sonra Yüce Allah, Rasûlünü saptırmak isteyen kimselere karşı onu koruması ve muhafaza etmesi lütfunu söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kim istemeden bir hata yapar veya bilerek bir günah işler de ardından o günahla suçsuz bir insanı itham ederse, bu yaptığı işle kesinlikle büyük bir yalan ve apaçık bir günahı yüklenmiş olur.
Aynı kök: بهت (8 geçiş) · Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: حمل (64 geçiş)
Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
Aynı kök: خطا (22 geçiş) · Aynı kök: حمل (64 geçiş) · Aynı kök: كسب (67 geçiş)
Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua…
Aynı kök: بهت (8 geçiş) · Aynı kök: اثم (49 geçiş)
Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz, öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. İftira…
Aynı kök: خطا (22 geçiş) · Aynı kök: حمل (64 geçiş)
İnkar edenler iman edenlere, "Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim" derler. Halbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek…
Aynı kök: خطا (22 geçiş) · Aynı kök: كسب (67 geçiş)
Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi…
Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: كسب (67 geçiş)
Kim bir günah kazanırsa, onu ancak kendi aleyhine kazanmış olur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: كسب (67 geçiş)
Günahın açığını da bırakın, gizlisini de. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır.
Aynı kök: اثم (49 geçiş) · Aynı kök: كسب (67 geçiş)
O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir güruhtur. Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. Aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kim küçük veya büyük bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz ki büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.
Kim de bir hata yapar ya da günah işler ardından da onu suçsuz bir kimsenin üzerine atarsa, işte o zaman korkunç bir iftiranın ve aşikar bir günahın vebalini yüklenmiş olur.
Ama kim bir hata yapar ve günah işler de sonra onu suçsuz bir kimsenin üstüne atarsa, iftira suçu ve (hatta daha da) iğrenç bir günah yüklenmiş olur.
Kim bir kabahat veya suç işler de onu masum birinin üstüne atarsa, gerçekten açık bir iftira ile büyük bir suç yüklenmiş olur.
Kim bir hata veya günah kazanır da sonra bunu bir suçsuza yüklerse, gerçekten o, böyle bir yalan (bühtan)ı ve apaçık bir günahı yüklenmiştir.
Kim kasıtlı veya kasıtsız bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak ki, büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.
Kim bir yanlış yaptıktan veya suç işledikten sonra, onu bir suçsuzun üzerine atarsa, onu karalamış ve apaçık bir suç yüklenmiş olur.
Kim bir hata yapar ve günah işler de sonra onu suçsuz bir kimsenin üstüne atarsa, büyük bir iftira ve iğrenç bir günah yüklenmiş olur.
Kim bir hata yahut bir günah işler de sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa şüphesiz büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.
Kim bir hata yahut bir günah işler de sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa şüphesiz büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.
Kim de bir cinayet veya bir suç işler de sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz bir iftirada bulunmuş ve açık bir günah daha yüklenmiş olur.
Her kim de bir cinayet veya bir vebal kazanır da sonra onu bir bigünahın üzerine atarsa şüphesiz bir bühtan ve açık bir vebal daha yüklenmiş olur
Kim bir yanlış yapar veya günah işler, sonra da onu suçsuz birinin üzerine atarsa, muhakkak ki büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.
Kim bir yanlış yapar veya günah işler, sonra da onu suçsuz birinin üzerine atarsa, muhakkak ki büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.
Kim bir hata yapar veya günah işler, sonra da onu suçsuz birinin üzerine atarsa, iftira etmiş ve apaçık bir günaha girmiş olur.
Kim bir hata veya günah kazanır da sonra bunu bir suçsuza yüklerse, gerçekten o, böyle bir yalan (bühtan)ı ve apaçık bir günahı yüklenmiştir.
Kim bir hataa veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuz (un üstüne) atarsa muhakkak ki o, bir iftirayı ve apaçık bir günahı da sırtına yüklemişdir.
Kim, bir hata veya bir günah işler de sonra onu bir suçsuzun üstüne atarsa; şüphesiz iftira etmiş ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.
(107-113) Nefislerine ihanet edenler hakkında mücadele etme / cedelleşme, muhakkak ki Allah, alçakları ve günahkarları sevmez. İnsanlardan gizlemeye çalışırlar da Allah’tan saklayamazlar, Allah onlarla beraberdir. Allah’ın söz olarak hoşnut olmayacağı şeyi düzerler / beyitleştirirler , Allah yaptıklarını çevrelemiştir / kuşatmıştır. İşte siz öyle kimselersiniz ve diyelim ki onları dünya hayatında savundunuz / onlar için cedelleştiniz, kıyamet günü Allah’la onlar hakkında kim cedelleşecek? Onları kim savunacak? Yahut onlara kim vekil olacak? Her kim suç işlerse yahut nefsine zulmederse, sonra da Allah’tan bağışlamasını dilerse, Allah’ı, bağışlayıcı ve esirgeyici olarak bulacaktır. Her kim günah kazanmışsa onu kendi için kazanmıştır , Allah bilendir, hâkimdir. Her kim bir hata yahut günah kazanırsa sonra da onu iyi birinin üstüne atarsa o kesinlikle bühtan / iftira ve apaçık bir suç yüklenmiştir. Şayet Allah’ın sendeki fazlı ve rahmeti olmasaydı onlardan bir kısım seni saptırmaya yeltenmişti. (Hemme) onlar kendileri dışında kimseyi saptıramadılar , sana da bir zarar veremediler. Allah kitabı ve gerekçesini / hikmeti sana indirdi ve sana bilmediklerini öğretti , Allah’ın üzerindeki fazlı / erdemi çok büyük idi.
Kim de bir hata veya günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak ki, büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.
Kim bir hata, ya da günah işler de sonra onu bir suçsuzun üstüne atarsa, muhakkak ki büyük bir iftira ve açık bir günah yüklenmiş olur.
Kim bir hata yapar veya günah işler de onu bir suçsuzun üzerine atarsa, bir iftirayı ve açık bir günahı yüklenmiş olur.
Kim bir hata yapar veya günah işler de onu bir suçsuzun üzerine atarsa, bir iftira ve açık bir günah daha yüklenmiş olur.
Kim de bir hata veya günah işler sonra da onu bir suçsuza atarsa, o, iftira ve büyük bir günahı yüklenmiş olur.
Kim de bir hata veya günah işler sonra da onu bir suçsuza atarsa, o, iftira ve büyük bir günahı yüklenmiş olur.
Kim bir hata yahut günah işler de sonra onunla bir suçsuzu itham ederse hiç kuşkusuz, büyük bir iftira ve açık bir günah yüklenmiş olur.
And he who makes a mistake or does something in a manner contrary to equity and uprightness or commits a crime and hides his guilty front with innocent snow and throws the blame or lays it on someone who is innocent, shall have burdened himself with, the guilt of intentional assertion of falsehood and of standing before Allah manifest of crime.
and anyone who commits an offence or a sin, and then throws the blame on to some innocent person, has burdened himself with deceit as well as flagrant sin.
But if any one earns a fault or a sin and throws it on to one that is innocent, He carries (on himself) (Both) a falsehood and a flagrant sin.
But he who commits either a fault or a sin, and then casts it upon an innocent person, lays upon himself the burden of a false charge and a flagrant sin.
Anyone who commits an error or an evil action, and then ascribes it to someone innocent, bears the weight of slander and clear wrongdoing.
And whoever earns a fault or a sin and then throws it on to someone innocent, he has indeed burdened himself with falsehood and a manifest sin.
But someone who commits an iniquity or sin and then accuses an innocent person of it, is indeed guilty of calumny and a flagrant sin.
But one who commits a fault or a sin and imputes it to an innocent person (for the sake of his own defence), he certainly bears the burden of calumny along with that of a flagrant sin.
And whosoever earns a fault or a sin and then casts it upon the innocent, thereby has laid upon himself calumny and manifest sin.
If someone makes a mistake and then blames an innocent one for that, then he has committed a big sin.
And whoso commits a fault or a sin and throws it on the innocent, he hath to bear a calumny and a manifest sin.
Whoever does a mistake or wrongdoing, then blames it on an innocent person; he has incurred falsehood and a clear sin.
And whoso committeth a sin or iniquity, and afterwards layeth it on the innocent, he shall surely bear the guilt of calumny and manifest injustice.
And whoever commits a fault or a wrong and throws it on the innocent, he has burdened himself with a falsehood and a manifest crime (sin).
And whoever earns an offense or a vice (and) thereafter throws (the blame thereof) upon an innocent one, then he has readily burdened himself with all-malicious calumny and evident vice.
And whoso committeth a delinquency or crime, then throweth (the blame) thereof upon the innocent, hath burdened himself with falsehood and a flagrant crime.
He who commits a mistake or iniquity and ascribes it to one who is innocent, is guilty of calumny and brazen sin.
But he who commits a fault or a sin and then throws the blame therefore on an innocent person, burdens himself with the guilt of calumny and [yet another] flagrant sin.
And whoever commits an evil or sinful deed then blames it on an innocent person, they will definitely bear the guilt of slander and blatant sin.
And whoever does a mistake or wrongdoing, then blames it on an innocent person; he has incurred falsehood and a clear sin.
Anyone who earns a sin, then accuses an innocent person thereof, has committed a blasphemy and a gross offense.
But whoever earns an offense or a sin and then blames it on an innocent [person] has taken upon himself a slander and manifest sin.
And whoso commits an offence or any sin then casts it upon an innocent, he has laid upon himself calumny and obvious sin.
And whoever commits a fault or such violation, but throws the blame on the innocent, burdens himself with slander and a clear violation that drags the "Self" down.
But if anyone earns a fault or a sin and blames it on to one who is innocent, he (the sinner) carries (on himself both) a falsehood and an open sin.
Whoever commits a vice or a sin, then shifts its blame to an innocent person, he indeed takes the burden of a false imputation and a glaring sin.
And whoever does a mistake or sin, then blames it on an innocent person; he has incurred falsehood and a clear sin.