Nisâ suresi

Nisâ suresi, 151. ayet

Nisâ suresi, 151. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَٰفِرُونَ حَقًّا وَأَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا

ülâike hümü-lkâfirûne ḥaḳḳâ. vea`tednâ lilkâfirîne `aẕâbem mühînâ.

Diyanet İşleri

(150-151) Şüphesiz, Allah'ı ve peygamberlerini inkar edenler, Allah'a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler, "(Peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkar ederiz" diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçekten kafirlerdir. Biz de kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 148–154 · surenin 151. ayeti / 176

Konu Münafıkların bocalaması ve en aşağı tabaka Nisâ 142–152 3

  1. Nisâ 148

    Allah, zulme uğrayanın dile getirmesi dışında, çirkin sözün açıklanmasını sevmez. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

  2. Nisâ 149

    Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz, yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki), Allah da çok affedicidir, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

  3. 150–151

    (150-151) Şüphesiz, Allah'ı ve peygamberlerini inkar edenler, Allah'a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler, "(Peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkar ederiz" diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçekten kafirlerdir. Biz de kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

  4. Nisâ 152

    Allah'a ve peygamberlerine iman edenler ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara gelince, işte onlara Allah mükafatlarını verecektir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

  5. Nisâ 153

    Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Musa'dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve "Allah'ı bize açıkça göster" demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa'ya apaçık bir güç ve yetki verdik.

  6. Nisâ 154

    Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle "Tur"u üzerlerine kaldırdık ve onlara, "Tevazu ile kapıdan girin" dedik. Yine onlara, "Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın" dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 151–152. ayetler için yazılmıştır.

152. “Allah'a ve peygamberlerine iman edip…” Bu ise Allah’ın kendi zatı hakkında haber verdiği her şeye, bütün peygamberlerin getirdikleri tüm haber ve hükümlere iman etmeyi kapsamaktadır. “onlardan birini diğerinden ayırmayanlara” aksine onların hepsine iman edenlere “gelince” işte gerçek iman ve kat’i delile dayanan kesin bilgi budur. İşte “Allah, onlara mükafatlarını verecektir” imanlarının ve imana bağlı olarak işledikleri salih amellerin, güzel sözlerin ve güzel ahlakın karşılığını vererek onları mükâfatlandıracaktır. Bu da herkesin durumuna uygun bir şekilde olacaktır. Nitekim “mükafatlar” kelimesinin onlara izafe edilmesindeki sır da bu olsa gerektir.

“Allah Ğafûrdur” kötülükleri bağışlar, affeder; “Rahîmdir” merhametiyle iyilikleri kabul buyurur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bu yol üzerinde gidenler işte onlar gerçek kâfirlerdir. Şüphesiz resullerin hepsini veya bazılarını inkâr eden, Allah'ı ve resullerini inkâr etmiş olur. Kâfirlere kıyamet gününde küçük düşürücü bir azap hazırladık. Bu da Allah'a ve resullerine iman etmekte kibirli davranmalarından dolayı onları cezalandırmak içindir.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte
  2. هُمُ humu onlar
  3. ٱلْكَـٰفِرُونَ l-kafirune kafirlerdir kök: كفر
  4. حَقًّۭا ۚ hakkan gerçek kök: حقق
  5. وَأَعْتَدْنَا ve ea'tedna biz de hazırlamışızdır kök: عتد
  6. لِلْكَـٰفِرِينَ lilkafirine kafirlere kök: كفر
  7. عَذَابًۭا azaben bir azab kök: عذب
  8. مُّهِينًۭا muhinen alçaltıcı kök: هون

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عتد (16 geçiş) · Aynı kök: هون (26 geçiş)

    Bunlar cimrilik eden, insanlara da cimriliği emreden ve Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği nimeti gizleyen kimselerdir. Biz de o nankörlere…

  • Aynı kök: عتد (16 geçiş)

    Yoksa (makbul) tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, "İşte ben şimdi tövbe ettim" diyen kimseler ile kafir…

  • Aynı kök: عتد (16 geçiş)

    (160-161) Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları, insanların…

  • Aynı kök: هون (26 geçiş)

    Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah'ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne…

  • Aynı kök: هون (26 geçiş)

    İnkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin, sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz, onlara ancak günahları artsın diye…

  • Aynı kök: هون (26 geçiş)

    Kim de Allah'a ve Peygamberine isyan eder ve O'nun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu ebedi kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İşte onlar gerçek kâfirlerdir. Biz, kâfirler için küçük düşürücü bir azap hazırlamış (olacağız).

Mustafa İslamoğlu

işte gerçekten kafir olanlar bunlardır ve Biz kafirler için alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

Muhammed Esed

işte bunlar hakikati inkar edenlerdir ve biz hakikati inkar edenler için aşağılayıcı bir azap hazırlamışızdır.

Ahmed Hulusi

İşte onlar gerçeği tümüyle inkar edenlerin ta kendileridir. Hakikati inkar edenler için aşağılayıcı bir azap hazırladık.

Ali Bulaç

İşte bunlar, gerçekten kafir olanlardır. Kafirlere aşağılatıcı bir azab hazırlamışızdır.

Ali Özek ve heyeti

işte gerçekten kâfirler bunlardır ve biz kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

Ali Rıza Safa

Gerçek nankörler, işte onlardır. Nankörler için, zaten aşağılayıcı bir ceza hazırladık.

Bayraktar Bayraklı

- Allah'ı ve peygamberlerini inkar edenler, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isteyenler, "Kimine inanırız, kimini inkar ederiz" diyenler, inanmakla inkarın arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçek kafirlerdir. Biz de kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

Edip Yüksel

İşte bunlar gerçek inkarcılardır. İnkarcılar için acıklı bir azap hazırlıyoruz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İşte bunlar gerçek inkarcılardır. İnkarcılar için acıklı bir azap hazırlıyoruz

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İşte onlar, gerçek kafirlerdir, Biz de kafirler için alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte bunlar hakka kafirdirler, biz de kafirler için mühin bir azab hazırlamışızdır

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İşte onlar gerçekten, Kafirlerdir dipnot 1 . Biz de Kafirlere alçaltıcı bir azap hazırladık.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İşte onlar gerçekten, gerçeği yalanlayan nankörlerdir. Biz de gerçeği yalanlayan nankörlere, alçaltıcı bir azap hazırladık.

Gültekin Onan

İşte bunlar, gerçekten kafirlerdir. Kafirlere aşağılayıcı bir azab hazırlamışızdır.

Hasan Basri Çantay

(150-151) Allahı ve peygamberlerini inkarederek kafir olan,bir de Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak istiyen (Allaha inanıb peygamberlerine inanmayan), "(Bunlardan) kimine inanırız, kimini inkar ederiz" diyen ve böylece (küfr ile iman) arasında bir yol tutmıya yeltenen kimseler (yok mu?) işte onlar gerçek kafirlerin ta kendileridir. Biz o kafirlere hor ve hakir edici bir azab hazırlamışızdır.

İbni Kesir

İşte onlar; gerçekten kafir olanlardır. Kafirlere alçaltıcı bir azab hazırlamışızdır.

Mehmet Alagaş

(150-152) Allah’ı ve Resulünü yok sayanlar /görmezden gelenler Allah ve Resulünün arasını açmak / ayırmak isterler , bazısına iman ederiz bazısına kesin bir şey diyemeyiz / inkâr ederiz diyorlar, böylesine ara bir yol edinmek istiyorlar. (Ne bilelim canım, belki de Allah başka türlü söylüyordur inkarını / belirsizliğini oluştururlar) İşte onlar gerçekten kafirdirler. Kafirler için aşağılayıcı / onur kırıcı bir azap hazırladık, Allah’a ve Resulüne iman edenler ise onların arasında bir fark görmezler. / onların aralarını ayırmazlar, işte onlara ileride ücretlerini / ödüllerini verecektir, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

İşte onlar, gerçekten kâfirdirler. Bu kâfirler için rezil edici bir azap hazırladık.

Süleyman Ateş

İşte onlar gerçek kafirlerdir. Biz de kafirlere alçaltıcı bir azab hazırlamışızdır!

Süleymaniye Vakfı

İşte asıl kafirler onlardır. O kafirlere alçaltıcı bir azap hazırladık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İşte gerçek kafirler onlardır. O kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

Şaban Britch

İşte onlar, gerçekten kâfirdirler. Bu kâfirler için rezil edici bir azap hazırladık.

Şaban Piriş

İşte onlar, gerçekten kafirdirler. Bu kafirler için rezil edici bir azap hazırladık.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte bunlar gerçek kafirlerdir. Ve biz, kafirler için yere batırıcı bir azap hazırladık.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

These and such persons are the infidels indeed, and We have. prepared for the infidels who deny the truth and intentionally assert what is false a condign and humiliating punishment.

Abdul Haleem

they are really disbelievers: We have prepared a humiliating punishment for those who disbelieve.

Abdullah Yusuf Ali

They are in truth (equally) unbelievers; and we have prepared for unbelievers a humiliating punishment.

Abul A'la Maududi

It is they, indeed they, who are, beyond all doubt, unbelievers; dipnot 1 and for the unbelievers We have prepared a humiliating chastisement.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Insofar as being an unbeliever is concerned, there is no difference between (1) those who believe neither in God nor in the Prophets, (2) those who believe in God but not in the Prophets, and (3) those whobelieve in some Prophets but reject others.

Aisha Bewley

such people are the true kuffar. We have prepared a humiliating punishment for the kuffar.

Al-Hilali & Khan

They are in truth disbelievers. And We have prepared for the disbelievers a humiliating torment.

Ali Quli Qarai

—it is they who are truly faithless, and We have prepared for the faithless a humiliating punishment.

Amatul Rahman Omar

It is these who are veritable disbelievers and We have prepared a humiliating punishment for such disbelievers.

Arthur John Arberry

those in truth are the unbelievers; and We have prepared for the unbelievers a humbling chastisement.

Bijan Moeinian

they are indeed disbelievers and there is an awful punishment in reserve for the disbelievers.

E. Henry Palmer

these are the misbelievers, and we have prepared for misbelievers shameful woe!

Edip-Layth

These are the true ingrates; and We have prepared for the ingrates a humiliating retribution.

George Sale

these are really unbelievers: And we have prepared for the unbelievers an ignominious punishment.

Hamid S. Aziz

These are the disbelievers, and We have prepared for disbelievers shameful woe!

Mahmoud Ghali

Those are they (who are) truly the disbelievers; and We have readied for the disbelievers a degrading torment.

Marmaduke Pickthall

Such are disbelievers in truth; and for disbelievers We prepare a shameful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

Are verily the real unbelievers. And We have reserved for unbelievers an ignominious punishment.

Muhammad Asad

it is they, they who are truly denying the truth: and for those who deny the truth We have readied shameful suffering.

Mustafa Khattab

they are indeed the true disbelievers. And We have prepared for the disbelievers a humiliating punishment.

Progressive Muslims

These are the true rejecters; and We have prepared for the rejecters a humiliating retribution.

Rashad Khalifa

these are the real disbelievers. We have prepared for the disbelievers a shameful retribution.

Sahih International

Those are the disbelievers, truly. And We have prepared for the disbelievers a humiliating punishment.

Sam Gerrans

It is they who are the false claimers of guidance in truth; and We have prepared for the false claimers of guidance a humiliating punishment.

Shabbir Ahmed

Such are the real disbelievers. And for deniers of the Truth We have readied a humiliating retribution.

Syed Vickar Ahamed

They are, in truth disbelievers. And We have prepared for Unbelievers a humiliating Punishment.

Taqi Usmani

- those are the disbelievers in reality, and We have prepared a humiliating punishment for the disbelievers.

The Monotheist Group

These are the true rejecters; and We have prepared for the rejecters a humiliating retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 151. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 151. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 151. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩