Diyanet İşleri
Yoksa (makbul) tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, "İşte ben şimdi tövbe ettim" diyen kimseler ile kafir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır.
Nisâ suresi
Nisâ suresi, 18. ayet. وَلَيْسَتِ ٱلتَّوْبَةُ لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ حَتَّىٰٓ إِذَا حَضَرَ أَحَدَهُمُ ٱلْمَوْتُ قَالَ إِنِّى تُبْتُ ٱلْـَٰٔنَ وَلَا ٱلَّذِينَ يَمُوتُونَ وَهُمْ كُفَّارٌ أُو۟لَٰٓئِكَ أَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
veleyseti-ttevbetü lilleẕîne ya`melûne-sseyyiât. ḥattâ iẕâ ḥaḍara eḥadehümü-lmevtü ḳâle innî tübtü-l'âne vele-lleẕîne yemûtûne vehüm küffâr. ülâike a`tednâ lehüm `aẕâben elîmâ.
Yoksa (makbul) tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, "İşte ben şimdi tövbe ettim" diyen kimseler ile kafir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Fuhuş cezası, tövbe ve kadın hakları Nisâ 15–22 3
Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlar hakkında bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde tutun (dışarı çıkarmayın).
Sizlerden fuhuş (zina) yapanların her ikisini de incitip kınayın. Eğer onlar tövbe edip ıslah olurlarsa, onları incitip kınamaktan vazgeçin. Çünkü Allah, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah, bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Yoksa (makbul) tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, "İşte ben şimdi tövbe ettim" diyen kimseler ile kafir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır.
Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. Açık bir hayasızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.
Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz, öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. İftira ederek ve açık günaha girerek mi verdiğinizi geri alacaksınız?
Hem, siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken, onu nasıl (geri) alırsınız?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 17–18. ayetler için yazılmıştır.
17-18. Allah’ın kullarının tevbesini kabul etmesi iki türlüdür: Birisi kullarını tevbe etmeye muvaffak kılması, diğeri ise kulunun tevbe etmesinden sonra o tevbeyi kabul etmesidir. Şanı Yüce Allah burada, bir lütfu ve cömertliği olarak kabul etmeyi üzerine bir hak olarak takdir ettiği tevbenin mahiyetini bize haber vermektedir. Bu tevbe “kötülüğü” yâni günahları “cehaletle” işleyenlerin tevbesidir. Günahın cehaletle işlenmesi, kişinin o günahın âkıbetini, Allah’ın gazap ve cezasını gerektirdiğini; ayrıca Allah’ın kendisini görüp gözettiğini ve sonunda bu günahın imanını eksilteceğini ya da yok edeceğini bilmemesidir. Bu itibarla günah işleyen herkes -o günahın haram olduğunu bilse dahi- cahildir. Hatta onun haram olduğunun bilinmesi cezayı gerektiren bir günah sayılması için şarttır.
“Sonra da çarçabuk tevbe eden kimseler” buyruğunun şu anlamda olma ihtimali vardır: Ölümü görmeden önce tevbe eden kimseler... İşte Yüce Allah kul kesin olarak öleceğini ve azap göreceğini anlamadan önce tevbe edecek olursa tevbesini kabul eder. Ölüm halinde ise isyankârların tevbeleri de kâfirlerin dönüşleri de kabul olunmaz. Nitekim Yüce Allah Firavun hakkında şöyle buyurmaktadır: “Nihâyet boğulacağı anda şöyle dedi: İsrailoğullarının iman ettiğinden başka bir ilâhın olmadığına inandım, ben de müslümanlardanım.” (Yunus, 10/90) Bir başka yerde de Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Onlar bizim azabımızı gördüklerinde: Bir olarak Allah’a inandık, O’na eş tutmakta olduğumuz şeyleri de inkâr ettik, dediler. Ama bizim azabımızı gördüklerinde imanları onlara fayda vermedi. Bu Allah’ın kulları hakkında geçerli olagelen sünneti/kanunudur.” (el-Mümin, 40/85)
Burada da şöyle buyurmaktadır: “Yoksa kötülükleri işleyip de” yâni küfrün dışındaki günahları işlemeye devam edip “nihâyet onlardan birine ölüm gelip çattığında: Ben şimdi tevbe ettim diyenlerin ve kâfir olarak ölenlerin tevbesi (geçerli) değildir. İşte biz onlar için çok acıklı bir azap hazırlamışızdır.” Çünkü böyle bir durumda yapılan tevbe, zoraki bir tevbedir. Bu tevbenin de sahibine hiçbir faydası yoktur. Zira ancak gönülden yapılan tevbe fayda verir.
Yüce Allah’ın: “Sonra da çarçabuk tevbe eden” ifadesinin şu anlama gelme ihtimali de vardır: Tevbe etmeyi gerektiren günahı işlemelerinden kısa bir süre sonra tevbe edenlerinki... Bu durumda anlam şöyle olur: Bir kimse günahı işledikten itibaren elini çabuk tutarak o işten vazgeçmeyi kararlaştırıp Yüce Allah’a döner ve bundan dolayı pişman olursa, şüphe yok ki Allah onun tevbesini kabul eder. Bu ise günahını sürdürüp devam ettiren, kusurları üzere ısrar eden kimsenin durumundan farklıdır. Böyle bir kimsenin işlediği bu günahlar sonunda kendisinde kalıcı birer nitelik halini alır ve artık onun tam anlamıyla tevbe etmesi çok zor olur. Çoğunlukla da tevbe etmeye muvaffak kılınmaz ve tevbenin sebepleri ona kolaylaştırılmaz. Tıpkı bile bile kötülük işleyen ve Allah’ın kendisini görmesine aldırış etmeyen kimsenin kötülük işlemesi gibi. Böyle bir kimse kendi yüzüne karşı rahmet kapılarını kapatmış olur.
Evet, Yüce Allah, kasten ve kesin bilgisine rağmen günahlar üzere ısrar edip duran kulunu, geçmiş bütün günahlarını ve suçlarını kendisi sebebi ile sileceği faydalı bir tevbeye muvaffak kılması mümkündür. Fakat bu ilâhi rahmet ve tevfik böyle olmayan kişiye daha yakındır. Bundan dolayı bir önceki âyet-i kerime: “Allah hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir” diye sona ermektedir. Şanı Yüce Allah kimin samimi olarak tevbe ettiğini ve kimin tevbesinin de sahte olduğunu çok iyi bilir. O bakımdan herkese hikmetine uygun olarak hak ettiği şekilde karşılık verir. Yine hikmet ve rahmetinin tevbeye muvaffak kılınmasını gerektirdiği kimseyi tevbeye muvaffak kılması da hikmetinin bir parçasıdır. Hikmet ve adaletinin tevbeye muvaffak kılmamayı gerektirdiği kimseyi de böyle bir muvaffakiyetten mahrum bırakır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Allah günahında ısrar eden kimsenin tevbesini kabul etmez. Onlar ölüm döşeğinin sıkıntısını çekmeden günahlarından tevbe etmezler. O esnada onlardan biri: "Ben şimdi işlemiş olduğum günahlardan dolayı tevbe ettim" der. -Aynı şekilde- Yüce Allah bu şekilde küfründe ısrar ederek ölen kimselerin tevbesini de kabul etmez. Onlar günahlarında ısrar eden asilerdir. Ve küfürleri üzerine ölen kimseler için elem verici azap hazırladık
Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin…
Aynı kök: حضر (25 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş)
Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…
Aynı kök: حضر (25 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette…
Aynı kök: حضر (25 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm
Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde…
Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: الم (75 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
Hacc-ı ekber gününde, Allah ve Resulünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resulü, Allah'a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz,…
Aynı kök: توب (87 geçiş) · Aynı kök: الم (75 geçiş) · Ortak kavram: Tevbe
Bir şey söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkar ettiler. Ayrıca…
Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm
Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem…
Aynı kök: عتد (16 geçiş) · Aynı kök: الم (75 geçiş)
(160-161) Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları, insanların…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kötülükleri (sürekli) yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca "Ben şimdi tevbe ettim." diyenler ile kâfir olarak ölmekte olanlar için (kabul edilecek) tevbe yoktur. dipnot 1 Onlar için acı bir azap hazırlamış (olacağ)ız.
Oysa ne ölüm gelip çatıncaya kadar (ısrarla) günah işlemeyi sürdürerek son anda "İşte şimdi tevbe ediyorum!" diyen birinin tevbesi kabul görecektir, ne de inkarında direnerek ölenlerin tevbeleri... İşte onlar kendilerine acıklı bir azap hazırladığımız kimselerdir.
Oysa ne ölüm anına kadar kötülük işleyip duran, ama o an gelip çattığında "Şimdi tevbe ediyorum!" diyenlerin tevbesi kabul edilecektir, ne de hakikat inkarcısı olarak ölenlerin; Biz, işte böylelerine şiddetli bir azap hazırlamışızdır.
Yoksa hayatı kötülük yapmakla geçip de, ölüm anı gelince "İşte şimdi tövbe ettim" diyenin tövbesi yoktur! Hakikati inkar ederek yaşayıp, son nefeste tövbe edenlere de yoktur! İşte onlar için feci azap hazırlamışızdır.
Tevbe; ne, kötülükleri yapıp edip de onlardan birine ölüm çatınca: "Ben şimdi gerçekten tevbe ettim" diyenler, ne de kafir olarak ölenler için değil. Böyleleri için acı bir azab hazırlamışızdır.
Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca «Ben şimdi tevbe ettim» diyenler ile kâfir olarak ölenler için (kabul edilecek) tevbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır.
Sürekli kötülük yapan ve ölüm geldiğinde, "Şu anda gerçekten pişman oldum!" diyenler için değil; nankör olarak ölenler için de değil. İşte onlar için, acı bir ceza hazırladık.
Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da, içlerinden birine ölüm gelip çatınca;"Ben şimdi tövbe ettim" diyenlerle, kafir olarak ölenler için, kabul edilecek tövbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırladık.
Sürekli kötülük işleyen ve kendilerini ölüm yakalayınca, "Ben artık tövbe ettim" diyenlerin tövbesi geçersizdir. İnkarcı olarak ölenlerin de tövbesi geçersizdir. Onlar için acıklı bir azap var. dipnot 1
Sürekli kötülük işleyen ve kendilerini ölüm yakalayınca, 'Ben artık tövbe ettim,' diyenlerin tövbesi geçersizdir. İnkarcı olarak ölenlerin de tövbesi geçersizdir. Onlar için acıklı bir azap var.
Yoksa günahları yapıp yapıp da her birine ölüm gelince: "İşte ben, şimdi tevbe ettim." diyenlerin ve kafir olarak ölenlerin pişmanlığı fayda etmez. İşte onlara, elim bir azap hazırlamışızdır.
Yoksa kabahatleri yapıb yapıb da ta her birine ölüm gelince işte ben şimdi tevbe ettim diyen kimselere tevbe yok, kafir oldukları halde ölenlere de yok, bunlar işte bunlara biz elim bir azab hazırlamışızdır.
Kötülük yapıp da kendilerine ölüm gelip çatınca, "Ben şimdi tevbe ettim." diyenlerin ve Kafir olarak ölenlerin tevbeleri geçersizdir. İşte onlara can yakıcı bir azap vardır.
Kötülük yapıp da kendilerine ölüm gelip çatınca, "Ben şimdi tevbe ettim." diyenlerin ve Kafir dipnot 1 olarak ölenlerin tevbeleri geçersizdir. İşte onlara can yakıcı bir azap vardır.
Kötülük yapıp da, ölüm gelip çatınca, "Ben şimdi tövbe ettim." diyenlerin ve gerçeği yalanlayıp nankör olarak ölenlerin tövbeleri geçersizdir. İşte onlara can yakıcı bir azap vardır.
Tevbe; ne, kötülükleri yapıp edip de onlardan birine ölüm çatınca: "Ben şimdi gerçekten tevbe ettim" diyenler, ne de kafir olarak ölenler için değil. Böyleleri için acı bir azab hazırlamışızdır.
(Yoksa makbul olan o tevbe), kötülükleri yapıb yapıb da onlardan (ya'ni böyle yapanlardan) her hangi birine ta ölüm gelince: "Ben şimdi hakıykaten tevbe etdim" diyenlerin tevbesi değil. Kendileri kafir olarak öleceklerin (tevbesi) de değil. Onlar (öyle iste). Biz onlar için pek acıklı bir azab hazırlamışızdır.
Kötülükleri işleyip dururken, ölüm gelip çatınca: Şimdi işte gerçekten tevbe ettim, diyenlerin ve kafir olarak ölenlerin tevbesi kabul değildir. İşte onlar için, elem verici bir azab hazırlamışızdır.
(17-18) Allah’ın kabul ettiği vazgeçiş, kötülüğü cehaletten işlemenin ardından hemencecik yapılan vazgeçmedir. İşte onların Allah tövbelerini kabul eder, Allah, bilendir, hâkimdir. Ölüm vakti geldiğinde şimdi vazgeçtim diyenin bilerek ve devamlı işlenen kötülük tövbesi kabul değildir, Ayrıca kafir olarak vefat edenin de vazgeçmesi kabul değildir , işte onlara acıtıcı bir azap hazırladık. (SÛE: Cehaletten işlenen tek seferlik kötülük SEYYİE: Bilerek ve uzun süreli hatta ölünceye kadar devamlı işlenen kötülük)
Yoksa (makbul) tevbe, kötülükleri (günahları) işleyip de kendisine ölüm gelip çatınca, “İşte ben şimdi tevbe ettim” diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerinki değildir. Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır.
Yoksa kötülükler yapıp yapıp da nihayet kendilerine ölüm gelip çatınca: "Ben şimdi tevbe ettim" diyenlere ve kafir olarak ölenlere tevbe (af) yoktur. Onlar için acı bir azab hazırlamışızdır!
Kötülükleri işlemeye devam eden, ölüm gelip çatınca da "Ben şimdi tövbe ettim!" dipnot 1 diyenler ile kafir olarak ölenlerin tövbesi, Allah'ın kabul edeceği tövbe değildir. dipnot 2 Biz onlar için acıklı bir azap hazırladık.
Kötülükleri işlemeye devam eden, ölüm çatınca da "Ben şimdi tevbe ettim" diyenlerin tevbesi, tevbe değildir. Kafir olarak ölenlerin tevbesi de tevbe değildir. Onlar için acıklı bir azap hazırlamışızdır.
Ölüm gelip çatana kadar günah işleyip de tam o zaman: Ben şimdi tevbe ediyorum, diyenlerin tevbesi, tevbe değildir. Kâfir olarak ölenlerin tevbesi de yoktur. Onlara acıklı bir azap hazırladık.
Ölüm gelip çatana kadar günah işleyip de tam o zaman: -Ben şimdi tevbe ediyorum, diyenlerin tevbesi, tevbe değildir. Kafir olarak ölenlerin tevbesi de yoktur. Onlara acıklı bir azap hazırladık.
Yoksa, kötülükleri yapıp yapıp da her birine ölüm geldiğinde, "işte şimdi tövbe ettim" diyenler için tövbe yoktur. Küfre batmış olarak ölenlere de tövbe yoktur. Böylelerine biz korkunç bir azap hazırladık.
But in no case shall Allah take upon Himself to accept the repentance of those who consume their life in wrong - doing until the encounter with death when each of then will says: "Now do I repent, " nor of those who are caught in the Jaws of death with minds captivated in disbelief. Such persons shall be denied Allah's forgiveness, and We have prepared for them a condign punishment.
It is not true repentance when people continue to do evil until death confronts them and then say, ‘Now I repent,’ nor when they die defiant: We have prepared a painful torment for these.
Of no effect is the repentance of those who continue to do evil, until death faces one of them, and he says, "Now have I repented indeed;" nor of those who die rejecting Faith: for them have We prepared a punishment most grievous.
But of no avail is repentance of those who do evil until death approaches any one of them and then he says: 'Now I repent.' Nor is the repentance of those who die in the state of unbelief of any avail to them. For them We have kept in readiness a painful chastisement. dipnot 1
There is no tawba for people who persist in doing evil until death comes to them and who then say, ‘Now I make tawba,’ nor for people who die kafir. We have prepared for them a painful punishment.
And of no effect is the repentance of those who continue to do evil deeds until death faces one of them and he says: "Now I repent;" nor of those who die while they are disbelievers. For them We have prepared a painful torment.
But [acceptance of] repentance is not for those who go on committing misdeeds: when death approaches any of them, he says, ‘I repent now. ’ Nor is it for those who die while they are faithless. For such We have prepared a painful punishment.
But repentance is of no avail to those who go on doing evil deeds until, when death visits one of them, he says, `I do repent now,' nor it is of any use to those who die whilst they are disbelievers. It is for such people that We have prepared a woeful punishment.
But God shall not turn towards those who do evil deeds until, when one of them is visited by death, he says, 'Indeed now I repent,' neither to those who die disbelieving; for them We have prepared a painful chastisement.
Repentance is not accepted from those who persist in committing sins and use their last breath asking for forgiveness [like Pharaoh who said I submit myself to God while he was being drowned in the Red Sea]. Repentance is not accepted of those who die while not believing in God; I God) have prepared a painful punishment for the latter.
His turning again is not for those who do evil, until, when death comes before one of them, he says, 'Now I turn again;' nor yet forth those who die in misbelief. For such as these have we prepared a grievous woe.
There will be no repentance for those who commit sin until death comes upon one of them, then he says, "I repent now!" Nor there will be repentance for those who die while they are ingrates. To those We have prepared a painful retribution.
But no repentance shall be accepted from those who do evil until the time when death presenteth it self unto one of them, and he saith, verily I repent now; nor unto those who die unbelievers: For them have we prepared a grievous punishment.
His forgiveness is not for those who do evil until death approaches and then he says, "Now I repent", nor yet for those who die faithless. For such We have prepared a grievous woe.
And relenting is not for the ones who do odious deeds until, when death is present to one of them, he says, "Surely now I repent, " neither (for) the ones who die (while) they are steadfast disbelievers; for those We have readied a painful torment.
The forgiveness is not for those who do ill-deeds until, when death attendeth upon one of them, he saith: Lo! I repent now; nor yet for those who die while they are disbelievers. For such We have prepared a painful doom.
But (He does not accept) the repentance of those who continue indulging in evil until death draws near and they say: "We now repent;" nor of those who die disbelieving. For them We have a grievous retribution in wait.
whereas repentance shall not be accepted from those who do evil deeds until their dying hour and then say, "Behold, I now repent"; nor from those who die as deniers of the truth: it is these for whom We have readied grievous suffering.
However, repentance is not accepted from those who knowingly persist in sin until they start dying, and then cry, "Now I repent!" nor those who die as disbelievers. For them We have prepared a painful punishment.
And there will be no repentance for those who commit sin until death comes upon one of them, then he says: "I repent now!", nor for those who die while they are disbelievers. To those We have prepared a painful retribution.
Not acceptable is the repentance of those who commit sins until death comes to them, then say, "Now I repent." Nor is it acceptable from those who die as disbelievers. For these, we have prepared a painful retribution.
But repentance is not [accepted] of those who [continue to] do evil deeds up until, when death comes to one of them, he says, "Indeed, I have repented now," or of those who die while they are disbelievers. For them We have prepared a painful punishment.
And acceptance of repentance is not for those who do evil deeds — when death has come to one of them, he says: “I repent now,” — nor is it for those who die as atheists; for those We have prepared a painful punishment.
The forgiveness is not for those who commit transgressions until death comes to one of them and he says, " Behold, I repent now. " (They have no time to make mends). Nor is the forgiveness for those who die as deniers of the Truth. We have prepared an awful suffering for them.
And the repentance of those who continue to do evil deeds is of no effect, until death faces one of them, and he says, "Now have I repented indeed," nor of those who die rejecting Faith: For them We have prepared a punishment most painful.
The relenting is not for those who do the evil deeds, until when the time of death approaches one of them, he says, "Now I repent", nor for those who die while they are still disbelievers. For them We have prepared a painful punishment
And there will be no repentance for those who commit sin then when death comes upon any one of them he says: "I repent now!" Nor for those who die while they are rejecters. For those We have prepared a painful retribution.